44 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 44
Master Thesis Amin Borandan Hidrojen Üretilmesi için Üzerine Bimetalik Gümüş-bakır Nanoparçacıkları Eklenmiş Silika Kaplı Kobalt Ferrit Manyetik Nanoparçacıkların Hazırlanması(2016) Mohammed, Salma S. Abdalla; Kaya, MuratHidrojen en önemli temiz enerji kaynaklarından biri olarak bilinmektedir ve mobil uygulamalar için hidrojen taşıyıcı sistemler ve bu sistemlerden hidrojen eldesini sağlayacak metodların geliştirilmesi çok önemlidir. Literatürde olarak metal hidrürler, kimyasal hidrürler, organic moleküller, metal organic kafes yapıları ve karbon nanotüpler gibi hidrojen depolama malzemeleri ile ilgili bir çok yayın bulunmaktadır.Bunlar arasında kimyasal hidrürler yüksek hidrojen depolama kapasiteleri sebebi ile büyük ilgi görmektedir. Kararlılığı ve toksik olmaması yanında kütlece 19.6 % oranında hidrojene sahip olması sebebi ile amin boran önemli bir bidrojen depolama malzemesi olarak bilinmektedir. Uygun katalizör kullanımı ile normal şartlarda 1 mol amin borandan 3 mol hidrojen eldesi mümkündür. Amin borandan hidrojen eldesinde kinetic parametrelerin iyileştirilmesi için yüksek etkiye sahip katalizörlerin heliştirilmesi, hidrojen enerjisinin mobil uygulamaları için çok önemlidir. Bunun yanında katalizörün reaksiyon ortamından ayrılması ve tekrar kullanımı, üstesinden gelinmesi gereken diğer önemli konulardır. Bu çalışmada, amin borandan hidrolitik olarak hidrojen eldesin için katalizör olarak manyetik olarak ayrılabilen CoFe2O4@SiO2 destek malzemesine ıslak emdirme yöntemi ile ekelenmiş gümüş-bakır nanoparçacıklarının hazırlanması için kolay bir yöntem rapor edilmiştir. Hazırlanan katalizör oda sıcaklığında amin borandan hidrojen eldesi reaksiyonunda mükemmel katalitik aktivite göstermiştir. İlk çevrim frekansı 146 dk-1 olarak hesaplanmıştır. Buna ek olarak, CoFe2O4@SiO2 destek malzemesi üzerine eklenmiş AgCu nanoparçacıklar, kaydadeğer kararlılık ve tekrar kullanılabilme kabiliyeti göstermiştir ve amin borandan hidrojen eldesinde 10. kullanımda bile tam çevrimde hemen hemen ilk aktivitesini korumuştur.Master Thesis Kemilüminesans Bileşiklerin Sentezi ve Metal İyonu Tanıma ve Kan Tespitinde Kullanımları(2021) Balcı, Burcu; Cihaner, AtillaLüminesan bileşikler, geniş uygulama alanları sebebiyle son zamanlarda büyük önem kazanmıştır. Ayrıca, kemilüminesan bileşikler, yüksek lüminesans hassasiyetlerinden dolayı analitik kimyada birçok çalışmada kullanılmıştır. Bu tezde elektron verici-alıcı-verici yaklaşımı ile, isimleri 5,8-di(furan-2-il)-2,3-dihidroftalazin-1,4-dion (F2B-Lum), 5,8-di(selenofen-2-il)-2,3- dihidroftalazin-1,4-dion (S2B-Lum) ve 5,7-di(selenofen-2-il)-2,3-dihidrotiyeno[3,4-d] piridazin-1,4-dion (S2T-Lum) olan, yeni bir kemilüminesan bileşik serisi sentezlenmiştir. Yapıları NMR, FTIR ve HRMS teknikleri kullanılarak doğrulanmıştır. Daha sonra, alkali çözeltide (0,1 M NaOH(sulu)) bileşiklerin hidrojen peroksit ile farklı metal iyonları, hemin ve kan örnekleri varlığında kemilüminesans tepkimeleri araştırılmış ve sonuçlar luminol ile karşılaştırılmıştır. Beklendiği gibi, bileşiklerin bakır(II), demir(III) iyonlarına ve kana duyarlı olduğu gözlenmiştir. Yeni luminol türevleri olarak ilgili bileşiklerin, adli bilimde kan bulgularının tespiti için potansiyel adaylar olduğu sonucuna kolaylıkla varılabilir. Ek olarak, bileşiklerin bakır(II) iyonuna duyarlılığı, onları analitik uygulamalarda bakır iyonu tanıma için kullanılabilir hale getirmiştir. Ayrıca, bileşiklerin redoks davranışlarını araştırmak için döngülü voltametri tekniği kullanılmış ve tersinmez yükseltgenme sinyalleri göstermişlerdir. Ayrıca bu bileşikler kullanılarak -1.05 V'luk bir dış potansiyel uygulanarak kare dalga potansiyel yöntemi ile reaktif oksijen türleri tespit edilebilmektedir.Son olarak bileşiklerden S2T-Lum elektrokimyasal olarak başarılı bir şekilde polimerleştirilmiştir. İlgili polimer PS2T-Lum, elektroaktif olduğu ve polimerik yapısında kemilüminesan aktif uzantılar taşıdığı için luminol tipi polimerlerin değerli bir üyesi olabilir.Master Thesis Kan İzlerinin Tespiti: Luminol-türü Bir Bileşik Sentezi ve Karakterizasyonu(2021) Kesimal, Büşra; Cihaner, AtillaLuminol başta adli-tıp olmak üzere analitik ölçümler dâhil birçok alanda kullanılan bir bileşiktir. Luminolün birçok alanda kullanılması ve bazı dezavantajlara sahip olması nedeniyle yeni luminol-tipi bileşiklerin sentezlenmesi büyük önem kazanmıştır. Bu tezde piridazin halkası içeren trimerik kemilüminesans 5,8-di(tiyofen-2-il)-2,3-dihidroftalazin-1,4-dion (T2B-Lum) bileşiği üzerinde çalışılmıştır. Sentez ve karakterizasyondan sonra, bileşiğin kemilüminesans tepkimeleri bazik ortamda (0,1 M sodium hidroksit çözeltisinde) farklı yükseltgenler (hidrojen peroksit, potasyum permanganat, potasyum dikromat) ile incelenmiştir. Sonrasında, T2B-Lum'un optiksel özelliği ve hidrojen peroksit ile beraber alkali ortamda farklı metal iyonlarının varlığında kemilüminesans tepkimesi çalışılmıştır. T2B-Lum'un diklorometan içerisinde 262 ve 330 nm'de iki soğurma bandı olup uyarıldığında 495 nm'de yeşil ışık yayar. Luminolün kuantum verimi %100 olarak alındığında diklorometan içerisinde T2B-Lum'un kuantum verimi %15,11 olarak hesaplanmıştır. Diğer bir taraftan, bazı metal katyonlarının, özellikle bakır(II) iyonlarının, kemilüminesans tepkimeyi katalizlediği gözlenmiştir. Ayrıca kemilüminesans ışımanın demir(III) iyonu ile katalizlendiği gözlenmiştir. Bu gözlemden sonra alkali çözeltide T2B-Lum'un hidrojen peroksit ile kemilüminesans davranımları katalizör olarak kullanılan hemin ve kan örneklerinin varlığında çalışılmıştır çünkü bu örnekler demir iyonları içermektedir. Son olarak T2B-Lum'un iyon tanıma özelliği incelenmiştir. Diğer metal katyonları (gümüş(I), kadmiyum(II), kobalt(II), demir(III), lityum(I), magnezyum(II), manganez(II), nikel(II), çinko(II)) dışında, T2B-Lum'un 2.2×10-3 M'lık bir saptama sınır değeriyle bakır iyonuna duyarlı olduğu gözlenmiştir.Doctoral Thesis Yakın Kızılötesi Bölgede Yüksek Işık-ısı Çevrimine Sahip Özgün Nanoyapıların Hazırlanması ve Fototermal Etkinliklerinin Araştırılması(2023) Güner, Zuhal Selvi Vanlı; Kaya, MuratNano boyutlu malzemelerin geniş yüzey alanı-hacim oranı, geçmişten bugüne kadar keşfedilen beklenmedik mekanik, elektriksel ve optik özellikler sayesinde yeni ve heyecan verici araştırma alanlarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu özellikler sayesinde nano-yapılar moleküler görüntüleme, erken hastalık teşhisi, doku mühendisliği, atık su arıtma, gıda paketleme, UV koruması, endüstriyel katalizörler, elektronik, piller ve kuantum bilgisayarlar alanlarında geniş bir uygulama alanı sunmaktadır. Hem altın nanoparçacıkların hem de manyetik nanoparçacıkların, ışık ısı çevrimi son zamanlarda deneysel ve teorik olarak incelenmektedir. Ancak daha önce de belirtildiği gibi bu dönüşüm özelliği her nanomalzemenin yapısına ve bileşimine bağlı olarak farklılık göstermektedir. Farklı nanoparçacık yapılarının dekore ve organize edilmesi ile nanoparçacıkların plazmonik özellikleri geliştirilerek ışıktan ısıya yüksek dönüşüm elde edilmesi mümkün gözükmektedir. Bu bilgiler ışığında, benzerlerinden farklı optik özellikleri nedeniyle yüksek ışık-ısı dönüşümüne sahip nanoyapıların hazırlanması amaçlanmıştır. Bu amaçla içi boş altın nanoparçacıklar ve silika kaplı manyetik demir oksit nanoparçacıklar üzerinde çalışılmıştır. Bu amaçla, içi boş altın nanoparçacıklar ve silika kaplı manyetik demir vi oksit nanoparçacıklar hazırlanmış ve daha sonra küçük boyutlu altın nanoparçacıklar ve gümüş-altın bimetalik nanoparçacıklar ile bezenmiştir. Bu çalışmada dört farklı nanoyapı hazırlanmış ve bunların ışığı ısıya dönüştürme kapasitesi araştırılmıştır. Bu yapılardan ilk ikisi, 24 nm boyutunda ve 5-10 nm kalınlığında kabuğa sahip içi boş altın nanoparçacıklar (HAuNPs) üzerine 1-3 nm boyutunda altın (AuNPs) ve gümüş-altın bimetalik nanoparçacıkların (AgAuNPs) eklenmesiyle hazırlanmıştır. (HAuNPs-AuNPs, HAuNPs-AgAuNPs). Üçüncü ve dördüncü parçacık yapıları, sırasıyla silika kabuk ile kaplanmış manyetik demir oksit nanoparçacıkların üzerine 1-3 nm boyutunda hem altın nanoparçacıklar ve altın-gümüş bimetalik nanoparçaçıklar eklenerek hazırlanmıştır(Fe3O4-SiO2-AuNPs, Fe3O4-SiO2-AgAuNPs). Hazırlanan yapıların karakterizasyonu, yüksek çözünürlüklü transmisyon elektron mikroskobu (HR-TEM), enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDX), ultraviyole ve görünür spektroskopi (UV-Vis) ve titreşimli numune manyetometresi (VSM), ve hazırlanan yapıların fototermal etkileri, çözelti içinde, 808 nm dalga boyunda ışık kaynağı kullanılarak araştırılmıştır.Master Thesis Asetilkolin Esteraz İnhibitörleri Biyokimyasal Analizi Gibi Piyasada Bulunan Antihipertensif İlaçlar: Kaptopril And Lisinopril(2018) Elbanna, Ahmed Eıd Abdelbasset Abdallah Elbanna; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin GülgünAsetilkolin esteraz inhibitörleri kemoterapötik ilaç direnci veya kanser gelişimiyle ilişkisi merak edici bir konudur.Bunula ilgili belli bir kanıtlama yoktur. Bu çalışmada, ilk defa laboratuvarda seçilmiş ACE inhibitörlerin ilaçlarının şu enzimler üzerine etkisini incelemekteyiz: Super Oxide Dismutaz (SOD), Catalaz (CAT), Glutathione Peroxidaz (GPx) ve Glutathione-S- Transferaz (GST). Bunun yanında, ilaçların çözünürlüğü ve istikrarı belli koşullar altında muhaveze edilğinde uğradığı değişimler tespit edilmektedir Sodium phosphate tamponlar ve PH:6.5 ve 7 kullanılmıştır. İlaçlar ise +4 C ve -20C derecede muhavaze edimiştir. 30 gün boyunca ilaçlar hiç bir değişikliğe uğramamıştır ( enzim denemesini yapmak için gereken süredir). Kaptopril SOD enzimini 98% GST enzimi 85% orantıyla, CAT enzimi ise sadece 5% ve GPx enzimini 11% orantıyla engellemiştir. Ancak Lisinopril SOD enzymi 99% orantıyla, GST enzimi 98% orantıyla, CAT enzimi ise 70% ve GPx enzimini 53% orantyla engellemiştir.Master Thesis Poli (n- Metilanilin) Eklenmiş Gümüş Nanopartiküllerin Antibakteriyel Aktivitesinin Araştırılması(2022) Aldarajı, Mostafa Kamıl Maala; İşgör, Sultan Belgin; Kaya, Muratİnsanlar, hayvanlar ve mahsuller, belirli bakteri türlerinin neden olduğu birçok hastalıktan muzdarip olabilir. Bu bakterilerin, karşılaşabilecekleri en uygun araçları belirlemek için derinlemesine araştırılması gerekir. Bu bakteri türleri arasında (Escherichia coli) ve (Staphylococcus aureus) bulunur. Gümüş, bakterileri yok edebilecek bazı kimyasal ve fiziksel özelliklere sahip olduğu için bu bakterilerin yayılmasının tedavisinde kullanılan en önemli mineral elementlerden biridir. Etkinliği incelenen bu özelliklerden biri Nanoteknolojidir. Bunlar 1 ila 100 nanometre arasında değişen parçacıklardır. Bu parçacıkların dış zarlara nüfuz edebildiği ve hücreye girebileceği bulunmuştur. Bunu kullanarak, protein üretimini durdurmak için çalışır ve gümüş nanopartiküller ile bulunan yüksek toksisite nedeniyle canlı hücreyi öldürmeye başlar. Ek olarak, gümüş nanopartiküllere poli (n-metil anilin) ilave edildi. PNMA 0.025 M monomer çözeltisi ile hazırlandı. Elde edilen PNMA kürelerinin boyutu 200-550 nm arasındadır. Poli (N-metil anilin) gümüş nanopartikülleri (PNMA-AGNP'LER) başarıyla hazırlamak için oksidatif kimyasal polimerizasyon ve sıvı emprenye yöntemleri kullanıldı. Elde edilen partikülleri karakterize etmek için SEM, TEM, EDX ve ICP-Oe'ler kullanıldı. Bu bileşiklerin; PNMA ve Ag-Pnma'nın Escherichia coli ve Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel etkileri incelenmiş ve bu bileşiklerin penisilin/streptomisin ortak antibiyotiği ile etkileri karşılaştırılmıştır.Master Thesis Mantar Özütlerının Doxorubicin Ilacı Ile Kombınasyonunun Sıtozolık Enzımler Üzerıne Etkısı(2014) Alwerfally, Mohamed; İşgör, Sultan BelginSon zamanlarda pek çok araştırma grubu tarafından yapılan çalışmalarda belirli türlerde mantar ve bu mantarlara ait özlerin kemoterapi sırasında gıda takviyesi olarak kullanıldığında kemoterapinin etkisini artırdığı ve hastaların yaşam sürelerini uzattığı gösterilmiştir. Bu konuda en fazla çalışılan mantar türlerinden biri de Reishi mantarıdır. Antioksidan enzimlerin pekçoğunun kanser ilaçlarına karşı direnç gösterdiği bilinmektedir. Bu nedenle bu çalışmada mantar ekstrelerinin glutathione-S-transferaz, glutathione peroksidaz ve katalaz antioksidan enzimleri üzerine etkisine kanser ilacı olan Doxorubicin varlığında ve yokluğunda bakılmıştır. Çalışmada hazırlanan mantar ekstreleri iki ayrı çözücü kullanılarak hazırlanmış ve sonuçlar kıyaslanmıştır. Bu çalışma göstermiştir ki, aseton ile özütlenmiş mantarın antioksidan enzimleri üzerindeki etkisi açıktır ve bu etki kanser ilaçlarıyla birlikte artmaktaktadır. Metanol ile özütlenmiş mantar ise açık bir etki göstermemiştir. Asetone ile ekstract edilmiş Reishi GST enzimin %45 inhibe ederken Doxorubicin ile bu değer %30 değerine ulaşmıstır. Aynı şekilde aseton ile özütlenmiş Reishi Kat enzimini %45 inhibe ederken Doxorubicin varlığında %35 inhibe ettiği bulunmuştur. Metanol ile özütlenmiş mantarlarda hemen hiç bir anlamlı sonuç elde edilememiştir.Master Thesis Yeni Ditiyenosilol Esaslı Kromik Polimerlerin Sentezi ve Karakterizasyonu(2015) Al-jumaılı, Mohammed; Cihaner, AtillaStille kenetlenme tepkimesi ile tiyofen (P1) ve bitiyofen (P2) içeren 2-etilhekzil sübstitüeli ditiyenosilol esaslı çözünür polimerler sentezlenmiştir. Polimerler nükleer magnetik rezonans (NMR), jel geçirgenlik kromotografisi (GPC), taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve termal gravimetrik analiz (TGA) teknikleri kullanılarak karakterize edilmiştir. Silol halkası üzerindeki 2-etilhekzil sübstitüentlerinin varlığı polimerlerin yaygın çözücülerde çözünmesini sağlamıştır. GPC ölçümlerine göre, polimerler P1 ve P2'nin ağırlık ortalama moleküler ağırlıkları sırasıyla 2.30 çok dağılımlılık belirtesi (PDI) ile 70977 ve 1.42 PDI ile 110439 bulunmuştur. Tolüen çözeltisi içeresindeki floresans polimerlerin maksimum ışıma bantları P1 için 634 nm ve P2 için 613 nm'dir. Polimerlerin çözelti ve film formlarındaki kimyasal ve elektrokimyasal katkılandırılmaları morötesi-görünür (UV-vis) spektroskopi tekniği ile görüntülenmiştir. Polimerler kromik (kemokromik ve elektrokromik) özellik göstermektedirler. Nötr polimer filmlerinin renkleri P1 için mor ve P2 için kızılımsı kahverengi iken her iki polimer yükseltgen hallerinde geçirgen gökyüzü mavisine sahiptirler. Polimerlerin film formunda band aralıkları P1 için 1.81 eV ve P2 için 1.92 eV olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, polimerlerin elektrokromik cihaz uygulamaları yapılmıştır. Polimerlerin elektrokimyasal ve optik özellikleri ilgili polimerlerin optoelektronik uygulamalar için iyi birer aday olabileceğini göstermiştir.Master Thesis N-(piridin-2-il) metilen benznamine içeren platin(II) kompleksinin sentezi, karakterizasyonu ve spektroskopik yöntemlerle DNA, HSA ve BSA'ya bağlanma davranımları(2017) Abdalla, Rema A İbrahim; Yaman, Şeniz Özalp; Özkan, Filiz KorkmazCisplatinin (Pt(NH3)2Cl2) yapısal analogları DNA ile benzer şekilde etkileştiği için, yeni platin temelli antitümör ilaçlarının, cisplatinden daha aktif olması ve çeşitli nedenlerle oluşabilecek ilaç direncini yenebilmesi beklenilmektedir. Bu amaçla, N-(piridin-2-il)metilen benzamin (L) ligandı içeren PtCl2 kompleksi sentezlenmiş ve karakterizasyonu tamamlanmıştır. Pt(L)Cl2 bileşiğinin buzağı DNA'sı ve serum albumin (BSA ve HSA) ile etkileşimleri test edilmiştir. Pt(L)Cl2 kompleksinin DNA'ya bağlanma mekanizmasını belirleyebilmek için çeşitli spektroskopik yöntemler kullanılmıştır. Platin kompleksi varlığında DNA çözeltisi ile gerçekleştirilen elektronik soğurma spektrumu, termal davranım, viskosite ölçümleri ve florometrik titrasyon deneyleri Pt(L)Cl2'nin DNA ile elektrostatik etkileşim yaptığını kanıtlamıştır. Aynı şekilde, spektroskopik ve viskometrik bulgular Pt(L)Cl2'nin serum proteinleri ile elektrostatik olarak etkileştiğini göstermiştir. Etkileşimin her iki protein için de hidrofobik bölgede olduğu, triptofan etrafında hidrofilite artışı ve alfa heliksler etrafında hidrofilite artışı ile ortaya konulmuştur. Öte yandan sürdürülen detaylı FTIR ölçümlerinden Pt(L)Cl2'nin BSA ya da HSA ile etkileşim noktası husunda net bir bilgi edinilememiştir.Master Thesis 2,3-di(2-piridil)-kuinoksalin Ligantı İçeren Platin(ıı) Komplekslerinin Sentezi, Karakterizasyonu, Elektronik Yapıları ve Dna'ya Bağlanma Kabiliyetleri(2018) Hesıen, Rehab A.yaakub; Özalp Yaman, Şeniz; Özalp Yaman, Şeniz; Yaman, Şeniz Özalp; Chemical Engineering; Chemical EngineeringDüşük toksik etkiye sahip ve kanser hücrelerinin direncini yenebilecek antikanser etkisi gösteren metal kompleksleri hala ilgi çeken ve üzerinde çalışmalar devam eden bir alandır. Birbirine eşit ya da yüksek antitümör aktivite gösteren birçok metal kompleksi sentezlenmiştir. Bu çalışmada, cis, asimetrik ve bis geometrisine sahip ve 2,3-di(2-piridil)-kuinoksalin içeren yeni platin kompleksleri sentezlenmiş ve yapıları spektroskopik teknikler kullanarak çözümlenmiştir. Komplekslerin DNA'ya bağlanma kabiliyetleri UV-titrasyon, termal bozunma, vizkometrik ve florometrik ölçümlerle belirlenmiştir. UV-titrasyon yöntemi ile elde edilen termodinamik parametreler komplekslerle protein arasında istemsiz bir etkileşim olduğunu göstermiştir. Komplekslerin sitetoksisite deneyleri MDA231- meme tümörü üzerinde çalışılmış ve IC50 değerleri hesaplanmıştır. Komplekslerin etkileşim türünün DNA boşluklarına tutunma veya elektrostatik etkileşim olabileceği belirlenmiştir. Öte yandan, sentezlenen komplekslerin meme tümörüne karşı nötr ortamda önemli bir sitoksisiteye sahip olmadığı gözlenmiştir DNA bağlanma çalışmaları tüm komplekslerin DNA'nın boşluklarına tutunduğunu ya da elektrostatik bir etkileşim yaptığını göstermiştir. MDA231 hücre hatlarında yapılan sitotoksisite deneylerinden oldukça umut verici sonuçlar elde edilmiştir. Tüm kompleksler içinde cis-geometrisinde bulunan komplesksin meme kanserine karşı en etkin ajan olduğu gözlenmiştir. UV titration, thermal decomposition, viscometric and fluorometric measurements were used to determine the binding ability of the complexes to CT-DNA. Thermodynamic parameters which were from the UV titrations indicated a spontaneous interaction between the complexes and the protein. Cytotoxicity tests of the complexes were performed on breast cancer MDA231 cell lines at neutral medium and IC50 values were calculated for each complex.
