Search Results

Now showing 1 - 10 of 37
  • Article
    Unidirectional Data Transfer: a Secure System To Push the Data From a High Security Network To a Lower One Over an Actual Air-Gap
    (International Journal of Scientific Research in Information Systems and Engineering, 2017) Şengül, Gökhan; Bostan, Atila; Karakaya, Murat
    The term “air-gap” is typically used to refer physical and logical separation of two computer networks. This type of a separation is generally preferred when the security levels of the networks are not identical. Although the security requirements entail parting the data networks, there is a growing need for fast and automatic transfer of data especially from high-security networks to low-security ones. To protect security sensitive system from the risks originating from low-security network, unidirectional connections that permit the data transfer only from high to low-security network, namely information-diodes, are in use. Nonetheless, each diode solution has its drawbacks either in performance or security viewpoints. In this study, we present a unidirectional data transfer system in which the primary focus is data and signal security in technical design and with a plausible and adaptable data transfer performance. Such that the networks do not touch each other either in physically or logically and the transfer is guaranteed to be unidirectional. Apart from avoiding the malicious transmissions from low to high-security network, we claim that the proposed data diode design is safe from emanation leakage with respect to the contemporary sniffing and spoofing techniques.
  • Article
    Öğrenci Ders Devamının Sınavlarda Alınan Notlara Etkisi Üzerine Bir Durum Çalışması
    (Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 2016) Bostan, Atila; Karakaya, Murat
    Üniversite eğitimde öğrencilerin derslere devam mecburiyetinin olup olmaması, okuldan okula değişebileceği gibi aynı okul içinde verilen dersler arasında da farklılıklar göstermektedir. Öğrencilerin derse devam etmesiyle, dönem sonucu elde ettiği ders başarısı arasında olumlu bir ilişki olup olmadığı önemli bir araştırma konusu olmuştur. Bu konuda yapılan çalışmaların önemli bir bölümünde, dersteki başarı kriteri olarak dönem sonu başarı notu esas alınmış ve yapılan çalışmaların çoğunluğunda iki olgu arasında olumlu bir ilişki gözlemlenmiştir. Bunun sonucu olarak da, çalışmaların sonuç bölümlerinde öğrencilerin derslere devam etmelerinin sağlanması ve devamlarının artırılması tavsiye edilmiştir. Ancak, çok az çalışmada bu tedbirin gerçek hayata nasıl geçirilebileceği ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. Diğer taraftan bu önerilerin ders devamını veya başarıyı artırmakta etkisi genellikle ölçülmemiştir. Derse devam durumunun artırılması için önerilen yöntemlerin çoğu, idari tedbirlerle öğrencileri derse devam etmeye zorlamayı içermektedir. Halbuki, ders devamından beklenen faydanın sağlanabilmesi için; öğrencinin bir zorunluluktan ziyade, öğrenme sürecinin bir parçası olarak derse devam etmeye teşvik edilmesi önemlidir. Bu çalışmada; ders devamı ile sınav notu arasındaki ilişki hem dönem sonu sınav notu hem de dönem içerisinde yapılan ara sınavlar dikkate alınarak incelenmiştir. Böylelikle öğrencinin devam durumu ile sınavlar arasında ilişkiyi gözlemlemek mümkün olmuştur. Ayrıca, ders işleme yönteminde yapılan bir değişikliğin, ders devamına ve öğrencinin notuna olan etkisi de bu kapsamda değerlendirilmiştir. Böylelikle, derse devam ile alınan notlar arasındaki ilişki üzerinde ders işleme yönteminin etkisi de izlenebilmiştir. Bu yönleriyle makalede sunulan çalışma, yazımda var olan yayınlardan farklılaşmaktadır.
  • Article
    Düşünce Dil ve Öğrenme Üzerine
    (Herkese Bilim Teknoloji, 2017) Eryılmaz, Meltem
    Düşünmek için var olmanın gerekliliğini vurgulayan Fransız filozof Descartes’ a (1596-1650) ait «Düşünüyorum öyleyse varım.» sözü, felsefe tarihinin en ünlü sözlerinden birisi. Bu sözün altında insanın kendi varlığını düşünce yoluyla anlaması gerçeği yatar. Kişi yaşamı boyunca diğer insanlar ve çevre ile sürekli bir etkileşim halindedir. Öğrenmenin oluşması için de yaşantı gerekmektedir. Bilim insanları, araştırmacılar yüzyıllardır öğrenmenin nasıl gerçekleştiğine dair sürekli kafa yormakta, günümüzde bile hala daha etkili, daha kalıcı nasıl öğrenebiliriz sorularına cevap aranmaktadırlar. Elbette öğrenmeye dair pek çok kuram, yaklaşım vardır. Hepsinin ortak noktaları olabildiği gibi, birbirleri ile çelişen yönleri de vardır. Öğrenmeye dair yaklaşımlar aynı kalmasa da nesilden nesile şekil değiştirmekte, çağın getirdiği yeniliklere uyum sağlamaktadırlar.
  • Article
    Liderlik Gelişiminde Teknoloji Tabanlı Öğrenmenin Rolü
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Eryılmaz, Meltem; Eryılmaz, Meltem; Eryılmaz, Meltem; Computer Engineering; Computer Engineering
    Liderlik, örgütsel başarının önemli bir unsuru olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple, şirketlerin çalışanlarına liderlik gelişimi konusunda yatırım yapmaları kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Yöneticilik kavramı ve sektörel bilgilerle ilgili liderlik özelliklerinin geliştirilmesinde eğitim önemli bir rol oynamakla birlikte, hayat tecrübesi, kişilik, empati yeteneği gibi liderliğin gelişimi için gerekli diğer elemanların öğretilmesi için yeterli olmayabilir. Bu sebeple, liderlik gelişimine yönelik yapılacak eğitimlerin geniş kapsamlı olması gerekmektedir. Artan rekabet ortamı, küreselleşme, sürekli inovasyon ihtiyacı ve takım çalışmasındaki dönüşümler, liderlik gelişimi sürecini seçili kişilere yönelik eğitimlerden ziyade, kurum çapında pekiştirilen ortam ve süreçlerin tasarımına yönelik çalışmalara dönüştürmüştür. Araştırmalar, şirketlerin artık öğrenmeyi ve özellikle de liderlik eğitimini kurumun her düzeyinde erişilebilir hale getirmeyi tercih ettiklerini göstermektedir. Bilgisayar tabanlı öğrenme, web tabanlı öğrenme ve sanal sınıflar gibi birçok eğitim yöntemini kapsayan teknoloji tabanlı öğrenme yaklaşımları, zengin seçenekleri ile şirketlerin her düzeyden çalışanının gelişiminde etkin bir şekilde kullanılabilir. Artık şirketler liderlik eğitimlerinde, yüzyüzenin yanı sıra teknoloji tabanlı öğrenme ortamlarının olanaklarından da faydalanmayı tercih etmektedirler. Günümüzde hem yüzyüze hem de e öğrenmeyi kapsayan karma programlar, şirketlerin liderlik gelişiminde daha çok tercih ettikleri programlar haline gelmiştir. E-öğrenme ortamları sayesinde çok sayıda çalışan, öğrenme ihtiyaçlarına göre eğitim materyallerine zaman ve mekan bağımsız olarak ulaşabilmekte, çeşitli simülasyonlar ile deneyim kazanabilmekte, becerilerini geliştirebilmekte ve uygulama yapma şansı yakalayabilmektedirler. Ortamlar online kitaplar, makaleler ve videolar ile zenginleştirilebilmekte ve çalışanlar istedikleri an bu materyallere erişebilmektedirler.
  • Article
    E-öğrenmede Uyarlanabilir Yaklaşımlar Bilişsel Yüklenmeyi Azaltır Mı?
    (2013) Eryılmaz, Meltem
    Günümüzde kaliteli ve etkin bir eğitim için teknolojinin sunduğu sınırsız olanaklardan faydalanmak kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Ömür boyu öğrenme, etkin eğitimde yüksek kalite beklentisine yol açmakta ve esnek öğretim programlarına talep günden güne artmaktadır. E öğrenme ortamları sayesinde, her düzeyden kullanıcıya, zaman ve mekan kısıtlaması olmadan ulaşılabilmekte, bu da yeni öğretim fırsatları doğmasına sebep olmaktadır. Ancak geleneksel web tabanlı öğrenme ortamlarının kullanıcı farkı gözetmeksizin aynı gezinim ve içerik yapısını sunmaları birtakım öğrenme problemlerine neden olabilmektedir. Bu problemlerin başında bilişsel yüklenme gelir. Bilişsel yüklenme, öğrenme sürecinde kullanıcıların sarfettikleri aşırı çaba, konsantrasyon ve zihinsel olarak aşırı yüklenme olarak ta tanımlanabilir. Yapılan araştırmalar özellikle web tabanlı öğrenme ortamlarında bilişsel yüklenmenin kullanıcıların gezinimleri ile ilgili problemlere yol açtığını göstermektedir. Öğrenme ortamlarında uyarlanabilir yaklaşımlar bu problemleri azaltan ya da ortadan kaldıran çözümler sunmaya çalışırlar
  • Article
    Determination of Measurement Noise, Conductivity Errors and Electrode Mislocalization Effects To Somatosensory Dipole Localization
    (Biomedical Research, 2012) Şengül, Gökhan; Baysal, Uğur
    Calculating the spatial locations, directions and magnitudes of electrically active sources of human brain by using the measured scalp potentials is known as source localization. An accu rate source localization method requires not only EEG data but also the 3-D positions and number of measurement electrodes, the numerical head model of the patient/subject and the conductivities of the layers used in the head model. In this study we computationally deter mined the effect of noise, conductivity errors and electrode mislocalizations for electrical sources located in somatosensory cortex. We first randomly selected 1000 electric sources in somatosensory cortex, and for these sources we simulated the surface potentials by using av erage conductivities given in the literature and 3-D positions of the electrodes. We then added random noise to measurements and by using noisy data; we tried to calculate the positions of the dipoles by using different electrode positions or different conductivity values. The esti mated electrical sources and original ones are compared and by this way the effect of meas urement noise, electrode mislocalizations and conductivity errors to somatosensory dipole lo calization is investigated. We conclude that for an accurate somatosensory source localization method, we need noiseless measurements, accurate conductivity values of scalp and skull lay ers and the accurate knowledge of 3-D positions of measurement sensors.
  • Article
    Ict Usage Characteristics and Computer Security
    (PEOPLE: International Journal of Social Sciences, 2018) Akman, İbrahim; Bostan, Atila
    Although acquired-user security habits and user security awareness are qualified as the feeblest components in assuring the information and communication technologies security, they are deemed to be inevitable as well. While the technology in information processing domain efforts its best in establishing the highest plausible security, user awareness is still referred as the key component. Human demographic factors, ICT usage frequency might have correlation with security related behavior routines, this dimension not to be known yet. Hence, in this study we examined the influence of ICT usage characteristics on secure computer usage behaviors. In order to investigate this relation, a survey was carried out with the participation of 466 individuals from diverse layers of the community. The results demonstrated that statistically noteworthy relations exist between several socio-demographic features, frequency and reason of ICT usage factors and secure computer usage.
  • Article
    Classification of Parasite Egg Cells Using Gray Level Cooccurence Matrix and Knn.
    (Biomedical Research, 2016) Şengül, Gökhan
    Parasite eggs are around 20 to 80 μm dimensions, and they can be seen under microscopes only and their detection requires visual analyses of microscopic images, which requires human expertise and long analysis time. Besides visual analysis is very error prone to human procedures. In order to automatize this process, a number of studies are proposed in the literature. But there is still a gap between the preferred performance and the reported ones and it is necessary to increase the performance of the automatic parasite egg classification approaches. In this study a learning based statistical pattern recognition approach for parasite egg classification is proposed that will both decrease the time required for the manual classification by an expert and increase the performance of the previously suggested automated parasite egg classification approaches. The proposed method uses Gray-Level Co-occurrence Matrix as the feature extractor, which is a texture based statistical method that can differentiate the parasite egg cells based on their textures, and the k-Nearest Neighbourhood (kNN) classifier for the classification. The proposed method is tested on 14 parasite egg types commonly seen in humans. The results show that proposed method can classify the parasite egg cells with a performance rate of 99%.
  • Article
    Distance Laboratory Applications ERRL: A Study on Radio Communication in Electronic Field
    (IEEE, 2008) Aydın, Cansu Çiğdem; Özyurt, E.; Aydın, Elif; Çağıltay, Nergiz; Özbek, Mehmet Efe; Alparslan, Ceren; Kara, Ali
    In the last decade, the effect of internet usage in education is gradually increased. When we look from academic perspective, the new technologies provided alternatives for students learning. As distance education becomes important everyday, the indispensable elements of teaching and education, laboratories must be reachable via remote connection. Consequently, the education that is going to be given to the students will be more flexible with respect to place and time constraints and students can reach laboratory facilities at any time and anywhere not only in lectures and practical hours. In this study, European Remote Radio Laboratory (ERRL) which is a distance remote Radio Frequency (RF) laboratory designed for electrical-electronics students, is described generally. The software architecture, infrastructure and experiment that can be done with a remote connection have been described.
  • Article
    Students’ Preferences on Web-Based Instruction: Linear or Non-Linear
    (2006) Çağıltay, Nergiz; Yıldırım, Soner; Aksu, Meral
    This paper reports the findings of a study conducted on a foreign language course at a large mid-west university in the USA. In the study a web-based tool which supports both linear and non-linear learning environments was designed and developed for this course. The aim of this study was to find out students’ preferences pertaining to the learning environment and to address the factors affecting their preferences. The results of this study showed that the individual characteristics of the students affected their preferences on the learning path (linear or non-linear).