57 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 57
Master Thesis Türk-çin Siyasal ve Ekonomik İlişkilerinin Türkiye Ekonomisine Etkileri(2019) Şatana, Çağrı Ceren; Ülker, Halil İbrahimTürklerin, tarih boyunca Çin ile ekonomik ve siyasi ilişkileri olmuştur. Çin'in birçok açıdan çeşitli büyüklüklere sahip olması dünya için hem bir fırsat hem de bir tehdit olarak algılanmıştır. Ekonomik yönüyle büyük bir pazar olması Çin'i, diğer ülkeler karşısında cazip hale getirmektedir. Çin sosyalist piyasa ekonomisi olarak adlandırılan kendine özgü bir ekonomik modele sahiptir. Pragmatik açıdan en üst düzeyde faydaya odaklı bu model Çin'i dünya karşısında sürekli avantajlı hale getirmiştir. Türkiye'nin 1995'li yıllar sonrasında Çin ile olan dış ticaretindeki canlanma zamanla Türkiye ekonomisinin aleyhine dönmüştür. Özellikle Çin'in ulusal parasını devalüe etmesi diğer tüm ülkeler gibi Türkiye'yi de dış ticaret açısından olumsuz etkilemiştir. Zaman içerisinde ucuz malların en büyük tedarikçisi olan Çin, Türkiye'nin ithalat artışlarında en çok öne çıkan ülke olmuştur. Ülke ekonomisi için orta ve uzun vadede dış ticaret açığı diğer bir deyişle ödemeler dengesindeki bozukluk önemli bir konudur. Türkiye'nin sahip olduğu avantajları kullanarak Çin ile olan dış ticaretinde kazançlı çıkması için firmaların devlet desteğine ihtiyacı vardır. Ayrıca dış ticarette etkin rol oynayan Türk firmalarının yapılan ekonomik faaliyette Türkiye'nin kazançlı çıkması için önceliklerini gözden geçirmesi gerekmektedir.Master Thesis Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Mesleğinde Haksız Rekabet Olgusu(2013) Sak, Ezel; Ülker, Halil İbrahimBir tanım vermek gerekirse haksız rekabet; iktisadi rekabetin iyi niyet kurallarına aykırı olan aldatıcı davranış veya başkaca suretle her türlü kötüye kullanılmasıdır. Bu tanıma göre önce iktisadi bir rekabet mevcut olmalıdır. Ekonomik rekabetin ilk koşulu, ortada ekonomik bir etkinliğin bulunmasıdır. Haksız rekabetin ikinci unsuru iyi niyet kurallarına aykırı davranmaktır. Rakibini kötülemek, müşteri çevresini aldatıcı davranışlarla kandırmak gibi hareketler kabul edilemez. Üçüncü olarak da haksız rekabetin varlığı için rekabet hakkının kötüye kullanılmış olması aranmaktadır. İyi niyet kuralları ile belirli olan rekabet özgürlüğünün sınırlarının asılmış olması, kötüye kullanmayı gösterir. İş bu tezde haksız rekabetin 3568 sayılı kanun ile düzenlenmiş meslek mensuplarının ilişkileri çerçevesinde değerlendirileceği belirtilmişse de hukukun bütünlüğü ilkesi gereği kanunlarda belirtilen diğer hususlara da atıflarda bulunulmaktadır. Ülkemizde SMMM ve YMM mesleğinde haksız rekabet meslek mensuplarının faaliyetleri ve bu faaliyetlerin kaliteleri üzerine ciddi etkilerde bulunmakta, zarar vermekte, mesleğin imajını zedelemekte ve mesleğin sağlıklı gelişimine yardımcı olmamaktadır. Eşzamanlı olarak, haksız rekabet fiilleri sosyal adalet mekanizmasına da zarar vermekte, objektif ve dürüst rekabet kuralarını ortadan kaldırmakta ve tabii pazar ekonomisini olumsuz etkilemektedir. Ülkemizdeki SMMM ve YMM mesleğindeki haksız rekabet davranışları kapsamlı bir sistem araştırması ile ele alınırsa; kurumsal yönetim ilkeleri uyumuna ilişkin yapının denetim pazarı taleplerine işlenmesi, haksız rekabet yasasının ve ilgili diğer yasal düzenlemelerin hazırlanma süreçlerinin hızlandırılarak objektif ve dürüst rekabet çevresinin mesleğin ülkemizde sağlıklı gelişimini destekleyici ve teori ile pratiğin anlamlı hale getirilmesine yönelik oluşturulması söz konusu olacaktır. Anahtar Kelimeler: Serbest Muhasebeci Mali Müşavir, Yeminli Mali Müşavir, Haksız Rekabet, 3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu.Master Thesis Dil, Kültür ve Tarih Bağlamında Tanzimat Sonrası Basınla Beraber Yaşanan Modernleşmeye Dair İnceleme(2015) Teke, İsmail; Ülker, Halil İbrahimİnsanların kolektif yaşama ihtiyacı karşılıklı olarak iletişime geçme sonucunu doğurmuştur. Bu şekilde ortaya çıkan dil, nesilden nesile bilgi ve tecrübe aktarım aracı olarak kültürü yaratmış ve zaman içerisindeki devinimleri ise tarih kavramının içerisinde yer almıştır. Bir toplumun bir daha geri döndürülemeyecek bir biçimde geleceğe aktarılması olan kalkınmanın gelişmişlik düzeyi göstergelerinden biri olan modernleşme ise bu üç sacayağının kesişim kümesinde yer alan bir olgu olup bu üç sacayağının üzerinde şekillenmektedir. Bu tezin amacı Tanzimat dönemi sonrasında dil, kültür ve tarih olgularının basınla beraber yaşanan modernleşme kapsamında evrimi ve Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nun modernleşme üzerine olası etkisini açıklamaktır. Tezde öncelikle bu öğeler önce sırası ile açıklanmış ve etkiler analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Dil, kültür, tarih, Tanzimat, basın; modernleşme, Türkiye Radyo Televizyon KurumuMaster Thesis Parlamenter Hükümet Sistemi ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Yasama ve Yürütme Açısından Karşılaştırılması(2020) Kudu, Ali; Ülker, Halil İbrahimÜlkemizde yıllardır uygulanan parlamenter hükümet sisteminin kaldırılarak yerine Başkanlık hükümet sisteminin getirilmesi düşüncesi birçok lider tarafından gündeme getirilmiş ve yıllarca tartışma konusu olmuştur. Bu tartışmaların sebebi ise Parlamenter hükümet sisteminde yaşanan tıkanmalar, siyasi krizler ve kısa süreli hükümetlerin olmasıdır. Birçok hükümet tarafından, yaşanan bu krizlere çözüm aranırken yeni düzenlemeler yapılmış ve kalıcı çözümler bulunamamıştır. 21 Ocak 2017 tarihli ve 6771 sayılı kanunla kabul edilen Anayasa'da değişiklik yapılmasına dair kanun, Cumhurbaşkanı tarafından 11 Şubat 2017 tarihinde Resmi Gazete 'de yayımlanıp, 16 Nisan 2017 tarihinde halk oylamasına sunularak yürürlüğe girmiştir. Bu değişikle ülkemiz, yeni yönetim şekli olan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş yapmıştır. Yapılan bu değişikler sonrasında yürürlüğe giren yeni yönetim sistemine özellikle ana muhalefet tarafından ciddi eleştiriler yapılmaktadır. Anayasa değişikliği yapıldıktan sonraki 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde muhalefet tarafından sürekli olarak dile getirilen ve seçim vaadi olarak da lanse edilen 'eski sisteme dönüş' gereklimi? Yoksa mevcut kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde mi kalmalı? Sisteme dair yapılan eleştiriler nezdinde Avantaj ve dezavantajlarıyla iki sistem ele alınacaktır. Ayrıca sisteme yönelik yapılan eleştirilere bazı önerilerde bulunulacaktır.Master Thesis Dünyada Türkiye'de Merkez Sol Görüş ve Ülkemizdeki Başarısızlık Nedenleri(2018) Kara, Mahmut; Ülker, Halil İbrahimMerkez sol hareketler, Türkiye siyasetindeki ana damar siyasal akımlardan biri olmuştur. Uzun zamandır siyasi hayatta olmalarına rağmen istisnai birkaç dönem hariç iktidar olamadıkları görülmektedir. Bu nedenle Türkiye'de ana damar siyasi akımlardan olmasına rağmen merkez sol hareketlerin neden iktidar olamadığı sorusu tezin ana sorunsalı olarak ele alınmış ve merkez-çevre kuramı bağlamında yapılan literatür taraması ve alan araştırması çalışmaları ekseninde bu soruya yanıt aranmıştır. Bu noktada ideoloji kavramı, siyasal hayatı etkileyen ana ideolojiler, merkez solun dayandığı ideolojik temel olarak sosyal demokrasi ideolojisi, sosyal demokrasinin tarihi ve fikirsel temelleri, Türkiye'de merkez sol hareketlerin ideolojik ve tarihsel temelleri, dünya genelinde merkez sol hareketler ve siyasal başarı durumu ele alınarak tezin ana sorusunu cevaplamak için fikirsel ve teorik arka plan oluşturulmuş ve sonrasında Türkiye'deki merkez sol hareketler ilk ortaya çıktığı dönemlerden itibaren ele alınarak hangi unsurların ve nedenlerin merkez sol hareketlerin iktidar olup olamadıklarını belirlemede etkili oldukları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda merkez sol hareketlerin, merkez-çevre teorisi ekseninde Kemalist merkezin kontrolünden çıkamaması, halk ile gerekli yakınlaşmayı kuramaması, liderlik sorunları, ideolojik sorunlar, laiklik ve din ilişkisi karsıdaki konumu nedenleriyle iktidar olamadıkları sonucuna ulaşılmıştır.Master Thesis Organik Tarımın Türkiye Turizm Ekonomisinde Olası Payı(2012) Rende, Süheyla; Ülker, Halil İbrahimDünya nüfusundaki hızlı artış ve sanayileşmede yaşanan gelişmeler insan sağlığı ve çevre ile ilgili pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu sorunların başında, tarımda üretim artışı gerçekleştirmek amacıyla yoğun olarak kimyasal girdi kullanılması gelmektedir. Organik tarım insana ve çevreye dost, kimyasal girdilerin kullanılmadığı bir tarımsal üretim şeklidir. Çevre dostu üretim sistemleri arasında gösterilen organik tarımın yaygınlaştırılması insan sağlığı ve çevre ile ilgili sorunların azalmasına yardımcı olacaktır. Bu üretim sisteminde, göz önünde bulundurulan unsur, üretimde miktar artışı değil, ürünün kalitesinin artırılmasıdır.Bu çalışmada; dünyaya hızla yayılan organik tarımın, turizm sektörüne adapte edilmesiyle ortaya çıkan küçük ölçekli bir turizm türü olan ekolojik tarım turizminin ülkemize ekonomik katkı sağlayıp sağlayamayacağı araştırılmıştır. Bu amaçla, ekolojik tarım çiftliklerinin bağlı oldukları merkeze bildirdikleri raporlar, ekolojik pazarlar görüşme ve doküman analizi ile incelenmiş, ayrıca eğitim kurumları ve hizmet sektöründen ilgililerin görüşleri alınmıştır.Araştırmanın bulguları; TA-TU-TA, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından Tarım ? Turizm ? Takas başlığı altında yürütülen ekolojik çiftlik ziyaretleri programının kısa adıdır. Programın amacı, Türkiye'de kimyasal katkı maddeleri kullanılmadan organik tarım yöntemleri ile sağlıklı üretim yapılan çiftliklerin tanıtımını ve yaygınlaştırılmasını sağlamaktır. TA-TU-TA'ya bağlı 70 adet çiftlik bulunmaktadır.Master Thesis Tanzimat'tan Günümüze Eğitimde Alanında Yapılan Reformlar(2015) Elçi, Aybala Erdoğan; Ülker, Halil İbrahimBu çalışmada, Osmanlı'dan günümüze eğitim sistemi ve bu eğitim sistemi üzerinde yapılan reformların neler olduğu, eğitime katkıları, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan Tanzimat'ın yeniliklerine kadar olan dönem, Eğitimde modernleşme çabaları, Tanzimat dönemi, Mutlakıyet dönemi, İkinci Meşrutiyet dönemi, Kurtuluş Savaşı dönemi, Türkiye Cumhuriyeti dönemi ve en son Eğitim şuraları başlıkları altında incelenmiştir. İnsanların bilginin değerini anladığı ve temel bilgilerinin yapıtaşlarını kurduğu eğitim, bilgiye erişmede en önemli araçtır. İnsanlık tarihi boyunca toplumların, varlıklarını devam ettirebilmeleri sosyal yaşantılarını sağlayabilmeleri eğitim doğrultusunda olmuştur. Eğitim toplumu iyi yerlere taşıyacağı gibi, bazen de geri kalmasında etkendir. Toplumda yaşanan en ufak bir sorunda hemen eğitim düzeyi irdelenerek, sebep genellikle eğitime bağlanmıştır. Osmanlı döneminin genelinde, belli düzeydeki öğrencilerin devlet erkanında görev almak için yetiştirilirken, diğer kesiminin daha düşük nitelikteki Sıbyan Okulları, medreselerde eğitim görmesi, daha eğitimin ilk kademesinde sınıf ayrımcılığını doğurmuştur. Eğitimin ilk basamağı olan ilkokullarda, eğitime yeteri kadar önemin verilmemesi kuruluş amacı Kuran okutmak, namaz kıldırmak gibi dini konular olan okullardan anlaşılmaktadır. Her ne kadar ilerleyen dönemlerde Batı hayranlığı sebebiyle eğitimde reformlar yapılıp yurt dışına öğrenciler gönderilerek gelişmeler takip edilmek istense de ulaşılmak istenen batı standartlarında bir eğitim modeli yaratılamamıştır. Batılı eğitim ile geleneksel eğitim görenler arasındaki uçurum büyümüş, köklü çözümlerden ziyade o dönemi kurtaracak önlemler alınmıştır. Osmanlının son dönemlerinde ders programları modern konuları içine alacak şekilde yeniden düzenlenmiş, Türkçe öğretime ağırlık verilmiş, fakir öğrencilere burs verilerek eğitimde fırsat eşitliği sağlanılmaya çalışılsa da ülkenin buhranlı dönemi ve sonrasındaki kurtuluş mücadelesi önceliği vatan savunmasına geçirmiştir. Cumhuriyet dönemi ile birlikte milli bilincin, beraberliğin oluşmasında asıl etkenin eğitim olduğu vurgulanarak bu doğrultuda birçok reformlara imza atılmıştır. Eğitimde reform yapmak, geçmişten günümüze devletleri felakete sürükleyen sebepleri, kötü gidişatı ortadan kaldırmak için bir yol niteliği taşımaktadır. Tanzimat döneminde hasta adamı tedavi etmenin yolunun eğitimden geçmesi, Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra reform isteklerinin ağır basması, Mutlakiyet ve İstibdat idaresinden bunalan ülkeye yeni bir çehre kazandırma arzusu gibi sebepler eğitimin bir araç olarak görülmesini destekler niteliktedir. Cumhuriyet dönemi sonrasında ise her hükümetin kendi döneminde eğitim sisteminde değişikler yapmış ya da yenilikleri parti propagandası olarak görmüştür. Tüm bunlardan dolayı, hak ettiği önemi göremeyen eğitimde yeteri kadar ilerleme sağlanamamıştır.Master Thesis Çalışanların Performanslarını Arttırmada Bir Araç Olarak Motivasyon ve Motivasyon Teknikleri(2008) Keskin, Burcu; Ülker, Halil İbrahimBu çalışma kapsamında ?Çalışanların Performansını Arttırmada Bir Araç Olarak Motivasyon ve Motivasyon Teknikleri? detaylı bir şekilde incelenmiş ve yüksek lisans tezi olarak rapor haline getirilmiştir.Motivasyon insan ilişkilerine yön veren en önemli olgulardan biridir. Hangi türde olursa olsun bütün işletmelerin kurum ve kuruluşların ortak hedefi insanların çabalarını amacı gerçekleştirmeye doğru yoğunlaştırmaktır. İş ne olursa olsun sonuçta istenen şey söz konusu işin yapılabilmesi ise insanın istekli olmasını, işi benimsemesini gerektirir. İşte bu isteği sağlayan bireyin motivasyon düzeyidir.Bu araştırmanın amacı, Ankara ilinde Ağaç İşleri Sektörü'nde çalışanların motivasyonunu artıran faktörlerin neler olduğunu belirlemek ve demografik özelliklere göre faklılık gösterip göstermediğini saptamaktır. Böylece yöneticilere yardımcı olmaktır.Yapılan araştırmada öncelikle literatür taraması yapılarak, çalışanların performansını arttırmada yöneticilerin motivasyon araçlarını kullanmalarının çalışanlar üzerindeki etkisi konusunda, çalışanların düşüncelerini saptamak için anket soruları hazırlanmıştır. Derlenen bilgiler doğrultusunda hazırlanan anket formu, seçilen örneklemde anketörler vasıtasıyla uygulanmıştır. Ankara ilinde ağaç işleri sektöründe faaliyet gösteren orta ölçekli firmalarda çalışan 132 kişi anketleri tam olarak doldurmuştur. Bu cevaplarla veri tabanı oluşturulmuştur. Elde edilen bilgileri çözümlemede ki-kare testi yönteminden faydalanılmıştır.Bu istatistikî çalışmalar sonucu ortaya çıkan verilerle araştırmanın sonuçlarına ulaşılmış ve sonuç olarak ekonomik, psiko-sosyal, örgütsel ve yönetsel araçların motivasyonu arttırdığı görülmüştür. Her üç faktör grubunda da yönetici ve yönetilenler arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Yönetilenlerin motivasyon araçlarının uygulanması konusundaki beklentilerinin yöneticilere göre daha fazla olduğu belirlenmiştir.Master Thesis Küreselleşmenin Siyasi Sonuçları ve Türkiye'ye Yansımaları(2014) Nişikli, Elif; Ülker, Halil İbrahimKüreselleşmenin dünya üzerindeki etkileri birçok araştırmaya konu olmuştur. Son yıllarda, küreselleşen ekonomi dünyada önemli değişikliklere neden olmaktadır. Dünya bugün bilgi çağını yaşamakta olup, tüm ekonomik faaliyetleri birbirini etkilemektedir. Bir ülkede meydana gelen ekonomik kriz tüm dünyaya yayılabilmektedir. Dünya, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan yeni aktörler tarafından yönetilmeye başlamıştır. Günümüzde dünya yeni bir dünya düzeni arayışındadır. Son yüzyılda meydana gelen çeşitli entegrasyon hareketleri ise küreselleşme sürecine yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu çalışmanın amacı küreselleşmenin Türkiye'ye olan etkilerini belirleyerek incelemektir. Geçmişten günümüze küreselleşme kavramı incelenerek yorumlanmış, Türkiye'ye etkileri tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme – Siyaset – TürkiyeMaster Thesis Doğu Karadeniz Bölgesindeki Seçmen Davranışlarının 1991-2011 Yılları Arası İncelenmesi(2015) Özçakmak, Tuncay Tolga; Ülker, Halil İbrahimSiyaset kavramına baktığımızda, en geniş anlamda, insan hayatını düzenleyen genel kuralları yapmak, değiştirmek ve korumak için gerçekleştirilen faaliyetlerdir. Seçimlerdeki en önemli faktör de seçmendir. Demokratik rejimlere baktığımızda üç düzeyde siyasal katılımın gerçekleştiğini ifade edebiliriz. Bireysel katılım, grup düzeyinde gerçekleşen katılım ve bireylerin maddi veya manevi ihtiyaçlarını karşılama amaçlı katılım olduğunu ifade edebiliriz. Seçmen davranışı, bireyin yurttaşlık bağıyla bağlı olduğu ülkesinde yapılan seçimlere, ülkeyi belirli bir süre yönetecek olan yönetici kadroyu belirlemek amacıyla katılarak sergilediği davranış türüdür. Seçmen davranışını etkileyen unsurlarını; seçmen memnuniyeti, seçmenin güven ve öz güven düzeyi, bilgi araştırması, algılanan risk, fikir liderliği ve parti sadakati olarak sıralayabiliriz. Seçmen davranışını belirleyen diğer etmenleri ise şöyle sıralayabiliriz; yaş ve cinsiyet, yerleşim birimi, eğitim meslek ve gelir düzeyi, değerler kimlikler ve sosyal gruplar, ideoloji, algılar, Sosyo kültürel etmenler, aile geçmişi ve oy verme davranışı, sektörler ve sosyal sınıflar, sorunlar, politikalar Bu çalışmada, 1991-2011 yılı dâhil olmak üzere yapılan 6 genel seçime katılan siyasi partiler ve aldıkları oy oranları Doğu Karadeniz Bölgesi olarak ayrıntılarıyla ele alınmış olup, bu süreçte ortaya çıkan kitle partilerine yönelik seçmen davranışları ideolojik temelde irdelenmeye çalışılmış ve 1991-2011 yılları arası seçmen davranışlarının nasıl bir seyir izlediğine dair bulgulara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Seçmen Davranışı, Doğu Karadeniz Bölgesi, Genel Seçimler
