Search Results

Now showing 1 - 10 of 12
  • Research Project
    Magnezyum Alaģımı-benzeri Bileģiklerin Sinir Kılavuz Kanalı Uygulaması Ġçin Elektroeğirme Ġle Üretimi
    (2019) Türkoğlu, Hilal Şaşmazel; Bişkin, Erhan; Davut, Kemal
    Periferik sinir yaralanmalarında, 5 mm'den büyük hasarlarda cerrahi müdahale yetersiz kaldıgı ve sinir dokusunun iyilesme hızı göreceli olarak yavas oldugu için olusan bosluk inflamasyon hücrelerinden olusan yara dokusuyla kapanarak sinir hattında fonksiyon kaybına sebep olmaktadır. Dolayısıyla büyük hasarların tedavisi için bölgenin çevre dokudan izole edilmesi gerekmektedir. Bu amaçla, yaygın olarak çalısılan ve klinik uygulamalarda tercih edilmeye baslanan sinir kılavuz kanalı öne çıkmaktadır. Biyouyumlu ve biyobozunum hızı düsük olması gereken sinir kılavuz kanalları, oksijen/besin/atık alısverisine olanak saglayacak ancak inflamasyon hücreleri girisine izin vermeyecek gözenek yapısında olmalıdır. Dolayısıyla, seçilen malzemenin biyobozunma hızı ve bozunma ürünlerinin toksisite derecesi ile üretim için tercih edilen yöntemin gözeneklilik kontrolü saglaması oldukça önemlidir. Literatürde, polimerler kullanılarak düsük maliyetli ve kolay üretilebilen sinir kılavuz kanalları üzerine çalısmalar yapılmaktadır. Metaller ise mekanik dayanım ve iletkenliklerine ragmen geleneksel yöntemlerle mikron seviyesindeki gözeneklilikte üretilemediklerinden, tercih edilememektedir. Bu projede, yaygın olarak stent uygulamaları için çalısılan, ticari seviyede kullanılmak üzere FDA onayı almıs ve biyolojik yeterliligi stent uygulaması için kanıtlanmıs bir magnezyum alasımına benzer kompozisyonda bir bilesigin sinir kılavuz kanalı uygulamaları için kullanılmak üzere gelistirilmesi çalısılmıstır. Magnezyum düsük yogunluk ve toksisite ile yüksek özgül dayanım ve elektrik iletkenligine sahip, vücutta bol bulunan ve metabolizmayı besleyici bir elementtir. Böylece gelistirilen kanalın, fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak üstün performans göstermesi öngörülmüstür. Söz konusu metalik alasım-benzeri bilesigin üretiminde, geleneksel yaklasımlardan farklı olarak, proses kolaylıgı ve üstün gözeneklilik kontrolü saglayan elektroegirme yöntemi seçilmis ve alasımın bilesenlerinin nitratlı bilesikleri ile PVA çözelti ham maddesi olarak kullanılması suretiyle elektroegirme yapılmıstır. Bu süreçte, ham madde/çözücü konsantrasyonları, sıcaklık, viskozite gibi çözelti parametreleri ile voltaj, uzaklık, besleme hızı gibi proses parametreleri gözle muayene ve SEM görüntüleriyle optimize edilmistir. Daha sonra, argon atmosferi altında kontrollü kalsinasyona tabi tutularak bilesenlerin istenilen alasım kompozisyonunda kristallesmesi ve alasım harici bilesenlerin uzaklastırılması saglanmıstır. Kalsinasyon sürecinde uygulanan, çoklu sıcaklık/süre kademesinden olusan ısıl islem profili, elektroegirilmis numunelere yapılan termal analizler sonucunda olası faz dönüsümlerinden kaynaklanan endotermik ve ekzotermik piklerin belirlenmesi ve bu piklere matematiksel reaksiyon kinetigi yaklasımının uygulanmasıyla tasarlanmıstır. Kalsinasyon süreci sonrası elde edilen nihai numunelerin kristalografik yapısı, elemental kompozisyonu, morfolojik özellikleri ve alasım harici bilesenlerin uzaklastırıldıgı/uzaklastırılamadıgı sırasıyla XRD, EDX, SEM ve XPS ile tayin edilmistir. Ayrıca elde edilen numunelerin absorpsiyon/sisme kapasitesi, ıslatılabilirligi, geçirgenligi ve bozunma hızı gibi fiziksel ve kimyasal özellikleri de tamamlanan projedeki karakterizasyon çalısmaları kapsamında gerçeklestirilmistir. Çalısmaların son basamagında, gelistirilen sinir kılavuz kanalı materyali adayının hücre-materyal etkilesimi, fare fibroblast hücre hattı ile MTT analizi, hemositometrik sayım ve çesitli boyama/görüntüleme teknikleri kullanılarak hücre canlılıgı, yapısma, yayılma ve üreme kabiliyetleri bakımından incelenmistir. Tamamlanan proje çalısmasından elde edilen fiziksel, kimyasal ve biyouyumluluk performans verileri, elektroegirme yöntemiyle magnezyum temelli alasım benzeri bilesikten olusan fibröz gözenekli yapıların sinir kılavuz kanalı uygulamalarında kullanılabilme potansiyeli olabilecegini göstermistir.
  • Article
    Citation - WoS: 20
    Citation - Scopus: 22
    Electrochemical and Optical Properties of an Azo Dye Based Conducting Copolymer
    (Tubitak Scientific & Technological Research Council Turkey, 2009) Cihaner, Atilla; Algi, Fatih
    The electrochemical and optical properties of a novel conducting copolymer called poly(2,5'-dimethyl-[4-(2,5-di-thiophen-2-yl-pyrrol-1-yl)-phenyl]azobenzene-co-(3,4-ethylenedioxythiophene)) (poly(1-co-EDOT)) are reported. Electrochemically synthesized poly(1-co-EDOT) based on the azo dye has a well-defined and reversible redox couple (0.37 V vs. Ag/AgCl) with good cycle stability. The copolymer film exhibits high conductivity (13 S/cm) as well as electrochromic behavior (magenta when neutralized and transmissive sky blue when oxidized). Furthermore, electro-optically active copolymer film has a low band gap of 1.79 eV with a pi-pi* transition at 555 nm.
  • Article
    $cuınse_2$ ve $cugase_2$ İnce Filmlerin Özellikleri Üzerine Karşılaştırmalı Çalışma
    (2019) Candan, İdris; Güllü, Hasan Hüseyin
    Cu(In1-xGax)Se2 (CIGS) yarıiletken ince filmlerin iki kenar noktası olan x=0 ($CuInSe_2$) ve x=1 ($CuGaSe_2$) ince filmleri, Cu, InSe ve GaSe hedeflerden saçtırma yöntemi ile 250 oC sıcaklıkta soda lime cam alttaşlar üzerine kaplandı. In ve Ga oranı ve üretim sonrası ısıl işlemin CuInSe2 (CIS) ve CuGaSe2 (CGS) ince filmlerin özellikleri üzerine etkileri araştırıldı. Üretilmiş filmlerin yapısal özelliklerini incelemek için X-ışını kırınımı (XRD) ve örneklerin bileşenleri enerji dağılımlı X-ışını kırınımı analizi (EDXA) yöntemi kullanılarak analiz edildi. İnce film örneklerinin Raman aktif modlarının tayini için oda sıcaklığında Raman spektroskopi ölçümleri yapıldı. 400 oC sıcaklıkta ısıl işlem uygulanmış CIS ve CGS ince film örneklerinin en aktif modları (A1 modu) en yoğun çizgilerin sırayla 178 cm^{-1} ve 185 $cm^{-1}$ olduğu gözlendi. Bu mod kalkopirit yapıların Raman spektroskopisinde gözlemlenen en güçlü moddur. Isıl işlem uygulanmamış ve 350 oC’ta ısıl işlem uygulanmış CGS örneklerinde 486 $cm^{-1}$ çizgisi gözlenmiş olmasına rağmen bu çizginin yoğunluğu artan ısıl işlem sıcaklığı ile ters orantılı olarak azaldığı ve 400 oC uygulanan ısıl işlem sonrası tamamen yok olduğu gözlenmiştir. Üretilen CIS ve CGS ince filmlerin optik geçirgenlik ölçümleri sonucunda ısıl işlem uygulanmayan filmler ve at 400 oC sıcaklıkta ısıl işlem uygulanan filmler için optik bant aralıklarındaki değişim değerleri CIS için 1.28 eV ile 1.45 eV, CGS için 1.68 eV ile 1.75 eV aralıklarında değiştiği hesaplandı. Numunelerin oda sıcaklığındaki elektriksel iletkenlikleri ısıl işlem öncesi ve 400 oC ısıl işlem sonrasında n-CIS için sırayla 8.6x$10^{-3}$ ve 13.6x$10^{-2}$ $\\;{(Ω.cm)}^{-1}$ , p-CGS için sırayla 1.6 and 1.9 $\\;{(Ω.cm)}^{-1}$ olarak ölçüldü.
  • Research Project
    Yüksek Saflıkta ve Basınçta Hidrojen Eldesi için Yüksek Sıcaklık Elektrokimyasal Hidrojen Kompresörü Geliştirilmesi
    (2022) Devrım, Yılser; Colpan, Can Ozgur; Eren, Enis Oğuzhan; Kuzu, Cemil; Bal, İlay Bilge; Bülbül, Eda; Durmuş, Gizem Nur Bulanık
    Son yıllarda dünyanın giderek artan fosil enerji kaynakları kullanımı çevresel sorunların artmasına neden olmuş ve buna bağlı olarak alternatif enerji kaynakları giderek artan önem kazanmıştır. Günümüzde hem çevresel kaygılar hem de fosil yakıtların yakın gelecekte tükenmesi nedeni ile enerji üretimi, dağıtımı, depolanması ve kullanımında önemli değişiklikler yapılması gerekmektedir. Alternatif enerji kaynakları içinde Hidrojen enerjisi bu değişimler için ideal bir çözüm olma potansiyeline sahiptir. H2?nin sabit güç üretimi, kimya sanayi ve yakıt hücreli araçlarda yaygın olarak kullanımı için verimli bir şekilde saflaştırılması gerekmektedir. Ancak günümüzde H2 üretimi hala büyük ölçüde fosil yakıtlara dayalıdır ve bu nedenle saf olarak üretilememektedir. Bu nedenle, H2?nin büyük ölçekte saflaştırılması zorunludur. Ayrıca en hafif gaz olan H2?nin hacimsel enerji içeriği yüksek basınçlarda sıkıştırılmadığı sürece, rakip yakıtların oldukça altındadır ve bu da sıkıştırmayı kaçınılmaz kılar. Bu nedenle H2 enerjisinin ve kullanımının yaygınlaşması için verimli saflaştırma ve sıkıştırma önem taşımaktadır. H2?nin hem saflaştırılması hem de sıkıştırılmasını sağlayan elektrokimyasal H2 kompresörünün (EKHK) halen endüstriyel ölçekte kullanılan klasik teknolojilere kıyasla sayısız avantajı bulunmaktadır. EKHK sistemleri termodinamik ve operasyonel avantajlarının yanı sıra kullanım kolaylığı da sağlamaktadır. Bu proje kapsamında yüksek safsızlık toleransına sahip yüksek sıcaklık EKHK uygulamaları için polibenzimidazol (PBI) temelli ve MOF katkılı kompozit membranlar geliştirilmiş ve EKHK uygulaması incelenmiştir. Çalışmada ilk olarak yüksek sıcaklık EKHK sistem performansını ve kararlılığını arttırmak için yüksek sıcaklıklara dayanıklı ve yüksek performanslı kompozit membranlar geliştirilmiştir. Hazırlanan membranların fizikokimyasal ve elektrokimyasal karakterizasyonu yapılarak, en iyi özelliğe sahip membrana ulaşılmaya çalışılmıştır. Daha sonra yüksek performans için özgün akış kanalları ve tasarıma sistemine sahip 5 hücreli EKHK yığını tasarımı ve üretimi gerçekleştirilmiştir. Projede yüksek sıcaklık EKHK sisteminde farklı oranlarda CO, CO2 ve H2 içeren reformat gaz karışımları ile çalışılmış ve saflaştırma performansı incelenmiştir.
  • Research Project
    Çok Fonksiyonlu Fotokatalitik Nanokompozit Malzemelerin Hazırlanması, Hidrojen Eldesinde ve Çevre Islahında Kullanımı
    (2017) Yapıcı, Murat Kaya
    Gittikçe kirlenen çevre ve enerji rezervlerinin sınırlı olması nedeniyle, çevre ıslahı ve enerji üretimi için yüksek verimli yenilenebilir teknolojilerin, yeşil enerji kaynaklarının ve çevre dostu yöntemlerin geliştirilmesi önem kazanmaktadır. Türkiye tekstil üretiminde söz sahibi bir ülkedir. Ancak tekstil endüstrilerinden çok miktarda boya içeren yaygın atıksu tahliyesi, biyobozunur olmamaları, toksik olmaları ve potansiyel karsinojenisite sebebiyle çevre ve ekosistem için büyük bir endişe kaynağı haline gelmiştir. Bu nedenle etkili arıtma yöntemlerinin bulunması ve bu yöntemleri kullanan tesislerin yaygılaştırılması gerekmektedir. Atık suyun tahliyesi ile ilgili katı uluslararası yönetmelik ve standartlar, güneş enerjisi kullanarak ışıl bozunma yöntemi ile atık sulardaki organik atıkların parçalanması için etkin, toksik olmayan, düşük maliyetli etkin fotokatalitik malzemelerin geliştirilmesini öne çıkarmıştır. Nano yapıdaki titanyum dioksit (nano-TiO2), diğer fotokatalizörlerle kıyaslandığında, kolay oksitlenmesi, toksik olmaması ve uzun süreli fotokararlılık göstermesi gibi pekçok avantaja sahiptir. Ancak, titanyum dioksitin de düşük kuantum verimi ve fotokatalitik etkinlik, görünür bölgedeki ışıkla etkileşememesi gibi sorunları vardır. Bu sorunların üstesinden gelebilmek için çalışmalar titanyum dioksitin, üzerine soy metal biriktirilmesi,iyon ile katkılanması, başka bir metal oksit ile harmanlaması, boya ile yüzeyinin ışığa duyarlı hale getirmesi ve polimer ile birleştirilmesi gibi bazı stratejiler üzerine odaklanmıştır. Üzerinde önemle durulan bir diğer konu da katalizörün geri kazanılması ve yeniden kullanılabilmesidir. Pek çok heterojen sistem katalizörün geri kazanımı için bir süzme ya da santrifüj basamağını gerektirir. Ancak manyetik olarak desteklenmiş katalizörler, desteğin manyetik karakterine bağlı olarak harici bir mıknatıs yardımı ile geri kazanılabilir. Böylece bahsedilen ayırma adımlarına ihtiyaç duyulmadan dikkate değer bir katalizör geri kazanımı sağlanır ve katalizör sonradan başka bir döngüde tekrar kullanılabilir. Bu çalışmada, ultraviyole (UV) ve görünür bölge (Vis) ışık kaynağı kullanarak fotokatalitik bozunma yolu ile, aynı anda hem endüstri kaynaklı atık sularda bulunan uçucu organik bileşiklerden (VOCs) H2 üretmek hem de yine atık sularda bulunan organik boyaların giderimi ile çevre ıslahı sağlamak için çok işlevli organik-inorganik nanokompozit fotokatalizörlerin geliştirilmesi planlanmıştır. Bu amaçla, yüksek fotokatalitik aktiviteye sahip, yeni, manyetik olarak geri kazanılabilir, poli(3,4- etilendioksitiyofen) (PEDOT) ve soy metal (Ag, Au ve Pd) nanoparçacıklarla modifiye edilmiş titanium bazlı (TiO2) nanokompozitler (CoFe2O4@SiO2-PEDOTTiO2/ M, (M=Ag, Au, Pd, AgAu, AgPd, AuPd)) üretilmiştir. Nanokompozitlerin fotokatalitik özelliklerinin, TiO2 nanopartikülleri, soy metal nanoparçacıkları ve PEDOT yüklemesi ile sinerjik olarak etkileşiminin katalitik aktiviteye etkisi incelenmiştir. Bunun yanında manyetik silika kaplı kobalt ferrit (CoFe2O4@SiO2) nanoparçacıkların nanokompozit yapıya eklenmesiyle, sıvı fazdan ayrılması ve yeniden kullanılması işleminin harici bir mıknatıs kullanılarak yapılabilmesi sağlanmıştır. Hazırlanan nanokompozitlerin kompozisyonu, yapısı, morfolojisi ve optik özellikleri TEM, HR-TEM, STEM, FE-SEM, ICP-OES, parçacık boyutu dağılımı (Zeta sizer), titreşen örnek magnetometresi (VSM) ve UV-Vis kullanılarak incelenmiştir. Hazırlanan katalizörlerin karşılaştırmalı fotokatalitik etkinliği, farklı ışık kaynakları (UV,Vis,) altında araştırılmıştır. Uçucu organik moleküllerden (VOCs) fotokatalitik olarak bozunma ile H2 eldesi çalışmalarında oldukça düşük toksititeye sahip, kolay buharlaşabilen etanol model kirlilik olarak seçilmiştir. Üretilen katalizörlerin fotokatalitik olarak organik boya parçalamadaki etkinliğini tespit etmek için metilen mavisi (MB) kullanılmıştır.
  • Research Project
    Benzotellurodiazol Esaslı Yeni Anorganik-organik Melez Elektroaktif Monomerlerin Sentezi
    (2017) Cihaner, Atilla; Işık, Murat; Algı, Fatih
    Bu çalışmada benzotelluradiazol ve benzimidazol birim esaslı altı farklı elektron verici-alıcı- verici (V-A-V) monomerin sentezi, karakterizasyonu ve polimerizasyonu rapor edilmeye çalışılmıştır. Benzotelluradiazol esaslı V-A-V monomerleri başarı ile sentezlenememiş olsada benzimidazole esaslı V-A-V monomerleri başarılı bir biçimde sentezlenmiş, karakterize edilmiş ve elektrokimyasal olarak polimerleştirilmiştir. Benzotiyadiazol ve benzoselenadiazol türevleri gibi, tiyofen ve 3,4-alkilendioksitiyofen elektron verici birimleri ile birleştirilmiş benzimidazole birimleri içeren polimerler 1.50 eV ve 1.57 eV aralığında dar band aralığı değerlerine sahip olup dışarıdan uygulanan potensiyel altında elektrokromik özellikler göstermiştir. Diğer bir taraftan benzotelluradiazol türevleri için daha önceden literatürde rapor edilen sentez reçeteleri bu çalışmadaki benzotelluradiazol esaslı V-A-V monomerlerinin sentezinde çalışmamıştır. Malesef literatürde benzotiyadiazol veya benzoselenadiazol içerikli polimerlerin benzotelluradiazol içerikli polimerlerin dönüşümünde kullanılan sentez reçeteleri monomer ve oligomer sentezlerinde çalışmamıştır. Bunun yanında teorik çalışmalar benzotelluradiazol esaslı V-A-V tipi monomerlerin ve oligomerlerin oda sıcaklığında kararlı bileşikler olduğunu ve diğer elektron alıcı benzerleri ile karşılaştırıldığında daha düşük band aralıklı polimerler verebileceğini göstermiştir. Sonuç olarak benzotelluradiazol esaslı monomerler sentezleyebilmek için bilinen sentez reçetelerinin dışında yeni stratejilerin ve reçetelerin uygulanması gerekmektedir. Bu konu üzerindeki çalışmalar sürmektedir.
  • Article
    YARATICI ENDÜSTRİLER VE ENDÜSTRİYEL TASARIM: KAVRAMLAR VE OLGULAR
    (2021) Toros, Seçil
    Yaratıcı endüstriler başlığı altında girdisi yaratıcılık ve çıktısı fikri mülki haklar olan yeni bir endüstrinin yükselişi tartışılıyor. Bilgi-temelli-ekonomi üzerinde yükselen üretimin, yaratıcılığın ve inovasyonun, ekonomik ve politik dönüşümlerde belirleyici olacağı kabul ediliyor. Buna bağlı olarak, akademik ilgi enformasyonu işleyebilen ve bilgiyi değişim değerine dönüştürebilen yaratıcı meslek kolları üzerinde yoğunlaşmakta. Ancak bu bağlamda endüstriyel tasarımın yeterli ilgiyi gördüğü söylenemez. Bu makalenin amacı yaratıcı endüstriler söylemi ile endüstriyel tasarım arasındaki ilişkiye odaklanarak, henüz yeterli düzeyde tartışılmamış olan ortak kavramları ve olguları açığa çıkartmaktır. Konu, tasarıma olan ihtiyaç, yaratıcı tasarım süreci ve yaratılan yenilikçi ürün olmak üzere üç temel başlıkta incelenmiştir. Çalışmanın sonunda “yaratıcılık”, “inovasyon”, “iş birliği”, “dijitalleşme” ve “yaratıcı emek” yeni ampirik çalışmalara konu olabilecek başlıklar olarak belirginleşmiştir.
  • Article
    Tio2 Films With Various Crystal Structures for Single and Bilayer Photoanodes of Dye-Sensitized Solar Cells
    (2018) Erdoğan, Nursev; Park, Jongee; Öztürk, Abdullah
    Phase pure and composite TiO2 nanopowders exhibiting various crystal structures (anatase, rutile and brookite) are used asphotoanode in dye-sensitized solar cells. The nanopowders are deposited in paste form onto a conducting oxide glass usingdoctor blade method in single layer and bilayers. The highest solar efficiency achieved by the single layer photoanode composedof > 99 wt % anatase crystals was 2.86 %. The solar efficiency of 4.93 % has been harvested via bilayer photoanode built byapplying a layer consisting 55 wt % anatase and 45 wt % rutile phase nanoparticles on top of the layer composed of a mixtureof > 99 wt % anatase crystals. The improved photovoltaic performance is attributed to anatase dominated bottom layer whichfacilitates electron charge generation with high surface area and charge transport by proper crystal structure as well assynergistic effect of binary phase content of the photoanodes. The porous structure of top layer enhances diffusion of theI−/I3−electrolyte in the bilayer TiO2 photoanode.
  • Article
    Acemhöyük Sarıkaya Sarayi Kerpiç Koruma ve Onarımında Nano Kireç ve Yumurta Akı Kullanımı
    (2022) Kılıççöte, Nazire Cansen; İdil, Ali Ç.
    Kerpiç, Anadolu’da tarih boyunca kullanılmış bir yapı malzemesidir. Ancak zaman içerisindeki doğa koşullarından etkilenen kerpiç özellikle arkeolojik alanlarda büyük bir koruma sorunu haline dönüşmektedir. M.Ö. 2000 yıllarına tarihlenen Acemhöyük Sarıkaya Sarayı da böylesi bir koruma sorunu ile karşı karşıyadır. Bu araştırmada, kireç/ kil gurubu bileşikleri ve su ilişkisinin yıllar içindeki etkisi sonucu yapıda oluşmuş çatlak ve boşlukları doldurmak için kullanılabilecek malzeme önerileri getirilmeye çalışılmaktadır. Yapıdan alınan küçük boyutlardaki örneklerde jeo-kimyasal bileşik, parçacık dağılımı ve yoğunluk analizleri yapılmıştır. Sonrasında kerpiç yapı malzemesinin temel ögesi olan sönmüş kireç, Nano-kireç ve yumurta akı ile hazırlanan karışım üzerinde temel sağlamlaştırma deneyleri yapılmıştır. Sonuçta, Saray duvarlarındaki çatlak ve boşluklarda kullanılmak üzere “Temel onarım çözeltisi” ve “imitasyon onarım harç /sıva karışımı” olarak ayrı ayrı onarım reçeteleri hazırlanmıştır. Temel süspansiyon çözeltisi duvar yüzeyine uygulanmış ve doğa koşullarına açık bırakılarak beş yıl gözlemlenmiştir. Hazırlanan reçetelerin genel bilgileri özet olarak yazımız içinde de verilmiştir.
  • Research Project
    Anyon Değişim Membranlı (AEM) Yakıt Pilleri için Radyasyon Başlatmalı Aşılama ile Sentez ve Elektrodokuma Yöntemleriyle Özgün Membran Yapılarının Geliştirilmesi
    (2022) Kaplan, Begüm Yarar; Gürsel, Selmiye Alkan; Yürüm, Alp; Güler, Enver; Kırlıoğlu, Ahmet Can; Mojarrad, Naeımeh Rajabalızadeh; Charkhesht, Vahıd
    Fosil yakıtlı motorlara alternatif olarak yakıt hücrelerinin geliştirilmesi ve ticarileştirilmesi, küresel iklim değişikliği krizi nedeniyle büyük önem öneme sahiptir ve aciliyet içindedir. Proton değişim membranlı (PEM) yakıt pilleri, Nafion® membranlarının geliştirilmesindeki atılımla büyük bir teknolojik sıçrama yapmıştır ancak yüksek katalizör ve membran maliyetleri, PEM yakıt pilleri teknolojilerinin yönündeki en büyük engellerdir. Anyon değişim membranlı (AEM) yakıt pillerinde Pt grubu katalizörlerin kullanımı gerekmediği için maliyet sorunun önüne geçebileceği düşünülmektedir. Ancak bu teknolojide de, yüksek anyon iletkenliği ve iyon değiştirme kapasitesine sahip, ucuz, dayanıklı bir anyon değişim membranı geliştirmek oldukça önemlidir. Radyasyona başlatmalı aşılanmış polimerlere sahip membranlar, genellikle iyi iyon değişim kapasitesi ve iletkenlik sağlayabilir fakat düşük mekanik sağlamlık yan etkisine sahiptir. Bu nedenle, iyonik iletkenlik makul seviyede tutularak mekanik özelliklerin ayarlanabilmesi için dual elektrodokuma tekniğini kullanılmıştır. İnert poli(vinilidenflorür) (PVDF) tozları ve çeşitli oranlarda vinil benzil klorür (VBC) ile radyasyonla başlatılıp aşılanmış PVDF-g-VBC kullanılarak dual elektrodokuma tekniği ile dual fiber esaslı matlar hazırlanmıştır. Dual fiber esaslı bu matlar sırasıyla sıcak presleme, aminleme ve iyon değişimi yapılarak anyon değişim membranları hazırlanmıştır. Daha sonra, bu hazırlanmış dual-fiber esaslı membranlarının aşılanma seviyeleri, mekanik özellikleri, iyonik değişim kapasitesi, iyonik iletkenliği ve morfolojik özellikleri optimize edilmiş ve incelenmiştir. Hazırlanan bu yeni nesil membranlar, yüksek iyon değişim kapasitesi (2.5-7.55 mmol/g), yüksek mekanik mukavemet ve yüksek uzama göstermiştir (299-761 MPa ve %10-40 kopma uzaması). Son olarak, anyon değiştirici membranlardan hazırlanan MEA'ların düzlemsel taramalı voltametri (LSV) ve yakıt pili performans test sonuçları da sunulmuştur. Bu projeden elde edilen sonuçlar, yeni nesil anyon değişim membranlarının özelliklerinin belirlenmesi açısından umut vadedicidir.