26 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 26
Master Thesis Gümüş Nanoparçacık Eklenmiş Pedot'un Hazırlanması ve Antibakteriyel Analizi(2022) Khaleel, Haneen Ayad; İşgör, Sultan Belgin; Kaya, MuratHastane aracılıklı enfeksiyon (HAE) prevalansı yüksek olduğunda, antibakteriyel kaplamaların kullanılması, sıklıkla etkileşime giren hastane yüzeylerinde (örneğin klavyeler, itme plakaları veya yatak rayları) ve genellikle hastane kaynaklı enfeksiyonun altında yatan bakteriyel kontaminasyonun azaltılmasına yardımcı olabilir. Nano. parçacıkler ve polimerler kombinasyonu, bir dizi gram negatif ve gram pozitif bakteriye karşı güçlü antibakteriyel etki gösterir. Bu çalışmada nanoparçacıklr, HAE' lari önlemek için antibakteriyel yüzeyler olarak polimer ile birleştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, gümüşnanoparçacıklar eklenmiş PEDOT hazırlayarak Escherichia Coli ve Staphylococcus Aureus gibi hastanelerde bulunan yaygın patojenlere karşı antimikrobiyal etkinliğinin test ederek enfeksiyonları önlemek için uygun bir kaplama malzemesi yapmaktır. (PEDOT) kimyasal polimerizasyon işlemi ile EDOT ve demir (III) klorür (FeCl3) varlığında sentezlendi. Sıvı emprenye tekniği ile gümüş nanoparçacıklar PEDOT'a bağlandı ve daha sonra madde pelet yapmak için preslendi. Antibakteriyel aktivite disk difüzyon yöntemleri kullanılarak test edilirken, bu çalışmada hazırlanan malzemeler hastanelerde HAE larda azalma potansiyeli göstermektedir. Gümüş nanoparçacıkların ve PEDOT'un özelliklerinden dolayı, bakteri üremesinin önlenmesi insan vücudu üzerinde herhangi bir zararlı etki olmadan yapılabilir. Elde edilen malzemenin yaygın tıbbi kullanımı için antibakteriyel etkinliğini arttırmak üzere daha fazla araştırma yapılmalıdır.Master Thesis K562 HÜCRE HATTI TEDAVİSİNDEKİ İLAÇLARIN BİRLEŞTİRİLMESİ ETKİSİ(2019) Alarbı, Akhlas Salem Mohmed; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin GülgünGünümüzde kanser tedavisi için yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ne yazık ki, kanser tedavisi birçok nedenden dolayı çok zordur. Bunlardan İlki ilaç direncidir. İlaç direncine kalıcı bir çözüm bulmak için günümüzde yeni yöntem ve tekniklere yaklaşılmaya çalışılıp buna bağlı olarak ilaç etkinliği arttırdı. Bu çalışmada kronik Miyeloid lösemi Hücre hatları (K562) kullanılarak, sadece Doxazosin, Genistein, SU6656 ve Adriamycin' ilaçlarının tek başına ya da kombinasyon şeklinde verilerek hücrenin Glutatyon-S-transferaz (GST), Superoksit dismutaz (SOD) ve protein tirozin kinaz (PTK) aktivitesi üzerindeki etkileri çalışılmıştır. Sonuçlar, K562 hücrelerine uygulanmış farklı Genistein konsantrasyonlarının GST aktivitesi üzerine etkisinin, kullanılan ilacın konsantrasyonuyla doğrudan orantılı olduğunu göstermiştir. K562 hücrelerinin farklı konsantrasyonlarda Genistein ve 7.5 µM Doksazosin mesilat ile kombinasyon halinde verilmesi ile, kontrolle karşılaştırıldığında. GST aktivitesinin kademeli olarak azaldığı görülmüştür. Diğer taraftan, hücreler farklı konsantrasyonlarda SU6656 ve 7.5 µM Doxazosin konsantrasyonları ile muamele edildiğinde, en yüksek GST aktivitesi en yüksek SU6656 konsantrasyonunda bulunmuştur. K562 hücreleri üzerine 7.5 µM Doxazosin uygulandığında, GST aktivitesi, kontrol ile karşılaştırıldığında azalmıştır. Ancak GST aktivitesinin, 0.5 µM Doxazosin'de arttığı görülmüştür. Deneysel sonuçlara göre K562 hücrelerinin farklı konsantrasyonlarda Genistein ve 7.5µM doksazosin ile ayrı ayrı muamele edildikten sonra SOD aktivitesinin kontrole göre tüm konsantrasyonlarda arttığı bulunmuştur. Doxazosin 7.5µM'i değişken konsantrasyonda genisteinle birlikte uygulanırken, sonuç, kombine ilaçların, formazan oluşumunu, her bir ilacın tek başına kullanıldığı sonuçtan 10 kat daha fazla arttırdığını gösterdi. Hücreler, değişken Adriamisin konsantrasyonuyla birlikte 7.5 µM doksazosin ile işlemden geçirilirken, SOD aktivitesi artmıştır. Protein tirozin kinaz sonucuna göre, K562 hücreleri üzerindeki PTK enziminin aktivitesinin, 7.5 µM Doksazosin ile muamele edildikten sonra veya tek başına ve kombinasyon halinde değişken konsantrasyon Genistein kullanarak azaldığını göstermiştir. K562 hücrelerinde PTK aktivitesi Adriamisin kullanılarak artmıştır. 7.5 µM Doxazosin ve değişken SU6656 konsantrasyonunda kombinasyon halinde PTK aktivitesi azalmış ve K562 hücreleri 7.5 µM Doxazosin ve değişken konsantrasyondaki Genistein ile muamele edildiğinde PTK aktivitesi azalmıştır. Sonuç olarak, Doxazosin mesilatın, Genistein ve SU6656'dan daha az toksik olduğu gösterilmiştir. Doksazosin kullanıldıktan sonra PTK aktivitesi azalmıştır. Bununla birlikte, Genistein, ilaç direncini azaltma avantajı olan GST enzim aktivitesi için güçlü bir inhibitör olarak düşünülebilir. Öte yandan, sonuçlara göre Adriamisin, K562 hücreleri üzerinde en güçlü toksik etkiye sahiptir, ancak Doxazosin; Genistein ve SU6656 ile Adriamycin'in birlikte kullanıldığında toksisitesini azaltmıştır.Master Thesis Enrofloksin ve Tylosin'in Seçili Enzimler Üzerine Biyokimyasal Olarak Değerlendirilmesi(2018) Alatrash, Taher Mehemed A; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin GülgünGram pozitif ve gram negative bakterilere karşı gösterdikleri etki nedeni ile Enrofloksin ve Tylosin antibiotikleri veterinerlikte yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla beraber özellikle Katalaz (KAT), Superoksit dismutaz (SOD), Glutatyon-S-Transferaz (GST) ve Glutatyon Peroksidaz (GPX) gibi bazı antioksidan enzimleri inhibe ederek vücutta negative etkilere sebep olabilmektedirler. Bu çalışmada söz konusu antibiyotiklerin adı geçen enzimler üzerine etkisi değerlendirilmiştir. Enroflaxin DMSO da çözünürken Tylosin suda çözünmüştür. Her iki antibiyotik de 1mg/ml stok derişimde hazırlanmıştır. İlaçlara ait stabilite testleri absorbsiyon spekturumu ölçülerek test edilmiş, maksimum absorbsiyon Enroflaksin için 276 nm ve Tylosin için de 282 nm olarak ölçülmüştür. Üç ay süren testler sonucunda her iki ilacın da karanlık ortamda +4 C° ve oda sıcaklığında kararlı olduğu sonucuna varılmıştır. Seri seyreltmelerle hazırlanmış olan farklı derişimlerdeki ilaçlarla yürütülen enzim çalışmalarının sonucunda, Enroflaksin'in KAT ve GST aktivitelerini sırasıyla %10 ve % 15 oranında azaltırken GPX aktivitesini % 15 oranında artırdığı bulunmuştur. Tylosin'in KAT ve GST üzerine etkisi bulunmazken GPX aktivitesini % 10 oranında artırdığı gözlenmiştir. Sonuç olarak Enrofloksin ve Tylosin'in oksidatif stress yaratmadığı gibi, her iki ilacın da kullanılmasının antioksidan enzimler üzerine bir etki yaratmadığı da gözlenmiştir.Master Thesis Polyporus Squamosus Mantar Özütünün Antioksidan Enzimler Üzerinde Etkisi(2018) Zaed, Ahmed Ammar Ayad Bın; İşgör, Sultan BelginDoğal antioksidan kaynakları bulmak için son zamanlarda artarak oluşan bir ilgi mantarlar üzerinde geniş kapsamda çalışmaların yapılmasına yol açmıştır. Bu çalışmada Polyporus squamosus mantar özütünün toplam fenol ve flavonoid içerikleri incelenmiştir. Sonra radikal süpürücü etkisi DPPH serbest radikali kullanarak test edilmiştir ve son olarak Polyporus squamosus mantarın etkisi Katalaz (KAT), süperoksit dismutaz (SOD) ve Glutathione-S-transferaz (GST) enzimleri üzerinde test edilmiştir. Bu çalışma da, soğuk su, sıcak su, metanol ve etanol kullanarak dört farklı mantar özütü hazırlanmıştır. Soğuk su özütünün en yüksek toplam fenol ve flavonoid içeriğine sahip olduğu saptanmıştır (sırasıyla 223,60 µg GAE/ml ve 61,25 µg KE/ml). Bu nedenle bir sonraki deneyler için soğuk su özütü kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, mantar özütünün radikal süpürücü etkisi gallik asit ve quersetin standartları kullanarak %35 ve IC50 değeri 20,55 g/l olarak nispeten düşüktür. Polyporus squamosus özütün antioksidan özellikleri değerlendirmek için, KAT, SOD, GST enzimleri üzerindeki etkinliği incelenmiştir. Sonuçlar göstermiştir ki kontrole göre Polyporus squamosus mantarının soğuk su özütü KAT üzerinde % 60 aktivasyon göstermiş ve IC50 değeri ise 2,810 g/l olarak hesaplanmıştır. SOD enzimi üzerinde % 95 oranda aktivasyon gösteren mantarın IC50 değeri de 11,94 g/l olarak hesaplanmıştır. Bu çalışmada Polyporus squamosus mantarının GST üzerine hemen hemen hiç etkisi olamadığı ve kontrole göre ancak % 7.2 ve IC50 değerinde 1.089 g/l olarak bir inhibasyon yaptığı bulunmuştur.Master Thesis Antihipertansif Kalsiyum Kanalı Bloker İlaçlarının Biyokimyasal Analizi(2017) Maged, Mustafa; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin GülgünBirçok çalışma kalsiyum kanal önleyici ilaçların, özellikle Diltiazem ve Verapamil'in kanser riski veya kemoterapötik ilaç etkinliği ile aralarında bağ bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışmada, piyasada varolan ilaçlardan diltiazem ve verapamil'in antioksidan enzimler; Süperoksit Dismutaz (SOD), Katalaz (CAT), Glutatyon Peroksidaz (GPx), ve Glutatyon-s-tramsferaz (GST) üzerine olan etkileri ve bu yolla kanser gelişimi veya kemoterapötik ilaç direnci ile ilişkileri, bildiğimiz kadarıyla literatürde ilk defa test edilmiştir. Bu çalışmada ilaçların çözünürlüğü, belli miktardaki ilaçların su, methanol ve fosfat tamponu (100 mM, pH 6.5) gibi farklı çözücülerle çalışılmıştır. En yüksek çözünürlüğün fosfat tamponuyla bulunması nedeniyle kararlılık testleri bu çözücüyle gerçekleştirilmiştir. Kararlılık testlerinde ilaç ekstreleri 4ºC de saklanmış ve günlük olarak diltiazem için 236 nm ve verapamil için 278 nm dalgaboyunda absorpsiyon ölçümleri yapılmıştır. İlaçların ikisinin de 49 gün boyunca 4ºC'de kararlı olduğu bulunmuştur. Enzim aktivitelerine olan etkileri ilaçların farklı dozlarında analiz edilmiş ve sonuçlar kontrole kıyasla inhibisyon yüzdesi olarak verilmiştir. Sonuçların ortaya koyduğu biçimiyle Diltiazem ve Verapamil SOD enziminin faaliyetini yaklaşık %90 oranında arttırmıştır. İlaçların GST üzerindeki etkisi; Verapamil için enzim aktivitesi %100 oranında artarken, Diltiazem %22'den düşük inhibisyon yaptığıdır. GPx için sonuçlar Diltiazem'in %90, Verapamil'in ise %100 oranında inhibisyon yaptığı şeklindedir. Diğer yandan CAT enzimi ile yapılan çalışmaların sonucunda Diltiazem ve Verapamil'in herhangi bir önemli etkiye yol açmadığı görülmüştür.Master Thesis Kemik Doku Mühendisliği için Aloe Vera Takviyeli Hidrojel Bazlı PVA-PBAT İskeletinin Sentezi, Karakterizasyonu ve Doku Kültürü Uygulaması(2025) Mohammed, Gihad; İşgör, Sultan BelginDoğal ve sentetik polimerleri birleştiren kompozit iskeleler, sinerjik özellikleri ve hasarlı dokuları onarmak için gelişmiş işlevsellik sunmaları nedeniyle doku mühendisliğinde önemli ilgi görmüştür. Bu çalışma, gelişmiş kemik rejenerasyonu için aloe vera'yı PBAT-PVA iskelelerine entegre ederek yeni bir yaklaşım sunmaktadır. Bu çalışmada, farklı aloe vera konsantrasyonlarıyla karıştırılmış poli(bütilen adipat-ko-tereftalat) (PBAT) ve poli(vinil alkol) (PVA)'dan oluşan hidrojel iskeleler, kemik doku mühendisliği uygulamaları için dondurarak kurutma tekniği kullanılarak üretilmiştir. İskeleler, fonksiyonel grup etkileşimlerini doğrulamak için Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR), yüzey morfolojisi ve gözenekliliğini değerlendirmek için taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve termal kararlılığı ve bozunma davranışını değerlendirmek için termogravimetrik analiz (TGA) kullanılarak kapsamlı bir şekilde karakterize edilmiştir. Ek olarak, mekanik özellikler basma testi ile analiz edilirken, şişme oranı ölçümleri iskelelerin su emme kapasitesini değerlendirmiştir. İskelelere aloe veranın dahil edilmesi, gelişmiş biyolojik parçalanabilirlik, artan gözeneklilik ve iyileştirilmiş biyolojik uyumluluk gibi özelliklerini önemli ölçüde iyileştirdi; bunların hepsi yeni doku rejenerasyonunu desteklemek için kritik öneme sahiptir. MC3T3-E1 pre-osteoblastik hücre hatlarını kullanan bir hücre kültürü çalışması, iskelelerde mükemmel hücre çoğalması ve yapışması gösterdi ve bu da kemik rejeneratif potansiyellerini göstermektedir. Bu bulgular, aloe vera karışımlı PBAT-PVA iskelelerinin, doku oluşumuyla senkronize olarak parçalanırken kemik rejenerasyonunu destekleyebilen, kemik doku mühendisliği için umut verici adaylar olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, bu iskelelerin klinik uygulamalarda kemik onarımını ve rejenerasyonunu hızlandırmak için etkili biyoimplantlar olarak potansiyelini vurgulamaktadır.Master Thesis Asetilkolin Esteraz İnhibitörleri Biyokimyasal Analizi Gibi Piyasada Bulunan Antihipertensif İlaçlar: Kaptopril And Lisinopril(2018) Elbanna, Ahmed Eıd Abdelbasset Abdallah Elbanna; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin GülgünAsetilkolin esteraz inhibitörleri kemoterapötik ilaç direnci veya kanser gelişimiyle ilişkisi merak edici bir konudur.Bunula ilgili belli bir kanıtlama yoktur. Bu çalışmada, ilk defa laboratuvarda seçilmiş ACE inhibitörlerin ilaçlarının şu enzimler üzerine etkisini incelemekteyiz: Super Oxide Dismutaz (SOD), Catalaz (CAT), Glutathione Peroxidaz (GPx) ve Glutathione-S- Transferaz (GST). Bunun yanında, ilaçların çözünürlüğü ve istikrarı belli koşullar altında muhaveze edilğinde uğradığı değişimler tespit edilmektedir Sodium phosphate tamponlar ve PH:6.5 ve 7 kullanılmıştır. İlaçlar ise +4 C ve -20C derecede muhavaze edimiştir. 30 gün boyunca ilaçlar hiç bir değişikliğe uğramamıştır ( enzim denemesini yapmak için gereken süredir). Kaptopril SOD enzimini 98% GST enzimi 85% orantıyla, CAT enzimi ise sadece 5% ve GPx enzimini 11% orantıyla engellemiştir. Ancak Lisinopril SOD enzymi 99% orantıyla, GST enzimi 98% orantıyla, CAT enzimi ise 70% ve GPx enzimini 53% orantyla engellemiştir.Master Thesis Poli (n- Metilanilin) Eklenmiş Gümüş Nanopartiküllerin Antibakteriyel Aktivitesinin Araştırılması(2022) Aldarajı, Mostafa Kamıl Maala; İşgör, Sultan Belgin; Kaya, Muratİnsanlar, hayvanlar ve mahsuller, belirli bakteri türlerinin neden olduğu birçok hastalıktan muzdarip olabilir. Bu bakterilerin, karşılaşabilecekleri en uygun araçları belirlemek için derinlemesine araştırılması gerekir. Bu bakteri türleri arasında (Escherichia coli) ve (Staphylococcus aureus) bulunur. Gümüş, bakterileri yok edebilecek bazı kimyasal ve fiziksel özelliklere sahip olduğu için bu bakterilerin yayılmasının tedavisinde kullanılan en önemli mineral elementlerden biridir. Etkinliği incelenen bu özelliklerden biri Nanoteknolojidir. Bunlar 1 ila 100 nanometre arasında değişen parçacıklardır. Bu parçacıkların dış zarlara nüfuz edebildiği ve hücreye girebileceği bulunmuştur. Bunu kullanarak, protein üretimini durdurmak için çalışır ve gümüş nanopartiküller ile bulunan yüksek toksisite nedeniyle canlı hücreyi öldürmeye başlar. Ek olarak, gümüş nanopartiküllere poli (n-metil anilin) ilave edildi. PNMA 0.025 M monomer çözeltisi ile hazırlandı. Elde edilen PNMA kürelerinin boyutu 200-550 nm arasındadır. Poli (N-metil anilin) gümüş nanopartikülleri (PNMA-AGNP'LER) başarıyla hazırlamak için oksidatif kimyasal polimerizasyon ve sıvı emprenye yöntemleri kullanıldı. Elde edilen partikülleri karakterize etmek için SEM, TEM, EDX ve ICP-Oe'ler kullanıldı. Bu bileşiklerin; PNMA ve Ag-Pnma'nın Escherichia coli ve Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel etkileri incelenmiş ve bu bileşiklerin penisilin/streptomisin ortak antibiyotiği ile etkileri karşılaştırılmıştır.Master Thesis Sütleğen Bitki Ekstresinin Kolon Kromatografik Fraksiyonlarının Antioksidan Potansiyel Analizi(2018) Elkouha, Muna Zuam Emhmed; İşgör, Sultan BelginBu çalışmanın amacı, Sütleğen (Euphorbia macroclada Boiss.) yaprak özütüne ait polifenollerin (toplam fenolik içerik, toplam flavonoid içeriği) miktar tayininin değerlendirilmesi ve Sütleğen yaprak özütünün antioksidan potansiyelinin ardından Süperoksit dismutaz (SOD), Glutatyon-S-transferaz (GST) ve Katalaz (KAT) gibi antioksidan enzimler üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesidir. ekstraktının metanolik yaprakları, kolon kromatografisi tekniği kullanılarak dört fraksiyona (etil asetat, n-heksan/1:10) ayrıldı. kolon fraksiyonlarının antioksidan aktiviteleri DPPH serbest radikal süpürme testi ile analiz edilirken toplam fenolik ve toplam flavonoid içeriğini analiz etmek için Folin-Ciocalteu's ve Alüminyum klorür kolorimetrik yöntemleri kullanıldı. Sütleğen ekstraktının oksidan önleyici etkileri, ekstraktın kolon fraksiyonlarının SOD, GST, KAT antioksidan enzimlerinin aktivitesi üzerindeki etkilerinin test edilmesiyle gerçekleştirildi. Sonuç olarak, numunenin kolon fraksiyonlarının toplam fenolik madde miktarı 43.61 ila 7.26 mg/g Galik asit eşdeğeri arasında değişirken toplam flavonoid 37.05 ila 2.93 mg/g Quercetin eşdeğeri arasında değişmektedir. DPPH IC50 değerleri, Sütleğen ekstraktı kolon fraksiyonları idi; FII, FIII ve FIV sırasıyla, 0.2541, 0.3409 ve 3.42 g/l olarak bulundu. Enzim deneyleri, FII, FIII ve FIV'nin GST enzim aktivitesi üzerindeki önleyici etkilerinin sırasıyla 92%, 98% ve 78% olduğunu gösterdi. Üstelik, FII, FIII için her iki fraksiyonun KAT enzimi üzerindeki önleyici etkileri; yaklaşık 99% iken FIV fraksiyonu için 63% olarak hesaplandı. Tüm kolon fraksiyonları GST ve KAT enzim aktivitesi üzerine iyi bir inhibitör etkisine (özellikle FII, FIII) sahip olmalarına rağmen, SOD üzerine herhangi bir inhibisyon etkisi gözlemlenmemiştir.Master Thesis Birleşik İlaç Tedavisinin Hl60 Hücreleri Üzerine Etkisi(2019) Aljadı, Hanan Salem Saıd; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin GülgünÖnceki çalışmalar, başka bir ilacın sinerjistik etkisine bağlı olarak bir ilacın etkinliğini artırarak ve ilaca karşı direncin üstesinden gelmekle birlikte, çeşitli kanserlerin tedavisinde ilaç kombinasyonunun kullanılmasının avantajlarını göstermiştir. Bu çalışmada tek başına ve kombinasyon halinde farklı ilaçlar kullanılmıştır. Bu ilaçlar, antihipertansif ilaç olarak kullanılan ve son zamanlarda antitümör ilaç olarak kullanılan selektif adrenerjik reseptör olan Doxazosin Mesilat'tır. Bir diğer ilaç, Genistein, farklı kanser türlerini tedavi etmek için kullanılan doğal bir antikanser ilacıdır. Son olarak hem sağlıklı hem de kanser hücrelerinde yüksek toksisiteye sahip güçlü bir antikanser ilacı olan SU6656 aynı zamanda bu çalışmanın toksisite kontrolü olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada tek başına veya kombinasyon halinde kullanılan ilaçların insan lösemi hücrelerinin (HL60) hücre büyümesi ve antioksidan enzimler Glutatyon-S-transferaz (GST) ve Superoksit Dismutaz (SOD) üzerindeki etkilerini araştırıp bu hücrelerin Protein Tirozin Kinazın (PTK) aktivitesi üzerine de etkileri de çalışılmıştır. Bu çalışmada ilk olarak, insan lösemi hücre hatları kullanılarak, her ilacın farklı konsantrasyonları tek olarak ve daha sonra farklı kombine ilaç konsantrasyonları tabi tutularak ilaç etkileri araştırıldı., her ilacın kendisi ve ilaç kombinasyonunun hücre canlılılığı üzerine etkisi tripan mavisi metodu kullanılarak yapıldı. Doksazosin mesilatın, genistein ve SU6656 ile karşılaştırıldığında insan lösemi hücrelerinin (HL60) büyümesinde daha az toksik etkisi olduğu görüldü. Ortaya çıkan sonuçlar göstermiştir ki, 0.312 uM genistein ile 7.5 uM doksazosin mesilat kombinasyonunda, antikanser ilaç genisteinin sitotoksik etkisi önemli ölçüde artmıştır. SU6656'nın insan lösemi hücrelerinde daha toksik etkisi olduğu bulunmuştur. Bu çalışmada kullanılan ilaçların etkisinin PTK enziminin aktivitesine ek olarak GST ve SOD antioksidan enzimlerinin aktivitesinin ölçülmesi bu enzimlerin kaynağı olarak kullanılan insan lösemi hücrelerinin kullanılmasıyla gerçekleşmiştir. Enzim sonuçları, Doxazosin mesilat ve genisteinin, tek başına veya kombinasyon halinde GST aktivitesini inhibe ettiğini, SU6656'nın ise GST aktivitesini indüklediğini göstermiştir. Doksazosin mesilat ve SU6656, SOD enziminin aktivitesini indüklerken, tek başına doxazosin mesilat ile kombinasyon halinde genisten, HL60 hücrelerinin SOD aktivitesini inhibe etmiştir. Protein tirozin kinazın aktivitesi, tek başına ya da genistein ile kombinasyon halinde doksazosin mesilat ile indüklenmiştir. Genistein sadece daha yüksek dozlarda PTK aktivitesini ve en düşük dozlarda PTK aktivitesini indüklemiştir. Tek başına SU6656 ve doksazosin mesilat ile kombinasyon halinde PTK aktivitesini inhibe etmiştir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »
