Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Master Thesis
    Özel Hastanelerde Çalışan Hekimlerin Tıbbi Müdahale ve Tedavide Malpraktisten Doğan Hukuki ve Cezai Sorumluluklarına İlişkin Farkındalık Düzeylerinin Ölçümü: Ankara İli Özel Hastaneler Uygulaması
    (2012) Dedeoğlu, Ayşegül Karaca; Cilasun, Seyit Mümin; Cilasun, Seyit Mümin; Cilasun, Seyit Mümin; Department of Business; Department of Business
    Bu çalışmada özel hastanede çalışan hekimlerin tıbbi müdahale ve tedavide malpraktisten doğan hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin farkındalık düzeyleri incelenmiştir. Hekimlerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalığının yüksek düzeyde olması ve tıbbi müdahaleyi hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirmeleri hasta haklarının gelişmesi açısından önemlidir. Hastanın, modern tıbbın standartlarına uygun bir şekilde, kendisine yapılan her türlü tıbbi müdahale konusunda aydınlatılması ve rızasının alınması tıbbi müdahaleyi hukuka uygun hale getireceği gibi, hastanın kendi geleceğini belirleme hakkını elinde tutması da onurlu ve haysiyetli bir yaşam hakkının gereğidir.Hekimlerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalığının yüksek olması ve hukuka uygun tıbbi müdahale ve tedavi gerçekleştirmesinin özel hastanede çalışan hekimlere sağlayacağı en temel fayda, hekimlerin malpraktisten dolayı zarar görecek hastaya ve yakınlarına yüksek miktarda tazminat ödemek zorunda kalmamaları ve haklarında ceza kararı çıkmamasıdır. Diğer taraftan hekimlerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalığının yüksek düzeyde olmasının, hekimlerin yargılanma endişesini azaltacağı ve defansif tıp denilen davranış şeklinin yaratacağı her türlü zararı da bertaraf edeceği düşünülmektedir.Bu çalışmada literatür ve mevzuat araştırması yapılmış, araştırmanın uygulama kısmında ise Ankara ilinde sağlık hizmeti veren 5 özel hastanede çalışan 255 hekime anket uygulanmış ve tıbbi müdahale ve tedaviden kaynaklanan malpraktisin doğurduğu hukuki ve cezai sorumluluklara ilişkin hekimlerin farkındalık düzeyleri incelenmiştir.Anket çalışmasında özel hastanede çalışan hekimlerin hukuki ve cezai sorumluluğuna ilişkin eğitim alıp almadıklarını, eğitim alanların eğitimi yeterli bulup bulmadığını ve bu bağlamda hukuki ve cezai sorumluluklarının ne düzeyde farkında olduklarını kendilerinin belirlemeleri istenmiştir. Kontrol soruları ile belirledikleri farkındalık düzeyinin hukuka uygunluğu ölçülmüştür.Yapılan ankette elde edilen bulgularda, özel hastanede çalışan hekimlerin büyük çoğunluğunun hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin yeterli eğitim almadıkları, eğitim alanların büyük çoğunluğunun aldıkları eğitimi yetersiz gördükleri saptanmış; ancak eğitim almadıklarını veya aldıkları eğitimi yetersiz gördüklerini belirten hekimlerin hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin farkındalık düzeylerinin yeterli olduğunu değerlendirdikleri görülmüştür. Yeterlilik düzeylerini kontrol eden sorulara verdikleri cevaplar incelendiğinde ise, özel hastanede çalışan hekimlerin, her ne kadar kendilerini yeterli düzeyde bilgili ve eğitimli olarak değerlendirseler de, hukuki ve cezai sorumlulukları konusunda aslında yeterli derecede bilgili ve eğitimli olmadıkları saptanmıştır.Uygulanan ankette hekimlerin tıbbi müdahale ve tedaviden doğan malpraktis karşısındaki tutum ve davranışlarının, genellikle, yapılan tıbbi hatayı hasta veya yakınlarından saklamak olduğu görülmüştür. Yapılan tıbbi hatayı saklamanın en temel nedeni ise hastaların tıbbi hatayı öğrendiğinde hekimler aleyhine dava açma eğilimin artacağını düşünmeleridir. Hekimler, çoğunlukla açılan davaların haksız yere açıldığını ve motivasyonlarını düşürdüğünü, aleyhlerine dava açılma endişesinin sunulan sağlık hizmetinin kalitesini azalttığını belirtmişlerdir. Hekimlere göre tıbbi müdahale ve tedaviden doğan malpraktisin en temel nedeni ise çok sayıda hasta bakımıdır.Yapılan çalışmanın sonuç ve önerilerin ortaya konulduğu son bölümünde, olan kısmında hekimlerin tıbbi müdahale ve tedaviden doğan malpraktiste ilişkin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalık düzeylerini nasıl arttırabileceklerini ve malpraktisi en aza indirecek öneri ve çözüm yolları tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Tıbbi Müdahale, Malpraktis, Hekimlerin Hukuki Sorumluluğu, Hekimlerin Cezai Sorumluluğu Hekimlerin Farkındalığı
  • Master Thesis
    Sorumluluk hukukunda zor durumda kalma
    (2021) Öksüz, Mustafa; Kılıçoğlu, Ahmet Mithat
    818 sayılı Borçlar Kanunu'nda 'zor durumda kalma' anlamında olmak üzere 'müzayaka' kelimesi kullanılmıştır. Müzayakanın Türk Dil Kurumu sözlüğündeki kelime anlamı 'sıkıntı, darlık, parasızlık'tır. Müzayaka hali bir hukuksal kurum olarak 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 21, 30/2 ve 44/2 maddelerinde yer almaktaydı. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun kabulüyle dil yönünden yapılan arılaştırma neticesinde müzayaka kelimesinin karşılığı olarak TBK'nın 28 ve 38'inci maddelerinde 'zor durumda kalma', 52'nci maddede ise 'yoksulluğa düşme' tabirleri kullanılmış ancak bu durum uygulamada bir değişiklik yaratmamıştır. Bu tez çalışmasında, TBK m.28'de yer alan aşırı yararlanmada, karşılıklı edimler arasındaki aşırı oransızlığın bir tarafın zor durumda kalmasından yararlanılarak gerçekleştirilmesi hali, TBK m.38/2'de yer alan bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı menfaat sağlanması hali ve TBK m.52/2'de yer alan, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek tazminat yükümlüsünün zarara, hafif kusuruyla sebebiyet vermesi ve hakkaniyetin de bunu gerektirmesi halinde tazminatta bir indirim sebebi olma durumu incelenmiştir. Bu çalışmada, sorumluluk hukukunda 'müzayaka' haline bağlanan hüküm ve sonuçlar incelenmiştir. Ancak eBK'dan farklı olarak TBK'da müzayaka kavramına yer verilmediğinden 'Sorumluluk Hukukunda Zor Durumda Kalma' başlığı tercih edilmiştir. 'Zor Durumda Kalma' kavramı eBK'daki 'Müzayaka' hali için kullanılmıştır.
  • Master Thesis
    Yanılanın Tazminat Sorumluluğu
    (2021) İşçi, Meryem Feride; Kılıçoğlu, Ahmet M.
    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 35. maddesi yanılanın tazminat sorumluluğunu düzenlemektedir. Bu kapsamda yanılanın tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için öncelikle yanılmanın esaslı olması gerekir. Zira yanılan Türk Borçlar Kanunu 30. maddesi gereğince esaslı yanılma nedeniyle sözleşmeyi iptal edebilir. Ancak yanılan sözleşmeyi iptal edebilme hakkını Türk Borçlar Kanunu'nun 34. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kullanamamaktadır. Esaslı yanılma nedeniyle sözleşmenin iptal edilebilmesi kusur şartına bağlı değildir. Yanılan yanılmasında kusurlu olsa dahi sözleşmeyi iptal edebilir. Bu nedenle karşı tarafın sözleşmenin geçerli olarak kurulacağına olan haklı güveninin korunabilmesi için yanılanın tazminat sorumluluğu kanunda düzenlemiştir. Yanılanın tazminat sorumluluğu bir culpa in contrahendo sorumluluğu olup bu sorumluluk güven sorumluluğunun sözleşme öncesindeki görünümünü oluşturmaktadır. Yanılanın tazminat sorumluluğu bir kusur sorumluluğudur. Bu anlamda yanılanın tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için yanılanın yanılmasında kusurlu olması ve Türk Borçlar Kanunu 35. maddesinde belirtilen diğer şartların bulunması gerekir. Yanılanın tazminat sorumluluğunun kapsamında kural olarak menfi zarar bulunmakta olup istisnai olarak müspet zarar da tazmin edilebilmektedir. Yanılanın tazminat sorumluluğu, Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümleri doğrultusunda sorumsuzluk anlaşmasıyla sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Yanılanın tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümlerin Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen bazı kurumların hükümleriyle yarışması da mümkündür. Anahtar Sözcükler: Yanılma, İrade bozukluğu, Culpa in contrahendo, Tazminat Sorumluluğu, Borçlar Hukuku
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye'de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği, İşgören ve İşverenin Hukuki Yükümlülükleri
    (2013) Oğuz, Ayşegül Yaprak; Ak, Salih
    Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Birliğin öne sürdüğü standartlara ulaşabilmek için Türkiye her alanda iyileştirmelere gitmektedir. Bu konulardan bir tanesi de sosyal politika içerisinde yer alan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğidir. Tezimizin amacı Avrupa Birliği'ni, Türkiye- AB İlişkilerini ele alarak, Türkiye'nin bu süreç içerisinde yapmış olduğu çalışmalara genel olarak de-ğinmektir.Avrupa Birliği sosyal politika alanında yaptığı çalışmalarda artık uz-manlaşmıştır ve üye ülkelerinde de bu alanda oluşturulan standartların aynı düzeyde olmasını istemektedir. Türkiye ise bu konuda üye ülkelerin gerisin-dedir hatta bağımsız İş Sağlığı ve Güvenliği kanunu ancak 2012 yılının üçün-cü çeyreğinde yürürlüğe girebilmiştir.Bu çalışmada Avrupa Birliği, Türkiye ve AB ilişkileri ve bu süreç içe-risinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği konusunun gelişimi tarihsel olarak ele alınmıştır. Son bölümde de Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği kanununa kısaca yer verilerek kanun içerisinde bulunan işgören ve işverenlerin İş Sağlığı ve Gü-venliği konusundaki yükümlülükleri belirtilmiştir.
  • Master Thesis
    Kurumlar Vergisi Matrahının Tespitinde Tazminatların Gider Olarak İndirilmesi
    (2021) Sakınç, Elçin Özgün; Yanık, Zeki
    Zararı tazmin yükümlülüğü biçiminde tanımlanabilen sorumluluk hukuku kapsamında, ticari yaşamda faaliyet gösteren kurumlar vergisi mükelleflerinin, iştigal ettikleri faaliyet ile ilgili olarak meydana gelen zararlı sonuçlardan sorumlulukları bulunmaktadır. Zararı tazmin sorumluluğu doğması neticesinde kurumlar vergisi mükellefi tarafından bu kapsamda yapılacak ödemelerin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde gider sayılmak suretiyle kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilmesi imkanı bulunmaktadır. Ancak, sorumluluk hukuku ve vergi hukukunun iç içe geçtiği tazminatların gider olarak indirilebilmesi müessesesinde ilgili kanunlarda öngörülen şartların varlığı halinde kanunen gider olarak kabul edilme koşulunu sağlayan tazminatların kurumlar vergisi matrahından indirilmesi bir hak, ancak; kanunen kabul edilmeyen gider niteliğini taşıyan tazminatların kurumlar vergisi matrahına eklenmesi ise bir yükümlülüktür.
  • Master Thesis
    Kamu Hastanelerinde Çalışan Hemşirelerin Tıbbi Müdahaleden Doğan Hukuki ve Cezai Sorumluluklarına İlişkin Farkındalık Düzeylerinin Ölçümü: Ankara - Eskişehir İlleri Kamu Hastaneleri Uygulaması
    (2013) Arat, Şenay; Törüner, Ali Mete
    Bu çalışmada kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin tıbbi müdahaleden doğan hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin farkındalık düzeyleri incelenmiştir. Hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalığının yüksek düzeyde olması ve tıbbi müdahaleyi hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirmeleri hem yasal anlamda güvencelerini sağlamak, hak ve sorumluluklarını bilerek hareket etmeleri, hem de kaliteli sağlık hizmeti sunabilmeleri açısından önemlidir. Dolayısıyla, hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin farkındalık düzeylerinin yüksek olması, aynı zamanda hasta haklarının gelişmişlik düzeyini de yukarı seviyelere taşıyacaktır. Hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalığının yüksek olması ve hukuka uygun tıbbi müdahale gerçekleştirmesinin kamu hastanelerinde çalışan hemşirelere sağlayacağı en temel fayda, hemşirelerin hatalı tıbbi müdahalesinden dolayı zarar görecek hastaya ve yakınlarına yüksek miktarda tazminat ödemek zorunda kalmamaları ve haklarında ceza kararı çıkmamasıdır. Ülkemizde son zamanlarda gündeme alınan kamu sağlık çalışanı ile zarar gören hasta veya yakının uzlaştırılması müessesi ileri tarihlerde tam anlamıyla uygulanmaya başlandığında sadece hekimler açısından değil, hemşireler açısından da pek çok tazminat ve ceza davaları gibi durumlarla sık sık karşılaşılacaktır. Çünkü; uzlaşma müessesesiyle, kamu çalışanı sıfatı sebebi ile güvence altına alınan hemşireler, artık bu güvenceden eskisi gibi yararlanamayacak ve zarar verdiği hastası veya yakını ile , verdiği zararın giderilmesi için karşı karşıya kalacak, yani artık ilk muhatap bağlı olduğu sağlık bakanlığı olamayacak, hemşirenin kendisi muhatap olacaktır. Bu sebeple, hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalığının yüksek düzeyde olması, hemşirelerin yargılanma endişesini azaltacaktır. Bu çalışmada literatür ve mevzuat araştırması yapılmış, araştırmanın uygulama kısmında ise Ankara ve Eskişehir illerinde sağlık hizmeti veren kamu hastanelerin de çalışan 411 hemşireye anket çalışması yapılmış ve tıbbi müdahaleden doğan hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin hemşirelerin farkındalık düzeyleri incelenmiştir. Anket çalışmasında kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluğuna ilişkin eğitim alıp almadıkları, eğitim alanların eğitimi yeterli bulup bulmadığı ve bu bağlamda hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin ne düzeyde farkında olduklarını kendilerinin belirlemeleri istenmiştir. Kontrol soruları ile belirledikleri farkındalık düzeyinin hukuka uygunluğu ölçülmüştür. Yapılan ankette elde edilen bulgularda, kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin büyük çoğunluğunun hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin yeterli eğitim almadıkları, eğitim alanların büyük çoğunluğunun aldıkları eğitimi yetersiz gördükleri saptanmış. Ancak eğitim almadıklarını ve eğitim alanların da aldıkları eğitimi yetersiz gördüklerini belirten hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin farkındalık düzeylerini yeterli düzeyde değerlendirdikleri görülmüştür. Yeterlilik düzeylerini kontrol eden sorular incelendiğinde ise kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin her ne kadar kendilerini yeterli düzeyde bilgili ve eğitimli olarak değerlendirseler de aslında yeterli derecede bilgili ve eğitimli olmadıkları saptanmıştır. Uygulanan ankette hemşirelerin tıbbi müdahaleden doğan tıbbi hatayı hasta veya yakınlarından saklamak eğiliminde olduğu görülmüştür. Yapılan tıbbi hatayı saklamanın en temel nedeni ise hastaların tıbbi hatayı öğrendiğinde hemşireler aleyhine dava açma eğilimin artacağını düşünmeleridir. Hemşireler açılan davaların motivasyonlarını düşürdüğünü ve açılan davaların haksız yere açıldığını ifade etmişlerdir. Hemşireler aleyhlerine dava açılma endişesinin sunulan sağlık hizmetinin kalitesini azalttığını belirtmişlerdir. Hemşirelere göre tıbbi müdahaleden doğan, tıbbi hatanın en temel nedeni ise çok sayıda hasta bakımı, yetersiz mesleki eğitim ve yoğunluktur. Yapılan çalışmanın son bölümünde, sonuç ve öneriler kısmında hemşirelerin tıbbi müdahaleden doğan tıbbi hataya ilişkin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalık düzeylerini nasıl arttırabileceklerini ve tıbbi hatayı en aza indirecek öneri ve çözüm yolları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Tıbbi müdahale, 2. Tıbbi hata, 3. Hemşirelerin hukuki sorumluluğu, 4. Hemşirelerin cezai sorumluluğu, 5. Hemşirelerin farkındalığı
  • Master Thesis
    Medeni Usul Hukuku Bakımından Hekimin Hukuki Sorumluluğu
    (2021) Çetin, Zülal; Kulaksız, Cengiz
    Bu çalışmanın konusunu, 'Medeni Usul Hukuku Bakımından Hekimin Hukuki Sorumluluğu' oluşturmaktadır. Hekimin hatalı tıbbi müdahalesi ve hekimin sorumluluğuna ilişkin maddi hukuk temelli kaynaklara pek çok kez rastlamak mümkündür. Ancak, hatalı tıbbi müdahaleden kaynaklanan zararın tazmini amacıyla açılacak olan bir tazminat davasında yaşanacak olası usuli problemler hakkında yapılan çalışmaların az olması, çalışma konumuzu belirlemede en önemli etken olmuştur. Hastanın, sağlığının iyiye gitmesi için maruz kaldığı tıbbi müdahale sonrasında zarar görme ihtimali vardır. Bu zararın tazmin edilmesi için ise hekime karşı dava açması gerekir. Çalışmamızda bu davanın açılmasından önce ve dava açıldıktan sonra karşılaşılacak muhtemel usuli problemlere ve bu problemlerin çözümü hakkında yapılan tartışmalara değinilmek istenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde tıp hukukuna ilişkin kavramlar ile, Türk Borçlar Kanuna göre hekimin sorumluluğunun kaynakları incelenmiştir. Sonraki bölümlerde ise, usul hukukuna ilişkin olmak üzere, yetki, görev, davanın türü, taraflar ve buna ilişkin tartışmalı noktalar, ispat ve ispata yönelik teori ve uygulamada getirilmeye çalışılan kolaylıklar ve alternatif uyuşmazlık çözüm yolları gibi konulara yer verilmiştir.