Search Results

Now showing 1 - 10 of 62
  • Master Thesis
    Saf ve Bakır Katkılı Nano-titanyum Dioksitin Alev Aerosol Yöntemiyle Sentezi ve Karakterizasyonu
    (2020) Salman, Waqed Khudayer Salman; Machın, Nesrin Ekinci
    Son zamanlarda, katkılı titanyum dioksit nanopartiküllerinin uygulamaları araştırmacılardan büyük ilgi görmektedir. Özellikle enerji üretimi ve depolama, karbondioksit foto indirgeme, pigment üretimi ve su arıtma gibi araştırma alanlarında ümit verici sonuçlar elde edilmiştir. En büyük ilgi de, TiO2'in katkılandığında daha iyi fotokatalitik özellik göstermesinden kaynaklanmaktadır. Alev Sprey Piroliz (ASP), bu tezde de uygulanan, nano TiO2 üretim yöntemlerinden biridir. ASP operasyon parametreleri üretimin sonunda TiO2'nin morfolojisini, kristalliğini, optik özelliklerini ve kristal fazını etkiler. Bu tezde TiO2 ve 5 ve % 10 bakır katkılı TiO2 (Cu/TiO2), sinterlemeyi önlemek için kısa bir reaktörde kalma süresinde üretilmiştir. Ürünler X-ışını kırınımı (XRD), N2 adsorpsiyon-desorpsiyon analizi (BET), taramalı elektron mikroskobu (SEM), transmisyon ve yüksek çözünürlüklü elektron mikroskobu (TEM / HRTEM) analizi, ve ultra viole-görünür-difüz yansıtma (UV-vis-DRS) ile karakterize edilmiştir.. Kristallik, morfoloji, parçacık boyutu dağılımı, yüzey alanı, kristal faz içeriği ve optik özellikler gibi özellikleri aydınlatılmıştır. Saf ve Cu katkılı TiO2'nin (Cu/TiO2) karakterizasyon sonuçları, daha fazla bakır eklenmesiyle artan yüksek yüzey alanına sahip çok küçük tane boyutlarında nanopartiküllerin üretildiğini göstermiştir. Rutil fazın baskın kristal faz olduğu bulunmuştur. TiO2'ye bakır ilavesinin uygulanan çalışma aralığında bant aralığını artırdığı görülmüştür. TiO2, 5 ve 10 % Cu/TiO2 için bant aralığı enerji değerleri sırasıyla 3.59, 3.79 ve 3.85 eV olarak bulunmuştur.
  • Master Thesis
    Barit ve Bentonit Eklenmiş Düşük Yoğunluklu Polietilen Kompozitlerinin Mekanik ve Fiziksel Karakterizasyonu
    (2018) Elkawash, Hesham Mohammed S; Tirkeş, Seha; Hacıoğlu, Fırat
    Bu tez çalışmasında, bentonit (BNT) ve barit (BRT) olarak iki farklı dolgu maddesi düşük yoğunluklu polietilen (LDPE) içerisine ekstrüzyon işlemi ile eklenmiştir. BRT and BNT yüzeylerine, polimer matrisi ile uyumlarını artırmak amacıyla silanlama işlemi uygulanmıştır. Dolguların yüzey karakteristikleri infrared spektroskopisi (FTIR) ile incelenmiştir. LDPE bazlı kompozitler, her bir dolgu maddesi için %10 sabit konsantrasyonunda hazırlanmıştır. Test numuneleri enjeksiyonlu kalıplama kullanılarak hazırlanmıştır. Eklentisiz LDPE ve kompozitlerinin mekanik, ısısal-mekanik, eriyik-akış ve morfolojik karakterizasyonları sırasıyla, çekme ve darbe testleri, dinamik mekanik analiz (DMA), eriyik akış indisi (MFI) testi ve taramalı elektron mikroskopisi (SEM) tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Test sonuçları göstermiştir ki, yüzey işlemleri, BNT ve BRT'nin LDPE matrisine işlem uygulanmamış olanlara kıyasla daha iyi yapışmasından dolayı kompozitlerin son özelliklerini arttırmıştır. LDPE'nin çekme ve darbe dayanımları, depolama modülü ve camsı geçiş sıcaklığı, silanlanmış dolgular ile yükselmiştir. MFI testinden çıkarım yapılmıştır ki, BRT ve BNT eklemeleri, LDPE'nin eriyik akış hızında belirgin bir değişim ile sonuçlanmamıştır. Kompozitlerin SEM analizine göre, silanlama uygulanmış BNT ve BRT içeren örnekler homojen dağılım sergilerken işlenmemiş BNT ve BRT takviyeli kompozitlerde bu dolguların polimer matrisine zayıf yapışmalarından ötürü bağ açılmaları gözlenmiştir.
  • Master Thesis
    Birleşik İlaç Tedavisinin Hl60 Hücreleri Üzerine Etkisi
    (2019) Aljadı, Hanan Salem Saıd; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin Gülgün
    Önceki çalışmalar, başka bir ilacın sinerjistik etkisine bağlı olarak bir ilacın etkinliğini artırarak ve ilaca karşı direncin üstesinden gelmekle birlikte, çeşitli kanserlerin tedavisinde ilaç kombinasyonunun kullanılmasının avantajlarını göstermiştir. Bu çalışmada tek başına ve kombinasyon halinde farklı ilaçlar kullanılmıştır. Bu ilaçlar, antihipertansif ilaç olarak kullanılan ve son zamanlarda antitümör ilaç olarak kullanılan selektif adrenerjik reseptör olan Doxazosin Mesilat'tır. Bir diğer ilaç, Genistein, farklı kanser türlerini tedavi etmek için kullanılan doğal bir antikanser ilacıdır. Son olarak hem sağlıklı hem de kanser hücrelerinde yüksek toksisiteye sahip güçlü bir antikanser ilacı olan SU6656 aynı zamanda bu çalışmanın toksisite kontrolü olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada tek başına veya kombinasyon halinde kullanılan ilaçların insan lösemi hücrelerinin (HL60) hücre büyümesi ve antioksidan enzimler Glutatyon-S-transferaz (GST) ve Superoksit Dismutaz (SOD) üzerindeki etkilerini araştırıp bu hücrelerin Protein Tirozin Kinazın (PTK) aktivitesi üzerine de etkileri de çalışılmıştır. Bu çalışmada ilk olarak, insan lösemi hücre hatları kullanılarak, her ilacın farklı konsantrasyonları tek olarak ve daha sonra farklı kombine ilaç konsantrasyonları tabi tutularak ilaç etkileri araştırıldı., her ilacın kendisi ve ilaç kombinasyonunun hücre canlılılığı üzerine etkisi tripan mavisi metodu kullanılarak yapıldı. Doksazosin mesilatın, genistein ve SU6656 ile karşılaştırıldığında insan lösemi hücrelerinin (HL60) büyümesinde daha az toksik etkisi olduğu görüldü. Ortaya çıkan sonuçlar göstermiştir ki, 0.312 uM genistein ile 7.5 uM doksazosin mesilat kombinasyonunda, antikanser ilaç genisteinin sitotoksik etkisi önemli ölçüde artmıştır. SU6656'nın insan lösemi hücrelerinde daha toksik etkisi olduğu bulunmuştur. Bu çalışmada kullanılan ilaçların etkisinin PTK enziminin aktivitesine ek olarak GST ve SOD antioksidan enzimlerinin aktivitesinin ölçülmesi bu enzimlerin kaynağı olarak kullanılan insan lösemi hücrelerinin kullanılmasıyla gerçekleşmiştir. Enzim sonuçları, Doxazosin mesilat ve genisteinin, tek başına veya kombinasyon halinde GST aktivitesini inhibe ettiğini, SU6656'nın ise GST aktivitesini indüklediğini göstermiştir. Doksazosin mesilat ve SU6656, SOD enziminin aktivitesini indüklerken, tek başına doxazosin mesilat ile kombinasyon halinde genisten, HL60 hücrelerinin SOD aktivitesini inhibe etmiştir. Protein tirozin kinazın aktivitesi, tek başına ya da genistein ile kombinasyon halinde doksazosin mesilat ile indüklenmiştir. Genistein sadece daha yüksek dozlarda PTK aktivitesini ve en düşük dozlarda PTK aktivitesini indüklemiştir. Tek başına SU6656 ve doksazosin mesilat ile kombinasyon halinde PTK aktivitesini inhibe etmiştir.
  • Master Thesis
    Phellinus Torulosus Mantar Özütünün Antioksidan Enzimler Üzerinde Etkisi
    (2017) Alsamrraey, Maıser Zaıd Mohye; İşgör, Sultan Belgin
    Serbest radikaların zararlarını engellemek amacı ile Antioksidan olarak önemli rol oynayan doğal kaynakları bulmak için son zamanlarda artan bir ilgi oluşmuştur. Her ne kadar literatürde mantarlarla ilgili çalışmalar yapılmışsa da, Phellinus torulous detaylı olarak incelenmemiştir. Bu çalışmada Phellinus torulous mantar özütünün, toplam fenol ve flavonoid içerikleri, serbest radikal süpürücü etkinliği DPPH serbest radikalı ile test edilirken, antioksidan özelliği, Katalaz (KAT), süperoksit dismutaz (SOD) ve Glutathione-s-transferaz (GST) enzimleri ile test edilmiştir. Bu çalışma da, soğuk su, sıcak su, metanol ve etanol kullanarak dört farklı mantar özütü hazırlanmıştır. Etanol özütü en yüksek toplam fenol ve flavonoid içeriği sahip olmasından dolayı (sırasıyla 625.125 μg/ml, 463.5 μg/ml) mantara ait radikal süpürücü etki ve antioksidan özellik tespiti aşamalarında etanol özütü kullanılmıştır. Phellinus torulosus mantarının etanol özütünün radikal süpürücü etkisi DPPH serbest radikali kullanarak test edilmiştir. Gallic acid ve quercetin standartları kullanarak yapılan bu çalışmada mantar özütünün radikal süpürücü etkinliği tespit edilmiş ve bunun için IC50 değeri 0,04352 g/l olarak hesaplanmıştır. Phellinus torulosus mantarının etanol özütünün antioksidan özelliğini, GST enzimi üzerine etkisinin çalışılması ile gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar göstermiştir ki mantarın özütü enzim aktivitesini %60 oranında inhibe etmiştir. Phellinus torulosus mantarının etanol özütünün GST enzimi üzerine etkisi için IC50 değeri 0,1609 - 0,9076 g/l aralığında hesaplanmıştır. Yine bu çalışma Phellinus torulosus mantarı etanol özütünün KAT ve SOD enzimleri üzerinde etkinliğini olmadığı her iki enzim için %15 den az inhibasyon sonucunda bağlı olarak gösterilmiştir.
  • Master Thesis
    Etilen Oksidasyonuyla Asetik Asit Üretiminin Aspen Plus Kullanılarak Modellenmesi
    (2018) Maıuf, Abır Abdelftah Alı; Güler, Enver
    Bu çalışmada etilenin oksidasyonu ile asetik asit üretiminin tasarım ve optimizasyon modeli Aspen Plus yazılımı kullanılarak incelenmiştir. Simülasyon işleminde girdi alt akış olarak CO2, N2 ile gaz fazı besleme akışı, üst girdi akışı olarak ise H2O'dur. Araştırma, asetik asit üretim sürecini anlamayı ve incelemeyi ve buna ek olarak operasyonel değişkenleri ve bunların üretim üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Simülasyon modeline göre, asetik asit absorber içinde altı aşamadan sonra alt akışta sıvı olarak üretilmiştir. Ayrıca akış hızı, sıcaklık ve basınç kontrol edilmiş ve hassasiyet parametreleri olarak analiz edilmiştir. Elde edilen temel ürün, 30.3 °C sıcaklıkta ve 10 bar basınçta mol akışı yaklaşık 0.6 kmol/saat ve mol oranı yaklaşık 0.004 olan asetik asittir.
  • Master Thesis
    Amin Boranın Dehidrojenlenmesi için Bakır Nanoparçacık Eklenmiş Politiyofenin Hazırlanması
    (2017) Alablaq, Salha; Kaya, Murat
    Nanokatalizörler sahip oldukları büyük yüzey-hacim oranları sebebi ile yüksek katalitik aktivite gösteren malzemeler olarak bilinmektedirler. Koloidal nanoparçacıkların sulu çözeltileri gibi homojen nanokatalizörler ise reaksiyonun oluşması için kullanılan başlangıç maddeleri ve oluşan ürünler ile aynı fazda bulunmaktadır. Bu tip katalizörlerin heterojen katalizörlere karşı başlıca avantajı sahip oldukları yüksek seçicilik olarak sayılabilir. Ancak düşük termal kararlılıkları, ciddi metal kirliliği ve reaksiyon ortamından geri kazanımındaki zorluk homojen katalizörlerin karşılaştığı başlıca zorluklardır. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için heterojen nanokatalizörler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu tür katalizörlerde metal nanoparçacıklar silika, alumiyum ve karbon temelli malzemelerin üzerine sabitlenmektedir. Günümüzde ise bazı polimer destek malzemeleri kolay ve ucuz üretim metodları sebebi ile büyük ilgi toplamaktadır. Hidrojen en önemli temiz enerji kaynaklarından biri olarak bilinmektedir. Bu sebeple metal hidrürler, kimyasal hidrürler, organik moleküller, metal organik kafesler ve karbon nanotüpler gibi hidrojen depolama malazemelerinin üretimi için birçok çalışma yapılmaktadır. Bu hidrojen depolama malzemleri arasında kimyasal hidrürler yüksek hidrojen depolama kapasitesine sahip olmaları sebebi ile büyük ilgi görmektedir. Kimyasal hidrürler arasından amin boran, yüksek hidrojen depolama kapasitesi (kütlece 19.6 %), yüksek kararlılık ve düşük toksisiteye sahip olması sebebi ile büyük önem kazanmıştır. Uygun katalizör kullanımı ile ılımlı şartlarda 1 mol amin borandan 3 mol hidrojen eldesi mümkündür. Amin borandan hidrojen eldesinde kinetik parametrelerin iyileştirilmesi için yüksek etkiye sahip katalizörlerin geliştirilmesi, hidrojen enerjisinin uygulamaları için çok önemlidir. Bu tezde, amin borandan sulu ortamda hidrojen eldesi için politiyofen üzerine bakır nanoparçacıkların eklendiği katalizörün hazırlanması için uygun bir yöntem sunulmaktadır. Bunun için ilk olarak politiyofen destek malzemesi hazırlanmıştır. Daha sonra bakır iyonları ıslak emdirme yöntemi ile polimer destek malzemesinin üzerine eklenmiştir. Bu aşamadan sonra bakır iyonları sodium borohidrür kullanılarak indirgenmiş ve bakır nanoparçacıklar elde edilmiştir. Daha sonra hazırlanan katalizörün katalitik aktivitesi ortaya çıkarılmıştır. İlk çevrim frekansı 11.8 dk-1 olarak bulunmuştur. Buna ek olarak, hazırlanan katalizörün kararlılığı ve tekrar kullanılabilme kapasitesi bulunmuştur. Hazırlanan katalizör oldukça iyi kararlılık ve tekrar kullanılabilme kapasitesine sahiptir. Bakır eklenmiş politiyofen katalizörü amin boranın hidrolitik olarak dehidrojenlenmesindeki beşinci tekrar kullanımından sonra benzer aktivite göstermiştir.
  • Master Thesis
    Gümüşün Gümüş Oksit Pillerden Geri Kazanımı: Birleşik Bir Deneysel ve Hesaplamalı Çalışma
    (2017) Mehası, Abubakr Bushra Alı; Kayı, Hakan
    Bu çalışmanın amacı saf gümüşü aktif olmayan ve kullanılmış gümüş oksit pillerden geri kazanmak ve aynı zamanda bu süreci bir bilgisayar yazılımı ile modellemektir. Çünkü piller hayat döngüleri bittikten sonra toksik kirleticiler haline gelirler ve yakma fırını emisyonları ve kül açığa çıkartırlar. Gümüş oksit piller, kol saatleri, saatler, çeşitli elektronik cihazların uzaktan kumandalar, işitme cihazları, oyuncaklar, ve bazı diğer cihazlarda kullanılır ve ömrü bittikten sonra atılırlar. Bu tezde, gümüş içeren atık piller toplandı ve gümüşü geri kazanmak için katı-sıvı özütlemesi bir ayırma işlemi olarak kullanıldı. Yaklaşımımızda, nitrik asit kullanarak katı-sıvı özütlemesi yapıldı ve gümüş, bakır plaka ve potasyum klorür yardımıyla çöktürüldü. Çökeltinin süzülmesinden sonra bu çökelti kurutuldu ve sonra da metalik gümüş ve aynı zamanda yüksek saflıkta ince bir gümüş tozu elde etmek için çok yüksek bir sıcaklıkta (1000 °C) eritildi. Geri kazanılan gümüş, çeşitli endüstriyel uygulamalarda doğrudan kullanılabilir. Anahtar kelimeler: gümüş oksit piller, modelleme, katıdan özütleme, gümüşün geri kazanımı
  • Master Thesis
    Dizel yakıtın alevlenme noktasının kimyasal bileşim ve fiziksel özelliklerden sinir ağı ile tahmini
    (2017) Al-anı, Younıs Muhsın Younıs; Kayı, Asst. Hakan
    ÖZ DİZEL YAKITIN ALEVLENME NOKTASININ KİMYASAL BİLEŞİM VE FİZİKSEL ÖZELLİKLERDEN SİNİR AĞI İLE TAHMİNİ Al-ani, Younis Muhsin Younis Yüksek Lisans, Kimya Mühendisliği ve Uygulamalı Kimya Tez Yöneticisi: Yrd. Doç. Dr. Hakan Kayı Aralık 2017, 87 sayfa Bir dizel yakıtın alevlenme noktası mühendislik hesaplamaları için önemlidir, bu nedenle bu çalışmanın iki ana amacı vardır. Çalışmanın ilk amacı, alevlenme noktasının deneysel analizine harcanan zaman ve maliyeti düşürmek için yapay sinir ağını kullanarak kimyasal bileşim ve fiziksel özelliklerinden alevlenme noktasını tahmin etmek ve ikinci amacı da alevlenme noktasını tahmin etmek için en basit formülü bulmaktır. Yapay sinir ağları, dizel yakıtın alevlenme noktası tahmininde kara kutu tipi bir modelleme olarak uygulanır. Bu çalışmada kullanılan deneysel veriler Erbil enerji santralinden elde edilmiştir. Dizel yakıt depolayan her kamyon, özellikle de alevlenme noktası testi için izlenmelidir. Bu çalışmada, Levenberg-Marquardt eğitim algoritması sinir ağını eğitmek ve alevlenme noktasını tahmin etmek için kullanılmıştır. Ağ performansı, ağ test sonuçları, ortalama kareli hata analizi, regresyon düzeltmeleri ve hata histogramları ile değerlendirilmiştir. Bu çalışmada elde edilen bulgular dizel yakıtın alevlenme noktasını kimyasal bileşiminden ve fiziksel özelliklerinden tahmin etmek üzere tasarlanmış sinir ağının oldukça iyi performans gösterdiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Yapay sinir ağları, Alevlenme noktası tahmini, Dizel yakıt, Kimyasal bileşim, Fiziksel özellikler
  • Master Thesis
    Atık Suyun Kimyasal Bileşimiden Kimyasal Oksijen Gereksiniminin Yapay Sinir Ağları ile Tahmini
    (2019) Alobaıdı, Basım Ahmed Saleh; Kayı, Hakan; Güler, Enver
    Çağımızda birçok teknik uygulama ve modern programın kullanılması ve yapay zekanın (AI) rolü artmaktadır. Yapay zeka araçlarından biri olan Yapay Sinir Ağları (YSA), ağın eğitimi yoluyla belirli bir veri kümesine bağlı olarak dinamik bir doğrusal olmayan davranış modelini öğrenmek ve keşfetmek için ortaya çıkmıştır. Biyoloji, atık su arıtma ve mühendislik gibi birçok disiplinde tahmin yapma konusunda yüksek doğruluk sahibidirler. Bu çalışmada, standart geri yayılım algoritması kullanılarak, North Gas Company / Kerkük'te arıtılan atık sudaki Kimyasal Oksijen Gereksinimi'nin (COD) değerini tahmin etmek için altı girdi parametresi alınmıştır. Sinir ağı, toplam klorür iyonu Cl ̵ , nitrat iyonu NO3 ̵, fosfat iyonu PO43, sülfat iyonu SO4 ̵ 2, amonyak NH3, Biyokimyasal Oksijen İhtiyacı (BOD5) gibi atıksu kalite indekslerinden toplanan 150 veri ile tek bir elementi yani COD'yi tahmin etmek üzere eğitilmiştir. Sinir ağı, uygun bir şekilde eğitilmesinden sonra test verileri kullanılarak test edilmiştir ve en iyi sonuçlar ortalama kare hatası ve regresyon katsayısı dikkate alınarak seçilmiştir. Bu çalışmada elde edilen bulgular, yapay sinir ağlarının arıtılmış atık suyun COD değerlerini tahmin etmede doğru ve etkili araçlar olduğunu göstermektedir.
  • Master Thesis
    En Az Renkli Karbazol ve Karboran Esaslı Elektroaktif Bir Polimerin Sentezi ve Elektrokromik Cihazlarda Karşıt Elektrot Olarak Kullanımı
    (2015) Al-mahdawi, Dheyaa; Cihaner, Atilla
    Karbazol ve karboran birimleri esaslı yeni bir elektroaktif üçlü monomer (1) potentiostatik ve potentiodinamik yöntemlerle 0.1 M tetrabütilamonyum hekzaflorofosfat/CH2Cl2 elektrolit çözeltisi içerisinde başarılı bir şekilde polimerleştirilmiştir. İlgili polimerin (P1) elektrokimyasal davranımı elektroanalitik yöntemler kullanılarak incelenmiştir. Pt elektrot yüzeyine sıkıca kaplanmış P1 polimer filmi ortam koşulları altında redoks halleri arasında anahtarlanırken yüksek dayanıklılık göstermiştir. Örneğin, polimer filmi redoks halleri arasında anahtarlanırken 1000 döngü sonrası elektroaktifliğinin %73'ünü korumuştur. Diğer bir taraftan, spektroelektrokimyasal çalışmalar göstermiştir ki polimer filminin görünür tafy bölgesinde soğurma bandı yoktur ve maksimum dalga boyu 307 nm olup 2.5 eV değerinde bir band aralığına sahiptir. Yükseltgenirken polimer filmi (58 nm) dikkate değer bir renk değişimi göstermemiştir. Sonuçlar polimer filminin renksiz ve tüm redox hallerinde %90'ın üzerinde bir geçirgenliği olduğunu göstermiştir. Ayrıca, polimer filmi nötr ve yükseltgen halleri arasında anahtarlanırken 555 nm'de % 6.8'lik bir yüzde geçirgenlik değişimi ve 12 cm2/C'luk bir renk etkinliği göstermiştir. Polimerin bu en az renk değişimi özelliği kendisini elektrokromik cihazlarda umut verici bir karşıt elektrot malzemesi yapmıştır. Poli(3,4-etilendioksitiyofen) (PEDOT) filmi ile karşılaştırıldığında (540 nm' de %61), P1 ve PEDOT esaslı hazırlanan cihaz benzer optiksel davranımlar göstermiştir. Cihaz 580 nm'de %51'lik bir yüzde geçirgenlik değişimine sahiptir. Buna ek olarak, cihaz ortam şartlarında yüksek dayanıklılık, yüksek redoks ve optiksel kararlılık göstermiştir, zira 1000 anahtarlanma sonrasında dahi farklı redoks hallerine anahtarlandığında elektro-optiksel kararlılığının %88'ini korumuştur.