102 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 102
Master Thesis Yerel Yönetimlerde Blok Zinciri Tabanlı Akıllı Şehir Kartı Kullanımı: Ankara, İstanbul ve Konya Büyükşehir Belediyesi Örneği(2022) Tokay, Gülen; Mühürcüoğlu, KorhanKüreselleşme sonucunda giderek büyüyen şehirler ve buna bağlı artan nüfus yerel yönetimleri birçok yapısal sorunla karşı karşıya getirmiştir. Bu sorunların üstesinden gelmek amacıyla ortaya birçok model konulmuştur. İşte bu modellerden biri olan akıllı şehirler, insan odaklı teknoloji temelinde yenilikçi dijital çözümler ortaya koymaktadır. Son zamanlarda yeni gelişmekte olan blok zinciri, akıllı şehir modelini ileriye taşıyarak yerel yönetimlerin ve buna bağlı şehirlerin içerisinde bulunduğu yapısal sorunların çözüme kavuşturulmasında etkin bir rol oynamaktadır. Şehirlerde hayata geçirilecek akıllı sözleşmeler üzerine yazılacak blok zinciri tabanlı akıllı şehir kartları yerel yönetimlerin hizmetlerini iyileştirirken, yerelde sosyo-ekonomik açıdan kalkınmada ve alternatif sürdürülebilir ve kapsayıcı bir finansman kaynağının oluşmasında rol oynayacaktır. Bu çalışmada, küreselleşme ile birlikte şehirlerin artan sorunlarına bir çözüm olarak ortaya konulan akıllı şehir modeli bağlamında, blok zinciri teknolojisinin yerel yönetimlerde nasıl kullanılabileceğini ve blok zinciri tabanlı akıllı şehir kartı uygulamasının finansal bir araç olarak yerel ekonominin sürdürülebilirliğini ve kapsayıcılığını sağlamada etkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. Nitel araştırma yöntemi benimsenen bu çalışmada olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Ankara, İstanbul ve Konya Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Daire Başkanlıkları olup, yarı yapılandırılmış sorular eşliğinde gerçekleştirilmiş odak grup görüşmeleri sonucunda, blok zinciri teknolojisinin yerel yönetimlerin hizmet sunumlarını iyileştirdiği ve blok zincir tabanlı akıllı şehir kartı uygulamasının yerelde sürdürülebilir ve kapsayıcı bir model oluşturduğu, yerel yönetimlerin bu yönde çalışmaları olduğu ancak henüz hukuki bir düzenlemenin olmamasından ve blok zincirinin yeni uyumlanan bir teknoloji olması nedeniyle gelişmelerin dikkatle takip edildiği ortaya konulmuşturMaster Thesis Parlamenter Hükümet Sistemi ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Yasama ve Yürütme Açısından Karşılaştırılması(2020) Kudu, Ali; Ülker, Halil İbrahimÜlkemizde yıllardır uygulanan parlamenter hükümet sisteminin kaldırılarak yerine Başkanlık hükümet sisteminin getirilmesi düşüncesi birçok lider tarafından gündeme getirilmiş ve yıllarca tartışma konusu olmuştur. Bu tartışmaların sebebi ise Parlamenter hükümet sisteminde yaşanan tıkanmalar, siyasi krizler ve kısa süreli hükümetlerin olmasıdır. Birçok hükümet tarafından, yaşanan bu krizlere çözüm aranırken yeni düzenlemeler yapılmış ve kalıcı çözümler bulunamamıştır. 21 Ocak 2017 tarihli ve 6771 sayılı kanunla kabul edilen Anayasa'da değişiklik yapılmasına dair kanun, Cumhurbaşkanı tarafından 11 Şubat 2017 tarihinde Resmi Gazete 'de yayımlanıp, 16 Nisan 2017 tarihinde halk oylamasına sunularak yürürlüğe girmiştir. Bu değişikle ülkemiz, yeni yönetim şekli olan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş yapmıştır. Yapılan bu değişikler sonrasında yürürlüğe giren yeni yönetim sistemine özellikle ana muhalefet tarafından ciddi eleştiriler yapılmaktadır. Anayasa değişikliği yapıldıktan sonraki 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde muhalefet tarafından sürekli olarak dile getirilen ve seçim vaadi olarak da lanse edilen 'eski sisteme dönüş' gereklimi? Yoksa mevcut kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde mi kalmalı? Sisteme dair yapılan eleştiriler nezdinde Avantaj ve dezavantajlarıyla iki sistem ele alınacaktır. Ayrıca sisteme yönelik yapılan eleştirilere bazı önerilerde bulunulacaktır.Master Thesis Türkiye'deki Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümlerinin Yenilikçilik Açısından Değerlendirilmesi(2015) Gözcü, Ali Can; Şahin, Savaş ZaferBu tez, eğitimde yenilikçi yaklaşımların, Türk Yükseköğretim Sistemi'ne girmesini, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi (SBKY) ile Kamu Yönetimi (KY) bölümleri özelinde incelemektedir. Yenilikçilik, yenilikçi eğitim uygulamaları, küreselleşme, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş süreci vb. etkenlerin; Türk yükseköğretim yapısı, gelişme düzeyi, toplumsal refah ve özelde SBKY /KY bölümlerinin etkinliği ve verimliliği için önemli olduğu görülmektedir. Üniversitelerin dönüşümü, üçüncü kuşak üniversitelerin yeni misyonları, yükseköğretim sisteminin değişmesine ve uluslararası rekabet ortamında yükseköğretim kurumlarının çeşitli yenilikçi süreçlere gitmesine neden olmuştur. Bu araştırmada SBKY/KY bölümü evreninde 101 bölüm tespit edilmiş, bölümlerin akademik personel, öğrenci sayıları, yıllara göre karşılaştırılmıştır. Bölümlerin web siteleri incelenerek, müfredatları, vizyon-misyon ifadeleri ve genel bilgilerinin yer aldığı veri setleri hazırlanmıştır. Bu veri setleri yenilikçiliğin varlığını tespit etmede araç olarak kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, yenilikçi eğitim uygulamalarına sahip olan SBKY/KY bölümünün, oldukça az sayıda olduğunu ortaya koymuştur. Yenilikçilik düzeylerinin ağırlıklı olarak bölümlerin kendi iç dinamiklerinden kaynaklı olduğu görülmüştür. Bu anlamda yenilikçilik türlerinin birçoğunu barındıran, istisnai bir yenilikçilik örneğine Atılım Üniversitesinde karşılaşılmıştır. Yenilikçiliğin, bölümlerin yapılarına ve müfredatlarına ilişkin olarak, politika koyucular tarafından belirlenen bazı düzenleme zorunluluklarının, YÖK yaptırımlarının ve uluslararası süreçlerden (Bologna vb.) kaynaklandığı ve yenilikçiliğin varlığının ağırlıklı olarak yeni kurulan üniversitelerde ortaya çıktığı tespit edilmiştir.Doctoral Thesis E-devlet Olgunluk Modeli için Özgün Bir Yaklaşım(2024) Okan, Aylin Akça; Turhan, Çiğdem; Yazıcı, AliBu tez, e-devlet olgunluğunun yeni geliştirilen bir model olan Bütünsel e-Devlet Olgunluk Modeli (Holistic e-Government Maturity Model - HeGMM) aracılığıyla değerlendirilmesine yönelik bir çerçeve sunmaktadır. Araştırma, mevcut e-devlet olgunluk modellerindeki önemli boşlukları, özellikle bunların esneklik eksikliğini, çok perspektifli ancak yetersiz yaklaşımları ve evrensel olarak uygulanabilir veya kolayca erişilemeyen göstergeleri ele almaktadır. Önerilen HeGMM, e-devlet girişimlerinin değerlendirilmesi için incelikli ve sağlam bir çerçeve sağlayarak teknolojik, sosyal, idari ve mali yönler de dahil olmak üzere birçok boyutu entegre etmektedir. ITU, Birleşmiş Milletler, OECD ve Dünya Bankası gibi uluslararası kurumların verilerinden yararlanan model, ülkelerdeki yerel ve merkezi yönetimlere uyarlanabilen kapsamlı ve objektif bir değerlendirme sağlamaktadır. Temel hedefler arasında, mevcut e-devlet modellerinin güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek için sentezleme, güvenilir ve karşılaştırılabilir göstergeler geliştirme ve teknolojik ve yönetişim gelişmelerini içeren bir model formüle etmek yer almaktadır. Model, kapsamlı veri analizi ve endeksleri gibi yerleşik ölçütlerle karşılaştırma yoluyla doğrulanmaktadır. Araştırma, teknolojik yeniliklere ve gelişen yönetişim uygulamalarına ayak uydurmak için dinamik ve uyarlanabilir bir modelin öneminin altını çizmektedir. HeGMM böylelikle dijital çağda daha etkili, verimli ve kapsayıcı kamu hizmeti sunumuna katkıda bulunarak, e-devlet girişimlerini uygulamak veya geliştirmek isteyen hükümetler için bir referans noktası olmayı amaçlamaktadır.Master Thesis 1999 Sonrası Türkiye'de Demokratikleşme Çabaları ve Siyasi Sisteme Yansımaları(2012) Tinga, Murat; Özen, HayriyeTürkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde, 1999 Helsinki ve Avrupa Birliği hedefinin olabilirliğini ve böylece inandırıcılığını arttıran 2002 Kopenhag zirveleri, Türkiye'nin demokratikleşmesi sürecinde çok önemli dönüm noktaları olmuştur. Türkiye'nin demokratikleşme çabalarını bu dönüm noktalarından alarak AB üyeliği sürecinde ne gibi aşamaların kat edildiği, siyasi erkin dışsal eşgüdümle içsel değişimleri ne ölçüde gerçekleştirdiği ve yaşama sunduğu, Türkiye'nin siyasi yapısında ne gibi bir değişim ve dönüşümün gerçekleştirildiği incelenmiştir. Bu değişim ve dönüşüm çabaları incelenirken bir yandan siyasi erkin bu değişim ve dönüşüm yönünde ne ölçüde kararlı olduğu, diğer yandan ise çeşitli siyasal ve toplumsal grupların bu değişim ve dönüşüme verdikleri tepki dikkate alınarak ve bu çerçevede değişim ve dönüşümün hangi toplumsal-siyasal gruplar tarafından ne ölçüde desteklendiği ve ne ölçüde muhalefet edilerek itirazlar yükseltildiği ortaya konulmuştur.Çalışmanın sonucu olarak Türkiye' de 1999 sonrası gerçekleştirilen demokratikleşme çabalarının neler olduğu ve bu çabaların, ortaya konulan teorilerle ne ölçüde bağdaştığı irdelenerek siyasal sisteme yansımaları değerlendirilmiştir.Master Thesis Bölgesel Kalkınmada Yeni Bir Model: Kalkınma Ajansları ve Türkiye'de Uygulanabilirliği(2007) Kaya, Kılıç; Bircan, İsmailÖZETUlusal kalkınmanın, çeşitli toplum kesimleri ve bölgeler arasında dengeli bir işbölümü ilegerçekleştirilmesi ve buna paralel olarak kalkınmanın getirilerinin de kesimler ve bölgeler arasındadengeli dağılımı hükümet programları ve kalkınma planlarının en öncelikli konuları arasında yeralmıştır. Ekonomik refahın, toplum kesimleri ve iller, bölgeler arasında, kısacası mekanda dengelidağılımının sağlanması, günümüz toplumlarında sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak ortayaçıkmaktadır. Bu politika, aynı zamanda ekonomik ve sosyal uyum ile toplumsal istikrarın önemliunsurları arasında yer almaktadır.Günümüzün gelişmiş toplumlarında, genel büyüme oranı ve ortalama gelir düzeyi kalkınmışlığıntek göstergesi olarak görülmemektedir. Artık bu gelirin nasıl bir yapıda, hangi kesimlerin katkısıylaüretildiği ve kesimler arasında ve mekanda nasıl dağıldığı da gelişmişlik göstergeleri arasındazikredilmektedir. Ayrıca, büyümenin ve gelişmenin sürdürülebilirliği bu hususları dikkate alan biryönetim ve üretim yapısının varlığıyla doğru orantılı görülmektedir. Dengeli dağılımı dikkate almayanyönetim anlayışı ve politikaları, sadece sosyal adaletten uzaklaşmış olmamakta, aynı zamanda istikrarıtemin etmekte de zorlanmakta ve sürdürülebilir bir gelişme performansı yakalayamamaktadır.Türkiye AB'ye giriş süreciyle birlikte uzun yıllardır uygulamakta olduğu teşvik sistemi üzerineoturan bölgesel gelişme politikalarını terk ederek yeni bir uygulama içine girme aşamasındadır. AB'ninbütün aday ülkelere benimsettiği bu yeni yaklaşım; sermayeyi, özel sektörü ve bölgesel rekabeti önplanda tutmaktadır. Bu yeni yaklaşımın temel kurumu Bölgesel Kalkınma Ajanslarıdır. Bölgeselgelişme farklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan Bölgesel Kalkınma Ajanslarının ana amacı; hizmetlervererek bölgedeki ekonomiyi canlandırmak, bölgesel yatırımları artırmak, bölge halkının kalkınmayakatılımını sağlamaktır.Küreselleşme ve bilgi toplumuna geçiş sürecinde dünyada yaşanan hızlı ve çok yönlü yapısaldeğişimler sosyal, ekonomik ve yönetsel yapıların da yeniden yapılanma sürecini beraberindegetirmiştir. Küreselleşme süreci, ekonomik rekabete hız kazandırarak, bölgesel ve yerel ekonomilerin deküresel ekonomide birer aktör olarak yer almasını sağlamıştır. Küreselleşme ve beraberinde gelenyeniden yapılanma süreçleri, başta Batılı ülkeler olmak üzere birçok ülkede, yerel/ bölgesel düzeydeyeni düzenleme mekânizmalarının oluşmasına, yasal düzenlemelerin yapılmasına ve yeni yerelekonomik gelişme kurumlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu durum ?yeni bölgeselleşme?kavramı altında ele alınmaktadır.Kırsal kalkınma açısından; kırsal alanda istihdamın artırılması, insan gücü kaynaklarınıngeliştirilmesi, kırsal nüfusun gelirini artırıcı ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi, yaşam kalitesininiyileştirilmesi, etkili örgütlenme ve sivil toplum örgütlerinin kalkınma sürecine katılımlarını artırıcıtedbirlerin alınması gereklidir.Ülkemizde de, yeni bölgeselleşme ve beraberinde getirdiği kavramların yerel/ bölgesel gelişmepolitikalarına olan etkileri son dönemde daha net görülmeye başlanmıştır. Bu kapsamda Tezin başlıcaamacı; yeni bölgeselleşme akımının ve bu akımla beraber ortaya çıkan yeni kavramların Türkiye'ninyerel/bölgesel gelişme politikalarına özellikle ?Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu veGörevleri Hakkında Kanun Tasarısı?na ne derece etkisi olduğunu anlaşılır kılmak olacaktır.Kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek, kaynaklarınyerinde ve etkin kullanımı sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek sureti ile, ulusal kalkınmaplanı ve programlarda öngörülen ilke ve politikalara uyumlu olarak bölgesel gelişmeyi hızlandırmak,sürdürülebilirliğini sağlamak, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak amacı ilehazırlanan Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında 5449 sayılı Kanun08.02.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.Kalkınma Ajanslarının kurulup faaliyete geçebilmeleri için ihtiyaç duyulan ikincil mevzuatçalışmaları devam etmektedir. Bu çerçevede Kalkınma Ajanslarının Çalışma Usul ve Esasları HakkındaYönetmelik, Kalkınma Ajansları Personel Yönetmeliği ve Kalkınma Ajansları Bütçe ve Muhasebeyönetmeliği çıkarılmıştır.Kalkınma Ajanslarının kuruluş çalışmaları da başlanarak, 06.08.2006 tarihli Resmi Gazetedeyayımlanan 2006/10550 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Adana İli merkez olmak üzere Adana veMersin illerini kapsayan Çukurova ve İzmir İlini kapsayan İzmir Kalkınma Ajansı kurulmuştur.iiiMaster Thesis Doğu Karadeniz Bölgesindeki Seçmen Davranışlarının 1991-2011 Yılları Arası İncelenmesi(2015) Özçakmak, Tuncay Tolga; Ülker, Halil İbrahimSiyaset kavramına baktığımızda, en geniş anlamda, insan hayatını düzenleyen genel kuralları yapmak, değiştirmek ve korumak için gerçekleştirilen faaliyetlerdir. Seçimlerdeki en önemli faktör de seçmendir. Demokratik rejimlere baktığımızda üç düzeyde siyasal katılımın gerçekleştiğini ifade edebiliriz. Bireysel katılım, grup düzeyinde gerçekleşen katılım ve bireylerin maddi veya manevi ihtiyaçlarını karşılama amaçlı katılım olduğunu ifade edebiliriz. Seçmen davranışı, bireyin yurttaşlık bağıyla bağlı olduğu ülkesinde yapılan seçimlere, ülkeyi belirli bir süre yönetecek olan yönetici kadroyu belirlemek amacıyla katılarak sergilediği davranış türüdür. Seçmen davranışını etkileyen unsurlarını; seçmen memnuniyeti, seçmenin güven ve öz güven düzeyi, bilgi araştırması, algılanan risk, fikir liderliği ve parti sadakati olarak sıralayabiliriz. Seçmen davranışını belirleyen diğer etmenleri ise şöyle sıralayabiliriz; yaş ve cinsiyet, yerleşim birimi, eğitim meslek ve gelir düzeyi, değerler kimlikler ve sosyal gruplar, ideoloji, algılar, Sosyo kültürel etmenler, aile geçmişi ve oy verme davranışı, sektörler ve sosyal sınıflar, sorunlar, politikalar Bu çalışmada, 1991-2011 yılı dâhil olmak üzere yapılan 6 genel seçime katılan siyasi partiler ve aldıkları oy oranları Doğu Karadeniz Bölgesi olarak ayrıntılarıyla ele alınmış olup, bu süreçte ortaya çıkan kitle partilerine yönelik seçmen davranışları ideolojik temelde irdelenmeye çalışılmış ve 1991-2011 yılları arası seçmen davranışlarının nasıl bir seyir izlediğine dair bulgulara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Seçmen Davranışı, Doğu Karadeniz Bölgesi, Genel SeçimlerMaster Thesis Yerel Yönetimlerde Katılımcı Bütçeleme - Türkiye Modeli -(2010) Demirkaya, İbrahim Doğukan; Ülker, HalilDünyanın birçok ülkesinde farklı biçimde uygulanan KatılımcıBütçeleme modellerinden yola çıkarak hazırlanan bu çalısmada, Türkiye içinörnek bir uygulama ortaya konmustur.Dünya'da 21. yüzyıla damgasını vuran Küresellesme ve beraberindegelen bölgesellesme, yerellesme eğilimlerinin, diğer faktörlerle birlikteyönetim anlayısları, yapılanmaları ve ilkelerinde görülen dönüsümler dikkatealınarak, yönetisim kavramı ve iyi yönetisim modelleri hakkında bilgilerverilmistir.Birinci bölümde Demokrasi ve Katılımcı Demokrasi baslığı altındademokrasinin kökeni ve demokrasi modelleri hakkında bilgiler verilerek,Katılımcı Demokraside yer alan kararlara katılma ve birlikte belirleme hakkıçerçevesinde kendine yer bulan katılımcı bütçelemeye geçilmistir.İkinci bölümde bütçe ve katılımcı bütçeleme hakkında bilgilerin yanı sıraönündeki riskler, zorluklar ve katılımcılık olgusuna yönelik elestirilere yerverildikten sonra süreçlerle ilgili bilgiler aktarılmıstır.Üçüncü bölümde, 1989 yılında Brezilya'nın Porto Alegre kentindebaslayıp bu gün farklı ülkelerde farklı biçimlerle kullanılan Katılımcı bütçeleme örnekleri incelenmis; bu kapsamda Brezilya dısında, Kanada,?sviçre, ?sveç ve Arjantin uygulamaları örnek olarak seçilmistir.Dördüncü bölümde, Türkiye'de yapılan yasal düzenlemeler vebelediyelerde uygulamaya konulan katılımcı yapılanmalara yer verilmistir.Türkiye'de yerel yönetimin geleneğinin de incelendiği çalısmada kamuyönetiminde yapılan köklü reformların nedenleri genis olarak ele alınmıstır.Ayrıca reform olarak adlandırılan yerel yönetim yasalarına rağmen KentKonseylerinin katılımcılık sorunları üzerinde durulmustur.Besinci bölümde Türkiye'de Katılımcı demokrasi ve bütçeleme örnekleribaslığı altında, hiçbir yasal ve siyasal zorunluluk ve destek yokken Fatsa'daseçilen bağımsız belediye baskanın 1979 yılında baslattığı katılımcı yönetimörneği ile Çanakkale Belediyesinin 1996 da baslattığı ve halen devamettirdiği Yerel Gündem 21 uygulaması örnek olarak sunulmustur.Altıncı Bölümde ise yedinci bölüme kaynak olması amacıyla hazırlanan anket çalısması yer almaktadır. 16 farklı göstergenin irdelendiğideğerlendirme katılımcı bütçelemeyi baslatan belediyeler için de kaynakniteliği tasıyacaktır.Yedinci bölümde ise tezin temelini olusturan ?Türkiye Modeli ? ortayakonarak bundan sonra Türkiye'de yürütülecek katılımcı bütçelememodellerine taslaklık edecek bir çalısma yapılmaya çalısılmıstır.Master Thesis Nüfusun Yaşlanması Ekseninde 2023 Yılında Türkiye: Bir Vizyon Çalışması(2014) Şahin, Gülcan; Ülker, Halil İbrahimNüfusun yaşlanması insanlık tarihinde çığır açan demografik eğilimlerden biridir. 21. yüzyılın başat demografik olgusu olarak ön plana çıkan nüfusun yaşlanması, bugün dev bir küresel olgu olarak adlandırılmaktadır. Bu olgunun on yıllar içerisinde toplumlar, yaşamlar ve ekonomiler üzerinde derin etkileri olacaktır. Küresel yaşlanma sürecinde dünya nüfusu ile birlikte Türkiye nüfusunun yaş yapısı ve demografik dinamikler değişmektedir. Türkiye, artık genç ve dinamik bir nüfusa sahip ülke olma özelliğini kaybetmektedir; yakın bir gelecekte yaşlı bir toplum olacaktır. Küresel bir tehdit ve risk ögesi haline gelen nüfusun yaşlanmasının, Türkiye'nin hayati sorun alanlarından birini oluşturması beklenmektedir. Bu çalışmada sosyal bir sorun alanı olarak nüfusun yaşlanması olgusuna dikkat çekmek; bu konuda bilinç oluşturmak; sorunları tartışarak çözüm üretimine katkı yapmak amaçlanmaktadır. Çalışmanın nihai hedefi, nüfus projeksiyonlarına göre 2023 yılında Türkiye'de yaşlanma gerçeğine vurgu yaparak demografik yaşlanma olgusunun göz ardı edilmemesini sağlamaktır. Öte yandan, demografik yaşlanma konusunda literatüre yeni kaynaklar yaratarak bilime katkı yapmak çalışmanın hedefleri arasındadır. Bu çalışmada dünyada ve Türkiye'de demografik gösterge ve dinamikler, demografik yaşlanma süreci, nüfusun yaşlanmasına bağlı sorunlar, çözüm arayışları, sosyal ve sağlık politikaları incelenmiş, çözüm önerileri geliştirilmiştir. Isparta, Konya ve Manisa illerindeki huzurevlerinde 'Türkiye'de Sosyal Bir Sorun Alanı Olarak Yaşlılık ve Çözüm Öneriler Anketi' başlıklı bir alan araştırması yapılarak 60 yaş ve üzeri nüfusun çözüme yönelik beklentileri ve önerileri ortaya konulmuştur. Çalışmada, mevcut demografik eğilimler ve nüfus projeksiyonlarında öngörülen veriler değerlendirildiğinde, Türkiye nüfusunun yaş yapısının yaşlı nüfus lehine değişmekte olduğu ve 2023 yılında Türkiye'nin artık yaşlı bir topluma dönüşeceği gözlemlenmiştir. Demografik göstergeler, toplumun ve yaşlı nüfusun yapısı ile politikalar incelendiğinde, bu dönüşümün toplumun tüm katmanlarını ve milli ekonomiyi derinden etkileyeceği belirlenmiştir. Bu çalışma nüfusu hızla yaşlanan Türkiye'de sağlık, sosyal ve ekonomik politikaların gözden geçirilerek yeniden şekillendirilmesine, somut ve uygulanabilir çözümlere gereksinme olduğunu vurgulamaktadır. Anahtar Sözcükler 1. Nüfusun Yaşlanması 2. Demografik Eğilimler 3. Küresel Yaşlanma 4. Yaşlı Nüfus 5. YaşlılıkMaster Thesis İşletmelerde İç Kontrol Sisteminin Önemi ve Hilelerin Önlenmesi(2019) Güven, Taygun; Yanık, ZekiÇalışmamızın amacı, işletmelerin isteyerek ya da istem dışı örgüt içerisinde oluşabilecek kontrol eksikliğinden kaynaklanan hata ve hilelerin önüne geçilmesinde ayrıca işletmelerin disiplin, kararlılık ve sürdürülebilir oluşunda iç kontrol sisteminin öneminin araştırılmasıdır. PTT Kurumunda; Muhasebe Daire Başkanlığı'nda çalışan 50 personele, İç Kontrol Sistemi, ortaya çıkan riskler ile sonuçları, Üst Düzey Yönetim tarafından hileye karşı alınan caydırıcı kararlar ve alınan kararların personel üzerine etkisi ana başlıkları altında 25 soruluk anket uygulanıp; sonuçlar eğitim, yaş, hizmet süresi ve cinsiyete göre yorumlanarak karşılaştırmalar yapıldı. Çalışma sonunda, Başkanlık personelinin %94' ünün iç kontrol sisteminin kuruma faydalı olduğunu düşündüğü görüldü. Çalışanların %72'si iç kontrol faaliyetleri üzerine sorumluluklarını, %84'ü de bu kapsamda kendisine verilen görevleri bildiğini belirti. Personelin %60'ı iç kontrol sisteminin etkin bir biçimde işlediğini düşünürken, diğer taraftan genel anlamda değerlendirilme yapıldığında yöneticiler tarafından gerekli kontrollerin yeterli oranda sağlanmadığının düşünüldüğü sonucuna ulaşıldı. Çalışanların %72'lik kısmı doğru ve güvenilir bilgiye zamanında ulaştığını ifade etti. Kurum içerisinde oluşan bir hileye karşı üst yönetim tarafından, caydırıcı kararlar alındığını düşünenlerin sayısı %38 gibi düşük bir oranda kalırken, hile eylemine karşı verilecek ceza veya yaptırımların caydırıcı olacağına inananların oranının %46 olduğu tespit edildi. İç Kontrol Sistemi hakkında yapılan çalışma ve yatırımlar hakkında personelin yeterli bilgisi olmaması sorunu, konu hakkında yeterli eğitim, panel ve toplantıların yapılması ile çözülebileceği düşünülmektedir.
