22 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 22
Master Thesis Türk-çin Siyasal ve Ekonomik İlişkilerinin Türkiye Ekonomisine Etkileri(2019) Şatana, Çağrı Ceren; Ülker, Halil İbrahimTürklerin, tarih boyunca Çin ile ekonomik ve siyasi ilişkileri olmuştur. Çin'in birçok açıdan çeşitli büyüklüklere sahip olması dünya için hem bir fırsat hem de bir tehdit olarak algılanmıştır. Ekonomik yönüyle büyük bir pazar olması Çin'i, diğer ülkeler karşısında cazip hale getirmektedir. Çin sosyalist piyasa ekonomisi olarak adlandırılan kendine özgü bir ekonomik modele sahiptir. Pragmatik açıdan en üst düzeyde faydaya odaklı bu model Çin'i dünya karşısında sürekli avantajlı hale getirmiştir. Türkiye'nin 1995'li yıllar sonrasında Çin ile olan dış ticaretindeki canlanma zamanla Türkiye ekonomisinin aleyhine dönmüştür. Özellikle Çin'in ulusal parasını devalüe etmesi diğer tüm ülkeler gibi Türkiye'yi de dış ticaret açısından olumsuz etkilemiştir. Zaman içerisinde ucuz malların en büyük tedarikçisi olan Çin, Türkiye'nin ithalat artışlarında en çok öne çıkan ülke olmuştur. Ülke ekonomisi için orta ve uzun vadede dış ticaret açığı diğer bir deyişle ödemeler dengesindeki bozukluk önemli bir konudur. Türkiye'nin sahip olduğu avantajları kullanarak Çin ile olan dış ticaretinde kazançlı çıkması için firmaların devlet desteğine ihtiyacı vardır. Ayrıca dış ticarette etkin rol oynayan Türk firmalarının yapılan ekonomik faaliyette Türkiye'nin kazançlı çıkması için önceliklerini gözden geçirmesi gerekmektedir.Master Thesis Afrika'da Çin ve Batı Arasındaki Rekabetin Artırılması(2018) Assefa, Feven Zewdıe Assefa Feven Zewdıe; Ünal, HasanAfrika yıllarca geleneksel ve geleneksel olmayan güçler arasındaki rekabetin ortasında yer aldı. Bunun nedenleri, Afrika'nın jeopolitik ve coğrafi önemi, hammadde zenginliği ve ucuz işgünün bir fırsat olarak düşünülmesidir. Başlangıçta Avrupalılar Afrika kıtasına yönelik olumsuz görüşlere sahipken, zamanla kıtanın sahip olduğu zenginliklerin farkına vardılar ve kıtayı sömürgeleştirmeye başladılar. Ancak bugün, eski Avrupa güçlerinden gelen sömürgelerin sona ermesine rağmen, bu sürece geleneksel olmayan güçlerin de eklenmesiyle birlikte yeni bir sömürge dönemi başlamış oldu. Son yıllarda Afrika'daki önemini artıran ve küresel arenada pek çok kişinin merceğinde olan ülkelerden birisi de Çin'dir. Bu kapsamda Çin Afrika kıtasındaki politikasını 'kazan kazan stratejisi' çerçevesinde değerlendirmekte ve bunu ilahi bir güç olarak görmektedirler. Ancak, bu tez belirtilen durumun aksine, Çin'in yükselişinin ve uyguladığı stratejilerin geleneksel güçlerin yükselişi ve uyguladığı stratejilerle pek çok benzerliğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, tezde farklı dili, kültürü, politik ideolojisi ve kabileleri olan ve elli dört bağımsız devletten oluşan Afrika kıtasının tümü için tespit yapılması için, Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki Çin'in ve Batı'nın politikaları ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Batı, Çin, Afrika, Güney Afrika Cumhuriyeti, sömürgecilikArticle Contesting the EU? China's Engagement With Türkiye and the Western Balkans(Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2025) Yilmaz, GozdeThe EU has been challenged as a norm exporter both internally and externally in recent years. However, studies focused on the external dimensions of this contestation, such as the rise of China, have remained limited in the literature to date. This article accordingly explores the external dimensions of EU contestation by examining the case of Chinese engagement with T & uuml;rkiye and the Western Balkan countries in the 2010s and 2020s. It is argued that despite the EU's long engagement as a norm exporter in the aforementioned countries, its hesitant approach to enlargement opened the gates to China as an alternative gravity centre for these countries. China filled the space left empty by the EU and increased its cooperation with T & uuml;rkiye and the Western Balkan countries. As a result, Chinese influence has become a reality, contesting the EU as a norm exporter in its own neighbourhood.Master Thesis Balochistan'ın Değişen Jeopolitik Önemi: Gwadar Limanı'nın ve Çin-pakistan Ekonomik Koridoru'nun (ipek Yolu) Örnek Bir Araştırması(2017) Hussain, Muzaffir; Karasar, Hasan AliBu çalışmada, Belucistan'ın jeopolitik önemi, birer mega proje olarak nitelendirilen Gwadar Limanı ve Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru bağlamında incelenmektedir. Buna ilaveten, Çin'in Pakistan'nın Gwadar Limanı'ndaki varlığından kaynaklanan değişen bölgesel ittifak sisteminin etkilerine de değinilecektir. Belucistan'ın Hint Okyanusu, Basra Körfezi ve Umman Denizi arasında bir kavşak noktası olması ve bu bölgenin deniz üzerinden enerji ticaretinin en yoğun olduğu bölge olmasına istinaden Belucistan'ın değişen jeopolitik önemi, Çin'in son yıllarda buraya olan ilgisini arttırmaktadır. Çünkü bir ülkenin coğrafi konumu, siyasi ve insanlık tarihi boyunca önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca, devletlere iç ve dış politikalarını oluşturmalarında her daim yardımcı olmuştur. Çin, belirli çıkarlar gözetmektedir. Çin'in Güney Asya'da artan ilgisi, bölgenin jeopolitik önemi hakkındaki tartışmaları da tetiklemektedir. Bölgede daha etkin bir rol edinebilmek adına Çin, Pakistan ile multi milyar dolarlık bir anlaşma imzalamıştır. Bu çalışmada ayrıca, Çin'in Pakistan'daki artan varlığının bölgesel güç dengesi politikalarına etkilerinin yanı sıra, Gwadar Limanı ve Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru'nun gelişimiyle ilgili yerel ve ulusal rezervler deincelenecektir.Article Citation - WoS: 1From Partners To Rivals: Normative Power Europe Meets Normative Power China(International Relations Council of Turkey, 2025) Sahin, Gözde YilmazThe European Union (EU) has been promoting its norms, values, and rules for decades. However, in the current international environment, the EU’s normative power is not being received well outside the EU, particularly in reference to the growing power of illiberal states. Within that context, this study explores EU-China relations across time and unpacks the position of normative power Europe towards China and the Chinese response. The study foregrounds the fruitless attempts of the EU to project its transformative power onto China and the growing resistance by China against this, which it expresses by presenting itself to the West as an alternative power with an alternative understanding of international politics.Master Thesis Asya Ekseni Stratejisi ve Abd'nin Çin'e Yönelik Çevreleme Politikası(2021) Ayyıldız, Emine Elif; Yılmaz, Gözdeİkinci Dünya Savaşı ardından meydana gelen çift kutuplu uluslararası sistemde Amerika Birleşik Devletleri, hegemonyasını sürdürmek, çıkarlarını korumak ve güvenliğini sağlamak amacıyla Sovyetler Birliği'nin yayılma eğilimine karşı geliştirilen çevreleme politikası olarak adlandırılan stratejisiyle Sovyet tehdidini sınırlandırmak amacıyla birçok dış politika aracı kullanmıştır. Sovyet tehdidi ardından 1990'lar itibariyle Asya-Pasifik bölgesinde hızla yükselen Çin, 11 Eylül olayları, Irak ve Afganistan işgali ile artan savunma harcamaları dolayısıyla ekonomik kriz yaşayan ABD tarafından yeni bir tehdit olarak görülmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, ABD'nin Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'nin yayılmasını önlemek amacıyla uyguladığı çevreleme politikasına benzer bir şekilde 21. yüzyılda Asya Ekseni stratejisiyle yükselen Çin'e karşı yeni bir çevreleme politikasının uygulanmasını ve bunun detaylarını incelemektir.Master Thesis Kuşak ve Yol Girişimi: Cibuti ve Pakistan Örnekleri(2021) Osmanlı, Seyda Nur; Yıldırım, Nilgün EliküçükBu çalışma Çin Halk Cumhuriyeti tarafından başlatılan Kuşak ve Yol Girişimi'nin Çin Halk Cumhuriyeti dış politikası açısından hedeflerini ortaya çıkartmak için yapılmıştır. Bu nedenle Çin Halk Cumhuriyeti içerisindeki ekonomik ve siyasi koşullar çerçevesinde Kuşak ve Yol Girişimi'ni meydana getiren gelişmeler incelenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti ekonomisinin son yıllarda karşı karşıya kaldığı zorluklara Xi Jinping döneminde proaktif politikaların izlenerek çeşitli çözümler geliştirildiği görülmüştür. Nihayetinde çeşitli siyasi ve ekonomik sorunlara çözüm ihtiyacı ile başlatılan Kuşak ve Yol Girişimi Çin Halk Cumhuriyeti dış politikası için ekonomik ve siyasi kazanımları da beraberinde getirmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan çoklu durum çalışması (çoklu vaka çalışması) kullanılmıştır. Cibuti Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti iki durum olarak ele alınarak Kuşak ve Yol Girişimi hakkında derinlemesine araştırma yapılmıştır. Ele alınan vakaların her ikisinde de deniz haydutluğu, radikalizm, ayrılıkçılık gibi Çin Halk Cumhuriyeti açısından tehdit unsuru olan çeşitli güvenlik sorunlarının bulunduğu gözlemlenmiş ve bu güvenlik sorunları ile Kuşak ve Yol Girişimi arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkiler araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda Çin Halk Cumhuriyeti'nin Kuşak ve Yol Girişimi sayesinde ekonomik araçlar kullanılarak her iki vakada güvenlik sorunlarının üstesinden gelinmeye çalışıldığı saptanmıştır. Bu yöntemin Batı Kalkınma Stratejisi ile aynı yöntem ve amaçlara sahip olmasından hareketle Kuşak ve Yol Girişimi'nde uygulanan yöntemlerin Çin Halk Cumhuriyeti siyaseti açısından bir sürekliliği yansıttığı, bununla birlikte 'bağlantı' kavramı sayesinde özellikle liman bağlantıları aracılığıyla Çin Halk Cumhuriyeti'nin erişim alanının genişlediği saptanmıştır. Ayrıca pek çok farklı alanda 'Çin Standartları'nın elde edilmeye çalışıldığı ve bu standartların Kuşak ve Yol Girişimindeki altyapı yatırımlarında uygulandığı görülmüştür. Öte yandan Girişim'in çeşitli siyasi, coğrafi, hukuki ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğu ve girişimdeki projelerin şeffaflık ve saydamlık gibi çeşitli niteliklerden yoksun olduğu görülmüştür. Kuşak ve Yol Girişimi'nin başarıya ulaşarak yatırım alan ülkelerin refahına ve bölgesel refahlara katkı sağlaması ve Xi Jinping dönemi önemli politika formülasyonu olan Çin Rüyası'nın gerçekleşmesi için, Girişim'in önündeki yatırımların yapıldığı ülkelerdeki sorunlara yönelik çözümler geliştirilmesinin gerekli olduğu saptanmıştır.Master Thesis Çin-afrika İş Birliği: Afrika'nın Sürdürülebilir Kalkınması için Tehdit mi Yoksa Fırsat Mı(2021) Eriş, Baran Cihat; Yalvaç, FarukAfrika ülkeleri 1960'lı yıllarla birlikte kolonyal devletlerden bağımsızlıklarını kazanmaya başlamışlardır. Ancak o dönemden günümüze iç savaşlar, askeri darbeler, devlet otoritesi zayıflığı, ekonomik durgunluk ya da küçülme, altyapı yetersizliği, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği ve yoksulluk gibi politik, ekonomik ve sosyal istikrarsızlıklar yaşamış ve az gelişmişlik olgusunun merkezinde yer almışlardır. Afrika ülkelerinin yaşadıkları bu istikrarsızlıklar kıta vatandaşlarının yaşam kalitelerini olumsuz etkilediği gibi salgın hastalıkların yayılması, uluslararası terör ve suç unsurların kıtada yerleşip güçlenmesi ve kıta vatandaşlarının toplu göç hareketleri gibi küresel riskler de barındırmıştır. 21. yüzyılda küresel ekonomik bir güç haline gelen Çin ise 2000 yılında kıta ülkeleri ile Çin-Afrika İş Birliği Forumu (FOCAC) adı altında ekonomik, sosyal ve politik boyutları olan geniş kapsamlı bir iş birliğine başlamıştır. Otokratik yapısı ve ekonomiye devlet müdahalesi ile Batı ülkelerinden farklı bir kalkınma modeli izlemiş olan Çin'in FOCAC kapsamında Afrika ülkeleri ile iş birliğinin gittikçe yoğunlaşması ise, bu iş birliğinin Afrika ülkelerinin sürdürülebilir kalkınmaları nezdinde hem olumlu hem olumsuz yorumlara yol açmıştır. FOCAC kıtanın altyapı ihtiyaçlarını gidererek, eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerini iyileştirerek ve iş olanakları yaratarak Afrika ülkelerinin modernleşmesine katkı sunmaktadır. Ancak, iç meşruiyeti tartışmalı liderlere kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda destek olması, iş birliklerinde ağırlıklı olarak kendi stratejilerini uygulaması ve iç işlere karışmama ve iş birliği için politik ya da ekonomik koşullar öne sürmeme prensipleri; ulusal kimliğini oluşturamamış, vatandaş-devlet sosyal mutabakatını tesis edememiş ve kalkınma politikaları oluşturup uygulama konusunda zayıf kalan Afrika ülkelerinin sürdürülebilir kalkınmalarına katkısı bakımından soru işaretlerini de doğurmaktadır.Master Thesis Uluslararası Finansal Düzende Asya Altyapı Yatırım Bankası (aııb) ve Türkiye-aııb İlişkileri(2021) Aydın, Fatih; Yıldırım, Nilgün Eliküçükİkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası finansal arenada ABD ve Batı merkezli bir düzen kurulmuştur. Kendilerine dünyada yoksulluğu kaldırmayı ve küresel finansal istikrarı sağlamayı misyon olarak belirleyen finansal düzenin kuruluşları olan IMF, Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası takındıkları politik tutum ve sağladıkları kredilerle ilişki kurdukları ülkelere ekonomik gelişme ve istikrar sağlayamadıkları gibi o ülkeleri daha da krize sürüklediği gözlemlenmiştir. Bu duruma üçüncü dünya ülkeleri ve özellikle gelişmekte olan ülkeler itiraz etmiştir. Bu itirazın sözcülüğünü ise Çin üstlenmiştir. 2010 yılından itibaren dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin, mevcut finansal kuruluşlarda adil bir yapı ve işleyiş olmadığını belirtmiş ve reform çağrısında bulunmuştur. İtirazların karşılık bulmadığını gören Çin alternatif arayışlara girmiş ve küresel çapta devasa projelere girişmiştir. Bu bağlamda attığı adımlarla küresel bir ekonomik güç olmayı hedefleyen Çin, girişimlere yeterli finansmanı oluşturmak için çok taraflı bir kalkınma bankası olarak Asya Altyapı Yatırım Bankasının kuruluşuna öncülük etmiştir. Bu çalışmada AIIB'nin uluslararası finansal düzende nasıl bir konuma, potansiyele ve etkiye sahip olduğu mevcut finansal kuruluşlar üzerinden karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmiş ve AIIB'nin Türkiye ile olan ilişkileri incelenmiştir.Article Citation - WoS: 7Citation - Scopus: 5Use/Misuse of Chinese Bri Investment? Bri-Related Crony Capitalism in Turkey(Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2023) Yildirim, Nilgun Elikucuk; Yilmaz, GozdeCrony capitalism as a type of capitalism entailing the close relations of political authorities and business circles based on mutual profit maximization is not a new phenomenon in Turkey. However, crony relations have accelerated with the Justice and Development Party (Adalet Kalkinma Partisi - AKP) rule. Despite growing scholarly work on crony relations in the AKP era, the literature remains inward-oriented without analysing the external dimension of crony capitalism, which this article intends to alleviate by providing an analysis of crony capitalism and bringing back the external dimension through an analysis of Belt and Road Initiative (BRI)-related crony relations. It argues that the case of Turkey demonstrates how the BRI is used to feed instrumental cronyism without the promotion of China and how recipient countries use and misuse Chinese BRI investments to create alternative resources for the government's cronies.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

