Search Results

Now showing 1 - 10 of 26
  • Master Thesis
    Uluslararası İlişkilerde Darwinizim: Nazizm ve Sosyal Darwinizm
    (2019) Şahin, Sena; Yılmaz, Gözde
    19. yüzyıl, yaşanılan gelişmeler ile insanlık tarihi açısından oldukça önemli bir dönemdir. Bu dönemde yaşanan tarihi, sosyal ve bilimsel gelişmeler tüm dünyayı oldukça etkilemiştir. M.Ö. 600'lü yıllara kadar dayanan evrim fikri ise, Charles Darwin'in 1859 yılında 'Türlerin Kökeni' isimli eserinin yayınlanması ile zirveye ulaşarak tüm alanlarda oldukça önemli etkilere sebep olmuş, sosyal ve siyasal alanlara da nüfuz etmeye başlamıştır. 1851 yılında Herbert Spencer tarafından geliştiren toplumsal hayatta evrim fikri, Darwin'den sonra toplum içinde hızlı bir şekilde gelişerek, Sosyal Darwinizm unsuru ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın başlarında Almanya'yı da etkisi altına alan Sosyal Darwinizm, Nazi ideolojisinin şekillenmesinde etkili olmuş ve Sosyal Darwinizm'in en radikal noktası olan 'ırk hijyeniği' uygulamaları da Naziler tarafından sistemli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada evrim teorisinin sosyal alanlara yansıması, Sosyal Darwinizm kapsamında Nazizm özelinde incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Nazizim, Hitler, Darwinizm, Sosyal Darwinizm
  • Master Thesis
    Tarihsel Değişim Sürecinde İstihbaratın Uluslararası İlişkilerde Artan Rolü
    (2023) Dikici, Gözde; Yılmaz, Gözde
    İstihbarat, tarihsel olarak insanoğlunun başlangıcından beri süregelmiş olup, bu süreç içerisinde çeşitli alanlara yayılarak gerek ülkelerin iç işlerinde gerekse dış işlerinde oldukça etkili olmuştur. İstihbarat sadece bilgi toplamak olarak özetlenemeyecek olup, özellikle I. Dünya Savaşından sonra kurumsallaşarak analiz ve yorumlanma aşamaları da bu süreç içerisinde ciddi roller oynamaya başlamıştır. İstihbarat sadece askeri alanlarda değil sivil alanlarda da kullanılmaya başlanmış, aynı zamanda istihbarat kaynakları da çok çeşitlendiğinden yaşamın her alanında önemini arttırarak devam ettirmektedir. Özellikle gelişen teknoloji ile beraber değişen istihbarat alanları uluslararası alanda ilişkilerin farklı boyutlarda değişip düzenlenmesine neden olabilmekte ve dış politikaların yönünün belirlenmesinde rol oynamaktadır. Dünyada yaşanan olaylar nedeni ile özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra istihbarat anlayışı ve yapılanması oldukça değişmiş, ülkeler II. Dünya Savaşından sonra kurulan liberal düzeni sorgularken birbirleri hakkında bilgi toplayabilmek oldukça önemli hale gelmiştir. Aynı zamanda sürdürülebilir devlet anlayışında milletlerin kendilerini koruyabilmeleri ve dış politikalarını şekillendirebilmeleri için de istihbarat ve istihbarat örgütlerinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Kurumsallaşan istihbarat teşkilatları, dönem dönem farklı teknikler ve örgütlenme yöntemleri kullanarak, devletin temel amacı olan devamlılığı sağlayabilmek için kullanabilecekleri bilgileri toplamaya çalışmakta ve kendileri hakkında bilgi toplanmasını engellemek amacıyla (karşı istihbarat) çeşitli çalışmaları da devam ettirmektedir. Bu çalışmanın amacı, İstihbaratın tarihin en eski zamanlarından beri insanoğlunun hayatında ne kadar önemli bir yere sahip olduğu konusunda bilgiler vermek ve Dünyada ve Türkiye'de geçirdiği tarihi sürece de değinerek, değişen günümüz koşullarına adaptasyonuyla birlikte uluslararası ilişkilerde artan rolüne değinmek olacaktır.
  • Article
    Populizme Bir Bakış Açısı: Birden Fazla Populizm Yerine Birçok Strateji
    (2021) Yılmaz, Gözde
    Son yıllarda uluslararası siyasette oldukça baskın bir yer edinmiş popülizm Brexit veya 2016 Amerikan seçimleri gibi tartışmalı olaylarla daha da öne çıkmıştır. Bu fenomeni inceleyen bir çok çalışma yapılmasına rağmen, popülizm üzerine literatür gittikçe dağınık bir hal almıştır ki bunun nedeni de analize başlamak için gereken kavramsal çerçevenin olmaması ve bunun yanı sıra literatürdeki farklı popülizm çeşitleri üretme eğilimidir. Bu durumdan hareketle bu makale alanda geçerli olabilecek bir kavramsal çerçeve oluşturmayı hedeflemektedir. Makale her vaka için farklı bir popülizm kavramsallaştırılmasının yerine, kavramın ana özellikleri ve popülist siyasetçilerin kullanımında olan stratejilerinin ayrımının yapılması gerektiğini ileri sürmektedir.
  • Master Thesis
    Europeanization of Turkish Judicial System After 1999
    (2015) Eravcı, Ali; Yılmaz, Gözde
    Türkiye Cumhuriyeti'nin, Avrupa Birliği ile ilişkisi 20. yüzyılın ortalarında tam üyelik hedefi ile başlamış ve halen aynı hedef doğrultusunda devam etmektedir. Bu süreç Türk tarafının bir çok alanda dönüşüm ve değişimine neden olmuştur. Türk yargı sistemi de bu dönüşüm ve değişimden epeyce etkilenmiş, özellikle 1999 Helsinki Zirvesi sonrasında Türk yargı sisteminde çok derin ve köklü reformlar gerçekleştirilmiştir. Bu tezde 1999 Helsinki Zirvesi sonrası dönemden itibaren günümüze kadar olan süreçte Türk yargı sisteminde mevzuat ve yapısal olarak gerçekleştirilen reformlar ele alınmış, ayrıca Avrupa Birliği dışında reformları etkileyen faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Avrupa'da Azınlık Hakları: Almanya ve Fransa Örneği
    (2022) Kürkcü, Mehmet; Yılmaz, Gözde
    Azınlıklar tarihin her döneminde yapılan fetihler, değişen sınırlar ve kurulan yeni devletler nedeniyle var olmuşlardır. Ulus-devlet anlayışının ortaya çıkışıyla azınlıklar doğrudan sorunlar haline gelmiştir. Özellikle 18. yüzyılın sonlarından itibaren Kıta Avrupası'na yayılan ulusçuluk fikirleri imparatorlukları parçalamış, ulus-devlet fikirleri etrafında kurulan yeni devletlerde azınlık halde kalan gruplar Birinci ve İkinci Dünya Savaşı'nın çıkış sebeplerinden olmuşlardır. Milletler Cemiyeti'nin uyguladığı azınlık politikalarının İkinci Dünya Savaşı'nı çıkardığı düşünüldüğünden, savaştan sonra kurulan yeni düzenin başlarında azınlık hakları görmezden gelinmeye çalışılmıştır. Fakat 1945'ten itibaren azınlık temelli silahlı çatışmaların çıkması Birleşmiş Milletlerin bu konuda önlemler almaya başlamasına neden olmuştur. Soğuk Savaş'ın ardından Balkanlar'da patlak veren azınlık temelli savaşlar Batı Avrupalı devletlerin ve Avrupa'da kurulan uluslararası örgütlerin sorunun çözümü için derhal harekete geçmelerine neden olmuştur. Avrupa merkezli geliştirilen azınlık hakları düzenlemeleri bölgedeki uluslararası örgütler vasıtasıyla insan haklarının bir parçası olarak kabul edilerek özellikle tüm Avrupalı devletlere benimsetilmek istenen bir değere dönüşmüştür. Dolayısıyla çalışmamızın temel amacı, Almanya ve Fransa'nın uluslararası azınlık sözleşmelerine katılımını inceleyerek, bu ülkelerde yaşayan azınlıklar ve bu azınlıklara sağlanan hakları araştırmaktır.
  • Master Thesis
    2008 Küresel Krizi ve Sonrasında Finansal Piyasalarla İlgili Alınan Tedbirlerin İncelenmesi ile Türkiye'ye İlişkin Değerlendirmeler
    (2015) Yılmaz, Gözde; Yanık, Zeki
    2008 Küresel Ekonomik Krizi tarihte tüm dünyayı farklı oranlarda da olsa etkileyenbir krizdir. Bu kriz gelecekte yaşanabilecek krizler için önemli bir ders niteliğindedir. Bu nedenle yaşanılan krizle ilgili alınan tedbirler büyük önem arz etmektedir.2000'li yıllar boyunca sürekli artış gösteren konut fiyatları olumlu bir hava yaratıp, mortgage kredisi kullanmaya insanları teşvik etmiştir. Yüksek ve orta gelirli kesim için sorun yaratmayan mortgage sistemi düşük gelirli ailelere kredi açılmasıyla birlikte krize ortam hazırlamıştır.Finansal piyasalar kriz için temel neden olmamakla birlikte sorumlusu olarak gösterilmektedir. Çünkü krize aracılık eden türev ürünler üretmiş denetim yetersizliğiyle de spekülatif oyunlara maruz kalmıştır. Dolayısıyla 2008 Küresel Kriz'i türev araçların riskini bir kez daha gözler önüne sermekle birlikte düzenlemelerde serbestleşmenin ve finansal piyasalarda denetimin önemini ortaya çıkarmıştır.
  • Master Thesis
    Bölge İçindeki Devlet Liderliğindeki Müdahalelerin Değerlendirilmesi: Somali'deki Etiyopyalı Müdahale Örneği 2006-2009
    (2019) Hasan, Abdulaziz Abdirahman; Yılmaz, Gözde
    1991'de devletin çöküşünün ardından, Somali'de çatışma sonrası istikrarı getirmeye yönelik önemli müdahaleler meydana geldi. Bu müdahaleler hem insani hem de askeri müdahaleler şeklinde olmuştur; BM ((UNOSOM I ve II misyonları) şemsiyesi altındaki ABD önderliğindeki müdahale, AMISOM müdahalesi ve Etiyopya müdahalesi en önemli müdahaleleri oluşturmaktadır. Etiyopya'nın gerçekleştirdiği müdahale, son on yıl boyunca bilim adamları arasında, Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletlerin bakış açısıyla analiz edilen müdahaleler arasında büyük ilgi gördü. Bununla birlikte, Etiyopya'nın Somali'ye müdahalesinin bütünsel bir incelemesi hala mevcut değildir. Bu çalışmanın hedefleri: müdahaleye neden olan meseleleri incelemeyi, bu devlet destekli müdahalenin temelini oluşturan yasal zemin ve bunun Somali üzerindeki sonuçları yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde desteklemeyi içermektedir. Çalışma, çalışma hedeflerini test etmek için nitel araştırma metodolojisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri; gazeteler, dergiler, Etiyopya ve Somali'nin Anayasası gibi yasal hükümet belgeleri, Birleşmiş Milletler kararları, yayınlanmış kitaplar ve bu konuda yayımlanmamış akademik çalışmaları içeren İkincil veri kaynaklarından toplanmıştır. Çalışma bulgularına dayanarak yapılan araştırma, Somali'deki Etiyopya hükümetinin işgalinin TFG hükümetinin kapasitesini güçlendirmek ve İslamcı ideolojik etkinin Etiyopya ve dünyadaki yayılmasını durdurmak olduğunu ortaya koydu. Etiyopya misyonunun yasallığı üzerine, bulgular bu istila ile aynı çizgide sayılmayacağını; BM Tüzüğünün 2 (4) ve 51 inci Maddelerinin ruhu, önemli etki ve ölçek gerekliliğini yerine getirme konusunda başarısız olur. Ayrıca, Etiyopyalı istilasının sonuçlarının da ortaya çıktığını ortaya koydu: Orta ve Güney Somali'de güçlendirilmiş terörizm, klan davalarına katılmış, genel nüfus için ekonomik erime, genç işsizliği ve çok bölünmüş bir siyasi devlet habercisi. Bu bağlamda, çalışma Etiyopya işgalinin bölgesel bir hegemon olarak hareket ederek motive olduğu ve BM tüzüğü uyarınca sınırlı bir meşruiyetle Somali halkına önemli sosyo-ekonomik maliyetlerle sonuçlandığı sonucuna varmıştır.
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği Kalkınma için Uyum Politikası ve Ekonomik Ortaklık Anlaşmaları (efta ve Epas)
    (2018) Yıldırım, Yusuf; Yılmaz, Gözde
    Avrupa Birliği, Avrupa coğrafyasında bulunan ülkelerin, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında yaşadıkları olumsuzlukların giderilmesi amacıyla kurulmuş bir iş birliği sistemidir. Birlik birkaç ülkenin katılımı ile kurulmuş, zamanla gelişmiş ve kendi yasal düzenini, otoritesini ve yetkisini oluşturmuştur. Zamanla diğer ülkelerin kalkınmaları için onlarla antlaşmalar yapmaya başlamıştır. Türkiye de bu ülkeler arasında yer almak istemektedir. Hem coğrafi yakınlık hem de ekonomik ve politik istekler burada yer almak istemenin en önemli nedenleridir. AB ile yapılan iş birlikleri, Türkiye'yi ekonomik ve politik açıdan güçlendirecektir. Tam üyelik henüz söz konusu olmasa bile çeşitli antlaşmalar içinde yer almanın çeşitli etkileri mevcuttur ve bu çalışmada bu etkiler incelenmektedir. Antlaşmalar, ekonomik ya da politik düzlemde gerçekleşebilmektedir. Bu sayede hem AB ticari faaliyetlerini kolaylaştırmakta hem de diğer ülkeler onunla bütünleşme şansına sahip olmaktadırlar. Bu çalışmada, AB'nin hem Türkiye hem diğer ülkeler için en önemli dış faaliyetlerinden olan EFTA ve EPAs incelenmiştir. Antlaşmalar ile AB'nin gerçekten diğer ülkelerin iktisadi kalkınmalarına yardımcı olduğu ve hatta diplomatik sorunların çözümü için bile bu tür antlaşmaların kullanıldığı görülmüştür. Sonuçları destekleyecek bir anket uygulaması ya da mülakat/röportaj yapılmamıştır ve bunlar, çalışmanın sınırlılıklarını oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: Avrupa Birliği, Antlaşmalar, Dış Politika, Kalkınma
  • Master Thesis
    11 Eylül Sonrası Dönem ve Değişen Yeni Dünya Düzeninde Stratejik Güvenlik Bağlamında Doğu Akdeniz'de İngiliz Üsleri
    (2014) Keser, Hazel; Yılmaz, Gözde
    Tarihin her döneminde göçler ve sorunlar adası olarak bilinen Kıbrıs adası özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere'nin Ortadoğu'daki kalıcı tesislerini kapatması ve buralardaki askeri gücünü adaya yığmasının ardından bir ileri karakol olarak görev yapmaya başlar. 16 Ağustos 1960 tarihinde İngiltere, Yunanistan ve Türkiye'nin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti ile birlikte İngiltere adadaki haklarından vazgeçerken stratejik öneme sahip iki hükümran askeri üs yanında bazı askeri tesisleri ve alanları da kendine ayırmayı ihmal etmez. Yıllar sonra Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilgili garanti anlaşmalarının Kıbrıslı Rumlar ve Türkler için değil İngiltere'nin menfaatleri için hazırlandığı da tartışmaya açılacak bir konu olur. Bugün gelinen noktada ise Doğu Akdeniz'de son derece stratejik bir pozisyonda bulunan Kıbrıs adasında İngiltere'nin Dikelya ve Agrotur üsleri yanında ABD tarafından kullanılmakta olan bazı askeri tesisler ve dinleme istasyonları söz konusudur. Her iki ülkenin Echelon adı verilen ve neredeyse bütün dünyayı takip etmelerine imkân sağlayan bu telekulak sistemi yanında Ayios Nicholaos bölgesinde, ayrıca ABD Büyükelçilik binasında ve Trodos Dağlarında da istihbarat ağları ve sinyal istihbaratına yarayan tesisleri bulunmaktadır. Sanayi casusluğu, ekonomik ve askeri istihbarat yanında ABD, İngiltere ve müttefikleri tarafından zaman zaman farklı askeri operasyonlar için de kullanılan Dikelya ve Agrotur üsleri özellikle ABD'nin vazgeçmeyeceği tesisler arasındadır. Özellikle 11 Eylül 2011 tarihinde El Kaide'nin ABD'de gerçekleştirdiği saldırılar ardından başta ABD ve müttefikleri olmak üzere bütün Batı dünyası ve şüphesiz NATO'nun da savunma ve güvenlik stratejilerini değiştirmesine neden olmuştur. Böylece ABD ve İngiltere özellikle Doğu Akdeniz'de savunma ve güvenlik bağlamında yeni arayışlara girmeye başlamıştır. Bu durum adadaki üsleri ve istihbarat merkezlerini ise olmazsa olmaz haline getirmiştir.
  • Master Thesis
    Asya Ekseni Stratejisi ve Abd'nin Çin'e Yönelik Çevreleme Politikası
    (2021) Ayyıldız, Emine Elif; Yılmaz, Gözde
    İkinci Dünya Savaşı ardından meydana gelen çift kutuplu uluslararası sistemde Amerika Birleşik Devletleri, hegemonyasını sürdürmek, çıkarlarını korumak ve güvenliğini sağlamak amacıyla Sovyetler Birliği'nin yayılma eğilimine karşı geliştirilen çevreleme politikası olarak adlandırılan stratejisiyle Sovyet tehdidini sınırlandırmak amacıyla birçok dış politika aracı kullanmıştır. Sovyet tehdidi ardından 1990'lar itibariyle Asya-Pasifik bölgesinde hızla yükselen Çin, 11 Eylül olayları, Irak ve Afganistan işgali ile artan savunma harcamaları dolayısıyla ekonomik kriz yaşayan ABD tarafından yeni bir tehdit olarak görülmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, ABD'nin Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'nin yayılmasını önlemek amacıyla uyguladığı çevreleme politikasına benzer bir şekilde 21. yüzyılda Asya Ekseni stratejisiyle yükselen Çin'e karşı yeni bir çevreleme politikasının uygulanmasını ve bunun detaylarını incelemektir.