Search Results

Now showing 1 - 10 of 37
  • Master Thesis
    Sosyal faktörlerin Jane Eyre, David Copperfield ve Great expectations başlıklı eserlerdeki karakterler üzerindeki etkisi
    (2019) Rashid, Mohammed; Aras, Gökşen
    Bu tez, sırasıyla Jane Eyre, David Copperfield ve Great Expectations başlıklı eserlerdeki üç ana karakterin davranışlarını analiz etmektedir. Tez, sosyal etki teorisini Stanley Milgram, Solomon Asch ve Muzafer Sheriff gibi psikologların deneylerinde incelenen faktörler doğrultusunda incelemektedir. Tez, bu faktörlerin kahramanların davranışları, kararları, eğitimleri, evlilikleri ve tutumları üzerindeki etkisini göstermektedir. Üç kahraman Jane, David ve Pip, sosyal etki teorisinin neredeyse aynı faktörlerinin etkisinden muzdariptir. Yukarıda bahsedilen üç roman, birinci şahıs anlatısında yazılmıştır ve faktörlerin etkisi, karakterlerin erken çocukluk döneminde başlamaktadır. Jane Eyre'de başkahraman, davranışlarını Gateshead normlarına uyarlamakta zorluklarla karşılaşır. Jane, bağımsız bir kimlik, cinsiyetler arasında eşitlik, iyi bir eğitim ve kariyer düşlemektedir. Sosyal etki teorisinin faktörleri, Jane'in hedeflerine giden yoldaki temel engeller haline gelir. Sadece başkahramanlar değil, romandaki karakterlerin çoğu da, sosyal etki teorisinin, itaat, uyum, sosyal sınıf ve sosyal değişim gibi faktörlerinden etkilenmektedir. David Copperfield'da, başkahramanın yaşamı üvey babası Bay Murdstone tarafından alt üst edilir. David, mülkünü, eğitimini, güvenliğini, özgürlüğünü ve annesinin sevgisini üvey babasının gelmesiyle kaybeder. Uzlaşamaması nedeniyle, Murdstone'un normlarına uyamaz. Bu nedenle, evden de gönderilir. David'in davranışları iyi ve kötü melek Steerforth ve Agnes nedeniyle etkilenmektedir. Great Expectations başlıklı eserde de Sosyal sınıf faktörlerinin etkilerini görmek mümkündür. Pip'in hayali, Estella'yla aynı sınıfta olabilmektir. Sınıf kavramı, Pip'in eğitimini, evliliğini ve tutumlarını etkilemektedir. Bu tez, sosyal sınıfın, karakterlerin davranışlarını ve kararlarını nasıl değiştirdiğini göstermektedir. Buna ek olarak, sosyal sınıfın ilişkileri kurmadaki büyük rolü ve üst sınıftan insanların alt sınıftaki insanlara nasıl davrandıkları adı geçen romanlarda incelenmektedir. Ayrıca, adalet konusu üç romanda ayrıntılı olarak tartışılmakta, adaletin sosyal etki teorisi faktörü tarafından ve özellikle sosyal sınıf tarafından nasıl ihlal edildiği gösterilmektedir.
  • Master Thesis
    Agatha Christie'nin Taken At The Flood ve Death On The Nile Adlı Romanlarındaki Kadın Karakterlerin, Simone de Beauvoir'ın The Second Sex Eseri Işığında, İlişkilerindeki Konumlarının İncelenmesi
    (2020) Aksu, Pelin Duygu; Aras, Gökşen
    Bu tezin amacı, Agatha Christie'nin Taken at the Flood ve Death on the Nile başlıklı romanlarındaki kadın karakterlerin ilişkileri içindeki konumlarının araştırılmasıdır. Referans olarak Simone de Beauvoir'ın The Second Sex (İkinci Cinsiyet) kitabındaki the 'One' ve the 'Other' (asıl ve öteki) konseptleri kullanılmıştır ve kadınların ilişkileri içinde erkek partnerleri tarafından ötekileştirilip ötekileştirilmediği analiz edilmiştir. Buna ek olarak kadın karakterler birbirleriyle de karşılaştırılmıştır ve ötekileşen ve ilişkilerinde pasif rolde olan kadınların, ilişkilerinde ikincil rolde olmayan diğer kadın karakterlerden neden farklı olabilecekleri, Marxist feminist bakış açısıyla incelenmiştir. Ayrıca, tezde feminizmin ve detektif romanın tarihsel gelişimi ve değişimine de değinilmiştir. Bunun amacı, romanların yazıldığı dönemdeki feminizm hareketi ve roman türü olarak altın çağını (golden age) yaşayan detektif romanının, tezde incelenen romanların yazıldığı zamanın şartlarıyla değerlendirmektir. Christie'nin edebiyat kariyeri ise, gelişmekte olan türün öncülerinden biri olduğu için ve otobiyografisinden edinilen bilgilerin yazarın kariyerinin ve yarattığı karakterlere etkisinin gözlenebilmesi amacıyla eklenmiştir. Sonuç olarak, Chrtistie'nin birbirine yakın tarihlerde yayımlanan bu iki romanında, biri hariç tüm kadın karakterler, ilişkilerinde de ötekileşirilmemiştir; aksine tüm karar mekanizmalarının bu kadınların elinde olduğu bilgisine ulaşılmıştır. Ötekileştirilen tek karakterin (Rosaleen Cloade) olduğu, ve ekonomik sınıfa bağlı olarak erkek partneri tarafından ezilmeye mahkum olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Feminizm, Kadın, Agatha Christie, Öteki, İlişki
  • Master Thesis
    Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve Deniz Feneri Adlı Romanlarındaki Cinsiyet Rollerinin Sosyal Feminizm Açısından Temsili
    (2022) Ergüven, Gülay; Aras, Gökşen
    Bu tezde Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve Deniz Feneri adlı romanlarındaki kadın rolleri sosyal feminizm açısından incelenmiştir. Sosyal feminizm, geniş tanımına göre kadınların konumlarını ve sosyal haklarını savunan feminist bir harekettir. Romanların kadın karakterleri Mrs. Dalloway, Mrs. Ramsey ve Lily erkeklerin karar verdikleri bir toplumda kendilerine biçilen rolleri üstlenmektedirler. Woolf'un bu romanları sosyal feminizm açısından incelendiğinde karakterlerin genel özelliklerinin geçmişi hatırlama, özlem ve içe dönüklük olduğu görülür. Kadınlar geçmişi hatırlayarak daha iyi bir zamanda olmak istemektedir. Erkekler ise kadınların ne yapabileceklerine karar verdiklerine şahit olurlar. Sonuç olarak, Woolf'un bu romanlarında, kadınların sosyal baskı altında yaşamalarına dikkat çektiği düşünüldüğünde, Mrs. Dalloway ve Deniz Feneri adlı romanlarda sosyal feminizm çağrışımı yapan pek çok öğe söz konusudur.
  • Doctoral Thesis
    Sarah Scott'ın A Description Of Millennium Hall, Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution Of 1900 ve Fay Weldon'nın Darcy's Utopia Adlı Eserlerinde Ütopik Söylemin İncelenmesi
    (2017) Düzgün, Şebnem; Aras, Gökşen
    Sarah Scott'ın A Description of Millenium Hall (1762), Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution of 1900 (1890) ve Fay Weldon'ın Darcy's Utopia (1990) adlı eserleri yönetici sınıfta bulunan erkeklerin gücünü ve imtiyazlarını meşrulaştıran ataerkil politikaları eleştirir. Sırasıyla on sekizinci yüzyıl ortasında, on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl sonlarında etkili olan feminist akımlardan etkilenmiş olan Scott, Dixie ve Weldon, kadın başkahramanları aracılığıyla feminist ütopyalarında baskıcı ataerkil ideolojiye ve söyleme karşı çıkarlar. Cinsiyet ayrımcılığını sosyo-politik bir sorun olarak ele alan kadın kahramanlar, kadınların zihinsel ve fiziksel yönlerden daha aşağı bir konumda oldukları varsayımının din, eğitim ve evlilik gibi sosyal kurumlar tarafından dayatıldığını ileri sürerler. Ayrıca, kadınların ve ikincil toplumsal, ırksal ve dini sınıfların baskılanması arasında da benzerlik kurarlar. Tez, çoğunlukla Foucault'nun ve feministlerin söylemlerine gönderme yaparak Scott, Dixie ve Weldon'ın eserlerinde kadınların ezilmesi ve sömürülmesi konusunu tartışır ve toplumsal cinsiyet meselesinin farklı sosyo-tarihsel açılardan ele alınsa da başkahramanların, kadınların ezilmesinin ideolojik olduğunu ve kadınların sözde biyolojik, zihinsel veya ahlaki açıdan güçsüzlükleriyle ilgili olmadığını savunduklarını açıklamayı amaçlar. Ayrıca, kadınların ikincil konuma itilmesinin, gücün üst sınıf Hıristiyan beyaz erkeklerin ellerinde toplanmasını savunan ataerkil devlet tarafından yasallaştırıldığını iddia ettikleri ortaya konur. Tez, Scott, Dixie ve Weldon'ın kadın kahramanlarının, kadınların erkek egemenliğinden kurtarılması için ataerkil gücü pekiştiren geleneksel sosyal, ekonomik, politik, dini ve ahlaki ideolojilerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundukları sonucuna varır.
  • Master Thesis
    Diğerinin Sesleri: Chinua Achebe'nin Things Fall Apart ve Tayeb Salih'in Season Of Migration To The North Eserlerinde Kolonyal Karşılaştırmalar ve Kimlik Dönüşümü
    (2025) Bratoo, Huda Ammar Taha; Aras, Gökşen
    The dynamic of 'us vs. them' has been central to colonial encounters, manifesting as a clash between Western cultures and the societies they sought to dominate. Postcolonial literature often examines this dichotomy, portraying the disruptive tension between the 'inside' of indigenous cultures and the 'outside' forces of Western imperialism. Chinua Achebe's Things Fall Apart and Tayeb Salih's Season of Migration to the North explore this confrontation, each offering a unique perspective on how colonial and postcolonial encounters redefine identity, culture, and power. While Achebe illustrates the collapse of the Igbo world under the encroachment of British colonialism, Salih examines the lingering psychological and cultural fragmentation caused by Western domination in postcolonial Sudan. Together, these novels interrogate the boundary between 'us' and 'them,' revealing the lasting effects of cultural invasion and resistance. Achebe and Salih both critique the simplistic categorization of the colonizer and the colonized, exploring how the imposition of the 'outside' not only disrupts but also transforms the 'inside,' leaving behind hybrid spaces where identities are reshaped, traditions are reimagined, and power dynamics are contested. In doing so, they underscore the lasting effects of cultural invasion, resistance, and the enduring complexities of postcolonial identity formation.
  • Master Thesis
    Jane Austen'in Emma ve Louisa May Alcott'un Küçük Kadınlar Adlı Eserlerinde Liberal Feminizm ve Özerklik Kavramı
    (2022) Al-hajmee, Hanady Ahmed Abdulwahhab; Aras, Gökşen
    Bu tez, Jane Austen'in Emma ve Louisa May Alcott'un Küçük Kadınlar adlı eserlerindeki liberal feminizmi ve özerklik kavramını Emma Woodhouse ve Jo March adlı iki baş kadın karakter üzerinden incelemektedir. Bu tez, Emma ve Jo karakterlerinin onları özerk ve öz yönelimli yapan ve aynı sebeple romandaki diğer kadın karakterlerden ayıran, kişisel ve belirleyici özelliklerini incelemek üzere Amy Baehr, Susan Wendell ve Marilyn Friedman'ın kuramlarına odaklanacaktır. Jane Austen ve Louisa May Alcott dünyaca tanınan ve en ünlü feminist yazarlardandır; On Dokuzuncu yüzyıl Britanya ve Amerika'sında cinsiyet eşitsizliğini ve kadın haklarını konu alan, katı toplum kurallarına meydan okuyan olağanüstü romanlar yazmışlardır. Örneğin, Jane Austen ve Louisa May Alcott Emma ve Küçük Kadınlar adlı romanlarında güçlü ve bağımsız kadınlar tasvir ederek kadın haklarını savunmışlardır. İki romanda da, kadın haklarıyla alakalı görünenin altında yatan derin ve karmaşık konular yer alır. Emma romanında Jane Austen kendi dönemindeki kadınları ilgilendiren ciddi konulardan bazılarını öne sürer. Austen, kendi zamanındaki kadınların hayatlarını tasvir eder, kadınları baskılayan ataerkil topluma dikkat çeker ve evlilik Kurumunu eleştirir. Diğer bir yandan Küçük Kadınlar, Alcott'un feminist yazarlar arasında yerini almasını sağlayan en ünlü ve başarılı romanı olarak düşünülür. Roman, Amerika'nın iç savaş döneminde, dört March kızkardeşin hayatlarının, büyümelerinin ve kendilerini kanıtlamalarının izini sürer. Ailenin ikinci kızkardeşi olan Jo March'ın yazar olma yolundaki yolculuğunda Jo'nun özgürlük ve bağımsızlık başarısına odaklanır. Bu çalışma, Austen ve Alcott'un feminist yazarlar olarak tanımlanmalarını sağlayan düşüncelerini romanlarındaki Emma ve Jo karakterleriyle nasıl yansıttıklarını göstermektedir.
  • Master Thesis
    Virginia Woolf'un Bayan Dalloway ve Deniz Feneri Eserlerinde Büyük Savaşın Yankıları
    (2025) Çelik, Hilal; Aras, Gökşen
    Bu tez, Birinci Dünya Savaşı'nın etkilerini Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve To the Lighthouse adlı eserlerinde modernizm, bilinç akışı anlatım tekniği ve Albert Einstein'ın Görelilik Teorisi ışığında incelemektedir. To the Lighthouse eserinde James Ramsay'in 'Hiçbir şey yalnızca tek bir şey değildi' (138) ifadesi, Virginia Woolf'un tüm eserlerindeki modernist gerçeklik anlayışını oluşturmaktadır. Bu çok katmanlı gerçeklik ve görelilik düşüncesi, Woolf'un anlatım teknikleri ve temaları aracılığıyla yansıtılmaktadır. Hem Mrs. Dalloway hem de To the Lighthouse, savaşın bir sonucu olarak kimlik, zaman ve mekân ile ilgili geleneksel kesinliklerin yıkıldığı, dönüşmüş bir dünyayı tasvir etmektedir. Tezin amacı, nasıl Virginia Woolf'un bilinç akışı tekniği kullandığı ve Albert Einstein'ın Görelilik Teorisi'nin savaş sonrası dönemde gerçekliğin parçalanmış ve öznel doğasının keşfini analiz etmektir.
  • Master Thesis
    Buchi Emecheta'nın İkinci Sınıf Vatandaş ve Andrea Levy'nin Küçük Ada Romanlarında Kadın Göçünün Postkolonyal İncelemesi
    (2024) Imran, Aimen; Aras, Gökşen
    Bu çalışma, Buchi Emecheta'nın Second Class Citizen ve Andrea Levy'nin Small Island romanlarını postkolonyal bir göç yaklaşımıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Her iki kadın göçmen yazar, romanlarında anavatanlarından Britanya'ya göç eden kadın göçmen kahramanların deneyimlerini özel olarak kaleme alır. Çalışma, ırk ve cinsiyet nedeniyle iki kat marjinalleşmiş olan bu karakterlerin karşılaştıkları sorunları karşılaştırıp karşıtlıklarını inceleyecektir. Bu araştırmanın ana hedefleri, Arnold van Gennep'in üçlü teorisi ve Stuart Hall'un Kültürel Kimlik teorisi çerçevesinde kadın göçünün her iki romanda nasıl tasvir edildiğini incelemektir. Romanlardaki kadın göçmenlerin liminal deneyimlerini araştırmayı ve göçün cinsiyet boyutları ile kimlik müzakerelerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma, kadın göçmenlerin postkolonyal bağlamlardaki deneyimlerine ve bunların kültürel kimlik, liminalite ve postkolonyalizm söylemi içindeki önemine daha derin bir anlayış kazandırmayı hedeflemektedir. İki roman üzerine eleştirel araştırma makaleleri yazılmış olmasına rağmen, kadın göçü, liminalite ve kültürel kimlik açısından postkolonyal bir perspektifle birlikte incelenmemişlerdir; dolayısıyla bir araştırma boşluğu yaratmaktadır. Bu tez, romanın kadın karakterlerine liminalite üçlü aşamalarının uygulanmasına ve anavatanlarından Britanya'ya göç ederken nasıl varlık ve olma aşamalarından geçtiklerine odaklanacaktır.
  • Master Thesis
    George Eliot'ın Kıyıdaki Değirmen ve Emily Brontë'nin Uğultulu Tepeler Adlı Romanlarında Mutluluk ve Özgürlük Arayışı
    (2015) Keleş, Aybike; Aras, Gökşen
    Bu tezin amacı, Eliot'ın Kıyıdaki Değirmen ve Emily Brontë'nin Uğultulu Tepeler adlı romanlarındaki kadın karakterlerin toplumun kısıtlamalarına rağmen kendi yöntemleriyle nasıl özgürlük ve mutluluğa ulaşmaya çabaladıklarını göstermektir. Giriş bölümünde Viktorya Döneminin kültürel ve tarihsel özellikleri, cinsiyet rollerine ilişkin bilgiler verilmiştir. Gelişme bölümünde bu bahsedilen bilgiler ışığında romanlar analiz edilmiş ve yazarların kısa özgeçmişlerine yer verilmiştir. Adı geçen yazarlar, kadın karakterlerinin toplumdaki inançlara, geleneklere ve değerlere karşı isyanlarını göstermişler ve karakterlerin intiharlarını bir çığlık olarak yansıtarak toplumdaki susturulmuş kadınlar için yeni olanaklar ve önemli değişikler yaratmayı amaçlamışlardır. Anahtar Sözcükler Toplum, Ataerkillik, Değerler, Beklentiler, Geleneksel
  • Master Thesis
    Angela Carter'ın Düzenbazları: Düzen Bozanlar ve Yeniden Yapanlar
    (2023) Balcı, Şeyda Yağmur; Aras, Gökşen
    Bu tez Angela Carter'ın seçili öykülerinde tekrar eden bir figür olan 'düzenbaz' (trickster) karakterinin öykülerdeki düzeni bozmada ya da yeniden kurmada nasıl etkili olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Teze konu olan öykülerdeki birbirinden farklı karakterlerin benzer amaçlarla kullanılışı arketipsel edebi eleştiri ışığında incelendiğinde öykülerde tekrar eden bir düzen bozma ya da yeniden kurma modeli olduğu görülmektedir. Kadın ve erkek düzenbaz karakterlerinin ayrı bölümlerde ele alındığı bu tezde, Angela Carter'ın yeniden yazdığı yetişkin masallarındaki bozulan ya da yeniden kurulan düzenler ve düzenbaz karakterlerinin bu düzenler üzerindeki etkileri gözler önüne serilmektedir. Tezde incelenen eserler Burning Your Boats isimli koleksiyondan alınmış ve 'The Bloody Chamber' öyküsündeki anne, 'The Snow Child' öyküsündeki kontes, 'The Company of Wolves' öyküsündeki genç kız, 'Loves of Lady Purple' öyküsündeki Lady Purple ve 'Master' öyküsündeki Friday kadın düzenbaz karakterleri olarak incelenmiştir. Erkek düzenbaz karakterleri ise 'The Lady of House of Love' öyküsündeki genç asker, 'The Erl-King' öyküsündeki Erl-King, 'Puss-in-Boots' öyküsündeki Master ve son olarak 'The Executioner's Beautiful Daughter' öyküsündeki cellattır. Teze konu olan öyküler ışığında ve bu öykülerden hareketle, düzenbaz figürünün özellikleri dolayısıyla Angela Carter'a baskın düzeni bozma, mevcut düzeni koruma ve yeni düzen kurma noktalarında yardımcı olduğu sonucuna varılmıştır.