70 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 70
Article Ab Adalet Divanı’nın Hukuk Yaratması Ultra-vires Tasarruf Olarak Görülebilir Mi?(2021) Arsava, Ayşe FüsunAB Adalet Divanı Taricco II davasında vermiş olduğu kararla İtalyan Anayasa Mahkemesi ile kendi arasındaanayasal kimliğin korunması konusundaki mevcut uyuşmazlığın tırmanmasını önleyebilmiştir. AB Adalet Divanı birönceki kararında İtalyan hukukunun zaman aşımı kurallarının AB’nin Çalışma Usulleri Hakkındaki Sözleşme’nin325. maddesi muvacehesinde uygulanmaması gerektiği sonucuna varmıştır. İtalyan Anayasa Mahkemesi ise budurumu İtalyan Anayasasının kimliğinin korunması ile bağdaşmaz olarak görmüştür. Makalede AB’nin ÇalışmaUsulleri Hakkındaki Sözleşme’nin 325. maddesinin etkisine ilişkin olarak AB Adalet Divanı tarafından getirilengerekçelere ve Taricco I kararında getirilen AB Adalet Divanının hukuk yaratma sınırlarına ışık tutulmaktadır.Article The Legal Effect of the Principle of Friendly Approach to International Law on the Relationship between the Echr and National Law in the Light of the Jurisprudence of the German Federal Constitutional Court(2025) Arsava, Ayse FusunFederal Almanya’da diğer uluslararası anlaşmalar gibi AİHK de iç hukukta kanun hiyerarşisi ile geçerli olmaktadır. Alman anayasasının ılımlı dualist karakteri nedeniyle AİHK ile olan ilişkisinde bu bağlamda kimi sorunlar ortaya çıksa da bu sorunların anayasal bir prensip olan uluslararası hukuka dostça yaklaşım prensibine istinaden çözüme ulaştırıldığı görülmektedir. Makalede uluslararası hukuka dostça yaklaşım prensibinin lex posterior kuralı, anayasal kimlik, elverişlilik kriteri, margin of appreciation doktrini sınırlamaları ışığında bu sorunların bir taraftan Federal Alman Anayasa Mahkemesinin anayasanın kurumsal yapısındaki yerinin ve fonksiyonunun, diğer taraftan AİHM’nin ulusal hukuk düzeninde sahip olduğu fonksiyonun ve otoritenin dikkate alınarak nasıl çözüme ulaştırıldığı değerlendirilmektedir.Article İnsancıl Hukukun Etkinliği(2025) Arsava, Ayse Fusun1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri’nin bu yıl 75. yılı kutlanmıştır. İnsancıl hukuk alanında bir dönüm noktası teşkil eden Cenevre Sözleşmeleri’nin günümüz silah teknolojileri, savaş yöntemleri, savaşan taraflar arasına katılan devlet dışı aktörler bakımından yetersiz kaldığı görülmektedir. Yeni gelişmelere uyum sağlama gereksinimi yanı sıra insancıl hukuk ihlâllerine karşı etkin yöntemler geliştirme gereksinimi de insancıl hukukun yeniden kodifiye edilmesi konusunu gündeme getirmiştir. İnsancıl hukukun ancak sadece savaş mağdurlarının korunmasını değil, devletlerin askeri çıkarlarını gözetme gerekliliği ortaya çıkan sorunların aşılmasını zorlaştırmaktadır. Makalede kodifikasyon girişimlerinin başarısızlığı nedeni ile teamül hukuku üzerinden insancıl hukukun yeni gelişmelere uyum sağlama olanağı ve insancıl hukuk değerlerinin yaygınlaşması ve içselleştirilmesi konularına ışık tutulmaktadır.Review Egemenlik ve koruma sorumluluğu(2011) Arsava, Ayşe Füsunİnsan Haklarının uluslararasılaştırılması sürecinde uluslararası kuru- luşlara, özellikle BM’e önemli bir rol düşmektedir. BM anlaşmasını 2.madde,7.bendi açıkça üye devletlerin iç işlerine karışma yasağı getirirken, BM Gü- venlik Konseyi’nin VII.Bölüm çerçevesinde sahip olduğu hakları bu düzenle- meden istisna etmiştir. Bu süreçte koruma sorumluluğu yaklaşımı ile yeni biraşamanın başladığı kabul edilmektedir. Kavramın içeriğinin ortaya koyduğuüzere devletler vatandaşlarına önlenebilir felaketlerden koruma bakımındanöncelikli olarak sorumludur.Ancak devletlerin bu görevi yerine getireme- mesi, yerine getirmek istememesi durumunda uluslararası camianın sorum- luluğu gündeme gelecektir.Devletlerin bir kısmı bunun yeni bir müdahaleteşkil edeceği düşüncesindedir.Günümüzde hiçbir pozitif Devletler Hukukunormunda koruma sorumluğu yer almamaktadır.Koruma sorumluluğununhukuken bağlayıcılık kazanabilmesi için içeriğinin daha açık somutlaştırıl- ması gerekmektedir.Article Uluslararası İlişkilerin Kurumsallaşması(2022) Arsava, Ayşe FüsunUluslararası Hukukun dinamik karakteri Uluslararası Hukukun dayanağı olan devletlerin egemenliği prensibine ilişkin yaklaşımlarda ortaya çıkmaktadır. Günümüzde Vestfalya Konferansında ortaya çıkan mutlak egemenlik yaklaşımından sınırlı egemenlik yaklaşımına doğru bir değişim görülmektedir. Egemenlik prensibinde görülen bu değişim Uluslararası Hukukun düzenleme konularının artmasının, uluslararası ilişkilerin kurumsallaşmasının, diğer bir ifade ile ulusal yetki alanının kurumsal ilişkilerle daralmasının bir sonucudur. Mutlak egemenlik iddiaları ve sınırlı egemenlik yaklaşımını bağdaştırma bağlamında BM’e, onun uzman kuruluşlarına ve bölgesel örgütlere önemli sorumluluk düşmektedir.Article Arap Baharı ve Demokrasi Hakkı(2014) Arsava, Ayşe FüsunArap baharı, Arap ülkelerinde gözlenen demokrasi eksikliği nedeniyle beklenme- yen bir gelişme olarak yorumlanmaktadır. Arap baharı halk ve hükümet ilişkisini dü- zenlemeye yönelik normların uluslararası hukukta yeniden tartışma konusu olmasına ve bu normların demokrasi hakkını kapsayıp kapsamadığı yönünde değerlendirme ya- pılmasına yol açmıştır. Bu bağlamda hükümet şeklinin halk tarafından belirlenmediği nispette yönetimin demokratik olarak nitelendirilemeyeceği görüşünün temsil edildi- ği gibi, halkların Selfdeterminationsright’ından demokrasi hakkının değil, demokra- tikleşme hakkının istihraç edilebileceği görüşünün de temsil edildiği görülmektedir. Devlet uygulamalarının analizi uluslararası hukukta demokrasi hakkının mevcudiye- tini yeterince desteklemektedir. Buna karşılık uluslararası hukukta demokratikleşme mükellefiyetinin bulunduğu varsayım olarak kabul görmektedir. Bu durum yönetimin meşruiyetinin somut hükümet şekline değil, daha çok demokrasiyi geliştirmeye yö- nelik gayretlere bağlı oluğunu ortaya koymaktadır. Günümüzde uluslararası hukukta otoriter rejimlere karşı yapılan direniş hareketlerine meşruiyet prensibi dayanak oluş- turmaktadır. İnsan hakları içeriği ile meşruiyet prensibi otokratik hükümetler üzerin- de baskı oluşturmaktadır ve belli koşullar altında uluslararası camianın müdahalesini mümkün kılmaktadır. Ancak içerde gerekli koşullar olmadığı nispette dışardan demok- ratikleşme sürecinin dayatılmasının da mümkün olmadığının gözardı edilmemesi ge- rekmemektir.Article ULUSLARARASI ADALET DİVANININ YARGI YETKİSİ VE TREATY BODİES(2016) Arsava, Ayşe FüsunEvrensel nitelikli insan hakları sözleşmeleri günümüzde Uluslararası Adalet Divanı'nın kararlarına ve danışma görüşlerine esas olmaktadır. Makalede Uluslararası Adalet Divanı'nın anlaşmaya yahut uluslararası Adalet Divanı statüsünün 36.madde, 2.fıkrasına istinat eden yargı yetkisini kullanması bakımından insan hakları sözleşmelerinde öngörülen denetim mekanizmasının tüketilmesinin gerekip gerekmediği hususu insan hakları sözleşmeleri örneklerinde ele alınmış ve değerlendirilmiştir.Article Üye Devletlerin Anlaşmalar Önünde Eşitliği Prensibinin Bir İfadesi Olarak Birlik Hukukunun Uygulanma Önceliği(2025) Arsava, Ayse FusunB organlarının yetki aşımlarının anayasa mahkeme- leri tarafından denetimi (ultra vires denetim) anlaşmalar önünde üye devletlerin eşitliği prensibi muvacehesinde Birlik Hukuku’nun öncelikli uygulanması prensibinin tartışılmasına yol açmıştır. Birlik Hukuku’nun öncelikli uygulanması Birlik Hukuku- Ulusal Hukuk ça- tışmasında COSTA/ENEL kararından itibaren bir dogma olarak kabul edilmekte ve doğrudan uygulanma özelliğine sahip Birlik Hukuku normlarına ulusal hukuka nazaran öncelik verilmektedir. Ultra vi- res denetim üye devletlerin anayasalarında öngörülen sınırlara isti- naden AB’ye devrettikleri egemenlik yetkilerinin sınırlarının AB or- ganları tarafından aşılması halinde ulusal mahkemelere saklı tutulan bir denetimdir. Birlik Hukuku’nun doğrudan uygulanma önceliği ile ultra vires yetki denetiminin arasındaki farkı ortaya koyan bu tespit üye devletlerin anlaşmalar önünde eşitliği prensibi muvacehesinde Birlik Hukuku’nun uygulanma önceliğini engellenemeyeceği gerek- çesi ile anayasa mahkemelerinin ultra vires yetki denetimine yapılan itirazın dogmatik yanlışlığını ortaya koymaktadır. Makalede Birlik Hukuku’nun önceliği, anlaşmalar önünde üye devletlerin eşitliği prensibi ve ultra vires yetki kullanımı bağlamında yapılan değerlen- dirmelere ve tartışmalara ışık tutulmaktadır.Article BREXIT’İN AB’NİN TARAF OLDUĞU ULUSLARARASI HUKUK ANLAŞMALARI ÜZERİNDE DOĞURACAĞI ETKİLER(2021) Arsava, Ayşe FüsunAB üyesi bir devlet olarak İngiltere çok sayıda uluslararası anlaşmanın tarafı olarak karşımıza çıkmaktadır. AB’nin Çalışma Usul- leri Hakkındaki Sözleşme’nin AB’den çıkma- ya ilişkin 50. maddesi AB’den çıkmanın taraf olunan anlaşmalar üzerinde doğuracağı etki- leri düzenlememektedir. Ekseri uluslararası hukuk anlaşması da bu tür düzenlemeler içer- memektedir. Bu nedenle Brexit’in uluslarara- sı anlaşmalar üzerinde doğuracağı etkilerin genel uluslararası hukuka, özellikle Viyana Anlaşmalar Hukuku Sözleşmesinde kısmen kodifiye edilen teamül hukukuna göre ce- vaplandırılması gerekmektedir. Şüphesiz tüm anlaşmalar için aynı cevapların verilmesini mümkün kılan, genel geçerliliğe sahip kural- lar bulunmamaktadır. Bu cevapların anlaşma taraflarına ve anlaşmanın içeriğine göre fark- lılık gösterdiği görülmektedir. AB’nin özellik- le münhasır yetkileri alanında yapmış olduğu anlaşmalardan Brexit ertesinde İngiltere bakı- mından hak ve yükümlülük doğması mümkün değildir. Buna karşılık AB’nin ve üye devlet- lerin birlikte taraf olduğu karma anlaşmaların prensip olarak İngiltere bakımından bağlayı- cılığı prensip olarak devam edecektir. Maka- lede Brexit’in bir taraftan İngiltere’nin, diğer taraftan AB’nin uluslararası hukuk anlaşmala- rından doğan hakları ve yükümlülükleri üze- rindeki etkileri incelenmektedir.Article Aihk’nun Extraterritorial Geçerliliği Bağlamında Aihm’nin İçtihatlarında Görülen Hareketlilik(2019) Arsava, Ayşe FüsunAİHK, Konvansiyon tarafı devletlere Konvansiyonda öngörülen hakları ve özgürlükleri ülkelerinde temin etme yükümlülüğü getirmektedir. AİHM’nin ancak 1990’lı yılların sonundan itibaren kararlarında AİHK’nun extraterritorial uygulanmasını kabul ettiği görülmektedir. AİHM’nin bu çerçevedeki kararları birbiriyle tam olarak uyumlu görülmemektedir. Makalede AİHM’nin hangi koşullar altında AİHK’nun extraterritorial uygulanmasını kabul ettiği somut karar örnekleri ışığında ele alınmaktadır.

