Search Results

Now showing 1 - 10 of 24
  • Master Thesis
    Parlamenter Hükümet Sistemi ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Yasama ve Yürütme Açısından Karşılaştırılması
    (2020) Kudu, Ali; Ülker, Halil İbrahim
    Ülkemizde yıllardır uygulanan parlamenter hükümet sisteminin kaldırılarak yerine Başkanlık hükümet sisteminin getirilmesi düşüncesi birçok lider tarafından gündeme getirilmiş ve yıllarca tartışma konusu olmuştur. Bu tartışmaların sebebi ise Parlamenter hükümet sisteminde yaşanan tıkanmalar, siyasi krizler ve kısa süreli hükümetlerin olmasıdır. Birçok hükümet tarafından, yaşanan bu krizlere çözüm aranırken yeni düzenlemeler yapılmış ve kalıcı çözümler bulunamamıştır. 21 Ocak 2017 tarihli ve 6771 sayılı kanunla kabul edilen Anayasa'da değişiklik yapılmasına dair kanun, Cumhurbaşkanı tarafından 11 Şubat 2017 tarihinde Resmi Gazete 'de yayımlanıp, 16 Nisan 2017 tarihinde halk oylamasına sunularak yürürlüğe girmiştir. Bu değişikle ülkemiz, yeni yönetim şekli olan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş yapmıştır. Yapılan bu değişikler sonrasında yürürlüğe giren yeni yönetim sistemine özellikle ana muhalefet tarafından ciddi eleştiriler yapılmaktadır. Anayasa değişikliği yapıldıktan sonraki 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde muhalefet tarafından sürekli olarak dile getirilen ve seçim vaadi olarak da lanse edilen 'eski sisteme dönüş' gereklimi? Yoksa mevcut kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde mi kalmalı? Sisteme dair yapılan eleştiriler nezdinde Avantaj ve dezavantajlarıyla iki sistem ele alınacaktır. Ayrıca sisteme yönelik yapılan eleştirilere bazı önerilerde bulunulacaktır.
  • Master Thesis
    Dünyada Türkiye'de Merkez Sol Görüş ve Ülkemizdeki Başarısızlık Nedenleri
    (2018) Kara, Mahmut; Ülker, Halil İbrahim
    Merkez sol hareketler, Türkiye siyasetindeki ana damar siyasal akımlardan biri olmuştur. Uzun zamandır siyasi hayatta olmalarına rağmen istisnai birkaç dönem hariç iktidar olamadıkları görülmektedir. Bu nedenle Türkiye'de ana damar siyasi akımlardan olmasına rağmen merkez sol hareketlerin neden iktidar olamadığı sorusu tezin ana sorunsalı olarak ele alınmış ve merkez-çevre kuramı bağlamında yapılan literatür taraması ve alan araştırması çalışmaları ekseninde bu soruya yanıt aranmıştır. Bu noktada ideoloji kavramı, siyasal hayatı etkileyen ana ideolojiler, merkez solun dayandığı ideolojik temel olarak sosyal demokrasi ideolojisi, sosyal demokrasinin tarihi ve fikirsel temelleri, Türkiye'de merkez sol hareketlerin ideolojik ve tarihsel temelleri, dünya genelinde merkez sol hareketler ve siyasal başarı durumu ele alınarak tezin ana sorusunu cevaplamak için fikirsel ve teorik arka plan oluşturulmuş ve sonrasında Türkiye'deki merkez sol hareketler ilk ortaya çıktığı dönemlerden itibaren ele alınarak hangi unsurların ve nedenlerin merkez sol hareketlerin iktidar olup olamadıklarını belirlemede etkili oldukları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda merkez sol hareketlerin, merkez-çevre teorisi ekseninde Kemalist merkezin kontrolünden çıkamaması, halk ile gerekli yakınlaşmayı kuramaması, liderlik sorunları, ideolojik sorunlar, laiklik ve din ilişkisi karsıdaki konumu nedenleriyle iktidar olamadıkları sonucuna ulaşılmıştır.
  • Master Thesis
    Küreselleşmenin Siyasi Sonuçları ve Türkiye'ye Yansımaları
    (2014) Nişikli, Elif; Ülker, Halil İbrahim
    Küreselleşmenin dünya üzerindeki etkileri birçok araştırmaya konu olmuştur. Son yıllarda, küreselleşen ekonomi dünyada önemli değişikliklere neden olmaktadır. Dünya bugün bilgi çağını yaşamakta olup, tüm ekonomik faaliyetleri birbirini etkilemektedir. Bir ülkede meydana gelen ekonomik kriz tüm dünyaya yayılabilmektedir. Dünya, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan yeni aktörler tarafından yönetilmeye başlamıştır. Günümüzde dünya yeni bir dünya düzeni arayışındadır. Son yüzyılda meydana gelen çeşitli entegrasyon hareketleri ise küreselleşme sürecine yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu çalışmanın amacı küreselleşmenin Türkiye'ye olan etkilerini belirleyerek incelemektir. Geçmişten günümüze küreselleşme kavramı incelenerek yorumlanmış, Türkiye'ye etkileri tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme – Siyaset – Türkiye
  • Master Thesis
    Doğu Karadeniz Bölgesindeki Seçmen Davranışlarının 1991-2011 Yılları Arası İncelenmesi
    (2015) Özçakmak, Tuncay Tolga; Ülker, Halil İbrahim
    Siyaset kavramına baktığımızda, en geniş anlamda, insan hayatını düzenleyen genel kuralları yapmak, değiştirmek ve korumak için gerçekleştirilen faaliyetlerdir. Seçimlerdeki en önemli faktör de seçmendir. Demokratik rejimlere baktığımızda üç düzeyde siyasal katılımın gerçekleştiğini ifade edebiliriz. Bireysel katılım, grup düzeyinde gerçekleşen katılım ve bireylerin maddi veya manevi ihtiyaçlarını karşılama amaçlı katılım olduğunu ifade edebiliriz. Seçmen davranışı, bireyin yurttaşlık bağıyla bağlı olduğu ülkesinde yapılan seçimlere, ülkeyi belirli bir süre yönetecek olan yönetici kadroyu belirlemek amacıyla katılarak sergilediği davranış türüdür. Seçmen davranışını etkileyen unsurlarını; seçmen memnuniyeti, seçmenin güven ve öz güven düzeyi, bilgi araştırması, algılanan risk, fikir liderliği ve parti sadakati olarak sıralayabiliriz. Seçmen davranışını belirleyen diğer etmenleri ise şöyle sıralayabiliriz; yaş ve cinsiyet, yerleşim birimi, eğitim meslek ve gelir düzeyi, değerler kimlikler ve sosyal gruplar, ideoloji, algılar, Sosyo kültürel etmenler, aile geçmişi ve oy verme davranışı, sektörler ve sosyal sınıflar, sorunlar, politikalar Bu çalışmada, 1991-2011 yılı dâhil olmak üzere yapılan 6 genel seçime katılan siyasi partiler ve aldıkları oy oranları Doğu Karadeniz Bölgesi olarak ayrıntılarıyla ele alınmış olup, bu süreçte ortaya çıkan kitle partilerine yönelik seçmen davranışları ideolojik temelde irdelenmeye çalışılmış ve 1991-2011 yılları arası seçmen davranışlarının nasıl bir seyir izlediğine dair bulgulara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Seçmen Davranışı, Doğu Karadeniz Bölgesi, Genel Seçimler
  • Master Thesis
    Türkiye'de İdari İşlerin Yürütülmesinde Siyasetçi Bürokrat İlişkisi
    (2021) Kumtuna, Deryam; Ülker, Halil İbrahim
    KUMTUNA, Deryam. Türkiye'de İdari İşlerin Yönetilmesinde Siyasetçi Bürokrat İlişkisi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2021. Weber'in kuramsal alanda temellendirdiği bürokrasi kavramının birçok tanımı bulunmaktadır. Bürokrasi; 'bürokratların yönetimi, rasyonel örgüt, memurlar tarafından yönetim,' gibi tanımları literatürde yer almaktadır. Bürokrasi toplumda daha çok örgüt yapılarının olumsuzluklarına ya da güç tekelinin kötüye kullanılmasını ifade eden, bir nevi kötüleyici kavram olarak nitelendirilmekte; otoriteye aşırı bağımlılık, sorumluluktan kaçma, yetki devrinde isteksizlik gibi durumlar bu ifadeye örnek gösterilmektedir. Bu kavramın tanımından ziyade, temel öğelerini ve belirleyici faktörlerini nitelendirerek 'ideal tip' bürokrasiyi tanımlamaya çalışan Weber; kamu ve özel alanların ayrılması, görevlerin önceden belli olduğu, düzenli, gayrişahsilik gibi özelliklerin ve modern siyasal sistemin ihtiyaç duyduğu bir örgüt tipi olarak nitelendirmiştir. Weberyen anlayışta bürokrasi, yönetim şekli değil, yazılı kurallara dayalı, profesyonellikle oluşturulup işlerin yürütüldüğü bir öğüt biçimidir. Bu şekilde ele alındığında bürokrasi; uzmanlaşma, hiyerarşik yapı, iş bölümü, planlanma ve örgütlenme çerçevesinde geniş kitlelerin yönetimini disiplin içerisinde gerçekleştirmeyi gerektiren toplumun bir aşamasıdır. Weberyan anlayışta bürokrasi; teknik açıdan diğer örgüt yapılarından üstün rasyonel bir örgüt biçimidir. Bu örgüt biçimi ve siyaset kavramlarının birbirleri ile olan ilişkisi yadsınamaz bir gerçek olup yapısal çerçevede; değişime ayak uyduramama, merkeziyetçilik, yönetimde gizlilik ve dışa kapalılık gibi sorunlar görülürken; işlevsel çerçevede de siyasallaşma, sorumluluktan kaçma, aracılar ile işlerin yürütülmesi, yolsuzluk ve kuralcılık gibi sorunların mevcut sorunların görülebileceği bir sistemdir. Türk Kamu bürokrasisi bu bağlamda etkin, kaliteli, verimli ve rasyonel hizmet verme hususunda sorunlar yaşamaktadır. Anahtar Kelimeler: Türk Kamu Yönetiminde Bürokratik Yapı, Bürokrasi Kuramları, Bürokrasi, Siyaset, Türk Kamu Yönetimi Bürokrasi Sorunları.
  • Master Thesis
    Kadınların Siyasi Kariyerlerinde Cam Tavan Etkisi
    (2013) Gönül, Ayşe Füsun; Ülker, Halil İbrahim
    Kadınların siyasi kariyerlerinde cam tavan engelinin etkisini araştıran çalışma, ülkemizde kadınların siyasal katılımlarının yetersiz olması gerçeği ve sorunundan yola çıkılarak başlamıştır. Ülkemizdeki kadınların siyasi kariyerlerinde cam tavan engeli konusunda bugüne kadar bir çalışma yapılmamış olması nedeniyle, araştırma sonucunda bilimsel bir katkı sunmanın yanı sıra, siyasi partilerdeki emektar kadınlara teşvik edici bir kaynak oluşturmak da amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni olarak, Türkiye Büyük Millet Meclsi?nde grup kuran 4 siyasi partinin Ankara?da yaşayan kadın üyeleri belirlenmiştir. Örneklem olarak ise Ankara?da Genel Merkez?de ve ilçe-il teşkilatlarında üye olan kadın siyasetçiler seçilmiş ve 119 kadına anket uygulanmıştır. Ayrıca karar mekanizmalarına yükselmeyi başarmış ( cam tavan engelini kırabilmiş ) 13 kadın siyasetçi ile yapılandırılmış mülakat yapılmıştır. Mülakat ve anketler, bağımlı değişken olarak belirlenen parlamenter sistemdeki hedeflere göre yapılmıştır. Cam tavanın varlığı ve seviyesi parlamenter sistemde aranmıştır . Ankette , yerel yönetimlere ilişkin de bir soru sorulmuştur ve kadınların önemli bir kısmının yerel yönetimlerde aktif olmaya hevesli olmadıkları gerçeğiyle karşılaşılmıştır. Bu sonucun kadın dostu belediyeler oluşturmak adına kaygı verici olduğunun altını çizmek gerekmektedir. Daha önce incelenmiş olan iş hayatında cam tavan etkisinin kategorilerinden beslenilerek, erkeklerin kadınlar için oluşturdukları engeller, kadınların kadınlar için oluşturdukları engeller ve kadınların kendileri için oluşturdukları engeller kategorileri araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın, alt amaçları da anketin sorularını oluşturmuştur. Anket cevapları ki-kare (chi-square) testiyle değerlendirmeye alınmıştır. Anket ve mülakatlar sonucunda beklenmedik sonuçlarla da karşılaşılmıştır. Kadın siyasetçiler, kendilerine rol model olarak erkek siyasetçileri seçmişlerdir. Ülkemizde siyasal sistemin, rol model olabilecek kadın siyasetçiler yetiştirmek için yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İş yaşamının aksine siyasette erkeklerin, kadınların yükselmeleri için bir sorun teşkil etmediği ve erkeklerle sorun yaşamanın, cam tavanın kategorilerinden birini oluşturmadığı ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde iş yaşamında, kadının kadına engel yaratması kategorisi de siyasette geçerli olmamış, kadınların kadınlarla sorun yaşaması durumu siyasette cam tavanın kategorilerinden birini oluşturmamıştır. Ancak kadınların kendi kendilerine engel oluşturmaları gerçeği , iş yaşamının yanı sıra siyasette de yer bulmuş ve kadının kendi kendine koyduğu sınırlar , siyasette cam tavanın kategorilerinden birini oluşturmuştur.Siyasette cam tavan engelinin kategorilerine dahil edilebilecek yeni bulgular : i) Eğitim yetersizliği ii) Kariyer yapmamak iii) Çocuk sahibi olmak iv) STK deneyimi yaşamamak v) Cam tavan engelinin farkında olmamak olarak ortaya çıkmıştır. Kadınlar siyasette yükselirken, söz konusu kategoriler yüzünden kendilerine bariyer koymaktadırlar. Parlamenter sisteme yönelik hedeflerde ise kritik eşik milletvekilliği olarak belirlenmiştir. Mülakat yapılan karar mekanzimasına yükselebilmiş kadınların ise mevcut pozisyonlarının üstünde bir pozisyonu talep ettiklerini söylemek konusunda çekince yaşadıkları, parti büyüklerinin oklarına hedef olma çekincesi yaşadıkları gözlenmiştir. Milletvekilliğine kadar olan siyasi pozisyonları, 119 kadın içinde toplam 80 kadın seçmiştir, en çok işaretlenen pozisyon, 30 kadın tarafından hedeflenen milletvekilliğidir, milletvekilliğinden sonraki pozisyonları ise 119 kadın içinde 9 kadın hedeflemiştir. Sonuç olarak Türkiye- Ankara evreninden seçilen 119 kadın siyasetçiden oluşturulan örnekleme göre siyasette cam tavan için kritik eşik milletvekilliğidir. Milletvekilliği ve sonrasındaki pozisyonlar kadınlar için cam tavan sahasını oluşturmaktadır Anahtar Sözcükler : 1. Siyasette Cam Tavan 2. Kadın siyasetçi 3. Rol model
  • Master Thesis
    Türkiye'de Sol Hareketlerin Evrimi ve Başarısızlık Nedenleri
    (2020) Yılmaz, Mertcan; Ülker, Halil İbrahim
    Türkiye'de çok partili hayata geçildiği ilk günden bu yana yüzlerce parti açıldı, yüzlerce parti kapandı. Elde edilen bilgiler sonucunda, sağ partilerin hegemonyası, çok partili yaşamın ilk gününden bu yana mutlak üstünlük ile devam etmiştir. Osmanlı'nın 600 yıllık mutlak hakimiyeti sırasında, tek kişilik otoritenin ağırlığı her zaman halkın arkasındaydı, ancak bu mutlak kural halkın tüm kesimleri tarafından kabul edilmedi. Osmanlı dönemindeki ayaklanmalara ve bakarsak, ekonomik, dini ve siyasi nedenlerin varlığını görürüz. Böylece, bu algının yok edildiği döneme ayak uydurmuş bir Türkiye Cumhuriyetinde, sol görüşe karşı baskı, çok partili yaşamın başlamasından bu yana her hükümetin kullandığı bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. Anadolu'da 2. Meşrutiyet döneminden itibaren ' ilk sol hareketler görülmeye başlanmış, Geç Osmanlı, Milli Mücadele, Tek Parti dönemi ve çok partili dönem olarak devam etmiştir. Arkasındaki entelektüel yapısıyla hafife alınmayacak bir tarihe sahip olan bu ideoloji, 1977 Ecevit hükümeti dışında Türkiye'deki ciddi başarılar ve mutlak bir hakimiyet kazanamamıştır. Türkiye'de sol hareketlerin evrimi ve iktidar olamamasının altındaki başarısızlık nedenleri tek bir nedenle açıklanamayacak kadar geniş bir perspektif çizmektedir. Merkez-çevre teorisi, Din algısı, Türk toplum yapısı, ekonomik faktörler, solun kendi içindeki sıkıntılar olmak üzere bir çok bağlamıyla oluşturulan bu tezte, birçok soruya cevap aramıştır. Araştırmalar sonucunda, sol ideolojinin tarihsel bağlamında hangi fikirlerin var olduğu, nasıl geliştiği ve ülkemize nasıl yansıdığı konusunda birçok gözlem yapılmıştır. Bunlardan en önemlisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana solun her zaman, ''iktidarı tehdit eden, her dönemde baskı altında tutulan ve genel olarak sorunlarını açıklayamayan bir ideoloji olarak görülmesidir.'' Ayrıca Sovyetler ile Türkiye arasındaki anlaşmazlık Türkiye'de solun gelişimini mutlak ölçüde etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Sol İdeoloji, Sosyalist İdeoloji, Türkiye'de sol, Sol İdeoloji ve Türkiye
  • Master Thesis
    Koronavirüs Sürecinde Bireylerin Yönetenlere Olan Güven Tutumlarının İncelenmesi
    (2021) Şahin, Musa; Ülker, Halil İbrahim
    Vatandaşların algılarında devlet düzeyinin ölçümü yapılırken, can ve mal güvenliğinin korunması önemli esaslar arasında yer almaktadır. Vatandaşların devlete karşı tutumlarının belirlenmesinde ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik göstergelerinin tutarlı olması önemli rol oynarken, devleti oluşturan bireylerin devlete ilişkin psikolojik algıları da son derece önemlidir. Bir başka deyişle bir devletin başta vatandaşın can ve mal güvenliği olmak üzere sosyal, siyasal ve iktisadi haklarını ne ölçüde koruyup kolladığı ve halkın inancı ile tutarlı davranış gösterip göstermediği olguları vatandaşın algısı açısından devlet düzeyinin ölçümünde etkin bir rol oynar. Bu bağlamda ele alınacak olursa devletin niteliği ile ilgili kritik boyut 'güven' hissidir. Meşruiyet halkın devlete karşı davranışlarının ölçümüdür.Yani devletin haklı olduğuna dair inancı içermektedir. Ancak bu ölçümü etkileyen bazı faktörler bulunmaktadır; bunlar güven duyma ya da duymama, memnuniyet veya memnun olmama tutumlarından ziyade psikolojik ve sosyolojik açıdan da ele alınmalıdır. (Gür, N. (2017). Güven, bürokrasi ve refah devleti). Çünkü her birey ayrı ve özel olarak düşünülürse hepsinin içsel motivasyonu etik ve ahlaki değerleri kendi içinde ayrışıp şekillenmektedir. Bazı bireyler olumsuz olaylar karşısında güvenlerini sürdürebilirken bazıları ise bu güveni yeniden inşa etmekte zorlanabilmektedir. Bu nedenle bunun altında yatan psikolojik nedenler ve güven tutumları ele alınmalıdır.
  • Master Thesis
    Milliyetçilik Türü Olarak Anadoluculuğun Doğuşu
    (2016) Genç, Kürşat; Ülker, Halil İbrahim
    Tez çalışmamızda 16. yüzyılda başlayıp 18. yüzyılda artarak devam eden Osmanlı Devleti'ndeki modernleşme hareketleri ve Avrupa'da ortaya çıkan ulusçuluk akımının sonucu ile çok uluslu Osmanlı Devleti'nin içine düştüğü zor durumdan çıkış çabalarını bakıldı. Avrupa'daki gelişmelere paralel olarak; 19. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devletindeki fertlerin 'kul'dan 'birey'e ve Osmanlı toplumunun 'tebaa' dan 'millet'e dönüşme sürecinde ortaya çıkan akımlardan yola çıkarak Anadoluculuğun doğuşunu incelemeye çalışıldı. Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük fikir hareketlerini savunan düşünce insanları tarafından ortaya konan vatan, millet, devlet tanımlamaları ve tarih anlayışına bakılmıştır. Bu akımların bir anti sentezi olarak doğan; farklı bir tarih anlayışı ortaya atarak, vatan, millet kavramlarını yeniden tanımlayan, yeni bir milliyetçilik türü olan Anadolu Milliyetçiliği'nin doğuşunu ve 1930'lu yıllara kadar gelişimi incelenmeye çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Gelişen Havacılık Sektörü ve Siyaset ile İlişkisi
    (2021) Şahin, Emre; Ülker, Halil İbrahim
    Havacılık ve siyaset kavramları arasındaki ilişkiyi Hava Hakimiyet Teorisi özelinde değerlendirilmesini amaçlayan bu çalışma ile literatüre katkı sağlamak ve farklı bir bakış açısı ile değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu gaye için, konuyla özleşen yabancı ve yerli kaynaklar metin ve söylem analizinden geçirilmiş, uluslararası raporlar taranmış ve tarihsel karşılaştırmalı yöntem kullanılarak geçmişte yaşanan olaylar ışığında bugünü ve yarını etkileyen ve etkileyeceği düşünülen, ülkelerin politikalarına yön veren olaylar incelenmiştir. Ulaşılan bilgiler ışığında; gelişen teknoloji ile beraber, havacılık ile iç siyaset ve uluslararası siyaset arasındaki ilişki, daha geniş ve kapsamlı bir değerlendirmeye gereksinim göstermektedir. Hava hakimiyet teorisinin ortaya çıkmasından bugüne kadar yaşanan gelişmeler ile beraber, teorinin tekrar ele alınarak güncel bir yaklaşımla ortaya konması gerektiği düşünülmüştür. Havacılık sektörünün gelişmesi ile beraber ülkelerin küresel anlamda siyaset, ekonomi ve savunma gibi alanlarda çok boyutlu bir değişimi öngördüğü düşünülmektedir. Ayrıca bir ülkenin hava gücü, milli güvenlik politikalarınca başka ülkeler ile ilişkilerinde söz sahibi olma ve toprak bütünlüğünün korunması amacıyla büyük önem arz etmektedir. Bu açıdan havacılık ve savunma arasında, ülkelerin politikalarında büyük değişimlerin meydana geldiği bilinmektedir. Özellikle son yıllarda gelişen havacılık teknolojileri ile beraber İHA ve SİHA gibi havacılık ürünlerinin popülaritesinin arttığı ve bu sistemlerde öncü konuma yerleşmek isteyen ülkelerin birbirlerine engel olma niteliğiyle sıkça ambargo ve yaptırımlar uyguladığı görülmektedir. Bununla beraber bu sistemlerde başarılı gelişim sağlayan ülkelerin istihdam oranlarında artış meydana gelmekte, üretilen yüksek teknoloji havacılık ürünlerinin temini ve rehberliği amacıyla diğer dünya devletlerinden talepler alınmakta, alt sistemlerin gelişiminde payı olan sektörlere ekonomik olarak katkı sağlanmaktadır. Aynı zamanda terörizm ile mücadelede üstün başarılar elde edilmekte, elde edilen stratejik başarılar neticesinde yeni politik ilişkiler kurmaya yardımcı olurken savunma sanayide dışa olan bağımlılık azaltmakta ve dış siyasette sözü geçer niteliğe ulaşmada katkı sağladığı görülmektedir.