Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği'nin Hazar Bölgesi'ne Yönelik Enerji Politikası ve Türkiye'ye Etkileri
    (2010) Avcı, Müşerref; Bal, İdris
    Enerji, petrolün keşfedildiğinden beri uluslararası ilişkileri farklı şekillerde etkilemiş, enerji kaynaklarını kontrol altına almak için yapılan savaşlar, güçlü devletler arasında enerji deposu olan bölgeler üzerindeki çekişmeler, dünya politikasının esasını oluşturmuştur. Günümüzde Sovyetler Birliği'nden ayrılan Hazar ülkelerinin enerji kaynakları üzerindeki mücadelenin dünyada bloklaşmaların sona erdiği bir dönemde de sürmesi, enerji ile ilgili gelişmelerin uluslararası ilişkiler açısından ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Özellikle kaynak çeşitlendirmek ve istikrarsız bölgelere bağımlılığını azaltmak için Hazar bölgesinin enerji kaynaklarına yönelen Avrupa Birliği de, enerji stratejilerinin önemli aktörlerinden biri olarak karşımıza çıkarak 20'nci yüzyılın ortalarından itibaren enerji politikalarının içinde yer almıştır.Sovyetler Birliği'nin dağılması ile birlikte yeni doğal gaz ve petrol rezervlerinin ortaya çıkması, Körfez Savaşı, Afganistan ve Irak Harekatları son yıllarda dünyada enerji politikalarına verilen önemi artırmıştır. Önümüzdeki dönemde de Hazar Havzası enerji kaynaklarının kontrol altına alınması konusunda uluslararası mücadeleler devam edecek, dünyanın yeniden şekillendirilmesinde esas faktör olacaktır. Hazar Havzasındaki mevcut kaynaklar dünyanın enerji ihtiyacının bir bölümünü karşılayabilecek düzeydedir. Bölge ile ilgili en önemli sorun, enerji kaynaklarının kontrolünden çok tüketim alanlarına nasıl ulaştırılacağıdır. Bu safhada coğrafi konumu ve sözü geçen ülkelerle olan tarihi ve kültürel bağları, Türkiye için önemli bir fırsat yaratmaktadır. Topraklarında yeterince petrol ve doğal gaz bulunmayan Türkiye, yakın bölgedeki kaynakların taşınmasında oynayacağı rol ile bu açığını büyük oranda kapatabilecek, jeopolitik ve jeoekonomik durumunu güçlendirebilecektir. Türkiye böylesine önemli olan stratejik özelliği ile AB enerji politikalarına dahil olabilecek ve belki de ileride bu avantajını kullanarak AB'ye üye olabilecektir.
  • Master Thesis
    İsrail'in Doğu Akdeniz Enerji Politikası ve Türkiye ile Kktc Üzerine Etkileri
    (2020) Savaş, Cem; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Doğu Akdeniz, gerek coğrafi ve jeostratejik konumu ile gerekse de siyasi ve ekonomik özellikleri ile üç kıta arasında bulanan kritik noktalardan biridir. Özellikle Sanayi Devriminden sonra hem Batı ülkelerinin artarak çoğalan enerji ihtiyaçları hem de son zamanlarda Doğu Akdeniz'de yeni enerji kaynaklarının tespit edilmesi, ülkeler arasındaki politik dengelerinin değişmesine neden olmuş ve bölge son derece riskli bir hale gelmiştir. Günümüzde Doğu Akdeniz'e kıyısı olmamasına rağmen yüzlerce kilometre uzaklıkta bulunan ancak Doğu Akdeniz pastasından menfaat elde etme peşinde olan birçok devlet mevcuttur. Kıyı ülkelerinin Doğu Akdeniz'de tespit edilen hidrokarbon kaynaklarından faydalanmak için hak iddia etmeleri sebebiyle de birtakım anlaşmaların yapılması zaruri hale gelmiştir. Enerjinin tespiti, çıkarılması, nasıl değerlendirileceğine karar verilmesi ve bunun yanında inşa edilecek hatlarla naklinin sağlanması gibi sorunsalların çözümü için çeşitli alternatifler düşünülmüştür. Son dönemde Doğu Akdeniz Bölgesinde enerji kaynaklarının tespit edilmesi bölgede İsrail başta olmak üzere diğer kıyı ülkelerinin doğal gaz arayışına neden olmuştur. İsrail'in Doğu Akdeniz Bölgesinde yapmış olduğu çalışmalar sonucunda Leviathan ve Tamar bölgelerinde zengin doğal gaz yataklarına rastlanmıştır. Türkiye ile ilişkileri kötü olan İsrail, bölgede tespit edilen doğal gazın Avrupa pazarına ihraç edilmesi için arayış içine girmiştir. Bu amaçla diğer kıyı ülkeleri ile Münhasır Ekonomik Bölge anlaşması imzalayarak Tamar ve Leviathan bölgelerindeki doğal gazın Avrupa ülkelerine ihraç edilmesi için çalışmalar başlatılmıştır. Fakat bölgedeki aktörlerin bu enerji kaynaklarından faydalanma hakkı konusunda, KKTC'nin varlığını yok sayması, kaynaklardan elde edilen iktisadi değerlerin kullanımı konusunda bölgede yaşayan halkın çıkarlarını ihlal etmeleri nedeni ile Akdeniz'de gerilim giderek tırmanmaktadır. Mevcut durum Türkiye ile KKTC arasında yapılan anlaşmalar ile doğan yetki alanlarının ihlali bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışmada, İsrail'in Doğu Akdeniz üzerinde yaptığı faaliyetleri, planları, kıyı ülkeleri ile yaptığı ikili veya daha fazla ülke katılımıyla yaptığı ittifakları ve Türkiye'nin, Kıbrıs adasının Doğu Akdeniz'deki konumu ele alınmıştır. Ayrıca bölgede tespit edilen enerji kaynaklarının, kıyı ülkelerinin enerji politikalarına nasıl yansıdığı üzerinde durulmaktadır. İsrail'in Doğu Akdeniz enerji politikalarının KKTC ve Türkiye başta olmak üzere diğer bölge ülkeleriyle ne oranda örtüştüğü ise çalışmamızda değerlendirilmekte olup bu bağlamda, çalışmamızda bölgenin kıyı ülkeleri açısından, jeopolitik ve coğrafi açıdan, iktisadi ve askeri alandaki önemi açıklanmaktadır. Ayrıca Doğu Akdeniz'de bulunan enerji kaynakları hakkında yayınlanan raporlar kapsamında bölgenin, dünya enerji piyasasına nasıl etki edeceği konularında açıklamalar yer almaktadır.
  • Master Thesis
    Çin Halk Cumhuriyeti'nin Dış Politikasında Orta Asya Faktörü: Soğuk Savaş'ın Sonundan - Hu Jintao Döneminin Sonuna Kadar (1988-2012)'
    (2014) Özcan, İpek; Karasar, Hasan Ali
    Orta Asya Bölgesi ekonomi, güvenlik ve enerji başlıklarında tarihten beri stratejik bir konuma ve öneme sahip olmuştur. SSCB döneminde ÇHC ile uzlaşmaya varılamayan bu bölgede, SSCB'nin yıkılışının ardından bağımsızlığını ilan eden Orta Asya Devletleri ile ÇHC; ekonomik, askeri ve enerji sektöründe karşılıklı işbirliği anlaşmaları imzalamıştır. Bu anlaşmalar doğrultusunda, devletler bazında bir devletin, diğer devletleri çıkarları doğrultusunda kaba kuvvete başvurmadan etkileyebilmesini sağlayan yumuşak güç yolu benimsenmiştir. İşbirliği ve yumuşak güç stratejisi ile Orta Asya'da çok taraflı iki işbirliği örgütü de kurulmuştur. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve Asya'da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı (AİGK). Bu çalışmada ÇHC ve Orta Asya Devletleri arasında imzalanan karşılıklı işbirliği anlaşmalarındaki ile ŞİÖ ve AİGK bünyelerindeki ekonomi ve güvenlik siyaseti ilişkisi incelenecektir. Anahtar Sözcükler: 1. Orta Asya, 2. Ekonomi, Güvenlik, 3. Enerji, 4. Karşılıklı işbirliği, 5. ŞİÖ, 6. AİGK
  • Master Thesis
    Türkiye Enerji Politikaları Üzerine Bir İnceleme
    (2014) Ensaroğlu, Erkam Cüneyd; Bircan, İsmail
    Bu çalışma, Türkiye'nin enerji politikalarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Konuyla ilgili literatür ve arşiv taramasının yanı sıra, ilgili aktörlerle derinlikli mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Sahip olduğu kaynaklar, enerji ihtiyacını karşılayamadığı için Türkiye, enerjide dışa bağımlı bir ülkedir. Üretici ve tüketici ülkelerin arasında bir konuma sahip olduğundan, enerji koridoru ve enerji üssü olmak istemektedir. Bunun yanı sıra, enerji kaynaklarında çeşitlendirmeye giderek dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflemektedir. Türkiye'nin alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımları olumlu olmakla birlikte, dışa bağımlılığı azaltabilmek için atması gereken başka adımlar da bulunmaktadır. Alternatif ve yenilenebilir enerji için yapılan yatırımlara ilişkin ar-ge çalışmalarını sürdürmek zorunda olan Türkiye, enerji ithalatı yaptığı ülkeleri çeşitlendirse dahi, söz konusu yatırımlarda yerli kaynakların payını yüksek tutmaması halinde, dışa bağımlılıktan kurtulamayacaktır.
  • Master Thesis
    Irak'ın Muhtemel Geleceği ve Türkiye'ye Etkileri
    (2013) Tülemez, Coşkun; Ünal, Hasan
    ABD, yeni Ulusal Güvenlik Doktrini gereği terörizmi desteklediği ve kitle imha silahları ürettiği ve bulundurduğu gerekçeleriyle 20 Mart 2003 tarihinde Koalisyon Kuvvetleri ile birlikte Irak'ı işgal etmiştir. Irak, ABD'nin 2003 yılındaki müdahalesinden itibaren Türkiye için en önemli dış politika konularından biri haline gelmiştir. TBMM'nin 1 Mart 2003'te almış olduğu ?tezkere? kararı, ABD Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'a Türk topraklarından geçişi için izin çıkmaması ve ertesinde yaşanan olaylar, Amerika ile Türkiye arasında süregelen ?stratejik ortaklık? ilişkisinin sorgulanmasına neden olmuştur. Bu kriz ile Türk-Amerikan ilişkileri farklı bir sürece girmiştir.2003 sonrası dönemde yaşanan yeniden yapılandırma süreci, Irak'a huzur ve istikrar getirmek yerine, etnik ve dini açıdan karmaşık olan toplumsal yapıdaki ayrışmayı daha da derinleştirmiştir. Irak'ın iki veya üç ayrı bağımsız devlet olarak bölünmesi muhtemeldir.Irak'ta halen; Kerkük, federalizm, petrol ve güvenlik, tartışmalı alanlar konularında çözülmeyi bekleyen birçok sorun bulunmaktadır. Ülkedeki etnik-sekter farklılıklar ve birbirlerine karşı politikaları ile bölgesel aktörlerin yaklaşımları mevcut sorunların kısa vadede çözülemeyeceğini göstermektedir. Bu durum Irak'ın geleceğine yönelik iyimser tahminler yapılmasını engellemekle birlikte bölünme senaryolarının da gündemde kalmasına sebep olmaktadır.
  • Master Thesis
    Soğuk Savaş Sonrası Değişen Konjonktürde Rusya Federasyonu - Avrupa Birliği İlişkileri ve Türkiye'ye Yansımaları
    (2011) Boğaz, Serhan; Hurmi, A. Bahar Turhan
    Rusya, Soğuk Savaşın ardından Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla bir süre kaos içine girmiştir. Ancak daha sonra zengin enerji kaynaklarının da verdiği güçle ekonomisini yeniden toparlayarak dünyada söz sahibi olmuş ve Çin gibi ülkelerle ittiklar kurmuştur. Rusya böylece dünyada Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı çok kutupluluğu savunmaya çalışmaktadır. Avrupa Birliğinin ise devamlı gelişen bir oluşum olarak Rusya Federasyonu ile yakın ilişkileri vardır. Özellikle AB'nin enerji bağımlılığı nedeniyle bu ilişkilerde zaman zaman sorunlar yaşanmaktadır. Bu ilişkiler, hem Rusya ile aynı coğrafyada bulunan hem de yıllardır AB üyesi olmak için bekleyen Türkiye'yi yakından ilgilendirmektedir.
  • Master Thesis
    Abd'nin Irak'tan Çekilmesi Sonrası Ülkenin Hidrokarbon Yakıtları Üzerine Enerji-politik Hamleler
    (2012) Çelik, Ersin; Gürson, Poyraz
    Bu tezle küresel düzeyde; ABD, AB, Çin ve Rusya bölgesel düzeyde ise Türkiye gibi aktörlerin hangi nedenlerle Irak'a ilgi duydukları irdelenmekte ve bu ilgi neticesinde bu ülkelerin Irak'ın hidrokarbon kaynakları üzerine enerji-politik hamleleri ele alınmaktadır. Özellikle de ABD'nin ülkeden çekilmesinin bu politikalar üzerindeki etkisi gözlemlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada uluslararası petrol şirketlerinin bu oyunda denklemin neresinde olduklarının da ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. ABD'nin çekilmesi ülkede petrollerin paylaşımı konusunda etnik ve mezhepsel çekişmenin dozajının giderek artmasına neden olmuştur. ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesinin en önemli etkisi doğal olarak bu ülkedeki etkinliğinin zayıflaması olacaktır. Ancak, bu durum ABD'nin Irak'tan tamamen vazgeçtiği anlamına gelmemektedir. Amerika'nın ülkedeki siyasal gücü kısmen zayıflasa da ekonomik etkinliği hala devam etmektedir. Ayrıca ABD'de Irak'tan çekilmesinin ardından doğan politik boşluğu petrol şirketiyle işbirliği yaparak doldurma yoluna gitmeyi amaçlamıştır. Avrupa Birliği her ne kadar enerjide Rusya'ya olan bağımlılığını azaltmak istese de Birliğin Irak'a karşı ortak bir siyaset geliştirmediği görülmektedir. İngiltere işgalle birlikte elde ettiği mevziiyi korumak isterken Fransa ve İtalya enerji pastasından daha fazla pay alma yarışındadır. Rusya ve Çin'in ise ABD'nin Irak'tan çekilmesi ile doğan boşluğu doldurmak isteyeceği açıktır. Türkiye ise ABD'nin çekilmesinden sonra dikkatini daha çok Kuzey Irak'taki enerji kaynaklarına yönlendirmiş durumdadır. Bu bağlamda çalışma 4 bölüm etrafında toplanmıştır. İlk bölümde enerji kavramı açıklanmakta, ikinci bölümde ise çalışmanın konusu olan Irak; tarihi ve ekonomisinin yanında coğrafi, demografik ve siyasi yapısıyla ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde Irak'ın enerji profili çıkartılmakta, ülke petrollerinin küresel ekonomi için önemine dikkat çekilmektedir. Son bölümde ise küresel güçlerin Irak enerji kaynakları üzerine enerji-politik hamleleri üzerinde durulmaktadır.Anahtar Kelimeler1. Petrol ve ekonomi2. Irak'ın enerji kaynakları3. Irak'ın enerji profili4. ABD'nin Irak'tan çekilmesi5. Küresel güçlerin Irak üzerine enerji politik hamleleri