47 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 47
Master Thesis Türkiye-ab İlişkilerinin Kadının Siyasal Hayata Katılımına Etkisi(2023) Aşar, Dilara; Yiğit, AslıTarihsel süreçte kadın haklarının gelişmesi kadının siyasal yaşama katılımını da etkilemiştir. Türkiye'de kadının siyasal hayatta aktif görev alması Avrupa'daki kadın hareketlerinden farklı bir süreçte gerçekleşmiştir. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü ilişkiler söz konusu sürece etki etmiştir. Bu çalışmada Türkiye-AB İlişkilerinin kadının siyasal hayata katılımına etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda öncelikle Avrupa Birliği'nin tarihi ele alınmış, AB'nin temel organları incelenmiştir. İkinci bölümde kadın haklarına yönelik genel bakış, kadın istihdamı konularına değinilmiştir. Kadın haklarının tarihsel gelişimi incelenerek AB'nin hangi aşamalarda geliştirici ve dönüştürücü olduğuna değinilmiştir. Son olarak üçüncü bölümde ise Türkiye-AB ilişkileri, 2000-2022 yılları arasında yayınlanan ilerleme raporları bağlamında incelenerek kadınların siyasal hayata katılımlarının gelişimi detaylı olarak ele alınmıştır. Sonuç olarak ilerleme raporlarından da hareketle kadınların siyasal hayata katılım oranının her daim düşük kaldığı, raporlarda bile bu soruna yer verilmesinin giderek azaldığı, buna rağmen farklı öneriler getirilmediği görülmüştür. Neticede, Türkiye-AB ilişkileri kapsamında kadınların siyasal hayata katılımlarında çok az bir ilerleme olduğu görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Kadın, Siyaset, Kadın hakları, Türkiye-AB İlişkileri, Siyasal Hayatta KadınArticle Minorities and Minority Rights in Europe(Ankara Univ European Union Research Centre, 2015) Yilmaz, GozdeEurope has been the home for various ethnic, linguistic and religious minority groups for decades and it is almost impossible to find an European country with ethnic, linguistic and religious homegeneity. Notably, conflicts in Europe after the Cold War demonstrated the importance of minority issues and minority rights for Europe. In this respect, the European organizations like the European Union or the Council of Europe actively seek to promote minority rights in Europe. Especially through the enlargement of these organizations, the promotion of minority rights widened its sphere in Europe by minority conditions required to be fulfilled by the candidate countries are for membership. However, there is still no minority standard in Europe like the one in human rights. In contrast, minority rights have still been held by sovereign European states rather than through a common platform.Master Thesis Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye yapılan mali yardımların diğer aday ve potansiyel aday ülkelerle karşılaştırılması(2018) Koç, Elif; Ünal, HasanBu çalışmanın amacı, Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye yapılan mali yardımların diğer aday ve potansiyel aday ülkelerle karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla yapılan çalışmada AB'ye aday ve potansiyel aday ülkeler, AB mali yardımları, adaylık süreçleri, temel ekonomik göstergeleri, hibe ve kredi şeklinde yararlandıkları mali yardımlar çerçevesinde incelenmiştir. Resmi istatistik kurumlarından alınan veriler doğrultusunda ülkelerin temel ekonomik verileri elde edilmiştir. Söz konusu veriler ile ülkelerin, gayri safi milli hasılaları, kişi başına düşen gayri safi milli hasılaları ve yüzölçümleri baz alınarak ülkelerin elde ettiği mali yardımlar birbiriyle kıyaslanmıştır. Yapılan kıyaslamalar neticesinde, Türkiye'ye yapılan toplam mali yardım tutarının diğer aday ve potasniyel aday ülkelere göre daha fazla olmasına rağmen, kişi başına ve kilometrekare başına düşen mali yardım tutarının diğer aday ve potasniyel aday ülkelerin oldukça gerisinde olduğu görülmüştür.Article Contesting the EU? China's Engagement With Türkiye and the Western Balkans(Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2025) Yilmaz, GozdeThe EU has been challenged as a norm exporter both internally and externally in recent years. However, studies focused on the external dimensions of this contestation, such as the rise of China, have remained limited in the literature to date. This article accordingly explores the external dimensions of EU contestation by examining the case of Chinese engagement with T & uuml;rkiye and the Western Balkan countries in the 2010s and 2020s. It is argued that despite the EU's long engagement as a norm exporter in the aforementioned countries, its hesitant approach to enlargement opened the gates to China as an alternative gravity centre for these countries. China filled the space left empty by the EU and increased its cooperation with T & uuml;rkiye and the Western Balkan countries. As a result, Chinese influence has become a reality, contesting the EU as a norm exporter in its own neighbourhood.Master Thesis Türkiye-avrupa Birliği Müzakere Süreci(2013) Altan, Hacer Pınar; Utku, Mustafa KemalTürkiye'nin AB serüveni ilk olarak 31 Temmuz 1959 tarihinde AET'ye üyelik başvurusu yapmasıyla başlamıştır. 11 Eylül 1959 tarihindeki AET Bakanlar Konseyi toplantısı neticesinde Türkiye arzusuna olumlu bir yanıt almış ve AET Bakanlar Konseyi, Türkiye'nin yapmış olduğu başvuruyu kabul ederek üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık antlaşması imzalanmasını önermiştir. Bu bağlamda Türkiye-AET ilişkilerinin hukuksal temeli 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan ve 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Antlaşması olmuştur. Takip eden yıllarda Türkiye'nin Kıbrıs sorunu AB tarafından bize karşı bir koz olarak kullanılmış ve neticede Türkiye'nin AB'ye tam üyelik başvurusu sonuçsuz bir sürece dönüşmüştür. Çalışmamızda, biz bu sorunun AB tarafından nasıl engel olarak öne çıkarıldığını ve Kıbrıs konusunda AB'nin Türkiye'den yerine getirmesini istediği bazı hususların, Türkiye'nin ulusal çıkarlarıyla nasıl uyuşmadığını gözlemleyerek belirttik.Master Thesis Avrupa Birliği Kültür Politikaları ve Türkiye'ye Etkileri(2011) Öztürk, Günay; Bal, İdrisKüreselleşen dünyada bugün için en önemli uluslararası bir entegrasyon olan AB tüm kurum ve kuruluşlarıyla bir birleşik devletler Topluluğu olma yolundadır. Entegrasyon içinde kültürde önemli bir yer tutmaktadır.Bu çalışma; AB'nin tarihsel gelişim sürecinde kültür politikalarının incelenerek gelinen noktanın ve Türkiye'ye etkilerinin tespit edilmesini amaçlamaktadır.Birinci bölümünde Kültür Kavramı, Kürelleşme ve kültür üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde AB'nin tarihsel gelişim süreci, AB kurumları incelenmiştir. AB'nin genel durumu saptanmaya çalışılmıştır.Tezin ana konusunu oluşturan üçüncü bölümde AB kültür politikaları tarihsel gelişim süreci içinde incelenmiş, kültür programları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise Türkiye'de tarihsel süreç içinde kültür politikaları genel olarak ele alınmış ve AB Türkiye ilişkilerinin gelişimi ve AB kültür politikalarının aday ülke Türkiye'ye etkileri incelenmiştir.Tezde sonuç olarak, çeşitlilik içinde birlik düşüncesi ile AB'de kültür bağlamında bugün gelinen durum saptanmaya çalışılmıştır.Master Thesis Avrupa Birliği'nin İnsan Hakları Politikasının Felsefi Temelleri ve Tarihsel Gelişimi(2011) İstanbullu, Elif; Köksal, Tunayİnsan hakları; insanın, insan olmak nedeni ile sahip olduğu doğal haklarının bulunduğu savına dayanmaktadır. Bu açından, devredilemez ve vazgeçilemez karakterde olan insan hakları kişisel, siyasi, ekonomik ve sosyal tüm hakları kapsamaktadır. İnsanın haklara sahip olduğu ön kabulü, iki ana ilke olarak eşitlik ve özgürlük kavramlarına dayanmaktadır.İnsan haklarının felsefi temelleri İlkçağ Grek felsefesine dayanmaktadır. Platon ve Aristoteles'in ideal toplum düzenine ilişkin söylemlerini insan hakları ile ilişkilendirmek mümkündür. Ancak, doğal hukuk fikri ilk defa Stoa filozofları tarafından ortaya atılmış ve farklı dönemlerde temsilciler bulmakla beraber VXI. yüzyıldan itibaren Toplum Sözleşmesi Kuramları ile tekrar gün yüzüne çıkmıştır. Aydınlanma yüzyılı ile beraber kavramsal çerçevesini oluşturan insan hakları, böylece XX. Yüzyılda uluslar arası düzeyde çeşitli insan hakları belgelerinin imzalanmasına vesile olmuştur.Avrupa Birliği'nin, kültürel temellerini İlkçağ Grek felsefesinden başlayarak Batı düşüncesine dayandırılmaktadır. Hem XX. Yüzyıldan itibaren insan haklarının korunup geliştirilmesinin uluslararası düzeyde önem kazanmış olması, hem de kültürel kökleri dolayısıyla AB'nin, insan haklarının korunup geliştirilmesini temel bir değer olarak görmesi kaçınılmazdır. Buna karşın başlangıçta ekonomik bir entegrasyona yönelen Avrupa Birliği'nin, hukuki metinlerinde uzun bir süre insan haklarına kapsamlı olarak yer verilmemiştir. 7 Aralık 2000 tarihinde Konsey tarafından ilan edilen ?Temel Haklar Şartı? ile ilk defa, Avrupa Birliği'nde temel hak ve özgürlüklere ilişkin kapsamlı bir listesi oluşturulmuştur. 13 Aralık 2007'de imzalanan Lizbon Antlaşması ise Avrupa Birliği'nin insan haklarının korunup geliştirilmesine yönelik kararlığına daha sağlam temeller kazanmıştır.Anahtar Kavramlar1.İnsan Hakları2.Doğal Hukuk3.Avrupa Birliği4.AB Temel Haklar Şartı5.Lizbon AntlaşmasıMaster Thesis Avrupa Birliği Ülkeleri ve Türkiye'de Bilişim Suçlarının Ceza Hukukundaki Uygulamaları(2010) Nacar, Fatma Burcu; Olcay, BülentYirminci yüzyılda bilişim ve sanayi devrimiyle beraber bilgisayarın hayatımıza girmesiyle bilişim sistemleri günlük hayatımızda geniş yer tutmuştur. İnsanlığa bir çok yarar ve iyilik sağlamakla beraber insanlığın zararına da kullanılmasıyla takip edilmesi ve önlenmesi zor sonuçlara sebebiyet vermektedir.Çalışmamızın amacı bilişim suçlarıyla ilgili mücadelede devletlerin yapmış olduğu mevzuatın irdelenmesidir. Çalışmamızın ilk başında genel olarak bilişim ile ilgili temel bilgiler, bilişim suçlarının tarihi gelişimi, bilişim suçlarının tasnifi ve bilişim suçlarının yapısı incelenmiştir.Çalışmamızda uluslararası alanda ve karşılaştırmalı hukukta bilişim suçları konusu ele alınmış, Avrupa Siber Suç Sözleşmesi işlenmiş, Türk Ceza Kanununu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile Elektronik İmza Kanununda düzenlenen kanun hükümleri ele alınmış, karşılaştırılıp tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bilişim, Veri, Program, Siber Suç Kavramı, Bilişim SuçuMaster Thesis Azınlık Hakları; Küreselleşme-ab-türkiye(2007) Ağar, Yakup; Başeren, Sertaç HamiGünümüzde küreselleşme ve ulusüstü yapılanmalar karşısında engelolarak görülen ulus-devletin zayıflatılmasında ve/veya yenidendönüştürülmesinde azınlıklara özel bir misyon yüklenmeye çalışılmaktadır.Azınlıklara yüklenmeye çalışılan bu misyon, bir ulus içinde farklı etnik, dilselve dinsel grupların azınlık olarak tanınması veya tanınmaması konusundaönemli tartışmalara sebebiyet vermektedir.Bu çalışmanın amacı, uluslararası hukukta evrensel düzeyde kabulgörmüş, genel geçer bir azınlık tanımı ve uygulamasının bulunupbulunmadığına cevap aramaktır. Araştırma, azınlık olmanın temel ölçütlerininneler olduğu, azınlıkların korunmasının tarihsel ve siyasi boyutunun nasılgeliştiği, uluslararası örgütler bağlamında azınlıklar konusunda yapılandüzenlemelerin neler olduğu ve Türkiye'nin azınlıklar konusundakiuygulamasının nasıl geliştiği gibi sorular üzerinde yükselmiş, yöntem olarakaraştırma konusunun doğası gereği betimleyici bir yaklaşım sergilenmiştir.Verilerin yorumlanmasıyla ulaşılan tüm bulgular, uluslararası hukuktagenel geçer bir azınlık tanımı bulunmadığını, azınlık kavramı konusunda dadevletlerin yükümlülüklerinin taraf oldukları andlaşmalar ve oluşumuna karşıçıkmadıkları teamülü hukuk kuralları ile belirlendiğini ortaya koymaktadır.Ulusal bilincin hâlâ küresel bilincin önünde oluşu, küreselleşme sürecindeazınlık haklarına yönelik artan vurgunun etnik milliyetçilik hareketlerindenöteye gidemeyişi, azınlıklarla ilgili uluslararası belgelerde devletlerinegemenlik ve toprak bütünlüğünün vurgulanışı, Türkiye'de Ermeni, Rum,Yahudi ve Bulgarlar dışında azınlık olduğu iddiaların gerisinde hiçbirhukuksal temel yapının bulunmayışı gibi bulgular ise, ulus-devletin başlıcadevlet biçimi olarak tarihsel bir rol oynamaya devam ettiğini ve yaşanan busüreçte öne sürülen yeni azınlık taleplerinin hukuki olmaktan çok siyasiolduğunu göstermektedir.Anahtar kelime : Azınlık, Küreselleşme, Ulus-devlet, ÇokkültürlülükMaster Thesis Avrupa Güvenlik Anlaşmaları Çerçevesinde Güney Kafkasya Bölgesi için Bir Çözüm Modeli(2014) Otabatmaz, Tolga; Karasar, Hasan AliGüney Kafkasya bölgesinde çıkan çatışmaların asıl sebebi tarihi anlaşmazlıklar, bölgenin jeostratejik ve ekonomik önemidir. Kafkasya'da silahlı çatışmalar şu anda sona ermiş olmakla beraber bölgede güvenlik meselesi halen büyük bir problemdir. Avrupa'da güvenliği sağlamak maksadıyla anlaşmalar-Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması (AKKA), Viyana Belgesi-2011 (VB-11), Açık Semalar Anlaşması (ASA)-imzalanmış ve bu anlaşmalar NATO ile eski Varşova Paktına üye ülkeler arasında güvenliği ve güç dengesini sağlamışlardır. Fakat söz konusu anlaşmalar Güney Kafkasya bölgesinde güvenliği sağlayamamışlardır. Güney Kafkasya'da güvenliği sağlamak için yapılabileceklerden birisi de anlaşmaları zaman içinde ortaya çıkmış olan güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gözden geçirerek düzenlemektir. Anlaşmaların ne şekilde gözden geçirilerek düzenleneceği ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak hale getirileceği konusu önemini korumaktadır. Bu çalışmada Avrupa'da askeri anlamda güvenliği sağlamak maksadıyla imzalanmış olan anlaşmaların Güney Kafkasya bölgesinde güvenliğinin sağlanmasında neden başarısız olduklarının sebepleri ve çözüm yolları ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: 1. Güney Kafkasya 2. AKKA 3. VB-11 4. ASA 5. Çözüm modeli

