210 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 210
Doctoral Thesis Derin Çekme Sınır Oranın, Flanş Bölgesinin Isıtılarak Artırılması için Yöntem Geliştirilmesi(2015) Kayhan, Erdem; Kaftanoğlu, Bilgin; Kayhan, Erdem; Kaftanoğlu, Bilgin; Kayhan, Erdem; Kaftanoğlu, Bilgin; Konca, Erkan; Manufacturing Engineering; Airframe and Powerplant Maintenance; Manufacturing Engineering; Airframe and Powerplant MaintenanceBu tez çalışmasında geliştirilen yöntem kısaca, sac metal malzemelerin şekillendirilme oranının flanş bölgesinin eş sıcaklık dağılımsız ısıtılarak artırılması olarak açıklanabilir. Sıcaklık artışı malzemenin sünekliğinde belirgin bir yükselmeye ve buna bağlı olarak şekillendirilme kapasitesinin artmasına neden olur. Sıcaklık artışı ayrıca malzemenin akma sınırının düşmesi ile birlikte, uygulama kuvvetlerinde ve basınçlarında azalma meydana gelir. Otomotiv endüstrisinde en yaygın kullanıma sahip olan Yüksek Mukavemet Sac Çelik (AHSS) malzeme DP600 olup, araç ağırlıklarının azalmasını ve çarpışma emniyet faktörünün artmasını sağlamasından dolayı bu tez çalışmasında araştırma malzemesi olarak seçilmiştir. Adı geçen çelik malzemelerin kullanımı malzeme kalınlıklarının ve yakıt sarfiyatının azalmasını sağlar. Yapılan araştırmada geliştirilen yöntemin geçerliliği üç farklı tip malzeme, bunlardan iki tanesi Düşük Alaşımlı Yüksek Mukavemet çeliği (HSLA), diğeri ise IF (Arayersiz Çelikler) çeliği kullanılarak, incelenmiştir. Flanş bölgesinin sıcaklığının 180oC to 300oC değerleri arasında oluşturulduğu deneylerde derin çekme sınır oranında %25.58 kadar artış sağlanmıştır. Kullanılan sıcaklık ılık işlem sıcaklığı seviyesinde olduğundan, şekillendirilme kuvvetlerinde azalma meydana gelmesine rağmen malzemenin özelliklerinde ve dayanımında bir değişim gerçekleşmemektedir.Doctoral Thesis mmDalga Radar Kullanarak Drone Sürülerinin İSAR Görüntülenmesi(2025) Çoruk, Remziye Büşra; Aydın, Elif; Kara, AliTeknolojide drone ve drone sürülerinin kullanımının artmasıyla birlikte, anti-drone teknolojilerinin kullanımı önemli ölçüde artmıştır. Ancak, sınırlı görüş alanına sahip senaryolarda drone ve drone sürülerinin tespiti literatürde kalıcı bir zorluk olmaya devam etmektedir. Bu tez, milimetre dalga (mmWave) frekans bantlarında yeniden oluşturulan drone sürülerinin Ters Sentetik Açıklıklı Radar (ISAR) görüntülerinin, oluşumlarına, boyutlarına ve yük yapılandırmalarına göre sınıflandırılmasına odaklanmaktadır. Drone sürülerinin ISAR görüntüleri, ANSYS Yüksek Frekanslı Yapısal Simülatör (HFSS) elektromanyetik simülasyon yazılımı kullanılarak üretilmiştir. Sürü yapıları, quadcopter dronlar kullanılarak modellenmiş ve oluşum tipleri, çizgi, çarpı, kare ve üçgen gibi temel geometrik şekillerle tasarlanmıştır. Sürülerdeki dronlar, orta, küçük ve mini olmak üzere üç boyutta kategorize edilmiştir. Ek olarak, yük dronları sürü yapılandırmalarına dahil edilmiştir. Yüksek çözünürlüklü ISAR görüntüleri elde etmek için radar ve simülasyon parametreleri optimize edilmiştir. Veri setini genişletmek için, ISAR görüntüleri çeşitli bakış açılarında (0° ila 350° arasında 10° artışlarla) oluşturulmuştur. ISAR görüntüleri kullanılarak sürü oluşumu tiplerinin belirlenmesi, görüntü tanıma aşamasında bir Evrişimsel Sinir Ağı (CNN) aracılığıyla gerçekleştirildi. Bunu takiben, nesne algılama aşamasında Sadece Bir Kez Bak (YOLO) algoritması kullanılarak drone boyutu ve yük tespiti gerçekleştirildi. Bu tezde elde edilen sonuçlar oldukça ümit vericidir. Genişletilmiş bir veri seti ve tespit algoritması sunarak, bu çalışma literatüre önemli katkıda bulunmaktadır.Doctoral Thesis Bbo-de Algoritması Kullanarak Akıllı Şehirlerde Wsn Dağıtım Optimizasyonu(2023) Abdulwahıd, Huda M.khaled; Mıshra, AlokKablosuz Sensör Ağları (WSN'ler), akıllı şehir altyapısının dağıtımında kritik bir rol oynar ve kentsel ortamların etkin izlenmesi ve yönetimi sağlar. WSN'lerin akıllı şehirlerdeki dağıtımını optimize etmek, karmaşık ve dinamik doğası nedeniyle zorlu bir görevdir. Bu tez, Biyoğeografi Tabanlı Optimizasyon ve Diferansiyel Evrim (BBO-DE) algoritmalarının birleşimiyle WSN dağıtımına yönelik yeni bir yaklaşım sunmaktadır. Bu araştırmanın amacı, BBO-DE algoritmasının akıllı şehir senaryolarında optimal WSN dağıtımını gerçekleştirmedeki etkinliğini araştırmaktır. Algoritma, biyoğeografi prensiplerinden ilham alan biyoğeografi tabanlı optimizasyon tekniğini ve diferansiyel evrimin güçlü arama yeteneklerini bir araya getirir. Sensör düğümü yerleşimi için kapsama, ağ bağlantısı, dağıtılan sensör sayısı ve algılama örtüşmesi gibi faktörleri dikkate alarak keşfi ve kullanımı dengeleyerek neredeyse optimal çözümler bulur. BBO-DE algoritmasının performansını değerlendirmek için bir dizi deney yapıldı. Temel BBO ve genetik algoritma gibi diğer bilinen optimizasyon teknikleriyle karşılaştırmalı bir analiz gerçekleştirildi. Sonuçlar, BBO-DE algoritmasının diğer optimizasyon yöntemlerine göre tüm faktörlerde daha iyi performans sergilediğini göstermektedir. Bu araştırma, BBO-DE algoritmasını tanıtarak ve değerlendirerek akıllı şehirlerde WSN dağıtımı alanına katkıda bulunur. Bulgular, algoritmanın 3D uzayda optimal WSN dağıtımını gerçekleştirmedeki etkinliğini vurgulayarak akıllı şehir uygulamalarında geliştirilmiş algılama yetenekleri ve kaynak kullanımına yol açar.Doctoral Thesis Elektrikli Otomobillerdeki Li-ion Bataryaların Termal Davranışının Tahmin Edilmesi(2024) Berbecı, Bernardo Jose Azuaje; Ertan, Hulusi BülentElektrikli araçların popülaritesi artmaya devam ettikçe, lityum-iyon bataryalar (LIBs) üzerindeki araştırma çabaları da yoğunlaşmaktadır. LIB'lerdeki termal kaçak (TR), bu yüksek enerji yoğunluklu pillerin güvenli çalışması için henüz üstesinden gelinmemiş ciddi bir endişe kaynağıdır. EV'nin bataryası kritik bir bileşendir ve arızaya en duyarlı bileşen olarak kabul edilir. LIB arızalanırsa, elektrikli araç hareketsiz hale gelir. Aşırı ısınma ve TR, elektrikli aracın çalışma koşullarından, soğutma sistemindeki bir arızadan veya bazı LIB'lerdeki hatalı çalışmalardan kaynaklanabilir. TR'yi tahmin etmek ve yolcuları uyarmak, elektrikli araçlarda TR kaynaklı LIB arızasından kaynaklanan yaralanmaları azaltmak için kritik öneme sahiptir. Bu tez çalışması, voltaj değişimini, ısı üretimini, sıcaklık artışını ve birLIB'nin çalışma koşulları altında (şarj-deşarj) TR'ye yol açan süreci tahmin etmek için güvenilir bir model önermektedir. Böyle bir model, TR'ye karşı daha dirençli batarya paketleri tasarlamak veya bir batarya paketinin tehlikeli koşullar altında nasıl performans göstereceğini değerlendirmek için kullanılabilir. Bu tezde benimsenen yaklaşım, LIB'nin çok katmanlı bir elektrokimyasal-termal modelinin sayısal analizine dayanmaktadır. Bu kapsamda, ilk olarak modelin geliştirilmesi (Newman ve Hatchard'ın modellerinin entegre edilmesi) ele alınmaktadır. Bu sayısal modelden doğru sonuçlar elde etmek için bir LIB'nin parametrelerinin ayarlanması ve tezdeki yaklaşımın ayrıntıları sunulmuştur. Çeşitli LIB'ler üzerinde deneyler gerçekleştirilmiş ve TR de dahil olmak üzere çeşitli çalışma koşulları altında voltaj ve yüzey sıcaklığı değişimleri ölçülmüştür. Test edilen LIB için voltaj ve sıcaklık ölçümleri, önerilen modelden elde edilen sayısal tahminlerle karşılaştırılmıştır. Önerilen yaklaşımın doğruluğunu kanıtlayan deneysel sonuçlarla mükemmel bir uyum gözlemlenmiştir. Daha sonra, TR başlangıcını tetikleyen koşulları araştırmak ve tanımlamak için önerilen model kullanılarak iki kapsamlı vaka simülasyonu seti gerçekleştirilmiştir. İlk vaka simülasyonu setinde sabit bir çalışma akımı koşulu ve açık hava ortam sıcaklığı varsayılmıştır. İkinci vaka simülasyonu seti, soğutma sistemi arızası durumunda LIB'nin termal tepkisini tahmin etmek için batarya paketinin ortam sıcaklığını da içeren gerçekçi elektrikli araç çalışma koşullarını dikkate almıştır. Bu tezdeki yaklaşım birkaç dakika içinde sonuç verecek şekilde yapılandırılabilir. Tezde ayrıca, geliştirilen yaklaşımın çalışma koşulları sırasında bir TR uyarısı oluşturmak veya bir tehlike meydana gelmeden önce bir LIB'nin çalışma modunu değiştirmek için nasıl kullanılabileceği tartışılmaktadır.Doctoral Thesis Distopya Romanlarında Güç Mekanizmasının Yeni Tarihselciliğe Göre Okunması: Anthony Trollope'un The Fixed Period, Anthony Burgess'ın A Clockwork Orange ve Kazuo Ishiguro'nun Never Let Me Go Adlı Eserleri(2019) Bekler, Ecevit; Aras, GökşenAnthony Trollope, Anthony Burgess ve Kazuo Ishiguro tarafından yazılan sırasıyla The Fixed Period (1882), A Clockwork Orange (1962) ve Never Let Me Go (2005) romanları Yeni Tarihselcilik teorisi kullanılarak incelenmiştir. Bu teori kullanılarak metin, yazarın hayatı ve her dönemin sosyal, kültürel ve politik koşulları arasındaki ilişki dikkatli bir çalışma ile ortaya çıkarılmıştır. Romanlar, kültürleri ve söylemlerinin metinsel ürünleri olarak dönemleri hakkında derin bilgi sağlar. The Fixed Period, A Clockwork Orange ve Never Let Me Go, sırasıyla sömürgecilik, gençlik suçları ve bilimsel söylemlerin ürünleridir. Bu çalışma, her bir romanın, dönemlerinin çağdaş ve önde gelen sosyal sorunlarını yansıttığını ortaya koymaktadır. Romanların distopik olması sosyal meselelerle ilgili endişeleri yansıtmaktadır. Çağdaş edebi metinler ve edebi olmayan metinler, her dönemin baskın ideolojisini bulmak için kullanılmıştır. Üç farklı dönemin kültürel ve entelektüel tarihini daha iyi anlamak için Stephen Greenblatt ve Michel Foucault'nun güç, ideoloji ve söylem hakkındaki teorileri ve argümanları toplumdaki güç mekanizmalarının işlevi konusunda temel alınmıştır. Bu tez, güç ilişkilerinin ve kontrol mekanizmalarının toplumlardaki sosyal ve kültürel değişimlere paralel olarak dönemden döneme değiştiğini göstermiştir. Günümüzde insanlar sadece doğaya değil aynı zamanda birbirine de hükmetmektedir. Bu çalışma, makineleşmenin, teknolojinin ve bilimin, insanların yaşam standartlarını arttırdığı ve toplumun refahına katkıda bulunduğunu ancak bu gelişmelerin daha fazla kontrol mekanizmalarının oluşmasına neden olduğunu da ortaya koymaktadır.Doctoral Thesis Jean Rhys'in Wide Sargasso Sea, Buchi Emecheta'nın Second Class Citizen ve Fadia Faqir'in My Name İs Salma Romanlarında Sömürge Dönemi Söylemi(2019) Aydemir, Siray Lengerli; Menteşe, Sıdıka OyaBu doktora tezi, sömürge dönemi söyleminin günümüzde de etkin olduğuna vurgu yaparak Jean Rhys'in Wide Sargasso Sea (1966) (Geniş, Geniş Bir Deniz), Buchi Emecheta'nın Second Class Citizen (1974) (İkinci Sınıf Vatandaş) ve Fadia Faqir'in My Name is Salma (2007) (Benim Adım Salma) isimli romanlarındaki kadın baş kahramanların benlik algıları ve tanımları, ve bu söyleme karşı gösterdikleri dirence dair geniş bir anlayışa ulaşmayı amaçlamaktadır. Metin çözümlemelerinin asıl hedefi, sömürge dönemi, sömürge sonrası ve çok kültürlü dönemlerde baş kahramanların erkek egemen söyleme direnç gösterirken kendilerine ait benlik tanımını nasıl yaptıklarını incelemektir. Sömürge dönemi söyleminin özünde sömürgeciyi merkeze alan ancak sömürüleni öteki olarak adlandırıp dışlayan bir dil hüküm sürmektedir ki bu da kahramanların omuzlarına aşılması imkânsız gibi görünen bir zorluk yüklemektedir. Yine de, bu söylem içerisinde başkahramanlar kendilerine ait alanlarda benlik tanımı yapabilmek ve direnç gösterebilmek adına kendi yöntemlerini geliştirirler. Bu yöntemler, zaman, yer ve kimlik bağlamında farklılık göstermektedir çünkü romanların geçtiği dönemler farklıdır. Bu farklar da gözetilerek, metin çözümlemelerinin temel amacına uygun olarak çeşitli kuramlar ve tanımlar kullanılmıştır. Emperyalizm ve erkek egemen bakış açısı, ikili karşıtlıklar, karşıt söylem, Üçüncü Alan, dil emperyalizmi ve taklitçilik tezde kullanılan başlıca kuram, kavram ve tanımlamalardır. Çalışmanın savına ışık tutan ve saptamalarına başvurulan, ve sömürge dönemi söyleminin ataerkil bir bakışla hala etkin olduğunu vurgulayarak beklenen sonuca ulaşılmasını sağlayan eleştirmen ve kuramcılar Bill Ashcroft, Michael Foucault, Gayatri Spivak, Edward Said, Homi Bhabha, Frantz Fanon, Hamid Dabashi, Robert Phillipson, Leila Ahmed, Alastair Pennycook, Robert Young, Richard Terdiman, Ania Loomba, Elleke Boehmer, Oyeronke Owewumi, Amin Malak ve tanımları çalışmanın amacına destek olan diğer bazı eleştirmenlerdir.Doctoral Thesis Julian Barnes'ın Flaubert's Parrot, a History of the World in 10 ½ Chapters Ve the Sense of an Ending Eserlerinde Tarih Boyunca Gerçekliğin Ifadesi(2021) Demirtürk, Mehtap; Tekin, KuğuBu tezin amacı, Julian Barnes'ın kişisel, biyografik ve resmi tarihleri içeren eserleriyle, gerçek ve kurgu arasındaki çizgileri bulanıklaştırarak tarih boyunca gerçeğin ifadesini sunmaktır. Barnes postmodern edebiyat dünyasında hayli dikkat çekici yazarlardan biridir ve üç tarih dalında, gerçekliğin ifadesini postmodern bir bakış açısıyla geçmişi irdeleyerek sorunsallaştırmıştır. Bu çalışmada, Barnes'ın Flaubert's Parrot biyografik tarih örneği olarak incelenmiştir, A History of the World in 10 ½ Chapters adlı eseri ise resmi tarih örneği olarak analiz edilmiştir ve son olarak The Sense of an Ending adlı eseri kişisel tarihin bir örneği olarak tartışılmıştır. Bu tez, tarihin üç alt türünü analiz ederek, tarih veya geçmişte gerçeğin ne kadar güvenilmez, sorgulanabilir ve öznel olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Barnes'ın bir dal olarak tarihe ironik bir yaklaşımı vardır ve üç romanında da tarihin/geçmişin geçerliliğini ve tarafsızlığını sorgulamaktadır. Tarihin üç dalından örnekler vererek, kişi geçmişi bireysel olarak da deneyimlese, tarih resmi kitaplarda yazılı da olsa, tarihin arkasında dini bir inanç da yatsa, geçmişte yaşananlara dair somut bir delil olmadığını iddia etmektedir. Biyografik, kişisel ve resmi tarihlerin özelliklerine işaret etmek için, bu tezde postmodernizmin onları nasıl sorunsallaştırdığına ve Julian Barnes'ın tarihi/geçmişi anlatırken postmodernizmin araçları olarak tarihsel üstkurmaca ve parodi üzerine Hutcheon'ın görüşlerini nasıl kullandığına işaret edilmiştir.Doctoral Thesis Yiyecek içecek sektörü için çok ürünlü, çok aşamalı üretim planlamasına yönelik model ve karar destek sistemi önerisi(2016) Tirkeş, Güzin; Çelebi, Neşe; Koyuncu, MuratGıda ve içecek endüstrisinde; üretim planlama kararı güvenilir bir talep tahminine bağlıdır. Bu üretim alanlarında -özellikle hammaddelerin bozulabilir olduğu düşünüldüğünde- taleplerin zamanlamasını tahmin etmek; üretimi planlamak ve müşteri gereksinimlerini karşılamak için çok önemlidir. Literatürde gıda ve içecek endüstrisinde talep tahmini yapmak için, otoregresif hareketli ortalama (ARMA), otoregresif entegre hareketli ortalama (ARIMA), doğrusal olmayan ARMA modelleri, Holt-Winters metodları, yapay sinir ağları (ANN), genetik algoritmalar gibi çeşitli istatistiksel modellerin denendiği görülmektedir. Yapılacak tahminler için kullanılacak model verilerin karakteristiğine -'eğilim' veya 'mevsimsellik' özelliklerine- bağlıdır. Bu çalışmada 'gerçel zamanlı, çok aşamalı ve çok hatlı' bir üretim sürdürürken, hem toptan hem de perakende satış yapan bir reçel-şerbet üretim tesisi ele alınmaktadır. Tesisin; kapasite sınırlamaları ve taleplerin belirsizliği gibi sorunların varlığında oluşan üretim zamanlaması problemini çözebilmek için 'zaman serileri analizi' temelli bir talep tahmini yaklaşım modeli kurulmuştur ve bu çalışmada bu model tanıtılmaktadır. Uzun dönem talep tahmini için kullanılan 'zaman serileri modeli işletmenin iki yıllık satış verilerinden elde edilen aylık satış bilgilerinden oluşturulmuştur. Modelde Holt ve Winters'ın üçlü üstel düzleştirme ve mevsimsel düzeltme metotları kullanılarak 2015 yılı için talep tahmini yapılmıştır. Uygulama, gıda ve içecek sektöründe mevsimsel belirsizlikleri ele alabilen ilk çalışmalardan biridir. Modelin tutarlılığında hata ölçütü olarak ortalama mutlak yüzdesel hata (MAPE) kriteri ele alınmıştır. Talep tahmin modelini kurduktan sonra, envanter planlama modülünü de içeren, üretim planlama ve zamanlama modeli olarak karışık tam sayılı programlama modeli kullanılmıştır. Geliştirilen modelin 'belirsizlik' içeren durumlara da kolaylıkla uyum gösterebilir olması, modeli hem şu anki problemin çözümü hem de gelecekteki çalışmalar için en uygun seçenek kılmaktadır. Çalışmanın son kısmında, uç noktalara varan değişken taleplerin olduğu durumlarda kullanıcılara yardımcı olabilecek bir karar destek sistemi önerilmiştir.Doctoral Thesis Viktorya Dönemi Romanlarında Evlilik ve Cinsiyet Öznelliğisöylemlerinin Foucaultcu Söylem Analizi Yöntemiyle İncelenmesi(2021) Mır, Shah; Elbir, Nüket BelginBu tez, 19. yüzyılın sonlarına ait Viktorya dönemi romanlarında toplumsal cinsiyet öznelliği ve evlilik üzerine olan söylemleri incelemektedir. Araştırma için seçilen romanlar, Henry James'in The Portrait of a Lady, George Gissing'in The Odd Women ve Thomas Hardy'nin Jude the Obscure adlı romanlarıdır. Çalışma, Michel Foucault'nun söylem analizi yöntemi aracılığıyla toplumsal cinsiyet öznelliği ve evlilik üzerine söylem inşa biçimlerini incelemektedir. Bu inceleme, cinsiyet söylemi üzerine söylemlerin epistemik çevre içinde nasıl inşa edildiğini ve sürdürüldüğünü inceleyen Carla Willig tarafından tasarlanan altı aşamalı bir analitik çerçeve bağlamındada yapılmaktadır. Bu tez ayrıca, üç romanı, söylemsel ortamlar açısından karşılaştırmakta ve yazarların bu söylemlere direnip direnmediğini araştırmaktadır. Çalışma, Foucaultcu söylem analizini kullanarak, toplumsal cinsiyet söylemlerinin değişen dinamiklerinden etkilenen söylem ve toplumsal cinsiyet öznelliği kavramlarının romanlarda nasıl temsil edildiğini irdelemekte ve Viktorya dönemi evlilik kurumu içindeki toplumsal cinsiyet öznelliğinin, bireysel öznelerin toplumsal cinsiyet ve evlilik konusundaki yerleşik söylemlerden kurtulabilmeleri için uygun alanları nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Çalışmanın bulguları, belirli bir söylem epistemasının yakından incelenmesinin, egemen söylemlerin düzenleyici gücünün kurucu öğelerini analiz ederek öznellik tarzlarını ortaya çıkarabileceğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, çalışma mekanizmalarını anlamaya yönelik bilinçli bir girişim, belirli epistemeler içinde söylem inşasını incelemeyi hedefleyen yeni çalışmalar için yeni yollar açabilir.Doctoral Thesis On Dokuzuncu Yüzyıl Çocuk Macera Romanlarında Sömürgeci İdeolojinin Temsili: R. M. Ballantyne'nın The Coral Island, W. H. G. Kingston'ın In The Wilds Of Africa ve H. R. Haggard'ın King Solomon's Mines(2018) Ayyıldız, Nilay Erdem; Gültekin, Azade LerzanBu çalışma on dokuzuncu yüzyıl çocuk macera romanlarının, macera adı altında, İngiliz sömürgeciliğinin propagandasını yaptığını ileri sürmektedir. Bunu göstermek için de, R. M. Ballantyne'nın The Coral Island (1858), W. H. G. Kingston'ın In the Wilds of Africa (1871) ve H. R. Haggard'ın King Solomon's Mines (1885) romanlarını postkolonyal teori yaklaşımıyla incelemektedir. Çalışmada, bahsedilen romanların analizleri için başlıca postkolonyal eleştirmen Edward Said, Homi K. Bhabha ve sömürge karşıtı düşünür Frantz Fanon'un yaklaşımı kullanılmaktadır. Seçilen romanlarda örneklendirilen 'stereotip,' 'öteki,' 'sömürgeci bakışı,' 'taklitçilik,' 'melezlik,' 'üçüncü uzam,' ve 'ikilem' gibi postkolonyal kavramların araştırılmasındaki amaç, sömürgeci söylemin, sömürgeci ideolojiyi güçlendirmek ve çocuk okuyuculara iletmek için nasıl işlediğini ortaya çıkarmaktır. Yapılan analizlerin ışığında çalışma; on dokuzuncu yüzyıl çocuk macera romanlarının, anlatıcı, olay örgüsü, yer ve zaman, karakter oluşturma ve içerik özellikleri açısından izledikleri benzer bir modelle geleceğin 'ideal' İngiliz sömürgecilerini oluşturmaya çalıştığını göstermektedir. Söz konusu romanların basımı arasında geçen süreyi göz önünde bulundurulduğunda çalışma; ayrıca, on dokuzuncu yüzyılın sonuna doğru, sömürgeci, asimile ve hibrid kişiler arasında daha uyumlu bir ilişki sundukları için romanların birbirinden farklılaştığını da göstermektedir. Böylece, çalışma, on dokuzuncu yüzyıl İngiliz çocuk macera romanlarının, sömürgeci ideolojinin ürünü ve sürdürücüleri olarak düşünülebileceği sonucunu çıkarmaktadır.

