44 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 44
Master Thesis Poli (n- Metilanilin) Eklenmiş Gümüş Nanopartiküllerin Antibakteriyel Aktivitesinin Araştırılması(2022) Aldarajı, Mostafa Kamıl Maala; İşgör, Sultan Belgin; Kaya, Muratİnsanlar, hayvanlar ve mahsuller, belirli bakteri türlerinin neden olduğu birçok hastalıktan muzdarip olabilir. Bu bakterilerin, karşılaşabilecekleri en uygun araçları belirlemek için derinlemesine araştırılması gerekir. Bu bakteri türleri arasında (Escherichia coli) ve (Staphylococcus aureus) bulunur. Gümüş, bakterileri yok edebilecek bazı kimyasal ve fiziksel özelliklere sahip olduğu için bu bakterilerin yayılmasının tedavisinde kullanılan en önemli mineral elementlerden biridir. Etkinliği incelenen bu özelliklerden biri Nanoteknolojidir. Bunlar 1 ila 100 nanometre arasında değişen parçacıklardır. Bu parçacıkların dış zarlara nüfuz edebildiği ve hücreye girebileceği bulunmuştur. Bunu kullanarak, protein üretimini durdurmak için çalışır ve gümüş nanopartiküller ile bulunan yüksek toksisite nedeniyle canlı hücreyi öldürmeye başlar. Ek olarak, gümüş nanopartiküllere poli (n-metil anilin) ilave edildi. PNMA 0.025 M monomer çözeltisi ile hazırlandı. Elde edilen PNMA kürelerinin boyutu 200-550 nm arasındadır. Poli (N-metil anilin) gümüş nanopartikülleri (PNMA-AGNP'LER) başarıyla hazırlamak için oksidatif kimyasal polimerizasyon ve sıvı emprenye yöntemleri kullanıldı. Elde edilen partikülleri karakterize etmek için SEM, TEM, EDX ve ICP-Oe'ler kullanıldı. Bu bileşiklerin; PNMA ve Ag-Pnma'nın Escherichia coli ve Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel etkileri incelenmiş ve bu bileşiklerin penisilin/streptomisin ortak antibiyotiği ile etkileri karşılaştırılmıştır.Master Thesis Amin Borandan Hidrojen Üretilmesi için Üzerine Bimetalik Gümüş-bakır Nanoparçacıkları Eklenmiş Silika Kaplı Kobalt Ferrit Manyetik Nanoparçacıkların Hazırlanması(2016) Mohammed, Salma S. Abdalla; Kaya, MuratHidrojen en önemli temiz enerji kaynaklarından biri olarak bilinmektedir ve mobil uygulamalar için hidrojen taşıyıcı sistemler ve bu sistemlerden hidrojen eldesini sağlayacak metodların geliştirilmesi çok önemlidir. Literatürde olarak metal hidrürler, kimyasal hidrürler, organic moleküller, metal organic kafes yapıları ve karbon nanotüpler gibi hidrojen depolama malzemeleri ile ilgili bir çok yayın bulunmaktadır.Bunlar arasında kimyasal hidrürler yüksek hidrojen depolama kapasiteleri sebebi ile büyük ilgi görmektedir. Kararlılığı ve toksik olmaması yanında kütlece 19.6 % oranında hidrojene sahip olması sebebi ile amin boran önemli bir bidrojen depolama malzemesi olarak bilinmektedir. Uygun katalizör kullanımı ile normal şartlarda 1 mol amin borandan 3 mol hidrojen eldesi mümkündür. Amin borandan hidrojen eldesinde kinetic parametrelerin iyileştirilmesi için yüksek etkiye sahip katalizörlerin heliştirilmesi, hidrojen enerjisinin mobil uygulamaları için çok önemlidir. Bunun yanında katalizörün reaksiyon ortamından ayrılması ve tekrar kullanımı, üstesinden gelinmesi gereken diğer önemli konulardır. Bu çalışmada, amin borandan hidrolitik olarak hidrojen eldesin için katalizör olarak manyetik olarak ayrılabilen CoFe2O4@SiO2 destek malzemesine ıslak emdirme yöntemi ile ekelenmiş gümüş-bakır nanoparçacıklarının hazırlanması için kolay bir yöntem rapor edilmiştir. Hazırlanan katalizör oda sıcaklığında amin borandan hidrojen eldesi reaksiyonunda mükemmel katalitik aktivite göstermiştir. İlk çevrim frekansı 146 dk-1 olarak hesaplanmıştır. Buna ek olarak, CoFe2O4@SiO2 destek malzemesi üzerine eklenmiş AgCu nanoparçacıklar, kaydadeğer kararlılık ve tekrar kullanılabilme kabiliyeti göstermiştir ve amin borandan hidrojen eldesinde 10. kullanımda bile tam çevrimde hemen hemen ilk aktivitesini korumuştur.Master Thesis Kemilüminesans Bileşiklerin Sentezi ve Metal İyonu Tanıma ve Kan Tespitinde Kullanımları(2021) Balcı, Burcu; Cihaner, AtillaLüminesan bileşikler, geniş uygulama alanları sebebiyle son zamanlarda büyük önem kazanmıştır. Ayrıca, kemilüminesan bileşikler, yüksek lüminesans hassasiyetlerinden dolayı analitik kimyada birçok çalışmada kullanılmıştır. Bu tezde elektron verici-alıcı-verici yaklaşımı ile, isimleri 5,8-di(furan-2-il)-2,3-dihidroftalazin-1,4-dion (F2B-Lum), 5,8-di(selenofen-2-il)-2,3- dihidroftalazin-1,4-dion (S2B-Lum) ve 5,7-di(selenofen-2-il)-2,3-dihidrotiyeno[3,4-d] piridazin-1,4-dion (S2T-Lum) olan, yeni bir kemilüminesan bileşik serisi sentezlenmiştir. Yapıları NMR, FTIR ve HRMS teknikleri kullanılarak doğrulanmıştır. Daha sonra, alkali çözeltide (0,1 M NaOH(sulu)) bileşiklerin hidrojen peroksit ile farklı metal iyonları, hemin ve kan örnekleri varlığında kemilüminesans tepkimeleri araştırılmış ve sonuçlar luminol ile karşılaştırılmıştır. Beklendiği gibi, bileşiklerin bakır(II), demir(III) iyonlarına ve kana duyarlı olduğu gözlenmiştir. Yeni luminol türevleri olarak ilgili bileşiklerin, adli bilimde kan bulgularının tespiti için potansiyel adaylar olduğu sonucuna kolaylıkla varılabilir. Ek olarak, bileşiklerin bakır(II) iyonuna duyarlılığı, onları analitik uygulamalarda bakır iyonu tanıma için kullanılabilir hale getirmiştir. Ayrıca, bileşiklerin redoks davranışlarını araştırmak için döngülü voltametri tekniği kullanılmış ve tersinmez yükseltgenme sinyalleri göstermişlerdir. Ayrıca bu bileşikler kullanılarak -1.05 V'luk bir dış potansiyel uygulanarak kare dalga potansiyel yöntemi ile reaktif oksijen türleri tespit edilebilmektedir.Son olarak bileşiklerden S2T-Lum elektrokimyasal olarak başarılı bir şekilde polimerleştirilmiştir. İlgili polimer PS2T-Lum, elektroaktif olduğu ve polimerik yapısında kemilüminesan aktif uzantılar taşıdığı için luminol tipi polimerlerin değerli bir üyesi olabilir.Master Thesis Kan İzlerinin Tespiti: Luminol-türü Bir Bileşik Sentezi ve Karakterizasyonu(2021) Kesimal, Büşra; Cihaner, AtillaLuminol başta adli-tıp olmak üzere analitik ölçümler dâhil birçok alanda kullanılan bir bileşiktir. Luminolün birçok alanda kullanılması ve bazı dezavantajlara sahip olması nedeniyle yeni luminol-tipi bileşiklerin sentezlenmesi büyük önem kazanmıştır. Bu tezde piridazin halkası içeren trimerik kemilüminesans 5,8-di(tiyofen-2-il)-2,3-dihidroftalazin-1,4-dion (T2B-Lum) bileşiği üzerinde çalışılmıştır. Sentez ve karakterizasyondan sonra, bileşiğin kemilüminesans tepkimeleri bazik ortamda (0,1 M sodium hidroksit çözeltisinde) farklı yükseltgenler (hidrojen peroksit, potasyum permanganat, potasyum dikromat) ile incelenmiştir. Sonrasında, T2B-Lum'un optiksel özelliği ve hidrojen peroksit ile beraber alkali ortamda farklı metal iyonlarının varlığında kemilüminesans tepkimesi çalışılmıştır. T2B-Lum'un diklorometan içerisinde 262 ve 330 nm'de iki soğurma bandı olup uyarıldığında 495 nm'de yeşil ışık yayar. Luminolün kuantum verimi %100 olarak alındığında diklorometan içerisinde T2B-Lum'un kuantum verimi %15,11 olarak hesaplanmıştır. Diğer bir taraftan, bazı metal katyonlarının, özellikle bakır(II) iyonlarının, kemilüminesans tepkimeyi katalizlediği gözlenmiştir. Ayrıca kemilüminesans ışımanın demir(III) iyonu ile katalizlendiği gözlenmiştir. Bu gözlemden sonra alkali çözeltide T2B-Lum'un hidrojen peroksit ile kemilüminesans davranımları katalizör olarak kullanılan hemin ve kan örneklerinin varlığında çalışılmıştır çünkü bu örnekler demir iyonları içermektedir. Son olarak T2B-Lum'un iyon tanıma özelliği incelenmiştir. Diğer metal katyonları (gümüş(I), kadmiyum(II), kobalt(II), demir(III), lityum(I), magnezyum(II), manganez(II), nikel(II), çinko(II)) dışında, T2B-Lum'un 2.2×10-3 M'lık bir saptama sınır değeriyle bakır iyonuna duyarlı olduğu gözlenmiştir.Master Thesis Yağ Asitlerinden Yüksek Kükürt İçerikli Polimerik Malzemelerin Sentezi ve Karakterizasyonu(2021) Berk, Hasan; Cihaner, AtillaDoğal kaynaklardan ve petrol rafinerilerinden elde edilen elementel kükürt, yaygın olarak bulunabilen ve pahalı ve zehirli olmayan bir malzeme olmasına rağmen, onun için büyük ölçekli üretken kullanımlar bulmak önemli bir ilerleme olacaktır. Öte yandan, gelecekte bitkisel yağların yenilenebilir kaynaklardan polimer üretiminde kilit rol oynaması beklenmektedir. Bu çalışmada, çeşitli miktarlarda yağ asitleri (oleik asit (OA), linoleik asit (LA) ve linolenik asit (LnA)) içeren yüksek kükürt içerikli yeni bir polimer serisi ters vulkanizasyon yöntemi ile sentezlenmiş ve başarılı bir şekilde karakterize edilmiştir. Özellikle, çift bağların ve serbest alkil zincirlerinin polikükürt kopolimerleri üzerindeki etkisi, bir çift bağlı OA, iki çift bağlı LA ve üç çift bağlı LnA kullanılarak sistematik olarak araştırılmıştır. İlgili kopolimerler yaygın organik çözücülerde çözünür, işlenebilir ve elektroaktiftir. Öte yandan, polimer yapısında yağ asitlerinin bulunması nedeniyle, kopolimerler reaktif fonksiyonel birimlere (karboksilik grup-COOH) sahiptir ve diol ile kimyasal modifikasyonları ester bağlarının oluşumuna yol açar. Bu post polimerizasyon, yüksek moleküler ağırlıklı yeni polimerlerin elde edilmesi ile sonuçlanır. Son olarak, kopolimerlerin ağır metal iyonlarının (Paladyum (II) ve Cıva (II)) uzaklaştırılmasında ve kullanımı test edilmiştir. Sonuçlar, polimerlerin ağır metal iyonu uzaklaştırma için potansiyel malzeme olabileceğini göstermiştir.Master Thesis Etilen Oksidasyonuyla Asetik Asit Üretiminin Aspen Plus Kullanılarak Modellenmesi(2018) Maıuf, Abır Abdelftah Alı; Güler, EnverBu çalışmada etilenin oksidasyonu ile asetik asit üretiminin tasarım ve optimizasyon modeli Aspen Plus yazılımı kullanılarak incelenmiştir. Simülasyon işleminde girdi alt akış olarak CO2, N2 ile gaz fazı besleme akışı, üst girdi akışı olarak ise H2O'dur. Araştırma, asetik asit üretim sürecini anlamayı ve incelemeyi ve buna ek olarak operasyonel değişkenleri ve bunların üretim üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Simülasyon modeline göre, asetik asit absorber içinde altı aşamadan sonra alt akışta sıvı olarak üretilmiştir. Ayrıca akış hızı, sıcaklık ve basınç kontrol edilmiş ve hassasiyet parametreleri olarak analiz edilmiştir. Elde edilen temel ürün, 30.3 °C sıcaklıkta ve 10 bar basınçta mol akışı yaklaşık 0.6 kmol/saat ve mol oranı yaklaşık 0.004 olan asetik asittir.Master Thesis Amin Boranın Dehidrojenlenmesi için Bakır Nanoparçacık Eklenmiş Politiyofenin Hazırlanması(2017) Alablaq, Salha; Kaya, MuratNanokatalizörler sahip oldukları büyük yüzey-hacim oranları sebebi ile yüksek katalitik aktivite gösteren malzemeler olarak bilinmektedirler. Koloidal nanoparçacıkların sulu çözeltileri gibi homojen nanokatalizörler ise reaksiyonun oluşması için kullanılan başlangıç maddeleri ve oluşan ürünler ile aynı fazda bulunmaktadır. Bu tip katalizörlerin heterojen katalizörlere karşı başlıca avantajı sahip oldukları yüksek seçicilik olarak sayılabilir. Ancak düşük termal kararlılıkları, ciddi metal kirliliği ve reaksiyon ortamından geri kazanımındaki zorluk homojen katalizörlerin karşılaştığı başlıca zorluklardır. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için heterojen nanokatalizörler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu tür katalizörlerde metal nanoparçacıklar silika, alumiyum ve karbon temelli malzemelerin üzerine sabitlenmektedir. Günümüzde ise bazı polimer destek malzemeleri kolay ve ucuz üretim metodları sebebi ile büyük ilgi toplamaktadır. Hidrojen en önemli temiz enerji kaynaklarından biri olarak bilinmektedir. Bu sebeple metal hidrürler, kimyasal hidrürler, organik moleküller, metal organik kafesler ve karbon nanotüpler gibi hidrojen depolama malazemelerinin üretimi için birçok çalışma yapılmaktadır. Bu hidrojen depolama malzemleri arasında kimyasal hidrürler yüksek hidrojen depolama kapasitesine sahip olmaları sebebi ile büyük ilgi görmektedir. Kimyasal hidrürler arasından amin boran, yüksek hidrojen depolama kapasitesi (kütlece 19.6 %), yüksek kararlılık ve düşük toksisiteye sahip olması sebebi ile büyük önem kazanmıştır. Uygun katalizör kullanımı ile ılımlı şartlarda 1 mol amin borandan 3 mol hidrojen eldesi mümkündür. Amin borandan hidrojen eldesinde kinetik parametrelerin iyileştirilmesi için yüksek etkiye sahip katalizörlerin geliştirilmesi, hidrojen enerjisinin uygulamaları için çok önemlidir. Bu tezde, amin borandan sulu ortamda hidrojen eldesi için politiyofen üzerine bakır nanoparçacıkların eklendiği katalizörün hazırlanması için uygun bir yöntem sunulmaktadır. Bunun için ilk olarak politiyofen destek malzemesi hazırlanmıştır. Daha sonra bakır iyonları ıslak emdirme yöntemi ile polimer destek malzemesinin üzerine eklenmiştir. Bu aşamadan sonra bakır iyonları sodium borohidrür kullanılarak indirgenmiş ve bakır nanoparçacıklar elde edilmiştir. Daha sonra hazırlanan katalizörün katalitik aktivitesi ortaya çıkarılmıştır. İlk çevrim frekansı 11.8 dk-1 olarak bulunmuştur. Buna ek olarak, hazırlanan katalizörün kararlılığı ve tekrar kullanılabilme kapasitesi bulunmuştur. Hazırlanan katalizör oldukça iyi kararlılık ve tekrar kullanılabilme kapasitesine sahiptir. Bakır eklenmiş politiyofen katalizörü amin boranın hidrolitik olarak dehidrojenlenmesindeki beşinci tekrar kullanımından sonra benzer aktivite göstermiştir.Master Thesis Phellinus Torulosus Mantar Özütünün Antioksidan Enzimler Üzerinde Etkisi(2017) Alsamrraey, Maıser Zaıd Mohye; İşgör, Sultan BelginSerbest radikaların zararlarını engellemek amacı ile Antioksidan olarak önemli rol oynayan doğal kaynakları bulmak için son zamanlarda artan bir ilgi oluşmuştur. Her ne kadar literatürde mantarlarla ilgili çalışmalar yapılmışsa da, Phellinus torulous detaylı olarak incelenmemiştir. Bu çalışmada Phellinus torulous mantar özütünün, toplam fenol ve flavonoid içerikleri, serbest radikal süpürücü etkinliği DPPH serbest radikalı ile test edilirken, antioksidan özelliği, Katalaz (KAT), süperoksit dismutaz (SOD) ve Glutathione-s-transferaz (GST) enzimleri ile test edilmiştir. Bu çalışma da, soğuk su, sıcak su, metanol ve etanol kullanarak dört farklı mantar özütü hazırlanmıştır. Etanol özütü en yüksek toplam fenol ve flavonoid içeriği sahip olmasından dolayı (sırasıyla 625.125 μg/ml, 463.5 μg/ml) mantara ait radikal süpürücü etki ve antioksidan özellik tespiti aşamalarında etanol özütü kullanılmıştır. Phellinus torulosus mantarının etanol özütünün radikal süpürücü etkisi DPPH serbest radikali kullanarak test edilmiştir. Gallic acid ve quercetin standartları kullanarak yapılan bu çalışmada mantar özütünün radikal süpürücü etkinliği tespit edilmiş ve bunun için IC50 değeri 0,04352 g/l olarak hesaplanmıştır. Phellinus torulosus mantarının etanol özütünün antioksidan özelliğini, GST enzimi üzerine etkisinin çalışılması ile gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar göstermiştir ki mantarın özütü enzim aktivitesini %60 oranında inhibe etmiştir. Phellinus torulosus mantarının etanol özütünün GST enzimi üzerine etkisi için IC50 değeri 0,1609 - 0,9076 g/l aralığında hesaplanmıştır. Yine bu çalışma Phellinus torulosus mantarı etanol özütünün KAT ve SOD enzimleri üzerinde etkinliğini olmadığı her iki enzim için %15 den az inhibasyon sonucunda bağlı olarak gösterilmiştir.Doctoral Thesis Yakın Kızılötesi Bölgede Yüksek Işık-ısı Çevrimine Sahip Özgün Nanoyapıların Hazırlanması ve Fototermal Etkinliklerinin Araştırılması(2023) Güner, Zuhal Selvi Vanlı; Kaya, MuratNano boyutlu malzemelerin geniş yüzey alanı-hacim oranı, geçmişten bugüne kadar keşfedilen beklenmedik mekanik, elektriksel ve optik özellikler sayesinde yeni ve heyecan verici araştırma alanlarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu özellikler sayesinde nano-yapılar moleküler görüntüleme, erken hastalık teşhisi, doku mühendisliği, atık su arıtma, gıda paketleme, UV koruması, endüstriyel katalizörler, elektronik, piller ve kuantum bilgisayarlar alanlarında geniş bir uygulama alanı sunmaktadır. Hem altın nanoparçacıkların hem de manyetik nanoparçacıkların, ışık ısı çevrimi son zamanlarda deneysel ve teorik olarak incelenmektedir. Ancak daha önce de belirtildiği gibi bu dönüşüm özelliği her nanomalzemenin yapısına ve bileşimine bağlı olarak farklılık göstermektedir. Farklı nanoparçacık yapılarının dekore ve organize edilmesi ile nanoparçacıkların plazmonik özellikleri geliştirilerek ışıktan ısıya yüksek dönüşüm elde edilmesi mümkün gözükmektedir. Bu bilgiler ışığında, benzerlerinden farklı optik özellikleri nedeniyle yüksek ışık-ısı dönüşümüne sahip nanoyapıların hazırlanması amaçlanmıştır. Bu amaçla içi boş altın nanoparçacıklar ve silika kaplı manyetik demir oksit nanoparçacıklar üzerinde çalışılmıştır. Bu amaçla, içi boş altın nanoparçacıklar ve silika kaplı manyetik demir vi oksit nanoparçacıklar hazırlanmış ve daha sonra küçük boyutlu altın nanoparçacıklar ve gümüş-altın bimetalik nanoparçacıklar ile bezenmiştir. Bu çalışmada dört farklı nanoyapı hazırlanmış ve bunların ışığı ısıya dönüştürme kapasitesi araştırılmıştır. Bu yapılardan ilk ikisi, 24 nm boyutunda ve 5-10 nm kalınlığında kabuğa sahip içi boş altın nanoparçacıklar (HAuNPs) üzerine 1-3 nm boyutunda altın (AuNPs) ve gümüş-altın bimetalik nanoparçacıkların (AgAuNPs) eklenmesiyle hazırlanmıştır. (HAuNPs-AuNPs, HAuNPs-AgAuNPs). Üçüncü ve dördüncü parçacık yapıları, sırasıyla silika kabuk ile kaplanmış manyetik demir oksit nanoparçacıkların üzerine 1-3 nm boyutunda hem altın nanoparçacıklar ve altın-gümüş bimetalik nanoparçaçıklar eklenerek hazırlanmıştır(Fe3O4-SiO2-AuNPs, Fe3O4-SiO2-AgAuNPs). Hazırlanan yapıların karakterizasyonu, yüksek çözünürlüklü transmisyon elektron mikroskobu (HR-TEM), enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDX), ultraviyole ve görünür spektroskopi (UV-Vis) ve titreşimli numune manyetometresi (VSM), ve hazırlanan yapıların fototermal etkileri, çözelti içinde, 808 nm dalga boyunda ışık kaynağı kullanılarak araştırılmıştır.Master Thesis N-(piridin-2-il) metilen benznamine içeren platin(II) kompleksinin sentezi, karakterizasyonu ve spektroskopik yöntemlerle DNA, HSA ve BSA'ya bağlanma davranımları(2017) Abdalla, Rema A İbrahim; Yaman, Şeniz Özalp; Özkan, Filiz KorkmazCisplatinin (Pt(NH3)2Cl2) yapısal analogları DNA ile benzer şekilde etkileştiği için, yeni platin temelli antitümör ilaçlarının, cisplatinden daha aktif olması ve çeşitli nedenlerle oluşabilecek ilaç direncini yenebilmesi beklenilmektedir. Bu amaçla, N-(piridin-2-il)metilen benzamin (L) ligandı içeren PtCl2 kompleksi sentezlenmiş ve karakterizasyonu tamamlanmıştır. Pt(L)Cl2 bileşiğinin buzağı DNA'sı ve serum albumin (BSA ve HSA) ile etkileşimleri test edilmiştir. Pt(L)Cl2 kompleksinin DNA'ya bağlanma mekanizmasını belirleyebilmek için çeşitli spektroskopik yöntemler kullanılmıştır. Platin kompleksi varlığında DNA çözeltisi ile gerçekleştirilen elektronik soğurma spektrumu, termal davranım, viskosite ölçümleri ve florometrik titrasyon deneyleri Pt(L)Cl2'nin DNA ile elektrostatik etkileşim yaptığını kanıtlamıştır. Aynı şekilde, spektroskopik ve viskometrik bulgular Pt(L)Cl2'nin serum proteinleri ile elektrostatik olarak etkileştiğini göstermiştir. Etkileşimin her iki protein için de hidrofobik bölgede olduğu, triptofan etrafında hidrofilite artışı ve alfa heliksler etrafında hidrofilite artışı ile ortaya konulmuştur. Öte yandan sürdürülen detaylı FTIR ölçümlerinden Pt(L)Cl2'nin BSA ya da HSA ile etkileşim noktası husunda net bir bilgi edinilememiştir.
