Search Results

Now showing 1 - 10 of 1967
  • Master Thesis
    Web tabanlı uygulamalar için bileşen tabanlı ve model güdümlü bir yazılım geliştirme çerçevesi
    (2017) Alrubaee, Afrah Umran; Çetinkaya, Deniz
    Yüksek kaliteli, uygun maliyetli, güvenilir ve zamanında tamamlanmış yazılım sistemlerini geliştirmek, bu sistemlerin büyüklüğü ve karmaşıklığı nedeniyle oldukça zor bir iştir. Geleneksel sıfırdan yazılım geliştirme yaklaşımlarıbu zorlukla baş edebilmek için uygun olmayabilir. Bu nedenle yazılım geliştirme verimliliğini artırmak için farklı yaklaşımlar önerilmiştir. Bu yaklaşımlardan ikisi bileşen tabanlı yazılım mühendisliği ve model güdümlü yazılım geliştirme yaklaşımıdır. Bileşen tabanlı yazılım mühendisliği (CBSE), bir yazılımı geliştirirken yeniden kullanılabilir yazılım bileşenleri kullanarak,yeniden kullanılabilirlik problemine çözüm olarak önerilmiştir. Model güdümlü yazılım geliştirme (MDD), verimliliği artırmak, maliyeti ve harcanan eforu düşürmek için ortaya çıkmış başka bir yaklaşımdır. MDD, istenen sistemin temel özelliklerini modeller olarak temsil ederek ve bu modellerden nihai kaynak kodu üreterek yazılım geliştirme sürecinin zorluklarıyla yüzleşmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, yazılım geliştirmeyi kolaylaştırmak için MDD ve CBSE yaklaşımlarının avantajlarını ve özelliklerini birleştirerek yeni bir yazılım geliştirme yöntemive çerçevesi önermektedir. Önerilen yöntem, bir e-öğrenme sistemi geliştirmek için başarıyla bir vaka çalışmasında kullanılmıştır. Önerilen çerçeve, mevcut bileşen tabanlı yazılım geliştirme süreç modelleri ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.
  • Master Thesis
    Asya Ekseni Stratejisi ve Abd'nin Çin'e Yönelik Çevreleme Politikası
    (2021) Ayyıldız, Emine Elif; Yılmaz, Gözde
    İkinci Dünya Savaşı ardından meydana gelen çift kutuplu uluslararası sistemde Amerika Birleşik Devletleri, hegemonyasını sürdürmek, çıkarlarını korumak ve güvenliğini sağlamak amacıyla Sovyetler Birliği'nin yayılma eğilimine karşı geliştirilen çevreleme politikası olarak adlandırılan stratejisiyle Sovyet tehdidini sınırlandırmak amacıyla birçok dış politika aracı kullanmıştır. Sovyet tehdidi ardından 1990'lar itibariyle Asya-Pasifik bölgesinde hızla yükselen Çin, 11 Eylül olayları, Irak ve Afganistan işgali ile artan savunma harcamaları dolayısıyla ekonomik kriz yaşayan ABD tarafından yeni bir tehdit olarak görülmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, ABD'nin Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'nin yayılmasını önlemek amacıyla uyguladığı çevreleme politikasına benzer bir şekilde 21. yüzyılda Asya Ekseni stratejisiyle yükselen Çin'e karşı yeni bir çevreleme politikasının uygulanmasını ve bunun detaylarını incelemektir.
  • Master Thesis
    Bankalarda Risk Yönetimi: Basel I , Basel Iı Uygulamaları
    (2008) Topcu, Neslihan; Kaval, Hasan
    ÖZETTürk finans sisteminde bankalar çok büyük bir paya sahiptir. Bankalar üstlendikleri fonksiyonlara bağlı olarak da ekonomide son derece önemli işlevlere sahiptirler. Bankalar bir yandan önemli işlevleri olan kaynak ihtiyacı olan kesimleri finanse ederken, diğer taraftan aktaracağı kaynakları elde etmeyi amaçlarlar.Bankaların ağırlıklı olarak yabancı kaynakla çalıştığı düşünüldüğünde başkalarının parasıyla çalışan bankaların güven kurumları olarak ciddi yükümlülükler taşımaktadırlar. Bu sebeple risk yönetimi bankacılık sektörü açısından çok önemlidir.Bankalar daha riskli alanlarda faaliyet göstermeleri sebebiyle risk ve riski yönetme kavramları daha çok önem taşırlar. Bundan dolayı daha dikkatli risk ölçümlerinin yapılması, riskten korunmak için daha yeni tekniklerin kullanılmasına gerekmiştir. Ayrıca son dönemlerde Uluslar arası Ödemeler Bankası bünyesinde konuya ilişkin düzenlemeler yapılmış olup, Türk bankalarını da bu düzenlemelere uymak zorunda kalacaktır.Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; giriş yapılarak tezin konusu, amacı, önemi, yöntemi ve genel plan hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde riskin ne anlama geldiği ve bankacılıkta karşılaşılan riskler, üçüncü bölümde sermaye yeterliliği rasyosunun doğuşu ve bu çerçevede Basel I ve Basel II kriterlerinin bankacılık sektöründe uygulanışı dördüncü bölümde bankaların en önemli aracı krediler tanımı ve kredi riskinin ölçülme yöntemleri ve bu yöntemlerden standart yaklaşıma göre ayrılması gereken sermaye miktarı ve beşinci bölümde ise sonuç v öneriler bulunmaktadır.Bu çerçevede esas olarak 2000'li yıllarla birlikte Türk Bankacılık Sektörünün en önemli gündem maddeleri arasına giren risk yönetimi önemini giderek arttırmaktadır. Bu sebeple Türk Bankacılık sistemi Basel kriterleri çerçevesinde Risk yönetimi sürecini başlatmış olup, Basel düzenlemelerine geçiş için gerekli düzenlemeleri yapmaktadır. Risk yönetimi daireleri tarafından izlenen ve geliştirilen rating sistemleri kredi değerlendirme raporları ile Basel düzenlemeleri kabul edilerek bu sistemi sindirebilecek bankacılık sistemleri oluşturularak bankaların daha sağlam bir sermaye yapısına ulaşması hedeflenmektedir. Bankaların en önemli aracı kredidir. Bu yüzden bankalar kredi riski üzerinde yoğunlaşmış olup, ne kadar az kredi batırırsa o kadar kar elde edeceğinin bilinciyle kredi riskinin ölçülüp, sermaye yeterlilik düzenlemeleri üzerinde yoğunlaşmıştır.
  • Master Thesis
    Kamu Hastanelerinde Merkezi Satın Alma, Karşılaşılan Problemler ve Çözüm Önerileri: Sivas - Kayseri - Tokat - Yozgat Örneği
    (2015) Keskin, Yunus Emre; Tengilimoğlu, Dilaver
    Günümüzde teknoloji baş döndüren bir hız ile gelişmeye devam ederken her alanda bilgiye erişim hızlanmış ve kolaylaşmış bulunmaktadır. Bu hızlı değişim sürecinde, sağlık hizmetlerinin finansal acıdan kesintisiz sürdürülmesi ve değişime uyumun doğru tercihlerle yapılması büyük önem taşımaktadır. Değişim sürecine uyumun sistemsiz ve gelişigüzel çabalar ile elde edilemeyeceği açıktır. Bu bağlamda Sağlık Bakanlığı Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında teşkilat yapısını 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirmiş ve Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatı üç farklı kuruma ayrılmıştır. Değişen teşkilat yapısının yanında satın alma birimlerinde çalışan personelde ortak bilinç oluşturacak ve tüm çalışanların katkılarını sağlayan bir sistem oluşturulmuştur. Bu çalışmada Sağlık Bakanlığının satın alma maliyetlerini azaltmak ve hastanelerde hizmet standardını sağlamak için 2013 yılı itibari ile uygulamaya konulan Merkezi Satın Alma Sisteminin amacına ulaşıp ulaşmadığını, varsa aksayan yönlerini tespit edilmeye çalışılacak ve Merkezi Satın Alma Sisteminin daha etkin ve faydalı olabilmesi için yapılabilecek çalışmalar hakkında öneriler ortaya konulacaktır. Bu bağlamda yapılan alan çalışmasında Sivas, Kayseri, Tokat, Yozgat illerinde Merkezi Satın Alma birimlerinde çalışan 128 personele anket uygulanarak veri toplanmıştır. Veriler SPSS 15,0 istatistik programı ile farklı istatistiki yöntemler (t testi, çapraz tablolar) kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcıların uzmanlaşmış personel eksikliği var mı sorusuna verdikleri cevaba baktığımızda 108 (% 84,4) kişinin uzmanlaşmış personel eksikliğini kabul ettiği görülmektedir. Yine katılımcıların Merkezi Satın Alma Sistemi konusunda 5'li likert ölçekli sorularda en çok katıldıkları ifadenin 3,96 (± 1,21) ortalaması ile 1. soru (Merkezi Satın Alma Sistemi maliyetlerin düşürülmesi için gereklidir.) olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kamu Hastaneler Birliği, Merkezi Satın Alma, Maliyet, Tedarik Zinciri
  • Master Thesis
    Ertelenmiş Vergi Uygulaması ve Bıst100 Şirketlerinin Performansı Üzerine Etkilerinin İncelenmesi
    (2024) Özer, Yunus; Sayar, Ali Rıza Zafer
    Vergi kanunlarının amacı, işletmelerin ödeyecekleri verginin doğru tespit edilmesini sağlamaktır. Muhasebe standartlarının amacı ise işletmelerin gerçekleştirdikleri finansal işlemlerin gerçeğe uygun bir şekilde raporlanmasının sağlanmasıdır. Vergi kanunları ile muhasebe standartları arasında olan bu amaç farklılığı nedeniyle işletmelerin elde ettikleri kar kavramı farklı şekillerde hesaplanmaktadır. Muhasebe standartları uyarınca hesaplanan kara ticari kar; vergi kanunları uyarınca hesaplanan kara ise mali kar adı verilmektedir. Ticari kar ile mali kar arasında oluşan farklar sürekli ve geçici farklar şeklinde ortaya çıkar. Söz konusu farkların geçici olması durumunda işletmeler için ertelenmiş vergi müessesesi doğmaktadır. İşletmeler için doğan bu vergi ertelemesi durumu ertelenmiş vergi varlıkları ile yükümlülükleri; ertelenmiş vergi gelirleri ve giderleri şeklinde finansal tablolara yansıtılmaktadır. Geçmişte yapılan araştırmalar, finansal tablolara yansıtılan ertelenmiş vergi bileşenlerinin; pay senedi kazançları, karlılık oranları, şirket değerini belirleyen oranlar ve dolayısıyla pay senedi fiyatlarına etkisinin olabileceğini göstermiştir. Bu çalışmanın amacı 2013-2022 döneminde BIST 100 endeksinde yer alan şirketlerde hesaplanan ertelenmiş vergi gelirlerinin hisse senedi fiyatları üzerinde etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırmada nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. IBM SPSS 29.0 programı kullanılarak veri seti Çoklu Regresyon Analizine (En Küçük Kareler Yöntemi) tabi tutulmuştur. Yapılan analiz sonucunda; tüm sektörlerin genelinde işletmelerin ertelenmiş vergi gelirlerinin hisse senedi fiyatları üzerinde olumlu etkisinin olmadığı; buna karşın inşaat ve bayındırlık, teknoloji sanayi ve toptan ve perakende ticaret sektörlerinde ertelenmiş vergi gelirlerinin hisse senedi fiyatları üzerinde olumlu etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.
  • Master Thesis
    Türkiye'de Siyasal İktidar-bürokrasi İlişkileri
    (2013) Doğan, Halit Murat; Ülker, Halil İbrahim
    Bürokrasi-siyaset ilişkileri toplumun yasal, sosyal, tarihi, siyasi vb. koşullarınca belirlenir. Başka bir ifadeyle mevcut devletin özellikleri, siyasal rejim, toplumsal gelenekler, kamuoyu ve sivil toplum kuruluşları gibi pek çok faktör anılan bu etkileşimi belirleyen dinamiklerdir. Bürokrasi-siyaset ilişkileri her toplumda farklı bir görünüm sergilemektedir. Siyasal iktidar ve bürokrasi ilişkisi topluma hizmet gibi aynı hedef doğrultusunda, aynı değer ve araçlarla, uyum içinde çalışmaları esasına göre kurulmuştur. Ülkemiz açısından bakıldığında Osmanlıdan günümüze kadar bürokratik ve siyasi kadrolar arasında sürekli bir çatışmanın olduğu görülmektedir. Tek partili dönemde bürokrasi hakim iken, çok partili dönemde siyasi otorite hakim olmaya çalışmıştır. Bürokrasi- siyaset çatışmasının yoğun olduğu zamanlarda ekonomide tehlike çanlarının çalması, hükümetlerin çıkardığı yasa tasarılarının bir kısmının hayata geçirilememesi gibi durumlar meydana gelmiştir. Bu çalışmada, Türkiye?deki siyasal iktidar ve bürokrasi arasındaki ilişkileri ortaya koymaya, bilhassa kamu çalışanlarının siyasal iktidar ile bürokrasi arasındaki ilişkiyi nasıl yorumladıklarını tespit etmeye, bu ilişkiden kaynaklanan sorunları saptayarak çözüm önerileri sunmaya çalışılmıştır. Bürokrasi- siyaset ilişkilerinin istikrarlı olması için, siyasilerin kararlar alması bürokratların bunları uygulaması ve bürokrasinin yaptığı işlerden dolayı sürekli denetim altında tutulması gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: 1- Bürokrasi 2- Bürokrasi Kuramları 3- Bürokratik Siyaset 4- Bürokrasi-Siyaset ?li?kileri 5- Kamu Çalı?anları
  • Master Thesis
    Öğrenci Başarısının Tahmin Edilmesi: Atılım Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden Mezun Öğrencilerin Transkript ve Kişisel Verilerine Dayalı Bir Vaka Çalışması
    (2019) Ceyhan, Ulaş Ozan; Karakaya, Kasım Murat
    Son yıllarda Eğitimsel Veri Madenciliği (EVM) veri analiz projelerinde oldukça popüler oldu. Kurumlar eğitim kalitelerini artırmaya ve bu verilere yatırım yapmaya başladılar. Öğrencilerin başarılılarını tahmin etme EVM içinde önemli bir zorlu amaca ve kaliteli bir eğitimde bir sürü faydaya sahiptir. Bu çalışmada biz öğrencilerin seçili derslerdeki başarılarını ve kişisel verilerini dikkate alarak başarılarını tahmin etmeyi amaçladık. Bu amaçla, mezun öğrenciler üzerinde çeşitli Makine Öğrenmesi (MÖ) algoritmalarını çalıştırdık. Seçili derslerdeki başarıyı analiz edebilmek için birçok kavram ve tanımlama oluşturduk. İlk olarak, öğrenci başarısını ölçmek için üç tane metrik geliştirdik. Bunlar harf notları, başarı grupları ve geçme kalma durumu şeklindedir. Dahası, mezun öğrenci verisinden seçili MÖ algoritmalarında girdi olarak kullanılmak üzere dört tane girdi veri seti oluşturduk. Bu çalışmanın sonuçları yüksek ya da düşük harf notlu öğrenci notlarının orta düzey notlara göre daha iyi tahmin edilebildiğini belirtmiştir. Benzer şekilde, başarı gruplarına göre; yüksek ya da düşük başarı grupları ortalama gruplarla karşılaştırıldığında daha iyi doğruluk ile tahmin edilebiliyor. Son başarı metriği için ise, tahmin başarısı ders geçen öğrencilerde kalan öğrencilerdekine göre çok daha iyi. Dört girdi veri setini düşünürsek, tahmin başarılarında dikkate değer bir farklılık saptanamamıştır. Yalnızca, öğrenci personel verisinden oluşmuş veri seti kalan setlerle karşılaştırıldığında daha düşük tahmin başarısı üretmiştir. Müfredat içinde son iki dönem için seçili derslerin tahmin başarısının yükseldiği gözlemlenmiştir. Bu bulguların ayrıntıları ve olası sebepleri ilgili bölümlerde irdelenmiş ve tartışılmıştır. Biz inanıyoruz ki, bu çalışmanı sonuçları öğrencilerin gelecekteki ders başarılarını tahmin eden bir öğrenci tavsiye sistemine temel olabilir.
  • Master Thesis
    Türkiye'de İslamcı Hareket: Gelişimi, İlişkileri, Ayrılıkları ve Dönüşümü
    (2011) Uzun, Necmi; Özen, Hayriye
    Türkiye'de İslamcılık düşüncesi, Osmanlı Devleti'nin Batı'nın gerisinde kalması ve yanlış Batılılaşma yapıldığı gerekçesiyle devleti kurtarmak adına bir grup İslamcı aydın tarafından geliştirilmiştir. Osmanlı Devletinin yıkılmasıyla onun mirası üzerinde kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu kadroları devleti laik esaslar üzerine kurduklarından dini kamusal alandan çıkarmışlardır. Bu kadrolar, laik reformları gerçekleştirmek için İslamcıların muhalefetini önlemek amacıyla sert yasal tedbirler almışlar, dini yaşam biçimlerine ve dini sembollere yasaklar getirmişler ve topluma milli bir din dayatmışlardır. Buna karşılık İslamcılar, bu uygulamalara yerel düzeyde karşılık vermişler ancak başarılı olamamışlardır.1924-1950 arası dönemde hemen tüm dini yaşam alanları kısıtlandığından İslamcı aktörler geri çekilmişler ve informal yollarla özellikle dini eğitim ve kültürel alanda gizli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu dönemde özellikle Nurculuk ve Süleymancılık hareketleri halk tabanında karşılık bularak cemaat oluşumu sürecini başlatmışlardır. Türkiye'nin 1945'ten itibaren çok partili sisteme geçmesiyle oluşan nisbi özgürlük ortamından yararlanan İslamcı aktörler, faaliyetlerini artırarak güçlenmeye başlamışlardır. Gazete ve dergilerle başlayan bu süreç, 1960'ların sonlarından itibaren müstakil bir İslamcı partinin kurulmasıyla siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel alanda yaygınlaşmıştır.İslamcılık, 1950'den sonra uluslar arası İslamcı hareketlerden de etkilenerek, çeşitlenmiş ve güçlenmiştir. Siyasal İslamcılığın çekim merkezi oluşturduğu bu süreçte cemaat ve tarikat ağları ile radikal İslamcılık arasında geniş bir düzleme oturan İslamcı aktörler hem sistemle hem de kendi aralarında uzlaşma ve çatışmalar yaşamışlardır. İslamcı hareketi, ideolojik merkezinin en büyük tehlikesi olarak gören Kemalist'ler ise onu durdurmak için birçok kez hukuksuz yollara başvurmuşlardır.Sonuçta İslamcı hareket, ulusal ve uluslar arası gelişmelere paralel olarak ve toplumsal dinamiklere göre büyük bir değişim ve dönüşüm yaşamıştır. Bu çalışmada, İslamcı hareketin sebep-sonuç ilişkisi içinde ve toplumsal hareket yaklaşımları çerçevesinde gelişim nedenleri, önemli aktörleri, sistemle ve kendi aralarındaki ilişkileri, ittifakları, çatışmaları ve etkileşimleri araştırılmıştır.Anahtar Sözcükler1.İslamcılık2.Kemalizm3.İslamcı Hareket4.Çatışma5.Dönüşüm
  • Master Thesis
    Malpraktis Davaların Hekim Motivasyonu ve Tükenmişlikile İlişkisi: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarıörneği
    (2023) Büyükhasanoğlu, Emel; Tengilimoğlu, Dilaver
    Malpraktis,Latince ''male' ve 'prakxis' kelimelerindenden türemiş olan Türkçe ifadesi ile 'Tıbbi kötü uygulama' anlamına gelmektedir. Sağlık çalışanlarının yapması gereken müdahaleyi kusur ve ihmal sebebiyle gerekli olmayan tanı ve tedaviyi uygulaması veya hatalı uygulama yapması sonucu tedaviyi alan bireyin istenilmeyen şekilde zarar görmesi olarak da ifade edilebilir. Sağlık personelinin doğru ve hatasız şekilde çalışıyor olmasına rağmen bu tür hatalı uygulama yapma ihtimali her zaman vardır. Bu sebeple; malpraktis ile karşı karşıya gelen hem hastaların hem de hasta yakınlarının hukuki yollara başvurma hakkı bulunmaktadır. Bu çalışma son yıllarda giderek artan Malpraktis davalarının hekimlerin üzerinde yarattığı motivasyon ve tükenmişlik üzerine etkilerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışma evrenini ülkemizde Saǧlık Bakanlığı Hastaneleri, Özel Hastane ve mesleklerini serbest hekim olarak icra eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları oluşturmaktadır. Çalışmada anket tekniğinden faydalanılmıştır. Çalışma örneklemini 390 Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı oluşturmaktadır. Anketler online ortamda gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; katılımcıların %51,4 Malpraktis davalarıyla karşı karşıya kalmış, %46,0'ının ise idari soruşturma geçirdiği gözlemlenmiştir. Ayrıca çalışma sonucunda literatüre uyumlu olarak iki değişken arasındaki korelasyon katsayıları ise istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. İş Motivasyonu ile Tükenmişlik arasında negatif yönde ilişki olduğu görülmektedir. Standart regresyon katsayısına göre Tükenmişlik değişkenindeki 1 birim artışın İş Motivasyon değişkeninde 0,657 birim düşüşe neden olmaktadır.
  • Master Thesis
    Sürdürülebilir Ekolojik Kent Hareketleri: Ankara Büyükşehir Belediyesinin 2004-2018 ve 2019-2022 Dönemlerinin Karşılaştırması
    (2022) Göçen, Şeyma; Mühürcüoğlu, Korhan
    İnsanoğlu var olduğundan bu yana sürekli doğa ile etkileşim halinde olmuştur. Doğa ve insan arasında yaşanan bu etkileşim insanların, doğa insan içindir anlayışını benimsemesiyle tüm dengeyi bozmuştur. Sanayi devrimi ile birlikte kentlerde yürütülen insan faaliyetleri bu dengenin bozulmasında belirleyici bir rol üstlenmiştir. Bozulan bu denge beraberinde iklim değişikliği, çölleşme, erozyon, enerji kıtlığı gibi yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen faktörleri de getirmiştir. Bozulan bu dengeyi kurtarmak, kıt olan doğal kaynakları korumak ve bu kaynakların gelecek nesillere sıkıntı yaşamadan aktarılabilmesi için sürdürülebilirlik kavramına ihtiyaç duyulmuştur. Sürdürülebilirlik kavramı tanım olarak, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların da ihtiyaçlarını aynı bugün olduğu gibi karşılaması, daimî olması, sürdürülebilir olması demektir. Çalışmada sürdürülebilirlik kavramı, John Elkington tarafından geliştirilen Üç Temel Alt Çizgi tarafından ele alınmaktadır. Elkington sürdürülebilirlik kavramının ortaya çıkması için geliştirdiği üç temel alt çizgi yani üç temel boyutun birbirine entegre olmuş kavramlar bütünü olduğunu ve bir arada oldukları sürece sürdürülebilirlik oluşabileceğini söylemiştir. Bu boyutlar; sosyal, ekonomik ve çevresel boyutlar olarak nitelendirilmektedir. Bu üç temel boyutun bir araya gelmesi ile yaşanılabilir, sağlıklı, dengeli ve ekolojik kentler ortaya çıkacaktır. Bu bağlamda kentlerin daha yaşanılabilir ve dengeli olması adına ortak amaçlar ile son dönemlerde popülerliği oldukça yüksek olan sürdürülebilir kentleşme, sürdürülebilir kalkınma, yeşil kentleşme, ekolojik kentleşme gibi ile kavramlar türemiştir. Bu çalışma, bahsedilen bu kavramların hayata geçirilmesinde önemli rol oynayan yerel yönetimlerden Ankara Büyükşehir Belediyesinin sürdürülebilir kentleşme boyutları bağlamında son iki farklı yönetim anlayışının ekolojik kent olma yolunda benimsediği yönetim anlayışlarını karşılaştırmayi hedeflemektedir. Çalışmada, bu doğrultuda genelden özele giderek dünyada sürdürülebilir ve ekolojik kentleşme hareketleri, Türkiye'de sürdürülebilir ve ekolojik kentleşme hareketleri ve son olarak Ankara'da sürdürülebilir ve ekolojik kentleşme hareketlerini tarihsel süreç içerisinde irdelenecek olup; yapılan bu çalışmaların Ankara Büyükşehir Belediyesinin son iki farklı yönetim anlayışında sürdürülebilir kentleşme boyutları çevresinde doğa ve kent mekanlarında akıllı çözümler ile birbirine entegre edilerek doğa ile uyumlu, yaşanılabilir, sağlıklı kentler ortaya çıkarmayı planlayan ekolojik kent olma yolunda atılan adımlar doküman analizi yöntemi ile incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Kentleşme, Ekolojik Kentleşme, Yerel Yönetimler, Ankara Büyükşehir Belediyesi.