Search Results

Now showing 1 - 10 of 12
  • Master Thesis
    15 Temmuz Darbe Girişimi ve Türk Dış Politikasına Etkileri
    (2017) Baykara, Sevin; Ünal, Hasan
    Türk dış politikası, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi öncesine kadar ABD ve Avrupa ülkeleriyle sorunlar yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir. Tarih boyunca dönemsel etkenler ile yakınlaşan ve gerginleşen Türkiye-Rusya İlişkileri ise Suriye krizi ile çatışan fikirler devam ederken Rus uçağının düşürülmesiyle ekonomimizi ve yatırım projelerini etkileyecek boyutlara ulaşmıştır. Türkiye, kurtuluş mücadelesini verip anayurdunu düşmanlardan temizledikten ve Misak-ı Milli sınırları içerisinde Cumhuriyetini ilan ettikten sonra, 1960 yılından itibaren darbe girişimleri ve darbelere sahne olmuştur. 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti, daha önce örneği olmayan bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalmıştır. Fethullah Gülen'in (FETÖ) bugünlere gelişi, ABD'den oturum iznini nasıl aldığı ve iadesinin istenmesinin hala tartışma konusu olarak devam ettiği görülmektedir. Darbe girişiminden sonraki süreçte ise olası senaryolar üzerinde durulmaktadır. Ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanması, terör eylemlerinin son bulması Türkiye'nin öncelikli hedefleri haline gelmiştir. Buradan hareketle tezimizin amacı 15 Temmuz darbe girişimi ve Türk dış politika üzerindeki yansımalarını niteliksel literatür taraması ışığı altında analiz etmektir. Anahtar Sözcükler: Türkiye, Rusya, Uçak krizi, Darbe, FETÖ, ABD
  • Master Thesis
    Türkiye'nin Orta Asya Türk Devletleri Politikası Üzerindeki Rus Politik Etkisi
    (2010) Kılıçbeyleroğlu, Buğra; Başak, Cengiz
    Orta Asya tarihin başından beri Türk topluluklarının ana vatanı olma özelliğini korumuştur. Çeşitli zamanlarda belli devletlerin saldırısı ve hâkimiyetine geçmiştir. Bu tezde Türkiye'nin Orta Asya Türkleri ile olan ilişkileri dikkate alınacaktır. Türkiye kökenlerini Orta Asya'dan almış bir devlettir. Tarih boyunca da kesintilere de maruz kaldıysa da ilişkilerini büyüklü küçüklü ölçülerde sürdürmeye devam etmektedir. Soğuk Savaş öncesi dönemlerde olsun soğuk savaş sırasında olsun ya da sonrasında ilişkiler duraksasa da kesilmemiştir.Tabi bu ilişkilerin seyrini etkileyen bir takım politikalardan da söz etmek mümkündür. Özellikle bölgede büyük devletlerin politik çekişmeleri yaşanmıştır. Rusya bölge üzerinde kültürel açıdan olsun, ekonomik açıdan olsun ya da askeri açıdan olsun hala başat etkisini korumaktadır. Rus politikalarına karşı duruşları değiştiren ya da belirleyen bölgesel aktörler kendileri için doğru olana en yakın siyaseti izlemeye çalışmıştır. Afganistan, İran, Suudi Arabistan ve Türkiye'yi bu aktörler içinde saymak mümkündür. Rusya'nın bu politikalar üzerindeki etmen olma faktörü çok kutuplu dönemde bir süper güç olmasının dışında en yakın geçmişte Orta Asya'da siyasi birliği sağlayan son devlet olmasından da kaynaklanmaktadır. Böylece bölge bu döneminde Rusya'nın isteklerine göre şekillenmiş bir yapıya sahiptir. Rusya'nın yakın dönem çıkarları içinde hala önemini koruyan Orta Asya hem Rusya'nın güneyinde çok geniş sınırlarla komşu olmasıyla, enerji kaynakları açısından zenginliğiyle ve geçmişte yerleşmiş ve hala Orta Asya'da bulunan en kalabalık azınlık nüfusuyla bölgeyle olan ilişkilerini kesintisiz bir biçimde devam ettirmektedir.Bu durumlar da göz önünde bulundurulduğunda Rusya Türkiye ` nin Orta Asya politikası üzerinde ki belirleyici rolünü hala korumaktadır. Bu çalışmada bu etki üzerinde Türkiye'nin konumu incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Suriye Krizi Denkleminde Türkiye Rusya İlişkileri
    (2016) Kılıçarslan, Mehmet Tolga; Ünal, Hasan
    Tarih boyunca karşılıklı rekabet ve çatışma içerisinde geçen Türkiye-Rusya ilişkileri önce Milli Mücadele sonra da Soğuk Savaş döneminde (1965-1980) ekonomik ve ticari işbirliği şeklinde devam etmiş ve 2000'li yıllardan itibaren çok yönlü bir işbirliği halini almış ve özellikle enerji alanında gelişmiştir. 2010 yılından itibaren Kuzey Afrika'da başlayan ve hızla Ortadoğu'ya yayılan Arap Baharı ateşi Suriye'ye de sıçramış ve bölgedeki dengeleri alt üst etmiştir. Krizin başlamasından sonra Türkiye ve Rusya'nın bölgeye ilişkin politikaları çatışmış, Türkiye Esad rejiminin karşısında yer alırken, Rusya Esad rejimini desteklemiş ve ikili ilişkiler bu gelişmelerden olumsuz etkilenmiştir. 2015 yılında Rus SU-24 savaş uçağının Türk F-16'larınca düşürülmesi ilişkileri kopma noktasına getirmiş, Rusya tarafından uygulamaya konulan ekonomik ambargolarla ilişkiler gerginlik aşamasından kriz safhasına taşınmıştır. Yaklaşık 8 ay süren kriz dönemi boyunca iki ülke de ekonomik olarak zorluklar yaşamış, iki ülkenin birbiri açısından vazgeçilmez konumda olduğu anlaşılmıştır. Suriye krizi ile birlikte farklı bir boyuta taşınan ikili ilişkiler, Rus uçağının düşürülmesi ile kriz dönemini yaşamış, kriz döneminden normalleşme safhasına geçiş uzun ve sancılı olmuştur. Buradan hareketle tezimizin amacı Suriye krizi ile başlayan değişim sürecinin Türkiye-Rusya ilişkilerine etkisini analiz etmek ve gelecekte Türkiye-Rusya ilişkilerinin nasıl şekilleneceğini değerlendirmektir. Anahtar Sözcükler Türkiye, Rusya, Suriye Krizi, SU-24, İkili ilişkiler.
  • Master Thesis
    Avrupa Güç Dengesi Bağlamında Rus Modernleşmesi
    (2005) Türkgil, Mustafa Kemal; Hurmi, Bahar Turhan
    Rus modernleşmesi, Avrupa güç dengesi sistemini derinden etkilemiştir. Rusyamodernleşme süreci ile bir yandan doğuya doğru genişleyen imparatorluğunu sağlamlaştırmış,diğer yandan da Avrupa güç dengesini belirleyen bir aktör haline gelmiştir. Bu durumusağlamak için başlangıçta yukarıdan reformlar yoluyla savunmacı modernleşme sürecikullanılmıştır. Bu yöntem paradoksalolarak serfliğin yaygınlaşması örneğinde olduğu gibigeleneksel yapıların güçlenmesine de neden olmuştur. Modernizmin dinamik yapısı, süreçiçerisinde savunmacı modernleşmenin etkinliğini azaltmıştır. Bu gelişme ulusal ve uluslararasıçevreyi dönüştürerek, Rusya için otokrasi ve serflik gibi geleneksel yapıyı oluşturan temellerinvarlığını sürdürmesini imkansızlaşmıştır.
  • Master Thesis
    Rusya Federasyonu'nun Suriye İç Savaşı'ndaki Dış Politikası: 2011-2016
    (2017) Günay, Serdal; Karasar, Hasan Ali
    Rusya Federasyonu'nu tarihsel süreç içerisinde siyasi, ekonomik ve askeri dalgalanmalar yaşadı.1721'de Çarlık Rusya'sı ile başlayan büyüme, 1917devrimi ile yerini Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne (SSCB) bıraktı. Sovyetler Birliği'nin 1991'de parçalanması sonucunda Rusya Federasyonu dünyadaki yerini aldı. Rusların küresel düzlemde yaşadığı gelişmelerle inişli çıkışlı süreçleri oldu. Ancak Ruslar her zaman ayağa kalkmayı başarmıştır. Rusya Federasyonu'nu bir yandan Çarlık İmparatorluğu üzerinden diğer yandan da Sovyetler Birliği gibi süper güç üzerinde ayağa kalkmaya başladı. Bugünkü Rusya Federasyonu'nun Suriye İç Savaşı'ndaki Dış Politikasını anlayabilmemiz için küresel iki gücün tarihsel arka planının iyi kavranması gereklidir. Rusya Federasyonu'nun Dış Politikasını, Suriye İç Savaşı'ndaki kodlarla anlayabiliriz. Bu kodların merkezi Rusya Federasyonu'nda, uzantısı Suriye Devleti'ndedir. Rusya'nın küresel ve bölgesel gelişmelerdeki etkisi Kafkasya, Asya ve Ortadoğu'da derinleşmeye başladı. Rusya, coğrafi yakınlığını, askeri gücü doğrultusunda bölgesel ve küresel şekilde kullanmaktadır. Rusya, askeri gücünün yanında diplomasi kabiliyetini de kullanarak ülkeler üzerinde siyasi nüfuz oluşturmuştur. Rusya, uluslararası siyasal sistemde ABD, Avrupa Birliği ve bölgesel güçlerle rekabet içerisindedir. Rusya Federasyonu, uluslararası alanda Rusların çıkarlarını korumak üzerine kurduğu dış politikasını Suriye'de hayata geçirdi. Rusya, Suriye İç Savaşı'nda Beşar Esad'ın yanında yer aldı. 2010 yılında Arap ülkelerinde ortaya çıkan 'Arap Baharı', Ortadoğu'da önemli siyasi sonuçlar ortaya çıkardı. 'Arap Baharı'; kimine göre 'halk ayaklanması', kimine göre 'devrim', kimine göre 'terör' dür. 18 Aralık 2010 yılında Tunus'ta Muhammed Buazizi'nin kendini yakmasıyla başlayan ve sırasıyla Lübnan, Mısır, Yemen, Bahreyn, Libya, Ürdün, Irak ve Suriye'ye yayılan halk ayaklanmaları aslında hem küresel hem bölgesel statükoya isyandır. ABD'nin başının çektiği Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan ile Rusya'nın öncülük yaptığı Çin, İran, Suriye ülkeleri arasındaki çıkar çatışması, Suriye İç Savaşı'nın uzamasına neden oldu. İç savaş, 6'ıncı yılını geride bıraksa da binlerce insan hayatını kaybetti ve milyonlarca insan göçe zorlandı. Buna rağmen Suriye İç Savaşı'nın kısa sürede çözülmesi zor gibi görünmektedir. Uluslararası güçler, Suriye İç Savaşını uzun süredir bölgesel örgütleri kullanarak yürütmektedir. Suriye'nin normalleşebilmesi için Rusya ve ABD'nin küresel, bölgesel ve yerel örgütlerle bir araya gelerek ortak çözüm oluşturması gereklidir. Bu iki ülke masada çözüm geliştiremezse doğası gereği ya bir yenilgi ya da bir galibiyet yaşayarak çözüm olacaktır. Anahtar Sözcükler: Suriye İç Savaşı, Rusya, Rus Dış Politikası, İç Savaşın Kodları, Rusya ve ABD, Halk Ayaklanmaları, Diplomasi, Küresel Güçler,
  • Master Thesis
    Uluslararası siyasal çatışmaların aşılmasında ekonomik ilişkilerin önemi: Türk-Rus ilişkilerde karşılıklı karmaşık bağımlılık
    (2020) Gasımova, Sara; Gülseven, Aslı
    Türkiye ve Rusya arasındaki siyasal ve ekonomik ilişkiler özellikle Soğuk Savaş sonrasında hız kazanmıştır. Bulundukları coğrafya bu iki ülkenin gerek siyasal gerekse ekonomik, ticari ve turizm alanında yoğun iş birlikleri kurmalarını teşvik etmiştir. Fakat 2015 yılında, Ortadoğu'daki gelişmelerin bir uzantısı olarak iki ülke arasında bir askeri siyasal gerilim yaşanmıştır. 2015 yılında Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesiyle ortaya çıkan siyasal krizin kısa sürede aşılmasında Soğuk Savaş döneminin bitiminden bu yana iki ülke arasında inşa edilen karşılıklı karmaşık bağımlılık etkili olmuştur. Bu da uluslararası siyasal çatışmaların aşılmasında ekonomik ilişkilerin önemini Türk-Rus ilişkileri bağlamında teyit etmektedir.
  • Master Thesis
    AB yolunda Ukrayna: Avrupa komşuluk politikası ve AB - Ukrayna ilişkileri
    (2015) Sarı, Gözde; Yılmaz, Gözde
    Avrupa Komşuluk Politikası (European Neighbourhood Policy – ENP), AB'nin 2004 genişlemesi sonrasında ortaya çıkan 'güvenlik' ve 'hazmetme kapasitesi' sorunlarına yönelik çözüm bulmak ve komşuları ile ilişkilerini düzenlemeyi amaçlayan bir politika alanıdır. Ukrayna, AB üyelik perspektifine sahip bir ülke olarak ENP sürecinin en başından beri yer almıştır. Diğer taraftan; 2004 yılında yaşadığı Turuncu Devrim, AB-Ukrayna ilişkilerinde bir dönüm noktası olmuş ve AB-Ukrayna ilişkileri büyük bir ivme kazanmıştır. Fakat devrim sonrası dönemde, Ukrayna'da AB eğilimi bir düşüş yaşamıştır. Diğer taraftan; Ukrayna'nın azalan AB eğilimi, Kasım 2013'de meydana gelen EuroMaidan olaylarıyla, yeniden yükselişe geçmiştir. Bu kapsamda; Turuncu Devrim'den on yıl sonra meydana gelen EuroMaidan olayları, Ukrayna'nın AB yolunda bir kısır döngü yaşadığını göstermektedir. Bu çalışmanın amacı; Turuncu Devrim ile AB'yle yakınlaşan Ukrayna'nın devrim sonrası dönemde AB ile ilişkisini ENP kapsamında değerlendirmek ve EuroMaidan olayları da göz önüne alınarak, AB'nin ve ENP başta olmak üzere AB politikalarının Ukrayna üzerindeki etkisi ile AB-Ukrayna ilişkilerinde yaşanan kısır döngünün nedenlerini ortaya koymaktır. Bu çalışmada; bu kısır döngünün nedenlerinin; AB'nin ENP politikasının Ukrayna'nın istediği üyelik perspektifini sunmaması, ENP'nin yapısal problemleri ile Ukrayna'nın iç dinamikleri ve Rusya olduğu tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler Avrupa Birliği, Avrupa Komşuluk Politikası, Ukrayna, Turuncu Devrim, EuroMaidan olayları.
  • Master Thesis
    Türkiye'nin Jeopolitik ve Güvenlik Politikalarına Putin'in Rusya'daki İkinci Döneminin Etkisi ve Sonuçları
    (2020) Gültekin, Numan; Ülker, Halil İbrahim
    ' Soğuk savaş süreci ' olarak tanımlanan dönem 1991 yılında SSCB'nin dağılması ve yerine 15 ayrı devletin kurulması ile sona ermişti. Bu son, dünyada yeni bir dönemin başlangıcının da habercisi gibiydi. Bu durum küreselleşme adı altında gündeme taşınan ' Yeni Dünya Düzeni ' yaklaşımına da uygun bir ortam oluşturuyordu ve artık neo- liberal ekonominin, kapitalist sistemin savunucuları rakipsiz durumdaydılar. Yelkenlerini sonuna kadar şişirip, tek kutuplu dünyanın yolunu açabilirlerdi. Önlerinde bir engel kalmamıştı… Bu ortamda doğal olarak hegemon güç ABD olacak, AB'nin başat ülkeleri de onu doğru yanlış demeden her emperyal projesinde destekleyeceklerdi. Bu süreç devam ederken 1999'dan itibaren Rusya Federasyonu'nda yeni bir lider adayı basamakları tırmanmaya başlamıştı bile. Bu kişi çok geçmeden 2000 yılının başında devlet başkanlığı sorumluluğunu üstlenmişti. Eğitimli, birikimli, akılcı, yetenekli icraatlarında ise pragmatist ve realist hareket eden bu genç insanın tam ismi Vladimir Putin'di. İşi çok kolay değildi. Rusya Federasyonu'nda siyasi, sosyal, ekonomik, askeri ve terör sorunları bakımından bir alt üst oluşun yaşandığı dönemde iş başı yapmıştı. Önce Çeçen sorununu biraz sert ve kanlı da olsa çözdü. Bu durum Rus halkına bir taraftan güven vermişti bir taraftan da otoritesini muhalefet dahil herkesim üzerinde güçlendirmişti. Diğer sorunların çözümünde de bu sayede önemli mesafeler aldı. Artık dış dünyaya da mesajlar vermesinin zamanı gelmişti. İlk uyarısını 2007 yılında Münih'te düzenlenen Güvenlik Konferansı'nda yaptı. Burada özet olarak ' tek kutuplu dünya kabul edilemez ' diyordu. Bu çıkış gelecekte şekillenecek dünyanın da habercisiydi. 2012 yılı Putin'in ikinci dönemi olarak kabul edilir. Bu tarih sonrası içeride gücünü zirveye taşıyan Putin'in dünyada ki gelişmelerle daha yakından ilgilendiğini görüyoruz. 2015 yılı ise BOP projesinin yıkımını yaşayan komşumuz Suriye'ye Esat'ın da isteğiyle deniz, hava, kara tüm gücüyle müdahil olduğu tarihtir. Bu tarih aynı zamanda, bundan önce başlayan ekonomik ve ticari ilişkilerimizden farklı olarak; Putin'li Rusya'nın Türkiye'nin jeopolitik ve güvenlikle ilgili politikalarını etkilemeye başlayacağı tarih olacaktır.
  • Master Thesis
    Soğuk Savaş Sonrası Değişen Konjonktürde Rusya Federasyonu - Avrupa Birliği İlişkileri ve Türkiye'ye Yansımaları
    (2011) Boğaz, Serhan; Hurmi, A. Bahar Turhan
    Rusya, Soğuk Savaşın ardından Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla bir süre kaos içine girmiştir. Ancak daha sonra zengin enerji kaynaklarının da verdiği güçle ekonomisini yeniden toparlayarak dünyada söz sahibi olmuş ve Çin gibi ülkelerle ittiklar kurmuştur. Rusya böylece dünyada Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı çok kutupluluğu savunmaya çalışmaktadır. Avrupa Birliğinin ise devamlı gelişen bir oluşum olarak Rusya Federasyonu ile yakın ilişkileri vardır. Özellikle AB'nin enerji bağımlılığı nedeniyle bu ilişkilerde zaman zaman sorunlar yaşanmaktadır. Bu ilişkiler, hem Rusya ile aynı coğrafyada bulunan hem de yıllardır AB üyesi olmak için bekleyen Türkiye'yi yakından ilgilendirmektedir.
  • Master Thesis
    Abd'nin Irak'tan Çekilmesi Sonrası Ülkenin Hidrokarbon Yakıtları Üzerine Enerji-politik Hamleler
    (2012) Çelik, Ersin; Gürson, Poyraz
    Bu tezle küresel düzeyde; ABD, AB, Çin ve Rusya bölgesel düzeyde ise Türkiye gibi aktörlerin hangi nedenlerle Irak'a ilgi duydukları irdelenmekte ve bu ilgi neticesinde bu ülkelerin Irak'ın hidrokarbon kaynakları üzerine enerji-politik hamleleri ele alınmaktadır. Özellikle de ABD'nin ülkeden çekilmesinin bu politikalar üzerindeki etkisi gözlemlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada uluslararası petrol şirketlerinin bu oyunda denklemin neresinde olduklarının da ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. ABD'nin çekilmesi ülkede petrollerin paylaşımı konusunda etnik ve mezhepsel çekişmenin dozajının giderek artmasına neden olmuştur. ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesinin en önemli etkisi doğal olarak bu ülkedeki etkinliğinin zayıflaması olacaktır. Ancak, bu durum ABD'nin Irak'tan tamamen vazgeçtiği anlamına gelmemektedir. Amerika'nın ülkedeki siyasal gücü kısmen zayıflasa da ekonomik etkinliği hala devam etmektedir. Ayrıca ABD'de Irak'tan çekilmesinin ardından doğan politik boşluğu petrol şirketiyle işbirliği yaparak doldurma yoluna gitmeyi amaçlamıştır. Avrupa Birliği her ne kadar enerjide Rusya'ya olan bağımlılığını azaltmak istese de Birliğin Irak'a karşı ortak bir siyaset geliştirmediği görülmektedir. İngiltere işgalle birlikte elde ettiği mevziiyi korumak isterken Fransa ve İtalya enerji pastasından daha fazla pay alma yarışındadır. Rusya ve Çin'in ise ABD'nin Irak'tan çekilmesi ile doğan boşluğu doldurmak isteyeceği açıktır. Türkiye ise ABD'nin çekilmesinden sonra dikkatini daha çok Kuzey Irak'taki enerji kaynaklarına yönlendirmiş durumdadır. Bu bağlamda çalışma 4 bölüm etrafında toplanmıştır. İlk bölümde enerji kavramı açıklanmakta, ikinci bölümde ise çalışmanın konusu olan Irak; tarihi ve ekonomisinin yanında coğrafi, demografik ve siyasi yapısıyla ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde Irak'ın enerji profili çıkartılmakta, ülke petrollerinin küresel ekonomi için önemine dikkat çekilmektedir. Son bölümde ise küresel güçlerin Irak enerji kaynakları üzerine enerji-politik hamleleri üzerinde durulmaktadır.Anahtar Kelimeler1. Petrol ve ekonomi2. Irak'ın enerji kaynakları3. Irak'ın enerji profili4. ABD'nin Irak'tan çekilmesi5. Küresel güçlerin Irak üzerine enerji politik hamleleri