Search Results

Now showing 1 - 10 of 23
  • Article
    Effectiveness of Regional Organisations in Solving Security Problems of North Africa: the Libyan Civil War (2011-2022)
    (2022) Mısırlı, Hüsnü; Orhan, Duygu Dersan
    When the international competition areas and formations of power projections are examined, it is seen that the North Africa region is at the center of international conflicts and is being redesigned by the effects of global rivalry. Besides, the civil wars that swept through and shattered the Middle East and North African countries such as Libya have demonstrated the reality that Arab regimes and autocratic governments with very weak institutional systems are vulnerable to sudden popular events. The country has slid into serious political instability and civil turmoil ever since the collapse of the Gaddafi regime. After the beginning of the multi-sided civil war in 2014, which is also called the second Libyan civil war, Libya has been divided into two parts as the eastern and western governments. It is also seen that the African Union and the Arab League don’t have enough capacity to respond effectively to the crises that occurred in their area of responsibility. In this study, the current situation has been revealed by examining how effective the regional organizations are in solving the security problems of Libya. In addition to this, an evaluation is also presented about the necessity of viable strategies for developing their conflict management capacities.
  • Master Thesis
    Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın Somali'deki Stratejik Katılımı
    (2022) Omar, Abdirazak Abukar; Orhan, Duygu Dersan
    Bu çalışmanın odak noktası, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Suudi Arabistan'ın Afrika Boynuzu'nda yer alan ve çatışma, siyasi istikrarsızlık, terörizm ve kalıcı bir insani krizle boğuşan bir ülke olan Somali'ye yönelik aktif politikalarının stratejik analizi üzerinedir. Çalışmanın amacı, finansmanı, yatırımı ve siyasi etkisi Mogadişu'nun iç ve dış politikalarını etkileyen bahsi geçen üç Körfez Arap devletinin Somali'deki stratejik politikalarını incelemek ve değerlendirmektir. Çalışma ayrıca Somali'nin neden bahsi geçen petrol zengini ülkeler için ana odak noktası haline geldiğini ele alırken, aynı zamanda politikalarının Somali siyasi arenasını ne ölçüde etkilediğini de değerlendirmektedir. Afrika kıyılarıyla on yıllarca süren minimal ilişkilerden sonra Afrika Boynuzu'na doğru siyasi genişlemelerinin neden merkez üssü haline geldiğini incelemenin yanı sıra, aynı zamanda yukarıda bahsedilen üç Arap hükümetinin Somali'deki rolüne ışık tutması amaçlanmaktadır. Katar, Birleşik Arap Emirliği ve Suudi Arabistan'ın nüfuz yöntemlerini ve şu anda Somali ve Afrika Boynuzu'nda geçerli olan bölgesel rekabetleri de çalışmada analiz edilmektedir. Kendisinden daha güçlü ve daha zengin ulusların Somali ekonomisine ve dış ilişkilerine müdahaleleri, Somali için fırsatları ve aynı zamanda tehditleri bereaberinde getirmiştir. Karşılıklı ilişkiler açık bir şekilde denge eksikliğine dayanmaktadır. Kızıldeniz'in karşısındaki komşuları daha zengin, siyasi olarak daha istikrarlı ve iddialı orta güçler olarak kendilerini konumlandırırken, Somali yoksulluk, siyasi olarak istikrarsızlık ve savaştan mustariptir. Bu durum, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar'ın Somali'nin dinamik siyasi pazarında etkili dış aktörler olarak hızla öne çıkmasıyla sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Stratejik Çıkar, Dış Politika, Güvenlik, Rekabet, Etki, Afrika Boynuzu, Somali, Körfez, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar.
  • Article
    İRAN’DA SİYASİ BİR SEMBOL OLARAK KADINLAR: PEHLEVİ REJİMİ İLE İSLAM DEVRİMİ ARASINDA KARŞILAŞTIRMALI BİR BAKIŞ
    (2021) Banaeinia, Masoumeh; Orhan, Duygu Dersan
    İran İslam Devrimi’nden sonra İranlı kadınlar sosyo-politik tartışmaların en önemli konularından birisi olmuştur. Bu makale, Iran İslam Devrimi’nden sonra kadın hakları konusunda yaşanan değişimi anlamak için Şah rejimi ve devrim sonrası döneme odaklanarak karşılaştırmalı bir bakış açısı benimsemektedir. Çalışmada her iki dönemde de kadınların rejimler tarafından siyasi bir sembol olarak kullanıldığı, Pehlevi rejimi sırasında modernitenin, Devrim'den sonra ise İslam'ın bir sembolü olarak sunulduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma İran'da kadın hakları konusunun her dönemde sadece iç mesele olmadığını, güçlü bir dış politika aracı olarak ve İran'ın dış dünya tarafından nasıl algılandığına dair bir imaj unsuru olarak kullanıldığını göstermektedir. Kadınların sadece dış görünüşüne odaklanan kadın hakları tartışmalarının birçok önemli konunun ihmal edilmesine yol açtığı düşünülmektedir. İran Devrimi’nden bu yana ülkeyi yöneten liderlerin kadın haklarına yönelik farklı tutumlara sahip oldukları da çalışmada ortaya konmuştur. İran İslam Devrimi’nden sonra kadın hakları, cumhurbaşkanlarının kadın sorunlarına ilişkin vizyonlarına bağlı olarak ileri veya geri gittiği değerlendirilmiştir. Konu, kadınların sosyal ve siyasi hayattaki rolleri, siyasete katılım düzeyleri, farklı hükümetlerin kadın giyimine ilişkin politikaları ve eğitim hakları çerçevesinde incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Amerika'nın Obama Döneminde Orta Doğu Politikalarını Belirleyen Bireysel, Devlet ve Uluslararası Faktörlerin Etkisi
    (2018) Alkaçar, Ömer; Orhan, Duygu Dersan
    Tezde Amerikan başkanlarının kişilik özelliklerinin Ortadoğu Politikasında belirleyici rolünün bulunup bulunmadığı temel soru olarak benimsenmiştir. Bunun için Barak Obama dönemi inceleme konusu yapılmıştır. Tezin temel analiz yöntemi temel analizdir. Bu çerçevede, Obama dönemi Ortadoğu Politikası, bireysel, devlet ve uluslararası düzey olmak üzere üç farklı açıdan incelenmiştir. Sonuç olarak, devlet ve uluslararsı düzey faktörleri etkili olsa da Obama döneminin dış politikalarını başarılı adımlar atılması ve bazen sınırlı kalmasına yol açan yumuşak güç yaklaşımında görüldüğü gibi, bireysel özelliklerin dış politikanın belirlenmesinde en etkili faktör olduğu sonucuna ulaşılmıştır
  • Master Thesis
    Libya'da Çok Taraflı Silahlı Müdahale, 2011: Meşruiyet ve Gerekçeler
    (2019) Essa, Othman; Orhan, Duygu Dersan
    2011'de Libya'da barışcıl olarak başlayan protestolar, kısa süre içerisinde protestocular ile Libya hükümetinin güvenlik güçleri arasında açık bir savaşa dönüşmüştür. Bu durum, uluslararası toplumu sivilleri ve sivil nüfusu yoğun olan bölgeleri korumak için Libya'ya askeri müdahalede bulunmaya itmiştir. 2011'de Libya'ya yapılan çok taraflı silahlı müdahale, hem meşruiyeti, hem de müdahalede bulunan ülkelerin motivasyonları açısından bugün hala tartışma konusudur. Koruma sorumluluğu BM Güvenlik Konseyi'nin Libya'daki silahlı müdahaleyi yasallaştırma kararının yasal dayanağı olsa da, BM esas olarak Libya'da rejim değişikliğini gerçekleştirmeye odaklandı. Libya'daki sivillerin uluslararası toplumdan hızlı bir tepki gerektiren, kitlesel cinayet, zorla göç gibi diğer insan hakları ihlalleri riski altında olduğu açıktır. Ancak, Libya'daki BM misyonu, Libya halkının ihtiyaçlarından ziyade ulusal çıkarlarını ön plana koyan müdahaleci ülkeler tarafından kötüye kullanılmıştır. Libya'ya yapılan silahlı müdahale, Libya devleti açısından olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Libya'daki potansiyel katliamlar bir dereceye kadar engellense de, askeri müdahale ne yazık ki Libya'yı başarısız bir devlet ve terör örgütü haline getirmiş, insan ticareti çeteleri, finansal yolsuzluk ve farklı milisler arasında sürekli savaş bugün Libya'nın gerçeği halini almıştır.
  • Master Thesis
    Somali Çatışmasında Dış Aktörlerin Rolü
    (2019) Derow, Abshır; Orhan, Duygu Dersan
    Derow, Abshir. Somali Çatışmasında Dış Aktörlerin Rolü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2018. Afrika Kıtası dünya sisteminin deniz aşırı hükümetlerce yüzyıllar boyunca sömürülen bölgesinde yer almaktadır. Bunun sebebi kıtada çok sayıda dokunulmamış ham madde bulunması ve uluslararası güçler ve onlara ait çok uluslu firmaların dünya sisteminde merkezi güç olmak adına bu ham maddelere sahip olmayı amaçlamalarıdır. Buna bağlı olarak yüzyıllar boyunca bu ülkeler ve ham maddeleri üzerinde kontrollerini sürdürmüşlerdir. Her ne kadar ilk başlarda amaçları ham maddeleri elde etmek, ücretsiz iş gücü ve ürünlerini satabilecekleri büyük pazarlara sahip olmak olsa da sonradan kaynaklar üzerinde hakimiyet sağlama çabasına dönüşmüştür. Bunun bir sonucu olarak da uluslararası güçlerin neden olduğu aralıksız savaş ve sefalet nedeni ile Afrika kıtası ve insanı istikrarsız hükümetlerin yönetiminde acı çekmişlerdir. Bu çalışmada, uluslararası müdahalelerin ve iç savaşların kurbanı olan Doğu Afrika ülkesi Somali ele alınmıştır. Her ne kadar iyi bir stratejik konumda yer alıyor ve zengin kaynaklara sahip olsa da, Somali'nin bu özellikleri insanları için maalesef bir fırsat yerine bir şanssızlık olmuştur. Terörist gruplar ve uluslararası firmalar kaynaklarını sömürürken, yerel halk komşu ve deniz aşırı ülkelere göç etmek zorunda kalmıştır. On yıllar boyunca Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kurumlar, süregelen iç savaşı bitirmek adına barış girişimlerinde bulunuyor olsalar da bu girişimler maalesef sonuçsuz kalmış ve ülke halen savaş ortamından kurtulamamıştır. Bu tez çalışmasında tarihi arka plan ile birlikte mevcut durum analiz edilecek ve bu bağlamda bahsi geçen uluslararası güçlerin Somali'deki temel rolü ile bunların Somali'yi nasıl etkilediği incelenecektir.
  • Master Thesis
    Küresel Güç Mücadelesi Bağlamında Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin Dış Politikası
    (2023) Mantaş, Tolga Deniz; Orhan, Duygu Dersan
    Doğu Akdeniz tarih boyunca güç mücadelelerinin merkezi olan ve aynı zamanda jeopolitik ve jeostratejik olarak çok önemli bir bölgedir. Dünyanın en kritik deniz yollarına ev sahipliği yapan bölgenin önemi 2000'li yılların başında keşfedilen zengin hidrokarbon, petrol ve doğalgaz rezervleriyle daha da arttı. Bulunan zengin rezervlerle birlikte devletlerin üzerinde anlaştıkları Münhasır Ekonomik Bölge alanlarının olmaması sorunun kaynağını oluşturuyor. Doğu Akdeniz deniz yetki alanları paylaşımı sorunu bölgesel aktörleri ilgilendirdiği kadar küresel aktörleri de ilgilendirmektedir. Türkiye, diğer kıyıdaş ülkelere kıyasla Doğu Akdeniz'e en uzun kıyısı olan devlettir ve sorunun doğrudan muhattaplarındandır. Doğu Akdeniz deniz yetki alanları paylaşımı konusu neredeyse tamamen doğal kaynak ithalatçısı olan Türkiye'yi hem ekonomik; hem de başta Kıbrıs ve diğer ulusal meseleleri ilgilendirmesi bakımından da stratejik anlamda önemli bir konudur. Yunanistan ve Kıbrıs Yönetimi'nin bölgeye ilişkin tezleri Türkiye'nin tezleriyle çelişmektedir. Türkiye'nin uygulayacağı politika ekonomik ve siyasi çıkarlarını korumasının ötesinde bir egemenlik meselesi olması bakımından son derece önemlidir.
  • Article
    FİLMLERDE ÜLKE İMAJI: “HOLOGRAM FOR THE KING” FİLMİ ÜZERİNE BIR İNCELEME
    (2019) Orhan, Duygu Dersan; Eşiyok, Elif
    Film ülkelere ilişkin imajları yaymak için kullanılan araçlardan birisidir. Bugüne kadar yapılan araştırmalar, Hollywood filmlerinde Arap imajının olumsuz tasvir edildiğine dair genel bir anlayışı ortaya koymaktadır. Ancak, “Kral için Hologram” filmi Suudi Arabistan’ının ve halkının hem olumsuz hem de olumlu yönlerine odaklanarak daha gerçekçi ve daha az önyargılı bir yaklaşım sergilemektedir. Bu çalışmanın amacı Suudi Arabistan ve halkının bir Hollywood filmi olan “Kral için Hologram” filmindeki temsilini incelemektir. Çalışmada içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, filmdeki ülke imajına ilişkin görsellerin toplam süresinin 28.9 dakika olduğunu göstermiştir. Ülkenin politik ve sosyal niteliği ve ülkenin kapasitesi / yeterliğine ilişkin imajlar en yüksek yüzdeye sahip olarak bulunmuştur. Bu sonuç filmlerin ülke imajı için önemli bir iletişim aracı olduğunu göstermektedir.
  • Master Thesis
    Gözenekli Sınırların Mano Nehri Havzası Güvenliği Üzerindeki Etkisi, Sierra Leone Örneği
    (2024) Kargbo, Rachael Makiatu Oluwatosie; Orhan, Duygu Dersan
    Uluslararası hukuk, uluslararası topluluklar, modern çalışmalar ve uluslararası ilişkiler araştırmacılarının hepsi sınır gözenekliliği sorununa yoğunlaşmaktadır. Bunun nedeni, Dünya üzerindeki her ülkenin sınırları içinde bir veya iki ülkeyle sınır paylaşmasıdır. Batı Afrika örneğinde de bu durum değişlik göstermemektedir. Batı Afrika sınırları, geçirgenliğini sürdürmenin ne kadar zor olacağı hesaba katılmadan çizilen sınırlardır. Bu, Avrupa'nın Afrika'yı daha küçük ülkelere bölmesinin, yani balkanlaşmanın bir sonucudur. Avrupalılar, çevredeki uluslar arasındaki etkileşimleri hesaba katmada başarısız olmuşlardır ve Afrika'nın Avrupa tarafından sömürgeleştirilmesinden önceki ortak etnik ve kültürel normları incelemişlerdir. Bu tez, sınır geçirgenliğinin Sierra Leone'nin Mano Nehri Havzası'ndaki ulusal güvenliği üzerindeki etkisini incelemektedir. Bu çerçevede, bu tez sınır geçirgenliğinin Sierra Leone'nin ulusal güvenliği üzerindeki sonucunu incelemeye odaklanmaktadır. Araştırma bulgularına göre silah ve ihtiyaç maddeleri kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, yasa dışı balıkçılık ve kaçak avcılık, Sierra Leone'nin geçirgen sınırları nedeniyle savunmasız olduğu güvenlik risklerini oluşturmaktadır. Çalışmada bu risklerin kamu düzeni, sağlık güvenliği, ekonomik güvenlik ve devlet refahı üzerinde önemli sosyoekonomik etkileri olduğu sonucuna varılmıştır.
  • Master Thesis
    Neo-realist perspektifde Amerika ve İsrail'in 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası Ortadoğu'daki güvenlik ilişkileri
    (2020) Kızılkaya, Menifer; Orhan, Duygu Dersan
    ABD ve İsrail arasındaki ittifak Ortadoğu'nun bugünkü dinamik yapısının oluşmasına etki eden en önemli konjonktürlerin başında geliyor. Ortadoğu gerek konumu itibariyle, gerekse zengin kaynaklarından ötürü geçmişten bugüne kadar büyük güçlerin ilgi odağı olmuştur. Özellikle Soğuk Savaş döneminde Amerika bu bölgede ki çıkarlarını korumak adına birçok politika geliştirdi. Bunların başında Sovyetler Birliğinin ve Arap ulusçuluğunun bölgedeki yayılmasını önlemek adına İsrail'i caydırıcı bir aktör olarak gördü. İsrail de yeni bağımsızlığını elde etmiş bir devlet olarak Amerika'yı kendi güvenliğini sağlaması için garantör olarak gördü. İkili arasındaki ittifak özellikle 9/11 terör saldırılarından sonra Ortadoğu siyasetine yeni bir ivme kazandırdı. 11 Eylül terör saldırısı ikili arasındaki ittifak bağını güçlendirmekle birlikte, Ortadoğu siyasetine kendi çıkarları doğrultusunda yön vermelerini sağladı. Özellikle teröre karşı mücadele etiketi altında ve İsrail Lobiciliğinin etkisiyle de Irak'ın işgalini gerçekleştirdiler. İkili arasındaki ittifak 2006 İsrail-Lübnan savaşında da devam etti. Amerika ve İsrail arasında ki ittifak her ne kadar çıkarlarının uyuşmasına dayansa da, ayrıştıkları noktalarda vardır. 2011 de meydana gelen Arap Baharı ikili arasındaki ittifakın çözülmesine sebebiyet verdi. Bunun yanında ikili arasında, Filistin sorunu, Amerika ve Iran arasındaki JCPOA antlaşması ikili arasındaki ittifakın çözülmesini derinleştirdi. Trump yönetimiyle Obama dönemindeki ikili arasındaki ayrışma tekrar uyuşmaya yönelik bir boyut kazandı. Anahtar Kelimeler: İttifak Birliği, Ortadoğu, 9/11 terör saldırıları, ABD ve İsrail'in Ortadoğu'daki çıkar, güvenlik ve tehdit anlayışları.