Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Master Thesis
    Savaşın Dönüşümünde Teknolojik Gelişmelerin Etkisi
    (2007) Uşaklı, Ali Bülent; Bal, İdris
    Devletlerin dış politika aracı olarak tercih ettikleri savaş, genel anlamda, bir devletin diğerine iradesini kabule zorlamak maksadıyla kuvvet uygulamasıdır. İnsanlık tarihi kadar eski olan savaş ya da silahlı çatışma kavramı, tarihsel süreçte dönüşerek günümüzde önceki yüzyıllara göre farklı bir şekil almıştır. Savaşı dönüştüren en önemli faktör teknolojik gelişmelerdir. Bu çalışmada teknolojik gelişmelerin savaşı nasıl dönüştürdüğü, savaş ve barış felsefeleri ele alınarak ve Türkiye'ye yönelik değerlendirmeler de dahil edilerek incelenmiştir. Politikanın başka araçlarla devamı ve büyük bir düello olarak nitelendirilen savaş; nedenler, aktörler, hukuku ve kapsamı bakımından değişmiştir. Genellikle piyade ağırlıklı olarak yürütülen Birinci Dünya Savaşı öncesi dönem; ?birinci nesil?, ateşin ve ateş destek araçlarının yoğun olarak kullanıldığı Birinci Dünya Savaşı; ?ikinci nesil?, hızın ateş gücüne göre öne çıktığı İkinci Dünya Savaşı; ?üçüncü nesil? ve gerilla harekatı ya da ayaklanmaya karşı gelişmiş, düşmanı askerî değil siyasi olarak ve yalnızca savaş alanında değil yıllarca süren düşük yoğunluklu bir çatışmayla yenmeyi hedefleyen ve günümüzde de yaşanan dönem ise ?dördüncü nesil? savaş olarak isimlendirilmektedir. Bu nesillerin niteliklerini belirleyen en önemli etken olan silah teknolojilerindeki gelişmeler, savaşların taktik ve stratejik olarak planlarını, icrasını ve sonuçlarını etkilemiştir. Barutun, tüfeğin, tankın, hava gücünün, kitle imha silahlarının ve uzayın kullanılması; savaşlarda dönüşüme ve paradigma kaymasına neden olmuştur. Günümüzde savaşlar cephe savaşı değildir. Gelecekte de sayıca fazla olmayan birliklerce düşmanın silahlı kuvvetlerini tamamen yok etme amacı gütmeyen asimetrik savaşlar söz konusudur. Yüksek teknoloji sayesinde haber alma, ateş ve yüksek isabet oranı imkanlarına rağmen, savaşların süresi kısalmamıştır. Gelecekte ülkelerin karşılıklı bütün kaynaklarını seferber ettiği savaşlar yerine; yüksek teknoloji ürünü silah sistemleriyle donanmış küçük grupların silahlı mücadelesi şeklinde, kısa süreli taktik başarılara dayalı ve daha çok silahlı örgütlerin taraf haline geldiği, uzun süreli silahlı mücadelelerin yaşanacağı değerlendirilmektedir.
  • Master Thesis
    Kamuda Seferberlik ve Savaş Hali Hazırlıkları (türk Silahlı Kuvvetleri Personel Seferberlik Sistemi ve Erbaş ve Er Seferberolma Faaliyetleri)
    (2010) Gödren, Müjdad; Ülker, Halil İbrahim
    Seferberlik, devletin tüm güç ve kaynaklarının; savaşın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hazırlanması ve kullanılmasına ilişkin faaliyetlerin uygulandığı ve kanunlarla vatandaşların hak ve özgürlüklerine geçici olarak bir takım sınırlamalar getirildiği durumdur. Seferberlik faaliyetleri sadece silahlı kuvvetleri ilgilendirmemekte, devletin sivil kurumları ile tüm halkı yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle seferberlik sisteminin amaçladığı hedeflere ulaşabilmesi, konu hakkında, halkın bilinçlenmesine ve tüm yönetim örgütünün üzerine düşen görevleri tam olarak yerine getirmesine bağlıdır.Bu çalışma; Kamuda Seferberlik ve Savaş Hali Hazırlıklarının (TSK Personel Seferberlik Sistemi ve Erbaş Er Seferber Olma Faaliyetleri) incelenmesini, konuyla ilgili mevzuatın ortaya konarak vatandaşların seferberlik ve savaş haline ilişkin mevzuat, uygulama ve teorik alanlardaki bilgi düzeylerinin tespit edilmesini amaçlamaktadır.İlk bölümde seferberliğin tarihsel sürecinden örnekler ve seferberlik hakkındaki genel bilgiler ile tezin kapsamı, önemi, amacı, yöntemi ve soruları yer almaktadır. İkinci bölümde idare hukukundaki olağanüstü yönetim usulleri incelenmiş ve seferberliğin bu açıdan değerlendirmesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde kamuda seferberlik ve savaş hali hazırlıkları açıklanmaya çalışılmış ve bu kapsamda ilgili kurumların görev ve sorumlulukları anlatılmıştır. Dördüncü bölümde Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Seferberlik Sistemi açıklanmış ve Asteğmen, Çavuş, Onbaşı ve Er rütbesindeki personelin seferberlik hazırlıkları incelenmiştir. Beşinci bölümde terhis olarak yedek statüsüne geçmiş personelde seferberlik konusundaki bilgi düzeyinin tespit edilmesi maksadıyla yapılan anket çalışmasının bulgularına yer verilmiş ve son olarak altıncı bölümde bu anket sonucunda ortaya çıkan analizler ile tezin teorik kısmındaki bilgiler birleştirilerek değerlendirme ve önerilerde bulunulmuştur.Araştırma kapsamında seferberlik konusundaki bilgi düzeyinin tespit edilmesi maksadıyla 10 sorudan oluşan ankete verilen cevapların değerlendirilmesi sonucunda, bu konudaki bilgi düzeyinin düşük seviyede olduğu saptanmıştır.Bu da ülkemizde konuyla ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından kamuoyuna yeterli bilgilendirme yapılmadığı gerçeğini ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler:Seferberlik,Olağanüstü Yönetim Usulleri,TSK Personel Seferberlik Sistemi.
  • Master Thesis
    Rusya Federasyonu'nun Suriye İç Savaşı'ndaki Dış Politikası: 2011-2016
    (2017) Günay, Serdal; Karasar, Hasan Ali
    Rusya Federasyonu'nu tarihsel süreç içerisinde siyasi, ekonomik ve askeri dalgalanmalar yaşadı.1721'de Çarlık Rusya'sı ile başlayan büyüme, 1917devrimi ile yerini Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne (SSCB) bıraktı. Sovyetler Birliği'nin 1991'de parçalanması sonucunda Rusya Federasyonu dünyadaki yerini aldı. Rusların küresel düzlemde yaşadığı gelişmelerle inişli çıkışlı süreçleri oldu. Ancak Ruslar her zaman ayağa kalkmayı başarmıştır. Rusya Federasyonu'nu bir yandan Çarlık İmparatorluğu üzerinden diğer yandan da Sovyetler Birliği gibi süper güç üzerinde ayağa kalkmaya başladı. Bugünkü Rusya Federasyonu'nun Suriye İç Savaşı'ndaki Dış Politikasını anlayabilmemiz için küresel iki gücün tarihsel arka planının iyi kavranması gereklidir. Rusya Federasyonu'nun Dış Politikasını, Suriye İç Savaşı'ndaki kodlarla anlayabiliriz. Bu kodların merkezi Rusya Federasyonu'nda, uzantısı Suriye Devleti'ndedir. Rusya'nın küresel ve bölgesel gelişmelerdeki etkisi Kafkasya, Asya ve Ortadoğu'da derinleşmeye başladı. Rusya, coğrafi yakınlığını, askeri gücü doğrultusunda bölgesel ve küresel şekilde kullanmaktadır. Rusya, askeri gücünün yanında diplomasi kabiliyetini de kullanarak ülkeler üzerinde siyasi nüfuz oluşturmuştur. Rusya, uluslararası siyasal sistemde ABD, Avrupa Birliği ve bölgesel güçlerle rekabet içerisindedir. Rusya Federasyonu, uluslararası alanda Rusların çıkarlarını korumak üzerine kurduğu dış politikasını Suriye'de hayata geçirdi. Rusya, Suriye İç Savaşı'nda Beşar Esad'ın yanında yer aldı. 2010 yılında Arap ülkelerinde ortaya çıkan 'Arap Baharı', Ortadoğu'da önemli siyasi sonuçlar ortaya çıkardı. 'Arap Baharı'; kimine göre 'halk ayaklanması', kimine göre 'devrim', kimine göre 'terör' dür. 18 Aralık 2010 yılında Tunus'ta Muhammed Buazizi'nin kendini yakmasıyla başlayan ve sırasıyla Lübnan, Mısır, Yemen, Bahreyn, Libya, Ürdün, Irak ve Suriye'ye yayılan halk ayaklanmaları aslında hem küresel hem bölgesel statükoya isyandır. ABD'nin başının çektiği Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan ile Rusya'nın öncülük yaptığı Çin, İran, Suriye ülkeleri arasındaki çıkar çatışması, Suriye İç Savaşı'nın uzamasına neden oldu. İç savaş, 6'ıncı yılını geride bıraksa da binlerce insan hayatını kaybetti ve milyonlarca insan göçe zorlandı. Buna rağmen Suriye İç Savaşı'nın kısa sürede çözülmesi zor gibi görünmektedir. Uluslararası güçler, Suriye İç Savaşını uzun süredir bölgesel örgütleri kullanarak yürütmektedir. Suriye'nin normalleşebilmesi için Rusya ve ABD'nin küresel, bölgesel ve yerel örgütlerle bir araya gelerek ortak çözüm oluşturması gereklidir. Bu iki ülke masada çözüm geliştiremezse doğası gereği ya bir yenilgi ya da bir galibiyet yaşayarak çözüm olacaktır. Anahtar Sözcükler: Suriye İç Savaşı, Rusya, Rus Dış Politikası, İç Savaşın Kodları, Rusya ve ABD, Halk Ayaklanmaları, Diplomasi, Küresel Güçler,
  • Master Thesis
    Irak-iran İlişkileri: 1980-2018
    (2019) Mıshaal, Husseın Abdullah; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Bu tez çalışması, 1980 yılından günümüze Irak ve İran devletleri arasındaki siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkiler noktasında ortaya çıkan krizleri anlamlandırmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda her iki devletin rejimleri, etnik, dini ve mezhepsel yapıları göz önünde bulundurularak analiz yapılmıştır. Irak'ın yaklaşık bin kilometre kara sınırına sahip olduğu İran devletiyle ilişkileri geçmişten günümüze dönemsel olarak farklılık göstermiş, kimi zaman ortak çıkar ekseninde hareket edilmiş, kimi zaman ise çıkarların çatışması çerçevesinde hem bölgesel hem de küresel düzeyde problemlere neden olmuştur. Dünya'nın en büyük petrol ve maden rezervlerine sahip olan bu devletler, tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmanın yanı sıra, uluslararası aktörlerinde dönem dönem çatışma sahası olmuş ve uluslararası hegemonyalarını kanıtlama yolunda söz konusu bölgede güç mücadelesine girerek arkalarında bıraktıkları kan ve gözyaşlarıyla bu ülkeleri ve bölgeyi istikrarsızlığa sürüklemişlerdir. 1980 yılından günümüze İran ve Irak devletleri arasında süregelen ilişkiler literatürde genel olarak körfez savaşlarına, bölgesel ve uluslararası aktörlerin tutumlarına veya iki devlet arasında çıkan bu savaşa yaklaşımlarına odaklanmaktadır. Bu minvalde; tez çalışmasında, 1980 yılı ve sonraki dönemin seçilmesinin temel nedeni, hem tarihsel açıdan uluslararası güç mücadelesinin en yüksek seviyede yaşandığı yıllar olmasından hem de takip eden süreci etkilemesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim söz konusu dönemde Ortadoğu bölgesinin kaderini derinden etkileyen olayların; hem iki ülke arasında, hem bölgesel anlamda hem de küresel anlamda yaşanmış olması bu düşünceyi; bir retorik ötesinde kanıtlar mahiyettedir. Buradan hareketle uluslararası akademi literatürüne mütevazı bir katkı yapmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda tez çalışmasının ilk bölümünde; tarihsel perspektiften Irak ve İran devletlerinin ilişkileri yaşadıkları temel problemler çerçevesinde analiz yapılacak, ikinci bölümünde; söz konusu dönemin iki önemli aktörü olan Nuri el-Maliki ve Tarık el-Haşimi'nin Irak'ın İran'a yönelik dış politika davranışlarındaki etkileri ortaya ii koyulacak; üçüncü bölümünde ise 1980 yılından günümüze Irak ve İran devletleri arasında yaşanan beş temel sorun ele alınarak ilişkiler analiz edilecektir. Nihayetinde sonuç bölümünde ise 1980 yılından günümüze Irak-İran ilişkileri söz konusu bölümlerde yapılan analizler çerçevesinde anlamlandırılacaktır. Anahtar Kelimeler: Irak, İran, Körfez Savaşı, Nuri El Maliki, Tarık El Haşimi