Search Results

Now showing 1 - 9 of 9
  • Article
    4b Fmrı Tabanlı Alzheimer Hastalığının Ön Tespiti için 3b-capsnet ve Rnn Modellerinin Kullanılması
    (2024) İsmail, Ali; Dalveren, Gonca Gökçe Menekşe
    Alzheimer hastalığının (AH) ilerlemesinin erken tahmini, bilişsel gerilemenin daha etkili bir şekilde yavaşlatılmasına yardımcı olabilmektedir. Dinlenme durumu fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (dd-fMRG) kullanılarak otomatik AH tanısı için evrişimli sinir ağlarına (ESA) dayalı farklı yöntemlerin uygulanmasına yönelik çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda tanıtılan yöntemler iki büyük zorlukla karşılaşmaktadır. Birincisi, fMRG veri kümeleri küçük boyutta olduğundan aşırı uyum gözlemlenebilmektedir. İkincisi, fMRG oturumlarının 4 boyutlu (4B) bilgilerinin verimli bir şekilde modellenmesi gerekmektedir. Çalışmalardan bazıları, derin öğrenme yöntemlerini, 4B bilgiyi modellemek için fMRG verilerinden oluşturulan fonksiyonel bağlantı matrislerine veya ayrı 2B dilimler veya 3B hacimler olarak fMRG verilerine uygulamıştır. Ancak bu durumun her iki yöntem türünde de bilgi kaybına neden olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışmada, AD tanısı için fMRG verilerinin uzay-zamansal (4B) bilgilerini modellemek amacıyla Kapsül ağı (CapsNet) ve tekrarlayan sinir ağını (RNN) temel alan yeni bir model önerilmektedir. Önerilen modelin etkinliğini değerlendirmek için deneyler yapılmıştır. Sonuçlara göre, önerilen modelin AH’na karşı normal kontrol (NK) ve geç hafif bilişsel bozukluk (GHBB) ile erken hafif bilişsel bozukluk (EHBB) sınıflandırma görevlerinde sırasıyla %94.5 ve %61.8 doğruluk elde edebildiği görülmüştür.
  • Article
    Menopozun Cinsel İşlev Bozukluğuna ve Depresyona Etkisi: Vaka-kontrol Çalışması
    (2024) Yıldırım, Fatma; Duman, Nuriye Büyükkayacı; Vural, Gülşen
    Amaç: Bu çalışmada 45-55 yaş arası menopoza girmiş ve girmemiş kadınların cinsel işlev ve depresyon düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntemler: Kesitsel ve vaka kontrol tipte olan bu çalışma Orta Karadeniz bölgesinde bir hastanede Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran 45-55 yaş arası, 88’i menopoza girmiş ve 88’i menopoza girmemiş olan, araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan toplam 176 evli kadınla tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri yüz yüze görüşme tekniği ile Ağustos 2018-Mart 2019 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği (ACYÖ) ve Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda vaka ve kontrol grubundaki kadınlar sosyodemografik ve bazı özelliklerine göre benzer bulunmuş olup (p<0,05), beden kitle indeksi açısında istatistiksel olarak farklı bulunmuştur (p>0,05). Vaka grubundaki kadınların %88,6’sında, kontrol grubundaki kadınların %51,1’inde cinsel işlev bozukluğu tespit edilmiş olup, gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Vaka ve kontrol grubundaki kadınların BDÖ, ACYÖ toplam ve alt puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Menopoza girmiş olan kadınlarda cinsel işlev bozukluğu ve depresyon görülme düzeyi menopoza girmemiş kadınlara göre daha yüksektir.
  • Article
    Yaşlı Yetişkinlerde Uyku Kalitesine göre Bilişsel Esneklik, Yorgunluk ve Depresyonun İncelenmesi
    (2025) Tamer, Fazılet; Korkusuz, Süleyman; Korkusuz, Büşra Seçkinoğulları; Yuruk, Zeliha Ozlem
    This study aimed to investigate cognitive flexibility, fatigue, and depression according to sleep quality in older adults. Materials and Methods: The research included 144 older adults. The sleep quality of the individuals was measured with the Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI). Individuals were divided into two groups as older adults with good sleep quality and poor sleep quality according to this index score. Cognitive flexibility was assessed using the Stroop TBAG Form, depression with the Beck Depression Inventory, and fatigue with the Fatigue Severity Scale. Results: It was observed that individuals had similar demographic characteristics and health behaviors (p>0.05). It was found that individuals with good sleep quality had higher Montreal Cognitive Assessment Scale scores and shorter completion times for all cards in the Stroop TBAG form (p<0.05). Depression and fatigue levels were found to be significantly higher in the group with poor sleep quality (p<0.05). Conclusion: The study showed that older adults with poor sleep quality had lower levels of cognitive flexibility and higher levels of depression and fatigue. These results highlight the need to assess sleep quality in the management of cognitive decline, depression, and fatigue in older adults.
  • Article
    Tedavi İş Birliği Portalı’na Kayıtlı Olan ve Olmayan Şizofreni ve Diğer Psikotik Bozukluk Tanılı Hastaların Tedavi Uyumunun Karşılaştırılması - Kesitsel Bir Çalışma
    (2025) Caykoylu, Ali; Esen, Fatma Betül; Bal, Nese Burcu; Karslıoğlu, Ersin Hatice; Avan, Mehmet
    Amaç: Şizofreni ve diğer psikotik bozukluk tanıları ile Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nde (TRSM) takipli hastalardan Tedavi İş birliği Portalı’na (TİP) kayıtlı olan ve olmayanların tedavi uyumları ile TİP’e kayıt öncesi ve sonrası yatarak tedavi oranlarının karşılaştırılması planlanmıştır. Yöntemler: Örneklem; TİP’e kayıtlı olan ve olmayan olarak iki gruba ayrılmıştır. Gruplara sosyodemografik veri ve anket formu, Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PNSÖ), Bireysel ve Sosyal Performans Ölçeği (BSPÖ) ve Tıbbi Tedaviye Uyum Oranı Ölçeği (TTUOÖ) uygulanmıştır. Ayrıca TİP’e kayıtlı hastaların kayıt öncesi ve sonrası yatış sayıları ve yatış şekilleri (istemli-istemsiz) incelenmiştir. Bulgular: Çalışmaya, TİP’e kayıtlı 75, TİP’e kayıtlı olmayan 32 olmak üzere toplam 107 hasta alınmıştır. TİP’e kayıtlı olan hasta grubunda erkek cinsiyet daha fazla saptanmıştır. İki grup arasında BSPÖ, TTUOÖ, PNSÖ toplam puan ve alt ölçek puanları açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yatış sayısında yapılan karşılaştırmada TİP’e kayıt sonrası hastaların yatış oranında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). BSPÖ puanı için yapılan Standart Çoklu Regresyon analizinde; cinsiyet, tedaviye kadar geçen süre ve PNSÖ alt ölçek puanlarının toplam varyansın %37’sini açıkladığı bulunmuştur. Sonuç: TİP’in, kısa vadede hastalık belirti şiddeti veya ilaç uyumu gibi durumlarla ilişkisini tespit etmemiş olsak da uzun vadede hastaneye yatış oranında azalma şeklinde olumlu katkısı olduğu söylenebilir.
  • Article
    Association of Cognitive Status, Anxiety and Depression With Hearing Loss in the Elderly
    (2024) Gülmez, Mehmet İhsan; Aydın, Canset
    Objective: Hearing loss is an important problem that is common among older people. Dementia can be defined as a group of disorders that adversely affect memory, thinking function and the ability to perform daily activities. Hearing loss leads to poor quality of life due to loneliness, social isolation, anxiety and susceptibility to depression. Hearing aids are the primary tool used in the management of hearing loss. In this study, we aimed to compare participants with and without hearing loss in terms of cognitive status, depression and anxiety, and to assess the effect of hearing aid use on this process. Method: Between June 2023 and June 2024, 608 patients over the age of 50 who registered at the psychiatric outpatient clinic of Hatay Training and Research Hospital were included in the study. Participants were enrolled if they presented to the Psychiatry outpatient clinic during the selected time interval, were over 50 years of age and agreed to participate in the study. Participants' demographic information, educational status, social information, hearing aid use, minimental score, Beck anxiety score, and geriatric depression score were recorded. Results: When comparing patients with and without hearing loss, statistically significant differences were observed on the Minimental Test, Beck Anxiety Score and Geriatric Depression Score. Conclusion: In this study, a statistically significant relationship was found between hearing loss and cognitive status, depression and anxiety, and it was suggested that the use of hearing aids may be beneficial in terms of preventing the development or slowing the progression of these pathologies.
  • Article
    Üniversite Öğrencilerinin Ağrı İnançları, Ağrıyla Başa Çıkma ve Reçetesiz İlaç Kullanma Durumlarının Belirlenmesi
    (2024) Yüceer, Buğse; Aküzüm, Büşra Selen; Erol, Kevser; Kılınç, Melike; Çakar, Zeynep Merve; Boztepe, Handan
    Amaç: Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin ağrı inançları, ağrıyla başa çıkma ve reçetesiz ilaç kullanma durumlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim döneminde, Atılım Üniversitesinde öğrenim gören 320 birinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında, Tanımlayıcı Özellikler, Ağrı ve Reçetesiz İlaç Kullanımına İlişkin Veri Toplama Formu, Ağrı İnançları ve Ağrı İle Başa Çıkma Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Üniversite öğrencilerinin çoğunlukla ağrının organik nedenlerle ortaya çıktığına inandıkları, %87.2’sinin son bir yıl içinde reçetesiz ilaç kullandıkları, en yüksek oranda baş ağrısı (%74.7) nedeniyle ilaç kullandıkları ve en sık kullandıkları ilacın ise analjezik ilaçlar (%65) olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Üniversite öğrencilerini, sıklıkla kullanılan reçetesiz ilaçlara bağlı gelişebilecek yan etkilerden korumak amacıyla eğitim planlanması ve öğrencilerin akılcı ilaç kullanımı ve ağrı yönetimi konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Üniversitede öğrenim gören birinci sınıf öğrencilere ek olarak diğer sınıfları da kapsayacak şekilde daha büyük örneklem gruplarında araştırmaların yürütülmesi önerilmektedir.
  • Review
    Uykusuzluk Bozukluğunun Psikolojik Modelleri: Güncel Bir Derleme
    (Galenos Publ House, 2024) Türkarslan, Kutlu Kağan; Çınarbaş, Deniz Canel
    Uykusuzluk bozukluğu kişisel ve toplumsal maliyetler yaratan; başlıca uykuya dalmada zorlanma, uykuyu sürdürmede güçlük ve sabah planlanandan daha erken saatlerde uyanma belirtileri ile karakterize olan psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Toplumun yaklaşık %10’unun uykusuzluk bozukluğuna sahip olduğu düşünülmektedir. Çalışmalar uykusuzluk bozukluğuna sahip olmanın genel hayat kalitesini düşürdüğünü, günlük işlevselliği azalttığını, bazı psikomotor ve bilişsel becerilerde bozulmalara sebep olduğunu, iş performansını düşürdüğünü, iş yerinde daha fazla devamsızlık yapmaya sebep olduğunu ve uykusuzluk bozukluğu dışındaki rahatsızlıklar için artan tedavi maliyetleri ortaya çıkardığını göstermektedir. Tüm bunlara ek olarak uykusuzluğun pek çok farklı psikiyatrik rahatsızlık için bir risk etmeni olduğu bilinmektedir. Son 50 yılda yapılan çalışmalar uykusuzluk bozukluğunu psikolojik açıdan açıklayan çeşitli modellerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu psikolojik modellerden başlıcaları; “uyaran kontrolü modeli”, “Spielman modeli”, “mikroanalitik model”, “nörobilişsel model”, “tehdit algısının yüksek risk modeli”, “uykuya müdahale eden-uykuyu yorumlayan süreçler modeli”, “psikobiyolojik baskılama modeli”, “bilişsel model”, “evrimselduygusal model” ve “korku simülasyonu modeli”dir. Bu derleme makalesinin amacı uykusuzluk bozukluğunun psikolojik modellerinin temel sayıltılarından bahsederek modellerin güncel bir tablosunu sunmaktır.
  • Other
    Depresyon Tanısı Olan ve Insomnia Yaşayan Bireylere Uygulanan Bilişsel Davranışçı Terapi Müdahalesinin Insomnia Üzerine Etkisi: Meta Analiz
    (2025) Sarı, Tuğba; Bilkay, Halil İbrahim
    Amaç: Bu meta-analiz, depresyon tanısı almış ve insomnia yaşayan bireylerde bilişsel davranışçı terapinin insomnia semptomlarına etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: PRISMA yönergelerine uygun olarak yürütülen çalışmada, Ekim 2024-Mart 2025 arasında beş veri tabanında literatür taranmış, deneysel tasarımlı BDT müdahale çalışmaları dahil edilmiştir. Veriler Comprehensive Meta-Analysis v2 ile analiz edilerek Cohen’s d ile etki büyüklüğü hesaplanmış, rastgele etkiler modeli kullanılmıştır. Bulgular: Toplam 11 RCT çalışmasından elde edilen 2658 katılımcının verileri analiz edilmiş; BDT’nin insomnia şiddetini anlamlı düzeyde azalttığı görülmüştür (SMD =-1,392; %95 GA:-1,562, -1,223; p<0,001). Etki büyüklüğü müdahale yöntemi, seans sayısı ve ülkeye göre değişmiştir. Sonuç: Bulgular, BDT’nin depresyonla ilişkili insomnia tedavisinde etkili olduğunu göstermektedir.
  • Article
    Yetişkin Bireylerde DASH Diyetinin Mental Sağlık ile İlişkisinin Değerlendirilmesi
    (2025) Çetıner, Ozlem; İnan, Cansu Memiç; Şarahman, Ceren
    Amaç: Bu çalışmanın amacı yetişkin bireylerde Hipertansiyonu Durdurmak için Diyet Yaklaşımları (Dietary Approaches to Stop Hypertension-DASH) diyetinin mental sağlık ile ilişkisinin araştırılmasıdır. Bireyler ve Yöntem: Çalışma, 30 Haziran-10 Eylül 2024 tarihleri arasında Ankara’da yaşayan 20-64 yaş arası 400 yetişkin birey ile yürütülmüştür. Araştırma verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Anket formu; genel bilgiler, DASH Diyet Kalitesi Ölçeği ve Warwick-Edinburg Mental İyi Oluş Ölçeği (Warwick-Edinburg Mental Well-Being Scale-WEMWBS) olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. Mental sağlık ile DASH diyetine uyum arasındaki ilişkinin belirlenmesi için potansiyel karıştırıcı faktörlere (yaş, cinsiyet, gelir düzeyi, öğrenim durumu, sigara içme, alkol tüketimi, fiziksel aktivite düzeyi ve beden kütle indeksi) düzeltmeler yapılarak doğrusal regresyon modelleri oluşturulmuştur. Bulgular: DASH diyetine uyum durumları incelendiğinde, bireylerin %72.0’sinin düşük, %25.2’sinin orta, %2.8’inin yüksek uyum gösterdiği saptanmıştır. DASH diyetine orta ve yüksek uyum gösterenlerde, düşük uyum gösterenlere göre kadınların ve fiziksel aktivite düzeyi yüksek olanların sıklığı ile ortalama yaşın daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Her gün meyve ve sebze tüketenlerin sıklığı DASH diyetine orta ve yüksek uyum gösteren bireylerde düşük uyum gösterenlerden daha yüksektir (p<0.05). DASH diyetine orta ve yüksek uyum gösteren bireylerde WEMWBS puanının düşük uyum gösterenlerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Potansiyel karıştıcı faktörlere göre yapılan düzeltmelerde DASH diyet uyumundaki bir puan artışın, WEMWBS puanında 0.195 puan artışla ilişkili olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları, DASH diyetine daha yüksek uyumun daha iyi mental sağlık ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Toplumda mental sağlığın iyileştirilmesi ve ilişkili sağlık sorunlarının azaltılması için beslenme programları ve eğitimler ile DASH diyetine uyum teşvik edilebilir.