Search Results

Now showing 1 - 10 of 119
  • Doctoral Thesis
    Hilary Mantel'in Every Day Is Mother's Day (1985), Doris Lessing'in Beşinci Çocuk (1988) ve Jodi Picoult'nun Cam Çocuk (2009) Eserlerinde Annelerin Engelli Çocuk Yetiştirme Deneyimi
    (2025) Semercioğlu, Pelin Duygu Aksu; Tekin, Kuğu
    Bu tez, Hilary Mantel'in Every Day is Mother's Day (1985), Doris Lessing'in Beşinci Çocuk (1985) ve Jodi Picoult'nun Cam Çocuk (2009) adlı eserlerinde engelli çocukların annelerini incelemeyi amaçlamaktadır. Engelli çocukların annelerinin karşılaştığı zorluklar ele alınırken, annelik deneyimleri ve çocuklarıyla olan ilişkileri, ailelerde babaların rolleri, engelliliğin temsili ve romanların geçtiği zamanlardaki sosyal, eğitim ve sağlık hizmetlerinin işlevleri de tartışılacaktır. Bu tez engelli çocukların annelerinin yaşadığı zorlukların, esasen, toplumsal düzenin ataerkil yapısından kaynaklandığını ve bu düzenin büyük ölçüde engelsiz heteroseksüel erkek bireyler için tasarlandığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, tez annelik ve feminist engelli çalışmalarını temel almakta olup, Judith Butler'ın Performativite Kuramı ve Rosemarie Garland Thomson'ın Feminist Engellilik Kuramına referansla bir inceleme gerçekleştirmektedir. Butler'a göre toplumsal cinsiyet rolleri, tekrar eden pratikler sonucunda şekillenir ve norm olarak kabul edilir; dolayısıyla doğal değil, toplumsal olarak inşa edilmiştir. Garland Thomson ise engelliliğin fiziksel değil, toplumsal olarak inşa edildiğini öne sürer. Bu yüzden, bireyleri engelli kılan fiziksel ya da bilişsel farklılıklar değil, toplumun engelsiz bireyler için tasarlanmış yapıları olduğu savunulmaktadır. Bu çalışma, geleneksel aile yapısı içinde annelerden ideal annelik sergilemelerinin beklendiğini ve bu durumun annelerin omuzlarına ağır bir yük olduğunu öne sürmektedir. Ayrıca, engelli bir çocuğa annelik etmenin, aile içi dinamikler ve toplumsal yapı göz önünde bulundurulduğunda, çok daha fazla zorluk içerdiği tartışılmaktadır. Seçilen romanlar aracılığıyla, bu tezin, engelli çocukların annelerinin karşılaştığı zorlukların temelinde toplumsal normların yattığını ve bu normların, anneleri çocuklarının birincil bakım sağlayıcısı olarak konumlandırdığını ve, bunun yanı sıra, babaların aile içindeki yokluğu ve sosyal, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği, annelerin çocuklarını yetiştirirken daha fazla zorluk yaşamasına neden olduğunu bulmayı amaçlar.
  • Doctoral Thesis
    Kıyamet Kâbuslarına Bir Bakış: Mary Shelley'nin Frankenstein'ı, H. G. Wells'in Dr. Moreau'nun Adası ve Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya'sında Kıyametin Kurgusal Vahiyleri
    (2022) Özçelik, Kaya; Aras, Gökşen
    Bu tezin amacı, Mary Shelley'nin Frankenstein'ını, H. G. Wells'in Dr. Moreau'nun Adası'nın ve Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya'sının hem bilim hem de teknolojideki gelişmelerin insanlığı yakın ve içkin kıyamete ne ölçüde yaklaştırdığı konusunda İngiliz kıyamet romanlarının 1818'den 1932'ye kadar olan dönemi kapsayan öncü temsilcileri olduklarını tartışmaktır. Bu fikri başlangıç noktası alarak, bu çalışmanın amacı bilimsel ve teknolojik gelişmenin kaynağı olarak adlandırılan her bireyin doğasında var olan kibrin, en üst düzeyde mükemmellik uğruna, aslında tamamen gücün/güçlülerin gizlendiği bir bahaneden başka bir şey olmadığını göstermeyi amaçlamaktır. Seçilen romanlarda, kıyametin olası patlak vermesinin asıl nedenleri, her ikisinin de kendisini sinsi ve tam kılık değiştirmiş olarak ortaya çıkaran çılgın bilim adamı kinayesinden totaliter ideolojiye kadar atıfta bulunarak takip edilmektedir. Kıyamet olarak çalışmanın temel fikri, kronolojik olarak insanlık tarihinde kaydedilen ve hepsi birbiriyle ilişkili olan bu tür gelişmelerin kaçınılmaz sonucu olarak izlenecektir: sanayi devriminin başlangıcı ve daha sonra modern dünyaya geçişin ilk adımı olarak ortaya çıkan sanayicilik ideolojisi; bu başlangıçla fitillenen ve sanayileşmeye cevaben ortaya çıkan bilim ve teknolojideki yükseliş; ki böylece tüm bu sebepler önce sömürgecilik ve emperyalizmin başlangıcını sonra hüküm sürmesini; kapitalizmin yükselişi ve hüküm sürmesi; ve tüm bu birbirine sıkıca kenetlenmiş gelişmelerden kaynaklanan insanların yaşamlarındaki diğer olumsuz yansımalar, kadınların durumu gibi. İlgili her romancının hem kıyameti hem de kıyamet vizyonunu ortaya çıkarmak için, bu çalışmada yeni tarihçi ve Foucault'nun bio-güç/politika yaklaşımları takip edilecektir. Tüm bunlar göz önüne alındığında, gerek bilim gerekse teknolojideki gelişmelere duyulan bitmek bilmeyen istekle ortaya çıkan kibir ve daha fazla güce duyulan açgözlülüğün ya ceset parçalarını biraraya getirip bir canlı yaratmayla ya da hayvanları insanlaştırarak ya da insan eliyle totaliter gücü kazanmak ve sürdürmek için birçok insan yaratarak yaklaşmakta olan kıyametin patlak vermesinin önünün açtığı bu çalışma kapsamındaki üç romanla kanıtlanmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Cıttaslow Kentlerde Mekânsal Biçimlenme: Seferihisar ve Gerze Örnekleri
    (2022) Demirant, Pelin; Akın, Emel
    Küreselleşme sürecinde kentler yerel değerlerini yitirmekte, tek tipleştirilmekte, kent mekânları rant odaklı uygulamalarla dönüştürülmektedir. Cittaslow hareketi, kentlerin küreselleşmenin olumsuz etkilerinden korunması amacıyla ve kentlerin yerel değerlerinin korunması hedefiyle ortaya çıkmıştır. Bu tezin amacı, Cittaslow hareketinin, küreselleşme ve mekân ilişkisi temelinde incelenmesidir. Bu amaca koşut olarak tezin hedefi, seçilen iki Cittaslow kentin, Seferihisar ve Gerze'nin, mekânsal olarak incelenmesidir. Araştırmanın amacı ve hedefi doğrultusunda, Uluslararası Cittaslow Tüzüğü'ndeki 72 kriter incelenmiş, mekân üretimi ve organizasyonu, kentin mekânsal biçimlenmesi ile ilgili maddeler saptanmıştır. Seferihisar ve Gerze'nin, Cittaslow olmadan önceki ve sonraki ekonomik yapısı ve mekânsal incelemesi yapılmış; elde edilen tüm bulgular, Cittaslow kriterleri ve küreselleşme-mekân ilişkisi temelinde değerlendirilmiştir. Araştırmada, Cittaslow kriterlerinde, kent mekânına yönelik maddelerin yetersiz olduğu, var olanların da zorunlu olmadığı, kentsel rantların engellenmesine yönelik hiçbir maddenin bulunmadığı saptanmıştır. İki kentin de tanınırlıkları artmış, turizmi canlanmış, yerel ürünlerin satış olanakları sağlanmış ve tarihi yapıların iyileştirmeleri yapılmıştır. Öte yandan, yoğun ve yüksek yapılaşmalar başlamış, kentsel rantın önüne geçilememiştir. Cittaslow hareketinin sadece turizm amaçlı bir hareket olmaktan öteye geçebilmesi için Cittaslow kriterlerinde kent mekânın biçimlenmesine ve kentsel rantın denetlenmesine yönelik maddelerin zorunlu kriterler olarak yer alması, uygulama ve denetim sürecinin, kentsel sürdürülebilirlik ilkesi ve planlama araçları birlikte ele alınması, kent mekânları konusunda çalışan farklı kurum ve kuruluşlarla işbirliğinin sağlanması gereklidir. Anahtar Kelimeler: Cittaslow Kriterleri, Seferihisar, Gerze, Mekânsal Biçimlenme, Küreselleşme.
  • Doctoral Thesis
    E-devlet Olgunluk Modeli için Özgün Bir Yaklaşım
    (2024) Okan, Aylin Akça; Turhan, Çiğdem; Yazıcı, Ali
    Bu tez, e-devlet olgunluğunun yeni geliştirilen bir model olan Bütünsel e-Devlet Olgunluk Modeli (Holistic e-Government Maturity Model - HeGMM) aracılığıyla değerlendirilmesine yönelik bir çerçeve sunmaktadır. Araştırma, mevcut e-devlet olgunluk modellerindeki önemli boşlukları, özellikle bunların esneklik eksikliğini, çok perspektifli ancak yetersiz yaklaşımları ve evrensel olarak uygulanabilir veya kolayca erişilemeyen göstergeleri ele almaktadır. Önerilen HeGMM, e-devlet girişimlerinin değerlendirilmesi için incelikli ve sağlam bir çerçeve sağlayarak teknolojik, sosyal, idari ve mali yönler de dahil olmak üzere birçok boyutu entegre etmektedir. ITU, Birleşmiş Milletler, OECD ve Dünya Bankası gibi uluslararası kurumların verilerinden yararlanan model, ülkelerdeki yerel ve merkezi yönetimlere uyarlanabilen kapsamlı ve objektif bir değerlendirme sağlamaktadır. Temel hedefler arasında, mevcut e-devlet modellerinin güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek için sentezleme, güvenilir ve karşılaştırılabilir göstergeler geliştirme ve teknolojik ve yönetişim gelişmelerini içeren bir model formüle etmek yer almaktadır. Model, kapsamlı veri analizi ve endeksleri gibi yerleşik ölçütlerle karşılaştırma yoluyla doğrulanmaktadır. Araştırma, teknolojik yeniliklere ve gelişen yönetişim uygulamalarına ayak uydurmak için dinamik ve uyarlanabilir bir modelin öneminin altını çizmektedir. HeGMM böylelikle dijital çağda daha etkili, verimli ve kapsayıcı kamu hizmeti sunumuna katkıda bulunarak, e-devlet girişimlerini uygulamak veya geliştirmek isteyen hükümetler için bir referans noktası olmayı amaçlamaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Proje Paydaş Yönetiminde Sosyal Ağ Teorisi Yardımıyla Yeni Bir Yönetsel Çerçeve Geliştirilmesi
    (2023) Hafızoğlu, Mustafa; Tuzlukaya, Şule; Tuzlukaya, Şule; Tuzlukaya, Şule; Business; Business
    Sosyal Ağ Teorisi, sadece bireyin ya da organizasyonların özelliklerine odaklanmak yerine bireyler ya da organizasyonlar arasındaki ilişkiyi de dikkate alarak diğer teorilerden farklılaşmaktadır. Teori, bu yönüyle proje yönetimi akademisyenlerine ve profesyonellerine paydaşlar arasındaki projeyle ilişkili iletişimdeki değişimin nasıl öngörülebilir sonuçlar tespit etmeye yardımcı olabileceğini gösterebilmektedir. Bu çalışma ile proje organizasyonundaki ağların zaman içindeki değişimlerini araştırarak sosyal ağ teorisine katkı sağlamak ve zaman ekseninde ağ yapısındaki değişimi modelleyebilecek bir çerçeve sunmak amaçlanmaktadır. Ağların geçici yapısı her ne kadar zamana bağlı olarak değişim gösterecek olsa da sosyal ağ teorisi literatüründe bu alanda çalışmaya ihtiyaç vardır. Proje organizasyonları dinamik ve geçici organizasyonel yapılarıyla ağlardaki değişimi araştırmaya son derece uygundur. Bu çalışma, nitelik tabanlı ve paydaşların güç, etki ve ilgi gibi karakteristik özelliklerine dayanan geleneksel proje paydaş yönetiminden sosyal ağ teorisinin özünü oluşturan ilişki tabanlı paydaş yönetimine doğru değişimi sunmaktadır. Bu değişim aynı zamanda ağdaki zaman eksenindeki farklılıklardan elde edilen eğilimleri ölçüp belirlenen önermelere destek bularak şu araştırma sorularına cevap bulabileceğimiz bir imkân da sağlamaktadır: (1) Ağın zaman eksenindeki değişimini ve dinamizmini kullanarak ağ hakkında nasıl bir sonuca ulaşılabilir? (2) Geleneksel proje paydaş yönetimi çerçevesi sosyal ağ teorisini kullanarak geliştirebilir mi? Bu çalışma yukarıdaki sorulara cevap bularak proje ağlarında proje ile ilgili iletişimin daha etkili yapılmasının proje paydaşlarının memnuniyetini arttıracağını ve dolayısıyla proje başarısına olumlu etkisi olacağını göstermeyi amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra bu tez gelişen ağların değişimlerini analiz ederek hem yapısal değişimin hem de pozisyonel değişimin ağdaki ilişkilere ve sonuçlarına etkisini bularak sosyal ağ teorisine katkı sunmayı hedeflemektedir.
  • Doctoral Thesis
    Modern İngiliz Detektif Romanında Türe Özgü Yapıların Yıkılması, Cinsiyet ve İdeoloji İlişkisi
    (2020) Güneş, Mustafa; Elbir, Nüket Belgin
    Polisiye türü ve polisiye romanın genelde edebi türe özgün bir formül ve çerçeve içerisinde yazıldığı düşünülür. Ancak, bu tezin amacı, 1970'li yıllardan sonra, klasik polisiye roman yazınında, cinsiyet ve ataerkil ideoloji ile bağlantıları olan ciddi bir yol ayrımı yaşandığı savını araştırmak ve mümkünse ispatlamaktır. P.D. James'in kadınların profesyonel tercihleri ve gelişimlerini engelleyen sınırları sorgulayan ve yıkmaya çalışan 1970'lerin 'yeni kadın' kavramını örnekleyen detektif figürünü resmettiği Kadınlara Göre Değil (1972) adlı kitabıyla başlayan bu edebi yol ayrımı, Martin Amis'in, özellikle kurgusal detektifin geleneksel karakter tasviri, dilin daima polisiye türüne özgü bir biçimde kullanılışı, gerilimin her zaman tepe noktasına ulaştığı ve çözümlendiği alışılagelmiş anlatım tarzı, ve suçun hep benzer türde ve özellikte olması ve sonuçlarının hep aynı şekilde cezalandırılması gibi polisiye roman türüne has klişeleri yıktığı ve aynı zamanda polis teşkilatında çalışan bir kadın detektifin bu maskülen ortamda var olmasının zorluklarını ve belki de imkansızlığını ele alan Gece Treni (1997) gibi eserlerle devam eder. Graham Swift'in Günyüzü (2003) adlı romanı bu tartışmaları hem daha ileri noktalara taşır hem de türe özgü bilindik anlatı yapılarını alt üst eder ve bu edebi alt üst olma, klasik polisiye romanlarındaki tipik 'kurtarıcı' detektif figürünün de alt üst edilmesiyle paralel olarak verilir. Swift'in romanında detektif figürü, toplumu işlenen suçtan kurtarmak istemeyen veya bu yeteneğe sahip olamayan ve suçun bozduğu düzenin yeniden kurulmasını sağlayamayan ya da bu konularla ilgilenmeyen bir anti-kahramana veya anti-detektife dönüştürülür. Aynı doğrultuda klasik detektif figürünün geleneksel azami otoritesi ve polisiye romanda alışılagelmiş tasvir eden 'erkek bakışı' gücünü ve otoritesini, özellikle kadınlar karşısında, kaybetmiş olarak resmedilir. Çalışmada ele alınan üç romanın, polisiye türüne özgü yapıları yıkmasının geleneksel kadın ve erkek ilişkilerinin ve toplumdaki tipik rollerinin sorgulamasıyla paralel olduğu görülür.
  • Doctoral Thesis
    Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Milletlerarası Sulh Anlaşmaları Hakkında Birleşmiş Milletler Singapur Sözleşmesi Uygulama Alanı
    (2024) Bora, Özlem; Elçin, Doğa
    Milletlerarası nitelik içeren ticari arabuluculuk uygulamalarının sonuç ve etkilerinin öngörülebilirliği ile yeknesaklaştırılması amacıyla hazırlanan Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Milletlerarası Sulh Anlaşmaları Hakkında Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (Singapur Sözleşmesi), Türkiye'de 11 Nisan 2022 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Yürürlüğe girme sürecinin henüz çok yeni olmasından dolayı Singapur Sözleşmesi'nin uygulama alanını ve Türk hukukuyla uyumunu incelemeyi hedefleyen çalışma konumuzun belirlenmesinde öğreti ve uygulamada duyulan ihtiyaç etkili olmuştur. Singapur Sözleşmesi imza töreninden itibaren ülkemizde olduğu gibi çok sayıda ülkede önemli bir gündem konusudur. Çalışmamızda özel bir kanunla düzenlenen arabuluculuk ile giderek alanı genişletilen dava şartı arabuluculuk konusundaki yasal düzenlemeler dahil Türk arabuluculuk mevzuatı Singapur Sözleşmesi perspektifinden incelenmeye çalışılacaktır. Giriş ve iki bölümden meydana gelen çalışmamızın giriş bölümünde çalışmamızın kapsamı ve amacına ilişkin bilgi verilmiş ve inceleme yöntemimiz sunulmuştur. Giriş bölümünde adalete erişim hakkı yönünden arabuluculuk, sulh kurumuna Türkiye'nin yaklaşımı ve Singapur Sözleşmesi yönünden sulh konusunun değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmamızın birinci bölümünde arabuluculuk kavramı ve tanımı, uzlaştırma ile ilişkisi, arabuluculuk modelleri ve arabuluculuk sürecindeki sözleşmeler Singapur Sözleşmesi açısından incelenmiştir. Birinci bölümde Türk hukukunda arabuluculuğun tarihsel gelişimi ve yasal düzenlemelere de yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise uluslararası alanda arabuluculuk ile ilgili düzenlemeler, Singapur Sözleşmesi hazırlık süreci, sistematiği, kavramları incelenmiş ve Singapur Sözleşmesi uygulama alanı, temel unsurları ile Türk hukuku yönünden uyumu tartışılmıştır. Çalışmamızda Singapur Sözleşmesi yönünden belirsiz ve tartışmalı olan konular açıklığa kavuşturulmaya çalışılmış olup, uluslararası ve ulusal literatür araştırması sonucundaki öneri ve görüşlerimiz ile çalışmamız tamamlanmıştır.
  • Doctoral Thesis
    mmDalga Radar Kullanarak Drone Sürülerinin İSAR Görüntülenmesi
    (2025) Çoruk, Remziye Büşra; Aydın, Elif; Kara, Ali
    Teknolojide drone ve drone sürülerinin kullanımının artmasıyla birlikte, anti-drone teknolojilerinin kullanımı önemli ölçüde artmıştır. Ancak, sınırlı görüş alanına sahip senaryolarda drone ve drone sürülerinin tespiti literatürde kalıcı bir zorluk olmaya devam etmektedir. Bu tez, milimetre dalga (mmWave) frekans bantlarında yeniden oluşturulan drone sürülerinin Ters Sentetik Açıklıklı Radar (ISAR) görüntülerinin, oluşumlarına, boyutlarına ve yük yapılandırmalarına göre sınıflandırılmasına odaklanmaktadır. Drone sürülerinin ISAR görüntüleri, ANSYS Yüksek Frekanslı Yapısal Simülatör (HFSS) elektromanyetik simülasyon yazılımı kullanılarak üretilmiştir. Sürü yapıları, quadcopter dronlar kullanılarak modellenmiş ve oluşum tipleri, çizgi, çarpı, kare ve üçgen gibi temel geometrik şekillerle tasarlanmıştır. Sürülerdeki dronlar, orta, küçük ve mini olmak üzere üç boyutta kategorize edilmiştir. Ek olarak, yük dronları sürü yapılandırmalarına dahil edilmiştir. Yüksek çözünürlüklü ISAR görüntüleri elde etmek için radar ve simülasyon parametreleri optimize edilmiştir. Veri setini genişletmek için, ISAR görüntüleri çeşitli bakış açılarında (0° ila 350° arasında 10° artışlarla) oluşturulmuştur. ISAR görüntüleri kullanılarak sürü oluşumu tiplerinin belirlenmesi, görüntü tanıma aşamasında bir Evrişimsel Sinir Ağı (CNN) aracılığıyla gerçekleştirildi. Bunu takiben, nesne algılama aşamasında Sadece Bir Kez Bak (YOLO) algoritması kullanılarak drone boyutu ve yük tespiti gerçekleştirildi. Bu tezde elde edilen sonuçlar oldukça ümit vericidir. Genişletilmiş bir veri seti ve tespit algoritması sunarak, bu çalışma literatüre önemli katkıda bulunmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Bbo-de Algoritması Kullanarak Akıllı Şehirlerde Wsn Dağıtım Optimizasyonu
    (2023) Abdulwahıd, Huda M.khaled; Mıshra, Alok
    Kablosuz Sensör Ağları (WSN'ler), akıllı şehir altyapısının dağıtımında kritik bir rol oynar ve kentsel ortamların etkin izlenmesi ve yönetimi sağlar. WSN'lerin akıllı şehirlerdeki dağıtımını optimize etmek, karmaşık ve dinamik doğası nedeniyle zorlu bir görevdir. Bu tez, Biyoğeografi Tabanlı Optimizasyon ve Diferansiyel Evrim (BBO-DE) algoritmalarının birleşimiyle WSN dağıtımına yönelik yeni bir yaklaşım sunmaktadır. Bu araştırmanın amacı, BBO-DE algoritmasının akıllı şehir senaryolarında optimal WSN dağıtımını gerçekleştirmedeki etkinliğini araştırmaktır. Algoritma, biyoğeografi prensiplerinden ilham alan biyoğeografi tabanlı optimizasyon tekniğini ve diferansiyel evrimin güçlü arama yeteneklerini bir araya getirir. Sensör düğümü yerleşimi için kapsama, ağ bağlantısı, dağıtılan sensör sayısı ve algılama örtüşmesi gibi faktörleri dikkate alarak keşfi ve kullanımı dengeleyerek neredeyse optimal çözümler bulur. BBO-DE algoritmasının performansını değerlendirmek için bir dizi deney yapıldı. Temel BBO ve genetik algoritma gibi diğer bilinen optimizasyon teknikleriyle karşılaştırmalı bir analiz gerçekleştirildi. Sonuçlar, BBO-DE algoritmasının diğer optimizasyon yöntemlerine göre tüm faktörlerde daha iyi performans sergilediğini göstermektedir. Bu araştırma, BBO-DE algoritmasını tanıtarak ve değerlendirerek akıllı şehirlerde WSN dağıtımı alanına katkıda bulunur. Bulgular, algoritmanın 3D uzayda optimal WSN dağıtımını gerçekleştirmedeki etkinliğini vurgulayarak akıllı şehir uygulamalarında geliştirilmiş algılama yetenekleri ve kaynak kullanımına yol açar.
  • Doctoral Thesis
    Elektrikli Otomobillerdeki Li-ion Bataryaların Termal Davranışının Tahmin Edilmesi
    (2024) Berbecı, Bernardo Jose Azuaje; Ertan, Hulusi Bülent
    Elektrikli araçların popülaritesi artmaya devam ettikçe, lityum-iyon bataryalar (LIBs) üzerindeki araştırma çabaları da yoğunlaşmaktadır. LIB'lerdeki termal kaçak (TR), bu yüksek enerji yoğunluklu pillerin güvenli çalışması için henüz üstesinden gelinmemiş ciddi bir endişe kaynağıdır. EV'nin bataryası kritik bir bileşendir ve arızaya en duyarlı bileşen olarak kabul edilir. LIB arızalanırsa, elektrikli araç hareketsiz hale gelir. Aşırı ısınma ve TR, elektrikli aracın çalışma koşullarından, soğutma sistemindeki bir arızadan veya bazı LIB'lerdeki hatalı çalışmalardan kaynaklanabilir. TR'yi tahmin etmek ve yolcuları uyarmak, elektrikli araçlarda TR kaynaklı LIB arızasından kaynaklanan yaralanmaları azaltmak için kritik öneme sahiptir. Bu tez çalışması, voltaj değişimini, ısı üretimini, sıcaklık artışını ve birLIB'nin çalışma koşulları altında (şarj-deşarj) TR'ye yol açan süreci tahmin etmek için güvenilir bir model önermektedir. Böyle bir model, TR'ye karşı daha dirençli batarya paketleri tasarlamak veya bir batarya paketinin tehlikeli koşullar altında nasıl performans göstereceğini değerlendirmek için kullanılabilir. Bu tezde benimsenen yaklaşım, LIB'nin çok katmanlı bir elektrokimyasal-termal modelinin sayısal analizine dayanmaktadır. Bu kapsamda, ilk olarak modelin geliştirilmesi (Newman ve Hatchard'ın modellerinin entegre edilmesi) ele alınmaktadır. Bu sayısal modelden doğru sonuçlar elde etmek için bir LIB'nin parametrelerinin ayarlanması ve tezdeki yaklaşımın ayrıntıları sunulmuştur. Çeşitli LIB'ler üzerinde deneyler gerçekleştirilmiş ve TR de dahil olmak üzere çeşitli çalışma koşulları altında voltaj ve yüzey sıcaklığı değişimleri ölçülmüştür. Test edilen LIB için voltaj ve sıcaklık ölçümleri, önerilen modelden elde edilen sayısal tahminlerle karşılaştırılmıştır. Önerilen yaklaşımın doğruluğunu kanıtlayan deneysel sonuçlarla mükemmel bir uyum gözlemlenmiştir. Daha sonra, TR başlangıcını tetikleyen koşulları araştırmak ve tanımlamak için önerilen model kullanılarak iki kapsamlı vaka simülasyonu seti gerçekleştirilmiştir. İlk vaka simülasyonu setinde sabit bir çalışma akımı koşulu ve açık hava ortam sıcaklığı varsayılmıştır. İkinci vaka simülasyonu seti, soğutma sistemi arızası durumunda LIB'nin termal tepkisini tahmin etmek için batarya paketinin ortam sıcaklığını da içeren gerçekçi elektrikli araç çalışma koşullarını dikkate almıştır. Bu tezdeki yaklaşım birkaç dakika içinde sonuç verecek şekilde yapılandırılabilir. Tezde ayrıca, geliştirilen yaklaşımın çalışma koşulları sırasında bir TR uyarısı oluşturmak veya bir tehlike meydana gelmeden önce bir LIB'nin çalışma modunu değiştirmek için nasıl kullanılabileceği tartışılmaktadır.