Search Results

Now showing 1 - 10 of 21
  • Master Thesis
    Üniversite Öğrencilerinde Primer Dismenoreyi Belirleyen Biyopsikososyal Faktörlerin İncelenmesi
    (2023) Öksüz, Canan; Topal, Cansu Akdağ; Boztepe, Handan
    Dysmenorrhea is a widespread problem in women's health that has a detrimental impact on many facets of life and quality of life. In addition to being one of the most prevalent gynecological problems in women, dysmenorrhea is affected by many factors. This study, conducted on university students, aimed to examine the biopsychosocial factors determining primary dysmenorrhea, the nature of which is quite complex. This descriptive cross-sectional study was conducted at Atılım University between 01.11.2022 and 20.12.2022. The sample size was determined using the sampling calculation formula, and a totl of 339 students participated in the study. Dysmenorrhea Data Collection Form, Beck Anxiety Inventory (BAI), Beck Depression Inventory (BDI), Multidimensional Scale of Perceived Social Support (MSPSS), Adverse Childhood Experience Questionnaire (ACEs), PainCatastrophizing Scale (PCS), and Visual Analog Scale (VAS) were used as data collection tools. The mean VAS score on which the students indicated the severity ofdysmenorrhea they have experienced between 0-10 was found to be 6.2±2.3. BAI mean score was 20.5±13.5, BDI mean score was 18.6±11.2, MSPSS mean score was 65.9±16.2, ACEs mean value was 1.5±1.1, and PCS mean value was 19.3±13.9. When the findings were analyzed, it was determined that onset of pain (t=3.37, p<0.001), age at menarche (t=- 3.21, p<0.05), PCS (t=16.98, p<0.001), BDI (t=5.13, p<0.05) and BAI (t=7.53, p<0.001) variables showed a significant relationship with iv primary dysmenorrhea. Age, grade, smoking status, alcohol consumption, body mass index, menstrual cycle, number of menstrual days, MSPSS, and ACEs variables in the model were found to have no significant relationship with primary dysmenorrhea (p>0.05). The data appears to suggest that primary dysmenorrhea could be related to biological and psychological factors. It is thought that the lack of a relationship between negative childhood experiences and perceived social support, which are among the social factors included in our model, and primary dysmenorrhea is due to the relatively high Multidimensional Scale of Perceived Social Support scores of the students and the relatively low scores of the Adverse Childhood Experience Questionnaire. Nurses should be aware of the biopsychosocial dimensions of primary dysmenorrhea in order to provide comprehensive assessment, education and counseling to women. Keywords: Anxiety, depression, dysmenorrhea, obstetric nursing, pain catastrophizing, social support
  • Master Thesis
    Üniversite Öğrencilerinin Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlarının Belirlenmesi
    (2024) Savaş, Semra; Doğu, Nilgün; Doğu, Nilgün; Doğu, Nilgün; Nursing; Nursing
    Kürtaj sonucu kadınların maruz kaldığı davranışlar, kürtaja yönelik tutum ve inançlar kadın sağlığını etkilemektedir. Bu çalışmada; hemşirelik ve ebelik bölümü üniversite öğrencilerinin kürtaja yönelik damgalayıcı tutum, inanç ve davranışlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı kesitsel olarak yapılan bu çalışma Kastamonu Üniversitesi'nde 07.03.2023 ve 03.04.2023 tarihleri arasında 358 hemşirelik ve ebelik öğrencisinin katılımıyla yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ve Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlar Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmamızda öğrencilerin kürtaja yönelik damgalayıcı tutum, inanç ve davranışları ölçek puanları ortalama 74,54±10,64 puan olarak bulunmuştur. Araştırma bulgularının analizinde öğrencilerin kürtaja yönelik damgalayıcı tutum, inanç ve davranışlarına ilişkin ölçek toplam puanlarının ve alt boyut puanlarının; öğrencilerin öğrenim gördükleri bölüm, yaş, cinsiyet, medeni durum, aile yapısı, birlikte yaşadığı kişi, uzun süre yaşadığı yer ve cinsel sağlık konusunda eğitim alma durumlarından etkilendiği saptanmıştır(p<0,05). Bu sonuçlar doğrultusunda, kürtaj sürecinde kadının bakımından sorumlu olan ebe ve hemşirelerin lisans eğitimlerinin içeriğinin; güvenli kürtajın önemi, kürtaj konusunda damgalanmanın kadın sağlığı üzerine etkileri, ebe ve hemşirelerin kürtaj sürecindeki rol ve sorumlulukları konularına da vurgu yapılacak şekilde güncellenmesi önerilmektedir.
  • Master Thesis
    İbni Sina Hastanesinde Çalışan Hemşirelerin Tükenmişlik ve Motivasyonunu Etkileyen Faktörler
    (2013) Taşkıran, Funda; Çelik, Yusuf
    Bu çalışma, Ankara Üniversitesi İbni Sina Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan Hemşirelerin Tükenmişlik ve Motivasyonunu etkileyen faktörleri belirleyerek, Motivasyonda kullanılan özendirme araçları ile tükenmişlik arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerekli izinler alınarak yapılmıştır. Veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Ankette hemşireleri tanımlayıcı soruların yanı sıra Maslach Tükenmişlik Ölçeği ile Özendirme Araçları Anket Formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; SPSS for windows 19,0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Hemşirelerin tükenmişlik düzeyleri ile yaş, medeni durum, eğitim seviyesi, mesleki deneyim, sigara ve alkol kullanma durumları, kurumdaki görev süresi, çalışma şekli, mesleği seçme nedeni, konferans/seminer etkinliklerinin katkı durumlarıyla ile tükenmişlik ölçeğinin alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Tükenmişlik ölçeğinin alt boyutları ile konferans/seminer etkinliklerinden haberdar olma ile konferans/seminer etkinliklerinde görev alma durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Tükenmişliğin duygusal tükenme alt boyutu ile genel sağlık durumlarını nasıl değerlendirdikleri, haftalık çalışma saatleri, mesleği isteyerek seçme ve tekrar aynı mesleği seçme durumları, arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Tükenmişlik alt boyutlarından duyarsızlaşma ile ruh sağlık durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Tükenmişlik alt boyutlarından kişisel başarı ölçeği ile genel olarak ruh sağlıklarını nasıl değerlendirdikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Özendirme araçları anket formu sonuçları incelediğinde hemşirelerin motivasyon araçlarından beklenti seviyesinin tam olarak karşılanmadığı görülmektedir. Sadece araştırmaya katılan hemşirelerin 657 sayılı devlet memuru olmaları sebebiyle işten çıkarılma tehlikesi yaşamadıklarından dolayı beklenti seviyesiyle mevcut skor arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır.(p>0,05).Diğer bütün motivasyon araçları için beklenti ve mevcut seviye skorları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.(p<0,05) Özendirme araçları ile tükenmişliğin alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde duygusal tükenme ölçeği ile ücret seviyesi, yapılan işi sevme derecesi, takdir edilme durumu, tatil ve izin durumu, sevilmeyen bir işe verilme durumu, hastanenin hemşirelik bakım kalitesi, yetişme ve eğitim durumları, bağlı olunan yönetici ile ilişki durumu, normalden fazla çalışma durumu, yöneticinin yaşanılan anlaşmazlık ve çatışmalarda uzlaştırıcılık durumu, başarı, takdir ve ödüllendirme adaleti, çalışma verimini etkileyecek araç ve gereç durumu, iş görenler arasındaki görev dağılımının belirginliği, kararlara katılma imkânları, iş memnuniyeti ve tatmini arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır.Özendirme araçlarıyla tükenmişliğin alt boyutlarından duyarsızlaşma ölçeği ile işten çıkarılma tehlikesi, yapılan işi sevme derecesi, tatil ve izim durumu, yetişme ve eğitim durumları, bağlı olunan yönetici ile ilişki durumu, başarı, takdir ve ödüllendirme adaleti iş görenler arasındaki görev dağılımının belirginliği, kararlara katılma imkânları, iş memnuniyeti ve tatmini arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Tükenmişlik alt boyutlarından kişisel başarı ölçeği ile özendirme araçlarından işi sevme derecesi, takdir edilme durumu ,iş arkadaşları ve iş grubu ile anlaşabilme durumu,bağlı olunan yönetici ilişki durumu,iş yerinde çalışma başarısını etkileyecek insiyatif ve yetki durum, yetişme ve eğitim durumları,arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur.(p<0,05) Anahtar Kelimeler 1. Tükenmişlik 2. Motivasyon 3. Hemşirelik 4. Hastane 5. Özendirme
  • Article
    Çocuğu Hastanede Yatan Ebeveynlerin Aile Merkezli Bakım Alma Durumlarını Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi
    (2019) Boztepe, Handan; Yıldız, Gizem Kerimoğlu; Çınar, Sevil; Ay, Ayşe
    Amaç: Bu araştırmanın amacı, çocuğu hastanede yatan ebeveynlerin, aile merkezli bakım uygulamalarına katılma durumları veetkileyen faktörleri belirlemektir.Hastalar ve Yöntem: Bu kesitsel araştırma bir çocuk hastanesinin yataklı servislerinde çocuklarına refakat eden ebeveynler ileTemmuz 2014- Nisan 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu araştırmaya katılmayı kabuleden 303 ebeveyn oluşturmuştur.Bulgular: Ebeveynlerin çoğunluğunun (%95) hastanede çocuklarının bakımına katıldıkları, en çok bakımına katıldıkları uygulamaların çocuğun temel fiziksel bakımını karşılamaya yönelik uygulamalar (yemek yeme, hijyen gereksinimlerini karşılama) veilaç uygulaması olduğu (%37,6) belirlendi. Çocukları planlı bir şekilde hastaneye yatırılan ebeveynlerin sağlık profesyonellerinedaha fazla soru sorabildiği belirlenmiştir (p<0,05). Ebeveynlerin çoğunluğunun (%72.6) teslimlere katılmak istedikleri belirlendi. Ebeveynlerin eğitim seviyeleri ve çocuklarının hastalığını, hastanede aldıkları tedavi protokolünü, çocuklarına yapılanuygulamaların nedenlerini ve yatak başı hemşire teslimlerini anlama durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkolduğu bulundu (p<0.05).Sonuç: Bu araştırmanın sonucunda, çocukları hastanede yatan ebeveynlerin aile merkezli bakım sürecine katılmalarını planlarken; ebeveynlerin eğitim seviyesi ve çocukların hastaneye yatış şekli gibi özelliklerin, sağlık profesyonelleri tarafından dikkatealınması gerekliliği sonucu ortaya çıkmıştır.
  • Master Thesis
    Bir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde İş Yükünün Hasta Güvenliği Üzerindeki Etkisinin Belirlenmesi
    (2011) Eroğlu, Eylem Kaya; Esatoğlu, Afsun Ezel
    Araştırmanın amacı; kamuya ait bir eğitim ve araştırma hastanesinde iş yükünün, hasta güvenliği üzerinde etkisinin belirlenmesi ve iş yüküne bağlı olarak tıbbi hatalarının meydana gelme sıklıklarının saptanmasıdır.Araştırmanın evrenini, Ankara İli'nde bulunan Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin amaçlı örneklem yöntemi ile seçilen, birbirinden farklı özelliklere sahip dört ayrı kliniğindeki toplam 73 hemşire ve hemşirelerin bildirdikleri hasta güvenliğini tehdit eden tüm olay bildirimleri oluşturmaktadır. Araştırma 16 Haziran 2009- 16 Eylül 2009 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın verileri, benzer çalışmalarda kullanılan, alanyazın ve uzman görüşü alınarak hazırlanan toplam dört ayrı formla toplanmıştır. Araştırma sonucu iş yükü ile elde edilen veriler Excel programında, hata bildirimi ile elde edilen veriler ise SPSS 13.0 programında analiz edilmiştir.Araştırma kapsamında 3 aylık süre boyunca, dört ayrı klinikte toplam 7619 hastaya, 108 yatak kapasitesi ile 55 aktif çalışan hemşire tarafından bakım hizmeti verilmiştir. Yoğun Bakım Ünitesi'nde 24 saat içinde hastaya verilen bakım saati 10,4, Süt Çocuğu Servisi'nde 2,0, Büyük Çocuk 2 Servisi'nde 2,1, Hematoloji Onkoloji Servisi'nde ise 3,0 olarak bulunmuştur. Hasta bağımlılık düzeyine göre verilmesi gereken 24 saatlik bakım saatleri, Yoğun Bakım Ünitesi'nde 19,7, Süt Çocuğu Servisi'nde 13,5, Büyük Çocuk 2 Servisi'nde 9,5, Hematoloji Onkoloji Servisi'nde ise 10,3 olarak saptanmıştır. Hasta bağımlık düzeyine göre verilmesi gereken bakım saati üzerinden yapılan hesaplamalarda, birimlerde çalışması gereken toplam hemşire sayısı 205 olarak bulunmuştur.Araştırmada, toplam 236 hata bildirimi alınmıştır. Hataların türlerine göre dağılımı incelendiğinde, tanı ve bakım süreci hatalarının %68,7, ilaç hatalarının %29,6, düşmelerin ise %1,7 oranında gözlendiği saptanmıştır. Hatalar, risk derecelerine göre 2 ile 5 arasında sınıflandırılmış ve hataların %59,2'sinin hemşirelik hizmetlerini dolaylı etkileyen, %40,7'sinin ise hemşirelik hizmetlerini doğrudan etkileyen nedenlerle ilişkilendirildiği belirlenmiştir. Hata risk dereceleri ile servisler arasında ve hata risk dereceleri ile hasta bağımlılık düzeyleri arasında anlamlı istatistiksel ilişki bulunmuş, hata risk dereceleri ile çalışma saatleri arasında ve bakılan hasta sayısı arasında anlamlı istatistiksel ilişki bulunamamıştır.Anahtar Sözcükler: Hasta güvenliği, hemşire istihdamı, hasta bağımlılığı, iş yükü, güvenli istihdam, istenmeyen olay, tıbbi hata.
  • Master Thesis
    Hemşirelerin Güvenli Kan Transfüzyonlarına Yönelik Bilgi ve Beceri Düzeylerinin Saptanması (dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma ve Ulus Devlet Hastaneleri Örneği)
    (2014) Güleşen, Gülçin; Bircan, İsmail
    Bu araştırma, son zamanlarda oldukça büyük önem taşıyan güvenli kan transfüzyonu konusunda hemşirelerin bilgi ve beceri düzeylerini belirlemek ve sorun çözümüne yönelik öneriler geliştirmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesinde görev yapan 115 hemşire ile Ankara Ulus Devlet Hastanesinde görev yapan 35 hemşire olmak üzere toplam 150 hemşire oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak 32 adet sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, Chi-Square testi ve yüzdelik kullanılmıştır. Daha önce yapılmış çalışmalara göre araştırmaya katılan hemşirelerin güvenli kan transfüzyonuna yönelik genel bilgi puanlarının 51-70 puan (%49) arasında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hastanelerde kan transfüzyon komitesinin bulunması, hemşirelerin büyük çoğunluğunun lisans mezunu (n:76) olması, grup içerisinde daha önce hizmet içi eğitim almış hemşirelerin sayısının fazla olması (n:111) ve bu hastanelerde hizmet kalite standartlarına verilen önemin fazla olması bu sonucun çıkmasında etkili olmuştur. Ancak güvenli kan transfüzyonu ile ilgili alt bölümlerden kan transfüzyon uygulama öncesi, sırası, sonrası ve komplikasyonlara ilişkin bilgi puanlarının 50 puan ve altında olduğu, bu konularda hemşirelerin bilgi yetersizliklerinin olduğu bulgusuna ulaşılmışken; kan transfüzyonu ile ilgili HKS'ye yönelik bilgi puanı 71 ve üzeri puan (% 58,7) olarak bulunmuştur. Çalışmamızda hemşirelerin yaşı, hizmet içi eğitime katılma durumları ve hemşirelik mesleğinde çalışma süresi ile güvenli kan transfüzyonu genel bilgi puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç çıkmazken; hemşirelerin eğitim düzeyi, çalıştıkları birim ve hizmet içi eğitime katılma süresi ile güvenli kan transfüzyonu genel bilgi puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılmıştır. Hizmet içi eğitimlerde güvenli kan transfüzyon eğitimlerinin daha fazla önem verilerek yapılması ve eğitimlerin bir güne sıkıştırılarak yapılmaması, eğitimlere ön test ve son test yapılmasına yer verilmesi bilgi düzeyini daha da artıracaktır. Sıkılaştırılmış olarak yapılan eğitimlerde bilgilendirmede istenilen sonuca ulaşım azalmaktadır. Araştırmamızda bir hafta ve üzeri eğitim alanların bilgi puanları daha yüksek çıkmıştır. Hizmet içi eğitimlerde güvenli kan transfüzyonu konusundaki eğitimlerin bir yıl içerisinde düzenli aralıklarla (3 ayda bir) tekrarlanması ve en az bir hafta yapılması; hataların azalmasına ve bilgilerin kalıcı olmasına dolayısı ile sağlık hizmeti sunumunda kalitenin de artmasını sağlayacaktır. Hemşirelerin çalıştığı birimle güvenli kan transfüzyonu bilgi puanı arasında anlamlı ilişki olması nedeniyle yapılan eğitimlerin kliniklerin türüne göre ve birim bazlı yapılması eğitimlerin etkinliliğini ve verimliliğini artıracaktır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda; hemşirelerin eğitim düzeyinin en az lisans seviyesinde olması için imkânlar tanınması ve hastanelerde çalıştırılacak hemşire kadrosu seçiminde en az lisans mezunu hemşirelerin bulunması, hemşirelere güvenli kan transfüzyonuna yönelik etkili, sürekli ve planlı bir hizmet içi eğitim verilmesi, verilen eğitimin etkinliğinin ölçülmesi ve uygulamaya yönelik standardizasyon çalışmalarının geliştirilmesi, tüm hastanelerde kullanılan standart formların geliştirilmesi, yurtdışı örneklerde olduğu gibi transfüzyon hemşire ekibinin oluşturulması ve var olan kan transfüzyon komitelerinin aktif olarak çalışmaları önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: 1. Hemşire, 2. Güvenli Kan Transfüzyonu, 3. Bilgi Beceri Düzeyi, 4. Eğitim 5. Kan Transfüzyon Komitesi
  • Master Thesis
    Üniversite Öğrencilerinin Menstruasyona İlişkin Tutumlarının ve Hijyen Alışkanlıklarının Belirlenmesi
    (2024) Şahin, Dilara; Bayraktar, Nurhan
    Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin menstruasyona ilişkin tutumlarının ve hijyen alışkanlıklarının belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiş tanımlayıcı bir araştırmadır. Çalışmaya Atılım Üniversitesinde Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü ve İşletme Fakültesinde öğrenim gören araştırmaya katılmayı kabul eden 151 kişi dahil edilmiştir. Veriler Etik Kurul onayının alınmasının ardından 1 Kasım 2023 ile 1 Ocak 2024 arasında, Tanıtıcı Bilgi Formu, Genital Hijyen Davranışları Ölçeği ve Menstruasyon Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin, %90.7'sinin menstruasyon öncesi bilgi aldığı, bilgi kaynağının çoğunlukla (%85.5) anne olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin, Genital Hijyen Davranışları Ölçeği toplam puan ortalamaları 95.76 (Min-Maks: 41.00-114.00) ve Menstruasyon Tutum Ölçeği toplam puan ortalamaları 2.57 (Min-Maks: 1.29-3.45) bulunmuştur. Katılımcıların Genital Hijyen Davranışları Ölçeği toplam puan ortalamaları ile Menstruasyon Tutum Ölçeği toplam puan ortalamaları arasında ilişki saptanmamıştır. Fakat Genital Hijyen Davranışları Ölçeği anormal bulgu farkındalığı alt boyut puanı ile Menstruasyon Tutum Ölçeği toplam puanı ve Menstruasyon Tutum Ölçeği -doğal bir olgu olarak menstruasyon alt boyut puan arasında pozitif yönlü ve zayıf düzeyde anlamlı ilişki belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, toplumda menstruasyona ilişkin olumlu tutum geliştirmeye yönelik politikalar ve çok yönlü stratejiler geliştirilmesi önerilmektedir.
  • Master Thesis
    Hemşirelerin Stres ve Motivasyon Analizi (dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Ulus Devlet Hastanesi Örneği)
    (2014) Güleşen, Yunus; Bircan, İsmail
    Bu araştırma, sağlık hizmetlerinin sunumunda önemli bir rol üstlenen hemşirelerin stres ve motivasyon durumlarını ile stres motivasyon ilişkisini saptamak, kurumların amaçlarına ulaşmada en büyük sorun olan personeli etkileyen olumsuzlukları ortadan kaldırmak, fayda sağlayacak stratejiler geliştirmek, personelin etkin ve verimli çalışmasına katkı sağlamak amacıyla yapılmış tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesinde görev yapan 116 hemşire ile Ankara Ulus Devlet Hastanesinde görev yapan 35 hemşire olmak üzere toplam 151 hemşire oluşturmaktadır. Araştırma verileri kaynak taraması yapılarak ve araştırmaya katılan hemşirelerle yüz yüze yapılan görüşmelerde anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Ankette Richardson tarafından geliştirilmiş olan 44 sorudan oluşan ''Stres Kaynağı Ölçeği'' ile Barbuto ve School tarafından geliştirilmiş olan 30 sorudan oluşan ''Motivasyon Kaynakları Envanteri'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, Kruskal Wallis testi ve Pearson Korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada hemşirelerin %56.3'ünün sosyal stres vericiler yönünden, %49'unun işle ilgili stres vericiler yönünden hastalık geliştirme olasılığı olduğunu, %51'inin kendini yorumlama biçiminden kaynaklanan stres vericiler yönünden hastalık geliştirme eğiliminde olduğu ve %45'inin fiziki çevreden kaynaklanan stres vericiler yönünden hastalık geliştirme olasılığı oldukça yüksek olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin cinsiyeti ile sosyal stres vericiler, çocuk sayısı ile fiziki çevreden kaynaklanan stres vericiler ve meslekteki toplam hizmet süresi ile kendini yorumlama biçiminden kaynaklanan stres vericilere ait puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Hemşirelerin cinsiyeti ile hedef içselleştirme alt grubu, haftalık çalışma süresi ile iç güdüsel süreç alt grubu, ek gelir durumu ile araçsal süreç alt grubu, iç güdüsel süreç alt grubu ve dış benlik kavramı alt grubu puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda stresi azaltıcı ve motivasyonu arttırıcı faktörler konusunda önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: 1. Hemşire 2. Stres 3. Motivasyon
  • Master Thesis
    Sağlık Yüksekokulunda Eğitim Gören Hemşirelik ve Ebelik Bölümü Öğrencilerinin Hasta Hakları Konusunda Bilinç Düzeylerinin Belirlenmesi: Amasya Üniversitesi Örneği
    (2016) Binay, Onur; Törüner, Ali Mete
    Uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükler ile sıklıkla tartışılan, çözüm aranan, hasta ve personel açısından daha iyiyi hedefleyen ve üzerinde önemle durulan hasta haklarının uygulanabilirliği, toplumsal bilinç oluşturulmasından önce sağlık hizmetini sunan personelin eğitimi ile sağlanabilir. Bu anlayışla etik kural ve değerleri özümsemiş öğrencilerin yetiştirilmesinde eğitim kurumlarının rolü önemlidir. Türkiye'de mezuniyet öncesi dönemde, öğrencilerin hasta hakları konusunda bilinç düzeylerinin ölçülmesi hususunda yeterince çalışma yapılmamıştır. Bu çalışma ile hemşirelik ve ebelik bölümü öğrencilerinin hasta haklarına ilişkin bilgilerini, düşüncelerini, davranış ve alışkanlıklarını, duyarlılıklarını tıp etiği ve kuralları içerisinde incelemek amaçlanmıştır. Amasya Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik ve Ebelik Bölümü öğrencilerinden 361'i üzerinde uygulanan tanımlayıcı tipteki bu çalışmada, demografik özelliklere ait soruların yanı sıra Hasta Haklarına Yönelik Tutum ve Katılımını ölçmeye yönelik 5'li Likert ölçeğine göre hazırlanmış sorulardan yararlanılmıştır. Ölçeğin güvenirliliği ise Cronbach Alpha Katsayısı ile ölçülmüş ve 0,7'nin üzerinde bulunmuştur. Araştırmanın sonuçlarından bazıları şöyledir: Katılımcıların %69,8'ini hemşirelik bölümü öğrencileri, %30,2'sini ebelik bölümü öğrencileri oluşturmaktadır. Öğrencilerin %83,9'unun kadın, %16,1'inin erkek olduğu belirlenmiştir. Kadın öğrencilerin erkek öğrencilere göre, ebelik bölümü öğrencilerinin hemşirelik bölümü öğrencilerine göre hastaların iletişim ve bilgi alma haklarına yönelik tutumları ölçeği puanları daha yüksek bulunmuş ve istatistiksel olarak anlamlandırılmıştır. Sonuç olarak; iletişimin bireyi tanımlamak, gereksinimleri karşılayabilmek ve anlaşılabilir olmak açısından önemli olduğu görülmüştür. Öğrencilerin herhangi bir ayrıma tabi tutulmaksızın, kişilerin her türlü sağlık hizmetinden faydalanma ve tedavi görmeleri konusunda bilinçli oldukları ortaya çıkmıştır. Eğitim müfredatında bulunan/eklenmesi düşünülen dersler her dönemi ve sınıfı kapsayacak şekilde hasta hakları kavramının tartışılabildiği, yaşanan ihlallerin, yetki ve sorumlulukların bilindiği dersler olarak değiştirilmeli, mesleki değer ve etkili iletişim tekniklerini barındıracak içerikte olmalıdır. ANAHTAR KELİMELER: Hasta Hakları, Bilgi Düzeyi, Hemşirelik Bölümü, Ebelik Bölümü, Üniversite Öğrencileri
  • Master Thesis
    Performans ve Motivasyon Arasındaki İlişki: Gata Hemşirelik Hizmetleri Örneği
    (2012) Çağan, Sultan Nuray; Törüner, A. Mete
    Sağlık kurumlarındaki performans ve bunun geri bildirimi olarak sağlık sonuçları çalışanların motivasyonuna bağlıdır. Motive olmayan bir çalışanın performans göstermesi beklenemez. Sağlık kurumlarındaki en büyük insan gücü kaynağını da hemşireler oluşturmaktadır.Bu çalışma, Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hemşirelik Hizmetlerinde çalışan hemşirelerin belirli bir dönemdeki motivasyon ve performans düzeylerini belirlemek ve motivasyon düzeyleri ile performans düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığını varsa bu ilişkinin yönünü ve şiddetini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, araştırmanın önemi ve amacı, araştırmanın soruları ve hipotezleri, sınırlılıkları, varsayımları ile çalışma planı yer almaktadır. İkinci bölümde; kaynak taraması sonucunda elde edilen konuyla ilgili genel bilgiler bulunmaktadır. Üçüncü bölümde; araştırmanın evren ve örneklemi, veri toplama araç ve yöntemi ile verilerin analiz yöntemleri hakkındaki açıklamalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde; yapılan alan çalışması sunulmuş, elde edilen sonuçlar yorumlanarak öneriler geliştirilmiştir.Araştırmanın evrenini Haziran-Temmuz 2011 tarihleri arasında GATA'da görev yapan tüm hemşireler (N=594) oluşturmaktadır. Toplam ulaşılması gereken hemşire sayısı 450 olarak belirlenmiştir. Anket formlarının dağıtıldığı 450 hemşireden 47'si (%10.4) çalışmaya katılmayı kabul etmemiştir. Çalışmaya katılım oranı %89.6 olarak belirlenmiştir.Verilerin toplanmasında üç bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Anketin birinci bölümünde demografik özellikler, ikinci bölümünde çalışanların kendilerini değerlendirdikleri 24 sorudan oluşan iş performans anketi, üçüncü bölümde ise çalışanların kendilerini değerlendirdikleri 24 sorudan oluşan iş motivasyonu anketi yer almaktadır. Elde edilen veriler MS-Excel 2003 ve SPSS 15.0 paket programlarında değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde Cronbach's Alpha, Tukey testin bütünlüğü/toplanabilirliği değerleri bulunmuş ve gruplar arası karşılaştırmalar için Mann-Whitney, Kruskal-Wallis testleri kullanılmıştır. Anketler arası ilişkilerin araştırılması için Spearman sıra korelasyon katsayıları hesaplanmıştır.Analiz sonucunda hemşirelerin performans düzeyleri %95' in üzerinde ?yüksek? düzeyde, motivasyon düzeyleri ise %61.5 ile ?orta? düzeyde bulunmuştur. Hemşirelerin görev performanslarının bağlamsal performanslarından, içsel motivasyonlarının ise dışsal motivasyonlarından yüksek olduğu görülmüştür. Demografik özelliklerin performans üzerinde anlamlı etkiye sahip olmadığı bulunmuştur. Demografik özelliklerden yaş, çalışma süresi ve statü'nün motivasyon üzerinde anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür. İş motivasyonu ile iş performansı arasında istatistiksel olarak ?anlamlı, doğrusal ve orta kuvvette? bir ilişki bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Hemşirelikte motivasyon, Hemşirelikte performans, Motivasyon, Performans, Performans ile motivasyon arasındaki ilişki