5 results
Search Results
Now showing 1 - 5 of 5
Master Thesis Bir Irkçılık Mücadelesi: Müzik ile Başkaldırış(2021) Yaşar, Esra; Mühürcüoğlu, KorhanÇalışma; kimlik inşası bağlamında, siyaset ve müzik arasında oluşan ilişkinin irdelenmesi üzerine temellendirilmiştir. Ağırlık verilen noktalar; ırk ve ırkçılık kavramları, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan Afro-Amerikalıların kölelik geçmişi, eşitlik istekleri ve siyah derililerin özgürlük mücadelelerinde müziğin etkinliği şeklinde sıralanabilirken; müziğin başkaldırı aracı olarak kullanılması ana konu olarak işlenmiştir. Koyu ten renkleriyle belki de ırk ayrımında 'en belirgin' farka sahip olan siyahilerin, asırlar boyu onlara 'layık' görülen kölelikten, müzik kültüründe zirveye hangi yolları kat ederek ulaştıklarına ilişkin ayrıntıları içeren çalışmamızda, popülist siyahi müzisyenlerin -birçok düşünürün (Karl Marx, Eric Williams) kapitalizmi tanımlarken vurguladığı şekliyle- köle ticaretiyle beslenen kapitalist sisteme zaman içinde dâhil olduklarını ve hatta burjuvanın ta kendisi haline geldiklerini ispat ve kabullendirme hırsıyla sürdürdükleri lüks yaşamlara, gerçek anlamda zafer denilebilir mi ya da siyahi tarihinin sonuç kazanımı zenginlikten mi ibaret olmalı gibi sorulara cevap vermeyi amaçladık. Gerek pasif direniş ile gerekse şiddet yoluyla özgürlüklerini elde etmek isteyen Afro-Amerikalıların serüvenlerinin anlatıldığı bu çalışma, bir ırkçılık mücadelesini konu almıştır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığına uzanan siyah devrimin, müzikte karşılığı yadsınamazken, sosyal politikada yansıma bulup bulmadığı tartışmalıdır. Günümüz müziğinde siyah başkaldırısı, yeni bir kültürü önümüze sermekte olup; sayısız müzik türünün inşasında siyah derililer ile yollarımızı kesiştirmektedir. Modern müziğin temellerinin, siyahiler tarafından atıldığı tartışmasız olup; mezalime karşılık olarak Tanrı'ya yakarışla başlayan ezgili sanatın, bugün ekonomik güç listesinde üst sıralarda yerini aldığı hakikatiyle, siyahilerin müzikte bir ayrımcılığa uğramadığı ve hatta tüm dünyaca kabul gördüğü bir gerçeklik yaşıyoruz.Master Thesis Twitter'da Siyasal Nefret Söylemi: 30 Mart 2014 ve 31 Mart 2019 Yerel Seçimler Ankara İli(2021) Gülsoy, Melisa; Mühürcüoğlu, KorhanNefret söylemi, bireyin başka birey ya da gruba din, dil, etnik köken, ırk, ten rengi, mezhep, cinsiyet, cinsel yönelim, fiziki veya zihinsel engel gibi farklılardan dolayı yöneltilen olumsuz söylemlerdir. Nefret söylemi ve nefret suçu birbirini tetikleyici özellikler de oldukları için ilk anda müdahale yapılmazsa ilerleme göstermektedir. Geleneksel medya için kullanılan kitle iletişim araçları denetleniyor iken, yeni medya için kullanılan sosyal ağların denetimi daha zordur. Bu sebepten dolayı nefret söylemi ve nefret suçu, yeni medya platformlarında daha kolay yayılım gerçekleştirmektedir. Yeni medya ağlarından biri olan Twitter da anlık içeriklerin üretilmesi, içeriklerin beğenilmesi, içeriklerin başka kullanıcılar tarafından kendi profilerinde kullanması (retweet), içeriklere başka kullanıcıların etiketlenmesiyle (mention) de fazla kişilere ulaşılması ve paylaşılan içerikleri sınıflandırmaya yarayan hashtag gibi özellikleriyle nefret söyleminin üretilmesi, yaygınlaştırılması ve normalleştirilmesi Twitter'ın yapısından kaynaklı olarak geleneksel medyadan farklı olarak nefret söyleminin normalleşmesinde etkilidir. Hazırlanmış bu çalışmada, nefret söyleminin kolay yayılım gerçekleştirdiği platformlarından biri olan Twitter'daki siyasal nefret söylemi üzerine odaklanılmıştır. Siyasal nefret söylemine ise, 30 Mart 2014 ve 31 Mart 2019 yerel seçimleri baz alınarak bakılmıştır. Sonucunda iki yerel seçimdeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adaylarının, kişisel Twitter hesaplarına yorum olarak gelen nefret söylemi içerikli paylaşımların azalış gösterdiğine dair bulgular doğrultusunda çalışma sonuca bağlanmıştır.Master Thesis Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura ekseninde Türk milliyetçiliği öğretisi(2020) Toper, Kaan; Mühürcüoğlu, KorhanTürk milliyetçiliği akımının öncülerinden olan Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura'nın milliyetçilik anlayışlarının incelendiği bu çalışmada, her iki düşünürün kronolojik bir şekilde siyasal ve sosyal hayatlarına yer verilerek bu doğrultuda fikir dünyalarının oluşum aşamalarına, katıldıkları örgütlenmelere ve ülküleri uğruna verdikleri mücadelelerden bahsedilmiştir. Türk milliyetçiliği akımına fikirleri ve eserleri ile katkılarda bulunmuş olan bu iki düşünürün farklı kavramlar üzerinden milliyetçilik anlayışlarından bahsedilmiş ve bu yöndeki faaliyetleri ile öngörülerine değinilmiştir. Çalışmanın odağında ki bu iki düşünürün detayları ve çeşitleri bulunan milliyetçilik öğretisi hususunda, fikirsel ayrılığa düştüğü konulara da değinilerek kısmi bir karşılaştırılma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı 20. yüzyılın başlarında ki siyasal ortamın getirileriyle harmanlanan bu iki düşünürün, Türk milliyetçiliği öğretisine ve dönemin siyasal hayatına etkilerini sistematik bir bakış açısı ile alarak, vermiş oldukları mücadelenin içeriğini ve şeklini ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma ile beraber özne konumunda bulunan bu iki Türk münevverinin ekseninde hem Türk milliyetçiliğinin ana hatları sistemli bir şekilde ortaya çıkarılmış hem de milli devlete giden yolda ve milli devlet kurulduktan sonra Türk milliyetçiliğinin siyasal ve toplumsal etkileri ortaya çıkarılarak, elde edilen bilgiler doğrultusunda çalışma sonuca bağlanmıştır. Anahtar Sözcükler Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Türk Milliyetçiliği, Türk Ulusu, Milli DevletMaster Thesis Türk Tarihine Yön Veren Siyasi Düşünceler: Jön Türklerin Siyasi Fikirleri Üzerinden Bir Değerlendirme(2022) Buzpınar, İbrahim; Mühürcüoğlu, KorhanOsmanlı Devleti belli bir siyasi düşünce ve gelenek üzerine kurulmuş köklü bir devlettir. Uzun süre monarşi ile yönetildikten sonra türlü etmenlerle değişmesi zaruri hale gelmiştir. Rönesans, reform, Fransız İhtilali gibi dünya genelinde yaşanan önemli gelişmeler Osmanlı Devletini de yakından ve derinden etkilemiştir. Kendi döneminde geri kaldığını fark edemeyen Osmanlı Devleti ise bu olayların getirdiği yenilikleri sonradan fark edebilmiştir. Savaş meydanında art arda yenilgiler almasıyla Batının askeri alanda ileriye gittiğini fark eden Osmanlı, Batının askeri ilim ve tekniğini almak maksadıyla yüzünü batıya çevirmiştir. Böylece Osmanlı modernleşmesi ile birlikte Osmanlı siyasi düşünce ortamında da köklü bir dizi gelişme yaşanmıştır. Askeri kurumlarla başlayan modernleşme kısa sürede eğitim, siyaset gibi alanlarda da etkili olmaya başlamış ve Osmanlı Devleti, tarihi bir döneme girmiştir. Bu modernleşme sürecinde Jön Türk Hareketi etkili sonuçlar ortaya koymuş ve Osmanlının siyasi alanında tarihi değişimler yaratmıştır. Bu çalışmada Osmanlı siyasi düşüncesi içinde Jön Türk Hareketi ele alınmıştır. Jön Türk Hareketi, siyasi düşünce perspektifinden kuramsal bir bakış açısıyla incelenmiştir. Öncelikle Osmanlı Devletinin genel işleyişi, son dönemi ve Jön Türk Hareketine giden süreç incelenmiştir. İkinci bölümde Jön Türk Hareketinin temel yaklaşımları, vuku bulduğu olaylar ve etkileri incelenmiştir. Son bölümde ise Jön Türk Hareketinin sosyal, siyasi ve ekonomik sonuçları ele alındıktan sonra harekete yön veren önemli isimlerden İbrahim Temo, Prens Sebahattin, Ahmet Rıza Bey ve Mustafa Kemal Atatürk'ün fikirleri incelenmiştir. Kişilerin Jön Türk Hareketi içinde oynadıkları rol, benimsedikleri ana düşünce prensibi, düşüncelerini uygulama yöntemleri kuramsal bir bakış açısıyla irdelenmiştir. Bu kişilerin siyasi yaklaşımlarının incelenmesi Jön Türk Hareketinin siyasi düşünce açısından hangi temel ve dinamikler üzerine kurulduğunun anlaşılması adına oldukça önemlidir. Sonuç kısmında Jön Türk Hareketine yönelik değerlendirmeler yapılarak çalışma tamamlanmıştır.Master Thesis Türk diplomasisinin modernleşmesi; Türk-İngiliz diplomatik ilişkileri (1923-1939)(2021) Eroğlu, İsmet; Mühürcüoğlu, KorhanOsmanlı Devleti, 18.YY sonu ve 19. YY'da, devletin çöküşünü engellemek amacıyla ciddi bir modernleşme sürecine girmiştir. Yönetici sınıfı olan bürokratik elit, politika, eğitim, bürokrasi ve diplomasi gibi konularda Osmanlı Devleti'ni modernleştirmeye çalışmıştır. III. Selim Döneminde diplomatik açıdan büyük bir yenilik yapan Osmanlı Devleti, ilk daimî temsilciliğini 1793 yılında Londra'da açmıştır. 1793'ten sonra da diplomatik modernleşmeye büyük önem veren Osmanlı, bu konuyla ilgili birçok yenilik yapmıştır. Osmanlı Devleti'nin çöküşünü engellemeye çalışan bürokratik elit başarılı olamamış ve Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşının ardından resmen yıkılmıştır. Ardından başlayan milli mücadele ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de tıpkı Osmanlı Devleti gibi birçok konuda modernleşme çabası içine girmiştir. Atatürk döneminde çağa uyum sağlamak ve muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için birçok konuda batı devletleri örnek alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu yıldan itibaren Türk- İngiliz ilişkilerine oldukça önem vermiş ve seçkin diplomatlarını Londra'da bulunan Büyükelçilik bünyesine göndermiştir. I. Dünya savaşı sonrası iki devletin ikili ilişkileri gerginliklerle devam etmiş fakat 1930'lu yılların ortalarından itibaren dostluğa dönüşmeyi başarmıştır. Türk- İngiliz ilişkilerinin dostluğa dönüşmesinde diplomatların rolünü inceleyen bu çalışmada ayrıca Osmanlı döneminden itibaren başlayan ve bilhassa Türkiye Cumhuriyeti döneminde de devam eden diplomatik modernleşme ele alınmıştır. İkincil literatür taraması yöntemiyle hazırlanan bu çalışmada teori olarak; İnkeles'in modernleşme kuramı tercih edilmiştir.
