Search Results

Now showing 1 - 10 of 2119
  • Master Thesis
    Haksız Rekabet Hukuku Bakımından Şikâyet Platformları
    (2025) Çetin, Mehmet; Hacıgüzeller, Damla Gülseren Songur
    İnternet, bireyler arasında hızlı, kolay ve etkili bir iletişim imkânı sunarak modern dünyanın vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu teknolojinin gelişimiyle birlikte müşteriler, satın aldıkları mal ve hizmetlere ilişkin deneyimlerini çeşitli forum ve bloglarda paylaşmaya başlamış; zaman içerisinde bu yapıların kurumsallaşmasıyla birlikte şikâyet platformları ortaya çıkmıştır. Dijital ekonominin yeni bir iş modeli olan şikâyet platformları; müşterileri, potansiyel müşterileri ve firmaları aynı dijital ortamda buluşturarak bir etkileşim ekosistemi oluşturmakta ve kullanıcıların memnuniyetsizliklerini kamuya açık biçimde ifade etmelerine olanak tanımaktadır. Ülkemizde yaygınlaşan ve geniş kitlelere ulaşan şikâyet platformları, firmaların ticari itibarını doğrudan etkileyebilecek güce ulaşmıştır. Bu durum şikâyet platformlarında yer alan içeriklerin ve bu platformların faaliyetlerinin haksız rekabet kapsamında tartışılmasına yol açmıştır. Çalışmamızda şikâyet platformlarının yapısı, işleyişi ve hukuki niteliği incelenmiş; bu platformlarda yer alan içeriklerin Türk Ticaret Kanunu'na düzenlenen haksız rekabet hükümleri bakımından değerlendirilmesi yapılmıştır. Ayrıca, konuya ilişkin yargı kararları ve öğretideki görüşler ışığında, şikâyet platformlarının faaliyetlerinin hangi durumlarda haksız rekabet oluşturabileceği ve bu hâllerin hukuki sonuçları kapsamlı biçimde ele alınmıştır.
  • Master Thesis
    Otoriter Eğilimli Yönetimlerin Yargı Bağımsızlığını Etkileme Stratejileri: Polonya ve Macaristan Örneklerinin Incelenmesi
    (2024) Öcal, Ada Berkay; Bektaş, Ümmühan Eda
    Günümüzde demokrasiler, bir gerileyiş evresine girmiş görünmektedirler. Küresel düzlemde demokratik standartlarda bir gerileme anlamına gelen bu durum açısından yargı bağımsızlığının demokrasi ve özgürlüklerin korunmasında önemi ve oynadığı rol daha da anlam kazanmaktadır. Bu çalışma, iktidara gelen otoriter eğilimli yönetimlerin demokrasinin korunmasında kilit rol oynayan yargı bağımsızlığını zayıflatarak üzerlerindeki yatay hesap verebilirlik ile denge ve denetim mekanizmalarından kurtularak yetki alanlarını genişletmek için kullandıkları üç temel kurumsal strateji olan kolonizasyon, kopyalama ve kaçınma stratejilerini incelemektedir. Yürütmenin genişlemesi amacıyla kullanılan üç kurumsal müdahale stratejisi, Macaristan ve Polonya örnekleri üzerinden incelenmektedir. Söz konusu iki ülkenin örnek vakalar olarak seçilmesinde benzer totaliter tarihsel deneyim mirası, demokratikleşme süreci geçmişi ve birbirine yakın ideolojik konumdaki otoriter eğilimli yönetimlerin yargı bağımsızlığına yönelik sistemli müdahaleler gerçekleştirmiş olması gibi benzerlikler etkili olmuştur.
  • Article
    Susamın (Sesamum İndicum L.) Kardiyovasküler Hastalıklarla İlişkisi
    (2025) Adıgüzel, Kübra Tel; Konyalıgil, Dilara Berşan
    Susam (Sesamum indicum L.), Pedaliaceae familyasına ait olan ve hem tropikal hem de subtropikal ülkelerde yetiştirilen bir bitkidir. Ana bileşenleri yağ ve proteinden oluşan susamın besin değeri yüksektir. Tohumları kalsiyum ve fosfor mineralleri ile A, E, B1, B2 ve B3 vitaminlerini içermektedir. Susam ayrıca fitosteroller, lesitin, doymamış yağ asitleri ve lignanlardan da zengindir. Susam yağının ana lignanları olan sesamin, sesamol ve sesamolin, antioksidanları artırarak hipertansiyona, hiperlipidemiye, lipit peroksidasyonuna ve inflamasyona karşı koruma sağlamaktadır. Susam yağının antihipertansif etkili olduğu ve tansiyon regülasyonu için gereken ilaç miktarını azalttığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Araştırmalarda susam yağının plazma kolesterolünü, düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterolü ve trigliserit seviyelerini düşürdüğü bulunmuştur. Susam yağı ile ilgili yapılan araştırmalar, susamın ateroskleroz riskini azaltmada ve kardiyovasküler hastalıkları geciktirmede umut vaat ettiğini göstermektedir. Uygun fiyatlı ve doğal olduğu için susam yağının farmasötik tedavi olarak uygulanması amaçlanmaktadır. Bu derlemenin amacı, susamın kardiyovasküler hastalıklarla ilişkisini çeşitli çalışmalar ve mevcut literatür temelinde özetlemektir.
  • Master Thesis
    Vitrin Tipolojilerinde Renk Tercihleri
    (2020) Yiğittop, Helin; Güneş, Elif
    Vitrin, markaların tüketiciyle buluştuğu ilk mağaza mekanıdır. Potansiyel tüketicinin markaya ait ürünler ile tanıştığı ve tüketiciyi mağaza içine yönlendirmede etkisi olan, bu sayede ürün satışlarını da olumlu yönde etkileyen, üretim ile tüketim arasındaki bağı oluşturan mağazanın önemli bir bölümüdür. Çalışmanın temel amacı; tüketicilerin, farklı vitrin tiplerinde kullanılan renk uygulamaları karşısındaki tercihlerini belirleyerek, tüketicilerin tercihleri doğrultusunda vitrin tasarımları için öneriler oluşturmaktır. Bu çalışmada, vitrin kavramı literatür araştırması yapılarak tanımlanmıştır. Çalışma kapsamında, belirlenen 6 farklı vitrin tipi referans alınarak seçilmiş farklı markalara ait vitrin görselleri, sıcak renk (kırmızı), soğuk renk (mavi) ve nötr renk (gri) ile Adobe Photoshop programında düzenlenmiştir. Kontrollü bir araştırma ortamında, bilgisayar ekranında, oluşturulan vitrin görselleri 50 kadın 50 erkek olmak üzere toplam 100 katılımcıya gösterilmiş ve anket çalışması uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen istatistiksel veriler, vitrine uygulanan renkler arasından katılımcılar tarafından en çok nötr rengin, en az ise soğuk rengin tercih edilen renk olduğunu göstermektedir. Çalışmada farklı vitrin tiplerinde kullanılan renklere göre, renk tercihlerinin farklılık gösterdiği görülmektedir. Düz, açık, köşe, arkad ve çift üniteli vitrin tiplerinde en çok nötr renk tercih edilirken; kapalı vitrin tipinde sıcak rengin en çok tercih edilen renk olduğu görülmektedir. Ayrıca kadın ve erkek katılımcıların tercihleri analiz edildiğinde, her iki katılımcı grubu için de en çok nötr rengin, en az soğuk rengin tercih edildiği görülmektedir. Fakat, farklı vitrin tipolojileri incelendiğinde, erkek katılımcılar için bütün vitrin tiplerinde en çok tercih edilen renk nötr renk olsa da, kadın katılımcılar için düz, kapalı ve köşe vitrin tiplerinde en çok tercih edilen rengin sıcak renk olduğu görülmektedir. Elde edilen veriler sonucunda, tüketici tercihleri kapsamında, vitrin tasarımına ait öneriler sunulmuştur.
  • Article
    Engelli Bireylerin Bilgi Edinme Hakkı: Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin Yaklaşımı Bağlamında Bir Değerlendirme
    (2021) Şimşek, A. Aslı
    The subject of this study is to analyze the right to information within in the framework of the United Nations Convention on the Rights of Persons with Disabilities (CRPD)’s unique approach to human rights. As being the first international human rights treaty of the 21st century, the CRPD has succeeded in transfering the legacy of the existing human rights notion to the legislation of the Convention and to the text itself. Accordingly the right to information of persons with disabilities is addressed as part of the access to information in current information societies. The access to information is also recognized as a fundamental right in the CRPD which is interpreted within the concepts of accessibility and access to justice. Therefore existing human rights categories should be reexamined through the actual perspective of the Convention. The purpose of this study is to contribute to the rights based approach of persons with disabilities against discrimination which aims to provide practical and easy to use resources for access to information with a special focus on the right to information.
  • Article
    Roma Hukukunda Evlenme Engelleri
    (2020) Yıldız, Sevil
    Roma’da aileye verilen önem evlilik kurumunun yapısında kendini\rgöstermektedir. Evliliğin kendine has bir takım şekli şartlarının yanında,\rhukuk evliliğin mümkün olmayacağı, yasa karşısında hüküm ve sonuç\rdoğurmayacağı halleri düzenlemiştir. Bunları evlenmenin mutlak engelleri\rve nisbî engelleri olarak ikiye ayırarak incelemek mümkündür. Evlenmenin\rmutlak engelleri, bir kimseyi bütünüyle evlenmekten alıkoyan engellerdir.\rEvlenme ehliyeti de diyebileceğimiz conubium’un, özgürlük durumu,\rvatandaşlık durumu ve akrabalık ilişkisi sebebiyle bulunmuyor olması bu\rengellerden biridir. Diğerleri ise; evlenme yaşı, pater familias’ın rızasının\rolmaması, akıl hastalığı bulunmama, monogami şartı ve hadım edilmiş\rolmama şartıdır. Bu kişilerin yaşadıkları birliktelikler evlilik\rolmayacağından, evlilikten ileri gelen soy bağı, miras gibi hakları da\rbulunmayacaktır. Evlenmenin nisbî engellerinde ise kişiler bu şekilde\rbütünüyle ve kayıtsız şartsız bir ehliyetsizlik içinde değildir. Bu tür engeller\rkişileri belirli kişiler yahut belirli bir zaman bakımından evlilikten alıkoyar.\rBunlar da; sınıf ve derece farkından kaynaklanan, görev ve mevkiden\rkaynaklanan, askerlik görevinden kaynaklanan ve matem süresinden\rkaynaklanan engellerdir. Evlenme engellerinin ihlali her iki tür engel için de\revliliğin geçersizliği ve ondan kaynaklanan medeni hakların meydana\rgelmemesi yanında praetor tarafından infamia ile damgalanma cezasına tabi\rtutulmuştur.
  • Master Thesis
    İş Yerinde Oluşan Stresin Çalışanlar Üzerindeki Etkileri; Acil Servis Hizmetleri Kapsamında Bir Uygulama
    (2011) Çevik, Meral; Tengilimoğlu, Dilaver
    Stres, kaçınılmaz etkenlerin bireyin psişik dengesini bozması ile ortaya çıkan gerilim ve zorlanma halidir. Her ne kadar hayat şartları ve iş koşulları açısından, bireylerin hayatları farlılık gösterse de, herkes belli bir ölçüde stresten etkilenmektedir. İşe bağlı stres, performansı düşürür, iş kazalarına sebep olur, çalışanların ilişkilerini bozar, depresyon ve kaygı bozukluklarına yol açar, ayrıca çok derin psikolojik ve fizyolojik zararlar oluşturur. Ancak insanın amacına ulaşması ve motive olması için makul bir stres olumlu etki yaratmaktadır. Yani belli bir seviyeyi aşmadıkça stresin insanı çalışmaya teşvik ettiği ve başarısını arttırdığı söylenebilir.Araştırma, iş yerinde oluşan stresin, acil serviste çalışan doktor ve hemşireler üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve analitik bir araştırma olarak planlanmıştır.Araştırma, Ankara'da bulunan Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Özel Medicana ve Özel Bayındır Hastane'lerinden yazılı ve sözlü izinler alınarak, Şubat 2010 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma toplam 131 sağlık çalışanı ile anket tekniği gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın büyük bir kısmını 26-30 yaş grubundaki çalışanlar oluşturmaktadır. Katılımcıların büyük bir kısmı iş yükünün fazla olduğunu ifade etse de, mesai süresinde işlerini bitirememe kaygısı taşımadıkları, işlerini eve taşımadıklarını, yeni eklenen sorumlulukları başkasına devretmek yerine kendileri üstlendikleri belirlenmiştir. Hem mükemmel bir eş, hem mükemmel bir çalışan, hem mükemmel bir ebeveyn olmanın katılımcılar için önemli olduğu belirlenmiştir. İş yükünün çalışanlar üzerinde önemli bir stres faktörü olmadığı görülmüştür. Stresin çalışanlarda en fazla yorgunluk, gerginlik, baş ağrısı ve uykusuzluk şikayetlerine neden olduğu belirlenmiştir. Çalışanların sosyodemografik özellikleriyle stresin olumsuz etkileri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Stres ölçeğine göre toplam stres puanı 28,031±3,792 (minimum 18, maksimum 38)'dir. Bu da acil servis çalışanlarının stres düzeyinin yüksek olduğunun göstergesidir.
  • Article
    SİYASİ SORUMLULUK KURUMUNUN HÜKÜMET SİSTEMLERİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
    (2016) Kılıç, Abbas
    Temsil terimi, siyasi ve hukuki yönlü olmak üzere iki anlama sahiptir. Siyasi temsil kurumu, siyaset bilimi ve anayasa hukukunun en önemli konularındandır. Temsil zinciri kavramı asil ile vekil arasında siyasi bir bağ kurmaktadır. Bu ilişki siyasi temsil ve hesap verme sorumluluğu açısından değerlendirilmeyi gerektirmektedir. Buna göre, bu makalede başta parlamenter sistem ve başkanlık sistemi olmak üzere bu konu hükümet sistemleri açısından ele alınmıştır.
  • Master Thesis
    Türkiye'nin Kuzey Irak Politikası: 2003-2013
    (2013) Erdoğmuş, Muhammet Mehdi; Ünal, Hasan
    11 Eylül saldırılarından sonra ABD'nin Ortadoğu işgallerinde Afganistan'dan sonra yeni ülke olarak Irak'ı seçmesi ile başlayan süreç, Irak'ın işgali ile Ortadoğu'da pek çok değişikliği, güç dengelerinde oynamaları meydana getirecekti. İşgalden etkilenen ülkelerin başında gelen Türkiye, dış politikasında değişimler yaşamak zorunda kalacaktır. Türkiye, Irak'ta yaşanan değişim karşısında belirlediği politikaları zaman içinde çıkarları doğrultusunda değiştirecek ve birçok konuda Kuzey Irak ile yakın ilişkiler yaşayacaktır. Türkiye'nin 2003-2013 yılları arasındaki Kuzey Irak Politikası iki farklı dış politika anlayışının olduğu iki ayrı dönem olarak karşımıza çıkmaktaydı. 2003 yılı ve 2007 yılları arasında ki Türkiye'nin Kuzey Irak politikası, 2008 yılı ve 2013 yılları arasında ki politikadan farklı olacaktı. 2003 yılı ile 2007 yılları arasında Türkiye bu dönemde ABD'nin de etkisiyle bölgede dış politika açısından etkili olamamış, Irak'ın toprak bütünlüğünden yana tavır sergilemiş, PKK konusunda rahatsızlıklarını dillendirmiş ancak ABD güçlerinin bölgede bulunmasından dolayı askeri operasyon bile gerçekleştirememişti. Başta Kerkük sorunu olmak üzere Kuzey Irak'ın Irak petrollerinden pay almasını ve Kürtlerin Irak'ta kazanımlarından dolayı Kuzey Irak ile diplomatik ilişkilerden kaçınmıştı. 2008 yılı ile 2013 yılları arasında ise, 2008 yılında ABD'nin Irak'tan çekilmesi ile birlikte Türk dış politikası bölge üzerinde 2003-2008 dönemi arasında gösteremediği etkiyi, ilişkileri bu dönemden sonra daha rahat ve sağlam adımlar şeklinde göstermeye başlamıştı. Ancak bu durum ile birlikte 2008 yılı öncesi Irak merkezi hükümetiyle olan sağlam ilişkiler bu dönemden sonra tersine dönmüş, Kuzey Irak ile ilişkiler düzelme gösterirken, Irak merkezi hükümeti ile diplomatik ilişkiler bozulma göstermişti. Öte yandan düzelen ilişkilere rağmen Türkiye, Irak'ın toprak bütünlüğünden yana olduğunu ve PKK konusunda söylemlerini aynen korumuştu. 2008-2013 dönemleri arasında Türkiye, Kuzey Irak ile petrol anlaşmasına gidecek kadar diplomatik ilişkiler kurmuş, PKK konusunda Kuzey Irak ile bazı ortak çalışmalar yapmış, her iki tarafdan üst düzey yetkilileri arasında ziyaretler gerçekleşmiş ve kullanılan dil ve uslup diplomatik düzeye gelmişti. Anahtar Kelimeler: Ortadoğu, Irak İşgali, Türkiye, Kuzey Irak, Dış Politika
  • Master Thesis
    Üniversite Öğrencilerinin Menstruasyona İlişkin Tutumlarının ve Hijyen Alışkanlıklarının Belirlenmesi
    (2024) Şahin, Dilara; Bayraktar, Nurhan
    Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin menstruasyona ilişkin tutumlarının ve hijyen alışkanlıklarının belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiş tanımlayıcı bir araştırmadır. Çalışmaya Atılım Üniversitesinde Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü ve İşletme Fakültesinde öğrenim gören araştırmaya katılmayı kabul eden 151 kişi dahil edilmiştir. Veriler Etik Kurul onayının alınmasının ardından 1 Kasım 2023 ile 1 Ocak 2024 arasında, Tanıtıcı Bilgi Formu, Genital Hijyen Davranışları Ölçeği ve Menstruasyon Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin, %90.7'sinin menstruasyon öncesi bilgi aldığı, bilgi kaynağının çoğunlukla (%85.5) anne olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin, Genital Hijyen Davranışları Ölçeği toplam puan ortalamaları 95.76 (Min-Maks: 41.00-114.00) ve Menstruasyon Tutum Ölçeği toplam puan ortalamaları 2.57 (Min-Maks: 1.29-3.45) bulunmuştur. Katılımcıların Genital Hijyen Davranışları Ölçeği toplam puan ortalamaları ile Menstruasyon Tutum Ölçeği toplam puan ortalamaları arasında ilişki saptanmamıştır. Fakat Genital Hijyen Davranışları Ölçeği anormal bulgu farkındalığı alt boyut puanı ile Menstruasyon Tutum Ölçeği toplam puanı ve Menstruasyon Tutum Ölçeği -doğal bir olgu olarak menstruasyon alt boyut puan arasında pozitif yönlü ve zayıf düzeyde anlamlı ilişki belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, toplumda menstruasyona ilişkin olumlu tutum geliştirmeye yönelik politikalar ve çok yönlü stratejiler geliştirilmesi önerilmektedir.