Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Master Thesis
    Türk-amerikan İlişkilerinde Kriz Diplomasisi
    (2010) Mordoğan, Cavidan; Kantarcı, Şenol; Kantarcı, Şenol; Kantarcı, Şenol; Department of International Relations; Department of International Relations
    `Türk-Amerikan İliskilerinde Kriz Diplomasisi' baslığını tasıyan buçalısmada; diplomasinin tanımı, kriz diplomasisinin özellikleri ve krizdiplomasisi çerçevesinde Türk-Amerikan iliskileri incelenmistir.Çalısmada zaman ve kaynak sınırlandırılmasına gidilerek, Türk-Amerikan iliskilerinde kriz diplomasisi eksenli olarak Büyükelçi Krizi, AfyonKrizi ve Kıbrıs Krizi konuları seçilmistir. Ele alınan bu krizlerin, tarihigelisimleri, derinlesme süreçleri ve çözümlenme asamaları ayrıntılıyla ile elealınmıstır.1914 yılında Osmanlı Devleti'nin ABD büyükelçisi Ahmed RüstemBey'in Washington'da ?persona non grata? olarak ilan edilmesi ile derinlesenBüyükelçi Krizi'nden kısa bir süre sonra diplomatik iliskiler 1917 yılında, on yılgibi uzun bir süre kesintiye uğramıstır.Türkiye Cumhuriyeti ve ABD arasında 1927 yılında tekrar baslayaniliskiler ise uyusturucu meselesinin ABD'nin iç politikası haline gelmesiylepatlak veren Afyon Krizi ile tekrar gerginlesmistir.Afyon krizi ile yakın dönemlerde yasanan ve Türk-Amerikaniliskilerinde derin yaralar bırakan Kıbrıs Krizi, diplomatik lisanı asankelimelerle kaleme alınmıs Johnson mektubu ile bas göstermis ve ABD'ninambargo kararı alarak iliskileri kopma noktasına getirmesi ile Türk DısPolitikasında güncelliğini koruyan hususlardan biri olmustur.1927 yılından itibaren devam eden diplomatik iliskiler, yukarıda elealınan diplomatik kriz dönemlerinde gerilmis ancak yasanan krizlere rağmenkopmamıs hatta geliserek devam etmistir.Anahtar Kelimeler: Türk-Amerikan, Diplomasi, Kriz, Afyon Krizi, Kıbrıs Kriz
  • Master Thesis
    Azınlık Hakları; Küreselleşme-ab-türkiye
    (2007) Ağar, Yakup; Başeren, Sertaç Hami
    Günümüzde küreselleşme ve ulusüstü yapılanmalar karşısında engelolarak görülen ulus-devletin zayıflatılmasında ve/veya yenidendönüştürülmesinde azınlıklara özel bir misyon yüklenmeye çalışılmaktadır.Azınlıklara yüklenmeye çalışılan bu misyon, bir ulus içinde farklı etnik, dilselve dinsel grupların azınlık olarak tanınması veya tanınmaması konusundaönemli tartışmalara sebebiyet vermektedir.Bu çalışmanın amacı, uluslararası hukukta evrensel düzeyde kabulgörmüş, genel geçer bir azınlık tanımı ve uygulamasının bulunupbulunmadığına cevap aramaktır. Araştırma, azınlık olmanın temel ölçütlerininneler olduğu, azınlıkların korunmasının tarihsel ve siyasi boyutunun nasılgeliştiği, uluslararası örgütler bağlamında azınlıklar konusunda yapılandüzenlemelerin neler olduğu ve Türkiye'nin azınlıklar konusundakiuygulamasının nasıl geliştiği gibi sorular üzerinde yükselmiş, yöntem olarakaraştırma konusunun doğası gereği betimleyici bir yaklaşım sergilenmiştir.Verilerin yorumlanmasıyla ulaşılan tüm bulgular, uluslararası hukuktagenel geçer bir azınlık tanımı bulunmadığını, azınlık kavramı konusunda dadevletlerin yükümlülüklerinin taraf oldukları andlaşmalar ve oluşumuna karşıçıkmadıkları teamülü hukuk kuralları ile belirlendiğini ortaya koymaktadır.Ulusal bilincin hâlâ küresel bilincin önünde oluşu, küreselleşme sürecindeazınlık haklarına yönelik artan vurgunun etnik milliyetçilik hareketlerindenöteye gidemeyişi, azınlıklarla ilgili uluslararası belgelerde devletlerinegemenlik ve toprak bütünlüğünün vurgulanışı, Türkiye'de Ermeni, Rum,Yahudi ve Bulgarlar dışında azınlık olduğu iddiaların gerisinde hiçbirhukuksal temel yapının bulunmayışı gibi bulgular ise, ulus-devletin başlıcadevlet biçimi olarak tarihsel bir rol oynamaya devam ettiğini ve yaşanan busüreçte öne sürülen yeni azınlık taleplerinin hukuki olmaktan çok siyasiolduğunu göstermektedir.Anahtar kelime : Azınlık, Küreselleşme, Ulus-devlet, Çokkültürlülük
  • Master Thesis
    Alman Siyasetinin Türkiye'nin Ab'ye Katılımı Sürecindeki Değişimleri: 1960'dan Günümüze
    (2015) İlhan, Müslime; Ünal, Hasan
    Alman ikinci dünya savaşı öncesi ve sonrası, Soğuk Savaş öncesi ve Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla simgeleşen Soğuk Savaşın sonu sonrası birçok siyasi paradigma geliştirmiştir. Almanya'nın Osmanlı Devleti döneminden beri Türkiye ile siyasi ilişkileri bulunmuştur. Avrupa Birliği'nin ilk nüvesi olan Avrupa Çelik ve Kömür Topluluğundan beri Almanya'nın AB siyasetinde önemli değişiklikler yaratabilecek gücü olmuştur. Türkiye de 1959 yılındaki başvurusundan beri AB ile sıcak ilişkilere girmiş, girmiş olduğu bu ilişkide Almanya siyasetinin tavrı çok belirleyici olmuştur. Bu tezde Alman siyasetinin bu önemli belirleyici rolünün zaman içerisindeki izlerine temas edilmiş, özellikle 1960 sonrası dönemine odaklanılmıştır. Bu odağı belirginleştirmeye çalışırken ilkin Avrupa Birliği fikrinin ve varlığının tarihi süreci ele alınmış, Avrupa Birliği siyasetini oluşturan temel kurumların durumu ve rolü ortaya konulmuştur. İkinci bölümde Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne dâhil olma isteği ya da yerine göre zorunluluğu ve serüveninin tarihi özellikleri açıklanmıştır. Son bölümde ise Almanya ve Türkiye ilişkilerine yoğunlaşılmış, güncel temasa kadar Alman siyasetinin Türkiye ile olan ilişkilerine ve Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinde izlediği siyaset irdelenmiştir.
  • Master Thesis
    Türk-Irak iliskilerı 2002-2014
    (2015) Al-dulaimi, Sabah Jaber Kadhem; Karasar, Hasan Ali
    Türkiye Irak ilişkilerinin eski bir tarihi vardır. Bu sadece iki ülkenin 0ortak sınırları, dinleri ve kültürel bağları olmasının yanında aslında dünya haritasındaki önemli stratejik konumlarına ve demografik yapılarına dayanmaktadır. Irak'ın 1927 yılında Türkiye tarafından bağımsızlığının tanınmasından bu yana iki ülke tarihi, siyasi, ekonomik ve etnik konularda ortak sorunlara sahiptirler. Günümüzde de petrol, gaz, boruhatları, su meseleleri, etnik gruplar, Türkmenler, Kürtler, Sünni-Şii rekabeti ve İŞİD sorunları benzeri konular iki ülke için de ortak sorun alanlarını teşkil eder. Iraq ve Türkiyein ABD işgali sonrası paylaştığı diğer konular ise ağırlıklı olarak güvenlik meseleleridir. PKK ve Kürtleri ilgilendiren etnik ve terör sorunları, ekonomik istikrar ve sınır sorunlarına ek olarak iç ve dış aktörlerin geçici baskıları ilişkileri etkileyen konuma sahiptir. Bütün bunlardan dolayı Irak-Türkiye ilişkileri karmaşık konular bütünlerinden oluşmakta ve iki ülkenin güvenlik çıkarları ekseninde Irak'ta istikrarın sağlanması düzlemine oturmaktadır. Bu tez zaman içinde Türkiye-Irak ilişkilerinin geilişime detaylı bir tarihi yaklaşım getirmektedir. Geçmişten günümüze uzanan ilişkiler içinde inişli çıkışlı noktalar, Irak'ın dış politikası merkezli olarak, Arap ve İslam Dünyası'nın geneli içinde değerlendirilmektedir. Tezin ana konusu 2003-2014 arası Türk-Irak ilişkilerinin ana konuları ve bu konularda tarafların farklılıklarıdır. Anahtar Sözcükler: Osmanlı İmparatorluğu, Türkiye, Irak, İran savaşı, Irak dış politikası, Türk dış politikası
  • Master Thesis
    Nato'nun Yeni Stratejik Konsepti ile Birlikte Nato İçerisinde Türkiye'nin Konumu
    (2010) Koyuncu, Hasan; Başak, Cengiz
    Sovyetler Birliğinin dünya siyasetinden çekilmesiyle rolü ve misyonu sorgulanmaya başlanan NATO, Soğuk Savaş sonrasında değişen güvenlik ortamı ve ortaya çıkan yeni tehditler doğrultusunda üstlenmiş olduğu görev ve sorumlulukları gözden geçirmiştir. Bunun sonucunda Soğuk Savaş döneminde uygulamış olduğu Stratejik Konseptleri, 1991 yılından başlayarak yeniden düzenlemiştir. Hâlen uygulanmakta olan Stratejik Konsept 1999 yılında NATO'nun ellinci yılında imzalanmış olup, Amerika'da Dünya Ticaret Merkezi'nin terör saldırılarına maruz kaldığı 11 Eylül 2001, müteakibinde NATO'nun 5'inci maddeyi uygulamaya koyup Afganistan'a ve 2003 yılında Irak'a düzenlemiş oldukları harekâttan önce kabul edilmişti. Bu sebeplerden dolayı, NATO'nun 60'ıncı yıl zirvesinde Stratejik Konseptin revize edilmesine ihtiyaç duyulduğu kararlaştırılmıştır.Türkiye NATO'ya katıldığı tarihten bu yana sadık bir üye olarak Sovyetlerin yayılmacılığına karşı bir kanat ülkesi olarak görevini başarıyla yerine getirmiştir. Soğuk Savaşın bitmesiyle birlikte Türkiye'nin NATO'nun gözünde önemini kaybettiği savı ileri sürülmeye başlanmıştır. Ancak değişen güvenlik ortamı ve ortaya çıkan yeni tehditler, Türkiye'nin konumu itibarıyla yeni tehditlerin kaynağı olan coğrafya'ya yakınlığı ve son dönemde uygulamış olduğu dış politika bunun aksini ispatlamıştır. Çalışmada yeni Stratejik Konseptin kabul edilmesiyle birlikte, NATO'nun üstleneceği rol ve misyonla birlikte Türkiye'nin öneminin giderek artacağı anlatılacaktır.Anahtar Sözcükler: NATO, Soğuk Savaş, Stratejik Konsept, 5'inci Madde, Kanat Ülkesi
  • Master Thesis
    Dünya Ticaret Örgütü: Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması ve Türkiye'nin Taraf Olduğu Uyuşmazlıklar
    (2009) Aerts, Özden Gülveren; Başak, Cengiz
    Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) uluslararası ticaretin kurallarını düzenleyen tek uluslararası kuruluştur. Anlaşma niteliğindeki Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması'nın (GATT) yerini alan DTÖ kapsamında, üye devletler arasındaki ticari uyuşmazlıkların çözümlenmesini teminen, bir Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması oluşturulmuştur. Bu çalışmada, Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması ve Türkiye'nin söz konusu mekanizma çerçevesinde taraf olduğu uyuşmazlıklar incelenmiştir.DTÖ'ne üye devletler arasındaki ticari uyuşmazlıkların çözümü sürecinde uygulanan usul ve esaslar Anlaşmazlıkların Halli Mutabakat Metni'ne (AHMM) dayanmaktadır. Mutabakat Metni hükümleri, GATT kurallarına kıyasla çok daha bağlayıcı ve otomatiktir. Anlaşmazlıkların halli sistemi danışma görüşmeleri, panel süreci, temyiz süreci, tavsiye ve kararların uygulanması olmak üzere dört aşamadan oluşmaktadır. Söz konusu sistem çerçevesinde yapılan istişare başvurularına, kurulan panellere ve Temyiz Organı'na götürülen panel kararlarına ilişkin istatistiki veriler değerlendirildiğinde, DTÖ Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması'nın etkin bir şekilde kullanıldığı sonucuna varılmıştır.DTÖ'nün kurucu üyesi olan Türkiye, Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması kapsamında toplam 10 uyuşmazlıkta taraf olmuştur. Türkiye'nin anlaşmazlıkların halli sisteminde taraf olduğu uyuşmazlıklara ilişkin veriler istatistiksel olarak değerlendirildiğinde, Türkiye'nin AHMM'den kaynaklanan yükümlülüklerine uygun hareket ettiği gözlenmiştir. Diğer taraftan, Avrupa Birliği kriterlerine uygun bir düzenlemeye ilişkin olarak, DTÖ'nün, Türkiye'nin DTÖ kurallarına aykırı hareket ettiği yönünde karar verdiği hususu dikkate alınarak, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerinde DTÖ Anlaşmalarından kaynaklanan yükümlülüklerini göz önünde bulundurması gerektiği sonucuna varılmıştır. Türkiye, DTÖ Anlaşmalarına dayanarak yaptığı uygulamalar kapsamında alacağı herhangi bir önlemin DTÖ platformuna taşınabileceğini göz önünde bulundurarak, DTÖ üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmek konusuna özen göstermeye devam etmelidir.Anahtar Kelimeler: Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması, DTÖ, GATT.
  • Master Thesis
    Abd'nin Irak'tan Çekilmesi Sonrası Ülkenin Hidrokarbon Yakıtları Üzerine Enerji-politik Hamleler
    (2012) Çelik, Ersin; Gürson, Poyraz
    Bu tezle küresel düzeyde; ABD, AB, Çin ve Rusya bölgesel düzeyde ise Türkiye gibi aktörlerin hangi nedenlerle Irak'a ilgi duydukları irdelenmekte ve bu ilgi neticesinde bu ülkelerin Irak'ın hidrokarbon kaynakları üzerine enerji-politik hamleleri ele alınmaktadır. Özellikle de ABD'nin ülkeden çekilmesinin bu politikalar üzerindeki etkisi gözlemlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada uluslararası petrol şirketlerinin bu oyunda denklemin neresinde olduklarının da ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. ABD'nin çekilmesi ülkede petrollerin paylaşımı konusunda etnik ve mezhepsel çekişmenin dozajının giderek artmasına neden olmuştur. ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesinin en önemli etkisi doğal olarak bu ülkedeki etkinliğinin zayıflaması olacaktır. Ancak, bu durum ABD'nin Irak'tan tamamen vazgeçtiği anlamına gelmemektedir. Amerika'nın ülkedeki siyasal gücü kısmen zayıflasa da ekonomik etkinliği hala devam etmektedir. Ayrıca ABD'de Irak'tan çekilmesinin ardından doğan politik boşluğu petrol şirketiyle işbirliği yaparak doldurma yoluna gitmeyi amaçlamıştır. Avrupa Birliği her ne kadar enerjide Rusya'ya olan bağımlılığını azaltmak istese de Birliğin Irak'a karşı ortak bir siyaset geliştirmediği görülmektedir. İngiltere işgalle birlikte elde ettiği mevziiyi korumak isterken Fransa ve İtalya enerji pastasından daha fazla pay alma yarışındadır. Rusya ve Çin'in ise ABD'nin Irak'tan çekilmesi ile doğan boşluğu doldurmak isteyeceği açıktır. Türkiye ise ABD'nin çekilmesinden sonra dikkatini daha çok Kuzey Irak'taki enerji kaynaklarına yönlendirmiş durumdadır. Bu bağlamda çalışma 4 bölüm etrafında toplanmıştır. İlk bölümde enerji kavramı açıklanmakta, ikinci bölümde ise çalışmanın konusu olan Irak; tarihi ve ekonomisinin yanında coğrafi, demografik ve siyasi yapısıyla ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde Irak'ın enerji profili çıkartılmakta, ülke petrollerinin küresel ekonomi için önemine dikkat çekilmektedir. Son bölümde ise küresel güçlerin Irak enerji kaynakları üzerine enerji-politik hamleleri üzerinde durulmaktadır.Anahtar Kelimeler1. Petrol ve ekonomi2. Irak'ın enerji kaynakları3. Irak'ın enerji profili4. ABD'nin Irak'tan çekilmesi5. Küresel güçlerin Irak üzerine enerji politik hamleleri