8 results
Search Results
Now showing 1 - 8 of 8
Master Thesis İnsan Haklarına Ekolojik Yaklaşım Çerçevesinde İklim Mülteciliği(2021) Uyar, Büşra; Öner, A. Aslı ŞimşekÇağımızın temel problemlerinden olan iklim değişikliği, insanların asgari yaşam koşullarını, sağlıklarını, besin ve su kaynaklarını etkileyen bir kriz haline gelmiştir. Öyle ki, günümüzde insanlar, iklim değişikliğinin yol açtığı sonuçlar nedeniyle ülkelerini terk edip farklı ülkelere göç edebilmektedir. Bu durum, uluslararası hukukun gündemine yeni taşınmış olan, henüz adlandırılması, tanımı ve hukuki çerçevesi üzerine bir uzlaşma sağlanamamış bir konudur. Ancak bu kişilerin göç etmelerine sebep olan, yaşamlarını ve sağlıklarını tehdit eden hak ihlalleri, genel olarak iklim değişikliğini ve bu bağlamda iklim mültecilerinin sahip olduğu hakları tartışmayı zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmada da iklim değişikliğinin yol açtığı sebepler dolayısıyla bulundukları ülkeyi terk etmek zorunda kalarak farklı ülkelere göç eden kişilerin insan hakları konu edilmektedir. Bununla birlikte insan hakları hukukunda haklardan söz etmek bu hakları tanıyan, koruyan ve ihlallerinden sorumlu tutulan yükümlülerin kim olduğu sorusunu da beraberinde getirmektedir. Bu noktada karşımıza insan haklarının en temel yükümlüsü olan devletler çıkmaktadır. Özellikle devletlerin iklim değişikliğine yönelik önleme yükümlülüğü, meydana gelen göçleri ve yaşanan insan hakları ihlallerini engellemek, bu ihlallerin daha büyük boyutlara ulaşmasının önüne geçmek açısından önemli bir yükümlülük olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak günümüzde çevrenin bozulmaya devam etmesi, devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen belgelerin yeterliliği sorusunu akla getirmektedir. Bu çalışmada da iklim değişikliği sebebiyle göç eden kişilerin sahip olduğu haklar ve devletlerin bu konudaki önleme yükümlülüğü ele alınmıştır. Bununla birlikte mevcut hukuk metinlerinin yetersizliğinin sebebi de sorgulanmış, bu bağlamda insan hakları hukuku incelenmiştir. Nitekim insan faaliyetleri, iklim değişikliğine sebep olan en temel faktörlerden bir tanesi olmuştur. Bu sebeple hukuken tek hak öznesi olarak konumlanan insanın sahip olduğu hakların ve bu hakları düzenleyen insan hakları hukukunun da sorgulanması gerekmektedir. Bu noktada hukuka ve insan hakları hukukuna daha radikal bir bakış açısıyla yaklaşan farklı yaklaşımlar yol gösterici olacaktır.Master Thesis Kureishi'nin the Buddha of Suburbia Ve Hamid'in the Reluctant Fundamentalist Adlı Eserlerinde Melez Kimlikler(2021) Barato, Rahma Amar; Aras, GökşenBu tez, The Buddha of Suburbia (1990) ve The Reluctant Fundamentalist (2007) adlı romanlarda, yirminci ve yirmi birinci yüzyılda göçmen olarak kabul edilen, iki kahraman Kerim ve Changez'i, incelemektedir. Çalışma, Homi Bhabha, Søren Frank, Stuart Hall ve diğer önemli yazarlar tarafından tartışılan melezlik teorisini kullanarak, iki kahramanın; ev sahibi kültürlerdeki yolculuklarında göçmen olarak değişimlerini incelemektedir; Karim için melez bir vatandaş olarak ev sahibi olan ülke İngiltere'dir; Pakistanlı Changez'in ise melez bir vatandaş olarak ona ev sahibi olan ülke Amerika'dır. Dahası, her iki romandaki kadın karakterler; Jamila, Elanor ve diğer karakterler, Karim ve Changez'in hayatında önemli bir rol oynar. The Buddha of Suburbia'nın anlatıcısı, Karim, bir yeniyetmeden yirmi yaşındaki bir yetişkin olurken, farklı kimlik değişimlerinden geçer. Romanın başında, kendisini neredeyse bir İngiliz olarak tanımlar; sadece siyah tenli, koyu saçlı bir İngiliz vatandaşıdır, bu garip kan karışımı onun üçüncü alanını oluşturur. Karim aidiyet ve ait olmama duygusuna sıkışıp kalmış, Hint görünümü, geleneği ve yemekleri ve İngiliz toplumuna kabul olma arzusuyla melez bir alanda, ara yerde yaşamaktadır. Öte yandan, The Reluctant Fundamentalist'in kahramanı Changez, Karim'e benzemektedir. Roman bir günde anlatılsa da, okuyucu Changez'in karakterini ve yaşadığı değişiklikleri anıları üzerinden görebilmektedir. Bir göçmen olarak Changez farklı biçimlerde acı çeker; bir tarafta kişisel düzeyde cinsel bir sorundan, diğer tarafta ise esasen 11 Eylül saldırılarından sonra toplumsal ve siyasal düzeyde arada kalmışlık, ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele eder. Bu çalışma, göçmenlerin ve ailelerinin ev sahibi ülkelerde yaşarken karşılaştıkları zorlukları tasvir etmektedir. Göçmen karakterler, her iki şekilde de karşılaştıkları durumla başa çıkarlar; acı çekerek ve acı verici bir deneyim yaşayarak veya deneyimi üretken bir deneyim olarak kabul ederek; her iki deneyimde de, göçmen kimliği tamamen değişmektedir.Master Thesis Suriye krizi ve sığınmacılar sorunu: önlemler ve politikalar(2018) Bilgiç, Semanur; Ünal, HasanSuriye krizi, dünya tarihinde yaşanan kitlesel insan akımlarının en büyük olanıdır. Suriye'deki iç savaştan hareketle milyonlarca Suriyeli öncelikle can güvenliklerini korumak adına ülkelerini terk ederek başta Türkiye olmak üzere diğer ülkelere göç etmeye başlamıştır. Milyonlar ile ifade edilen bu göç hareketi, dünya ülkelerinin göç, mülteci ve sığınmacı konusunu tekrar ele alması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu çalışma, Suriye odak noktasında yaşanan göç hareketinin en büyük ev sahibi olan Türkiye açısından ele almayı, ulusal ve uluslararası düzenlemeler kapsamında yapılanları ve yaşananları değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye, 4 milyona yakın Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. İnsani güvenlik yaklaşımı kapsamında mülteci kampları oluşturulmuş, 'açık kapı' politikası uygulanarak savaştan kaçan bütün Suriyeliler Türkiye'ye kabul edilmiş, ancak düşük bir oranda kamplara yerleştirilebilmiştir. Kamplara yerleştirilebilen Suriyelilerin her türlü ihtiyacı, olanaklar kapsamında giderilmeye çalışılmaktadır. Ancak kamplara yerleştirilen Suriyeli sayısı, Türkiye'ye gelen toplam Suriyeli sayısının çok az bir oranına karşılık gelmektedir. Kampların yetersizliği nedeniyle Türkiye'nin birçok bölgesine yayılan Suriyeli göçmenlerin büyük bir bölümü, ekonomik yetersizliklerinden dolayı bakıma ve desteğe muhtaç durumdadır.Master Thesis Avrupa Birliği'nin Yasa Dışı Göç Politikası ve Bu Politikanın Türkiye'nin Üyelik Sürecine Etkileri(2012) Baykul, Başak Pınar; Keser, UlviKüreselleşmenin sunduğu ulaşım ve haberleşme olanakları sayesinde insan mobilitesi önceki yıllara göre önemli ölçüde artmıştır. Yine küreselleşmeden kaynaklanan ekonomik sorunlar insan mobilitesine ivme kazandırmaktadır. Ülkeler arasındaki gelişmişlik ve refah uçurumunun derinleşmesi sonucu, gelişmekte olan ülkelerde yaşayan ve daha iyi bir yaşam arayışında olan insanlar, gelişmiş ülkelere göç etmektedir. Ayrıca iç savaş, kıtlık, doğal afetler gibi unsurlar da göçe katkıda bulunmaktadır.AB son küresel krize rağmen dünyanın pek çok bölgesiyle kıyaslandığında halen istikrarlı ve müreffeh bir coğrafyadır. Bu durum onu göç hareketlerinin hedefi haline getirmektedir. Göçün olumsuz etkilerinden uzak kalmayı amaçlayan Avrupa Birliği bir yandan yasa dışı önleyici tedbirler almakta, diğer yandan yasal göç kanallarını nitelikli göçmenlere uygun biçimde yeniden düzenlemektedir.Yasal göç kanallarının tıkanması AB ülkelerine gitmek isteyen göçmenleri yasa dışı yollara sevk etmektedir. Çoğu gelişmekte olan Asya ve Afrika ülkelerinden gelen göçmenlerin büyük bölümü Avrupa Birliği ülkelerine Türkiye üzerinden girmeye çalışmaktadır. Türk-Yunan kara sınırından ya da Ege kıyılarımızdan önce Yunanistan'a, ardından diğer AB ülkelerine geçen yasa dışı göçmenler, ülkemizi de yasa dışı göçün içine çekmektedir.Türkiye Avrupa Birliği'ne yönelik yasa dışı göç akımlarının kaynağını oluşturmamaktadır. Türkiye'nin Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarını birleştirme özelliğinden yararlanan suç örgütleri, göçmenleri ülkemiz üzerinden yasa dışı geçiş yapmaya yöneltmektedir. Sonuçta Türkiye Avrupa Birliği'ne yönelik yasa dışı göç hareketlerinden transit ülke olarak etkilenmektedir.AB'ye yönelik yasa dışı göçün önlenmesi konusunda Türkiye olanakları çerçevesinde her türlü çabayı göstermektedir. Ancak bu çabanın başarıya ulaşması için Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye gereken desteği vermesi gerekmektedir. Türkiye'nin coğrafi konumu nedeniyle Avrupa Birliği'nin yasa dışı göçle mücadelede ona her zaman ihtiyacı vardır. Yasa dışı göç sorunu ile tek başına mücadele etmek zorunda bırakılmış bir Türkiye, Avrupa Birliği için her zaman risk oluşturacaktır.Master Thesis Yoldaki Canlar: Mohsin Hamid'in Batı Çıkışı (2017) ve Kamila Shamsie'nin Kül Olmuş Gölgeler (2009) Eserlerindeki Birey Güvenliği ve Göç(2021) Kotık, Yasemen Özfındık; Tekin, KuğuBu çalışmanın amacı Mohsin Hamid'in Batı Çıkışı (2017) ve Kamila Shamsie'nin Kül Olmuş Gölgeler (2009) adlı eserlerinde insan güvenliği ve göç kavramlarının nasıl işlendiğini insan güvenliği paradigması, sömürge dönemi sonrası edebi eleştiri ve küreselleşme teorik çerçevelerini kullanarak açıklamaktır. 'İnsan güvenliği ve göç Batı Çıkışı ve Kül Olmuş Gölgeler adlı eserlerde ne şekilde ele alınmaktadır?' ve 'Batı Çıkışı ve Kül Olmuş Gölgeler adlı eserlerin insan güvenliği ve göç konularını işleme biçimleri arasında benzerlikler ya da farklılıklar var mıdır?' araştırma sorularını cevaplamayı amaçlayan bu tezde her iki roman da insan güvenliğinin yedi boyutuna göre incelenmiştir. Mohsin Hamid'in Batı Çıkışı eseri uluslararası göç ve insan güvenliği konularını Güney Asya'nın isimsiz bir ülkesinde yaşayan genç bir çiftin göç yolculuğuna odaklanarak sorunsallaştırmaktadır. Göç ironik bir biçimde bu genç çiftin güvenliklerini sağlayabilmelerinin tek çözümüyken, çıktıkları göç yolculuğunda daha da çok insan güvenliği sorunu ile baş etmek zorunda kalırlar. Benzer şekilde, Kamila Shamsie'nin Kül Olmuş Gölgeler eseri de Nagazaki'nin atom bombası ile bombalanması, Pakistan ve Hindistan'ın ayrılması, Afgan Savaşı ve 11 Eylül Saldırıları tarihi olaylarını ele alarak göç kavramını ve insan güvenliğini sorunsallaştırır.Batı Çıkışı'nda Nadia ve Saeed Doğu'dan Batı'ya sihirli kapılar yolu ile göç ederler ve gittikleri ülkelerde güvenlik tehditlerine ve ayrımcılığa maruz kalırlar. Kül Olmuş Gölgeler'de hayvanlar kimlik sembolü ve metaforu olarak fonksiyonel bir biçimde kullanılmalarının yanı sıra, insan güvenliğine atıfta bulunmak için kullanılmıştır. Her iki romanda da ana karakterlerin yaşadığı güvenlik problemlerinin karakterlerin hayatlarında bir dönüşüme neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her iki roman da bireylerin deneyim ve temel insani ihtiyaçlarını ön plana almaktadır ve Batı Çıkışı ve Kül Olmuş Gölgeler eserlerinin insan güvenliğini işleme biçimleri benzerlik göstermektedir. Anahtar Kelimeler: İnsan Güvenliği, Göç, Batı Çıkışı, Kül Olmuş Gölgeler, Sömürge Dönemi Sonrası İngiliz EdebiyatıMaster Thesis Göçmen Kaçakçılığı (tck M.79)(2021) Büyükkaya, Muhammed Hüseyin; Taşdemir, ÖzgürSürekli değişim ve gelişim içerisinde olan insanlar, tarihin tüm dönemleri boyunca ekonomik sorunlar, küreselleşme, siyasal istikrarsızlık, hayat standartlarını yükseltme isteği, coğrafi şartların elverişsizliği gibi nedenlerle göç etme ihtiyacı içinde olmuşlardır. Devletler, artan göç hareketlerinin kamu düzenini bozacağı endişesiyle sınır güvenliklerini arttırmış ve ülkelerine sınırlı sayıda insan kabul etmeye başlamışlardır. Bu durum sonucunda göçmen kaçakçılarına başvurmak zorunda kalan insanlar genellikle insan onuruna yakışmayan şartlarda umuda yolculuk yapmaktadırlar. Göçmen kaçakçılığı, sınıraşan niteliğiyle uluslararası toplum düzeninin bozulmasına ve devletlerin sınırlarının ihlaline neden olmaktadır. Bu durum uluslararası iş birliklerini zorunlu hale getirmiştir. Yapılan iş birlikleri neticesinde ortaya çıkan uluslararası belgelerin en önemlileri şunlardır: 'Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi', 'Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1967 Protokolü', 'Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi' ve 'Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Protokol'. Türkiye; gelişmemiş ülkeler açısından hedef, gelişmiş ülkeler açısından kaynak, gelişmemiş ülkelerden gelişmiş ülkelere yapılan göç hareketlerinde transit bir duraktır. Yoğun göç dalgasına maruz kalmasından dolayı Türkiye, uluslararası sözleşmelere taraf olmasının getirdiği yükümlülükler gereği mülga 765 sayılı TCK m.201/a ve yürürlükteki 5237 sayılı TCK m.79'da 'Göçmen Kaçakçılığı' suçunu yaptırım altına almıştır. İki bölüm ihtiva eden çalışmanın birinci bölümünde öncelikle göç ve göçle ilgili temel kavramlar tanımlanmış, göç hareketleri belli kriterlere göre sınıflandırılmış, yasa dışı göç kavramı kapsamlı olarak irdelenmiştir. Türkiye'de yasadışı göçün durumu ile uluslararası ve ulusal belgelerde göçmen kaçakçılığına dair düzenlemeler incelenmiştir. İkinci bölümde, 5237 sayılı TCK m.79'da düzenlenen göçmen kaçakçılığı suç tipi, 765 sayılı TCK m.201/a'da düzenlenmiş göçmen kaçakçılığı suçu ile karşılaştırmalı olarak ele alınmış, korunan hukuksal değerler tespit edilmiş, devamında suçun nitelikli halleri ve suçun özel görünüş biçimleri yargı kararları bağlamında incelenmiştir. Son olarak suçun soruşturma ve kovuşturma usulü, suçun zaman ve yer bakımından uygulaması, görevli ve yetkili mahkeme, kamu davasına katılma süreci, suçun yaptırımları ve zamanaşımı başlıkları detaylı olarak açıklanmıştır.Master Thesis Yabancı Öğrencilerin Türkiye'yi Tercih Etme Nedenleri, Gelecekle İlgili Kariyer Beklentileri ve Göç Niyetleri Üzerine Nitel Bir Çalışma(2020) Çermik, Emine Özden; Güngör, Nil DemetYükseköğretimin uluslararasılaşmasında uluslararası öğrenci hareketliliği önemli bir rol oynamaktadır. Geçmişte bu hareketlilik ağırlıklı olarak gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere doğru gerçekleşmekteydi. 1990'lı yıllardan itibaren, orta gelirli gelişmekte olan ülkeler yabancı öğrenci hareketliliğinde yeni bölgesel çekim merkezleri olarak giderek önem kazanmaya başladı. Türkiye'nin de son yıllarda yabancı öğrenci sayılarında yaşadığı önemli artışlar nedeniyle bölgesel çekim merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediği görülmektedir. Çalışma, Türkiye'de eğitim göre yabancı öğrencilerin Türkiye'yi bir uluslararası eğitim merkezi olarak nasıl değerlendirdiklerini, eğitimlerini tamamladıklarında ne tür kariyer beklentilerine sahip olduklarını ve Türkiye'yi bir geçiş ülkesi olarak mı yoksa kalıcı bir göç lokasyonu olarak mı düşündüklerini incelemektedir. Bu amaçla, Türkiye'de eğitim gören yabancı öğrencilerin Türkiye'yi seçme nedenleri, eğitim süreciyle ilgili düşünceleri, ileriye dönük kariyer ve yaşam hedefleriyle beraber göç niyetleri hakkında bilgi toplanılmıştır. Veri toplamada derinlemesine incelemeye olanak sağlayan nitel bir veri toplama tekniği olan yarı yapılandırılmış mülakat tekniği tercih edilmiştir. Çalışmanın evreni Ankara'daki üniversitelerle sınırlı tutulmuştur. Öğrenci seçimi cinsiyet, disiplin, öğrenim düzeyi, ülke ve yaşam koşulları açısından yeterli örnek çeşitliliğini sağlamanın bir yolu olan ölçüt örneklemesine dayanmaktadır. İki vakıf ve iki devlet üniversitesi olmak üzere, Ankara'da bulunan dört farklı üniversitede lisans, yüksek lisans ve doktora düzeylerinde eğitim gören 15 uluslararası öğrenciyle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular, öğrencilerin üniversite ve bölüm seçimlerinde oldukça bilinçli olduklarını göstermektedir. Türkiye'yi tercih ederken dil, din, köken, kültürel ve coğrafi yakınlığın yanı sıra, arkadaş ve akraba tavsiyesi, ülkelerinde yaşadıkları siyasi istikrarsızlık, Türkiye'ye hissettikleri manevi duygular, Türk eğitim kurumları ile temas ve Türk eğitimcilerin önerileri önemli temalar olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de öğrenim gördükleri sırada gözlemledikleri veya bizzat yaşamış oldukları ayrımcılık ile Türkiye'deki ekonomik istikrarsızlık katılımcıların yaşam ve eğitim memnuniyetlerini olumsuz etkilemiştir. Öte yandan, eğitim kalitesi ve potansiyel kariyer fırsatları öğrencilerin memnuniyetlerini olumlu etkileyen etkenler olarak ön plâna çıkmaktadır. Öğrencilerin mezuniyet sonrası gelecek ile ilgili beklentileri, kariyer ve göç hedefleri incelendiğinde, Türkiye'yi genel olarak bir geçiş ülkesi olarak gördükleri anlaşılmaktadır. Eğitimlerini tamamladıktan sonra tecrübe edinmek için geçici bir süreliğine Türkiye'de kalmayı amaçlamaktalar, ancak nihai hedef olarak neredeyse tümü ya kendi ülkelerine dönmeyi ya da kaliteli eğitim ve/veya iş fırsatları açısından çeşitli gelişmiş ülkelere kalıcı olarak yerleşmek istediklerini belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: uluslararası öğrenciler, yükseköğretimde uluslararasılaşma, kariyer ve göç niyetleri, Türkiye, eğitim ekonomisiMaster Thesis Yerel Yönetimlerin Kürt Kökenli Grupların Büyükşehirlere Göç Sonrası Entegrasyon Sorunlarına Yaklaşımı: Ankara Örneği(2011) Küyük, Nurten; Şahin, Savaş Zaferİnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren; insanlar, ekonomik, siyasal, etnik sorunlar gibi çeşitli nedenlerden dolayı kalıcı olarak yer değiştirmek ( göç etmek ) durumunda kalmışlardır. Savaştan kaçmak, daha iyi şartlarda yaşamak, çalışmak ve daha çok para kazanmak vb. bu sebeplerden bazılarıdır.Aslında bu kitlelerin göç etmelerinin ? diğerleriyle kıyaslandığında- en büyük sebebi ekonomik sorunlardır. Ülkelerinde veya bulundukları yerleşim biriminde çalışabilecekleri istihdam alanlarının yeterli olmaması ve dolayısıyla iş bulamamaları, onları göç etmeye mecbur kılmıştır. Türkiye'den göç eden insanlarda da bu durum aynıdır, çoğunlukla Almanya ve Fransa gibi gelişmiş ülkelere iş bulmak, çalışmak, daha iyi şartlarda yaşamak, insan muamelesi görerek yaşamak ümidiyle göç etmişlerdir.Ancak, Türkiye içinde yaşanan iç göçlerde durum biraz farklıdır. Özellikle Güney Doğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesindeki illerden, büyükşehirlere, batıya ve Akdeniz bölgesindeki illere , yerleşim birimlerine yoğun göç yaşanmasının sebepleri sadece ekonomik nedenlerle sınırlı değildir. Ekonomik sorunların yanı sıra, devletin o bölgelerde yeterli güvenliği sağlayamaması, terör eylemlerinin aşırı derecede artması, yaşayan köy halkının tüm geçim kaynaklarının ve evlerinin yakılıp-yıkılıp yok edilmesi ve köy koruculuğu sistemindeki boşlukları avantaj olarak kullanan kişilerin artması ve kaos ortamı oluşturması gibi nedenler bulunmaktadır.Diğer illere göç edenlerin, yeterli miktarda konut alanı olmaması sebebiyle kent merkezlerine kabul edilmemeleri, o illerde gecekondulaşma oranını hızlı bir şekilde arttırmıştır. Göç ettikleri illerin kenar mahallelerinde, kente eklemlenerek yeni bir yapılanma oluşturmuşlardır. Bu yapılanmalardan, özellikle ?Kürt Kökenli? grupların oluşturduğu bölgeler, dilleri, giyim tarzları, kültürleri ve davranış biçimleri dolayısıyla ayrı bir yaşam tarzına sahiptirler ve bu yüzden de göç ettikleri yerleşim biriminin ortamına uyum sağlayamamaktadırlar.Kitlesel olarak ayırımcılığa maruz kalmaları, lisanları dolayısıyla net bir şekilde kendilerini ifade edememeleri, çok kalabalık nüfuslu aileye sahip olmaları, iş bulamamaları, maddi imkânlarının yeterli olamayışı gibi çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Yaşamlarını sürdürebilmek için de farklı arayışlar içine girmektedirler. Bu grupların, halkla iç içe yaşam standartlarında yaşayabilmeleri için ?devlete- iller bazında da yerel yönetimlere büyük görevler düşmektedir. Entegrasyon ve uyumları için yapılması gerekenler, ?en ince ayrıntısına kadar ? izlenmesi gereken politikalar belirlenmeli ve aşama aşama uygulanmaya başlanmalıdır. Yerel yönetimlerin, bu grupların adaptasyonları için eğitim, sağlık, kültürel dayanışma, sosyal yardımlar, meslek edindirme, yaşayacak yer sağlama gibi konularda bir program çizip ( STK'lar, üniversiteler, dernekler, gönüllüler kanalıyla), hizmet sunum süreçlerini geliştirmeleri gerekmektedir. Her şeyden öte, temel hak ve özgürlüklerin önemli bir unsuru olan etnik kimliklerin yerel yönetimlerin hizmet sunum süreçlerinin yeniden tanımlanmasında ve iyileştirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir.Bu çalışmanın amacı; topraklarında binlerce etnik gruptan insanın çalıştığı ve yaşadığı Türkiye Cumhuriyeti'nde, ?Kürt Kökenli? grupların göç ettikleri yerleşim birimlerinde, karşı karşıya kaldıkları olumlu - olumsuz davranışları, koşulları ve sorunları ortaya çıkartmak, ?geri dönüşler? için yeterli düzeyde çalışmalar yapılıp yapılmadığını araştırmak, Yerel Yönetimler bazında da Ankara İlinde bu sorunlara çözüm üretilip üretilmediğini incelemek, geliştirmekte oldukları politikaların var olup olmadığını araştırmak, varsa sunulmasını sağlamak, yoksa öneri olabilecek çözüm politikaları sunmaktır.Anahtar Kelimeler : Etnik gruplar, göç , entegrasyon, kentleşme, yerel yönetimler, Kürt kökenli gruplar (ya da kentliler)
