361 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 361
Master Thesis Avrupa'da Azınlık Hakları: Almanya ve Fransa Örneği(2022) Kürkcü, Mehmet; Yılmaz, GözdeAzınlıklar tarihin her döneminde yapılan fetihler, değişen sınırlar ve kurulan yeni devletler nedeniyle var olmuşlardır. Ulus-devlet anlayışının ortaya çıkışıyla azınlıklar doğrudan sorunlar haline gelmiştir. Özellikle 18. yüzyılın sonlarından itibaren Kıta Avrupası'na yayılan ulusçuluk fikirleri imparatorlukları parçalamış, ulus-devlet fikirleri etrafında kurulan yeni devletlerde azınlık halde kalan gruplar Birinci ve İkinci Dünya Savaşı'nın çıkış sebeplerinden olmuşlardır. Milletler Cemiyeti'nin uyguladığı azınlık politikalarının İkinci Dünya Savaşı'nı çıkardığı düşünüldüğünden, savaştan sonra kurulan yeni düzenin başlarında azınlık hakları görmezden gelinmeye çalışılmıştır. Fakat 1945'ten itibaren azınlık temelli silahlı çatışmaların çıkması Birleşmiş Milletlerin bu konuda önlemler almaya başlamasına neden olmuştur. Soğuk Savaş'ın ardından Balkanlar'da patlak veren azınlık temelli savaşlar Batı Avrupalı devletlerin ve Avrupa'da kurulan uluslararası örgütlerin sorunun çözümü için derhal harekete geçmelerine neden olmuştur. Avrupa merkezli geliştirilen azınlık hakları düzenlemeleri bölgedeki uluslararası örgütler vasıtasıyla insan haklarının bir parçası olarak kabul edilerek özellikle tüm Avrupalı devletlere benimsetilmek istenen bir değere dönüşmüştür. Dolayısıyla çalışmamızın temel amacı, Almanya ve Fransa'nın uluslararası azınlık sözleşmelerine katılımını inceleyerek, bu ülkelerde yaşayan azınlıklar ve bu azınlıklara sağlanan hakları araştırmaktır.Master Thesis Devrim Sonrası İran'ın Değişen Dış Politika Algılaması(2005) Taflıoğlu, Serkan; Hurmi, Bahar11 ÖZET DEVRİM SONRASI İRAN'IN DEĞİŞEN DIŞ POLİTİKA ALGILAMASI İslam devrimi sonrası, ana görüşler devrim ihracı ve tüm dünyadaki Müslümanların hamisi olmaktı. İdealistler jeo-stratejiye ters olan islami bir dış politika uygulamak istiyorlardı. Onlar bir İslam ülkesinin dış siyasetini adalet, iyi niyet ve islami esasların yönlendirmesi gerektiğine inanıyorlardı. Bu görüşün taraftarları, uluslar arası alanda, büyük güçlerin hakimiyetini reddedip, kendilerinde gerçekleşen devrim gibi, devrimlerin gerçekleşmesi için islami özgürlük hareketlerine ve ezilmiş halk hareketlerine maddi ve siyasi destek verilmesi gerektiğine inanıyorlardı. Diğer taraftan realistler, diğer ülkelerle özellikle büyük güçlerle barışçıl ekonomik ve diplomatik ilişkilerinin geliştirilmesini vurgulamaktaydılar. Uluslar arası seviyeden daha çok ulusal seviyede yoğunlaşmaktaydılar. Bu araştırmanın ilk bölümünde, İslam devriminin tarihsel gelişimi ve ilk dönem liberaller ve ruhaniler arasında ki çatışma incelenecektir.Mehdi Bazargan hükümeti devrim ihracı felsefesine ve büyük güçlere meydan okumaya inanmıyordu. Amerika Birleşik Devletleri de dahil batı ülkeleri ile iyi ilişkiler kurmak istiyordu. Fakat Ayetullah Humeyni taraftarlarının Amerikan Elçiliği'ni işgal etmesiyle, Bazargan hükümeti istifa etmiş ve ruhaniler İran'da hakim olmuşlardır. Yine bu bölümde, İran anayasal yapısı ve dış politika üzerinde etkili kurumlar hakkında bazı bilgiler verilmiştir. İran-Irak arasındaki toprak sorununun tarihsel geçmişi hakkında bazı bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, devrim sonrası ilk on yılda 'ne doğu ne batı' ve 'ümmet' siyasetinin dış politikada uygulanması süreci değerlendirilmiştir. Bu dönemde iki farklı grup olsa da, esas mücadele coğrafi sınırlar yerine ideolojik sınırın islami ideolojinin yayılması ve devrim ihracı söylemleri üzerinde gerçekleşmekteydi. Ayetullah Humeyni 'nin vefatıyla Rafsancani iktidara gelmiş, savaşın bitimiyle dış tehditler azalmıştır. Sovyetler birliği'nin çöküşüyle, İran'ın çevre koşulları değişmiştir. Bu bölümde İran'ın Avrupa Birliği, Türkiye ve arap devletleri ile olan ilişkileri de değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, Hatemi'nin sivil toplum ve çoğulculuk söylemi ile iktidara gelmesiyle, dış politikada yeni etkenler girmesi incelenmiştir. 11 Eylül saldırıları sonucu İran'ın uluslar arası politikada ki konumu ve bunun dış politikasına etkisi değerlendirilmiştir. İran'ın Avrupa Birliği ile olan ekonomik siyasi ilişkileri ve İran nükleer enerji siyaseti de bu bölümde incelenmiştir. Sonuç bölümde ise, İran'ın iç politikada ki gelişmeleri ve bunun İran dış politikasına ve bölgeye muhtemel etkileri değerlendirilmiştir.Master Thesis Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın Enerji Potansiyelleri ve Politikaları(2007) Özdemir, Yavuz; Başak, Cengiz; Başak, Cengiz; Başak, Cengiz; Department of International Relations; Department of International RelationsSanayileşmenin artmasına bağlı olarak, 20. yüzyılda olduğu gibi, 21.yüzyılda dadünyanın gelişmiş ekonomilerinin en büyük itici gücünün enerji kaynakları olacağıkesindir.Teknolojik gelişmelerin ışığında, insanoğlunun ihtiyaç önceliklerinindeğişerek daha üst seviyelere çıkması, bizleri bu enerji kaynaklarına bir nevi bağımlıduruma getirmiştir.Bu bağlamda, günümüzde enerji elde etmek amacıyla kullanılankaynaklar arasında petrol ve doğal gazın tüketim açısından diğerlerinden dahaöncelikli bir konuma yükseldiği görülmektedir.Dünya enerji ihtiyacının gün be gün arttığı günümüzde, gelişmiş sanayilere sahipbüyük devletlerin enerji güvenliklerini sağlamak adına, söz konusu kaynaklarınüretildiği ve nakledildiği coğrafyalarda etkinliklerini arttırmaya çalıştıklarıgözlemlenmektedir. Bu noktada, Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardındanbünyesinde bulundurduğu zengin hidrokarbon kaynaklarıyla Orta Asya Bölgesi'nin,dolayısıyla da bu coğrafyada kurulmuş olan Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistanve Özbekistan Cumhuriyetleri'nin dünya siyasetindeki önemlerinin arttığısöylenebilir.Araştırmamızda, bölgenin artan önemine bağlı olarak burada kurulmuş olan,Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan gibi Türk Cumhuriyetleri'ninenerji potansiyelleri ve politikaları incelenmiştir. Konu incelenirken, enerji eksenlibölgesel sorunların yanı sıra, Türkiye de dahil olmak üzere, küresel ve bölgeselgüçlerin bölge politikaları da irdelenmiştir.Tüm bunların ışığında, Kazakistan,Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın sahip oldukları enerji kaynaklarını reelbir şekilde kullanarak, gelecekte bölge içinde etkin birer ekonomik güce dönüşüpdönüşemeyecekleri sorgulanmıştır.Bunlara göre, adı geçen ülkelerin sahip oldukları kaynaklarını doğru politikalardahilinde etkili bir şekilde kullanabilmeleri durumunda, çokta uzak olmayan birgelecekte, Orta Asya Bölgesinin önemli ekonomik güçleri arasında yer alabilecekleriöngörülmüştür.Master Thesis Rusya Perspektifinden 2005-2015 Yılları Arasında Ukrayna ile Yaşanan Gaz Problemi(2017) Lukyanova, Anna; Karasar, Hasan AliRusya ile Ukrayna arasındaki ilk gaz krizi 1993 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından hemen iki yıl sonra başladı. Sorun oldukça karmaşık siyasi, iktisadi ve coğrafi temellerde iki ülkeyi karşı karşıya getiren bir olguydu. Bu tez Rusya açısından iki ülke arasındaki gaz çatışmasının başlangıcı ve devamındaki sebepleri aydınlatmaya çalışmaktadır. Bu yüzd3en de tez sorunun zirve dönemi olarak adlandırılan 2005-2015 yılları arasını mercek altına almaktadır. Rusya-Ulrayna ilişkileri hali hazırda da her geçen gün daha karmaşık bir hal almakta ve iki taraf birbirinden tamamen farklı amaçlar üzerine kurdukları politikalar izlemektedirler. Bu tez hem iki devletin dış politikalarını hem de Gazprom ve Naftogaz gibi gaz tekeli şirketlerin konu hakkındaki siyasalarını incelemek suretiyle aynı zamanda Rusya-Ukrayna ilişkilerinin şirketlerin de dahlia olan bir haritasını çıkarmaktadır.Article Creating a Distinctive “other”: the Perception of Turks as Asiatic or Mongol in U.s. Mainstream Media During the Cold War(2024) Koç, Zeynep ElifThis article explores how Turks were portrayed as descendants of Asiatic or Mongolian heritage in American mainstream media during the Cold War era. It begins by discussing the broader Western view of Turks as historically Asiatic and nomadic people, then delves into how American print publications, including news outlets and magazines, contributed to this perception. Generally, in the West, Turks were often imagined as Asiatic nomads, a characterization that was also linked to notions of barbarism and violence. In the U.S., there was a tendency to depict Turks as fierce and combative, aligning with the broader trend of portraying them as violent. However, there were instances where Turks were praised, particularly in contexts such as their significant contributions during the Korean War as part of the Southern effort which saw Turkish and Western interests align. Through analysis, this study concludes that Turks in American media were often depicted as Asiatic or Mongolian along four main themes: as formidable warriors, racially Asiatic, geographically Asiatic, and as part of Eastern/Asiatic civilization (by contrasting them with Western civilization). The article concludes that the U.S. largely followed the European trend of viewing Turks as part of Asiatic civilization and descent.Article Effectiveness of Regional Organisations in Solving Security Problems of North Africa: the Libyan Civil War (2011-2022)(2022) Mısırlı, Hüsnü; Orhan, Duygu DersanWhen the international competition areas and formations of power projections are examined, it is seen that the North Africa region is at the center of international conflicts and is being redesigned by the effects of global rivalry. Besides, the civil wars that swept through and shattered the Middle East and North African countries such as Libya have demonstrated the reality that Arab regimes and autocratic governments with very weak institutional systems are vulnerable to sudden popular events. The country has slid into serious political instability and civil turmoil ever since the collapse of the Gaddafi regime. After the beginning of the multi-sided civil war in 2014, which is also called the second Libyan civil war, Libya has been divided into two parts as the eastern and western governments. It is also seen that the African Union and the Arab League don’t have enough capacity to respond effectively to the crises that occurred in their area of responsibility. In this study, the current situation has been revealed by examining how effective the regional organizations are in solving the security problems of Libya. In addition to this, an evaluation is also presented about the necessity of viable strategies for developing their conflict management capacities.Master Thesis Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın Somali'deki Stratejik Katılımı(2022) Omar, Abdirazak Abukar; Orhan, Duygu DersanBu çalışmanın odak noktası, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Suudi Arabistan'ın Afrika Boynuzu'nda yer alan ve çatışma, siyasi istikrarsızlık, terörizm ve kalıcı bir insani krizle boğuşan bir ülke olan Somali'ye yönelik aktif politikalarının stratejik analizi üzerinedir. Çalışmanın amacı, finansmanı, yatırımı ve siyasi etkisi Mogadişu'nun iç ve dış politikalarını etkileyen bahsi geçen üç Körfez Arap devletinin Somali'deki stratejik politikalarını incelemek ve değerlendirmektir. Çalışma ayrıca Somali'nin neden bahsi geçen petrol zengini ülkeler için ana odak noktası haline geldiğini ele alırken, aynı zamanda politikalarının Somali siyasi arenasını ne ölçüde etkilediğini de değerlendirmektedir. Afrika kıyılarıyla on yıllarca süren minimal ilişkilerden sonra Afrika Boynuzu'na doğru siyasi genişlemelerinin neden merkez üssü haline geldiğini incelemenin yanı sıra, aynı zamanda yukarıda bahsedilen üç Arap hükümetinin Somali'deki rolüne ışık tutması amaçlanmaktadır. Katar, Birleşik Arap Emirliği ve Suudi Arabistan'ın nüfuz yöntemlerini ve şu anda Somali ve Afrika Boynuzu'nda geçerli olan bölgesel rekabetleri de çalışmada analiz edilmektedir. Kendisinden daha güçlü ve daha zengin ulusların Somali ekonomisine ve dış ilişkilerine müdahaleleri, Somali için fırsatları ve aynı zamanda tehditleri bereaberinde getirmiştir. Karşılıklı ilişkiler açık bir şekilde denge eksikliğine dayanmaktadır. Kızıldeniz'in karşısındaki komşuları daha zengin, siyasi olarak daha istikrarlı ve iddialı orta güçler olarak kendilerini konumlandırırken, Somali yoksulluk, siyasi olarak istikrarsızlık ve savaştan mustariptir. Bu durum, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar'ın Somali'nin dinamik siyasi pazarında etkili dış aktörler olarak hızla öne çıkmasıyla sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Stratejik Çıkar, Dış Politika, Güvenlik, Rekabet, Etki, Afrika Boynuzu, Somali, Körfez, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar.Master Thesis Avrupa Birliği Yükseköğretim Politikaları ve Türkiye (avrupa Yükseköğretim Alanı, Erasmus ve Türkiye İlişkileri)(2007) Bural, İbrahim Nail; Bircan, İsmailAraştırmada Avrupa Eğitim Politikaları açısından önemli bir yer tutan AvrupaYükseköğretim Alanı ve ardından Erasmus Programı'nın Türkiye'nin bu politikalarayaklaşımları açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşabilmek içinöncelikle neden bir Avrupa Yükseköğretim Alanı'na ihtiyaç duyulduğu, dünyada veAvrupa'da ne gibi değişimler yaşandığı ortaya koyulmuştur. Türkiye'nin bu süreçteneler yaptığını, hangi koşullardan etkilendiğini açıklayabilmek için dünyada,Avrupa'da, Türkiye'de yeni sorunlar ve sonucunda ortaya çıkan eğilimler başlıklaraltında açıklanmıştır.Çalışmada verilerin toplanmasında doküman incelemesi kullanılmıştır.Avrupa Yükseköğretim Alanı'na katılım gösteren ülkelerin genel olarak amaçları vebelirlenen prensiplere hangi derecelerde destek verdikleri gösterilmeye çalışılmıştır.Türkiye'nin Avrupa Yükseköğretim Alanı'na ve Erasmus Programı'na neölçüde katıldığı, buradan beklediği faydanın ne olduğu belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, her bir Avrupa YükseköğretimAlanı katılımcısı ülkenin kendi geçmişine, dolayısıyla farklı ihtiyaçlarına göre farklıamaçlar taşıdıkları, bu sebeple bazı uygulamalarda daha fazla istekli iken bazılarındaise isteksiz oldukları, bunun yanında belirgin ortak çıkarlarda birleşebildiklerisaptanmıştır.Anahtar Kelimeler:Avrupa Yükseköğretim Alanı, Bologna Süreci, Erasmus.Master Thesis The Impact of the Russian-Ukrainian War on the Eastern Mediterranean Region and Turkey’s Security Perception(2024) Kaya, Buse; Yıldırım, Nilgün EliküçükTürkiye'de ulusal güvenlik kavramı tarihsel tecrübelerle oluşmuş ve jeopolitik yapısı güvenlik algılamasında oldukça etkili olmuştur. Türkiye bulunduğu coğrafya itibariyle stratejik bir bölgedir. Türkiye'nin Doğu ve Batı arasında bir köprü olması jeostratejik önemini artırmaktadır. Fakat Türkiye'nin sınır komşularının ideoloji ve rejimlerinin farklı olması statükosunu korumasında bir tehdit olarak görülmüştür. Bu nedenle Türkiye'nin güvenlik algısı geleneksel güvenlik yaklaşımı çerçevesinde şekillenmiştir. Doğu Akdeniz Bölgesi Türkiye'nin sınır, enerji ve jeopolitik açıdan güvenliğini sağlamasında önemli bir alan olmuştur. Doğu Akdeniz Bölgesindeki hidrokarbon enerji kaynaklarının keşfedilmesi ile bölgedeki devletler arasındaki çatışmalar artmış ve uluslararası alanda dikkatler bu bölgede toplanmıştır. Devletlerin kendi deniz yetki alanlarını belirlemesi ve bölgeden çıkan hidrokarbon enerji kaynaklarının kullanımı, bölgedeki devletler arasında rekabete yol açmıştır. Rusya Ukrayna Savaşının başlaması, enerji kaynakları açısından Rusya'ya bağımlı olan AB'nin, Doğu Akdeniz'de enerji rezervlerine sahip olan devletlerle iş birliği içerisine girmesine neden olmuştur. Ayrıca Doğu Akdeniz Bölgesi ABD, NATO, AB tarafından Rusya'nın çevrelenmesinde stratejik bir bölge olarak görülmektedir. Rusya'nın yayılmacılığı ve ABD'nin bölgede artan nüfuzu Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırmaktadır. Türkiye Doğu Akdeniz'deki haklarını ve güvenliğini korumak istemektedir. NATO ülkesi olan Türkiye, Rusya ile de ileri düzeyde iş birliği içerisindedir. Türkiye savaş sırasında tarafsız bir politika sergilemekte ve ulusal güvenliğini ön plana koymaktadır. Bu çalışmada Rusya Ukrayna Savaşının Doğu Akdeniz Bölgesine etkileri ve Türkiye'nin güvenlik algısı çerçevesinde bölgedeki politikalarına yansımaları incelenecektir.Article SAVAŞ ZARARLARININ ONARIMI VE BİREYSEL TAZMİNAT TALEPLERİ(2023) Arsava, Ayşe Füsunİkinci dünya savaşı ertesi savaşı kaybeden devletlerin ödediği tazminat Ulusla-rarası Hukukta tazminat konusunun güncellik kazanmasına yol açmıştır. Uluslararası Hukuk uygulamasında günümüzde devletlerin yaptıkları tazminat taleplerinin yerini artan bir şekilde insanlığa karşı işlenen suçlara ve savaş suçlarına ilişkin olarak kişiler tarafından yapılan tazminat taleplerinin aldığı görülmektedir. Savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar nedeniyle bireysel tazminat talepleri bakımından Uluslararası Hu-kukta ancak günümüzde hala sınırlı bir normatif dayanak bulunmaktadır. Tazminat kavramının içeriğinin ve uygulanma alanının Uluslararası Hukukta karmaşık bir konu oluşturması tazminat taleplerinin hukuki dayanağının ve şeklinin uygulamada her somut için özel olarak açıklığa kavuşturulmasını gerektirmektedir. Makalede devletler tarafın-dan ödenen tazminatın kapsamı, bireysel taleplerin tür ve olanakları ve savaş mağdurla-rının vatandaşlığını taşıdığı devletin tazminattan feragat etmesi tartışma konuları olarak ele alınmaktadır.

