Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Master Thesis
    Pan-afrikanizm Terfi Ettirme Kwame Nkrumah ve Gana'ın Rolü
    (2019) Iddisah, Abdul-samed; Aygül, Cenk
    Pan-Afrikanizm ideolojisi kıta içindeki ve dışındaki Afrikalıların tecrübe edindiği en önemli politik düşüncelerden birisidir. Sömürgeciliği, ayrımcılığı ve Afrikalıların köleleştirilmesini durdurmayı talep eden ve hatta buna zorlayan bir hareket olarak başlayan şey, güçlü bir ideolojiye dönüşmüş ve böylece Afrika ve Afrikalıların birliğini ve sendikalaşmasını şiddetle talep edilir hale getirmiştir. Bu kavram Afrika'daki ve diyasporadaki birçok lideri cezbetse de, Gana ve Kwame Nkrumah'nın oynadığı rol, bu ideolojinin Afrika'da gerçekleşmesi ve sürdürülmesi bağlamındaki düşünceleri ve süreci anlama ve analiz etmede ehemmiyetini korumaktadır. Bu tez, harekete geçiş nedeni liderlerin benimsediği fırsatlar ve ideolojinin yüzleştiği, liderler tarafından ileri sürülen zorluklar olan Pan-Afrikanizm ideolojisini Gana ve Kwame Nkrumah'nın teşvik etmede oynadığı rolü incelemeyi hedefler. Bu araştırma, Gana ve Nkrumah'nın ideolojiyi teşvik etmek için ellerinden geleni yapmasına rağmen, böylesi büyük bir projenin yürürlüğe geçmesinin ve sürecinin, bu engin coğrafyanın ve Afrika'nın farklı bölgelerindeki çeşitli, büyük zorlukların üstesinden gelmede daha karmaşık ve daha iyi organize edilmiş bir yaklaşım gerektirmiş olacağını savunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Pan-Afrikanizm, Gana, Kwame Nkrumah, Africa Birliği
  • Master Thesis
    İttifaktan Düşmanlığa Dönüşen Türk-sovyet İlişkileri: Stalin Dönemi Türk Dış Politikasında Yaşanan Büyük Değişim
    (2020) Özel, Fatih; Aygül, Cenk
    Türkiye Cumhuriyeti ile Sovyetler Birliği arasında gelişen ilk ilişkiler dönemin şartları ile değerlendirildiğinde 'zorunlu' tabiri en uygun ifade olarak belirmektedir. Türkiye'nin dış politikasında kuruluşuyla beraber Sovyetler Birliği temel eksen noktası olarak görülmüş, 1936 yılında yaklaşan savaşın etkisiyle Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile ikili ilişkilerde ilk kırılma yaşanmıştır. İkinci Dünya Savaşında gerçekleşen Alman-Sovyet ittifakı Türkiye üzerinde deyim yerindeyse soğuk duş etkisi yaratırken, ikili ilişkilerde güvensizliğin temel alındığı bir döneminde başlangıcı olmuştur. Türkiye'nin savaşa dahil olmama konusunda yürüttüğü 'aktif tarafsızlık' politikası nedeniyle Sovyetler Birliğinin de dahil olduğu müttefiklerle ilişkiler gergin bir halde sürerken, savaş süresince ve savaş sonrası Sovyetler Birliğini, Boğazlar ve doğu illeri üzerinde hak talebi ile ikili ilişkiler büyük yara almıştır. Bu güvensizliğin yarattığı etkiyle, Türkiye savaş sonrası oluşan yeni dünya düzeninde Sovyet tehdidine karşı oluşan Batı bloğunda güç dengesi yaratmak maksadıyla yer almıştır. İttifak olarak başlayan ikili ilişkiler düşmanlığa evirilmiş ve tamir edilmesi güç olan yaralar almıştır. Tez çalışmasının dönem sınırı olarak Stalin dönemini incelemesinin nedeni, ittifak ve dostluk döneminin Stalin ile başlaması ve gerginlikten, kopuşa kadar Stalin'in tek lider olarak yürüttüğü politikalarının bir ürünü olmasıdır. Stalin'in ölümü sonrası, Sovyetler Birliği ikili ilişkilerde en temel sorunlar olan toprak talebinden ve Boğazlardan hak iddiasından vazgeçmesi ise Stalin döneminde izlenen Türk ve Sovyet politikaları incelenmesini önemli kılmaktadır. Bu tez çalışmasında dönemin en belirgin teorisi olan realizmin Türk dış politikasına yansımaları incelenmiş, bu bağlamda bu teorinin uygulanma sahaları açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler: Sovyetler Birliği, Stalin, Boğazlar, 2. Dünya Savaşı, Komünizm, Realizm
  • Master Thesis
    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) döneminde Türkiye'nin Irak, iran ve Suriye ile ilişkileri
    (2014) Sargı, İslam; Aygül, Cenk
    ÖZET SARGI İslam, 'Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Döneminde Türkiye'nin Irak, İran ve Suriye ile İlişkileri', Yüksek Lisans, Ankara, 2014. AKP döneminde Türkiye'nin Irak, İran ve Suriye ile ilişkilerinin ekonomik, siyasi gelişmeler ve bölgesel gelişmelerin ilişkilere yansımaları temel alınarak incelenmesi ve AKP öncesi dönem ile AKP dönemi arasında bir karşılaştırma yapmak, bu çalışmanın temel amacıdır. Çalışmada karşılaştırma metodu kullanılmakla birlikte, konuyla ilgili yayınlanmış kitap, dergi, makale ve gazetelerden yararlanılmıştır. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Türkiye'nin cumhuriyetin kuruluşundan AKP iktidarına kadar olan dönemde Ortadoğu politikası ile AKP döneminde Türkiye'nin Ortadoğu politikası ele alınmıştır. İkinci bölümde AKP dönemi Türkiye-Irak ilişkileri incelenmiştir. Bu bölümde Türkiye'nin AKP öncesi dönemde Irak ile ilişkilerinin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. 11 Eylül ve sonrasında ABD'nin Ortadoğu politikasının genel bir değerlendirmesi yapılıp, İkinci Körfez Savaşı'nın Türkiye-Irak ve Türkiye-ABD ilişkilerine yansımaları ele alınmıştır. Bu bölümde Türkiye-Irak ekonomik ve siyasi ilişkileri, Kerkük'ün statüsü sorunu ele alınmıştır. Ayrıca Türkiye'nin Kuzey Irak politikası incelenmiştir. Üçüncü bölümde AKP dönemi Türkiye-İran ilişkileri ele alınmıştır. Bu bölümde Türkiye-İran ilişkileri bölgesel ve küresel gelişmeler göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. İkilinin İkinci Körfez Savaşı'nda ve sonrasında yürüttükleri politikalar ve bu politikaların ikili ilişkilere yansımaları ele alınmıştır. İki ülkenin ekonomik ilişkileri, PJAK'a ve PKK'ya tutumları, Filistin sorunu bağlamındaki yakınlaşmaları değerlendirilmiştir. İlaveten İran'ın nükleer çalışmaları nedeniyle ABD ile yaşadığı sorunlar, Türkiye'nin sorunun çözümünde oynadığı rol değerlendirilmiştir. Ayrıca ikilinin Suriye sorunu nedeniyle yaşadığı gerginlikler de incelenmiştir. Dördüncü bölümde AKP dönemi Türkiye-Suriye ilişkileri ele alınmıştır. İkilinin İkinci Körfez Savaşı ve sonrasına Irak politikaları, Refik Hariri suikastı, Türkiye-Irak Krizi, Suriye-İsrail füze krizi gibi gelişmelerin ikili ilişkilere yansımaları incelenmiştir. İkilinin AKP döneminde siyasi ve ekonomik ilişkileri ile Suriye sorunu, Türkiye'nin ve diğer güçlerin Suriye sorununa yönelik politikaları ve Suriye muhalefetinin yapısı hakkında bir değerlendirme yapılmıştır. Suriye sorununun çözümü için ortaya atılan Annan Planı, Cenevre-1, Cenevre-2 toplantıları da incelenmiştir. Anahtar Sözcükler 1. Türkiye'nin Ortadoğu Politikası 2. AKP'nin Ortadoğu Politikası 3. Türkiye-Irak İlişkileri 4. Türkiye-İran İlişkileri 5. Türkiye-Suriye İlişkileri
  • Master Thesis
    Kıgrızistan'da Nisan Devrimi: 2010 Kırgız-özbek Etnik Çatışması
    (2020) Kyzy, Begaıym Askat; Aygül, Cenk; Aygül, Cenk; Aygül, Cenk; International Relations; International Relations
    Bu tezde 2010 yılında Kırgızistan'da patlak veren Kırgız-Özbek etnik çatışmasının nihai sebepleri araştırılacaktır. Kırgızistan büyük güçlerin mücadele alanı olan Orta Asya bölgesinde yer almaktadır. Orta Asya, birçok kültür ve medeniyetin kesiştiği bir bölge olmuştur. Kırgızistan, bulunduğu konum itibariyle çeşitli kültürlere ve etnik gruplara ev sahipliği yapmaktadır. Kırgızistan, 70 yıllık Sovyet geçmişinden sonra bağımsızlığını yeni kazanan bir devlettir. Bağımsızlığından bu yana Kırgızistan etnik çatışmaya ve renkli devrimlere tanık olmuştur. Kökleri uzun zamana dayanan bu çatışmayı tek bir unsurla açıklamak pek mümkün değildir. Bu manada, çatışmanın tarihsel geçmişi incelenecektir. İlk çatışma 1990'da yaşanmıştı ve bu çatışma etnik nitelikli bir ayrılıkçılık özelliği taşımaktaydı. Söz konusu çatışma, 2010'da yaşanan ikinci çatışmanın da temellerini oluşturmuştur. Bu bağlamda, iki çatışma arasındaki fark incelenmiştir. Bağımsızlığından sonra Kırgızistan'ın jeostratejik konumunun önemi doğrultusunda, bölgesel ve küresel güçlerin güç mücadelesine sahne olmuştur. Bu faktörler, Kırgızistan'ı istikrarsızlığa sürüklemiştir. Ülkedeki siyasi kriz, devrimler ve sosyo-ekonomik sorunların derinleşmesi etnik çatışmanın patlak vermesine neden olmuştur. 2010 Kırgız-Özbek çatışması etnik karaktere sahip bir çatışma olmadığı için öne çıkmıştır. Bu çatışmaya giden süreç kapsamlı olarak incelenecektir. Anahtar kelimeler: etnik grup, etnik çatışma, etnik milliyetçilik, rejim güvenliği, güney- kuzey ayrılıkçılığı, dış politika, güvenlik kavramı
  • Master Thesis
    Türk Dış Politikasında Doksanlı Yıllar ve Ab Perspektifinde Değerlendirilmesi
    (2012) Köymen, Yiğit; Aygül, Cenk
    Doksanlı yıllar devlet dışı aktörlerin öneminin arttığı, özellikle büyük devletlerin daha çok ekonomik nedenlere dayalı yeni ittifak arayışlarına girdiği, sürekli enerji arzını garanti edecek büyük oyunların senaryolarını hazırladığı ve bölgesel entegrasyonların keskinleşmeye başladığı yıllar olarak bilinmektedir. Bunlardan başka, doksanlı yıllar tüm dünyada aslında yeni bir dünya düzeninin başlangıcı sayılmaktadır. Çünkü, çift kutuplu bir dengeye dayanan dünya siyasal sistemi bitmiş, Varşova Paktı etkisini kaybetmeye başlamış, Doğu Avrupa'da bulunan eski Sovyet tiranlığına bağlı ülkelerdeki çözülmelerin etkisi Rusya'nın birinci kuşağında bulunan ülkelere kadar sirayet etmiş, Körfez Savaşı ile birlikte Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesi sürecine girilmiş, NATO, üye sayısını artırmaya, dolayısı ile etki alanını genişletmeye başlamış, AB ise bütünleşmenin altyapısını tamamlamaya ve Avrupa kıtasının tamamını şemsiyesi altına almaya doğru bir planlamanın içine girmiştir. Türkiye ise tüm bu değişen koşullara karşın, iç siyasi çekişmeleri çok derin yaşadığından doksanlı yıllarda dış politikadaki hızlı gelişmelere fazla ayak uyduramamış, eskinin edilgen devlet bürokrasisi içerisinde hareket etmiş ve özellikle de dış politikada pro-aktif olamamanın getirdiği sürekli bir bekle-gör politikasını takip etmiştir. Bu itibarla, bugünü daha iyi anlayabilmek için o yılları iyi analiz etmek gerekmektedir. Bu tezin önemi de o yıllarda kaçırılan fırsatlar, ileriyi görememe, tüm doksanlar boyunca yaşadığımız sürekli koalisyonlar, siyasi çekişmeler ile birlikte yapılan hataların sonuçlarını irdeleme ve bazı alternatiflerin üzerinde durmaktır. Tezin bir de AB boyutu bulunmaktadır. Bu kısımlarda ise öncelikle AB, bütünleşme politikaları açısından incelenmiş ve ?Türkiye bu bütünleşme sürecinde neden olmalıdır? sorusuna cevap aranmaya çalışılmıştır. Sonra kısaca Türkiye-AB ilişkilerinin dönemsel analizlerine ve önemli tarihsel dönüm noktalarına bakılmıştır. Ayrıca, Türkiye'nin tam üyelik başvurusu sonrası AB içindeki dengeler, ABD'nin Türkiye'ye olan desteğinin AB içinde farklı gruplaşmalara yol açması ve bunların nedenleri de incelenmiştir. Bunlardan başka, AB güvenlik politikalarına Türkiye'nin katkısı ile AB'ye tam üyeliğin Türkiye'nin stratejik öneminin artmasına yönelik ne gibi etkileri olabilirdi sorusunu da yanıt aranmaya çalışılmıştır. Böylece o yılları günümüzdeki gelişmelere göre tekrar inceleme imkanı doğmuştur.Çalışma boyunca öncelikle kavramsal ve kuramsal çerçeve üzerinde durulmuştur. Ayrıca, konu dış politika olduğu için dış politikanın çeşitli uluslararası ilişkiler teorilerine göre tanımı ve doksanlı yıllarda Türk Dış Politikası'nın genel olarak hangi teorinin pratiğinin uygulanmasına göre şekillendiğine bakılmıştır. Genelde realist bir perspektif hakim olmakla birlikte, liberal yaklaşımlar da sık sık kullanılmıştır. Son olarak, her ne kadar belirli bir dönem incelense de ulusal çıkarlarımız ve dış politikada bizim için önemli olan konu başlıklarına da değinilmiştir.
  • Master Thesis
    Reagan Doktrini: Soğuk Savaşı Bitiren Hükümet Dışı Aktörler
    (2020) Boztepe, Oğuzhan Ayberk; Aygül, Cenk
    Reagan doktrini ile birlikte izlenen politikalar, Sovyetlerin üçüncü dünya ülkelerindeki nüfuzunu koruyabilmek ve bu ülkelerde güç dengesini sağlayabilmek adına kaldıramayacağı bir yükün altına girmesine sebep olmuş, bu ülkelerdeki Sovyet askeri varlığı; ABD desteği ile savaşan hükümet dışı gruplar vasıtasıyla büyük ölçüde bastırılmış ve tüm bunlar Sovyetlerin Brezhnev doktrini yerine daha ılımlı politikalar izleyip, yayılmacı politikalarına son vermesine sebep olmuştur. Ayrıca Soğuk Savaştan sonra, doktrin bağlamında desteklenen bu gruplar tasfiye olmamakla birlikte, insani yönden ağır eleştiriler alacakları birçok olaya sebebiyet vermişlerdir. Çalışmanın amacı: Soğuk Savaş dönemi ABD'nin Sovyet politikalarında, Reagan doktrini bağlamında gerçekleşmiş olan hükümet dışı aktörlere yardımlar ve çevreleme stratejisi yerine geri dönüş stratejisinin benimsenmiş olması, güvenlik ikilemi göz önünde alınarak değerlendirildiğinde, bu iki politikanın ABD'nin Soğuk Savaş'ı kazanmasındaki rollerini tespit etmek ve bu politikalar kapsamında desteklenen grupların, çatışma bittikten sonra küresel terörizm ile bağlantılarını ortaya koymaktır. Konu kuramsal açıdan realist bir perspektifle ele alınacak olup yöntem olarak literatür taraması seçilmiştir. Anahtar sözcükler: Ronald Reagan, terörizm, geri dönüş, Düşük Yoğunluklu Çatışma Stratejisi, Reagan doktrini