Search Results

Now showing 1 - 10 of 62
  • Master Thesis
    Asetilkolin Esteraz İnhibitörleri Biyokimyasal Analizi Gibi Piyasada Bulunan Antihipertensif İlaçlar: Kaptopril And Lisinopril
    (2018) Elbanna, Ahmed Eıd Abdelbasset Abdallah Elbanna; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin Gülgün
    Asetilkolin esteraz inhibitörleri kemoterapötik ilaç direnci veya kanser gelişimiyle ilişkisi merak edici bir konudur.Bunula ilgili belli bir kanıtlama yoktur. Bu çalışmada, ilk defa laboratuvarda seçilmiş ACE inhibitörlerin ilaçlarının şu enzimler üzerine etkisini incelemekteyiz: Super Oxide Dismutaz (SOD), Catalaz (CAT), Glutathione Peroxidaz (GPx) ve Glutathione-S- Transferaz (GST). Bunun yanında, ilaçların çözünürlüğü ve istikrarı belli koşullar altında muhaveze edilğinde uğradığı değişimler tespit edilmektedir Sodium phosphate tamponlar ve PH:6.5 ve 7 kullanılmıştır. İlaçlar ise +4 C ve -20C derecede muhavaze edimiştir. 30 gün boyunca ilaçlar hiç bir değişikliğe uğramamıştır ( enzim denemesini yapmak için gereken süredir). Kaptopril SOD enzimini 98% GST enzimi 85% orantıyla, CAT enzimi ise sadece 5% ve GPx enzimini 11% orantıyla engellemiştir. Ancak Lisinopril SOD enzymi 99% orantıyla, GST enzimi 98% orantıyla, CAT enzimi ise 70% ve GPx enzimini 53% orantyla engellemiştir.
  • Master Thesis
    Poli (n- Metilanilin) Eklenmiş Gümüş Nanopartiküllerin Antibakteriyel Aktivitesinin Araştırılması
    (2022) Aldarajı, Mostafa Kamıl Maala; İşgör, Sultan Belgin; Kaya, Murat
    İnsanlar, hayvanlar ve mahsuller, belirli bakteri türlerinin neden olduğu birçok hastalıktan muzdarip olabilir. Bu bakterilerin, karşılaşabilecekleri en uygun araçları belirlemek için derinlemesine araştırılması gerekir. Bu bakteri türleri arasında (Escherichia coli) ve (Staphylococcus aureus) bulunur. Gümüş, bakterileri yok edebilecek bazı kimyasal ve fiziksel özelliklere sahip olduğu için bu bakterilerin yayılmasının tedavisinde kullanılan en önemli mineral elementlerden biridir. Etkinliği incelenen bu özelliklerden biri Nanoteknolojidir. Bunlar 1 ila 100 nanometre arasında değişen parçacıklardır. Bu parçacıkların dış zarlara nüfuz edebildiği ve hücreye girebileceği bulunmuştur. Bunu kullanarak, protein üretimini durdurmak için çalışır ve gümüş nanopartiküller ile bulunan yüksek toksisite nedeniyle canlı hücreyi öldürmeye başlar. Ek olarak, gümüş nanopartiküllere poli (n-metil anilin) ilave edildi. PNMA 0.025 M monomer çözeltisi ile hazırlandı. Elde edilen PNMA kürelerinin boyutu 200-550 nm arasındadır. Poli (N-metil anilin) gümüş nanopartikülleri (PNMA-AGNP'LER) başarıyla hazırlamak için oksidatif kimyasal polimerizasyon ve sıvı emprenye yöntemleri kullanıldı. Elde edilen partikülleri karakterize etmek için SEM, TEM, EDX ve ICP-Oe'ler kullanıldı. Bu bileşiklerin; PNMA ve Ag-Pnma'nın Escherichia coli ve Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel etkileri incelenmiş ve bu bileşiklerin penisilin/streptomisin ortak antibiyotiği ile etkileri karşılaştırılmıştır.
  • Master Thesis
    Amin Borandan Hidrojen Üretilmesi için Üzerine Bimetalik Gümüş-bakır Nanoparçacıkları Eklenmiş Silika Kaplı Kobalt Ferrit Manyetik Nanoparçacıkların Hazırlanması
    (2016) Mohammed, Salma S. Abdalla; Kaya, Murat
    Hidrojen en önemli temiz enerji kaynaklarından biri olarak bilinmektedir ve mobil uygulamalar için hidrojen taşıyıcı sistemler ve bu sistemlerden hidrojen eldesini sağlayacak metodların geliştirilmesi çok önemlidir. Literatürde olarak metal hidrürler, kimyasal hidrürler, organic moleküller, metal organic kafes yapıları ve karbon nanotüpler gibi hidrojen depolama malzemeleri ile ilgili bir çok yayın bulunmaktadır.Bunlar arasında kimyasal hidrürler yüksek hidrojen depolama kapasiteleri sebebi ile büyük ilgi görmektedir. Kararlılığı ve toksik olmaması yanında kütlece 19.6 % oranında hidrojene sahip olması sebebi ile amin boran önemli bir bidrojen depolama malzemesi olarak bilinmektedir. Uygun katalizör kullanımı ile normal şartlarda 1 mol amin borandan 3 mol hidrojen eldesi mümkündür. Amin borandan hidrojen eldesinde kinetic parametrelerin iyileştirilmesi için yüksek etkiye sahip katalizörlerin heliştirilmesi, hidrojen enerjisinin mobil uygulamaları için çok önemlidir. Bunun yanında katalizörün reaksiyon ortamından ayrılması ve tekrar kullanımı, üstesinden gelinmesi gereken diğer önemli konulardır. Bu çalışmada, amin borandan hidrolitik olarak hidrojen eldesin için katalizör olarak manyetik olarak ayrılabilen CoFe2O4@SiO2 destek malzemesine ıslak emdirme yöntemi ile ekelenmiş gümüş-bakır nanoparçacıklarının hazırlanması için kolay bir yöntem rapor edilmiştir. Hazırlanan katalizör oda sıcaklığında amin borandan hidrojen eldesi reaksiyonunda mükemmel katalitik aktivite göstermiştir. İlk çevrim frekansı 146 dk-1 olarak hesaplanmıştır. Buna ek olarak, CoFe2O4@SiO2 destek malzemesi üzerine eklenmiş AgCu nanoparçacıklar, kaydadeğer kararlılık ve tekrar kullanılabilme kabiliyeti göstermiştir ve amin borandan hidrojen eldesinde 10. kullanımda bile tam çevrimde hemen hemen ilk aktivitesini korumuştur.
  • Master Thesis
    Etilen Oksidasyonuyla Asetik Asit Üretiminin Aspen Plus Kullanılarak Modellenmesi
    (2018) Maıuf, Abır Abdelftah Alı; Güler, Enver
    Bu çalışmada etilenin oksidasyonu ile asetik asit üretiminin tasarım ve optimizasyon modeli Aspen Plus yazılımı kullanılarak incelenmiştir. Simülasyon işleminde girdi alt akış olarak CO2, N2 ile gaz fazı besleme akışı, üst girdi akışı olarak ise H2O'dur. Araştırma, asetik asit üretim sürecini anlamayı ve incelemeyi ve buna ek olarak operasyonel değişkenleri ve bunların üretim üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Simülasyon modeline göre, asetik asit absorber içinde altı aşamadan sonra alt akışta sıvı olarak üretilmiştir. Ayrıca akış hızı, sıcaklık ve basınç kontrol edilmiş ve hassasiyet parametreleri olarak analiz edilmiştir. Elde edilen temel ürün, 30.3 °C sıcaklıkta ve 10 bar basınçta mol akışı yaklaşık 0.6 kmol/saat ve mol oranı yaklaşık 0.004 olan asetik asittir.
  • Master Thesis
    Amin Boranın Dehidrojenlenmesi için Bakır Nanoparçacık Eklenmiş Politiyofenin Hazırlanması
    (2017) Alablaq, Salha; Kaya, Murat
    Nanokatalizörler sahip oldukları büyük yüzey-hacim oranları sebebi ile yüksek katalitik aktivite gösteren malzemeler olarak bilinmektedirler. Koloidal nanoparçacıkların sulu çözeltileri gibi homojen nanokatalizörler ise reaksiyonun oluşması için kullanılan başlangıç maddeleri ve oluşan ürünler ile aynı fazda bulunmaktadır. Bu tip katalizörlerin heterojen katalizörlere karşı başlıca avantajı sahip oldukları yüksek seçicilik olarak sayılabilir. Ancak düşük termal kararlılıkları, ciddi metal kirliliği ve reaksiyon ortamından geri kazanımındaki zorluk homojen katalizörlerin karşılaştığı başlıca zorluklardır. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için heterojen nanokatalizörler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu tür katalizörlerde metal nanoparçacıklar silika, alumiyum ve karbon temelli malzemelerin üzerine sabitlenmektedir. Günümüzde ise bazı polimer destek malzemeleri kolay ve ucuz üretim metodları sebebi ile büyük ilgi toplamaktadır. Hidrojen en önemli temiz enerji kaynaklarından biri olarak bilinmektedir. Bu sebeple metal hidrürler, kimyasal hidrürler, organik moleküller, metal organik kafesler ve karbon nanotüpler gibi hidrojen depolama malazemelerinin üretimi için birçok çalışma yapılmaktadır. Bu hidrojen depolama malzemleri arasında kimyasal hidrürler yüksek hidrojen depolama kapasitesine sahip olmaları sebebi ile büyük ilgi görmektedir. Kimyasal hidrürler arasından amin boran, yüksek hidrojen depolama kapasitesi (kütlece 19.6 %), yüksek kararlılık ve düşük toksisiteye sahip olması sebebi ile büyük önem kazanmıştır. Uygun katalizör kullanımı ile ılımlı şartlarda 1 mol amin borandan 3 mol hidrojen eldesi mümkündür. Amin borandan hidrojen eldesinde kinetik parametrelerin iyileştirilmesi için yüksek etkiye sahip katalizörlerin geliştirilmesi, hidrojen enerjisinin uygulamaları için çok önemlidir. Bu tezde, amin borandan sulu ortamda hidrojen eldesi için politiyofen üzerine bakır nanoparçacıkların eklendiği katalizörün hazırlanması için uygun bir yöntem sunulmaktadır. Bunun için ilk olarak politiyofen destek malzemesi hazırlanmıştır. Daha sonra bakır iyonları ıslak emdirme yöntemi ile polimer destek malzemesinin üzerine eklenmiştir. Bu aşamadan sonra bakır iyonları sodium borohidrür kullanılarak indirgenmiş ve bakır nanoparçacıklar elde edilmiştir. Daha sonra hazırlanan katalizörün katalitik aktivitesi ortaya çıkarılmıştır. İlk çevrim frekansı 11.8 dk-1 olarak bulunmuştur. Buna ek olarak, hazırlanan katalizörün kararlılığı ve tekrar kullanılabilme kapasitesi bulunmuştur. Hazırlanan katalizör oldukça iyi kararlılık ve tekrar kullanılabilme kapasitesine sahiptir. Bakır eklenmiş politiyofen katalizörü amin boranın hidrolitik olarak dehidrojenlenmesindeki beşinci tekrar kullanımından sonra benzer aktivite göstermiştir.
  • Master Thesis
    Gümüşün Gümüş Oksit Pillerden Geri Kazanımı: Birleşik Bir Deneysel ve Hesaplamalı Çalışma
    (2017) Mehası, Abubakr Bushra Alı; Kayı, Hakan
    Bu çalışmanın amacı saf gümüşü aktif olmayan ve kullanılmış gümüş oksit pillerden geri kazanmak ve aynı zamanda bu süreci bir bilgisayar yazılımı ile modellemektir. Çünkü piller hayat döngüleri bittikten sonra toksik kirleticiler haline gelirler ve yakma fırını emisyonları ve kül açığa çıkartırlar. Gümüş oksit piller, kol saatleri, saatler, çeşitli elektronik cihazların uzaktan kumandalar, işitme cihazları, oyuncaklar, ve bazı diğer cihazlarda kullanılır ve ömrü bittikten sonra atılırlar. Bu tezde, gümüş içeren atık piller toplandı ve gümüşü geri kazanmak için katı-sıvı özütlemesi bir ayırma işlemi olarak kullanıldı. Yaklaşımımızda, nitrik asit kullanarak katı-sıvı özütlemesi yapıldı ve gümüş, bakır plaka ve potasyum klorür yardımıyla çöktürüldü. Çökeltinin süzülmesinden sonra bu çökelti kurutuldu ve sonra da metalik gümüş ve aynı zamanda yüksek saflıkta ince bir gümüş tozu elde etmek için çok yüksek bir sıcaklıkta (1000 °C) eritildi. Geri kazanılan gümüş, çeşitli endüstriyel uygulamalarda doğrudan kullanılabilir. Anahtar kelimeler: gümüş oksit piller, modelleme, katıdan özütleme, gümüşün geri kazanımı
  • Master Thesis
    Dizel yakıtın alevlenme noktasının kimyasal bileşim ve fiziksel özelliklerden sinir ağı ile tahmini
    (2017) Al-anı, Younıs Muhsın Younıs; Kayı, Asst. Hakan
    ÖZ DİZEL YAKITIN ALEVLENME NOKTASININ KİMYASAL BİLEŞİM VE FİZİKSEL ÖZELLİKLERDEN SİNİR AĞI İLE TAHMİNİ Al-ani, Younis Muhsin Younis Yüksek Lisans, Kimya Mühendisliği ve Uygulamalı Kimya Tez Yöneticisi: Yrd. Doç. Dr. Hakan Kayı Aralık 2017, 87 sayfa Bir dizel yakıtın alevlenme noktası mühendislik hesaplamaları için önemlidir, bu nedenle bu çalışmanın iki ana amacı vardır. Çalışmanın ilk amacı, alevlenme noktasının deneysel analizine harcanan zaman ve maliyeti düşürmek için yapay sinir ağını kullanarak kimyasal bileşim ve fiziksel özelliklerinden alevlenme noktasını tahmin etmek ve ikinci amacı da alevlenme noktasını tahmin etmek için en basit formülü bulmaktır. Yapay sinir ağları, dizel yakıtın alevlenme noktası tahmininde kara kutu tipi bir modelleme olarak uygulanır. Bu çalışmada kullanılan deneysel veriler Erbil enerji santralinden elde edilmiştir. Dizel yakıt depolayan her kamyon, özellikle de alevlenme noktası testi için izlenmelidir. Bu çalışmada, Levenberg-Marquardt eğitim algoritması sinir ağını eğitmek ve alevlenme noktasını tahmin etmek için kullanılmıştır. Ağ performansı, ağ test sonuçları, ortalama kareli hata analizi, regresyon düzeltmeleri ve hata histogramları ile değerlendirilmiştir. Bu çalışmada elde edilen bulgular dizel yakıtın alevlenme noktasını kimyasal bileşiminden ve fiziksel özelliklerinden tahmin etmek üzere tasarlanmış sinir ağının oldukça iyi performans gösterdiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Yapay sinir ağları, Alevlenme noktası tahmini, Dizel yakıt, Kimyasal bileşim, Fiziksel özellikler
  • Master Thesis
    Alkali Yakıt Hücreleri için Yarı-iç İçe Geçen Polietersülfon Kuaternize Nişasta Polimer Ağına Dayalı Anyon Değişim Membranı
    (2021) Almurumudhe, Osamah Kadhım Hılal; Güler, Enver
    Zehirli emisyonlar olmadan güç üretmeye yönelik birçok etkili cihaz ortaya çıkmış ve geliştirilmiştir. Proton değişim membranlı yakıt hücresi (PEMFC) bu etkili cihazlardan biridir. Elektrokatalizör olarak platine tamamen bağımlı olması son derece rekabetçi olan pazardaki uygulamasını sınırlandırmıştır. Değerli olmayan metal katalizörün potansiyel kullanımı, anyon değişim membranlı yakıt hücresinin (AEMFC) yeniden dikkati çekmesini sağlamıştır. Anyon değişim membranı (AEM), AEMFC'nin kalbi olarak kabul edilir ve aynı zamanda AEM´lerin hazırlanması, bu yakıt hücrelerin geliştirilmesindeki en büyük zorluk olarak kabul edilmiştir. Yüksek iletkenliğe ve yüksek alkali direncine sahip anyon değişim membranların üretimi, bu alanda aktif bir araştırma alanı haline gelmiştir. Bu çalışmada, alkali yakıt hücreleri için iki tür anyon değişim membranı, basit ve yeni bir stratejiye göre tek aşamalı kuaternizasyon yöntemi ile üretilmiştir, Nişastanin kolin klorür ve epiklorohidrin ile kuaternizasyonu ̸ çapraz bağlanması ve ardından polietersülfon (PES) ile karıştırılması, iç içe geçen bir polimer ağıyla (IPN) sonuçlanmıştır. Birinci tip, 133.33 μm kalınlığa sahip gözenekli polieter sülfon AEM, % 376.7 su alımı ve % 5.3 şişmevi oranı sergilemiştir. İkinci tip ise, 55.48 μm ile yoğun polieter sülfon AEM, % 69.9 su alımı ve % 7.5 şişme oranı sergilemiştir. Karakterizasyon sonuçları, üretim rotamızın çok başarılı olduğunu ve üretilen anyon değiştirici membranlarımızın alkali yakıt hücresi uygulamaları için umut verici olduğunu doğrulamıştır.
  • Master Thesis
    Birleşik İlaç Tedavisinin Hl60 Hücreleri Üzerine Etkisi
    (2019) Aljadı, Hanan Salem Saıd; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin Gülgün
    Önceki çalışmalar, başka bir ilacın sinerjistik etkisine bağlı olarak bir ilacın etkinliğini artırarak ve ilaca karşı direncin üstesinden gelmekle birlikte, çeşitli kanserlerin tedavisinde ilaç kombinasyonunun kullanılmasının avantajlarını göstermiştir. Bu çalışmada tek başına ve kombinasyon halinde farklı ilaçlar kullanılmıştır. Bu ilaçlar, antihipertansif ilaç olarak kullanılan ve son zamanlarda antitümör ilaç olarak kullanılan selektif adrenerjik reseptör olan Doxazosin Mesilat'tır. Bir diğer ilaç, Genistein, farklı kanser türlerini tedavi etmek için kullanılan doğal bir antikanser ilacıdır. Son olarak hem sağlıklı hem de kanser hücrelerinde yüksek toksisiteye sahip güçlü bir antikanser ilacı olan SU6656 aynı zamanda bu çalışmanın toksisite kontrolü olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada tek başına veya kombinasyon halinde kullanılan ilaçların insan lösemi hücrelerinin (HL60) hücre büyümesi ve antioksidan enzimler Glutatyon-S-transferaz (GST) ve Superoksit Dismutaz (SOD) üzerindeki etkilerini araştırıp bu hücrelerin Protein Tirozin Kinazın (PTK) aktivitesi üzerine de etkileri de çalışılmıştır. Bu çalışmada ilk olarak, insan lösemi hücre hatları kullanılarak, her ilacın farklı konsantrasyonları tek olarak ve daha sonra farklı kombine ilaç konsantrasyonları tabi tutularak ilaç etkileri araştırıldı., her ilacın kendisi ve ilaç kombinasyonunun hücre canlılılığı üzerine etkisi tripan mavisi metodu kullanılarak yapıldı. Doksazosin mesilatın, genistein ve SU6656 ile karşılaştırıldığında insan lösemi hücrelerinin (HL60) büyümesinde daha az toksik etkisi olduğu görüldü. Ortaya çıkan sonuçlar göstermiştir ki, 0.312 uM genistein ile 7.5 uM doksazosin mesilat kombinasyonunda, antikanser ilaç genisteinin sitotoksik etkisi önemli ölçüde artmıştır. SU6656'nın insan lösemi hücrelerinde daha toksik etkisi olduğu bulunmuştur. Bu çalışmada kullanılan ilaçların etkisinin PTK enziminin aktivitesine ek olarak GST ve SOD antioksidan enzimlerinin aktivitesinin ölçülmesi bu enzimlerin kaynağı olarak kullanılan insan lösemi hücrelerinin kullanılmasıyla gerçekleşmiştir. Enzim sonuçları, Doxazosin mesilat ve genisteinin, tek başına veya kombinasyon halinde GST aktivitesini inhibe ettiğini, SU6656'nın ise GST aktivitesini indüklediğini göstermiştir. Doksazosin mesilat ve SU6656, SOD enziminin aktivitesini indüklerken, tek başına doxazosin mesilat ile kombinasyon halinde genisten, HL60 hücrelerinin SOD aktivitesini inhibe etmiştir. Protein tirozin kinazın aktivitesi, tek başına ya da genistein ile kombinasyon halinde doksazosin mesilat ile indüklenmiştir. Genistein sadece daha yüksek dozlarda PTK aktivitesini ve en düşük dozlarda PTK aktivitesini indüklemiştir. Tek başına SU6656 ve doksazosin mesilat ile kombinasyon halinde PTK aktivitesini inhibe etmiştir.
  • Master Thesis
    Phellinus Torulosus Mantar Özütünün Antioksidan Enzimler Üzerinde Etkisi
    (2017) Alsamrraey, Maıser Zaıd Mohye; İşgör, Sultan Belgin
    Serbest radikaların zararlarını engellemek amacı ile Antioksidan olarak önemli rol oynayan doğal kaynakları bulmak için son zamanlarda artan bir ilgi oluşmuştur. Her ne kadar literatürde mantarlarla ilgili çalışmalar yapılmışsa da, Phellinus torulous detaylı olarak incelenmemiştir. Bu çalışmada Phellinus torulous mantar özütünün, toplam fenol ve flavonoid içerikleri, serbest radikal süpürücü etkinliği DPPH serbest radikalı ile test edilirken, antioksidan özelliği, Katalaz (KAT), süperoksit dismutaz (SOD) ve Glutathione-s-transferaz (GST) enzimleri ile test edilmiştir. Bu çalışma da, soğuk su, sıcak su, metanol ve etanol kullanarak dört farklı mantar özütü hazırlanmıştır. Etanol özütü en yüksek toplam fenol ve flavonoid içeriği sahip olmasından dolayı (sırasıyla 625.125 μg/ml, 463.5 μg/ml) mantara ait radikal süpürücü etki ve antioksidan özellik tespiti aşamalarında etanol özütü kullanılmıştır. Phellinus torulosus mantarının etanol özütünün radikal süpürücü etkisi DPPH serbest radikali kullanarak test edilmiştir. Gallic acid ve quercetin standartları kullanarak yapılan bu çalışmada mantar özütünün radikal süpürücü etkinliği tespit edilmiş ve bunun için IC50 değeri 0,04352 g/l olarak hesaplanmıştır. Phellinus torulosus mantarının etanol özütünün antioksidan özelliğini, GST enzimi üzerine etkisinin çalışılması ile gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar göstermiştir ki mantarın özütü enzim aktivitesini %60 oranında inhibe etmiştir. Phellinus torulosus mantarının etanol özütünün GST enzimi üzerine etkisi için IC50 değeri 0,1609 - 0,9076 g/l aralığında hesaplanmıştır. Yine bu çalışma Phellinus torulosus mantarı etanol özütünün KAT ve SOD enzimleri üzerinde etkinliğini olmadığı her iki enzim için %15 den az inhibasyon sonucunda bağlı olarak gösterilmiştir.