16 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 16
Master Thesis Poli(ε-kaprolakton) Doku İskele Yüzeylerinin Hücre Yönlendirmesi için Elektroeğirme ile Desenlenmesi(2020) Albayrak, Deniz; Şaşmazel, Hilal TürkoğluBu çalışmanın amacı, hücreleri yönlendirmek için, bir maske/şablon kullanarak 2D pürüzsüz çözücü döküm yöntemiyle üretilmiş Poli(ε-Kaprolakton) (PCL) yüzeyleri üzerine elektroeğirme yöntemiyle üç boyutlu lifli PCL yüzey desenleri üretmektir. Üretilen doku iskelelerinin karakterizasyonları kalınlık ölçümleri, Taramalı Elektron Mikroskopisi (SEM) analizleri, temas açısı (CA) ölçümleri, Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ve mekanik testlerle yapılmıştır. SEM mikrograflarına göre, tüm elektroeğrilmiş doku iskele yüzeyleri eşdağılımlı düzgün bir morfoloji sergilerken, çözücü döküm yüzeyleri pürüzsüz ve gözeneksizdir. CA (⁰) ölçümleri, çözücü döküm yüzeylerinin orta derecede hidrofilikliğe (~60⁰) sahip olduğunu gösterirken, elektroeğrilmiş bölgeler daha hidrofobik bir karaktere sahiptir (elekroeğirme kaplı yüzey için ~110⁰ ve elektroeğrilmiş desenler için ~85⁰). Mekanik testler, üretilen iskelelerin kırılgan ve gevrek bir karaktere sahip olduğunu göstermiştir. Ayrıca 7 gün süre ile fare fibroblast (L929) hücreleri ile hücre kültürü çalışmaları yapılmış ve hücre tutunma analizi, MTT analizi, floresans ve SEM analizleri yürütülmüştür. Hücre kültürü çalışmaları, hücrelerin, çözücü döküm ve elektroeğrilmiş yüzeylerinde farklı tutunma ve üreme eğilimlerine sahip olduğunu göstermiştir. Böylece, çözücü dökülmüş yüzeyler üzerinde elektroeğrilmiş desenler oluşturularak, hücre tutunması ve proliferasyonunun oluşturulan desenler aracılığıyla manipüle edilmesiyle, hücreleri yönlendirmek mümkün olmuştur.Master Thesis Nitrit İletken Katı Elektrolitler Üretmek için İtriya ile Stabilize Edilmiş Zirkonya'nın Elektrokimyasal Olarak Nitritlenmesi(2023) Öztürk, Onur; Doğu, DorukDünya nüfusunun giderek artması küresel anlamda olumlu veya olumsuz olmak üzere birçok etkiye sahip olmaktadır. Artan nüfus sebebiyle kişi başına düşen karbon salınım miktarı da artış göstermektedir. Karbon salınımı bu şekilde artış göstermeye devam ettiği taktirde dünya ortalama sıcaklığı 2050 yılına kadar 4 °C artış gösterecektir. Ülkemizin de imzalamış olduğu Paris İklim Anlaşması ile bu sıcaklık 2 °C 'lerde tutulmaya çalışılmaktadır. Amonyak gıda sektöründen enerji sektörüne kadar birçok alanda kullanılan Dünya'da en çok üretimi yapılan 2. kimyasaldır. Amonyak üretimi halihazırda Haber-Bosch adı verilen bir proses ile yapılmaktadır. Bu proses yüksek sıcaklık ve basınçta gerçekleşmektedir. Buna bağlı olarak da enerji ihtiyacı yüksek olmakla birlikte karbon salınım miktarı da yüksek olan bir üretim yöntemidir. Bilim insanları bu sebeplerden dolayı alternatif üretim yöntemleri araştırmaktadırlar. Amonyak üretiminin elektrokimyasal yöntemler kullanılarak yapılması alternatifler arasında en umut vadeden yöntemlerdendir. Bu sistemler amonyağın düşük basınç değerlerinde üretilmesini sağlamaktadırlar. Aynı zamanda bu sistemlerin kolayca ölçeklendirilebilir olması da bir başka avantajıdır. Bu yöntemler, amonyak üretiminin ihtiyaç duyulan yerde, yerinde ve ihtiyaca göre yapılmasını sağlar ve bu sayede büyük bir enerji tasarrufunun da olmasını sağlamaktadırlar. Yüksek sıcaklık katı oksit elektrolitler kullanılarak yapılan üretim yöntemi en çok rağbet gören yöntemlerdendir. Halihazırda katı oksit elektrolitler kullanılarak yapılan çalışmalarda oksit iletken elektrolitler ve proton iletken elektrolitler kullanılmaktadır. Her iki sistemde hidrojen kaynağı olan su buharı veya hidrojenin iyonlaşarak azotla tepkimeye girmesini amaçlamaktadır. Fakat burada azot atomları arasındaki güçlü üçlü bağ sebebiyle iyonlaşan hidrojenler azot ile tepkimeye girmek yerine tekrar kendi aralarında birleşerek H2 ye dönüşmektedirler. Bu da amonyak üretim oranı ve seçiciliğini azaltmaktadır. Diğer taraftan, nitrit iletken elektrolitler kullanıldığı taktirde, nitrojen reaksiyon bölgesine iyon halinde beslenebilir ve hidrojen tekrar birleşmesini azaltarak amonyak seçiciliğini arttırabilir. Bu tez kapsamında yukarıda bahsedilen üretim yöntemlerindeki problemi de çözebilecek aynı zamanda ilk defa üretilecek nitrit iletken elektrolitler geliştirilmiştir. Öncelikle reaksiyon sisteminin kurulumu ve tasarımı yapılmış daha sonra Autodesk Inventor 2019 yardımıyla reaktör dizaynı yapılmıştır. Reaktör üretiminde 310 paslanmaz çelik malzemesi kullanılmıştır. Sistemde sızdırmazlık malzemesi olarak cam sızdırmazlık malzemesi ve crofer mesh kullanılmıştır. Deneyler 550 °C sıcaklıkta gerçekleşmiştir. Farklı kalınlıktaki 8%YSZ elektrolitler (127-140-270 µm) kullanılarak yapılan ve LSM-YSZ (simetrik hücre) katalizör kullanılarak yapılan deneylerde nitrojen iyonu iletimi test edilmiştir. Bu deneyler gerçekleşirken 0.1-300 mA arasında akım taraması yapılmıştır yüksek akımlarda ise elektrolitin çatladığı gözlemlenmiştir. Tüm deneylerde katot tarafından 15 sccm N2 anot tarafına ise 20 sccm He gazı beslenmiştir. Anot gaz çıkışı kütle spektrometresine bağlanmıştır ve burada sinyaller takip edilmiştir. 200 mA civarından itibaren nitrojen iyon transferinin başladığı gözlemlenmiştir. Farklı akımlarda 40 dakika arayla alınan verilerle birlikte faradaik verim hesabı yapılmış ve maksimum verim 300 mA akım değerinde 40% civarında bulunmuştur. Bu çalışmalara ek olarak N-Mayenit ve Ce katkılı LaFeO3 anot katalizörleri kullanılarak da elektrokimyasal nitritleme çalışmaları yapılmıştır. Elektrokimyasal nitritleme çalışmasının yanında toz nitritleme çalışmaları da yapılmıştır. %8 YSZ ve ZrO2 tozlarının farklı sıcaklık, süre ve akış hızları altında N2 zengin atmosferde nitritlenmesi denenmiştir. Bunlara ek olarak ZrO2 tozu karbotermik indirgeme yöntemi ile de indirgenmeye çalışılmıştır.Master Thesis Çözündürme ve Yaşlandırma Koşullarının Döküm Fe-Mn-Al-C-Si Hafif Çeliğinin Sertlik, İçyapı ve Aşınma Direncine Etkileri(2025) Köseoğlu, Fatih; Konca, ErkanBu çalışma, çözündürme ve yaşlandırma ısıl işlemlerinin östenit matrisli deneysel döküm Fe-Mn-Al-C-Si hafif çeliğinin mekanik özellikleri ve içyapısı üzerine etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Hedeflenen kompozisyonda ve 6,60 g/cm³ yoğunluğunda dökümler yapılmıştır. Çözündürme işlemleri 950°C-1150°C arasında 2, 4 ve 16 saat uygulanmış, ardından 400°C ile 700°C arasında 4, 16 ve 64 saat yaşlandırma işlemleri gerçekleştirilmiştir. Isıl işlemlerin etkilerini değerlendirmek amacıyla makro/nano sertlik ölçümleri, optik mikroskopi, enerji saçılım spektroskopisi ve elektron geri saçılma kırınımı ile donatılmış elektron mikroskobu, x-ışını kırınım analizleri ve aşınma testleri yapılmıştır. Elde edilen verilere göre, yaşlandırma öncesinde 1000°C'de 4 saat süreyle uygulanan çözündürme ısıl işleminin iç yapısal kararlılık ve mekanik özellikler açısından en uygun sonucu verdiği görülmüştür. 400°C–700°C sıcaklık aralığında 16 saat süreyle uygulanan yaşlandırmanın özellikle sertlik artışı açısından en uygun koşul olduğu söylenebilir. Yaşlandırma işlemleri içyapı içerisinde sertlik artışına katkıda bulunan κ-karbürlerin oluşumuyla sonuçlanmıştır. Ancak, yaşlandırmanın çok uzun süreyle yapılması mekanik özellikleri olumsuz etkilemesi nedeniyle istenmeyen tane sınırı çökeltilerinin oluşumuna yol açmıştır.Master Thesis Eşeksenli Elektroeğrilmiş Çekirdek-kabuk Tipi Kompozit Pcl Kitosan Yara İyileşme Malzemeleri(2016) Sürücü, Seda; Şaşmazel, Hilal TürkoğluBu çalışma, sentetik poly(ε-caprolactone) (PCL) ve doğal kitosan polimerlerinin doku mühendisliği uygulamaları için 3 boyutlu PCL/kitosan/PCL çekirdek-kabuk yapıları oluşturmak üzere bir araya getirilmesi ile ilgilidir. Doku iskeleleri elektroeğirme yöntemi ile üretilmiştir. Numunelerin karakterizasyon özellikleri temas açısı ölçümü (CA), Taramalı Elektron Mikroskopu (SEM), Transmisyon Elektron Mikroskopu (TEM), X-ışını Fotoelektron Spektrometresi (XPS) analizleri ile belirlenmiş ve ayrıca doku iskeleleri için gaz geçirgenlik testi, kalınlık ölçümleri, PBS emme ve büzüşme testleri yapılmıştır. Ortalama fiberler arası çap değerleri PCL için 0.717±0.198 µm, kitosan için 0.660±0.070 µm ve PCL/kitosan çekirdek-kabuk yapısı için 0.412±0.339 µm olarak hesaplanmıştır. Ayrıca ortalama gözenek boyutları PCL/kitosan çekirdek-kabuk yapısına kıyasla sırasıyla PCL için %66.91 ve kitosan için %61.90 kadar düşüş göstermiştir. PCL/kitosan çekirdek-kabuk yapısının XPS analizi PCL ve kitosan polimerlerinin karakteristik tepe değerlerini göstermiştir. Hücre kültürü çalışması L929 ATCC CCL-1 fare deri hücre hattı ile yürütülmüştür. Doku iskelelerinin biyouyumluluk performansı MTT tahlili, floresan mikrosbu, Lazer Taramalı Konfokal Mikroskobu (CLSM) analizleri ile saptanmıştır. Sonuçlar göstermiştir ki bu araştırmadaki üretilen mikro/nano lifli PCL/kitosan çekirdek-kabuk doku iskelelerinin üzerinde ve içine doğru hücre canlılığı ve yayılması artmıştır.Master Thesis Termomekanik Denetimli Haddeleme Yöntemi ile Apı X60 ve X70 Sınıfı Çelik Levha Üretimi(2018) Güneş, Seren; Konca, ErkanBu çalışma, API PSL2 X60M ve X70M sınıflarında çelik levha üretimi için haddeleme ve soğutma koşullarını belirlemek üzere bir ön çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Kimyasal kompozisyonları ilgili API spesifikasyonuna uygun 200 mm kalınlığında iki adet tam boy Nb-Ti-V mikroalaşımlı çelik slab, 14 adet küçük slaba dilimlenmiş ve bu slab dilimlerine 20 mm kalınlığında levha üretmek üzere farklı koşullarda termomekanik haddeleme ve hızlandırılmış soğutma işlemleri uygulanmıştır. Özel olarak; i) bitirme haddelemesi sıcaklığı, ii) toplam ezmenin kaba ve bitime haddelemesi arasındaki dağılımı ve iii) duşlu masa kullanarak hızlandırılmış soğutma uygulamanın etkileri çalışılmıştır. Deneme üretimi levhalardan alınan numunelerin mekanik testleri (çekme, darbe ve düşürme ağırlıklı yırtma deneyi-DWTT) ve metalografik incelemeleri gerçekleştirilmiştir. API PSL 2 kapsamında X60 sınıfı çelik levhalar için istenen mekanik özellikleri karşılayan ince taneli ferritik içyapıların tek başına denetimli haddeleme ile üretilebildiği koşullar belirlenmiştir. Öte yandan, API X70 sınıfı çelik levha üretimi için denetimli haddelemeye ek olarak hızlandırılmış soğutmanın da uygulanması gerekmiştir.Master Thesis Su Verme ve Yaşlandırma Koşullarının 2024 Al Alaşımının Sertleşme Davranışı Üzerindeki Etkileri(2024) Yücel, İrem; Konca, ErkanAA2024 alüminyum alaşımı, düşük yoğunluğu, yüksek mukavemeti, yüksek şekillendirilebilirliği ve iyi yorulma direnci sayesinde uzay ve havacılık endüstrisinde yaygın olarak kullanılan bir yaşlandırma sertleşmesi alaşımdır. Yaşlandırma sertleşmesi, çözelti haline getirme, suverme ve yaşlandırma adımlarından oluşan üç aşamalı bir süreçtir. Bu projede, suverme ve yaşlandırma koşullarının 2024 Al alaşımının doğal yaşlanma sertleşmesi davranışı üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Su verme ortamı (saf su, ayçiçek yağı, tuz, şeker, metanol ve glikolün sulu çözeltileri) ve su verme sıcaklığı (-30°C, 0°C, 20°C ve 85°C) değiştirilerek çeşitli suverme koşulları oluşturulmuştur. Yukarı suverme (ani ısıtıp soğutma) deneyleri, oda sıcaklığında yaşlandırılan 2024 Al alaşımı numunelerin çok kısa süreyle (20-60 s) yüksek sıcaklığa (170°C) maruz bırakılmalarıyla gerçekleştirilmiştir. Saf ve tuzlu su dışında kalan suverme ortamlarının, zayıf ısı transfer kabiliyetleri nedeniyle 2024 Al alaşımının suverme sırasında sertleşmesini engelleyemediği ve bunun da suverilmiş halde yüksek sertlik değerlerine yol açtığı tespit edilmiştir. Yukarı suverme deneylerinin sonuçları bu yöntemin 2024 Al alaşımının hızlandırılmış sertleşmesi için çok etkili olduğunu göstermiştir. Katı çözelti içinde alaşım elementleri bakımından zengin kümelerin oluşumunun yukarı su verilmiş numunelerin sertliklerinde gözlemlenen artışın ardındaki ana mekanizma olduğu düşünülmektedir.Master Thesis Kbb Yöntemiyle Alüminize Edilmiş Inconel 718 ve Inconel 738lc Süperalaşımların Yüksek Sıcaklık Oksitlenme Davranışlarının Araştırılması(2022) Telbakiroğlu, Yusuf Burak; Konca, ErkanBu çalışma alüminize edilmiş Inconel 718 ve Inconel 738LC nikel bazlı süper alaşımların yüksek sıcaklık oksitlenme davranışlarını araştırmak ve karşılaştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kaplamasız ve yüksek aktivite kimyasal buhar biriktirim (KBB) yöntemiyle alüminize edilmiş Inconel 718 ve Inconel 738LC numuneler 200 saat boyunca 925, 1000 ve 1050°C sıcaklıklarda havada oksitlenmeye maruz bırakılmıştır. Numunelerin oksidasyon mekanizmalarını araştırmak ve değerlendirebilmek amacıyla detaylı kesit incelemeleri, elementel analizler, ağırlık değişimi ölçümleri ve x-ışını kırınım çalışmaları yapılmıştır. Alüminizasyon sırasında numunelerin yüzeyinde oluşan NiAl fazının üstünde koruyucu Al2O3 tabakası oluşumu sayesinde hem 718 hem de 738LC alaşımında oksidasyon direncinin önemli ölçüde iyileştiği gözlemlenmiştir. Alüminizasyonun faydalı etkisinin tüm test sıcaklıklarında daha düşük oksidasyon hızı gösteren 738LC alaşımı numunelerde daha belirgin olduğu bulunmuştur. 738LC alaşımı altlığın daha yüksek alüminyum içeriğine sahip olmasının alüminyumun NiAl fazından difüzyon yoluyla uzaklaşmasını yavaşlattığı ve böylece bu alaşımın daha üstün oksidasyon direnci göstermesindeki ana neden olduğu öne sürülmüştür.Master Thesis Sementasyon ve Takip Eden Su-verme İşlemlerinin Süreç Tasarımı ve Kalite Değerlendirmesine Yönelik Malzeme Karakterizasyon Çalışmaları(2017) Yıldız, Seçil; Davut, Kemal; Şimşir, CanerSementasyon ve su-verme ısıl işlemi; aşınma ve yorulma dayancı özelliklerini iyileştirmek için düşük karbonlu çelik parçalara uygulanan bir yüzey sertleştirme işlemidir. Çarpılma, çatlak, sertlik veya sertlik derinliğinde yetersizlik bu işleme bağlı olarak en sık karşılaşılan sorunlardır. Son yirmi yılda, bu sorunları tahmin etmek ve engellemek için, analitik ve deneme-yanılma gibi geleneksel yöntemler yerine bilgisayar simülasyonları daha popüler hale gelmiştir. Bilgisayar destekli ısıl işlem simülasyonları sorunları çözmenin dışında istenilen mikroyapı ve kalıntı gerilme dağılımını sağlayan en uygun proses parametrelerinin belirlenmesini ve bu sayede parça performansının artırılmasını sağlamaktadır. Bu çalışmanın birinci amacı, DIN 22NiCrMo2-2 (SAE 8620H) çeliğine uygulanan sementasyon ve su-verme işlemlerinin simülasyonu için gerekli malzeme veri setinin geliştirilerek hesaplamalı malzeme mühendisliği yöntemlerini tamamlamaktır. Bu amaçla öncelikle, hesaplama tekniklerine gerekli girdiyi sağlamak için, kimyasal ve mikroyapısal olarak ham malzeme karakterizasyonu yapılmıştır. Ardından, su-verme aşamasında faz dönüşümleri üzerinde önemli derecede etkisi olan östenit büyüme kinetiği araştırılmıştır. Son olarak, kritik sıcaklıklar ve dönüşüm kinetiği belirlenerek, TTT ve CCT diyagramları şeklinde sunulmuştur. Ham malzeme karakterizasyon çalışmalarıyla kütüklerin makro segregasyon içermediği, eşeksenli ferritik/perlitik bantlaşmış ve homojen dağılımlı tane yapısına sahip olduğu ve bu nedenlerle proses ve doğrulama çalışmaları için uygun olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, deneysel ve hesaplamalı yöntemlerle belirlenen CCT diyagramlarının birbirleriyle uyumlu olduğu görülmektedir. Deneysel ve hesaplamalı yöntemlerle belirlenen TTT diyagramları arasındaki en büyük farklılık, yerel kimyasal kompozisyon ve yerel östenit tanesi boyutu gibi kontrol edilmesi zor olan faktörlere karşı daha hassas olan beynitik faz dönüşümünde gözlenmektedir. Bu çalışmanın ikinci amacı, aynı proje kapsamında yürütülen tamamlayıcı bilgisayar simülasyonları çalışmalarının geçerliliğinin belirlenmesi ve sementasyon ısıl işleminin kalite değerlendirmesi için içyapı incelemeleri yapmaktır. Bahsi geçen tamamlayıcı çalışmaların birinde, endüstriyel prosesteki değişkenliği en aza indirgemek için DIN 22NiCrMo2-2 ve DIN 16MnCr5 çeliklerinden imal edilen miller üzerinde Taguchi metodu kullanılarak Deney Tasarımı (DoE) yapılarak endüstriyel koşullarda sementasyon deneyleri yapılmıştır. Diğer tamamlayıcı çalışmada ise, aynı Deney Tasarımı (DoE) bilgisayar simülasyonu çalışmalarıyla incelenmiştir. Bu tez çalışmasında ise, içyapı ve sertlik dağılımlarının belirlenmesiyle belirtilen diğer çalışmalar tamamlanmaktadır. Elde edilen sonuçlar bilgisayar simülasyonları ve deneysel sonuçların birbirine uyumlu olduğunu göstermektedir. Sonuçların uyumu beynit dönüşüm kinetiğinin gerilim, yerel tane boyutu ve yerel kimyasal kompozisyona bağlılığını da dahil eden daha iyi karakterizasyon çalışmalarıyla iyileştirilebilir.Master Thesis Grafen Oksit (go) Modifiye Elektroeğrilmiş Poli (ε-kaprolakton) (pcl) Nanomalzemeler(2019) Başar, Ahmet Ozan; Şaşmazel, Hilal TürkoğluÇalışmanın amacı, sentetik biyobozunur polimer poli(ε-kaprolakton) (PCL) ve grafen oksit (GO) birleşiminin elektroeğrilmesiyle üç boyutlu, kompozit bir doku iskelesi elde etmektir. Ayrıca, kompozit PCL/GO yapılarının Gly-Arg-Gly-Asp-Ser-Pro (GRGDSP) ve/veya tiyofen (Th) (PCL/GO, PCL/GO-GRGDSP, PCL/GO-Th, PCL/GO-GRGDSP-Th) ile birlikte etkileşimleri incelenmiştir. Toz GO örneklerinin karakterizasyon özellikleri ATR-FTIR ve Raman analizleri ile tayin edilmiştir. Elektroeğrilmiş doku iskelelerinin karakterizasyon özellikleri ise; kalınlık ölçümleri, taramalı elektron mikroskobu (SEM), yüzey temas açısı (CA) ölçümleri, X-ışını fotoelektron spektroskopi (XPS), termogravimetrik analiz (TGA), iletkenlik ölçümleri, PBS şişme ve büzüşme davranış testleri, in vitro degradasyon (bozunma) çalışmaları ve mekanik testleri ile yapılmıştır. Bu analizler sonucunda, bütün doku iskelelerinde eşdağılımlı homojen morfoloji gözlemlenmiştir. GO eklenmesiyle PCL/GO doku iskelelerinde daha iyi hidrofilisite ve yaklaşık 5° temas açısı düşüşü gözlenmiştir. PCL ve GO birleşimi ile elektriksel iletkenlikte artış gözlenmiş ve ölçülen en yüksek değer PCL/GO-GRGDSP-Th (2%) için bulunmuştur (15.06 μS.cm-1). Doku iskelelerinin mekanik performansı ise iyi disperse (dağılmış) olmuş GO'nun PCL matriksine eklenmesiyle artmıştır. Ayrıca, üretilen doku iskelelerinin hücre-materyal etkileşimleri MG-63 hücre hattı kullanılarak; MTT tayini, ALP aktivitesi, Alizarin red boyaması, Floresan ve SEM analizleri ile incelenmiştir. Yapılan hücre kültürü çalışmaları sonucunda, GO'nun ileri düzey özellikleri ve biyolojik arayüzleri sayesinde PCL/GO-GRGDSP-Th (0.5%) doku iskelesi en yüksek biyouyumluluk (saf PCL doku iskelesine kıyasla 1.87 kat daha fazla MTT absorbansı) göstermiştir.Master Thesis Coating of Titanium (tial6v4)) Alloy by Electrospun Poly (ε-Caprolactone) (pcl)(2020) Gelal, Hasan Mohammed Alı Abdullah Al; Şaşmazel, Hilal Türkoğlu; Davut, KemalÇalışmanın amacı, elekroeğirme mekanizması kullanılarak poli (ε-kaprolakton) (PCL) ile kaplanmış titanyum alaşımı TiAl6V4'ten oluşan bir biyomateryal implant üretmektir. Ayrıca, titanyum alaşımı için yüzey işleminin kaplama üzerindeki etkisi de incelenirken, kaplama kalınlığı bir mikrometre kullanılarak belirlenmiştir. Örneklerin morfolojik karakterizasyonu Taramalı Elektron Mikroskopisi (SEM) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yüzey ıslanabilirliği, temas açısı (CA) kullanılarak tayin edilmiştir ve titanyum alaşımlı mikroyapının optik mikrografları, optik mikroskopi kullanılarak elde edilmiştir. Substratlarda kompozisyon ve elementlerin tayini Enerji dağılımlı spektroskopisi (EDS) ile yapılmıştır. Yüzey morfolojisinin daha detaylı nicel analizi ve implantların yüzeyindeki pürüzlülüğü değerlendirmek için AFM ve pürüzlülük ölçümleri kullanılmıştır. PCL'nin TiAl6V4'e yapışmasını belirlemek için yapışma testi yapılmıştır. EDS ile sonuçlarına göre elde edilen örneklerin işlendikten sonra diğer elementlerden arınmış olduğu görülmüştür. Optik mikroskopi, alaşımların ön işlemden geçirilmesinden sonra optik mikrograflar vasıtasıyla mikro yapıdaki değişiklikleri gözlemlemek için kullanılmıştır. SEM ile taşlama, parlatma ve dağlamadan sonra yüzey morfolojisindeki değişim de kaydedilmiştir. Pürüzlülük ölçümleri, 3 mikron parlatma TiAl6V4 numunesinde 0.005 mikrondan, 120 öğütme TiAl6V4 numunesinde 0.56 mikrona kadar olan ortalama pürüzlülük değerlerini kantitatif olarak göstermiştir. Ölçümlerden sonra, kaplamanın kalınlığı 0.01 mm olarak belirlenmiştir. Temas açısı ölçümleri sonucunda en iyi hidrofilikliğe sahip numunenin 58.63° temas açısı ile PCL ile kaplanmış kazınmış alaşım olduğu görüşmüştür. Ayrıca yapışma testi, kaplama yapışması için en iyi iki adayın kazınmış ve 1200 öğütme numuneleri olduğunu göstermiştir: kaplamanın %99'undan fazlası, bandın çıkarılmasından sonra kaplamadan çıkmaz. Anahtar kelimeler: Electrospinning, TiAl6V4 alloy, Poly (𝜀-caprolactone)
