4 results
Search Results
Now showing 1 - 4 of 4
Master Thesis Yeni Şişelerde Yıllanmış Şarap: Jeanette Winterson'ın Tutku ve Frankissstein: Bir Aşk Hikayesi Romanlarında Biyolojik Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet ve Kimlik(2022) Özen, Fadime Cansu Palamutçu; Tekin, KuğuBu tezin amacı, Jeanette Winterson'ın seçilen romanlarda yarattığı zaman çizelgesi ve karakterler aracılığıyla biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve kimlik kavramlarının nasıl evrildiğini göstermektir: İkinci romanı Tutku ve son yapıtlarından biri olan Frankissstein: Bir Aşk Hikayesi. Her iki romanda da Winterson, metinlerarasılık, parodi ve zamansal çarpıtma gibi çeşitli postmodern unsurları kullanır; böylece kurmaca yazınındaki geleneksel teknikleri altüst eder. Winterson, Tutku romanında, Henri ve Villanelle adlı iki adet hikaye anlatıcısı yaratır, atfedilen cinsiyet rollerini değiştirir ve biyolojik cinsiyet ile toplumsal cinsiyet arasındaki sınırları bulanıklaştırır. Dolayısıyla bu tez, toplumsal olarak kadınlardan ve erkeklerden beklenenlerin nasıl farklılaştığına odaklanmakta ve bu inşa edilmiş rollerin performatif doğasının altını çizmektedir. Frankissstein: Bir Aşk Hikayesi'nde iki anlatıcının yanı sıra iki farklı zaman dilimi de vardır. İlk hikaye, annesi feminist hareketin öncülerinden Mary Wollstonecraft olan Mary Shelley tarafından anlatılır. İkinci anlatıcı, varlığı, cinsiyet rolleri ve değişken kimlikler hakkında çok daha geniş bir perspektif sunan trans doktor Ry Shelley'dir. Dolayısıyla bu tez, ilgili teorilerin ve argümanların ışığında, biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve kimlik kavramlarının analizini Winterson'ın karakterleri aracılığıyla sunmayı amaçlamaktadır. Onların deneyimleri, 'yıllanmış bir şarabı yeni şişelere koymanın' hiçbir anlamı olmadığının altını çizer çünkü ikili sistemlerin her zaman 'Öteki' bir tarafı olmuştur. Bu sebeple, bu çalışma, bilindik eski ikili sistemler için üretilen yeni etiketlere rağmen, hetero-ataerkil sistemin kökünün aynı kaldığını da göstermektedir.Article Citation - WoS: 17Citation - Scopus: 19The Relationship Between Social Dominance Orientation, Gender Role Orientation and Attitudes Toward Gay Men and Lesbians in a Turkish Sample(Springer, 2021) Metin-Orta, Irem; Department of PsychologySexual prejudice refers to negative attitudes towards individuals based on their sexual orientation. Scholars have shown an interest in identifying the factors that may increase the probability of prejudice against sexual minorities. The current study investigates in particular the main and interactive effects of the participants' social dominance orientation (SDO) and gender role orientation on their attitudes toward gay men and lesbians in a Turkish sample. It examines whether the effect of SDO on prejudiced attitudes would be stronger among individuals with high adherence to traditional gender roles. A total of 250 heterosexual university students filled out a questionnaire consisting of items designed to measure their SDO, gender role orientation and attitudes toward gay men and lesbians. The results overall revealed that SDO, femininity (among females) and masculinity (among males) are positively related to prejudiced attitudes toward gay men and lesbians. Supporting expectations, SDO and femininity interact in predicting sexual prejudice. However, masculinity does not interact with participants' SDO. The supplementary analyses also revealed that the effect of SDO on prejudiced attitudes was stronger among female participants with high femininity scores and among male participants with lower femininity scores. These findings indicate that a general preference for group inequality and endorsement of traditional gender role predispose individuals to be prejudiced against gay men and lesbians. Thus, the present study supplements the related literature by examining the interactive effects of SDO and gender role orientation in Turkey, a non-Western cultural context. It also provides important implications for researchers and practitioners in terms of developing strategies to reduce prejudice against sexual minorities.Doctoral Thesis Cinsiyetin Ötesinde: Orlando, the Passion of New Eve Ve Written on the Body Eserlerindeki Cinsiyet Değiştiren Bedenler(2020) Haner, Sezgi Öztop; Elbir, Belgin20. yüzyıl kadın yazarlarının romanlarındaki 'transgender' anlatıcıların mevcudiyetleriyle yaratılmış olan toplumsal cinsiyet belirsizliğinin ve değişken cinsiyetin önemi bu tez çalışmasının geniş kapsamını oluşturmaktadır. Dolayısıyla, bu tez çalışması transgender anlatıcıların rolünü ve beden aracılığı ile ifade edilen sabit cinsel kimlik statüsünün eleştirisini irdelemek ve uygun bir bağlama yerleştirmek için Virginia Woolf'un Orlando, Angela Carter'ın The Passion of New Eve ve Jeanette Winterson'ın Written on the Body eserlerini inceler. Bu bakımdan, Virginia Woolf'un Orlando eseri toplumsal cinsiyet olgusunun nasıl tekrar şekillendiğini ve yeniden ifade edildiğini ve aynı zamanda bir bedenin nasıl sürekli dönüşüm içerisinde olduğunu gösterir. Sonrasında, Angela Carter'ın The Passion of New Eve eseri bireyin toplumsal kimliğinin nasıl sürekli değiştiğini ve nasıl dünyayı sürekli olarak tekrar şekillendirdiğini göstermektedir. Diğer taraftan, Jeanette Winterson'ın Written on the Body romanı anlatıcının cinsiyet ve cinsel kimliği belirtilmeden okuyucunun anlatıcının cinsiyetini tartışabilmesinin nasıl mümkün olduğunu ve metindeki cinsiyet kimliğinin eksikliği karşısında okuyucu anlatıcıya nasıl cinsel kimlik öngörebiliyor konularına dikkat çekmiştir. Böylelikle bu tez sınırlar ötesi transgender bir figürün varlığı ile toplumsal cinsiyet belirsizliğinin her bir romanda nasıl oluşturulduğunu ve bu oluşumun okuyucuların zihnindeki toplumsal cinsiyet olgusu dinamiklerini sorgulamalarını ve cinsiyet ve cinsel kimlik kategorileri üzerine tekrar düşünmelerini sağlamıştır. Ayrıca, bu tez her bir yazarın cinsiyet değiştiren bedenleri dilin belirsizliği ve zaman ve mekân algısının kopukluğu üzerinden nasıl metnin içine işlediğini göstermiştir. Aynı zamanda, bu tez her bir romandaki transgender figürün geleneksel cinsel kimlik ve toplumsal cinsiyet algısının yapılandırılması, sürdürülmesi ve yayılması hususunda etkin olan baskın söylemlerin yeniden yapılandırılmasını sağlamada gerekli bir araç olarak karşımıza çıkartıldığını göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Virginia Woolf, Angela Carter, Jeanette Winterson, transgender, toplumsal cinsiyet belirsizliğiMaster Thesis Osmanlı'dan Cumhuriyet'e, Romanlarda Batılılaşma ve Kadın(2016) Demirgüç, Birce; Özen, HayriyeBu tez, 'kadınlık durumunun' Osmanlı ve Cumhuriyet batılılaşması/modernleşmesi sürecinde romanlarda nasıl temsil edildiğini incelemektedir. Çalışmada, hemen her açıdan bir geçiş dönemi olan ve modernleşmenin başladığı 19. yüzyılın yanı sıra, batılılaşmanın hız kazandığı ve yoğunlaştığı 20. yüzyıl da ele alınmıştır. Gerçeğe son derece yakın bir tarih anlatıcılığı yaptığı düşünülen dönem romanlarının metin incelemeleri yapılmıştır. İncelemeye esas olarak 'muhafazakâr', 'modernleşmeci' ve 'sentez arayışında' olarak kategorize edilen yazarların romanları konu edilmiştir. Bunun yanı sıra, söz konusu romanlar üzerine yapılmış çalışmalar da ikincil kaynaklar olarak kullanılmıştır. Çalışma, Doğu – Batı karşıtlığının toplumsal düzlemde yarattığı buhran ve çatışmanın, kadınlığın temsilini de önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymaktadır. Bir yandan modern toplumda kadının rolünün değişmesi gerektiğine vurgu yapılırken, diğer yandan geleneksel cinsiyet rollerinden de tam olarak sıyrılmasına izin verilmediği gösterilmektedir.

