18 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 18
Article Hukuk Eğitim ve Öğretiminde Bir Olanak Olarak Lisans Araştırma Projeleri(İz Dergisi, 2014) Şimşek, Aslı; Öner, Altın Aslı Şimşek; Öner, Altın Aslı Şimşek; Law; LawSon dönemde hukuk eğitimi ve öğretimi üzerine başta akademi olmak üzere çeşitli mecralarda yoğun tartışmalar yürütülmekte, konu üzerine sempozyum, panel, konferans, çalıştay gibi akademik çalışmalar yapılmaktadır. Hukuk eğitimi ve öğretimi meseleleri her ne kadar birkaç yıldır popüler hale gelmiş gibi görünse de hukuk eğitimine ilişkin geçmişten beri süregelen sorunlar mevcuttur. Fakat son zamanlarda dikkatlerin bu noktaya çekilmesinin ana nedeni hukuk fakültelerinin kalabalık sınıfları dolayısıyla öğrencilerin akademisyenlerle birebir iletişime geçmekte zorluk çekmesi, derslerin genellikle konferans şeklinde işlenmesi dolayısıyla öğrencilerde hukuk öğreniminin birtakım mevzuatı ezberlemekten ibaret olduğu algısına yol açmasıdır. Bunları kısaca altyapısal sorunlar olarak ifade edebiliriz.Article Atatürk Orman Çiftliği Nasıl Kurtulur?(İz Dergisi, 2015) Şahin, Savaş ZaferGeçtiğimiz aylarda, TMMOB’a (Türk Mühendis ve Mimarlar Odası Birliği) bağlı meslek odalarının açtığı önemli bir davada mahkemelerin aldığı kararlar siyasi bir tartışmanın odağına oturdu. Yeni başbakanlık binasının yapımı için Atatürk Orman Çiftliğinin sit derecesinin birinci dereceden üçüncü dereceye düşürülmesine ilişkin Koruma Bölge Kurulu kararı ve ilgili plan kararları iptal edilmişti. Medya bu gelişmeyi “AOÇ kurtuldu” başlığıyla vermeyi tercih etti. Yazılanlara göre yeni Başbakanlık binasının yıkılması gerekiyordu. Peki gerçekten de AOÇ kurtuldu mu? Ya da bir idare mahkemesi yürütmenin başına ev sahipliği yapacak bir yapıyı yıkarak AOÇ’yi kurtarma kudretine sahip mi?Article “Psikolog” olmanın dayanılmaz cazibesi(İz Dergisi, 2014) Alkan, NeşeÜniversitelerin Psikoloji bölümlerine öğrencilerin ilgilerinin giderek arttığını görüyoruz. Psikolojiyi bu kadar cazip kılan nedir? İnsanı, duygu, düşünce, davranışı ile yaşadığı her ortamda anlamak, bir bütün olarak anlamak, yönlendirmek ve yardımcı olmak pek çok insanın iş hayatında yaşamak istediği bir doyum olsa gerek. Hem eğitiminde, hem de meslekte sunduğu çeşitli uzmanlık konuları bu mesleği galiba daha da çekici hale getiriyor. Doğum öncesinden ölüme kadar insanı incelen gelişim psikolojisi, insanın normal dışı hallerini inceleyen klinik psikoloji, sosyal hayatta ve başka insanların varlığında inceleyen soysal psikoloji, iş yaşamında insanı inceleyen endüstri örgüt psikolojisi, duyum, algı, öğrenme ve zihinsel süreçleri inceleyen deneysel/bilişsel psikoloji, suç ve insanı değerlendiren adli psikoloji. Bu liste daha da uzayabilir, trafik psikolojisi, spor psikolojisi, eğitim psikolojisi, sağlık psikolojisi, politik psikoloji. İnsan ihtiyaçları arttıkça ve değiştikçe bu liste daha da uzayacağa benzer.Article Neden Grafik Tasarımı Bölümü?(İz Dergisi, 2014) Karabacak, İnciGünümüzde ülke, devlet, kuruluş, marka ve kişiler olmak üzere makro düzeyden mikro ölçeğe kadar her alanda gittikçe artan bir değer kazanan görsel iletişim açısından grafik tasarımı önemli bir rol üstlenmektedir. Kurumsal kimlik, ambalaj, marka, reklam gibi çeşitli öğelerin inşası grafik tasarım aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Tarih öncesi devirlerde insanoğlunun mağara duvarlarına çizdiği resim ve işaretler görsel iletişimin temelini oluşturmuştur. Bu ilk yazılı ifadelerde resim ve yazının iç içe geçtiği görülmektedir. Ancak zamanla resimsel özelliklerinden soyutlanan ve sembollere dönüşen yazı, özgün kimliğine kavuşmuştur. Grafik tasarım, yazı ve resimin birbirini tamamlayacak şekilde birlikte kullanımını sağlayan bir pratik olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihsel süreçte, yazı ustaları, sanatçılar gibi çok sayıda insanın gelişimine katkı sağladığı grafik tasarımın günümüzdeki yapısını kazanmasında 19.yy. sonu ve 20.yy. başında gelişen sanat akımlarının önemli katkıları bulunmaktadır (Bektaş, 1992: 9).Article Aviyonik Teknisyenliği Lisans Programı(İz Dergisi, 2014) Pakfiliz, AhmetTürkiye’de havacılık 2000’li yılların başından itibaren hızlı bir gelişim ivmesi kazananmıştır. Bu kapsamda 2002 yılında toplam 532.531 olan havayolu trafiği, 2011 yılına kadar %150,10 büyüyerek 1.331.835’a ulaşmıştır [SHGM 2012]. Bu hızlı gelişim havacılık ile bağlantılı iş dallarına yönelimi arttırmıştır. Türkiye’de Havacılık alanındaki kalifiye işgücündeki arz talep dengesinin kurulabilmesi için sivil havacılık eğitim kurumları sayısında önemli artışlar yaşanmıştır. Üniversitelerin 2013-2014 akademik yılı programları kapsamında, sivil havacılık alanındaki toplam 12 bölüm için 4.952 kontenjan açılmıştır [EREL C. 2013].Article SAĞLIK TURİZMİNİN YENİ YILDIZI; TÜRKİYE(İz Dergisi, 2015) Güzel Şahin, GoncaSağlık Turizmi; insanların tedavi olmak amacıyla yaşadıkları ülkeden, kaliteli ve görece daha ucuz hizmet alabilecekleri başka ülkelere seyahat etmeleri olarak tanımlanmaktadır. Bu seyahatte tedavi amaçlı giden kişiye de “sağlık turisti” denilmektedir. Dünyanın her yerinden milyonlarca insan daha sağlıklı bir yaşam için başka ülkelere seyahat etmektedir. İnsanların kaliteli sağlık hizmetlerine daha uygun fiyatlarla kısa sürede erişimini sağlayan sağlık turizmi, sağlık işletmeleriyle birlikte konaklama, ulaşım, yiyecek-içecek sektörü de dahil birçok sektörü içine alarak ülke ekonomisine büyük katkılar sağlamaktadır.Article Gastronomia(İz Dergisi, 2015) Güzel Şahin, Goncaİz Dergisi’nin “Gastronomia” ( İtalyanca ve İspanyolca “yemek sanatı”) köşesinde bu sayıdan itibaren “yemek” gibi lezzetli bir konuyu kültür, sanat ve tarih boyutlarıyla anlatacağım. “Gastronomi” kelimesine ilk olarak Antik Yunan’da rastlanmaktadır. Sicilyalı Yunan Archestratus’un MÖ 4.yüzyılda yazdığı bir kitap Akdeniz Bölgesi için yazılmış en eski yiyecek ve şarap rehberidir, bu kitabın adı “Gastronomia”’dır . “Gastro” mide ile ve dolayısıyla ağızdan başlayarak tüm sindirim sistemi ile ilişkilidir. “Nomos” ise kural ya da düzenleme anlamına gelmektedir. Gastronomi yeme-içme ile ilgili tüm kural ve normları ifade etmektedir.Article Tıpta Plazma Teknolojisi(İz Dergisi, 2015) Şaşmazel, Hilal; Sürücü, SedaPlazma sözcüğünü fizik dünyasına yazılı olarak sunan ilk kişi Langmuir’dir. Langmuir 1929 yılında gaz deşarj tüpleri üzerine yaptığı çalışmalarda plazmanın bir canlı gibi davrandığını düşünmüş ve iyonlaşmış gaz topluluğuna daha çok yakışacağını düşündüğü plazma adını vermiş. Plazma, içerisinde yüksüz türleri, negatif ve pozitif yüklü elektronları içeren iyonlaşmış gaz halidir. Evrenin % 99’u plazma durumunda, geriye kalan % 1’in bir bölümü katı, çok küçük bir bölümü de sıvı durumunda. Kuşkusuz, gaz durumundaki her ortamı plazma olarak tanımlayamayız. Ancak kozmik koşullar altında, soğuk yıldız atmosferleri plazma özelliği sergiler. Evrende hali hazırda var olan astro-plazmanın yanısıra, laboratuvarda oluşturulan plazma iki ana gruba ayrılabilir; yüksek sıcaklık veya füzyon plazma ve düşük sıcaklık veya gaz-yük boşalım plazması. Sıcak plazmaya örnek olarak güneş sistemi verilebilir. Soğuk plazma ise laboratuvar koşullarında elektriksel boşalım veya ışık kaynaklarıyla oluşturulabilir.Article GÖNÜLDEN PAYLAŞIMLA BARIŞ(İz Dergisi, 2013) Selçuk, Fatma ÜlküBarış içinde yaşam, insanın güvenlik, denge, istikrar, uyum, huzur gibi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi açısından önemlidir. Son birkaç yüzyıl, dünya barışının nasıl sağlanacağı konusunda farklı görüşlere sahne olmuştur. Liberaller serbest ticaretin ve uluslararası örgütlerin önemine vurgu yaparlarken, sosyalistler üretim ve paylaşım ilişkilerinin nasıl düzenlenmesi gerektiğine odaklanmışlardır. Çevre konusundaki farkındalığın artması ise insanın dünyada yalnız olmadığını hatırlatmış, sürdürülebilir bir yaşamın olanakları daha fazla araştırılır olmuştur. Barışla bağlantılı akademik çabalar, dünya savaşlarının, bölgesel, ülkeler arası ve ülke içi çatışmaların patlak verdiği bir ortama rağmen devam etmiştir. Bu metin de silahlar yerine insanların konuştuğu, anlaştığı bir dünya için gönülden iletişimin ve paylaşımın önemine dikkat çekmek üzere 2011 yılında ‘Mekan ve Kültür’ Sempozyumunda sunmuş olduğum basılmamış tebliğimin bazı bölümlerini içermektedir.Article Kararlarımızı Biz mi Seçiyor Muyuz?(İz Dergisi, 2015) İnan, Aslı Baharİnsanın zihinsel süreçlerin altında yatan mekanizmaları ve bunların davranış üzerindeki etkilerini bilimsel olarak çalışan psikolojinin alt alanına bilişsel psikoloji denilmektedir. Bilişsel psikoloji, üst düzey kognitif süreçlerin, birkaç örnek verecek olursak düşünme, problem çözme, karar verme, algı, hafıza ve öğrenmenin nasıl işlediğini araştırır. Bu durumda bir davranışın neden ortaya çıktığını anlamaya çalışmak o davranışın öncelikle “belirlendiği” prensibine dayanmaktadır. Determinizm ya da belirlenircilik dediğimiz bu görüşte evrendeki bütün olayların bilimsel yasalarla belirlenmiş olduğu savunulmaktadır. Bizim de yapmaya çalıştığımız iş, zihinsel süreçleri ve davranışları nelerin belirlediğini bilimsel yöntemler kullanarak bulmaya çalışmak olduğundan, akla gelebilecek bir soru da davranışlar bir takım kurallar ve kanunlar tarafından belirlenilmiş ise, seçim nerede ve ne zaman işin içine giriyor?

