Search Results

Now showing 1 - 8 of 8
  • Article
    İnsan Kafasındaki Dokuların Öziletkenliklerin Kestirimi İçin Kullanılan İstatistiksel Kısıtlı Minimum Ortalama Hatalar Karesi Algoritmasının Kaynak Yerelleştirimine Etkisi
    (2012) Şengül, Gökhan; Baysal, Uğur
    EEG ve/veya MEG ölçümleri verildiğinde, insan beynindeki aktif kaynakların bulunması\"EEG/MEG biyoelektromanyetik ters problemi\", \"aktivite kaynağının belirlenmesi\" ya da\"kaynak yerelleştirimi\" (source localization) olarak tanımlanır. Tipik bir kaynak yerelleştirimisistemi EEG/MEG ölçümlerinin yanısıra hastanın/deneğin kafasına ait geometri bilgisine,elektriksel kaynak hakkındaki ön bilgiye, ölçüm elektrotlarının sayısına ve bu elektrotların üçboyutlu uzaydaki konumuna ve kafa modelinde yer alan dokularınöziletkenliklerine/özdirençlerine ihtiyaç duyar. Bu çalışmada insan kafasındaki dokularınöziletkenliklerini kestirmek için daha önce önerilen İstatistiksel Kısıtlı Minimum OrtalamaHatalar Karesi algoritmasının, öziletkenlik kestirimindeki başarımı benzetim çalışmaları ilehesaplanmış ve kaynak yerelleştirimine etkisi araştırılmıştır. Beyin, kafa tası ve kafaderisinden oluşan üç kompartımanlı gerçekçi bir kafa modeli kullanılarak yapılan benzetimçalışmalarında 100 farklı öziletkenlik değeri kestirilmeye çalışılmış ve kestirim hataları kafaderisi için ortalamada %23, kafatası için % 40 ve beyin için de %17 olarak hesaplanmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde ise literatürde verilen ortalama öziletkenlik değerlerikullanıldığında ve önerilen algoritma ile kestirilen öziletkenlik değerleri kullanıldığındaortaya çıkan kaynak yerelleştirimi hataları yine benzetim çalışmaları ile araştırılmıştır.Çalışma sonunda literatürde verilen ortalama öziletkenlik değerleri kullanıldığında 10,1 mmkaynak yerelleştirimi hatası bulunurken önerilen algoritma ile kestirilen öziletkenlik değerlerikullanıldığında ise bu hata 2,7 mm'ye inmiştir. Burada bulunan sonuçlara göre İ.K.M.O.H.K.algoritması ile kestirilen doku öziletkenlikleri kullanıldığında kaynak yerelleştirimi konumhatasında ortalama öziletkenlik kullanılması durumuna göre %73,07'lik azalmagörülmektedir. Sonuç olarak kaynak yerelleştirimi uygulamalarında İ.K.M.O.H.K. algoritmasıile kişiye özgü olarak elde edilen doku öziletkenliklerini kullanmak, ortalama öziletkenlikkullamaya kıyasla hata oranlarını azalttığı sonucuna varılabilir.
  • Article
    Havada Görevlendirilebilen Tekerleksiz Araç Tasarımı – Kişisel Hava Aracı
    (2022) Küçüköztaş, Korcan; Taşcı, Furkan; Varlı, Hüseyin; Gök, Eren; Kaftanoğlu, Bilgin; Baytaroğlu, Şakir
    Bu çalışmada, asgari 100kg yük taşıma kapasitesi olan, hafif ve fonksiyonel bir araç tasarımı yapılmıştır. Bu araç, sahip olduğu sekiz pervane sayesinde havada görev görebilirken aynı zamanda yere ve suya dikey iniş de gerçekleştirebilme özelliğine sahiptir. Bu tasarım, kurtarma ekiplerinin ulaşımı, kargo taşımacılığı ve kısa mesafeler içinde, insanların özel ulaşım ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri amacı ile tasarlanmıştır. Her pervane motoru tek başına 94kg taşıyabilmekle beraber, aracın toplam taşıyabileceği yük kendi ağırlığıyla birlikte 752kg olmuştur. Proje sürecinde, ön tasarım ve detaylı tasarım süreçleri yürütülmüştür. Tasarımlar, sonlu elemanlar analizleri ve hesaplamalı akışkanlar dinamiği simülasyonlarının sonuçları göz önünde tutularak yapılmıştır. Pervanelerin testi için deneysel iki düzenek tasarlanmıştır. İlk düzenek mekanik bir düzenek olmakla beraber iki taraftan oluşmaktadır. İlk tarafta bir yük hücresi kullanılarak pervanenin itiş gücünün ölçülmesi hedeflenmiştir. İkinci tarafta ise pervanenin dakikada kaç tur attığını ölçmek için bir fotodedektör veya Hall etkisi sensörü kullanılmıştır. İkinci düzenekte bir elektronik hız kontrolcüsü, motoru kontrol etmek için kullanılmıştır. Son olarak, kullanılan yük hücresinin ölçümlemesi için deneysel düzenekler tasarlanmıştır.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Citation - Scopus: 1
    Mikro Frezeleme İşleminin Takım Eksen Sapması Göz Önüne Alınarak Mekanistik Modellemesi
    (Gazi Univ, Fac Engineering Architecture, 2018) Karpat, Yiğit; Kanlı, Muammer; Olıaeı, Samad Nadimi Bavil
    İşlenmesi zor malzemelerden yapılan mikro parçaların hassas üretiminde mikro frezeleme yaygın olarakkullanılan bir yöntemdir. Malzeme işleme hızının yüksek olması ve işleme sonunda iyi yüzey kalitesiüretilmesi bu yöntemin en belirgin avantajlarıdır. Mikro frezeleme işleminin sonuçlarının tahminedilebilmesi için ilk adım hassas bir mekanistik kuvvet modelinin geliştirilmesidir. Mikro frezelemedeoluşan ortalama kesme kuvvetlerinin ilerlemeye göre değişimi makro ölçek frezelemede olduğu gibidoğrusal bir karakteristik göstermez. Bu çalışmada, kübik polinom karakteristiğine sahip ortalama kuvvetmodeline dayalı bir mekanistik model geliştirilmiştir. Ek olarak mikro takımın eksenel sapması geliştirilenmekanistik modele dahil edilmiştir. Geliştirilen model ile titanyum Ti6Al4V alaşımının işlemesi sırasındatahmin edilen kuvvetlerin yapılan ölçümler ile uyumlu olduğu görülmüştür. Farklı işleme şartlarında takımeksenel sapmasının değeri geliştirilen model vasıtası ile araştırılmıştır.
  • Article
    Mükemmel İletken Silindir Modeli ile 28 Ghz’de İç Mekân Linklerini Bloke Eden İnsanların Etkilerinin İrdelenmesi
    (2020) Dalveren, Yaser; Kara, Ali
    Literatürde, kısa mesafe iç mekân haberleşme linklerinde insan vücudu blokajının sebep olduğu kaybıntahmininde matematiksel olarak sade bir yapıya sahip olması sebebiyle Çift Bıçak Kenarlı Kırınım (ÇBKK)modeli sıklıkla kullanılmaktadır. Fakat modelde insan vücudu benzetimi için kullanılan dikdörtgensel ekran,insan vücudu fiziğini temsil etmek için yeterli olmayabilir. Bu durum, özellikle çoklu insan vücudu blokajıolması durumunda, modelin tahmin doğruluğunu olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, insan vücudu benzetimindeGeometrik Kırınım Teorisi (GKT) temelli mükemmel iletken silindir modeli, literatürde sıklıkla kullan bir diğermodeldir. Ancak bu modelin, çoklu insan vücudu blokajı durumunda, yayılım kaybını tahmin etmedeki etkisihenüz çalışılmamıştır. Bu nedenle, sunulan bu kısa çalışmadaki amaç, iletken silindir modelinin, 5G için tahsisedilmesi en muhtemel frekans bantlarından biri olan 28 GHz’de, çoklu insan vücudu blokajının neden olduğukısa mesafe iç mekân linklerindeki yayılım kaybını tahmin etmedeki doğruluğunu irdelemektir. Bu amaçla,öncelikle, kısa mesafe iç mekân linki bir insan vücudu ile tamamen bloklanmış; aynı anda, link yakınındakibaşka bir insan vücudu linke yaklaştırılarak ölçümler yapılmıştır. Sonrasında, yayılım kaybını tahmin etmek içinGKT ve ÇBKK modelinden faydalanılmıştır. Tahmin doğruluğu analizi için simülasyon ve ölçüm sonuçlarıkarşılaştırılmıştır. Sonuç olarak deneysel çalışmalar ile literatürde ilk defa, çoklu insan vücudu blokajının GKTmodeli ile tahmin doğruluğunun arttığı gözlemlenmiştir.
  • Research Project
    Saç Metallerde Akma Yüeyi Tespiti için Eş Zamanlı Sıcaklık ve Genleme Ölçümüne Dayalı Yeni Bir Deneysel Yaklaşımının Geliştirilmesi
    (2012) Karadoğan, Celallettin; Özdemir, İzzet; Argeşo, Ahmet Hakan; Herkiloğlu, Oğuzhan
    -
  • Article
    Γ Türbülans Geçiş Modelinin Kuvvet Katsayıları ve Geçiş Yer Tahmini Üzerindeki Etkisi
    (2022) Atik, Hediye; Atik, Hediye; Atik, Hediye; Aerospace Engineering; Aerospace Engineering
    Bu çalışmada, γ türbülans geçiş modelinin (çapraz akış etkisinin dahil edildiği ve edilmediği versiyonları kullanılarak) 6:1 uzatılmış küremsi geometri üzerinde düzensiz çözüm ağı kullanılarak 6.5 x 106 Reynolds sayısında ve 5o hücum açısında başarım değerlendirmesi amaçlanmaktadır. γ türbülans geçiş modelinin performans değerlendirmesi halihazırda mevcut deneysel veri sonuçları kullanılarak yapılmış ve SST k-ω türbülans modeli ve en popüler türbülans geçiş modeli olan γ-〖Re〗_θ modeli sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Türbülans geçiş modelinin etkisi eksenel kuvvet katsayısı, normal kuvvet katsayısı, yüzey basınç katsayısı ve yüzey sürtünme katsayısı kullanılarak gösterilmiştir. Eksenel ve normal kuvvet katsayıları etrafındaki ayrıklaştırmadan kaynaklı belirsizlik bandı üç farklı çözüm ağıyla Grid Convergence Index (GCI) metodu kullanılarak elde edilmiştir. γ türbülans geçiş modeli, kuvvet katsayılarını akışın tamamıyla türbülanslı olması kabulüyle yapılan analizlere göre daha büyük GCI değerleriyle %58 daha az tahmin etmiştir. Söz konusu model yüzey basınç katsayılarında fazla değişiklik yaratmazken, yüzey sürtünme katsayılarında önemli farklılıklar görülmüştür. Akışın tümüyle türbülanslı olduğu kabulü ile yapılan analizlerde gövde üzerinde sürtünme kaysayısında önemli değişiklikler görülmezken γ geçiş modeli, geometrinin üst yüzeyinde türbülans geçisine işaret eden önemli farklılıklar yakalamaktadır. Diğer yandan, deneysel sonuçların tersine, analizlerde geometrinin alt yüzeyinde türbülans geçişine dair hiçbir işaret görülmemektedir. Sonuç olarak, γ türbülans geçiş modeli türbülans geçiş bölgesi geometrisini tamamıyla doğru tahmin edememektedir. Bunun yanı sıra, γ türbülans geçiş modelinin, γ-〖Re〗_θ türbülans geçiş modeline göre yüzey çözüm ağı büyüklüğüne daha hassas olduğu tespit edilmiştir. Bu geçiş modelinin bir diğer dezavantajı da çözümleme zamanıdır. γ türbülans geçiş modeli, γ-〖Re〗_θ geçiş modeline göre daha basit olmasına rağmen, kuvvet katsayılarında daha yavaş iterasyon yakınsama oranına sahip olması sebebiyle hesaplaması yaklaşık 3.8 kat daha fazla zaman almıştır. Çapraz akış etkisinin γ türbülans geçiş modeline dahil edilmesi, geçiş bölge geometrisini, geometrinin üst tarafında genişletse de alt tarafında halen türbülans geçişi oluşturmamaktadır. Bunun yanı sıra modelde kullanılan çapraz akış eklentisi çözümleme zamanını fazla değiştirmemiştir.
  • Research Project
    Yansımaları Kullanarak Emisyon Kaynaklarının Yer Tespiti
    (2021) Tabakcıoğlu, Mehmet Barış; Benzaghta, Mohamed; Imran, Md Abdullah Al; Taş, Sümeyra; Kara, Ali; Maiga, Bamoye; Dalveren, Yaser
    Bu projede, deniz yüzeyi ve çevresindeki girinti çıktının çok olduğu bölgeler (kıyılar, koylar, adaların yoğun bölgeler vb.) başta olmak üzere, yansımaların olduğu tüm (askeri/sivil) operasyonel ortamlarda, yansımaların kullanılması suretiyle bir temas alıcısı (geniş bant pasif alıcı) tarafından emisyon kaynaklarının konumlarının tespit edilmesine yönelik yöntem ve araçlar geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntemde, öncelikli olarak pürüzlü/düzensiz (rough and irregular) araziler üzerindeki saçılma merkezlerinin kestirimi yapılmaktadır. Bunu yapabilmek için, sayısal harita bilgileri bilinen ve yöntemin çalıştırılması öngörülen bölgelerde (örneğin, Ege Denizi ve çevresi), temas alıcısında var olan ölçüm yeteneklerinin de yardımıyla, emisyon kaynağına (radar vericisi) yönelik parametreler (darbe genişliği, hüzme açısı gibi) kullanılarak yansıma olan muhtemel bölgelerin sınırları belirlenmektedir. Ardından, muhtemel saçılma merkezleri belirlenerek, arazi kesitleri üzerinde radyo yayılım kayıpları, yüksek frekanslı teknikler (GTD/UTD) ve dalga yayılım etkileri (yansıma, kırınım) kullanan bir ışın izleme algoritmasıyla hesaplanmaktadır. Ayrıca, geliştirilen ışık izleme algoritması ile, saçılma merkezlerinin çok yollu yayılımın kaynağı olma olasılıkları da hesaplanabilmektedir. Geliştirilen yöntemin sonraki aşamasında, saçılma merkezleri yer tespit/konumlamada kullanılmak üzere yapay sensör olarak belirlenmektedir. Belirlenen yapay sensörler, çoklu sensör uygulaması için literatürde bilinen bir Varış Zaman Farkı (VZF: Time Difference of Arrival-TDOA) konumlama tekniğinde kullanılmaktadır. Yöntemin son aşamasında ise TDOA tekniği ile elde edilen pozisyonlar ile saçılma merkezlerinin çok yollu yayılımın kaynağı olma olasılıkları ağırlıklı ortalama alma yönteminde kullanılarak emisyon kaynağının konumu/pozisyonu kestirilmektedir. Bu şekilde, temas alıcısı ile birlikte yansımaların yapay sensör olarak kullanılması suretiyle, tek bir alıcı ile sabit emisyon kaynaklarının konumlanması yapılabilmektedir. Geliştirilen yöntemin kestirim doğruluğu ve uygulanabilirliği yüksek çözünürlüklü (DTED2) sayısal harita verileri ile gerçekçi senaryolar üzerinde benzetimler yapılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, geliştirilen yer tespit yönteminin elektronik harp uygulamalarında genel olarak uygulanabilir olduğunu doğrulamaktadır.
  • Research Project
    Ge2sb2te5 Filmlerin Faz Değişimi ile Rezonans Frekansı Ayarlanabilen ve Güçlü Girişim Etkisini Kullanan Kızılötesi Rezonatör Yüzeylerin Çalışılma
    (2016) Bakan, Gökhan
    Proje kapsamında düz metal yüzeyler üzerine kaplanacak Ge2Sb2Te5 filmlerin kalınlıgını ve fazını degistirerek, yüzeylerin kızılötesindeki optik özelliklerinin degistirilmesi önerilmistir. Ge2Sb2Te5 filmler amorf fazdayken kızılötesinde ciddi bir sogurma göstermezken filmlerin fazı kristale çevrildiginde sogurma dalga boyları kızıl kayma gösterip ciddi miktarda artmaktadır. Metal üzerine kaplanmıs Ge2Sb2Te5 filmlerin bu özelligi, kızılötesindeki sogurma miktarı ısıl prosesler ile ayarlanabilen yüzeylerin tasarlanmasına olanak saglamıstır. Projede kullanılan yöntemler farklı metaller için yüzeylerin optik özelliklerinin anlasılması ile baslamıstır. Bunun için birçok farklı metal için numerik simülasyonlar yapılmıs ve bunların içinde Al, Ag, ve Au kullanarak yüzeyler üretilmistir. Yüzeylerin üretilmesi düz Si altlıklar üzerine metallerin termal buharlastırma ile kaplanmasıyla baslamıstır. Ardından metal yüzeyler üzerine degisik kalınlıklardaki Ge2Sb2Te5 filmlerin saçtırma yöntemi ile kaplanmıstır. Yüzeyler 150 C derece üzerinde ısıtılarak Ge2Sb2Te5 filmlerin fazı amorftan kristale çevrilmistir. Yüzeylerin optik ölçümleri elipsometre ve FTIR düzenekleri ile yapılmıstır. Sonuç olarak görünür ve kızılötesi dalga boylarında optik özellikleri ısıl prosesler ile ayarlanabilen yüzeyler ortaya konmustur.