Search Results

Now showing 1 - 10 of 43
  • Article
    Türkiye’de Engelli Farkındalığı ve Engelli Bireylerin Adalete Web Erişilebilirlikleri Üzerine Bir Değerlendirme
    (Bilgi Dünyası, 2014) Ertürk, Korhan Levent; Şimşek, A. Aslı; Songür, Damla Gülseren; Şengül, Gökhan
    Fiziksel veya zihinsel nedenlerle bazı hareketleri, duyuları veya işlevleri kısıtlı olan bireyler toplumun bir grubunu oluşturmaktadır. türkiye’de bu bireyler ve/veya çevreleri toplumda doğrudan ya da dolaylı olarak çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Günümüzde eğitim, sağlık, adalet, sosyal güvenlik gibi alanlarda bu durum sıklıkla görülebilmektedir. Söz konusu bireyler sorunlarıyla ilgilenilmesini ve çözüme kavuşturulmasını istemektedirler. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi anılan sorunların çözümüne yönelik çalışmalar ile doğrudan ilişkilidir. Çalışmamız, bazı hareketleri, duyuları veya işlevleri kısıtlı olan bireylerin ortak bir terimle ifade edilmesi, engelli birey farkındalığının ortaya konulması ve bu bağlamda ilgili bazı web sitelerinin bu bireyler açısından yeterliliğinin sorgulanmasına yöneliktir. Web sitelerinin olabildiğince erişilebilir yapılması engelli kullanıcılara diğer bireyler ile eşit hakların sağlanmasına katkı sağlayabilecek, bilgi ve iletişim kaynaklarını çeşitlendirebilecektir.
  • Article
    Hukuk Eğitim ve Öğretiminde Bir Olanak Olarak Lisans Araştırma Projeleri
    (İz Dergisi, 2014) Şimşek, Aslı; Öner, Altın Aslı Şimşek; Öner, Altın Aslı Şimşek; Law; Law
    Son dönemde hukuk eğitimi ve öğretimi üzerine başta akademi olmak üzere çeşitli mecralarda yoğun tartışmalar yürütülmekte, konu üzerine sempozyum, panel, konferans, çalıştay gibi akademik çalışmalar yapılmaktadır. Hukuk eğitimi ve öğretimi meseleleri her ne kadar birkaç yıldır popüler hale gelmiş gibi görünse de hukuk eğitimine ilişkin geçmişten beri süregelen sorunlar mevcuttur. Fakat son zamanlarda dikkatlerin bu noktaya çekilmesinin ana nedeni hukuk fakültelerinin kalabalık sınıfları dolayısıyla öğrencilerin akademisyenlerle birebir iletişime geçmekte zorluk çekmesi, derslerin genellikle konferans şeklinde işlenmesi dolayısıyla öğrencilerde hukuk öğreniminin birtakım mevzuatı ezberlemekten ibaret olduğu algısına yol açmasıdır. Bunları kısaca altyapısal sorunlar olarak ifade edebiliriz.
  • Article
    #direngerçek!
    (Bilim ve Teknoloji, 2013) Hoş, H. Serdar
    “Politika” Türk Dil Derneği’nin sözlüğünde “devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı” olarak tanımlanmıştır. Sözlükten gerçek hayata uzanan patika yola adım attığımızda politikanın yani devlet yönetme sanatının nasıl şekillendiği ve bunu icra edenlerin nasıl bir üslup kullandıkları büyük önem taşımaktadır. Gördüğüm kadarıyla ülkemizde bu sanat zanaatle sınırlı kalıyor. İzlenen stratejinin (eğer bir strateji varsa) politik söyleme ne kadar yansıdığı ya da siyasilerimizin politik üslubunun ne derece sanatçı özeni taşıdığı tartışmalı. Acaba ülkemizdeki yöneticiler politika mı yapıyor yoksa başka bir şey mi? Bunun cevabını verirken çerçevenin dışında kalanlarla içinde kalanların bağını koparmadan bir tablo sunmak oldukça zordur.
  • Article
    Bağımsız İzleme ve Seçimlere Hak Temelli Bakmak: 30 Mart ve 10 Ağustos
    (2017) Taştan, Nejat; Sever, Çiğdem
    Türkiye’nin bu yılki önemli hukuk gündemlerinden biri önce 30 Mart ve 1 Haziran, sonra 10 Ağustos’ta yapılan seçimlerdi. Bu yazıda seçim sonrası ortaya çıkan hukuki sorulardansa insan hakları temelli ve hak ihlallerine odaklanan bir yaklaşımla Bağımsız Seçim İzleme Platformu1 tarafından yapılan seçim gözlemi sonuçları ve iki seçimde de ortaya çıkan bazı sorunlara yer verilecektir. Bağımsız seçim gözlemi ilk olarak 2011 genel seçimlerinde 10 ilde2 , 2014 yerel seçimlerinde ise 17 ilde gerçekleştirilmiştir.3 Yerel seçimlerde 17 ilde 466 yerde oy verme yerinde (OVY) 1483 sandıkta oy verme, 272 sandıkta ise oy sayımı işlemi gözlemi yapılmış ve sonuçlar raporlanmıştır.4 10 Ağustos Cumhurbaşkanı Seçimi'nde ise 14 ilde gözlem yapılmıştır.
  • Article
    Eski Köye Yeni Adet: Hukuk ve Edebiyat Çalışmaları
    (Hukuk Kuramı, 2017) Şimşek, A. Aslı
    Öncelikle başlıkta geçen “eski köye yeni adet”in ne olduğundan bahsetmek uygun olacaktır. Hukuk; hem bir kurallar sistemi olarak kadim zamanlardan, hem de ülkemiz özelinde toplumsal düzeni biçimlendirici bir mekanizma olarak Türk modernleşmesinin başından beri kullanılan bir argüman olmuştur. Hukukun eski köy olması bir parça buradan gelmektedir. Konumuz itibariyle, hukuk eğitimine ilişkin tartışmaya açılmış birçok unsurun ise eski köyün sakinleri olduğu görülmektedir. Bunların başında hukuku hukukla açıklama, pozitif hukuk metinleri üzerinden dersleri yürütme ve fakat o hukuk kuralının hangi toplumsallığa işaret ettiğine değinmeme gibi teknik ve pozitivist bir yöntemin benimsenmiş olması gelmektedir. Bunlara derslerin kalabalık amfilerde konferans şeklinde işlenmesi, ders programlarının yenilenmemesi, derslerin üzerine kurulu olduğu pozitif hukuk metinleri ve onları açıklayan ders kitapları yerine öğrencinin sadece satın aldığı fotokopilerden çalışarak dersi geçme notu almaya yönelmesi eklemlenmektedir. Böylece diğer disiplinlere ve sosyal bilimlere kendini büyük ölçüde kapatan hukuk eğitimi muhafazakarlaşmakta ve adeta böyle gelmiş böyle giden bir eski köy düzeni sürmektedir.
  • Article
    El Yazılı Vasiyetname
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Özbey, Serap
    Bir kişinin, son arzu ve isteklerine ilişkin olarak yapmış olduğu ve hüküm ve sonuçlarını kişinin ölümünden sonra doğuracak olan işlemlere hukuk düzeninde ölüme bağlı tasarruf denilmektedir1 . Öğretide ölüme bağlı tasarruflar, şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar ve maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf düzenlerken uyması gerekli şekil kurallarını; maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar ise, düzenlenen ölüme bağlı tasarrufun içeriğini oluşturan mirasbırakanın son arzularını ifade etmektedir2 . Türk Medeni Kanunu’nda sadece iki şekil tipi kabul edilmektedir. Bunlar, “vasiyetname” ve “miras sözleşmesi” dir.
  • Article
    “iklim Davaları”nın Ardındaki Hukukçu Desteği: Oslo İlkeleri
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Yılmaz Turgut, Nükhet
    HUKUKÇULARIN ÇEVREYİ KORUMA GİRİŞİMLERİ: Dünyanın çeşitli yörelerinden hukukçular, değişik görev alanlarındaki konumlarıyla, yaklaşık elli yıldır çevreyi koruma mücadelesi vermektedir. Kuramsal düzeyin yanı sıra pratikte de yoğunlaşan bu çabaların odak noktası,“yerleşik hukuk anlayışını ve bunu yansıtan hukuki düzenlemeleri, çevrenin korunması yönünde işlevsel kılmak ve çevre korumaya uygun, gelenekseli sorgulayan, yepyeni kuralların kabulünü sağlamak” şeklinde özetlenebilir. Son yıllarda bu mücadele iklim değişikliği konusunda yoğunlaşmıştır. Bunun ana nedeni, başlangıçta pek önemsenmeyen bu sorunun hem “insan kaynaklı olduğunun” hem de önlem alınmazsa tüm canlı yaşamına yönelik “ciddi tehlikeler” yaratacağının bilim çevrelerince kabulüdür. Bu tür çabaların özellikle yine son yıllarda yoğunlaştığı boyutlardan birisi de “yargı organları aracılığıyla devletleri harekete geçirmektir”. Bunun nedeni de sorunun ciddiyetinin netleşmesine karşın, devletlerin buna uygun düzenleme ve uygulamaları, Yasama ve Yürütme düzeyinde yapmamalarıdır. İşte Oslo İlkeleri hukukçuların çabalarının yeni örneklerinden birisi olarak bu evrensel gerçekler temelinde hazırlanmış olup “iklim davaları” için de gerekli verileri sağlamaktadır.
  • Article
    YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU’NDA AİLE İKAMET İZNİ: AİLE HAYATI HAKKI MI? AİLE BİRLEŞİMİ HAKKI MI?
    (Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2017) Elçin, Doğa
    Aile birleşimi, aile üyelerinin, başka bir ülkede hukuka uygun şekilde diğer bir deyişle düzenli bir şekilde yaşayan ya da çalışmakta olan diğer aile üyelerine katılmasıdır. Aile ikamet izni, yabancıların temel hak ve özgürlüklerinden biri olan aile hayatı hakkı ile ilgilidir. Aile hayatı hakkı pek çok uluslararası sözleşmede düzenlenmiştir. Aile birleşmi hakkı ise görece daha az sözleşmede açıkça yer almaktadır. Aile ikamet izni Türk yabancılar hukukunda ilk kez Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu makalede, Anayasal ilkeler, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatı ışığında Türk hukukunda aile ikamet iznine ilişkin hükümler değerlendirilmiştir.
  • Article
    DESTAN MI, İHLAL Mİ?: AİHM’İN TEMMUZ 2013 TARİHLİ ÜÇ KARARI ÜZERİNE
    (2017) Sever, Çiğdem
    Gezi direnişi hakkında bir hukukçu gözüyle yazmak hukuka aykırılıkların çokluğu nedeniyle bir yandan kolay, bir yandan da çok zor. Bir tarafta polisin destan yazdığı söylemi ve Gezi olaylarında yargısal süreçlerin adalete içkin sorunları, diğer tarafta AİHM’in sadece Temmuz ayında verdiği üç karar da bu ikilemin bir parçası. O yüzden bu yazıda “hukuk” yazabilmek adına AİHM’in Türkiye’de gösterilere yapılan müdahalelerle ilgili Temmuz ayında birer hafta arayla verdiği üç karar ve bu kararların sonrasına ilişkin süreci ele alma yolu tercih edildi.
  • Article
    Adaletin Sağlanmasında Tutuklamanın Yeri
    (Bilim ve Teknoloji, 2013) Merki, Duygu
    Günümüzde, kelimelerin sözlük anlamları değiştirilerek halkın belleğiyle oynanmaya çalışıldığı gibi kimi zaman da izlenen politikalar ve yapılan uygulamalar ile kelime ve kavramların anlamları yok edilerek hayatımızdan çıkarılmaktadır. Bu yöntem ile sözlükteki anlamını değiştirmeye hiç gerek kalmadan hak, hukuk ve adalet kavramlarının içinin boşaltıldığı ve insanların zihinlerinde bunların hiçbir manaya sahip olmayan harf dizileri haline getirildiğini söylemek yanlış olmayacaktır.