3 results
Search Results
Now showing 1 - 3 of 3
Master Thesis Sözde Ermeni soykırımı bağlamında diaspora, baskı grubu ve lobi faaliyetlerinin önemi(2013) An, Ömer Faruk; Yavuz, CelalettinTüm dünyada, Ermeni diasporası sözde soykırım ile ilgili olarak aktif bir çalışma yürütmekte, çeşitli ülkelerde ve uluslararası örgütlerde soykırım iddialarını destekleyecek kararlar aldırabilmek için her yola başvurmaktadır. Bu bağlamda diaspora amacına büyük ölçüde ulaşmış gibi de gözükmektedir. Zira 27 Nisan 1987 tarihinde, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik için yaptığı başvuru sonrasında, AP Ermeni Sorununun Siyasi Çözümü Üzerine Karar adlı tasarıyı kabul etmiş, bu tasarı ile Türkiye'nin AB üyelik süreci önüne sürekli olarak engeller çıkartılmıştır.Diaspora, Ermeni iddialarını ABD'de de sürekli olarak gündeme getirmektedir. Hassas olan Türk- ABD ilişkileri münasebetiyle bu tasarılar genellikle komisyonlarda kabul edilmesine rağmen Kongre'de yasalaşamamaktadır. Fakat bunu hiç olmayacak gibi de değerlendirmemek gerekir. Zira, diaspora 1915 zorunlu Ermeni göçünün 100. yılı dolayısıyla, 24 Nisan 2015 tarihin de Türkiye'yi dünya kamuoyu önünde mahkum etmeye odaklanmış bir şekilde ABD ve AB'de çalışmalarını sürdürmektedir.Bu çalışmanın amacı, siyasi karar alıcılar üzerinde oldukça etkili olan baskı grubu ve lobi faaliyetleri vasıtasıyla Ermeni diasporası, baskı grupları ve lobi kuruluşlarının oluşumu, etkin oldukları ülke ve kuruluşları araştırması yolu ile Türkiye olarak eksikliklerin görülmesi bundan sonra atabilecek adımların neler olabileceğini değerlendirmektir.Master Thesis Osmanlı Ermenilerinin 1915'teki Tehciri ve Uluslararası Hukuk: Hadiselerin Yasal Çerçevede Sorgulanması(2016) Balıkçıoğlu, Seher; Ünal, HasanBu tez temel olarak Osmanlı Ermenilerinin 1915'de Tehcir edilmesini uluslararası hukuk çerçevesinde analiz ederek, soykırım iddialarının geçerliliğini sorgulamaktadır. Bu bağlamda, ilgili uluslararası hukuki belgeler özellikle 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi incelenmiştir. Tarihi gerçekleri saptırarak hukuki olarak farklı sonuçlara ulaşılabileceği Ermenilerin Tehciri konusunda olduğu gibi mümkündür. Bundan dolayı, burada açıkça ifade edilmeli ki, bu çalışmanın konusunu tarihi gerçekleri inceleyerek Türk ve Ermeni taraflarının anlatıları arasındaki farklılığı ortaya koymak oluşturmamakta olup, hukuki analizler Türk tarafının tarihi anlatıları temel alınarak yapılmıştır ki bu anlatılar saygın Türk ve Batılı bilim adamlarınca da desteklenmektedir. Türkiye'yi Ermenilere karşı yargılama yapılmaksızın soykırım suçu işlemekle suçlamak ya da 1915 Tehciri'ni soykırım olarak nitelendirmek uluslararası hukukun ihlalidir. 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi'ne göre ilgili mahkemeler soykırım suçunun yargılanması için yetkili kılınmıştır. Tarihçilerin, politikacıların, gazetecilerin, hukukçuların bile Tehcirin soykırım olarak nitelendirilmesi ile ilgili kesin hüküm verme yetkileri yoktur, çünkü terim hukuki nitelik taşımaktadır. Geriye yürümezlik ilkesi gereğince Soykırım Sözleşmesi'nin sözleşmenin kabulünden önce gerçekleşen hadiselere uygulanması mümkün olmamakla birlikte, bu tez sözleşme uygulansaydı Tehcirin soykırım suçunu oluşturmayacağını savunmaktadır. Ayrıca, şu anki uluslararası ceza hukuku kapsamında Tehcir insanlığa karşı suç ya da savaş suçu dahi teşkil etmemektedir. Çünkü, askeri zorunluluklar Osmanlı Devletini tehcir kararını almaya zorlamıştır.Master Thesis Ermeni Sorunu Çerçevesinde Ermenistan'ın Dış Politikası ve Türkiye ile İlişkileri(2005) Bulur, Orbay; Öztürk, O. Metin1878 Berlin Anlaşması ile Osmanlı Devletine yönelik reform çabalarına konu olan Ermeni sorunu, izleyen dönemlerde büyük güçlerin uluslararası politikada ilgilendikleri bir konu olmuştur.Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarının paylaşımında ve Kafkasya'da söz sahibi olmak ve imparatorluğun çöküşünü hızlandırmak isteyen Rusya, İngiltere, Almanya ve Fransa, Ermenilere yönelik politikalar oluşturmuşlardır. Kafkasya'mn etnik çeşitliliği ve enerji kaynaklanmn zenginliği, bu bölgeyi mücadele alanına dönüştürmüştür. Osmanlı-Rus ve Ermeni-Osmanlı çatışmalan ile Almanlarm Gürcistan ve İngilizlerin Azerbaycan'daki çıkar mücadeleleri, Kafkasya'da 1921'e kadar devam etmiştir. 1921 Kars antlaşmasıyla Türkiye-SSCB, böylece de Türkiye-Gürcistan ve Türkiye-Ermenistan sınırlan belirlenmiştir.Ermenistan Kafkasya'da ilk bağımsızlığını 1918'de Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı'nda yenilgisinden sonra ilan etmiş, 1920'ye kadar bölgede Sovyet egemenliği sürmüş, 1922'de Transkafkasya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur.Ermenistan'ın Moskova'ya bağlı bir cumhuriyet olduğu iki kutuplu dönemde, özellikle Türkiye'nin 1974 yılında gerçekleştirdiği Kıbns Barış Harekatı'nı izleyen yaklaşık 10 yıllık bir periyotta, Ermeni sorunu terörizm bağlamında gündeme gelmiştir.Ermenistan'ın, SSCB'nin dağılmasıyla 1991'de bağımsızlığım ilan etmesinden sonra, Ermeni sorunu yeniden ön plana çıkmıştır. Bu yeni dönemde Türkiye ile Ermenistan'ın iyi ilişkiler kuramamasının temel nedeni, soykırım iddialannın gündemde tutulması ve Karabağ sorunudur. Devlet Başkam Levon Ter-Petrosyan soykınmı iddialarından kaçımrken, yerini alan Robert Koçaryan soykınm iddialannı Ermenistan'ın dış politika öncelikleri arasına almıştır.Türkiye, soykırım iddialarına, Türk diplomatlarının katline ve Karabağ sorununa rağmen, bağımsızlık sonrasmda Ermenistan'a karşı ılımlı bir politika izlemiştir. Buna rağmen 1990'lı yıllar sözde soykınmın yabancı ülke parlamentolarına en fazla getirildiği dönem olmuş ve Ermenistan, 1993'de Azerbaycan'ın % 20'sinin işgalini ve bir milyon mültecinin varlığım sergileyen bugünkü durumu yaratmıştır.Çalışmada, 'Ermeni Sorunu' karşısında Türkiye'nin nasıl bir politika izlemesi gerektiği konusu üzerinde de durulmuştur. Sorunlara sebep teşkil eden unsurlarm din-mezhep, ırk ve ekonomi olduğu düşünüldüğü için, Türk-Ermeni ilişkileri, bu faktörler göz önünde bulundurularak irdelenmeye çalışılmıştır.
