5 results
Search Results
Now showing 1 - 5 of 5
Master Thesis Makroekonomik İstikrarsızlığın Ekonomik Büyüme Üzerindeki Rolü: Kolombiya Örneği, 1950-2009(2012) Pedraza, Johanna Alejandra Pulido; İsmihan, MustafaBu tezin temel amacı makroekonomik istikrarsızlığın Kolombiya'nın ekonomik büyümesi üzerindeki etkisini 1950-2009 yılları arasında üretim fonksiyonu yaklaşımıyla araştırmaktır. Ek olarak, dışa açıklık ve sermaye birikiminin (hem fiziki hem de beşeri) ekonomik büyüme üzerindeki rolü analiz edilmiştir. Bunun için bu tez birim kökler, eşbütünleşim analizleri ve hata düzeltme modelleri gibi modern zaman serisi tekniklerini kullanmıştır.Tasviri ve ampirik sonuçlar, tekrar eden makroekonomik istikrarsızlık süreçlerinin, 1950-2009 dönemi boyunca, Kolombiya ekonomisinin büyüme potansiyelini ciddi ve olumsuz etkilediğini göstermektedir. Ampirik sonuçlar, çıktıdaki büyümenin, uzun vadede, fiziki ve beşeri sermaye birikiminden olumlu ancak dışa açıklıktan olumsuz etkilendiğini de göstermektedir. Ayrıca, uzun vadede, çıktının kendisini sermaye birikimindeki değişime ve makroekonomik istikrarsızlığa daha çabuk uyarladığı bulunmuştur.Master Thesis 2003 Irak Savaşı Sonrası Türkiye ve Irak Arasındaki İlişkiler: 2003-2014(2019) Ghalib, Layla; Orhan, Duygu DersanLayla Ghalib, '2003 Irak Savaşı Sonrası Türkiye ve Irak Arasındaki Ilişkiler: 2003-2014,' Lisansüstü, Ankara, 2019. Bu çalışmanın odak noktası, devam eden iyi ekonomik ilişkilerin aksine Türkiye ile Irak arasındaki siyasi ilişkilerin 2010 sonrasında kötüye gitmesi ve 2012 yılında da bu kötüleşmenin zirvesine ulaşmasının ardındaki nedenleri analiz etmektir. İki devlet arasında artan 'ticaret devleti' ilişkileri siyasi alana yansıtılmamıştır. Türkiye ve Irak ilişkilerindeki siyasi sorunlarla ilgili olarak, komşu ülkelerle ekonomik karşılıklı bağımlılık alanı oluşturmaya çalışan Türkiye'nin artmakta olan ekonomik ilişkilerine yapılan atıflara Ankara ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) arasındaki iyi ekonomik ilişkilerin sebepleri ile detaylı bir şekilde yer verilmiştir ve bu durumun Bağdat-Ankara ilişkilerine yansıması sunulmuştur. Irak siyasetinde tarikatçılığın artması ilişkilerin azalmasında önemli bir faktör olarak gösterilmektedir. Buna ek olarak Kürt sorunun ve PKK saldırılarının Türk – Irak ilişkilerine etkisi incelenmiştir. 2003 sonrası Türkmen sorunu ve onların Iraktaki haklarının Türkiye-Irak ilişkileri üzerine etkileri analiz edilmiştir. Türkiye-Irak ilişkilerinin yerel ve bölgesel faktörlerine ek olarak Arap Baharının, özellikle Suriye krizinin sonuçları da Türkiye-Irak arasındaki ilişkilerin kötüleşmesine sebep olan bir etken olarak incelenmiştir. Son olarak bu çalışma, Türkiye Irak ilişkilerinin tarihi, mevcut durumu ve geleceği hakkında daha geniş bir bölgesel bağlamda sonuçlara ulaşmaktadır.Master Thesis Ürdün Hisse Senedi Piyasasında Makroekonomik Değişkenlerin Etkisi: Empirik Bir Çalışma (2000-2015(2016) Al-sukhnı, Muthana; Ak, SalıhMakroekonomik değişkenlerdeki farklılaşma menkul kıymetler borsasının performansını etkiler. Ürdün'de makroekonomik değişkenler Ocak 2000-Aralık 2015 arası dönemde Amman borsasının performansını etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı aşağıdaki makroekonomik faktörler arasındaki bağı incelemektir: tüketici fiyat endeksi (CPI), endüstriyel üretim endeksi (IP), Borçlar ve avanslar üzerindeki faiz oranının ağırlıklı ortalaması (WAIR), döviz rezervleri (FR), ve hibeleri içeren açık (DIG) ve bunların Ürdün hisse senedi piyasası üzerindeki etkisi. Araştırma dâhilinde sorular belirtilen makroekonomik değişkenlerin tespit edilen dönem dâhilinde Ürdün'de hisse senedi getirileri üzerindeki önemli etkilerin olumlu olup olmadığı meselesine cevap aramaktadır. Veriler Ürdün Merkez Bankası internet sitesindeki istatistikî veri tabanından ve Amman borsası internet sitesinden alınmıştır. Veri dizilerinin sabit olup olmadığını kontrol edebilmek için birim kök testinden istifade edilmiştir. Bununla birlikte Johansen eşbütünleşme testi ise değişkenler arasındaki uzun vadeli ilişki sayısını hesaplamaktadır. Dahası değişkenler arasındaki kısa vadeli bağların incelenmesi amacıyla, bu çalışma vektör hatası düzeltme modelinden (VECM) yararlanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasında nedensel ilişki olup olmadığından emin olmak amacıyla Granger nedensellik modelinden istifade edilmektedir. Çalışmada elde edilen bulguların da gösterdiği üzere bahsi geçen makroekonomik değişkenler Amman borsası ile ilk farklılıkta I(1) eşbütünleşmeye sahiptir. Ayrıca değişkenlerle hisse senedi piyasası arasında önemli bir denge ilişkisi tespit edilmektedir. CPI ve FR ile ilgili olarak önemli düzeyde olan, olumsuz ve uzun vadeli bir bağ söz konusudur. Diğer yandan IP ve DIG ASM Endeksi ile önemli düzeyde olan, olumlu uzun vadeli ilişkiler ortaya koymaktadır, bunun dışında WAIR ise önemsiz düzeyde bir pozitif bir ilişki ortaya koymaktadır. Bunun dışında Johansen eşbütünleşme testi değişkenler arasında üç eşbütünleşme ilişkisinin mevcut olduğunu ortaya koymaktadır. Dengesizleşme durumunda birinci hata düzeltme süresi (ECT) endüstriyel üretimin ve faiz oranının ortalama ağırlığının denge durumuna geri dönüşe katkı sunduğunu göstermektedir. Buna ek olarak ikinci ECT endüstriyel üretimin ve hibeleri içeren açığın dengeye dâhil olduğunu ortaya koymaktadır. Üçüncü ECT'nin gösterdiği üzere, tüketici fiyat endeksi ve hibeleri içeren açık dengesizlik koşuluna belirli bir ayar getirmektedir. Ayrıca tespit edildiği kadarıyla VECM'e göre seçili değişkenler arasındaki kısa vadeli bağlılık durumunun mevcut değildir. Granger nedensellik testinden yararlanan çalışma CPI ve ASMR arasındaki iki yönlü nedensellik bağının varlığını teşhis etmektedir. Bu, ayrıca DIG ve ASMR arasındaki ilişkiye de tatbik edilmektedir. Dahası ASMR ve IP arasında tek yönlü bir nedensellik ilişkisi mevcuttur. Bu, aynı zamanda WAIR ile ASMR arasında tespit edilmektedir.Doctoral Thesis İnovasyon ve Teknolojinin Ekonomi Politiği(2024) Akanak, Emre; Omay, TolgaTez, G7 ülkeleri ışığında inovasyon ve teknolojinin arka planını anlamaya ve politik ekonomi teorisi, ekonomi teorisi ve ekonomik ilişkiler (üretim ve tüketim ilişkileri) dahil olmak üzere ilgili verilerin analizine odaklanmıştır. 1983'ten 2019'a kadar G7 verileri kullanılmış (ve yararlanılmıştır). Bölüm 1'de 3D geliştirme yolunu oluşturmak için diğer birçok veriden yararlanılmıştır. Analiz, genel olarak patent başvurularının büyümede çok baskın ve anlamlı olmadığını, ancak doğrudan yabancı yatırım, AKIiGSYİH ve diğer ilgili parametrelerin çok önemli olduğunu gösteriyor. Etkin bir piyasa yapısı ve işleyen bir piyasa mekanizmasının da ortaya çıkması kalkınma açısından oldukça önemlidir. Sonuçlar aynı zamanda üniversitelerin Ar-Ge çalışmalarındaki rolünün zayıflamasıyla da ilişkilidir. Temel bulgu, büyüme ile sermaye değişiklikleri arasında ciddi ilişkilerin olduğu ve ayrıca ME'nin oldukça baskın olduğudur. Niteliksel verilerin ve kavramların değerlendirilmesi açısından ME ve büyüme arasında açıkça bir ilişki vardır ancak gelişme için ticarileştirme yeteneği gereklidir. Ar-Ge'nin ticarileştirilmesi, gelişmiş ve işleyen bir finansal sistem ve kurumları gerektirirken, ME'nin ticarileşmesi ve askeri sanayideki Ar-Ge çalışmalarının dönüştürülmesi, gelişmiş hukuk sistemleri aracılığıyla çok köklü mali yapı, finansal kurumlar, sınırlı devlet yapısı ve güçlü kişi ve kuruluşları gerektirir. Açıkçası G7, Dünya Ekonomisinin gelişmiş kısmını temsil ediyor, ancak aynı zamanda sorunlardan biri de, gelişmemiş ülkelerden veri (ve özellikle doğru ve güvenilir veriler) bulmanın mümkün olmaması ve hatta gelişmiş ülkeler için bile birçok verinin sonradan kaydedilmeye başlanmasıdır. 1980'ler. Ancak her ekonominin kendine has koşulları olduğunu, kalkınmanın net bir yolunun bulunmadığını ve her büyümenin kalkınmayı garanti etmediğini görmek mümkündür. Ancak kalkınma için işleyen bir sanayi ve yüksek verimli bir sanayi yapısı gereklidir. Anahtar Kelimeler: İnovasyon, Teknoloji, Kalkınma, Büyüme, Modelleme,Doctoral Thesis İşbirlikçi Rasyonelite: Çağdaş Siyasal İ̇ktisatta İ̇stikrar Üzerine Bir İ̇nceleme(2015) Temel, Bülent; Tan, AyhanBu tez çalışması örgütsel rasyonelite ile bağlamlar arasındaki ilişkiyi çağdaş politik ekonomide bir istikrar unsuru olarak incelemektedir. Ҫalışmada tarihsel önemi olan Büyük Durgunluk (2007-09) krizinden hareketle üç analiz sunulmaktadır. İlk olarak örgütsel yapının açıklayıcı bir değişken olarak ele alınmayışı mevcut kriz yazınında bir eksiklik olarak belirlenmiştir. Ardından kooperatifçilik kuramının kavramsal çerçevesi kullanılarak örgütsel yapı ile istikrar arasındaki bağlantı öne sürülmüştür. İkinci analizde ticari ve kooperatif bankaların risk sağduyusu teşvik eden bağlamlar yaratma kapasiteleri Kanada finans sektörünün özelinde araştırılmıştır. Ticari ve kooperatif kuruluşların risk iştahları arasındaki farkları ampirik olarak incelemek üzere panel veri analizi tekniğinden faydalanılmıştır. Ampirik bulgular ticari rasyonelitenin kooperatif rasyoneliteye göre risk iştahıyla daha yakından ilintili olduğuna dair beklentiyi desteklemiştir. Tezin kapsamındakı üçüncü çalışmada kooperatiflerin performansının içinde bulundukları toplumsal, ekonomik, siyasi ve yasal bağlamlarla ilişkisi incelenmiştir. Kooperatifçilik yoğunluğunun en yüksek olduğu ülkeler arasında olmasına rağmen kooperatifçiliğin ulusal öneminin oldukça düşük olduğu Türkiye'de bu çelişkinin nedenlerini anlamak üzere ülkenin önde gelen kooperatifçilerinden dördü ile görüşmeler yapılmıştır. Uzmanların Türk kooperatifçiliğinin çektiği zorluklara dair görüşleri seçilmiş bir grup ülkedeki benzer çalışmaların bulgularıyla birlikte değerlendirilmiştir. İnceleme Türkiye'de yaşanan sıkıntıların diğer gelişmekte olan ülkelerde görülen sorunlarla paralel, gelişmiş ülkelerdeki sorunlardan ise ayrışır olduğuna işaret etmiştir. Çalışmaların bulguları birarada değerlendirildiğinde 21. Yüzyılda kooperatifçiliğe dair zorlu bir durum ortaya çıkmaktadır: kooperatifçiliğin kapitalist ekonomilerde –özellikle de küreselleşmenin etkisiyle gittikçe daha istikrarsızlaşan gelişmekte olan ekonomilerde- belirgin bir istikrara katkı yapma kapasitesi varken, onun bu potansiyelini gerçekleştirmesi daha ziyade gelişmiş olan ülkelerde yerleşik olan destekleyici bağlamların varlığına bağlı gözükmektedir.
