Search Results

Now showing 1 - 10 of 20
  • Master Thesis
    Vergi Uyuşmazlıkları Çözümünde Arabuluculuk Yöntem Uygulanabilirliği ve Ülkemizde İncelenmesi
    (2023) Yumuşak, Eda; Cansızlar, Doğan
    Vergi, anayasanın 73. Maddesine göre 'Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.' ibaresine dayanarak kamu harcamalarını finanse edilmesi amacıyla kamu tarafından, egemenlik gücüne dayanarak aldığı paradır. Vergi, yüzyıllar boyunca dünya üzerindeki tüm ülkeler için önemini her zaman korumuştur. Verginin tarafları alacaklı Vergi dairesi ve vergi ödemekle yükümlü olan mükelleftir. Vergi uyuşmazlığı, vergi konusunda mali idare ile mükelleflerin kanunları yorumlama konusunda ve davranışsal olarak farklı eylemlerde bulunmaları nedeniyle uygulamada yaşanan anlaşmazlık hali olup, farklı sebeplerle verginin taraflarının değişik düşünce ve davranışlarıdır. Başka bir ifade ile mali idare ile vergi yükümlüleri arasında ortaya çıkan hukuki ihtilaftır. Bu ihtilafın çözümlenmesinde barışçıl yöntemler bulunmaktadır. Bunlar Uzlaşma, Hataların düzeltme, Cezalarda indirim, Pişmanlık ve ıslah, İzaha Davet, Kanun Yolundan Vazgeçme ve Kamu Denetçiliğidir. Türk Vergi Sisteminde Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden olan Arabuluculuk yöntemi ile ilgili bir mevzuat yoktur. Avrupa Birliği ülke uygulamaları başta Fransa olmak üzere bulunmaktadır. Bu tezde Türk Vergi Sistemine Arabuluculuk yönteminin vergi uyuşmazlıkları çözümünde olumlu olarak katkı sağlayabilir mi? Uyuşmazlıkların çözümünde Arabuluculuk yönteminin uygulanabilirliği amacı üzerine Nitel araştırma deseni kullanılarak sekiz serbest muhasebeci mali müşavir ve sekiz avukat derinlemesine mülakat yapılmış veri analizi yapılmıştır.
  • Master Thesis
    Bireysel ve Toplumsal Açıdan Vergiye Karşı Tepkilerin İncelenmesi
    (2023) İpek, Tuncay; Özsoy, Ahmet Ersen
    Vergiler insanların yaşamı boyunca içinde bulunduğu toplumu kapsayan siyasi kurumlara karşı ödemenmesi zorunlu olan mali bir sorumluluktur. İnsanlar hangi devlet türünde yaşarlarsa yaşasın vergilendirme ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Vergiler bireylerin gönüllü bir şekilde ödeme yapmaları esasına dayansada gün geçtikçe zorunlu olmasından dolayı bireylerin olumsuz yönde tepkiler vermelerine neden olmaktadır. Vergi neticesinde bireylerin gelirlerinde azalmasından dolayı, siyasi, sosyal, ekonomik nedenlerden dolayı çeşitli tepkiler oluşmaktadır. Bu nedenle birey veya toplumun vergiye karşı olan tepkilerin incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, vergi ödeyen bireylerin vergiye karşı olan tepkilerini inceleyerek, inceleme sonucunda vergi politikaları üzerine etkilerini değerlendirmektir. Bu çalışmada vergi tepkilerinin hem sosyal hemde psikolojik olarak incelenmeye çalışılmıştır. Bu nedenle vergi ile ilgili kavramlar tanımlanmaya çalışılmış ve daha sonra bireyleri etkileyen faktörler neticesinde nasıl tepki verdikleri konusunda bilgiler verilmiştir. 15.06.2022 ve 15.08.2022 tarihleri arasında basit tesadüfî örnekleme yöntemiyle belirlenmiş 100 katılımcıya uygulanan anketler, SPSS (Social Package for Social Science) programı ile analiz edilmiştir. Yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen sonuçlara göre; bireylerde sosyal, psikolojik yönden birçok faktörden etkilenerek vergi karşısında farklı tepkiler verdikleri belirlenmiştir. Ayrıca; mevcut vergi sisteminin vergi adaletini sağlamadığını ve ödenen vergilerin etkili bir şekilde kullanılmadığını, vergi politikalarının mükellef ihtiyaçlarına uygun düzenlenmediği gibi pek çok bulguya ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Birey, Toplum, Vergi, Tepki, Vergi Psikolojisi.
  • Master Thesis
    Vergi Hukuku Açısından 'bir Suça İki Ceza Olmaz' İlkesi
    (2021) Karaman, Dilek; Cansızlar, Doğan
    Kişilerin aynı olay ve aynı fiil sebebiyle iki veya daha fazla yargı kolunda yargılanması ve ceza alması 'bir suça iki ceza' olarak tanımlanabilir. 'Bir suça iki ceza olmaz' ilkesinin uygulanabilmesi için kişi ve eylemin aynı olması gerekmektedir (Ünver ve Hakeri, 2019: 1784). Ülkemiz kanunlarında açıkça ilke adı yer almamasına rağmen çoğu kanunumuzun 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesi ile uyumlu olduğu görülmektedir. Ancak Vergi Usul Kanunu (VUK) 'kaçakçılık' suçları için hem idari yaptırım hem de adli ceza verilmesi gerektiğine hükmetmektedir. Tezin ilk bölümünde 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesi, suç ve kabahat kavramlarının evrensel tanımları, VUK'ta suçlar için hükmolunan cezalar ve kabahatlar için öngörülen yaptırımlar incelenmiştir. İkinci bölümde 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesinin tarihî gelişimine kısaca değinilmiş, daha sonra Türkiye'de yürürlükte olan kanunlarda yer alan hükümler göz önünde bulundurularak 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesi incelenmiştir. Özellikle vergi ceza hukuku bakımından değişik doktrin ve yargı görüşleri ayrıntılı olarak ele alınmış, bazı ülkelerde 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesine dair uygulamalar ve 'Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi' (AİHM) dava ve kararları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesinin ülkemiz ve bazı ülkeler tarafından uygulanması değerlendirilmiştir. Aynı zamanda konuya eleştirel bir bakış açısı getirilerek yasalar ve uygulamalardaki çelişkiler ve yargılama usulleri açısından 'bir suça iki ceza olmaz' ilkesinin uygulanabilirliği değerlendirilmiştir.
  • Master Thesis
    Dernekler ve Vakıflar Özelinde Sivil Toplum Kuruluşları ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Arasındaki İlişki
    (2024) Özdemir, Pervin Akbaş; Cansızlar, Doğan
    Bu yüksek lisans tezinde vergi kanunları, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve sivil toplum kuruluşları (STK'lar) Arasındaki ilişki incelenmektedir. 15 STK'nın son 5 yıllık mali verileri analiz edilerek STK harcamaları ile listelenen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile ilişki kurulmuştur. STK'ların sürdürülebilir kalkınmayı nasıl etkilediğini açıklığa kavuşturmaya yardımcı olacaktır. Çalışma, analiz sonuçlarını değerlendirerek STK'ların vergilendirme politikalarına farklı bir perspektif katmayı amaçlamaktadır.
  • Master Thesis
    Finansal Türev Ürünlerden Forward Sözleşmelerinin Muhasebe İşlemleri ve Vergilendirilmesi
    (2023) Ortaç, Cenk Selçuk; Yanık, Zeki
    I. ve II. Dünya Savaşları çok sayıda ülkenin üretim yapısının zarar görmesine, ekonomik anlamda üretimin azalmasına bireysel ve toplumsal ihtiyaçların karşılanamamasına neden olmuştur. Özellikle II. Dünya Savaşından sonra başlatılan ekonomilerin yeniden yapılandırılmasında en önemli sorun, yeterli mali kaynağın, finansal birikimin olmamasıdır Küreselleşme olgusu ile yatırım ve ticari faaliyetlerin giderek artması beraberinde finansmana olan ihtiyacı artırmıştır. Artan finansman ihtiyacının klasik araçlar (para, senet, çek vb) ile karşılanmasında ortaya çıkan güçlükler, prosedürlerin uzunluğu ve miktar bakımından ortaya çıkan yetersizlikler yeni finansman araçlarının yaratılmasına sebep olmuştur. Çok çeşitli şekillerde ortaya çıkan finansman araçları ile yatırımların ve ticari faaliyetlerin finansmanı sağlanırken diğer taraftan ekonomik yapılarda karşılaşılan krizlere bağlı olarak karşılaşılan fiyat dalgalanmalarına bağlı risklerin azaltılma çabaları da finansman araçlarının çeşitliliğini artırmıştır. Finans piyasalarında türev ürün olarak nitelendirilen finansman araçları günümüz ekonomilerinde önemli bir yere sahiptir. Çalışma konusu olarak seçilen forward sözleşmeler ve bu sözleşmelere dayalı olarak yapılan işlemler türev ürünler arasında öne çıkmaktadır. Muhasebeleştirmenin sözleşmelerinin kapsamı ve amacını kavrayacak şekilde yapılması gerekir. Bu durum işletmelerin mali durumlarının gerçekçi olarak belirlenmesi ve vergilendirmesi açısından büyük öneme sahiptir. Bu tez çalışmasının kapsamında öncelikle türev ürünlerin neler olduğu ve forward sözleşmelerin tanımı, amaçları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde ise forward işlemlerin uluslararası muhasebe standartları ve ulusal muhasebe standartlarına göre muhasebe kayıtlarının yapılmasına ilişkin esaslar ve sorunlar irdelenmiştir. Üçüncü bölümde ise forward sözleşmelere dayalı olarak elde edilen gelirlerin Türk Vergi Sisteminde yer alan yasal düzenlemelere göre nasıl vergilendirildiği detaylı olarak örnekleri ile açıklanmıştır.
  • Master Thesis
    Küresel Likidite Koşullarının Borsa İstanbul Endekslerine Etkileri
    (2020) Altuntaş, Canan Özlem; Omay, Tolga
    Küreselleşme ve finansal serbestleşmenin bir sonucu olarak, bir ülkenin finansal piyasasında yaşanan bir değişiklik yerel bir etkiyle sınırlı kalmamakta, diğer finansal piyasalara da yayılmaktadır. Bu tez çalışmasında, küresel likidite koşullarının Borsa İstanbul üzerindeki etkilerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, 01.01.2010 – 31.03.2020 tarihleri arası BIST 100 endeksi log-getirileri ile VIX endeksinin günlük kapanış verileri, bir Çok Değişkenli GARCH model spesifikasyonu olan Sabit Koşullu Korelasyon GARCH (CCC-GARCH) yöntemi ve Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif (ARDL) model kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada VIX endeksi, global likiditeyi temsilen vekil değişken olarak kullanılmıştır. Elde edilen ampirik sonuçlar, beklentilerle paralel olarak VIX ve BIST 100 endeksleri arasında negatif korelasyon olduğu, BIST 100 endeksinin küresel finansal piyasalarla tam entegre olduğu ve dolayısıyla küresel likidite koşullarında meydana gelen bir şokun BIST 100 endeksini de etkilediği yönündedir.
  • Master Thesis
    Tahvil, bono ve borsa kazançlarının vergilendirilmesi
    (2008) Yeşilkaya, Sezgin Cüneyt; Kızılot, Şükrü
    Bir ülkede sürdürülebilir bir büyümenin sağlanması ve ekonomik kalkınma sürecinin hızlandırılabilmesi için yeterli sermaye birikimi ve etkin bir sermaye piyasasının varlığı son derece önemlidir.Etkin bir sermaye piyasası, bireylerin ve kurumların birikimlerinin büyük yatırımlara dönüşmesinde oldukça önemli bir rol oynar. Bireysel ve kurumsal yatırımcılar açısından bakıldığında ise yatırım tercihlerini belirlemede iki önemli faktör bulunmaktadır. Bunlar risk ve getiridir. Özellikle küçük yatırımcılar, mümkün olduğunca riski düşük yatırım araçları içerisinde, en yüksek getiriyi sağlayanları tercih etmektedirler.Tasarrufların, sermaye piyasası aracılığıyla reel sektöre transfer edilebilmesi için risklerin asgariye indirildiği, getirinin de diğer yatırım araçlarına kıyasla daha yüksek olabildiği bir yatırım ortamının hazırlanması gerekmektedir.2001 yılında yaşanan ekonomik krizde, sermaye piyasası kurumlarının ve diğer finansal kuruluşların etkin bir şekilde denetlenme ihtiyacı açıkça görülmüştür. 2001 krizinin ardından, SPK ve BDDK gibi denetleyici ve düzenleyici kurumların etkin denetimleri, finansal kuruluşların daha sağlam bir mali yapıya kavuşmasını ve bunun neticesinde yatırımcıların bu kurumlara olan güvenini artırmıştır.Diğer taraftan, kayıtdışı ekonomi, küresel mali kriz ve benzeri nedenlerden dolayı sermaye piyasasındaki risklerin asgariye indirildiği de söylenemez.Bunun yanında, sermaye piyasasından fon temin etmede en çok bilinen araçlardan tahvil, bono ve hisse senetlerinin getirileri incelendiğinde, sınırlı bir hisse senedi piyasasında zaman zaman yüksek getirilerin elde edilmesi mümkünse de özel sektörün tahvil ve bono ihraçlarının hemen hemen yok denecek düzeyde olduğu görülmektedir. Bunun nedenlerinin arasında özellikle 1990 sonrasında kamu açıklarının Devlet İç Borçlanma Senetleri ihraç etmek suretiyle finanse edilmesinin ve devletin, kendi borçlanmasını daha düşük maliyetle ve daha kolay bir şekilde yapabilmesi için bu araçlardan elde edilen gelirlere çok önemli vergi avantajları sağladığı söylenebilir.Bu durum, vergilerin, bireylerin yatırım tercihlerini belirlemede oldukça önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koymaktadır.Sonuçta, özel sektör, fon temini için banka kredilerini ve uluslar arası piyasalardan döviz bazında borçlanmayı tercih etmekte ve bu borçlanma yoluyla büyük oranlarda faiz ve kur riskini üstlenmektedir. Özel sektörün bu tercihine karşın, Türkiye'de yerleşik olanlar ise birikimlerini çoğunlukla mevduat ve döviz tevdiat hesaplarında değerlendirmektedirler.Oysa kamu finansmanından ziyade özel sektörün daha kolay ve daha düşük maliyetle borçlanabildiği bir maliye politikasının uygulanması, ülke kalkınmasında daha olumlu sonuçlar doğuracaktır.Bu nedenle, tahvil, bono ve borsa kazançlarının vergilendirilmesinde, diğer yatırım araçlarından daha farklı (düşük oranlı) bir vergileme rejimi uygulanmalıdır. Ayrıca hisse senetlerinin vergilendirilmesinde, son yıllarda bazı Latin ülkelerinde uygulanmakta olan Otomatik İşlem Vergisi benzeri bir sisteme dönülmelidir. Böylelikle sözü edilen yatırım araçlarından vergi alınmaya devam edilirken, yatırım ve istihdamın artırılması da teşvik edilmiş olacaktır.
  • Master Thesis
    Vergi Kayıp ve Kaçağını Ortaya Çıkarma Amacına Yönelik Olarak Vergi Usul Kanununda Düzenlenen Arama Hükümleri ve Uygulamalarına İlişkin Değerlendirmeler
    (2023) Gündoğdu, Alperen; Özsoy, Ahmet Ersen
    Arama esas itibariyle vergi kayıp ve kaçağını belirlemeye yönelik bir işlemdir. Çalışmamızda devletin mükellefleri denetleme yollarından yoklama, bilgi toplama, ve vergi incelemesi konularına aramayla ilişkilerinden dolayı yer verilmiştir. Arama uygulamalarına ilişkin düzenlemeler Vergi Hukuku alanında yapılmıştır. Bununla birlikte yaptırımlar anlamındaki yasal düzenlemeler Ceza Hukukunda yer almaktadır. Bu anlamda ağırlıklı olarak arama Vergi Hukuku ile Ceza Hukuku hükümlerine tabidir. Çalışmamızda arama konusu yasal düzenlemeler çerçevesinde düzenlenmiştir. İstatistiki veriler yorumlanarak, uygulamadaki sorunlar ortaya konulmuştur. Ayrıca yasal düzenleme ve uygulamalarla ilgili olarak çözüm önerileri sunulmuştur.
  • Master Thesis
    Vergi Harcamalarının Ar-ge Sektörü Üzerindeki Etkileri
    (2024) Aslan, Şükrü; Cansızlar, Doğan
    Bu çalışma, Türkiye'de vergi harcamalarının Ar-Ge sektörü üzerindeki ekonomik etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Analiz, 5746, 4691, 5520 ve 193 sayılı kanunlarda belirtilen vergisel teşviklerin Ar-Ge yatırımlarına olan etkilerini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Çalışmada, Türkiye'de uygulanan vergi harcamalarının GSYH içindeki büyüklüğü ortaya konulmuş ve bu çerçevede, belirtilen kanunların sağladığı teşviklerin ekonomik boyutu ile Ar-Ge sektörünün bu teşviklere olan etkisi analiz edilmiştir. Sektör bazında Ar-Ge yatırımlarına dair detaylı veri analizi, çalışmanın önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu analiz, Ar-Ge harcamalarının sektörel dağılımını, sektörel büyüklükleri ve kanunlar tarafından öngörülen teşviklerin sektörlere olan etkilerini içermektedir. Çalışma aynı zamanda, vergi harcamalarının Ar-Ge sektöründeki genel ekonomik etkilerini de değerlendirmektedir. Bu bağlamda, Ar-Ge yatırımlarının artışı, istihdam yaratma potansiyeli, teknolojik gelişmelerdeki artış gibi unsurlar ele alınmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, Türkiye'nin Ar-Ge sektörünü desteklemek amacıyla uyguladığı vergi harcamalarının ekonomik etkilerini açıklığa kavuşturarak, politika yapıcılar ve iş dünyası için değerli bir kaynak sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Kurumlar Vergisi Matrahının Tespitinde Tazminatların Gider Olarak İndirilmesi
    (2021) Sakınç, Elçin Özgün; Yanık, Zeki
    Zararı tazmin yükümlülüğü biçiminde tanımlanabilen sorumluluk hukuku kapsamında, ticari yaşamda faaliyet gösteren kurumlar vergisi mükelleflerinin, iştigal ettikleri faaliyet ile ilgili olarak meydana gelen zararlı sonuçlardan sorumlulukları bulunmaktadır. Zararı tazmin sorumluluğu doğması neticesinde kurumlar vergisi mükellefi tarafından bu kapsamda yapılacak ödemelerin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde gider sayılmak suretiyle kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilmesi imkanı bulunmaktadır. Ancak, sorumluluk hukuku ve vergi hukukunun iç içe geçtiği tazminatların gider olarak indirilebilmesi müessesesinde ilgili kanunlarda öngörülen şartların varlığı halinde kanunen gider olarak kabul edilme koşulunu sağlayan tazminatların kurumlar vergisi matrahından indirilmesi bir hak, ancak; kanunen kabul edilmeyen gider niteliğini taşıyan tazminatların kurumlar vergisi matrahına eklenmesi ise bir yükümlülüktür.