35 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 35
Master Thesis AK Parti Döneminde Türkiye-Afganistan İlişkileri(2024) Karvanbashı, Shujauddın; Yıldırım, Nilgün Eliküçük11 Eylül 2001'de ABD'deki terör saldırılarından sonra, dünyada bir takım jeopolitik değişim yaşanmıştır. Saldırıların faili olarak bilinen El Kaide terör örgütünün Taliban hareketi ile ittifak halinde olması, Afganistan'ı ilk hedef haline getirmiştir. Ardından 7 Ekim 2001'de ABD'nin öncülüğünde yapılan askeri müdahale ile Taliban örgütü yıkılmıştı. Afganistan'da 11 Eylül 2001 sonrasında yaşanan gelişmeler sırasında Türkiye'de AK Parti siyasal iktidarı ele geçirmiş ve tek başına iktidar olmuştur. Dolayısı ile 'AK Parti Döneminde Türkiye – Afganistan İlişkileri' adı altında ele alınan bu çalışmanın ana muhtevasını, Türkiye'nin olaylardan sonraki tutumu, Afganistan ile olan siyasi, ekonomik, askerî ve kültürel ilişkileri oluşturmaktadır. Bu çerçevede Türkiye NATO kapsamında iki kez üstlendiği ISAF komutası ve NATO Kıdemli Sivil temsilciliği görevi ile Afganistan'daki uluslararası güçler bağlamında layığı ile kendi görevini yerine getirdiği gibi, TİKA, Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü, Türk Kızılay'ı ve diğer sivil toplum kuruluşları ile bireysel olarak da Afganistan'da ciddi çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmaların mahiyetinin akademik ortamda işlenmesi, Türkiye'nin Afganistan'daki faaliyetlerinin gelecek nesillere aktarılması açısından son derece önemlidir. Bu çalışma literatür tarama yöntemi ve yapılan röportajlara dayanmaktadır. Yapılan araştırmalar, raporlar, bilimsel makaleler ve kitapların yanında gazete haberleri ile internet sayfalarından da yararlanılmıştır. Bunun yanında farklı dönemlerde Afganistan'da görev yapan diplomatlar ve diğer kuruluş üyeleri ile söyleşiler de gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada ilk olara Afganistan hakkında genel bilgiler verilmiş ve daha sonra tarihsel süreçte Türkiye - Afganistan ilişkileri ele alınmıştır. Son olarak da 11 Eylül gelişmeleri ve AK Parti döneminde Türkiye – Afganistan ilişkileri incelenmiştir.Master Thesis Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik Stratejilerinin Uzay Güvenliğine Etkisi(2023) Çalışkanlar, Ferah Dilek; Yıldırım, Nilgün EliküçükUzay; BM tarafından düzenlenen ve birçok ülkenin altına imza attığı uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınmış ve genel olarak dünyanın ortak malı kabul edilmiştir. ABD başlangıçta bu çalışmalar içinde yer alsa da 1960'lı yıllarda SSCB'nin uzay kabiliyetleri kendi kabiliyetleri ile yarıştığında ya da geçmeye başladığında kendini tehdit altında hissetmiş ve BM'nin uzay hakkındaki bazı düzenlemelerini kabul etmemiştir. O yıllarda ABD'nin Ay'a astronot indirmesiyle mutlak üstünlük temin edilmiş ve uzay temelinde dünyayı yeni bir savaşa sürükleyecek bir olay yaşanmamıştır. Günümüzde ise başta Rusya ve Çin olmak üzere rakip ülkelerin uzay alanındaki çalışmaları ABD'yi tedirgin etmektedir. Bu yeniden alevlenen rekabetin uzayı bir çatışma alanına döndürüp döndürmeyeceği uluslararası ilişkiler bağlamında önemli bir sorunsaldır. Bu çalışmada, ABD'nin ulusal güvenlik uzay stratejilerinin uluslararası boyutta devletler üzerindeki etkisinin tehdit ve caydırıcılık bakımından önemi, ABD'nin uzayda tek başına hareket etmesini engelleyecek uluslararası bir dengenin olmasının ve uzayın silahsızlandırılmasının dünya için gerekliliği, geliştirilen uzay savunma sistemleri ve bunların atmosfer ötesine taşınarak uzayı yeni bir savaş cephesine dönüştürme girişimleri nitel araştırma yöntemleri kullanılarak tarihi anlaşmalar doğrultusunda incelenmiş, ABD başkanlarının uzay alanındaki ulusal güvenlik stratejileri incelenerek, ABD liderliğinde uzayın askerileştirilmesi engellenmez ise dünya için oluşabilecek tehdit ve yaratabileceği tahribat tartışılmıştır.Master Thesis Çin'in Yükselişinde ABD'nin Rolü: Ortaklıktan Tehdide(2025) Soylu, Selin Nur; Yıldırım, Nilgün EliküçükAmerika Birleşik Devletleri ve Çin Halk Cumhuriyeti ilişkileri resmi olarak 1972 yılında başlamıştır. Gelişen ikili ilişkiler sonucunda uluslararası arenada tarihi şekillendirecek birçok farklı hipotezi de içinde barındırmaktadır. ÇHC'nin kurulmasıyla beraber ülkenin büyüyen ekonomisi, küresel bir güç olan ABD için bir tehdit unsuruydu. ABD'nin Asya bölgesi üzerine artan ilgisi ÇHC ile kimi zaman iyi ilişkilerin gelişimi için adımlar atılsa da, neticede krizleri de beraberinde getirmiştir. İki farklı ideolojik yapıya sahip ÇHC ve ABD 1972 yılından itibaren yapılan diplomatik adımlar, ekonomik işbirlikleri ve ticaretle günümüzün süper güçleri konumuna gelebilmişlerdir. Bu araştırmanın asıl amacı ise, Çin'in Amerika için neden ve nasıl bir tehdit haline geldiğidir. Çalışmanın birinci bölümünde, 1972-1990 arası yaşanan diplomatik ilişkiler, askeri destek ve ekonomik ilişkilerden oluşmaktadır. İkinci bölüm ise,1990-2010 arası Asya-Pasifik dönemini (Obama Asia Pivot politikaları). Üçüncü bölüm ise, 2010'dan günümüze kadar olan ABD'nin Asya politikalarından bahsedilirken ABD'nin liderlerinin kararlarının dış politikada Asya için nasıl şekillendiğini anlatan ana bölümden oluşmaktadır.Master Thesis Kuşak ve Yol Girişiminin Türkiye-Çin İlişkilerine Etkileri(2024) Er, İsmail Bora; Yıldırım, Nilgün EliküçükÇin tarafından 2013 yılında ilan edilen 'Kuşak ve Yol Girişimi' küresel ticaret ağlarının yeniden şekillenmesini amaçlayan bir girişim olarak karşımıza çıkmaktadır. Girişim aynı zamanda son yüzyılın büyüyen gücü olan Çin'in bölgesel ve küresel ölçekte kalkınmadan beslenen yeni bir dış politika yaklaşımı olarak değerlendirilmektedir. Çin'in girişim kapsamında iş birliklerini ve ilişkilerini arttırmak istediği Asya, Avrupa ve Afrika ülkelerinin girişim içerisindeki konumları ve rolleri Kuşak ve Yol Girişiminin, Çin dış politikası üzerinde yarattığı değişimin göstergesidir. Bu bağlamda girişimin sürdürülebilirliği ve uygulanabilirliği noktasında kritik öneme sahip Türkiye Cumhuriyeti, Çin için önemli bir ortak olarak görülmektedir. Bu bağlamda tezin konusu 2015-2024 yılları arasında KYG kapsamında gelişen Türkiye Çin ilişkileridir. Türkiye-Çin ilişkileri üzerine ekonomik, siyasi ve diplomatik iş birliği alanları da dahil olmak üzere hem Türkçe hem İngilizce yazın oldukça kısıtlıdır. Bu yüzden çalışmanın amacı bu kısıtlı literatüre KYG ile gelişen ikili ilişkilerin ekonomik, siyasi, diplomatik dinamiklerini detaylı ele alarak katkı sağlamaktır. Ancak gelişen ilişkilerin daha iyi analiz edilebilmesi için Türkiye-Çin ilişkilerine tarihsel perspektiften bakılarak incelenmesi gerekmektedir. İki ülke arasında ki ilişkilerin şekillenmesinde önemli bir yeri olan Uygur meselesinin gerek Kuşak ve Yol Girişimi sürecinde, gerekse tarihsel süreçte etkilerine çalışma içerisinde yer verilmiştir. Çalışmanın argümanı KYG kapsamında hayata geçirilen ikili iş birliklerinin sorun ve fırsat alanlarının sadece son dokuz yıldaki dinamiklerle ve ekonomik verilerle açıklanamayacağı, bu yüzden ikili ilişkileri oluşturan dinamiklerin tarihsel ve politik arka planlarını da analiz etmenin büyük önem arz ettiğidir. Bu yüzden tezin ana bölümleri 2015-2024 yılları arasını ele almakla birlikte, bu zaman aralığındaki ilişkilere zemin hazırladığı düşünülen tarihsel ilişkiler kısmı ayrı bir bölüm olarak ele alınmıştır.Master Thesis China Led Authoritarianism and the Crisis of Liberal Democracy. Case Study of Sri Lanka(2024) Arachchıge, Pıyumı Isurındı Walathara; Yıldırım, Nilgün Eliküçük'İki uluslararası rejim' çağında, bir yandan göreceli olarak kendi kendine yeten ve sınırları eşit derecede nüfuz edilen ve müdahaleci olan açık sistemlerin bir arada var olması, küresel yönetişimin zorlukları giderek daha karmaşık hale geliyor. Dolayısıyla bu araştırmanın amacı daha da ileri gitmek ve bu düzenler arasındaki karmaşık dinamikleri ortaya çıkarmak için daha derine inmek ve şu anda Sri Lanka bağlamında muazzam bir siyasi dönüşüm geçirmekte olan bir sistemde bunların nasıl birbirine bağlandığını görmektir. Güç yapısının değişen yüzü, mevcut Sri Lanka hükümetinin birçok güç alanında sağlam dayanaklar oluşturmayı mümkün kılan küresel bir süper güç olan Çin'in yükselişiyle tanımlanıyor. Bu etkinin kısmen rakibin kararını etkileyen öznel siyasi faktörlerin yanı sıra ortak ülkenin karşı karşıya olduğu pragmatik ekonomik sorunlardan kaynaklandığı neredeyse kesindir. Ancak bunun yansımaları sadece ülke içindeki demokrasinin gidişatını etkileyecek bir konu değil. Pragmatik modeliyle otoriter Çin örneği, Sri Lanka'da demokrasinin liberalizmden daha iyi olduğunu düşünen siyasi kesimler için çok önemli bir etken ve ilham kaynağı. Bu araştırma, Çin'in küresel yönetişim alanında artan nüfuzunun Sri Lanka'nın demokratik düzenine nasıl zarar verdiğini araştırmayı amaçlıyor. Bu, Sri Lanka'nın stratejik ve ulusal çıkarlar gereği Çin ile bağlar kurmasına rağmen bunun ülkenin demokratik kurumları açısından öngörülemeyen sonuçlar doğurmayacağı anlamına geliyor. Bu araştırmanın amacı, öğrenme, taklit, hem geleneksel hem de yeni hegemonik güçlerin kendi rejimlerini ilerletmek için giriştikleri girişimler gibi faktörleri kapsayan bu çok yönlü mekanizmayı detaylı bir şekilde ortaya çıkarmaktır. Çin'le derin ilişkilerin gelişmesi, diğer dış etkilerin akışını dengelemede stratejik bir seçim görevi görecek. Bu politika, ilişkiyi, ekonomik kötü yönetimden otoriterliği desteklemeye kadar değişikliklere tabi olan, Çin kalkınma modeliyle aynı görüşü öne süren karmaşık ve bazen çelişkili bir ilişkiye dönüştürüyor. Bu çalışma, özellikle Sri Lanka'da Çin etkisi ile liberal demokrasiye meydan okuma arasındaki henüz yeterince araştırılmamış sorunlara ışık tutarak literatürdeki mevcut bilgi boşluğunu doldurmayı amaçlamaktadır. Ampirik araştırma ve teorik analiz tekniklerini dikkatli bir şekilde uygulayarak, bu ileri konular hakkındaki akademik araştırmalara değerli bir katkı sağlar.Master Thesis Suriye Baas Partisi'nin İktidar Mücadelesinde Arap Milliyetçiliğinin Rolü(2019) Khalil, Dilek; Yıldırım, Nilgün EliküçükBu çalışmanın amacı, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde tohumları atılan ve 20. yüzyılın ilk yarısında şekillenmeye başlayan Arap milliyetçiliği akımı ve bu akımın Suriye Baas partisinin kurulmasında ve daha sonra iktidar mücadelesindeki rolünü ele almaktır. Arap milletinin kadim bir etnik kimliğe sahip olmasından dolayı etno-sembolcülük modern milliyetçilikle kadim millet anlayışını birleştiren bir sentez sunduğu için bu teori Arap milliyetçiliğini açıklamakta temel referans noktası olarak kullanılacaktır. Ayrıca Arap kavmi uzun vadeli zaman dilimine yayılmış bir kültürel mirasa ve köklü bir tarihe sahiptir. Bu nedenle çalışmada Fernand Braudel'in üç katmanlı tarih anlayışı uyarınca Arap milliyetçiliğinin tohumlarının atılmasına katkı sağlayan bir dizi olaylara yer verilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemi ve Fransız mandasında tohumları atılan Arap milliyetçiliği 1940'lı yıllarda Baas partisiyle birlikte Suriye'de kurumsal bir kimlik kazanmıştır. Bu bağlamda, Baas partisinin, Arap milliyetçiliği ve Arap ümmetinin birliği yolunda verdiği mücadele, ideolojik yapısı, şiarı, temel ilkeleri ve hedefleri açıklanmıştır. Son olarak ise, 1951-1970 yılları arasında özellikle Baas partisinin iktidara gelmesiyle gelişen dış politika olayları ve Arap milliyetçiliği ve birliği yolunda verdiği mücadelenin dış politika eylemlerine nasıl yansıdığı ele alınmıştır. Çalışmanın temel iddiası, Arap milliyetçiliğini temsil eden, birlik, hürriyet ve sosyalizm ideolojileri ve halen var olan 'Sonsuz Misyona Sahip Tek Arap Ulusu' şiarıyla yola çıkan Baas partisinin uluslararası politikada ve bölgede yaşanan gelişmeler, Suriye içinde yaşanan istikrarsızlıklar ve kaos ortamı sonucunda Arap ümmetini birleştirme yolunda verdiği mücadelede yenik düşmüş olduğudur. Anahtar kelimeler: Baas Partisi, Arap Milliyetçiliği, Birlik, Hürriyet, SosyalizmMaster Thesis Kuşak ve Yol Girişimi: Cibuti ve Pakistan Örnekleri(2021) Osmanlı, Seyda Nur; Yıldırım, Nilgün EliküçükBu çalışma Çin Halk Cumhuriyeti tarafından başlatılan Kuşak ve Yol Girişimi'nin Çin Halk Cumhuriyeti dış politikası açısından hedeflerini ortaya çıkartmak için yapılmıştır. Bu nedenle Çin Halk Cumhuriyeti içerisindeki ekonomik ve siyasi koşullar çerçevesinde Kuşak ve Yol Girişimi'ni meydana getiren gelişmeler incelenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti ekonomisinin son yıllarda karşı karşıya kaldığı zorluklara Xi Jinping döneminde proaktif politikaların izlenerek çeşitli çözümler geliştirildiği görülmüştür. Nihayetinde çeşitli siyasi ve ekonomik sorunlara çözüm ihtiyacı ile başlatılan Kuşak ve Yol Girişimi Çin Halk Cumhuriyeti dış politikası için ekonomik ve siyasi kazanımları da beraberinde getirmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan çoklu durum çalışması (çoklu vaka çalışması) kullanılmıştır. Cibuti Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti iki durum olarak ele alınarak Kuşak ve Yol Girişimi hakkında derinlemesine araştırma yapılmıştır. Ele alınan vakaların her ikisinde de deniz haydutluğu, radikalizm, ayrılıkçılık gibi Çin Halk Cumhuriyeti açısından tehdit unsuru olan çeşitli güvenlik sorunlarının bulunduğu gözlemlenmiş ve bu güvenlik sorunları ile Kuşak ve Yol Girişimi arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkiler araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda Çin Halk Cumhuriyeti'nin Kuşak ve Yol Girişimi sayesinde ekonomik araçlar kullanılarak her iki vakada güvenlik sorunlarının üstesinden gelinmeye çalışıldığı saptanmıştır. Bu yöntemin Batı Kalkınma Stratejisi ile aynı yöntem ve amaçlara sahip olmasından hareketle Kuşak ve Yol Girişimi'nde uygulanan yöntemlerin Çin Halk Cumhuriyeti siyaseti açısından bir sürekliliği yansıttığı, bununla birlikte 'bağlantı' kavramı sayesinde özellikle liman bağlantıları aracılığıyla Çin Halk Cumhuriyeti'nin erişim alanının genişlediği saptanmıştır. Ayrıca pek çok farklı alanda 'Çin Standartları'nın elde edilmeye çalışıldığı ve bu standartların Kuşak ve Yol Girişimindeki altyapı yatırımlarında uygulandığı görülmüştür. Öte yandan Girişim'in çeşitli siyasi, coğrafi, hukuki ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğu ve girişimdeki projelerin şeffaflık ve saydamlık gibi çeşitli niteliklerden yoksun olduğu görülmüştür. Kuşak ve Yol Girişimi'nin başarıya ulaşarak yatırım alan ülkelerin refahına ve bölgesel refahlara katkı sağlaması ve Xi Jinping dönemi önemli politika formülasyonu olan Çin Rüyası'nın gerçekleşmesi için, Girişim'in önündeki yatırımların yapıldığı ülkelerdeki sorunlara yönelik çözümler geliştirilmesinin gerekli olduğu saptanmıştır.Article Çin’in Avrasya Rüyası olarak İpek Yolu Ekonomik Kuşağı: Ortak Kimlik mi Ortak Korku mu?(2019) Yıldırım, Nilgün EliküçükThe Silk Road Economic Belt is the key component of China’s EurasianPivot strategy. In this study, China’s Eurasian Pivot is approached as acreativity strategy from the perspective of social identity theory. In orderto succeed in its creativity strategy, China is trying to create a commonin-group identity with the Silk Road Economic Belt countries throughthe Chinese Dream. However, the Chinese Dream is not perceived as acommon identity by Central Asians and Uyghurs. While Central Asiansrespond China’s economic presence in the region positively, they are afraidof demographic changes and cultural influences that Chinese migrationwill cause. Therefore, the Chinese Dream has been a common fear forTurkic societies along the Silk Road Economic Belt rather than commonidentity. This fear could be one of the most important factors that willprevent the success of China’s Eurasian Pivot in the long run.Master Thesis Çin Yatırımlarının Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC), Etiyopya ve Kenya Üzerindeki Etkisi: Karşılaştırmalı Bir Çalışma(2024) Mehmood, Fahad Yasın; Yıldırım, Nilgün EliküçükÇin'in Afrika'ya yönelik doğrudan yatırımları (FDI), birçok Afrika ülkesini ekonomik olarak dönüştürmüştür. Çin, madenlere, yollara, demiryollarına, telekomünikasyona ve enerjiye yatırım yaparak birçok ülkenin hızlı gelişimine katkıda bulunmuştur. Kuşak ve Yol İnisiyatifi kapsamında Çin, Afrika ülkelerine bağlantıyı artırmak ve Çin ile ticareti güçlendirmek amacıyla çeşitli finansman ve teknik destekler sağlamaktadır. Ancak, birçok Afrika ülkesinde Çin'in kredilerinin ve yatırım modellerinin etkisi konusunda endişeler bulunmaktadır. Bu nedenle, araştırma Çin'in DRC, Kenya ve Etiyopya'daki yatırımlarının etkisini inceledi. Karşılaştırmalı analiz araştırma yöntemi kullanılarak, ekonomik raporlar, hakemli makaleler ve diğer güvenilir internet kaynakları, Çin'in yatırım modellerini karşılaştırmak ve bu modellerin DRC, Etiyopya ve Kenya ekonomileri üzerindeki etkilerini değerlendirmek için gerekli bilgileri sağladı. Araştırma, Çin'in DRC'deki odak noktasının genellikle çıkarılabilir sektör olduğunu buldu; burada Sicomines Anlaşması'nı imzalayarak DRC'nin kobalt ve bakır madenleri üzerinde önemli kontrol sağlamıştır. Anlaşma, Çin'e DRC'nin altyapısına yatırım yapma zorunluluğu getirse de, bu tür yatırımların madencilikten elde edilen kazançlarla orantılı olmadığı görülmektedir. Kenya ve Etiyopya'da ise Çin, ülkelerin altyapısının modernizasyonunu ve gelişimini finanse etmiştir. Bu nedenle, Çin, bu iki ülkede hızlı ekonomik büyümenin sorumlusu olmuştur. Bu bağlamda, makale Çin'in DRC, Etiyopya ve Kenya'daki FDI yaklaşımlarının karışık sonuçlarını doğrulamıştır. Anahtar Sözcükler: FDI, Borç Bağımlılığı, Çıkarılabilir Sektör, Altyapı, Özel Ekonomik Bölgeler (SEZs)Master Thesis The Impact of the Russian-Ukrainian War on the Eastern Mediterranean Region and Turkey’s Security Perception(2024) Kaya, Buse; Yıldırım, Nilgün EliküçükTürkiye'de ulusal güvenlik kavramı tarihsel tecrübelerle oluşmuş ve jeopolitik yapısı güvenlik algılamasında oldukça etkili olmuştur. Türkiye bulunduğu coğrafya itibariyle stratejik bir bölgedir. Türkiye'nin Doğu ve Batı arasında bir köprü olması jeostratejik önemini artırmaktadır. Fakat Türkiye'nin sınır komşularının ideoloji ve rejimlerinin farklı olması statükosunu korumasında bir tehdit olarak görülmüştür. Bu nedenle Türkiye'nin güvenlik algısı geleneksel güvenlik yaklaşımı çerçevesinde şekillenmiştir. Doğu Akdeniz Bölgesi Türkiye'nin sınır, enerji ve jeopolitik açıdan güvenliğini sağlamasında önemli bir alan olmuştur. Doğu Akdeniz Bölgesindeki hidrokarbon enerji kaynaklarının keşfedilmesi ile bölgedeki devletler arasındaki çatışmalar artmış ve uluslararası alanda dikkatler bu bölgede toplanmıştır. Devletlerin kendi deniz yetki alanlarını belirlemesi ve bölgeden çıkan hidrokarbon enerji kaynaklarının kullanımı, bölgedeki devletler arasında rekabete yol açmıştır. Rusya Ukrayna Savaşının başlaması, enerji kaynakları açısından Rusya'ya bağımlı olan AB'nin, Doğu Akdeniz'de enerji rezervlerine sahip olan devletlerle iş birliği içerisine girmesine neden olmuştur. Ayrıca Doğu Akdeniz Bölgesi ABD, NATO, AB tarafından Rusya'nın çevrelenmesinde stratejik bir bölge olarak görülmektedir. Rusya'nın yayılmacılığı ve ABD'nin bölgede artan nüfuzu Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırmaktadır. Türkiye Doğu Akdeniz'deki haklarını ve güvenliğini korumak istemektedir. NATO ülkesi olan Türkiye, Rusya ile de ileri düzeyde iş birliği içerisindedir. Türkiye savaş sırasında tarafsız bir politika sergilemekte ve ulusal güvenliğini ön plana koymaktadır. Bu çalışmada Rusya Ukrayna Savaşının Doğu Akdeniz Bölgesine etkileri ve Türkiye'nin güvenlik algısı çerçevesinde bölgedeki politikalarına yansımaları incelenecektir.

