7 results
Search Results
Now showing 1 - 7 of 7
Master Thesis Nonspesifik Kronik Bel Ağrısı Olan Hastalarda Manuel Terapinin Santral Sensitizasyon Üzerine Etkinliğinin İncelenmesi(2023) Aydoğdu, Serhat; Uluğ, NaimeKronik bel ağrısı sık görülen fiziksel ve psikolojik problemlere yol açan bir sağlık sorunudur. Bu çalışmanın amacı santral sensitizasyonu gelişen nonspesifik kronik bel ağrısı olan hastalarda manuel terapinin santral sensitizasyon üzerine etkinlik düzeyinin incelenmesidir. Çalışmaya Özel 100.yıl Hastanesi'ne başvuran nonspesifik bel ağrısı tanısı almış 24-64 yaş arasındaki 40 hasta dahil edilmiştir. İki gruba ayrıldıktan sonra dört hafta boyunca ilk gruba manuelterapi yöntemleri, egzersiz ve elektroterapi modaliteleri uygulanırken; diğer gruba egzersiz ve elektroterapi modaliteleri uygulanmıştır. Tedavi öncesi ve tedavi sonrası değerlendirmeler Santral Sensitizasyon Ölçeği, Vizüel Analog Skalası, Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği, Oswestry Bel Ağrısı Engellilik Anketi ve Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi üzerinden yapılmıştır. 2 grupta ağrı düzeyinde, Oswestry Bel Ağrı Engellilik Anketinde, Santral Sensitizasyon Ölçeğinde ve anksiyete durumlarında anlamlı fark bulunmuştur. Manuel terapinin nonspesifik kronik bel ağrılı hastalarda santral sensitizasyon üzerine etkinliği bulunmuştur (p<0,001). Nonspesifik kronik bel ağrısı olan hastalarda manuel terapinin santral sensitizasyon üzerine etkisi vardır. Nonspesifik bel ağrısı olan hastaların tedavi programına manuel terapi tekniklerinin eklenmesiyle iyileşme olacağı gözlemlenmiştir. Manuel terapi, fizik tedavi yöntemine göre ağrıyı azaltmada, uyku kalitesini artırmada, depresyonu azaltmada genel sağlık algısının iyileşmesin de daha etkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: bel ağrısı, egzersiz, elektroterapi, manuel terapi, santral sensitizasyonMaster Thesis İnme Rehabilitasyonunun İnme Sonrası Santral Ağrı Sendromu, Hareket Korkusu, Emosyonel Durum ve Yaşam Kalitesine Etkisinin Araştırılması(2023) Koç, Sultan Şimal; Uluğ, NaimeBu çalışmanın amacı, inme rehabilitasyonunun, inme sonrası santral ağrı sendromu, hareket korkusu, emosyonel durum ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini araştırmaktı. Araştırmaya 49 kronik inme hastası dahil edildi, katılımcıların yaş ortalaması 54,59 ± 18,19 yıldır. Hastalara alacakları dört haftalık inme rehabilitasyonu öncesinde ve sonrasında; sosyo-demografik bilgiler, santral ağrı varlığı ağrı şiddeti, lokalizasyonu ve hassasiyeti ; Numeric Ağrı Skalası, Ağrı Duyarlılık Ölçeği ve Kısa Ağrı Ölçeği ile, nöropatik ağrı Leeds Assessment of Neuropathic Symptoms and Signs (LANSS ) ile, santral sensitizasyonu Santral Sensitizasyon Ölçeği (SSÖ) ile, hareket korkusu Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ) ile, emosyonel durum ve yaşam kalitesi SF-36, bilişsel fonksiyonları mini mental test (MMT) ve ambulasyon yetenekleri Fonksiyonel Analog Skala (FAS) ile değerlendirildi. Çalışmanın sonuçlarına göre, tedavinin nöropatik ağrıda anlamlı bir azalmaya neden olduğu bulundu (p<0,001). Ayrıca, tedavi sonrasında Genel Sağlık Algısı (p<0,001), Ortalama Ağrı (p=0,023) ve Ağrıdan Kurtulma Yüzdesi'nde vi (p=0,044) artış görüldü. Bu çalışma sonuçları; inme rehabilitasyonunun inme sonrası görülen santral ağrı sendromu semptomları ve yaşam kalitesi üzerinde iyileşme sağladığını ve santral ağrı semptomlarının inme rehabilitasyonu içinde değerlendirilmesi ve tedavi edilmesinin önemini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: inme, santral ağrı, nöropatik ağrı, inme rehabilitasyonuMaster Thesis Adölesan Erkek Basketbolcularda Fiziksel Uygunluk Parametreleri ve Kognitif Performans Düzeyleri Arasındaki İlişki(2022) Kodak, Seyde Büşra; Uluğ, NaimeBu tezin amacı adölesan erkek basketbolcularda fiziksel uygunluk parametreleri ve kognitif performans düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Basketbol sporunun spora özgü özelliklerinin kişinin kognitif performansını nasıl etkilediği tam olarak bilinmemektedir. Çalışmaya 14-18 yaş aralığında gönüllü 49 erkek basketbolcu dâhil edildi. Tüm olgulara fiziksel performans testleri olarak dikey sıçrama, çeviklik , reaktif çeviklik, 20 m sprint ve Y şekilli denge testi uygulandı. Kognitif performans testleri olarak sağ/sol ayrımı (Recognise uygulaması), iki nokta diskriminasyonu, Stroop Testi uygulandı ve ağrı eşiği seviyesi değerlendirildi. Reaktif çeviklik testinde görsel uyaran, kamera ve fotoselli kapılar kullanılarak reaktif tepki hızı değerlendirildi. İstatistik analiz yöntemi olarak Pearson Korelasyon analizi kullanıldı. Sağ/sol ayrımı ile koşu hızı, alt ekstremite kas gücü, çeviklik, reaktif çeviklik ve hem alt hem de üst ekstremite dengesi arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.05). Stroop testi ile alt ekstremite kas gücü arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.05). Sonuç olarak basketbolcularda fiziksel performans ve kognitif performans parametreleri arasında anlamlı bir ilişki vardır. Basketbol eğitiminde derin kognitif fonksiyon işlevlerinin etkisi olabileceği ve bunun spor performans ve antrenmanlarında başarıyı etkileyebileceğini düşünüyoruz.Master Thesis Lomber Disk Hernisi Olan Hastalarda Dinamik Bantlamanın Ağrı, Ağrı Eşiği, Endurans, Denge, Lomber Eklem Hareketliliği ve Fonksiyonellik Üzerine Akut Etkilerinin İncelenmesi(2023) Adalı, Mehmet Fatih; Uluğ, NaimeBu çalışma dinamik bantlamanın lomber disk hernili hastalarda ağrı, ağrı eşiği, endurans, denge, lomber eklem hareketliliği ve fonksiyonellik üzerine akut etkilerini incelemek için gerçekleştirildi. Çalışmaya Kırşehir Kaman Devlet Hastanesi'nde uzman hekim tarafından fizyoterapi ve rehabilitasyon ünitesine gönderilen, daha önce yapılan fizik muayene ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) sonuçlarına göre lomber disk hernisi tanısı konulan 34 gönüllü, erişkin hasta dahil edildi. Hastalar dinamik bant (n=17) ve sham bant (n=17) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Hastaların ağrısı Sayısal Derecelendirme Ölçeği, ağrı eşiği Jtech Commander dijital algometre, lomber kas enduransı Modifiye Sorenson Testi, dengesi fonksiyonel uzanma testi, lomber eklem hareketliliği universal gonyometre ve hastaların fonksiyonel hareket düzeyleri zamanlı kalk ve yürü testi ile değerlendirildi. Değerlendirmeler bantlama uygulanmadan önce, bantlama uygulandıktan 2 saat sonra ve 3 gün sonra olmak üzere 3 aşamada gerçekleştirildi. Dinamik bantlama uygulamasının bantlama öncesine kıyasla 2 saat sonraki ve 3 gün sonraki ölçümlerinde lomber eklem fleksiyonu haricinde kalan diğer tüm parametrelerde iyileşme sağladığı görülürken, sham bantlama grubunda ise 2 saat sonra ve 3 gün sonraki ölçümlerinde her hangi bir değişim görülmemiştir. Sonuç olarak dinamik bantlama uygulamasının lomber eklem fleksiyonu haricinde kalan diğer tüm parametrelerde iyileşme sağladığı ve bu nedenden dolayı lomber disk hernisinin akut tedavisinde uygulanabilecek yöntemlerden birisi olarak tercih edilebileceği düşünülmektedir.Master Thesis Kronik İnme Hastalarında Torakolumbal Fasya ve Latissimus Dorsi Esnekliğinin Gövde Kontrolü ve Denge ile İlişkisinin İncelenmesi(2025) Filiz, Aleyna; Uluğ, NaimeBu çalışmanın amacı kronik inme hastalarında thorakolumbar fasya ve latissimus dorsi esnekliğinin denge ve denge ile ilişkisinini araştırmaktı. Çalışma, Ekim 2024 ile Şubat 2025 tarihleri arasında Ankara İncek Medical Park Hastanesi'nde yatmakta olan ya da ayaktan tedavi gören, 40-65 yaş arasındaki inme geçirmiş kadın ve erkek hastalar ile gerçekleştirildi. Çalışmaya, 3 ay önce inme geçirmiş, Modifiye Ranking skoru 0-3 arasında, Mini Mental Test skoru 25 ve üzerinde olan, iletişim kurabilen, yürüme yardımcısı ile veya yardımcı olmadan ayakta durabilen ve yürüyebilen toplam 32 gönüllü hasta dahil edildi. Çalışma kapsamında, hastaların demografik bilgileri kaydedildi. Torakolumbal fasya esnekliğini değerlendirmek için; sağ ve sol gövde rotasyon normal eklem hareket açıklığı gonyometrik platform ile, latissimus dorsi esnekliğini değerlendirmek amacıyla etkilenen taraf pasif omuz fleksiyonu normal eklem hareketi universal gonyometre ile ölçüldü. Denge parametreleri; Stabilometrik Platform-Alfa Cihazı ve Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ile ölçüldü. Stabilometrik değerlendirmelerde özellikle ağırlık merkezinin x ve y koordinaları üzerinde salınım alanı, salınım uzunluğu ve ağırlık aktarım yüzdeleri gibi parametreler analiz edildi. Gövde kontrol düzeyleri Gövde Bozukluk Ölçeği (GBÖ) ve postüral kontrol ise Postüral Değerlendirme Skalası (PDS) ile değerlendirildi. Çalışma sonucunda tanımlayıcı istatistikler ve korelasyon analizleri yapıldı. Torakolumbal fasya, latissimus dorsi elastikiyet sonuçları ile stabilometrik değerlendirme sonuçları, gövde kontrolü, postüral kontrol ve düşme riski arasındaki ilişki korelasyonları analiz edildi. Çalışma sonucunda; torakolumbar fasya elastikiyeti ile stabilometrik denge parametrelerinden sağ-sol ağırlık aktarımı arasında anlamlı ilişki bulundu. Ancak Torakolumbal fasya elastikiyeti ile GBÖ'nin dinamik denge ve koordinasyon skorları arasında istatistiksel olarak zayıf negatif yönde korelasyonlar bulundu. GBÖ alt grupları sonuçları ile PDS ve FUT skorları arasında anlamlı ilişki bulundu. Sağ hemiparetik hastalarda, sağ TLF esnekliği ile GBÖ statik skoru arasında anlamlı ilişki bulundu. Çalışmamız sonucunda, torakolumbal fasya ve latissimus dorsi esnekliğini değerlendiren gövde rotasyonu ile ağırlık aktarımı ve gövde kontrolünün dinamik denge parametresi arasında anlamlı ilişki olduğu bulundu. Bu sonuçlar ışığında, inme hastalarında torakolumbal fasya ve latissimus dorsi yapılarının denge parametreleri ve gövde kontrolü üzerinde etkili olabilecekleri, bu nedenle inme rehabilitasyonu sürecinde tedavi programlarında göz önüne alınması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: inme, torakolumbal fasya, latissimus dorsi, fasya esnekliği, dengeMaster Thesis Whip-Predict Whiplash Risk Sınıflandırma Aracının Türkçe Geçerlik, Güvenirlik Çalışması(2025) Eryılmaz, Muhammed Celal; Uluğ, NaimeBu çalışma, WHIP-PREDICT Whiplash Risk Sınıflandırma Aracı'nın Türkçe versiyonunun geçerlik ve güvenirlik analizini gerçekleştirmek amacıyla tasarlanmıştır. Whiplash yaralanmaları, trafik kazaları gibi travmatik olaylar sonucunda ortaya çıkan karmaşık bir sağlık sorunu olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda, Quebec Task Force (QTF) tarafından geliştirilen 'Whiplash Associated Disorders' (WAD) terimi, bu tür yaralanmaların tanımlanmasında önemli bir yer tutmaktadır. WHIP-PREDICT ölçeği, whiplash yaralanmalarının risk faktörlerini değerlendirerek, uygun tedavi ve rehabilitasyon planlarının oluşturulmasına yardımcı olmaktadır. Ancak, Türkiye'de Whiplash yaralanmalarının risk sınıflandırılması için kullanılan ve Türkçe geçerlik güvenirliği olan herhangi bir ölçek bulunmamaktadır. Literatürdeki bu eksikliği gidermek için WHIP-PREDICT aracının Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapıldı. Bu araştırma, Ağustos 2024 ile Haziran 2025 tarihleri arasında, 18-65 yaş aralığındaki 285 bireyden elde edilen verilerle gerçekleştirildi. Katılımcılar, çalışmanın dahil edilme kriterlerine uygun olarak seçildi ve anket süreci, etik kurallara uygun olarak gerçekleştirildi. Çalışma kapsamında katılımcıların, demografik bilgileri, kronik hastalık varlığı ve WHIP-PREDICT ölçeği uygulandı. Ayrıca, Boyun Özürlülük Sorgulama Anketi (BÖA), Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ) ve Olayların Etkisi Ölçeği (OEÖ) gibi ek ölçüm araçları da kullanıldı. Elde edilen veriler sonucunda, WHIP-PREDICT ölçeğinin Türkçe versiyonunun Cronbach Alfa katsayısı 0,893 olarak hesaplandı, bu da yüksek düzeyde iç tutarlılığı gösterdi. Yapı geçerliği analizi, ölçeğin iki alt boyutlu bir yapıya sahip olduğunu ortaya koydu. WHIP-PREDICT'in ilk bölümdeki 10 madde, whiplash travması ile ilişkili semptomları ve risk faktörlerini ölçerken, ikinci bölümdeki 5 madde ise aşırı uyarılma durumunu değerlendirmektedir. Bu bölüm, özellikle 35 yaş ve üzerindeki katılımcılarda yaşa bağlı aşırı uyarılma ile artan riskleri göz önünde bulundurarak, whiplash yaralanmalarının psikolojik etkilerini anlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışma sonucunda; WHIP-PREDICT'in birinci bölümü ile, BÖA toplam puanı arasında yüksek düzeyde pozitif ilişki, TKÖ toplam puanı arasında orta düzeyde pozitif ilişki, OEÖ toplam puanı arasında orta düzeyde pozitif ilişki bulundu. WHIP-PREDICT'in ikinci bölümü ile; BÖA toplam puanı arasında zayıf fakat istatistiksel olarak anlamlı ilişki, OEÖ toplam puanı arasında orta düzeyde pozitif ilişki, TKÖ toplam puanı arasında ise zayıf düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı olmayan korelasyon bulundu. Çalışma sonuçlarımız, WHIP-PREDICT ölçeğinin Türkçe versiyonunun, whiplash yaralanmalarının değerlendirilmesinde güvenilir ve geçerli bir araç olduğunu gösterdi. Bu çalışma, Türkiye'de WHIP-PREDICT'in klinik uygulamalara entegrasyonunu kazandırarak, whiplash yaralanmalarının değerlendirilmesinde ve yönetiminde önemli katkılar sağlayabileceği düşünülmektedir. Elde edilen bulgular, boyun ağrılı bireylerin değerlendirme ve tedavi süreçlerinin özelleştirilmesine, bunun yanı sıra bu alanda çalışan hekim ve fizyoterapistlerin sunduğu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinde önemli rol oynayabileceği düşünülmektedir.Master Thesis Sedanter Kadın Bireylerde Reformer Pilates'in Bilişsel Kontrol ve Esneklik Düzeyi, Beden Farkındalığı Üzerine Etkisinin İncelenmesi(2023) Özeren, Ayşenur; Uluğ, NaimeBu çalışma sedanter kadın bireylerde reformer pilatesin bilişsel konrol ve esnekliğe, beden farkındalığına etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışma Ankara Özel Ortadoğu Hastanesinde bulunan kilinik Pilates odasında yaşları 25-50 yıl arasında değişen 44 sağlıklı sadenter kadın dahil edildi. Bireyler Pilates ve kontrol olmak üzere randomize olarak 2 gruba ayrıldı. Reformer pilates grubuna altı hafta süresince (2gün/hafta) egzersiz eğitimi verildi . Kontrol grubuna ise ev egzersiz programı olarak aerobik egzersiz önerildi. Her iki grubun eğitim öncesi ve sonrasında değerlendirmeleri yapıldı. Katılımcıların ağrı şiddeti Visual Analog Skalası (VAS) ile, yorgunluk Modifiye Borg Skalası (MBS) ile, emosyonel durum Beck Depresyon Ölçeği(BDÖ) ile, uyku kalitesiPittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), yaşam kalitesiKısa Form-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36), iki farkı duyunun değerlendirilmesi iki nokta diskriminasyon testi ile, vücut şeması sağ/sol ayrımı Recognise Application ile, beden farkındalığı bilinçli farkındalık ölçeği (BFÖ) ile, bilişsel esneklik Stroop Testi ile, kor enduransı lateral köprü testi, statik gövde ekstansiyon testi (Sorensen testi) ve gövde fleksörleri endurans testi ile değerlendirildi.Bu çalışma sonucunda Reformer pilatesin kişilerde dikkati, bilişsel esnekliği ve yaşam kalitesini artırdığı ve emosyonel durumu iyileştiridiği bulundu.Kognitif performansı geliştirici ve yaşam kalitesini üzerine olumlu etkileri nedeniyle Reformer Pilates egzersizlerinin fizyoterapi ve rehabilitasyon tedavi programlarına eklenmesi önerilebilir.

