50 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 50
Master Thesis Metanolden Formaldehyde Üretiminin Optimizasyonu(2018) Idres, Ruwıda Ab.m.; Güler, EnverFormaldehit, yapı malzemelerinin ayrıca fenol formaldehit gibi polimerik reçinelerin üretimini içeren birçok kimya endüstrisinde oldukça önemli kabul edilen kimyasallardan birisidir. Bu projenin başlıca amacı, kimya mühendisliği bakış açısından, belirli çalışma koşulları altında ve spesifik kapasite dahilinde formaldehit üreten entegre reaktör tasarımı üzerinde çalışma yapmak ve metanolden formaldehit üretim sürecini incelemektir. Bu projede, yılda 120000 ton seviyesinde formaldehit üretimi ve bunda en az ağırlıkça %99.1 formaldehit ve %99.1 azot üretimini sağlanmaktadır. Üretimde metal oksit işlemi kullanılmıştır. Bu projede, süreç Aspen Plus V9 yazılımı kullanılarak simüle ve optimize edilmiştir. Başlıca odak noktası, üretim sürecinde reaktörün tasarımı ve geliştirilmesidir. Sıcaklık, basınç, boruların sayısı, reaktördeki çapı ve uzunluğu da incelenmiştir. Bu projede, formaldehit, katalitik buhar-fazlı oksidasyon reaksiyonu ile üretilmiştir.Master Thesis Amin Borandan Hidrojen Üretilmesi için Paladyum Nanoparçacıkları Eklenmiş Politiyofenin Hazırlanması ve Karakterize Edilmesi(2017) Aljaraı, Sumaıa Ahmed Muftah; Kaya, MuratGünümüzde nanoyapıya olan katalizörler katalitik etkinlikleri sebebi ile oldukça yüksek ilgiye sahiptirler. Bu nedenle istenilen büyüklüğe ve etkinliğe sahip katalizörlerin hazırlanmasına yönelik prosedürlerin geliştirilmesine yönelik oldukça fazla çaba sarfedilmektedir. Etkili bir katalizör hazırlamak için başlıca etkenlerden biri uygun destek malzemesinin hazırlanmasıdır. Uygun destek malzemesi nanoparçacıkların topaklaşmasını engelleyerek katalitik aktivitenin sabit kalmasını sağlar ve kolay ayrılması ile tekrar kullanım performansını artırır. Destek malzemeleri arasında polimerler ucuz olmaları, kolay hazırlanmaları ve kararlılıkları sebebi ile iyi birer aday olarak sayılmaktadır. Hidrojen en önemli yeşil enerji kaynaklarından biri olarak bilinmektedir. Bu nedenle hidrojen depolama malzemelerinden hidrojen üretiminde kullanılmak üzere uygun kalatlizörlerin dizayn ve üretimleri oldukça önemlidir. Metal ve diğer kimyasal hidrürler, organik moleküller, metal organik kafes yapıları ve karbon nanotüpler gibi katı hidrojen depolama malzameleri arasında amin boran (AB) yüksek hidrojen bileşenine (19.6 wt %) sahip olması, kararlılığı ve toksik olmaması sebebi ile en önemli hidrojen depolama malzemesi olarak bilinmektedir. Uygun ve etkili bir katalizörün kullanılması ile yapıda bulunan tüm hidrojenin ılımlı şartlar altında alınması mümkündür. Bu sebeple amin borandan hidrojen eldesinde etkili katalizörlerin kullanımı için etkili katalizörlerin üretilmesi, hidrojen enerjisinin gelişmesi ve yaygın kullanımı için çok önemlidir. Bu tezde, amin borandan hidrolitik olarak hidrojen eldesi için katalizör olarak politiyofen destek malzemesine ıslak emdirme yöntemi ile eklenmiş paladyum nanoparçacıklarının hazırlanması için kolay bir yöntem rapor edilmiştir. Hazırlanan katalizör oda sıcaklığında amin borandan hidrojen eldesi reaksiyonunda iyi bir katalitik aktivite göstermiştir. İlk çevrim frekansı 28.9 dk-1 olarak hesaplanmıştır. Buna ek olarak, politiyofen destek malzemesi üzerine eklenmiş Pd nanoparçacıklar, kaydadeğer kararlılık ve tekrar kullanılabilme kabiliyeti göstermiştir.Master Thesis Yağ Asitlerinden Yüksek Kükürt İçerikli Polimerik Malzemelerin Sentezi ve Karakterizasyonu(2021) Berk, Hasan; Cihaner, AtillaDoğal kaynaklardan ve petrol rafinerilerinden elde edilen elementel kükürt, yaygın olarak bulunabilen ve pahalı ve zehirli olmayan bir malzeme olmasına rağmen, onun için büyük ölçekli üretken kullanımlar bulmak önemli bir ilerleme olacaktır. Öte yandan, gelecekte bitkisel yağların yenilenebilir kaynaklardan polimer üretiminde kilit rol oynaması beklenmektedir. Bu çalışmada, çeşitli miktarlarda yağ asitleri (oleik asit (OA), linoleik asit (LA) ve linolenik asit (LnA)) içeren yüksek kükürt içerikli yeni bir polimer serisi ters vulkanizasyon yöntemi ile sentezlenmiş ve başarılı bir şekilde karakterize edilmiştir. Özellikle, çift bağların ve serbest alkil zincirlerinin polikükürt kopolimerleri üzerindeki etkisi, bir çift bağlı OA, iki çift bağlı LA ve üç çift bağlı LnA kullanılarak sistematik olarak araştırılmıştır. İlgili kopolimerler yaygın organik çözücülerde çözünür, işlenebilir ve elektroaktiftir. Öte yandan, polimer yapısında yağ asitlerinin bulunması nedeniyle, kopolimerler reaktif fonksiyonel birimlere (karboksilik grup-COOH) sahiptir ve diol ile kimyasal modifikasyonları ester bağlarının oluşumuna yol açar. Bu post polimerizasyon, yüksek moleküler ağırlıklı yeni polimerlerin elde edilmesi ile sonuçlanır. Son olarak, kopolimerlerin ağır metal iyonlarının (Paladyum (II) ve Cıva (II)) uzaklaştırılmasında ve kullanımı test edilmiştir. Sonuçlar, polimerlerin ağır metal iyonu uzaklaştırma için potansiyel malzeme olabileceğini göstermiştir.Master Thesis 2,3-di(2-piridil)-kuinoksalin Ligantı İçeren Platin(ıı) Komplekslerinin Sentezi, Karakterizasyonu, Elektronik Yapıları ve Dna'ya Bağlanma Kabiliyetleri(2018) Hesıen, Rehab A.yaakub; Özalp Yaman, Şeniz; Özalp Yaman, Şeniz; Yaman, Şeniz Özalp; Chemical Engineering; Chemical EngineeringDüşük toksik etkiye sahip ve kanser hücrelerinin direncini yenebilecek antikanser etkisi gösteren metal kompleksleri hala ilgi çeken ve üzerinde çalışmalar devam eden bir alandır. Birbirine eşit ya da yüksek antitümör aktivite gösteren birçok metal kompleksi sentezlenmiştir. Bu çalışmada, cis, asimetrik ve bis geometrisine sahip ve 2,3-di(2-piridil)-kuinoksalin içeren yeni platin kompleksleri sentezlenmiş ve yapıları spektroskopik teknikler kullanarak çözümlenmiştir. Komplekslerin DNA'ya bağlanma kabiliyetleri UV-titrasyon, termal bozunma, vizkometrik ve florometrik ölçümlerle belirlenmiştir. UV-titrasyon yöntemi ile elde edilen termodinamik parametreler komplekslerle protein arasında istemsiz bir etkileşim olduğunu göstermiştir. Komplekslerin sitetoksisite deneyleri MDA231- meme tümörü üzerinde çalışılmış ve IC50 değerleri hesaplanmıştır. Komplekslerin etkileşim türünün DNA boşluklarına tutunma veya elektrostatik etkileşim olabileceği belirlenmiştir. Öte yandan, sentezlenen komplekslerin meme tümörüne karşı nötr ortamda önemli bir sitoksisiteye sahip olmadığı gözlenmiştir DNA bağlanma çalışmaları tüm komplekslerin DNA'nın boşluklarına tutunduğunu ya da elektrostatik bir etkileşim yaptığını göstermiştir. MDA231 hücre hatlarında yapılan sitotoksisite deneylerinden oldukça umut verici sonuçlar elde edilmiştir. Tüm kompleksler içinde cis-geometrisinde bulunan komplesksin meme kanserine karşı en etkin ajan olduğu gözlenmiştir. UV titration, thermal decomposition, viscometric and fluorometric measurements were used to determine the binding ability of the complexes to CT-DNA. Thermodynamic parameters which were from the UV titrations indicated a spontaneous interaction between the complexes and the protein. Cytotoxicity tests of the complexes were performed on breast cancer MDA231 cell lines at neutral medium and IC50 values were calculated for each complex.Master Thesis Oxime Ligand'ı Bazı Bazı Palladyum(ıı) Komplekslerinin Sentez, Elektrokimyasal ve Spektroskopik Davranışları(2018) Elkhajkhaj, Maraı; Yaman, Şeniz ÖzalpBu çalışmada, [Pd(L)Cl2] (L= piridin oksim, piroloksimvetiyofenoksim) kompleksleri hazırlanarak elektrokimyasal davranımları dönüşümlü voltametre yöntemi ile DMF-(n-C4H9)4NBF4 çözücü-elektrolit çifti içinde, oda sıcaklığında Ag/AgCl referans elektroduna karşı çalışılmıştır. Palladyum komplekslerinin sabit potansiyel elektrolizleri ilk yükseltgenme tepe gerilimlerinde yapılmış ve UV-Visspektrofotometre ile izlenmiştir. Komplekslerinin elektrokimyasal yükseltgenme mekanizmalarını çıkartabilmek ve yükseltgenme ürünlerini tanımlayabilmek amacıyla spektroelektrokimyasal çalışmalar soğuk ortamda tekrarlanmış sonuçlar kütle spekturumu, FTIR analizleri ve krono-kulometrik ölçümlerle birleştirilerek değerlendirilmiştir. Pd(II)-oksimkomplekslerinin elektrokimyasal yükseltgenmesi sırasında elektronun ligand bazlı bir orbitalden alınarak oksim ligandının dimer oluşturduğu ve yükseltgenme sırasında ayrılan ligand yerine çözücü moleküllerinin koordine olduğu saptanmıştır.Master Thesis Antihipertansif Kalsiyum Kanalı Bloker İlaçlarının Biyokimyasal Analizi(2017) Maged, Mustafa; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin GülgünBirçok çalışma kalsiyum kanal önleyici ilaçların, özellikle Diltiazem ve Verapamil'in kanser riski veya kemoterapötik ilaç etkinliği ile aralarında bağ bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışmada, piyasada varolan ilaçlardan diltiazem ve verapamil'in antioksidan enzimler; Süperoksit Dismutaz (SOD), Katalaz (CAT), Glutatyon Peroksidaz (GPx), ve Glutatyon-s-tramsferaz (GST) üzerine olan etkileri ve bu yolla kanser gelişimi veya kemoterapötik ilaç direnci ile ilişkileri, bildiğimiz kadarıyla literatürde ilk defa test edilmiştir. Bu çalışmada ilaçların çözünürlüğü, belli miktardaki ilaçların su, methanol ve fosfat tamponu (100 mM, pH 6.5) gibi farklı çözücülerle çalışılmıştır. En yüksek çözünürlüğün fosfat tamponuyla bulunması nedeniyle kararlılık testleri bu çözücüyle gerçekleştirilmiştir. Kararlılık testlerinde ilaç ekstreleri 4ºC de saklanmış ve günlük olarak diltiazem için 236 nm ve verapamil için 278 nm dalgaboyunda absorpsiyon ölçümleri yapılmıştır. İlaçların ikisinin de 49 gün boyunca 4ºC'de kararlı olduğu bulunmuştur. Enzim aktivitelerine olan etkileri ilaçların farklı dozlarında analiz edilmiş ve sonuçlar kontrole kıyasla inhibisyon yüzdesi olarak verilmiştir. Sonuçların ortaya koyduğu biçimiyle Diltiazem ve Verapamil SOD enziminin faaliyetini yaklaşık %90 oranında arttırmıştır. İlaçların GST üzerindeki etkisi; Verapamil için enzim aktivitesi %100 oranında artarken, Diltiazem %22'den düşük inhibisyon yaptığıdır. GPx için sonuçlar Diltiazem'in %90, Verapamil'in ise %100 oranında inhibisyon yaptığı şeklindedir. Diğer yandan CAT enzimi ile yapılan çalışmaların sonucunda Diltiazem ve Verapamil'in herhangi bir önemli etkiye yol açmadığı görülmüştür.Master Thesis Nitro İmidazol İçeren Enerjik Koordinasyon Bileşiklerinin Sentezi, Karakterizasyonu ve Termal Özelliklerinin İncelenmesi(2022) Yaman, Vahide Selen; Yaman, Şeniz Özalp; Machın, Nesrin EkinciÇeşitli yapılarda üretilen enerjik malzemeler, hem patlayıcı olarak askeri alanda hem de itici güç ve piroteknik olarak sivil alanda farklı uygulamalara sahiptir. Ancak bu malzemelerin çevre ve sağlık üzerindeki olumsuz etkileri; ışık ve sürtünmeye karşı yüksek hassasiyetleri nedeniyle çevre dostu, toksik metal içermeyen ve taşınabilir alternatifleri ile değiştirilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, daha önce hiç sentezlenmemiş organik ve organometalik enerjik malzemelerin sentezi ve patlayıcı olarak özelliklerinin incelenmesidir. Bu kapsamda, 5-(kloro(nitro)metil)-4-nitro-1H-imizadol ile sodyum ve amonyum tuzları tasarlanmış ve ilk defa sentezlenmiştir. Daha sonra 5-(kloro(nitro)metil)-4-nitro-1H-imizadol içeren toplam 34 adet kobalt(II/III), bakır(II), demir(II/III) ve çinko(II) kompleksi farklı şekillerde tasarlanmıştır. Ancak bu komplekslerden 26 tanesi başarılı bir şekilde sentezlenebilmiş ve çeşitli spektroskopik tekniklerle (HRMS, NMR, FTIR) karakterize edilmiştir. TÜBİTAK Projesi 117Z391 kapsamında gerçekleştirilen geometri optimizasyonu hesaplarından da anlaşılacağı üzere özellikle 6 adet L- içeren kobalt(II)/III) ve demir(II)/III) komplekslerinin sterik etki nedeniyle kararsız olduğu tespit edilmiştir [1].Ayrıca elde edilen malzemelerin termo-gravimetrik ve diferansiyel termal analizleri (TGA-DSC) gerçekleştirilmiş; enerjik bir malzeme olarak kullanılma potansiyellerini keşfetmek amacıyla termal kararlılığı, termal bozunma karakteristiği ve kinetik parametreleri incelenmiştir. Eşzamanlı TGA-DSC eğrilerinden incelenen tüm komplekslerin 25-1200 oC sıcaklık aralığında yüksek bir kararlılığa ve benzer bozunma özelliklerine sahip olduğu gözlenmiştir. Bu bileşikler arasında, HL, NaL, NH4L ve beş adet koordinasyon bileşiği, yüksek sıcaklıklarda yüksek enerji açığa çıkararak ekzotermik davranış göstermektedir. HL ve tuzlarına ait ekzotermik bozunma sıcaklığının, metal iyonlarıyla koordine olduğunda 800 oC'den 1100 oC'ye taşındığı gözlenmiştir. Şaşırtıcı bir şekilde, bir veya iki L- içeren yalnızca Co(II), Fe(II) ve Cu(II) kompleksleri ekzotermik bir karakter göstermektedir. Ek olarak, bu potansiyel enerjik bileşiklerden ikisi, [Co(NH3)4(L)2] ve [Fe(NH3)4(L)2], için darbe ve sürtünme duyarlılık testleri yapılmıştır. Bu bileşikler darbeye karşı çok dayanıklı ve sürtünmeye karşı duyarsız olarak tanımlanmıştır. Elde edilen sonuçlar bileşiklerin roket sistemlerinde itici güç (propellant) olarak ve iticilere ait balistik özellikleri değiştirmek için küçük miktarlarda katkı maddesi olarak uygulanabileceğini göstermektedir.Master Thesis Gümüş Nanoparçacık Eklenmiş Manyetik-pedot Nanokompozit Malzemenin Hazırlanması ve Fotokatalitik Aktivitesinin İncelenmesi(2018) Belhaj, Fatma Saad Mohamed; Kaya, MuratTekstil atık suları ile çevreye atılan zehirli organik malzemelerin giderilmesi çevre ıslahı açısından büyük önem arzetmektedir. Bu sebeple çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemler arasında organik kirleticilerin oksidasyon ile bozunmasını sağlayan ileri oksidasyon işlemi olarak bilinen yöntem son zamanlarda büyük ilgi görmektedir. Bu yöntemde organik kirletici, ışık ve katalizör yardımı ile parçalanarak giderim hedeflenmektedir. Bu tarz işlemlerde genellikle katalizör olarak yarıiletken TiO2 ve ZnO nanoparçacıkları kullanılmaktadır. Ancak nanoboyutlu parçacıkların işlem sonunda ayrılmasında karşılaşılan zorluklar yeni yaklaşımların geliştirilmesini zorunlu hale getirmektedir. Bu nedenle daha etkin ve üretimi kolay olan ve aynı zamanda katalizörün tekrar kullanımına imkan verebilecek malzemelerin üretilmesi büyük öneme sahiptir. Bu doğrultuda iletken polimerler, kolay üretilme ve yüksek fotokatalitik aktivite potansiyeline sahip olmaları sebebi ile oldukça ilgi çekici malzemelerdir. Bunun yanında filtreleme ve santrifüj gibi pahalı, zahmetli ve büyük hacimlerdeki kirliliklere uygulanması zor olan yöntemlere alternatif olabilecek manyetik ayırma özelliği için uygun malzemeler olarak görülmektedir. Bu çalışmanın amacı manyetik özelliğe sahip UV ışığı altında yarı iletken katalizörlerden daha aktif fotokatalizörlerin üretilmesidir. Bu doğrultuda manyetik kobalt ferrit (SiO2-CoFe2O4) ve gümüş nanoparçacık (AgNPs) içeren iletken polimerlere örnek PEDOT (SiO2-CoFe2O4/PEDOT-AgNPs) hazırlanmıştır. Elde edilen nanokompozit malzemenin etkinliği model kirletici olarak bilinen metilen mavisinin (MB) UV ışığı altında giderimi ile araştırılmıştır. Bunun yanında katalitik etkinlikteki artışı sistematik olarak kanıtlamak için TiO2 nanoparçacık, PEDOT ve SiO2-CoFe2O4/PEDOT yapılarının katalitik etkinlikleri de araştırılmıştır. Hazırlanan parçacıkların ayrıntılı karakterizasyonları yüksek çözünürlüklü transmisyon elektron mikroskobu (HR-TEM), taramalı elektron mikroskobu (SEM), enerji dağılımlı X-ışını (EDX) ve indükleşmiş eşlenmiş plazma optik emisyon spektrometrisi (ICP-OES) ile yapılmıştır. Elde edilen sonuçlarla, hazırlanan yeni malzemenin yarı iletken malzemelerden daha etkili bir şekilde giderimi sağladığı kanıtlanmıştır. Eklenen manyetik özellik sayesinde karmaşık ayırma yöntemlerine ihtiyaç duymadan katalizörün ortamdan ayrılması sağlanmıştır.Master Thesis Elektron Verici-alıcı Yaklaşımı ile Benzimidazol Esaslı Monomerlerin Sentezi ve Polimerizasyonu(2015) Al-ogaıdı, Saad; Cihaner, Atilla4,7-di-2,3-dihidrotiyeno[3,4-b][1,4]dioksin-5-ilspiro[benzimidazol-2,1'-siklopentan] (E5E), 4,7-di-2,3-dihidrotiyeno[3,4-b][1,4]dioksin-5-ilspiro[benzimidazol-2,1'-siklohekzan] (E6E) ve 4,7-di-2-tiyenilspiro[benzimidazol-2,1'-siklohekzan] (T6T) isimli sikloalkan uzantıları içeren benzimidazol elektron alıcı birimi esaslı floresans elektron verici-alıcı-verici (D-A-D) tipi yeni bir monomer serisi sentezlenmiş ve potentiostatik ve potentiyodinamik yöntemlerle polimerleştirilmiştir. D-A-D sistemi içerisinde benzimidazol üzerindeki halka boyutunun ve elektron verici birim çeşidinin etkisi sistematik olarak çalışılmıştır. Optiksel çalışmalar benzimidazol üzerindeki halka boyutunun soğurma ve floresans özelliklerine etkisi olmadığını gösterir iken halka boyutuna ve elektron verici birime bağlı olarak E5E, E6E ve T6T monomerlerinin yükseltgenme potansiyelleri değişmiştir: Ag/AgCl'ye karşı sırasıyla 0.89 V, 0.83 V ve 1.22 V. Tüm polimerler ambipolar (p- ve n-tipi doplanma) ve elektrokromik özelliğe sahiptir. PE5E ve PE6E polimer filmleri nötr halde yeşil yükseltgen halde şeffaf iken polimer PT5T nötr ve yükseltgen halleri arasında farkedilebilir bir renk değişimi göstermez. Elektron verici birimler olarak 3,4-etilendioksitiyofen birimleri içeren polimerler (PE5E ve PE6E) PT6T'den (1.53 eV) daha düşük band aralığına sahiptir (sırasıyla 1.21 eV ve 1.18 eV). PT6T ile karşılaştırıldığında, dış ortamda PE5E ve PE6E polimerleri daha kararlıdır. 4000 döngü sonra PE5E elektroaktivitesinin %76'sını korurken PE6E, 2000 döngü sonra elektroaktivitesinin %65'ini korur.Master Thesis Kemik Doku Mühendisliği için Aloe Vera Takviyeli Hidrojel Bazlı PVA-PBAT İskeletinin Sentezi, Karakterizasyonu ve Doku Kültürü Uygulaması(2025) Mohammed, Gihad; İşgör, Sultan BelginDoğal ve sentetik polimerleri birleştiren kompozit iskeleler, sinerjik özellikleri ve hasarlı dokuları onarmak için gelişmiş işlevsellik sunmaları nedeniyle doku mühendisliğinde önemli ilgi görmüştür. Bu çalışma, gelişmiş kemik rejenerasyonu için aloe vera'yı PBAT-PVA iskelelerine entegre ederek yeni bir yaklaşım sunmaktadır. Bu çalışmada, farklı aloe vera konsantrasyonlarıyla karıştırılmış poli(bütilen adipat-ko-tereftalat) (PBAT) ve poli(vinil alkol) (PVA)'dan oluşan hidrojel iskeleler, kemik doku mühendisliği uygulamaları için dondurarak kurutma tekniği kullanılarak üretilmiştir. İskeleler, fonksiyonel grup etkileşimlerini doğrulamak için Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR), yüzey morfolojisi ve gözenekliliğini değerlendirmek için taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve termal kararlılığı ve bozunma davranışını değerlendirmek için termogravimetrik analiz (TGA) kullanılarak kapsamlı bir şekilde karakterize edilmiştir. Ek olarak, mekanik özellikler basma testi ile analiz edilirken, şişme oranı ölçümleri iskelelerin su emme kapasitesini değerlendirmiştir. İskelelere aloe veranın dahil edilmesi, gelişmiş biyolojik parçalanabilirlik, artan gözeneklilik ve iyileştirilmiş biyolojik uyumluluk gibi özelliklerini önemli ölçüde iyileştirdi; bunların hepsi yeni doku rejenerasyonunu desteklemek için kritik öneme sahiptir. MC3T3-E1 pre-osteoblastik hücre hatlarını kullanan bir hücre kültürü çalışması, iskelelerde mükemmel hücre çoğalması ve yapışması gösterdi ve bu da kemik rejeneratif potansiyellerini göstermektedir. Bu bulgular, aloe vera karışımlı PBAT-PVA iskelelerinin, doku oluşumuyla senkronize olarak parçalanırken kemik rejenerasyonunu destekleyebilen, kemik doku mühendisliği için umut verici adaylar olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, bu iskelelerin klinik uygulamalarda kemik onarımını ve rejenerasyonunu hızlandırmak için etkili biyoimplantlar olarak potansiyelini vurgulamaktadır.
