Search Results

Now showing 1 - 10 of 44
  • Master Thesis
    Metanolden Formaldehyde Üretiminin Optimizasyonu
    (2018) Idres, Ruwıda Ab.m.; Güler, Enver
    Formaldehit, yapı malzemelerinin ayrıca fenol formaldehit gibi polimerik reçinelerin üretimini içeren birçok kimya endüstrisinde oldukça önemli kabul edilen kimyasallardan birisidir. Bu projenin başlıca amacı, kimya mühendisliği bakış açısından, belirli çalışma koşulları altında ve spesifik kapasite dahilinde formaldehit üreten entegre reaktör tasarımı üzerinde çalışma yapmak ve metanolden formaldehit üretim sürecini incelemektir. Bu projede, yılda 120000 ton seviyesinde formaldehit üretimi ve bunda en az ağırlıkça %99.1 formaldehit ve %99.1 azot üretimini sağlanmaktadır. Üretimde metal oksit işlemi kullanılmıştır. Bu projede, süreç Aspen Plus V9 yazılımı kullanılarak simüle ve optimize edilmiştir. Başlıca odak noktası, üretim sürecinde reaktörün tasarımı ve geliştirilmesidir. Sıcaklık, basınç, boruların sayısı, reaktördeki çapı ve uzunluğu da incelenmiştir. Bu projede, formaldehit, katalitik buhar-fazlı oksidasyon reaksiyonu ile üretilmiştir.
  • Master Thesis
    Amin Borandan Hidrojen Üretilmesi için Paladyum Nanoparçacıkları Eklenmiş Politiyofenin Hazırlanması ve Karakterize Edilmesi
    (2017) Aljaraı, Sumaıa Ahmed Muftah; Kaya, Murat
    Günümüzde nanoyapıya olan katalizörler katalitik etkinlikleri sebebi ile oldukça yüksek ilgiye sahiptirler. Bu nedenle istenilen büyüklüğe ve etkinliğe sahip katalizörlerin hazırlanmasına yönelik prosedürlerin geliştirilmesine yönelik oldukça fazla çaba sarfedilmektedir. Etkili bir katalizör hazırlamak için başlıca etkenlerden biri uygun destek malzemesinin hazırlanmasıdır. Uygun destek malzemesi nanoparçacıkların topaklaşmasını engelleyerek katalitik aktivitenin sabit kalmasını sağlar ve kolay ayrılması ile tekrar kullanım performansını artırır. Destek malzemeleri arasında polimerler ucuz olmaları, kolay hazırlanmaları ve kararlılıkları sebebi ile iyi birer aday olarak sayılmaktadır. Hidrojen en önemli yeşil enerji kaynaklarından biri olarak bilinmektedir. Bu nedenle hidrojen depolama malzemelerinden hidrojen üretiminde kullanılmak üzere uygun kalatlizörlerin dizayn ve üretimleri oldukça önemlidir. Metal ve diğer kimyasal hidrürler, organik moleküller, metal organik kafes yapıları ve karbon nanotüpler gibi katı hidrojen depolama malzameleri arasında amin boran (AB) yüksek hidrojen bileşenine (19.6 wt %) sahip olması, kararlılığı ve toksik olmaması sebebi ile en önemli hidrojen depolama malzemesi olarak bilinmektedir. Uygun ve etkili bir katalizörün kullanılması ile yapıda bulunan tüm hidrojenin ılımlı şartlar altında alınması mümkündür. Bu sebeple amin borandan hidrojen eldesinde etkili katalizörlerin kullanımı için etkili katalizörlerin üretilmesi, hidrojen enerjisinin gelişmesi ve yaygın kullanımı için çok önemlidir. Bu tezde, amin borandan hidrolitik olarak hidrojen eldesi için katalizör olarak politiyofen destek malzemesine ıslak emdirme yöntemi ile eklenmiş paladyum nanoparçacıklarının hazırlanması için kolay bir yöntem rapor edilmiştir. Hazırlanan katalizör oda sıcaklığında amin borandan hidrojen eldesi reaksiyonunda iyi bir katalitik aktivite göstermiştir. İlk çevrim frekansı 28.9 dk-1 olarak hesaplanmıştır. Buna ek olarak, politiyofen destek malzemesi üzerine eklenmiş Pd nanoparçacıklar, kaydadeğer kararlılık ve tekrar kullanılabilme kabiliyeti göstermiştir.
  • Master Thesis
    Yağ Asitlerinden Yüksek Kükürt İçerikli Polimerik Malzemelerin Sentezi ve Karakterizasyonu
    (2021) Berk, Hasan; Cihaner, Atilla
    Doğal kaynaklardan ve petrol rafinerilerinden elde edilen elementel kükürt, yaygın olarak bulunabilen ve pahalı ve zehirli olmayan bir malzeme olmasına rağmen, onun için büyük ölçekli üretken kullanımlar bulmak önemli bir ilerleme olacaktır. Öte yandan, gelecekte bitkisel yağların yenilenebilir kaynaklardan polimer üretiminde kilit rol oynaması beklenmektedir. Bu çalışmada, çeşitli miktarlarda yağ asitleri (oleik asit (OA), linoleik asit (LA) ve linolenik asit (LnA)) içeren yüksek kükürt içerikli yeni bir polimer serisi ters vulkanizasyon yöntemi ile sentezlenmiş ve başarılı bir şekilde karakterize edilmiştir. Özellikle, çift bağların ve serbest alkil zincirlerinin polikükürt kopolimerleri üzerindeki etkisi, bir çift bağlı OA, iki çift bağlı LA ve üç çift bağlı LnA kullanılarak sistematik olarak araştırılmıştır. İlgili kopolimerler yaygın organik çözücülerde çözünür, işlenebilir ve elektroaktiftir. Öte yandan, polimer yapısında yağ asitlerinin bulunması nedeniyle, kopolimerler reaktif fonksiyonel birimlere (karboksilik grup-COOH) sahiptir ve diol ile kimyasal modifikasyonları ester bağlarının oluşumuna yol açar. Bu post polimerizasyon, yüksek moleküler ağırlıklı yeni polimerlerin elde edilmesi ile sonuçlanır. Son olarak, kopolimerlerin ağır metal iyonlarının (Paladyum (II) ve Cıva (II)) uzaklaştırılmasında ve kullanımı test edilmiştir. Sonuçlar, polimerlerin ağır metal iyonu uzaklaştırma için potansiyel malzeme olabileceğini göstermiştir.
  • Master Thesis
    2,3-di(2-piridil)-kuinoksalin Ligantı İçeren Platin(ıı) Komplekslerinin Sentezi, Karakterizasyonu, Elektronik Yapıları ve Dna'ya Bağlanma Kabiliyetleri
    (2018) Hesıen, Rehab A.yaakub; Özalp Yaman, Şeniz; Özalp Yaman, Şeniz; Yaman, Şeniz Özalp; Chemical Engineering; Chemical Engineering
    Düşük toksik etkiye sahip ve kanser hücrelerinin direncini yenebilecek antikanser etkisi gösteren metal kompleksleri hala ilgi çeken ve üzerinde çalışmalar devam eden bir alandır. Birbirine eşit ya da yüksek antitümör aktivite gösteren birçok metal kompleksi sentezlenmiştir. Bu çalışmada, cis, asimetrik ve bis geometrisine sahip ve 2,3-di(2-piridil)-kuinoksalin içeren yeni platin kompleksleri sentezlenmiş ve yapıları spektroskopik teknikler kullanarak çözümlenmiştir. Komplekslerin DNA'ya bağlanma kabiliyetleri UV-titrasyon, termal bozunma, vizkometrik ve florometrik ölçümlerle belirlenmiştir. UV-titrasyon yöntemi ile elde edilen termodinamik parametreler komplekslerle protein arasında istemsiz bir etkileşim olduğunu göstermiştir. Komplekslerin sitetoksisite deneyleri MDA231- meme tümörü üzerinde çalışılmış ve IC50 değerleri hesaplanmıştır. Komplekslerin etkileşim türünün DNA boşluklarına tutunma veya elektrostatik etkileşim olabileceği belirlenmiştir. Öte yandan, sentezlenen komplekslerin meme tümörüne karşı nötr ortamda önemli bir sitoksisiteye sahip olmadığı gözlenmiştir DNA bağlanma çalışmaları tüm komplekslerin DNA'nın boşluklarına tutunduğunu ya da elektrostatik bir etkileşim yaptığını göstermiştir. MDA231 hücre hatlarında yapılan sitotoksisite deneylerinden oldukça umut verici sonuçlar elde edilmiştir. Tüm kompleksler içinde cis-geometrisinde bulunan komplesksin meme kanserine karşı en etkin ajan olduğu gözlenmiştir. UV titration, thermal decomposition, viscometric and fluorometric measurements were used to determine the binding ability of the complexes to CT-DNA. Thermodynamic parameters which were from the UV titrations indicated a spontaneous interaction between the complexes and the protein. Cytotoxicity tests of the complexes were performed on breast cancer MDA231 cell lines at neutral medium and IC50 values were calculated for each complex.
  • Master Thesis
    Mantar Özütlerının Doxorubicin Ilacı Ile Kombınasyonunun Sıtozolık Enzımler Üzerıne Etkısı
    (2014) Alwerfally, Mohamed; İşgör, Sultan Belgin
    Son zamanlarda pek çok araştırma grubu tarafından yapılan çalışmalarda belirli türlerde mantar ve bu mantarlara ait özlerin kemoterapi sırasında gıda takviyesi olarak kullanıldığında kemoterapinin etkisini artırdığı ve hastaların yaşam sürelerini uzattığı gösterilmiştir. Bu konuda en fazla çalışılan mantar türlerinden biri de Reishi mantarıdır. Antioksidan enzimlerin pekçoğunun kanser ilaçlarına karşı direnç gösterdiği bilinmektedir. Bu nedenle bu çalışmada mantar ekstrelerinin glutathione-S-transferaz, glutathione peroksidaz ve katalaz antioksidan enzimleri üzerine etkisine kanser ilacı olan Doxorubicin varlığında ve yokluğunda bakılmıştır. Çalışmada hazırlanan mantar ekstreleri iki ayrı çözücü kullanılarak hazırlanmış ve sonuçlar kıyaslanmıştır. Bu çalışma göstermiştir ki, aseton ile özütlenmiş mantarın antioksidan enzimleri üzerindeki etkisi açıktır ve bu etki kanser ilaçlarıyla birlikte artmaktaktadır. Metanol ile özütlenmiş mantar ise açık bir etki göstermemiştir. Asetone ile ekstract edilmiş Reishi GST enzimin %45 inhibe ederken Doxorubicin ile bu değer %30 değerine ulaşmıstır. Aynı şekilde aseton ile özütlenmiş Reishi Kat enzimini %45 inhibe ederken Doxorubicin varlığında %35 inhibe ettiği bulunmuştur. Metanol ile özütlenmiş mantarlarda hemen hiç bir anlamlı sonuç elde edilememiştir.
  • Master Thesis
    Yeni Ditiyenosilol Esaslı Kromik Polimerlerin Sentezi ve Karakterizasyonu
    (2015) Al-jumaılı, Mohammed; Cihaner, Atilla
    Stille kenetlenme tepkimesi ile tiyofen (P1) ve bitiyofen (P2) içeren 2-etilhekzil sübstitüeli ditiyenosilol esaslı çözünür polimerler sentezlenmiştir. Polimerler nükleer magnetik rezonans (NMR), jel geçirgenlik kromotografisi (GPC), taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve termal gravimetrik analiz (TGA) teknikleri kullanılarak karakterize edilmiştir. Silol halkası üzerindeki 2-etilhekzil sübstitüentlerinin varlığı polimerlerin yaygın çözücülerde çözünmesini sağlamıştır. GPC ölçümlerine göre, polimerler P1 ve P2'nin ağırlık ortalama moleküler ağırlıkları sırasıyla 2.30 çok dağılımlılık belirtesi (PDI) ile 70977 ve 1.42 PDI ile 110439 bulunmuştur. Tolüen çözeltisi içeresindeki floresans polimerlerin maksimum ışıma bantları P1 için 634 nm ve P2 için 613 nm'dir. Polimerlerin çözelti ve film formlarındaki kimyasal ve elektrokimyasal katkılandırılmaları morötesi-görünür (UV-vis) spektroskopi tekniği ile görüntülenmiştir. Polimerler kromik (kemokromik ve elektrokromik) özellik göstermektedirler. Nötr polimer filmlerinin renkleri P1 için mor ve P2 için kızılımsı kahverengi iken her iki polimer yükseltgen hallerinde geçirgen gökyüzü mavisine sahiptirler. Polimerlerin film formunda band aralıkları P1 için 1.81 eV ve P2 için 1.92 eV olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, polimerlerin elektrokromik cihaz uygulamaları yapılmıştır. Polimerlerin elektrokimyasal ve optik özellikleri ilgili polimerlerin optoelektronik uygulamalar için iyi birer aday olabileceğini göstermiştir.
  • Master Thesis
    N-(piridin-2-il) metilen benznamine içeren platin(II) kompleksinin sentezi, karakterizasyonu ve spektroskopik yöntemlerle DNA, HSA ve BSA'ya bağlanma davranımları
    (2017) Abdalla, Rema A İbrahim; Yaman, Şeniz Özalp; Özkan, Filiz Korkmaz
    Cisplatinin (Pt(NH3)2Cl2) yapısal analogları DNA ile benzer şekilde etkileştiği için, yeni platin temelli antitümör ilaçlarının, cisplatinden daha aktif olması ve çeşitli nedenlerle oluşabilecek ilaç direncini yenebilmesi beklenilmektedir. Bu amaçla, N-(piridin-2-il)metilen benzamin (L) ligandı içeren PtCl2 kompleksi sentezlenmiş ve karakterizasyonu tamamlanmıştır. Pt(L)Cl2 bileşiğinin buzağı DNA'sı ve serum albumin (BSA ve HSA) ile etkileşimleri test edilmiştir. Pt(L)Cl2 kompleksinin DNA'ya bağlanma mekanizmasını belirleyebilmek için çeşitli spektroskopik yöntemler kullanılmıştır. Platin kompleksi varlığında DNA çözeltisi ile gerçekleştirilen elektronik soğurma spektrumu, termal davranım, viskosite ölçümleri ve florometrik titrasyon deneyleri Pt(L)Cl2'nin DNA ile elektrostatik etkileşim yaptığını kanıtlamıştır. Aynı şekilde, spektroskopik ve viskometrik bulgular Pt(L)Cl2'nin serum proteinleri ile elektrostatik olarak etkileştiğini göstermiştir. Etkileşimin her iki protein için de hidrofobik bölgede olduğu, triptofan etrafında hidrofilite artışı ve alfa heliksler etrafında hidrofilite artışı ile ortaya konulmuştur. Öte yandan sürdürülen detaylı FTIR ölçümlerinden Pt(L)Cl2'nin BSA ya da HSA ile etkileşim noktası husunda net bir bilgi edinilememiştir.
  • Master Thesis
    Etilen Oksidasyonuyla Asetik Asit Üretiminin Aspen Plus Kullanılarak Modellenmesi
    (2018) Maıuf, Abır Abdelftah Alı; Güler, Enver
    Bu çalışmada etilenin oksidasyonu ile asetik asit üretiminin tasarım ve optimizasyon modeli Aspen Plus yazılımı kullanılarak incelenmiştir. Simülasyon işleminde girdi alt akış olarak CO2, N2 ile gaz fazı besleme akışı, üst girdi akışı olarak ise H2O'dur. Araştırma, asetik asit üretim sürecini anlamayı ve incelemeyi ve buna ek olarak operasyonel değişkenleri ve bunların üretim üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Simülasyon modeline göre, asetik asit absorber içinde altı aşamadan sonra alt akışta sıvı olarak üretilmiştir. Ayrıca akış hızı, sıcaklık ve basınç kontrol edilmiş ve hassasiyet parametreleri olarak analiz edilmiştir. Elde edilen temel ürün, 30.3 °C sıcaklıkta ve 10 bar basınçta mol akışı yaklaşık 0.6 kmol/saat ve mol oranı yaklaşık 0.004 olan asetik asittir.
  • Master Thesis
    Amin Boranın Dehidrojenlenmesi için Bakır Nanoparçacık Eklenmiş Politiyofenin Hazırlanması
    (2017) Alablaq, Salha; Kaya, Murat
    Nanokatalizörler sahip oldukları büyük yüzey-hacim oranları sebebi ile yüksek katalitik aktivite gösteren malzemeler olarak bilinmektedirler. Koloidal nanoparçacıkların sulu çözeltileri gibi homojen nanokatalizörler ise reaksiyonun oluşması için kullanılan başlangıç maddeleri ve oluşan ürünler ile aynı fazda bulunmaktadır. Bu tip katalizörlerin heterojen katalizörlere karşı başlıca avantajı sahip oldukları yüksek seçicilik olarak sayılabilir. Ancak düşük termal kararlılıkları, ciddi metal kirliliği ve reaksiyon ortamından geri kazanımındaki zorluk homojen katalizörlerin karşılaştığı başlıca zorluklardır. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için heterojen nanokatalizörler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu tür katalizörlerde metal nanoparçacıklar silika, alumiyum ve karbon temelli malzemelerin üzerine sabitlenmektedir. Günümüzde ise bazı polimer destek malzemeleri kolay ve ucuz üretim metodları sebebi ile büyük ilgi toplamaktadır. Hidrojen en önemli temiz enerji kaynaklarından biri olarak bilinmektedir. Bu sebeple metal hidrürler, kimyasal hidrürler, organik moleküller, metal organik kafesler ve karbon nanotüpler gibi hidrojen depolama malazemelerinin üretimi için birçok çalışma yapılmaktadır. Bu hidrojen depolama malzemleri arasında kimyasal hidrürler yüksek hidrojen depolama kapasitesine sahip olmaları sebebi ile büyük ilgi görmektedir. Kimyasal hidrürler arasından amin boran, yüksek hidrojen depolama kapasitesi (kütlece 19.6 %), yüksek kararlılık ve düşük toksisiteye sahip olması sebebi ile büyük önem kazanmıştır. Uygun katalizör kullanımı ile ılımlı şartlarda 1 mol amin borandan 3 mol hidrojen eldesi mümkündür. Amin borandan hidrojen eldesinde kinetik parametrelerin iyileştirilmesi için yüksek etkiye sahip katalizörlerin geliştirilmesi, hidrojen enerjisinin uygulamaları için çok önemlidir. Bu tezde, amin borandan sulu ortamda hidrojen eldesi için politiyofen üzerine bakır nanoparçacıkların eklendiği katalizörün hazırlanması için uygun bir yöntem sunulmaktadır. Bunun için ilk olarak politiyofen destek malzemesi hazırlanmıştır. Daha sonra bakır iyonları ıslak emdirme yöntemi ile polimer destek malzemesinin üzerine eklenmiştir. Bu aşamadan sonra bakır iyonları sodium borohidrür kullanılarak indirgenmiş ve bakır nanoparçacıklar elde edilmiştir. Daha sonra hazırlanan katalizörün katalitik aktivitesi ortaya çıkarılmıştır. İlk çevrim frekansı 11.8 dk-1 olarak bulunmuştur. Buna ek olarak, hazırlanan katalizörün kararlılığı ve tekrar kullanılabilme kapasitesi bulunmuştur. Hazırlanan katalizör oldukça iyi kararlılık ve tekrar kullanılabilme kapasitesine sahiptir. Bakır eklenmiş politiyofen katalizörü amin boranın hidrolitik olarak dehidrojenlenmesindeki beşinci tekrar kullanımından sonra benzer aktivite göstermiştir.
  • Master Thesis
    2-aminotiyofenol İçeren Platin Mavisi Kompleksinin Dna Etkileşimi ve Sitotoksisitesi
    (2017) Salem, Safıa; Yaman, Şeniz Özalp
    Cis platinin keşfinden bu yana, metal içeren ajanlar potansiyel birer antikanser ilacı olarak araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Bu güne kadar cis platinin toksik etkilerini ve cis platin direncini azaltmak için birçok ilaç sentezlenmiştir. Bu bileşiklerden bir tanesi de 'platin mavisi' olarak bilinen, toksisitesi cis platine göre daha düşük ve antikanser özelliği yüksek olan farklı bir platin kompleksi sınıfıdır. Bu çalışmada, [Pt4(2-atp)8(H2O)(OH)] (2-atp: 2- aminotiyofenol) formülüyle gösterilen yeni platin mavisi kompleksinin DNA'ya bağlanma kabiliyeti araştırılmıştır. Pt mavisi ve DNA arasındaki etkileşim türünün belirlenebilmesi için spektroskopik ölçümler yapılmış, platin kompleksinin varlığında DNA çözeltisinin UV-titrasyon, termal bozunma, viskozite değişim ve florometrik titrasyon deneyleri tamamlanmıştır. Sonuçlar platin mavisi bileşiğinin DNA'ya kısmen interkaltif olarak bağlandığını ve antikanser özelliği gösterdiğini kanıtlamıştır.