20 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 20
Master Thesis Uluslararası İlişkilerde Darwinizim: Nazizm ve Sosyal Darwinizm(2019) Şahin, Sena; Yılmaz, Gözde19. yüzyıl, yaşanılan gelişmeler ile insanlık tarihi açısından oldukça önemli bir dönemdir. Bu dönemde yaşanan tarihi, sosyal ve bilimsel gelişmeler tüm dünyayı oldukça etkilemiştir. M.Ö. 600'lü yıllara kadar dayanan evrim fikri ise, Charles Darwin'in 1859 yılında 'Türlerin Kökeni' isimli eserinin yayınlanması ile zirveye ulaşarak tüm alanlarda oldukça önemli etkilere sebep olmuş, sosyal ve siyasal alanlara da nüfuz etmeye başlamıştır. 1851 yılında Herbert Spencer tarafından geliştiren toplumsal hayatta evrim fikri, Darwin'den sonra toplum içinde hızlı bir şekilde gelişerek, Sosyal Darwinizm unsuru ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın başlarında Almanya'yı da etkisi altına alan Sosyal Darwinizm, Nazi ideolojisinin şekillenmesinde etkili olmuş ve Sosyal Darwinizm'in en radikal noktası olan 'ırk hijyeniği' uygulamaları da Naziler tarafından sistemli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada evrim teorisinin sosyal alanlara yansıması, Sosyal Darwinizm kapsamında Nazizm özelinde incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Nazizim, Hitler, Darwinizm, Sosyal DarwinizmMaster Thesis Tarihsel Değişim Sürecinde İstihbaratın Uluslararası İlişkilerde Artan Rolü(2023) Dikici, Gözde; Yılmaz, Gözdeİstihbarat, tarihsel olarak insanoğlunun başlangıcından beri süregelmiş olup, bu süreç içerisinde çeşitli alanlara yayılarak gerek ülkelerin iç işlerinde gerekse dış işlerinde oldukça etkili olmuştur. İstihbarat sadece bilgi toplamak olarak özetlenemeyecek olup, özellikle I. Dünya Savaşından sonra kurumsallaşarak analiz ve yorumlanma aşamaları da bu süreç içerisinde ciddi roller oynamaya başlamıştır. İstihbarat sadece askeri alanlarda değil sivil alanlarda da kullanılmaya başlanmış, aynı zamanda istihbarat kaynakları da çok çeşitlendiğinden yaşamın her alanında önemini arttırarak devam ettirmektedir. Özellikle gelişen teknoloji ile beraber değişen istihbarat alanları uluslararası alanda ilişkilerin farklı boyutlarda değişip düzenlenmesine neden olabilmekte ve dış politikaların yönünün belirlenmesinde rol oynamaktadır. Dünyada yaşanan olaylar nedeni ile özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra istihbarat anlayışı ve yapılanması oldukça değişmiş, ülkeler II. Dünya Savaşından sonra kurulan liberal düzeni sorgularken birbirleri hakkında bilgi toplayabilmek oldukça önemli hale gelmiştir. Aynı zamanda sürdürülebilir devlet anlayışında milletlerin kendilerini koruyabilmeleri ve dış politikalarını şekillendirebilmeleri için de istihbarat ve istihbarat örgütlerinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Kurumsallaşan istihbarat teşkilatları, dönem dönem farklı teknikler ve örgütlenme yöntemleri kullanarak, devletin temel amacı olan devamlılığı sağlayabilmek için kullanabilecekleri bilgileri toplamaya çalışmakta ve kendileri hakkında bilgi toplanmasını engellemek amacıyla (karşı istihbarat) çeşitli çalışmaları da devam ettirmektedir. Bu çalışmanın amacı, İstihbaratın tarihin en eski zamanlarından beri insanoğlunun hayatında ne kadar önemli bir yere sahip olduğu konusunda bilgiler vermek ve Dünyada ve Türkiye'de geçirdiği tarihi sürece de değinerek, değişen günümüz koşullarına adaptasyonuyla birlikte uluslararası ilişkilerde artan rolüne değinmek olacaktır.Master Thesis Avrupa'da Azınlık Hakları: Almanya ve Fransa Örneği(2022) Kürkcü, Mehmet; Yılmaz, GözdeAzınlıklar tarihin her döneminde yapılan fetihler, değişen sınırlar ve kurulan yeni devletler nedeniyle var olmuşlardır. Ulus-devlet anlayışının ortaya çıkışıyla azınlıklar doğrudan sorunlar haline gelmiştir. Özellikle 18. yüzyılın sonlarından itibaren Kıta Avrupası'na yayılan ulusçuluk fikirleri imparatorlukları parçalamış, ulus-devlet fikirleri etrafında kurulan yeni devletlerde azınlık halde kalan gruplar Birinci ve İkinci Dünya Savaşı'nın çıkış sebeplerinden olmuşlardır. Milletler Cemiyeti'nin uyguladığı azınlık politikalarının İkinci Dünya Savaşı'nı çıkardığı düşünüldüğünden, savaştan sonra kurulan yeni düzenin başlarında azınlık hakları görmezden gelinmeye çalışılmıştır. Fakat 1945'ten itibaren azınlık temelli silahlı çatışmaların çıkması Birleşmiş Milletlerin bu konuda önlemler almaya başlamasına neden olmuştur. Soğuk Savaş'ın ardından Balkanlar'da patlak veren azınlık temelli savaşlar Batı Avrupalı devletlerin ve Avrupa'da kurulan uluslararası örgütlerin sorunun çözümü için derhal harekete geçmelerine neden olmuştur. Avrupa merkezli geliştirilen azınlık hakları düzenlemeleri bölgedeki uluslararası örgütler vasıtasıyla insan haklarının bir parçası olarak kabul edilerek özellikle tüm Avrupalı devletlere benimsetilmek istenen bir değere dönüşmüştür. Dolayısıyla çalışmamızın temel amacı, Almanya ve Fransa'nın uluslararası azınlık sözleşmelerine katılımını inceleyerek, bu ülkelerde yaşayan azınlıklar ve bu azınlıklara sağlanan hakları araştırmaktır.Master Thesis 2008 Küresel Krizi ve Sonrasında Finansal Piyasalarla İlgili Alınan Tedbirlerin İncelenmesi ile Türkiye'ye İlişkin Değerlendirmeler(2015) Yılmaz, Gözde; Yanık, Zeki2008 Küresel Ekonomik Krizi tarihte tüm dünyayı farklı oranlarda da olsa etkileyenbir krizdir. Bu kriz gelecekte yaşanabilecek krizler için önemli bir ders niteliğindedir. Bu nedenle yaşanılan krizle ilgili alınan tedbirler büyük önem arz etmektedir.2000'li yıllar boyunca sürekli artış gösteren konut fiyatları olumlu bir hava yaratıp, mortgage kredisi kullanmaya insanları teşvik etmiştir. Yüksek ve orta gelirli kesim için sorun yaratmayan mortgage sistemi düşük gelirli ailelere kredi açılmasıyla birlikte krize ortam hazırlamıştır.Finansal piyasalar kriz için temel neden olmamakla birlikte sorumlusu olarak gösterilmektedir. Çünkü krize aracılık eden türev ürünler üretmiş denetim yetersizliğiyle de spekülatif oyunlara maruz kalmıştır. Dolayısıyla 2008 Küresel Kriz'i türev araçların riskini bir kez daha gözler önüne sermekle birlikte düzenlemelerde serbestleşmenin ve finansal piyasalarda denetimin önemini ortaya çıkarmıştır.Master Thesis Bölge İçindeki Devlet Liderliğindeki Müdahalelerin Değerlendirilmesi: Somali'deki Etiyopyalı Müdahale Örneği 2006-2009(2019) Hasan, Abdulaziz Abdirahman; Yılmaz, Gözde1991'de devletin çöküşünün ardından, Somali'de çatışma sonrası istikrarı getirmeye yönelik önemli müdahaleler meydana geldi. Bu müdahaleler hem insani hem de askeri müdahaleler şeklinde olmuştur; BM ((UNOSOM I ve II misyonları) şemsiyesi altındaki ABD önderliğindeki müdahale, AMISOM müdahalesi ve Etiyopya müdahalesi en önemli müdahaleleri oluşturmaktadır. Etiyopya'nın gerçekleştirdiği müdahale, son on yıl boyunca bilim adamları arasında, Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletlerin bakış açısıyla analiz edilen müdahaleler arasında büyük ilgi gördü. Bununla birlikte, Etiyopya'nın Somali'ye müdahalesinin bütünsel bir incelemesi hala mevcut değildir. Bu çalışmanın hedefleri: müdahaleye neden olan meseleleri incelemeyi, bu devlet destekli müdahalenin temelini oluşturan yasal zemin ve bunun Somali üzerindeki sonuçları yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde desteklemeyi içermektedir. Çalışma, çalışma hedeflerini test etmek için nitel araştırma metodolojisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri; gazeteler, dergiler, Etiyopya ve Somali'nin Anayasası gibi yasal hükümet belgeleri, Birleşmiş Milletler kararları, yayınlanmış kitaplar ve bu konuda yayımlanmamış akademik çalışmaları içeren İkincil veri kaynaklarından toplanmıştır. Çalışma bulgularına dayanarak yapılan araştırma, Somali'deki Etiyopya hükümetinin işgalinin TFG hükümetinin kapasitesini güçlendirmek ve İslamcı ideolojik etkinin Etiyopya ve dünyadaki yayılmasını durdurmak olduğunu ortaya koydu. Etiyopya misyonunun yasallığı üzerine, bulgular bu istila ile aynı çizgide sayılmayacağını; BM Tüzüğünün 2 (4) ve 51 inci Maddelerinin ruhu, önemli etki ve ölçek gerekliliğini yerine getirme konusunda başarısız olur. Ayrıca, Etiyopyalı istilasının sonuçlarının da ortaya çıktığını ortaya koydu: Orta ve Güney Somali'de güçlendirilmiş terörizm, klan davalarına katılmış, genel nüfus için ekonomik erime, genç işsizliği ve çok bölünmüş bir siyasi devlet habercisi. Bu bağlamda, çalışma Etiyopya işgalinin bölgesel bir hegemon olarak hareket ederek motive olduğu ve BM tüzüğü uyarınca sınırlı bir meşruiyetle Somali halkına önemli sosyo-ekonomik maliyetlerle sonuçlandığı sonucuna varmıştır.Master Thesis Avrupa Birliği Kalkınma için Uyum Politikası ve Ekonomik Ortaklık Anlaşmaları (efta ve Epas)(2018) Yıldırım, Yusuf; Yılmaz, GözdeAvrupa Birliği, Avrupa coğrafyasında bulunan ülkelerin, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında yaşadıkları olumsuzlukların giderilmesi amacıyla kurulmuş bir iş birliği sistemidir. Birlik birkaç ülkenin katılımı ile kurulmuş, zamanla gelişmiş ve kendi yasal düzenini, otoritesini ve yetkisini oluşturmuştur. Zamanla diğer ülkelerin kalkınmaları için onlarla antlaşmalar yapmaya başlamıştır. Türkiye de bu ülkeler arasında yer almak istemektedir. Hem coğrafi yakınlık hem de ekonomik ve politik istekler burada yer almak istemenin en önemli nedenleridir. AB ile yapılan iş birlikleri, Türkiye'yi ekonomik ve politik açıdan güçlendirecektir. Tam üyelik henüz söz konusu olmasa bile çeşitli antlaşmalar içinde yer almanın çeşitli etkileri mevcuttur ve bu çalışmada bu etkiler incelenmektedir. Antlaşmalar, ekonomik ya da politik düzlemde gerçekleşebilmektedir. Bu sayede hem AB ticari faaliyetlerini kolaylaştırmakta hem de diğer ülkeler onunla bütünleşme şansına sahip olmaktadırlar. Bu çalışmada, AB'nin hem Türkiye hem diğer ülkeler için en önemli dış faaliyetlerinden olan EFTA ve EPAs incelenmiştir. Antlaşmalar ile AB'nin gerçekten diğer ülkelerin iktisadi kalkınmalarına yardımcı olduğu ve hatta diplomatik sorunların çözümü için bile bu tür antlaşmaların kullanıldığı görülmüştür. Sonuçları destekleyecek bir anket uygulaması ya da mülakat/röportaj yapılmamıştır ve bunlar, çalışmanın sınırlılıklarını oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: Avrupa Birliği, Antlaşmalar, Dış Politika, KalkınmaMaster Thesis 11 Eylül Sonrası Dönem ve Değişen Yeni Dünya Düzeninde Stratejik Güvenlik Bağlamında Doğu Akdeniz'de İngiliz Üsleri(2014) Keser, Hazel; Yılmaz, GözdeTarihin her döneminde göçler ve sorunlar adası olarak bilinen Kıbrıs adası özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere'nin Ortadoğu'daki kalıcı tesislerini kapatması ve buralardaki askeri gücünü adaya yığmasının ardından bir ileri karakol olarak görev yapmaya başlar. 16 Ağustos 1960 tarihinde İngiltere, Yunanistan ve Türkiye'nin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti ile birlikte İngiltere adadaki haklarından vazgeçerken stratejik öneme sahip iki hükümran askeri üs yanında bazı askeri tesisleri ve alanları da kendine ayırmayı ihmal etmez. Yıllar sonra Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilgili garanti anlaşmalarının Kıbrıslı Rumlar ve Türkler için değil İngiltere'nin menfaatleri için hazırlandığı da tartışmaya açılacak bir konu olur. Bugün gelinen noktada ise Doğu Akdeniz'de son derece stratejik bir pozisyonda bulunan Kıbrıs adasında İngiltere'nin Dikelya ve Agrotur üsleri yanında ABD tarafından kullanılmakta olan bazı askeri tesisler ve dinleme istasyonları söz konusudur. Her iki ülkenin Echelon adı verilen ve neredeyse bütün dünyayı takip etmelerine imkân sağlayan bu telekulak sistemi yanında Ayios Nicholaos bölgesinde, ayrıca ABD Büyükelçilik binasında ve Trodos Dağlarında da istihbarat ağları ve sinyal istihbaratına yarayan tesisleri bulunmaktadır. Sanayi casusluğu, ekonomik ve askeri istihbarat yanında ABD, İngiltere ve müttefikleri tarafından zaman zaman farklı askeri operasyonlar için de kullanılan Dikelya ve Agrotur üsleri özellikle ABD'nin vazgeçmeyeceği tesisler arasındadır. Özellikle 11 Eylül 2011 tarihinde El Kaide'nin ABD'de gerçekleştirdiği saldırılar ardından başta ABD ve müttefikleri olmak üzere bütün Batı dünyası ve şüphesiz NATO'nun da savunma ve güvenlik stratejilerini değiştirmesine neden olmuştur. Böylece ABD ve İngiltere özellikle Doğu Akdeniz'de savunma ve güvenlik bağlamında yeni arayışlara girmeye başlamıştır. Bu durum adadaki üsleri ve istihbarat merkezlerini ise olmazsa olmaz haline getirmiştir.Master Thesis Asya Ekseni Stratejisi ve Abd'nin Çin'e Yönelik Çevreleme Politikası(2021) Ayyıldız, Emine Elif; Yılmaz, Gözdeİkinci Dünya Savaşı ardından meydana gelen çift kutuplu uluslararası sistemde Amerika Birleşik Devletleri, hegemonyasını sürdürmek, çıkarlarını korumak ve güvenliğini sağlamak amacıyla Sovyetler Birliği'nin yayılma eğilimine karşı geliştirilen çevreleme politikası olarak adlandırılan stratejisiyle Sovyet tehdidini sınırlandırmak amacıyla birçok dış politika aracı kullanmıştır. Sovyet tehdidi ardından 1990'lar itibariyle Asya-Pasifik bölgesinde hızla yükselen Çin, 11 Eylül olayları, Irak ve Afganistan işgali ile artan savunma harcamaları dolayısıyla ekonomik kriz yaşayan ABD tarafından yeni bir tehdit olarak görülmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, ABD'nin Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'nin yayılmasını önlemek amacıyla uyguladığı çevreleme politikasına benzer bir şekilde 21. yüzyılda Asya Ekseni stratejisiyle yükselen Çin'e karşı yeni bir çevreleme politikasının uygulanmasını ve bunun detaylarını incelemektir.Master Thesis AB yolunda Ukrayna: Avrupa komşuluk politikası ve AB - Ukrayna ilişkileri(2015) Sarı, Gözde; Yılmaz, GözdeAvrupa Komşuluk Politikası (European Neighbourhood Policy – ENP), AB'nin 2004 genişlemesi sonrasında ortaya çıkan 'güvenlik' ve 'hazmetme kapasitesi' sorunlarına yönelik çözüm bulmak ve komşuları ile ilişkilerini düzenlemeyi amaçlayan bir politika alanıdır. Ukrayna, AB üyelik perspektifine sahip bir ülke olarak ENP sürecinin en başından beri yer almıştır. Diğer taraftan; 2004 yılında yaşadığı Turuncu Devrim, AB-Ukrayna ilişkilerinde bir dönüm noktası olmuş ve AB-Ukrayna ilişkileri büyük bir ivme kazanmıştır. Fakat devrim sonrası dönemde, Ukrayna'da AB eğilimi bir düşüş yaşamıştır. Diğer taraftan; Ukrayna'nın azalan AB eğilimi, Kasım 2013'de meydana gelen EuroMaidan olaylarıyla, yeniden yükselişe geçmiştir. Bu kapsamda; Turuncu Devrim'den on yıl sonra meydana gelen EuroMaidan olayları, Ukrayna'nın AB yolunda bir kısır döngü yaşadığını göstermektedir. Bu çalışmanın amacı; Turuncu Devrim ile AB'yle yakınlaşan Ukrayna'nın devrim sonrası dönemde AB ile ilişkisini ENP kapsamında değerlendirmek ve EuroMaidan olayları da göz önüne alınarak, AB'nin ve ENP başta olmak üzere AB politikalarının Ukrayna üzerindeki etkisi ile AB-Ukrayna ilişkilerinde yaşanan kısır döngünün nedenlerini ortaya koymaktır. Bu çalışmada; bu kısır döngünün nedenlerinin; AB'nin ENP politikasının Ukrayna'nın istediği üyelik perspektifini sunmaması, ENP'nin yapısal problemleri ile Ukrayna'nın iç dinamikleri ve Rusya olduğu tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler Avrupa Birliği, Avrupa Komşuluk Politikası, Ukrayna, Turuncu Devrim, EuroMaidan olayları.Master Thesis Suriyeli Mülteciler Çerçevesinde Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri(2022) Kartal, Esra; Yılmaz, Gözde2011 yılında Arap Baharı'nın Ortadoğu ülkelerindeki istikrarsızlaştırıcı etkisi ile başlayan Suriye iç savaşı beraberinde Suriyeli mülteciler krizini getirmiş ve Türkiye başta olmak üzere Ortadoğu ve Avrupa Birliği ülkelerinde çok büyük sorunlara neden olmuştur. Türkiye mültecilere karşı kapılarını açmış ve Suriyelilerin ülkelerine zorla gönderilmeyeceği yaklaşımını benimseyen 'Sığınmacı Dostu' politikasını uygulamıştır. Avrupa Birliği ise Suriyeli göçmenlere karşı sınırlarını korumak için başta Türkiye olmak üzere birçok ülke ile işbirliği yapmıştır. Konuyla ilgili, 15 Ekim 2015 Tarihinde AB- Türkiye arasında Ortak Eylem Planı hazırlanmış ve 18 Mart 2016 Tarihinde mutabakata varılmıştır. Ancak tarafların 18 Mart mutabakatında alınan kararları tam anlamıyla uygulamamaları nedeniyle ikili ilişkiler olumsuz yönde etkilenmiştir. Bu tezde AB ve Türkiye'nin Suriyeli mülteciler çerçevesinde oluşturdukları politikalar ve politikaların ikili ilişkilere nasıl etki ettiği incelenmiştir. Türkiye dünyada en çok Suriyeli mülteciyi barındıran ülke olmuş ve bu sebeple mültecilerin ihtiyaçlarını finanse etmek için AB'den mali destek talebinde bulunmuştur. AB ise Türkiye üzerinden sınırlarından geçmeye çalışan mültecilerin engellenmesini talep etmiştir. Çalışmada Suriyeli mülteciler krizinde tarafların amaçlarına ulaşamaması sebebi ile AB-Türkiye ilişkilerinin olumsuz yönde ilerlediği açıklanmıştır.
