9 results
Search Results
Now showing 1 - 9 of 9
Master Thesis Somali'deki Askeri Darbe ve 1969-1991 Yılları Arasındaki İktidar Dönemi(2016) Alı, Fatıma Sheıkh Mukhtar; Karasar, Hasan AliTürkiye'nin Africa Kıtasıyla olan ilişkilerinin tarihçesi çok eskiye dayanmakla beraber son zamanda Türkiye ile Alt Büyük Sahra Afrikası arasında şimdiye kadar görülmemiş yeni bir etkileşim seviyesi gözlenmektedir. Türkiye'nin dış politikasında batı dünyası dışındaki dünyanın giderek artan önemi böylece başlamıştır.1990'lardan sonra Alt Büyük Sahra Afrikası, Türkiye'nin ilişkilerini yoğunlaştırdığı bölgelerden birisi olmuştur. 1998'de hazırlanan Afrikaya açılma planı, diğer planlara kıyasla Türkiye'nin alt büyük sahra Afrikasına yönelen dış politika inisiyatifinin katalizörü olmuştur. Başlangıçtaki hedeflere ve elde edilen sonuçlara bakıldığında Türkiye'nin, 1998 planından net bir başarı kazanmış olduğunu savunuyorum. Hem Afrika'nın milletleri ve hem de Afrika ülkeleri bazında. Ancak, Türkiye ve Somali ilişkileri, 19 Ağustos 2011'de başlamıştır. Dört Türk bakan ve Türkiye'nin kültür ve iş dünyasının çok sayıda seçkin mensuplarından oluşan bir delegasyon Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Mogadişu'ya gitmiştir. Ziyaretin resmi niteliğinin yanında gıda yetersizliğinin giderilmesi amacını da taşımaktaydı. O zamanlarda Somali'de günde 10,000 yetişkin olmak üzere 2.8 milyon kişi ciddi ölüm tehdidi altındaydı. Bazı bölgelerde kötü beslenme ve açlık oranı %38'in üzerindeyd ve bu durum, tüm Somali nüfusunun %20'sinin gıdasız kalmasına neden olmuştu. Durum o kadar vahim ve acildi ki, 1984'ten beri ilk kez birleşmiş milletlerde açlık ilan edilmişti. Sözcükler: Türkiye Alt-Büyük- Sahra Afrikası, Türk Dış Politikası, Türkiye-Afrika İlişkileri, 1998 Eylem Planı.Master Thesis Darbelere Giden Süreçte Medyanın Algı İnşası: 27 Mayıs 1960 ve 15 Temmuz 2016'nın Karşılaştırmalı Analizi(2018) Şimşek, Serpil Seda; Ülker, Halil İbrahimTürk siyasi hayatındaki darbelerin hazırlanış safhasında, gerçekleştirilmesinde ve sonrasında meşrulaştırılmasında asker, yargı, akademinin yanı sıra en önemli sacayaklarından birisini de medya oluşturmaktadır. 15 Temmuz darbe girişimi öncesi, merkez medya ile 'Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) medya yapılanması' olarak adlandırılan medya kuruluşlarının ve uluslararası medyanın, bilerek veya bilmeyerek darbe şartlarını oluşturmaya yönelik yürüttükleri algı inşa süreci ile 27 Mayıs darbesi öncesinde yürütülen algı inşa süreci arasında çarpıcı benzerlikler bulunmaktadır. 27 Mayıs öncesinde, dönemin gazetelerinde Menderes yönetimine yöneltilen 'diktatörlük', 'yolsuzluk', 'muhaliflere ve medyaya baskı' gibi suçlamaların 15 Temmuz'a giden süreçte Erdoğan yönetimine de benzer ifadelerle yöneltilmesi dikkat çekicidir. Bu çalışma, darbe süreçlerinin hazırlanmasında, gerçekleştirilmesinde uluslararası ve Türk medyasının oynadığı rolü irdelemektedir. Bu bağlamda, yazılı medya özellikle gazetelerde kamusal rızanın nasıl üretildiği, 'Kamusal Senaryo modeli', Herbert Schiller ve Naom Chomsky'nin medya manipülasyonu analizleri çerçevesinde incelenmektedir. Ulusal ve uluslararası basına yansıyan haber ve yorumların, dönemin tanıklarının hatıralarının yanı sıra Adnan Menderes'in avukatları Burhan Apaydın, Talat Asal, Menderes'in oğlu Aydın Menderes ile yapılan kişisel görüşmelerden elde edilen veriler kullanılmıştır. Yüksek Adalet Divanı'nın, Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan hakkındaki idam kararlarının gerekçelerinde delil olarak sunulan uluslararası medyadaki yorumlar ve haberler de kaynak olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada, FETÖ'nün medya yapılanması ile birlikte merkez medya ve uluslararası medyanın da bilerek veya bilmeyerek 15 Temmuz'a giden süreçte, tıpkı 27 Mayıs darbesi öncesinde olduğu gibi, sivil ve demokratik yönetime karşı bir askeri darbenin algı inşa sürecinin parçası olduğu tezi ileri sürülmektedir.Master Thesis Ilımlılaşma ve Dahil Olma Teorisi Bağlamında Mısır'daki Müslüman Kardeşler'in Moderasyonu(2021) Demir, Pınar; Yıldırım, Nilgün EliküçükMısır, Ortadoğu ve Afrika'nın en önemli ülkelerinden biri olmakla birlikte İslam dünyasının da merkez ülkesinden birisini oluşturmaktadır. Tarih boyunca Mısır'da ortaya çıkan olaylar tüm Ortadoğu'yu etkilemiştir. 20.yy İslamcıların ideolojilerini sisteme entegre etmek istediği bir yıl olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle 2010 yılında yaşanan Arap Baharı'ndan sonra ortaya çıkan gelişmeler bugüne kadar baskılanmış ve siyasi sistemden dışlanmış muhalif gruplara sisteme dahil olma fırsatını yaratmış ve İslam'ın siyasallaştığı bir dönem başlamıştır. Arap Baharı'nda yaşanan gelişmeler küresel ve bölgesel düzeyde Mısır'ı anlamak açısından büyük önem arz etmektedir. 25 Ocak 2011 yılında ise Mısır'da yaşanan devrim hareketi sonrası iç ve dış aktörlerin ülkenin demokratikleşmesinin önüne nasıl geçtiği ve bununla birlikte Mursi'nin siyasi ve ekonomik olarak liberalleşmesini engellediği görülmüştür. Bu tezde, 2012 yılında Mısır'ın en köklü muhalif hareketi olan Müslüman Kardeşler'in politik sisteme entegre olduktan sonra izlediği stratejileri, iktidarı boyunca gerçekleştirdiği siyasi politikalarını moderasyon teorisi bağlamında dönüşümünün davranışsal mı, yoksa ideolojik olarak mı gerçekleştirdiği analiz edilmektedir. Müslüman Kardeşler'in ılımlılaştığı halde neden sisteme dahil olamamasındaki başarısızlığın nedenleri iç ve dış faktörler açısından incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Müslüman Kardeşler Hareketi, Mısır Devrimi, Moderasyon Teorisi, Arap Baharı, Siyasal İslamMaster Thesis Libya'da Çok Taraflı Silahlı Müdahale, 2011: Meşruiyet ve Gerekçeler(2019) Essa, Othman; Orhan, Duygu Dersan2011'de Libya'da barışcıl olarak başlayan protestolar, kısa süre içerisinde protestocular ile Libya hükümetinin güvenlik güçleri arasında açık bir savaşa dönüşmüştür. Bu durum, uluslararası toplumu sivilleri ve sivil nüfusu yoğun olan bölgeleri korumak için Libya'ya askeri müdahalede bulunmaya itmiştir. 2011'de Libya'ya yapılan çok taraflı silahlı müdahale, hem meşruiyeti, hem de müdahalede bulunan ülkelerin motivasyonları açısından bugün hala tartışma konusudur. Koruma sorumluluğu BM Güvenlik Konseyi'nin Libya'daki silahlı müdahaleyi yasallaştırma kararının yasal dayanağı olsa da, BM esas olarak Libya'da rejim değişikliğini gerçekleştirmeye odaklandı. Libya'daki sivillerin uluslararası toplumdan hızlı bir tepki gerektiren, kitlesel cinayet, zorla göç gibi diğer insan hakları ihlalleri riski altında olduğu açıktır. Ancak, Libya'daki BM misyonu, Libya halkının ihtiyaçlarından ziyade ulusal çıkarlarını ön plana koyan müdahaleci ülkeler tarafından kötüye kullanılmıştır. Libya'ya yapılan silahlı müdahale, Libya devleti açısından olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Libya'daki potansiyel katliamlar bir dereceye kadar engellense de, askeri müdahale ne yazık ki Libya'yı başarısız bir devlet ve terör örgütü haline getirmiş, insan ticareti çeteleri, finansal yolsuzluk ve farklı milisler arasında sürekli savaş bugün Libya'nın gerçeği halini almıştır.Master Thesis Bölge İçindeki Devlet Liderliğindeki Müdahalelerin Değerlendirilmesi: Somali'deki Etiyopyalı Müdahale Örneği 2006-2009(2019) Hasan, Abdulaziz Abdirahman; Yılmaz, Gözde1991'de devletin çöküşünün ardından, Somali'de çatışma sonrası istikrarı getirmeye yönelik önemli müdahaleler meydana geldi. Bu müdahaleler hem insani hem de askeri müdahaleler şeklinde olmuştur; BM ((UNOSOM I ve II misyonları) şemsiyesi altındaki ABD önderliğindeki müdahale, AMISOM müdahalesi ve Etiyopya müdahalesi en önemli müdahaleleri oluşturmaktadır. Etiyopya'nın gerçekleştirdiği müdahale, son on yıl boyunca bilim adamları arasında, Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletlerin bakış açısıyla analiz edilen müdahaleler arasında büyük ilgi gördü. Bununla birlikte, Etiyopya'nın Somali'ye müdahalesinin bütünsel bir incelemesi hala mevcut değildir. Bu çalışmanın hedefleri: müdahaleye neden olan meseleleri incelemeyi, bu devlet destekli müdahalenin temelini oluşturan yasal zemin ve bunun Somali üzerindeki sonuçları yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde desteklemeyi içermektedir. Çalışma, çalışma hedeflerini test etmek için nitel araştırma metodolojisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri; gazeteler, dergiler, Etiyopya ve Somali'nin Anayasası gibi yasal hükümet belgeleri, Birleşmiş Milletler kararları, yayınlanmış kitaplar ve bu konuda yayımlanmamış akademik çalışmaları içeren İkincil veri kaynaklarından toplanmıştır. Çalışma bulgularına dayanarak yapılan araştırma, Somali'deki Etiyopya hükümetinin işgalinin TFG hükümetinin kapasitesini güçlendirmek ve İslamcı ideolojik etkinin Etiyopya ve dünyadaki yayılmasını durdurmak olduğunu ortaya koydu. Etiyopya misyonunun yasallığı üzerine, bulgular bu istila ile aynı çizgide sayılmayacağını; BM Tüzüğünün 2 (4) ve 51 inci Maddelerinin ruhu, önemli etki ve ölçek gerekliliğini yerine getirme konusunda başarısız olur. Ayrıca, Etiyopyalı istilasının sonuçlarının da ortaya çıktığını ortaya koydu: Orta ve Güney Somali'de güçlendirilmiş terörizm, klan davalarına katılmış, genel nüfus için ekonomik erime, genç işsizliği ve çok bölünmüş bir siyasi devlet habercisi. Bu bağlamda, çalışma Etiyopya işgalinin bölgesel bir hegemon olarak hareket ederek motive olduğu ve BM tüzüğü uyarınca sınırlı bir meşruiyetle Somali halkına önemli sosyo-ekonomik maliyetlerle sonuçlandığı sonucuna varmıştır.Master Thesis 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Türk Dış Politikasına Etkileri(2017) Baykara, Sevin; Ünal, HasanTürk dış politikası, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi öncesine kadar ABD ve Avrupa ülkeleriyle sorunlar yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir. Tarih boyunca dönemsel etkenler ile yakınlaşan ve gerginleşen Türkiye-Rusya İlişkileri ise Suriye krizi ile çatışan fikirler devam ederken Rus uçağının düşürülmesiyle ekonomimizi ve yatırım projelerini etkileyecek boyutlara ulaşmıştır. Türkiye, kurtuluş mücadelesini verip anayurdunu düşmanlardan temizledikten ve Misak-ı Milli sınırları içerisinde Cumhuriyetini ilan ettikten sonra, 1960 yılından itibaren darbe girişimleri ve darbelere sahne olmuştur. 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti, daha önce örneği olmayan bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalmıştır. Fethullah Gülen'in (FETÖ) bugünlere gelişi, ABD'den oturum iznini nasıl aldığı ve iadesinin istenmesinin hala tartışma konusu olarak devam ettiği görülmektedir. Darbe girişiminden sonraki süreçte ise olası senaryolar üzerinde durulmaktadır. Ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanması, terör eylemlerinin son bulması Türkiye'nin öncelikli hedefleri haline gelmiştir. Buradan hareketle tezimizin amacı 15 Temmuz darbe girişimi ve Türk dış politika üzerindeki yansımalarını niteliksel literatür taraması ışığı altında analiz etmektir. Anahtar Sözcükler: Türkiye, Rusya, Uçak krizi, Darbe, FETÖ, ABDMaster Thesis Suriye İç Savaşı ve Türkiye'nin Sınır Ötesi Harekâtlarının Önemi(2022) Köse, Engin; Orhan, Duygu DersanOrta Doğu coğrafyasında 2010 yılında başlayan Arap Baharı ayaklanmaları kısa sürede Suriye'ye de sıçramış ve ülkede iç savaş başlamıştır. Türkiye, sınır komşusunda mevcut statükonun sarsılması ve ardından yaşanan iç karışıklığın sonlandırılması için gerekli girişimlerde bulunmuşsa da fayda etmemiştir. Söz konusu iç karışıklık, Suriye'nin kuzeyinde, rejim tarafından kontrolün kaybedilmesini ve bölgede terör örgütlerinin oluşmasını sağlamıştır. Suriye'deki terör grupları Türkiye'ye saldırmış ve terör eylemleri gerçekleştirmiştir. Türkiye, bölgedeki şiddetin sonlandırılması için dünya kamuoyundan uluslararası hukuk çerçevesinde destek beklemiş; ancak Suriye sadece uyarılmış ve kınanmıştır. Türkiye, artan terör saldırıları neticesinde sınırının terörden arındırılması için askerî operasyonlar düzenlemiştir. Söz konusu gelişmeler kapsamında bölgeye yönelik gerçekleştirilen stratejik hamleler önem arz etmeye devam etmektedir.Master Thesis 28 Şubat ve 27 Nisan süreçlerinde TBMM ve basında sivil vurgusu(2010) Küçüker, Melda; Selçuk, Fatma ÜlküTezde, askeri müdahaleler karşısında Türkiye Büyük Millet Meclisi ve basında sivil vurgusu konusunda bir çalışma yapılmıştır. 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2007'deki askeri müdahaleler karşılaştırılarak incelenmiş, söz konusu müdahaleler öncesi ve sonrası ikişer aylık dönemde İslami yönelimli Zaman ve Yeni Şafak gazeteleri, meclis tutanakları ve hükümet programları üzerinden `sivil' ve `sivil toplum' vurgusunun frekans analizi yapılmıştır. Bu tezin kaleme alınmasının ardındaki temel etken, Türkiye'de 80 sonrası siyasi söylemin önemli bir parçasını oluşturan `sivil toplum'a, askerin olası müdahalesi karşısında, buna karşı durmak isteyen kesimler arasında yer alan İslami söyleme sıklıkla başvuran siyasi grupların güç kazanmak üzere göndermede bulunup bulunmadıklarını görebilmektir. Frekans analiziyle incelenen gazetelerde askeri müdahaleler sonrasında `sivil' olana vurgunun 28 Şubat 1997'den sonra arttığı gözlemlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Sivil Toplum, Sivil, Ordu, Demokrasi, İçerik analiziMaster Thesis Askeri Darbeler ve Türk Dış Politikası(2011) Demiriz, Merve; Bal, İdrisDış politika, ülkelerin maddi ve manevi çıkarları doğrultusunda uzun dönemli ve genel olarak belirlenir. Dış politikada uygulanan ilkeler ülkelerin uluslar arası sistemdeki yeri ve öneminin odak noktasıdır. Askeri darbeler ise az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde daha sık olmak üzere yüzyıllardır tüm dünyada görülen ordunun siyasi iradeye el koyması ve yönetimi ele geçirmesidir. Askeri darbe seçimle iş başına gelen sivil iradeyi ortadan kaldırır, bu durum demokrasiye büyük zarar verir. Türk dış politikası da genel ve uzun dönemli ilkelere göre belirlenmiş, dış politika uygulamaları tarihin belirli dönemlerinde askeri darbelerle durma noktasına gelmiştir.Türk siyasi tarihi askeri darbeleri Osmanlı Devleti'nden kötü bir miras olarak almış, demokrasi ilk olarak 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi'yle sekteye uğratılmıştır. Bu darbenin gerekçesi, on yıl süresince yönetimi elinde bulunduran Demokrat Parti Hükümeti'nin otoriter yönetimine son verip, iç ve dış politikadaki yanlış uygulamalarını değiştirmektir. Cemal Gürsel önderliğindeki Milli Birlik Komitesi yönetimi ele almıştır. Demokrasi bu darbeden on bir yıl sonra demokrasi 12 Mart 1971 tarihinde Süleyman Demirel Hükümeti'ne verilen Muhtıra ile bir kez daha sekteye uğratılmıştır. Bu askeri müdahalede yönetim ordu tarafından tamamen ele alınmamış, mevcut sivil irade istifa zorlanmış ve ordu kendi isteği doğrultusunda bir hükümet kurdurmuştur. Türk demokrasi tarihine en büyük darbe ise 12 Eylül 1980 Askeri Müdahalesi olmuştur. Org. Kenan Evren yönetimindeki Milli Güvenlik Konseyi yönetime el koymuş, üç yıl süresince ülke yönetiminden sorumlu olmuştur. Ordu tarafından gerçekleştirilen üç müdahale de demokrasiye büyük zarar vermiştir. Askeri darbe yönetimleri oy kaygısı taşımadıkları, konuyu bilmedikleri ve gayri meşru iktidarları meşrulaştırma amacından dolayı dış politikada esnek ve statükoya aykırı kararlar almaktan kaçınmamış, alınan kararlarla Türk dış politikası durma noktasına gelmiştir.
