2404 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 2404
Article Epistemic Extraction Zones in Migration Studies: Rethinking Over-Research and Research Fatigue Among Syrian Refugees in Turkey(Wiley, 2025) Ozdemir, ZelalThis paper explores the phenomenon of over-research among Syrian refugees in Turkey, highlighting how sustained and repetitive research attention has created research saturation zones that shape both refugee experiences and knowledge production. Drawing on unstructured conversations with six Syrian refugees in Ankara, the study examines how research fatigue manifests not only as reluctance to participate but also as strategic responses through which refugees navigate frequent encounters with researchers. While existing literature has addressed research fatigue and ethics in refugee studies, less attention has been given to how academic incentives, humanitarian logics, and policy imperatives intersect to produce systematic inequalities in knowledge production. To address this gap, the paper advances the concept of epistemic extraction zones, referring to contexts where knowledge is persistently mined from marginalized communities to satisfy institutional demands with limited reciprocity or epistemic agency. This conceptual lens shifts the debate from individual withdrawal to the structural political economy of knowledge production. The analysis identifies three key dynamics. First, the emergence of research saturation zones in contexts of protracted displacement, where the same communities are repeatedly targeted for study; second, refugees' strategic yet ambivalent engagement with research, combining pragmatic hope with critical awareness of its limited effects; and third, the paradoxical consequences of over-research, where intensified attention produces epistemic extraction that narrows the circulation of knowledge and reinforces hierarchies. The article also reflects critically on the researcher's own position within these dynamics. By theorizing epistemic extraction zones, the paper contributes not only to refugee studies but also to broader sociological debates on power, inequality, and the ethics of knowledge production, highlighting the need for more reflexive and politically accountable research practices.Master Thesis Sesli Betimlemede Korku Ögelerinin Çevirisi, Bird Box: Bir Netflix Filmi(2024) Altıniğne, Elif Naz; Aksoy, Nüzhet BerrinSesli betimleme, görme engelli izleyicilerin film, televizyon dizisi gibi görsel ürünlere kolay erişimini sağlayan görsel-işitsel çevirinin bir alt alanıdır. Bu tez, bir örnek olay olarak Kafes (2018) filmine odaklanarak korku/gerilim türünde sesli betimleme çevirisini araştırmaktadır. Korku filmlerinin negatif duyguları yansıtmak için görsel ögelere ağırlık vermesinden dolayı bu araştırma korku filmlerindeki sesli betimleme örneklerine odaklanmıştır. Nispeten yeni ve gelişen bir alan olarak sesli betimleme ve sesli betimleme çevirisi, özellikle korku filmlerinin ayrılmaz bir parçası olan görsel unsurların aktarılmasında belirli zorluklar doğurmaktadır. Bu araştırma, korku/gerilim türünde sesli betimleme çevirisinin sesli betimlemenin zorluklarına ve kısıtlamalarına bir çözüm olacağı ve zaman kazandıracağı hipotezine dayanır. Göstergebilim Kuramı, Film Çalışmaları ve Çeviribilim alanlarından elde edilen nitel verilere dayanan bu araştırma, sesli betimleme anlatısının hem Türkçe hem de İngilizcede nasıl işlediğini, sesli betimlemenin nasıl çevrildiğini ve çevrilmek üzere hangi göstergebilimsel kodların seçildiğini anlamaya çalışmıştır.Master Thesis Üniversite Düzeyinde Verilen Çeviri Eğitimine, İngiliz Dili Eğitiminde Kullanılan Dört Dil Becerisinin Yansımalarının Analizi(2015) Topgül, Zeynep Birim; Erton, Halil İsmail; Erton, Halil İsmail; Erton, Halil İsmail; English Translation and Interpretation; English Translation and Interpretationİnsanların yabancı bir dil öğrenmeye ihtiyaç duymalarının önemli sebepleri vardır. Bir dili bütünüyle öğrenebilmek için dil, okuma, yazma, dinleme ve konuşma olarak adlandırılan dört dil becerisi üzerinden ele alınır. Bu çalışmada, Dilbilgisi Çeviri Yöntemi'nin ve İşlevsel Çeviri Yöntemi'nin etkileri, dört dil öğrenme becerisi açısından ele alınarak, anadilin ve dil öğreniminin okuma, yazma, dinleme ve konuşma olarak bilinen dört dil becerisi yoluyla çeviri aşamalarının yabancı dil ortamındaki yeri üzerinde durulmuştur. Ayrıca bu çalışmada hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin uyguladıkları çeviri odaklı yöntemler ve öğrencilerin dili kullandıkları çeviri süreci incelenmiştir. Sonuç olarak, dil öğretimi ve çeviri bir araya getirilerek, dört dil öğrenme becerisi açısından öğrencilerin bir mesajı bir dilden başka bir dile iletme yöntemleri bu çalışmanın odak noktası olmuştur. Dil öğrenme becerilerinin, öğrencilerin bir dili başka bir dile çevirme yöntemlerini ne şekilde etkilediğini belirlemek ve analiz etmek amacıyla, nicel bir araştırma yürütülmüş olup, veriler konuya uygun olarak hazırlanmış bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Bu anket, Hacettepe ve Atılım Üniversitelerinin Mütercim Tercümanlık Bölümü öğrencilerine uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, belirli bir yüzdelik orandaki ikinci ve dördüncü yıl öğrencileri açısından çeviri yapılırken dil; okuma, yazma, dinleme ve konuşma olarak bilinen dört temel öğrenme becerilerine doğrultusunda kullanıldığında, öğrencilerin anadilinin ve kültürünün çeviride daha baskın bir rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Bu sebeple öğrenciler, bir dilden başka bir dile bir mesajı iletirken öncelikli olarak kendi anadillerinde düşünme eğiliminde olup, o dilin kurallarını ve yapılarını uygulamaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Çeviri, Çeviri Yöntemleri, Dilbilgisi Çeviri Metodu, İşlevsel Çeviri Metodu, Dil Öğrenme Becerileri, Çeviri ve AnadilMaster Thesis Türk Sosyal Medyası için Duygu Analizi: Twitter Üzerinden Bir Durum Çalışması(2016) Yurtalan, Gökhan; Koyuncu, Murat; Turhan, ÇiğdemDuygu Analizi bir yazarın ya da konuşmacının karşısındaki kişiye vermek istediği duyguyu pozitif, negatif ya da nötr cinsinden çözümlemeye çalışır. Çözümlenmeye çalışılan duygu, yazarın ya da konuşmacının yazılı metnini otomatik olarak sınıflandırdıktan sonra oluşur. İnternet ile birlikte sosyal medya sitelerinin aktif bir şekilde kullanılması sonucu, kişiler bir markaya, bir kişiye, bir siyasi partiye, bir ülkeye vb. karşı olan düşüncelerini kolayca ifade edebiliyor duruma gelmiştir. Böylece, yazarlar, sanatçılar, ürün sahipleri, parti yöneticileri sosyal medyada kendileri yada ürünleri hakkında neler konuşuluyor kolayca öğrenebilme fırsatı yakalamışlardır. Dolayısıyla, bu kadar aktif kullanılan ve günlük büyük miktarda veri oluşan bir platformda verilerin elle işlenmesi imkânsıza yakın bir hale gelmiştir ve duygu sınıflandırmasının önemi artmıştır. Son yıllarda İngilizce üzerinde yapılmış birçok başarılı çalışma vardır. Bu çalışmalarda, İngilizcenin gramer yapısına göre çıkarılmış duygu kutbunu belirleyen birçok kelime ve söz dizimi mevcuttur. Aynı şekilde, bu çalışmaların performansını test etmek için veri kümeleri de mevcuttur. Ancak, yapmış olduğumuz araştırma Türkçe üzerine yapılan çalışmaların İngilizce üzerine yapılan çalışmalara göre düşük bir performansa sahip olduğunu göstermektedir. Bunun sebebi Türkçe'den İngilizce'ye çevirilen veri kümeleri ve Türkçe gramer yapısının göz ardı edilmesi olabilir. Biz bu çalışmada, bir takım ek çalışmalar sonucu ortaya çıkardığımız Türkçe duygu kutbu kelimelerini kullanarak ve Türk dil bilimci ile çalışarak gramer yapısına uygun yeni bir yöntem geliştirdik. Twitter API ile anlık topladığımız veriyi bu yöntem ile analiz ediyoruz.Doctoral Thesis Derin Çekme Sınır Oranın, Flanş Bölgesinin Isıtılarak Artırılması için Yöntem Geliştirilmesi(2015) Kayhan, Erdem; Kaftanoğlu, Bilgin; Kayhan, Erdem; Kaftanoğlu, Bilgin; Kayhan, Erdem; Kaftanoğlu, Bilgin; Konca, Erkan; Manufacturing Engineering; Airframe and Powerplant Maintenance; Manufacturing Engineering; Airframe and Powerplant MaintenanceBu tez çalışmasında geliştirilen yöntem kısaca, sac metal malzemelerin şekillendirilme oranının flanş bölgesinin eş sıcaklık dağılımsız ısıtılarak artırılması olarak açıklanabilir. Sıcaklık artışı malzemenin sünekliğinde belirgin bir yükselmeye ve buna bağlı olarak şekillendirilme kapasitesinin artmasına neden olur. Sıcaklık artışı ayrıca malzemenin akma sınırının düşmesi ile birlikte, uygulama kuvvetlerinde ve basınçlarında azalma meydana gelir. Otomotiv endüstrisinde en yaygın kullanıma sahip olan Yüksek Mukavemet Sac Çelik (AHSS) malzeme DP600 olup, araç ağırlıklarının azalmasını ve çarpışma emniyet faktörünün artmasını sağlamasından dolayı bu tez çalışmasında araştırma malzemesi olarak seçilmiştir. Adı geçen çelik malzemelerin kullanımı malzeme kalınlıklarının ve yakıt sarfiyatının azalmasını sağlar. Yapılan araştırmada geliştirilen yöntemin geçerliliği üç farklı tip malzeme, bunlardan iki tanesi Düşük Alaşımlı Yüksek Mukavemet çeliği (HSLA), diğeri ise IF (Arayersiz Çelikler) çeliği kullanılarak, incelenmiştir. Flanş bölgesinin sıcaklığının 180oC to 300oC değerleri arasında oluşturulduğu deneylerde derin çekme sınır oranında %25.58 kadar artış sağlanmıştır. Kullanılan sıcaklık ılık işlem sıcaklığı seviyesinde olduğundan, şekillendirilme kuvvetlerinde azalma meydana gelmesine rağmen malzemenin özelliklerinde ve dayanımında bir değişim gerçekleşmemektedir.Master Thesis Göz İzlemenin Program Anlaşılırlığında Kullanılması Üzerine Sistematik Bir Haritalama Çalışması(2021) Atıed, Shukrullah; Çağıltay, Nergiz; Topallı, DamlaGöz izleme teknolojisi, bir kişinin vizyonu hakkında fikir edinmek ve nereye baktıklarını belirlemek ve görsel davranışları hakkında veri toplamak için kullanılır. Araştırmacılar, göz izleme teknolojisini kullanarak Yazılım Mühendisliği'ndeki çeşitli görevleri analiz etmek ve anlamak için göz hareketi verileri toplamaktadır. Ancak, Yazılım Mühendisliği alanında göz izleme teknolojisinin kullanımını inceleyen ve bu açıdan genel bir tablo sunan çok sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Dolayısıyla, bu tez çalışmasında, bir Sistematik Haritalama çalışması yürüterek, tüm kanıtları bir araya getirmeyi ve özellikle programı anlaşılabilirliği için Yazılım Mühendisliği'nde göz izleme kullanımına genel bir bakış sunmayı amaçlıyoruz. İlgisiz çalışmaları dikkatlice gözden geçirdikten ve çıkardıktan sonra 121 ilgili makaleyi seçtik. Elde ettiğimiz sonuçlara göre, son yıllarda Yazılım Mühendisliği'nde göz takibi üzerine yapılan çalışmaların arttığını ve farklı aktiviteler üzerinde çalışıldığını görülmektedir. Ayrıca, programı anlaşılabilirliği üzerine farklı faktörlerin etkisi olduğu görülmüştür. Bu faktörler kod öğeleri ve varlıkları, araçlar, geliştiricinin geçmişi ve göz hareketi ve okuma davranışları olarak belirtilmiştir. Bu bulguların, geliştiricilerin program anlaşılabilirliği üzerine etkin faktörleri benimsemelerine yardımcı olarak gelişimlerine katkı sağlaması beklenmektedir.Master Thesis Nesne-yönelimli Modelleme Yönteminin Openmodelıca Kullanılarak Mekatronik Sistemler için Uygulanması – Vaka İncelemeleri(2016) Coşkunoğlu, Sümeyye Betül; Erden, AbdulkadirMekatronik mühendislik sistemlerinin benzetimi araştırmacılar için zorlu bir konudur. Benzetim modelleri için birçok alternatif yaklaşım olmasına karşın, Mekatronik sistemlerin karmaşık, çok disiplinli ve tümleşik yapısı göz önüne alındığında, nesne yönelimli modelleme yöntemleri kullanılarak sistem düzeyinde modelleme ve benzetim yapılması sistem gereksinimlerini ve sistem düzeyinde entegrasyonu anlamak açısından faydalı olacaktır. Bu çalışmada, nesne yönelimli bir modelleme dili olan Modelica kullanılarak farklı mekatronik sistemler üzerinde çeşitli vaka incelemeleri yapılmıştır. Mekanik, elektronik ve bilişim altsistemleri öncelikle girdi/çıktı ve işlem yapısına göre incelenmiş ve daha sonra bu altsistemler OpenModelica programı kullanılarak benzetim için modellenmiştir. Alt sistemlerin tümleştirmesi OpenModelica kullanılarak gerçekleştirilmiş ve ana sistemlerin benzetimi yapılmıştır. Bu vaka incelemelerine dayanarak, OpenModelica platformunun mekatronik sistem modelleme ve benzetiminde kısıtlamalar barındırmasına karşın, Modelica dilinin, bir modelleme dili olarak kolaylık sağlayan ve yararlı bir araç olabileceği anlaşılmıştır.Master Thesis Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın Enerji Potansiyelleri ve Politikaları(2007) Özdemir, Yavuz; Başak, Cengiz; Başak, Cengiz; Başak, Cengiz; Department of International Relations; Department of International RelationsSanayileşmenin artmasına bağlı olarak, 20. yüzyılda olduğu gibi, 21.yüzyılda dadünyanın gelişmiş ekonomilerinin en büyük itici gücünün enerji kaynakları olacağıkesindir.Teknolojik gelişmelerin ışığında, insanoğlunun ihtiyaç önceliklerinindeğişerek daha üst seviyelere çıkması, bizleri bu enerji kaynaklarına bir nevi bağımlıduruma getirmiştir.Bu bağlamda, günümüzde enerji elde etmek amacıyla kullanılankaynaklar arasında petrol ve doğal gazın tüketim açısından diğerlerinden dahaöncelikli bir konuma yükseldiği görülmektedir.Dünya enerji ihtiyacının gün be gün arttığı günümüzde, gelişmiş sanayilere sahipbüyük devletlerin enerji güvenliklerini sağlamak adına, söz konusu kaynaklarınüretildiği ve nakledildiği coğrafyalarda etkinliklerini arttırmaya çalıştıklarıgözlemlenmektedir. Bu noktada, Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardındanbünyesinde bulundurduğu zengin hidrokarbon kaynaklarıyla Orta Asya Bölgesi'nin,dolayısıyla da bu coğrafyada kurulmuş olan Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistanve Özbekistan Cumhuriyetleri'nin dünya siyasetindeki önemlerinin arttığısöylenebilir.Araştırmamızda, bölgenin artan önemine bağlı olarak burada kurulmuş olan,Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan gibi Türk Cumhuriyetleri'ninenerji potansiyelleri ve politikaları incelenmiştir. Konu incelenirken, enerji eksenlibölgesel sorunların yanı sıra, Türkiye de dahil olmak üzere, küresel ve bölgeselgüçlerin bölge politikaları da irdelenmiştir.Tüm bunların ışığında, Kazakistan,Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın sahip oldukları enerji kaynaklarını reelbir şekilde kullanarak, gelecekte bölge içinde etkin birer ekonomik güce dönüşüpdönüşemeyecekleri sorgulanmıştır.Bunlara göre, adı geçen ülkelerin sahip oldukları kaynaklarını doğru politikalardahilinde etkili bir şekilde kullanabilmeleri durumunda, çokta uzak olmayan birgelecekte, Orta Asya Bölgesinin önemli ekonomik güçleri arasında yer alabilecekleriöngörülmüştür.Master Thesis Rusya Perspektifinden 2005-2015 Yılları Arasında Ukrayna ile Yaşanan Gaz Problemi(2017) Lukyanova, Anna; Karasar, Hasan AliRusya ile Ukrayna arasındaki ilk gaz krizi 1993 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından hemen iki yıl sonra başladı. Sorun oldukça karmaşık siyasi, iktisadi ve coğrafi temellerde iki ülkeyi karşı karşıya getiren bir olguydu. Bu tez Rusya açısından iki ülke arasındaki gaz çatışmasının başlangıcı ve devamındaki sebepleri aydınlatmaya çalışmaktadır. Bu yüzd3en de tez sorunun zirve dönemi olarak adlandırılan 2005-2015 yılları arasını mercek altına almaktadır. Rusya-Ulrayna ilişkileri hali hazırda da her geçen gün daha karmaşık bir hal almakta ve iki taraf birbirinden tamamen farklı amaçlar üzerine kurdukları politikalar izlemektedirler. Bu tez hem iki devletin dış politikalarını hem de Gazprom ve Naftogaz gibi gaz tekeli şirketlerin konu hakkındaki siyasalarını incelemek suretiyle aynı zamanda Rusya-Ukrayna ilişkilerinin şirketlerin de dahlia olan bir haritasını çıkarmaktadır.Article Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 3Modeling and Measurement of Human Body Blockage Loss at 28 Ghz(Taylor & Francis Ltd, 2023) Benzaghta, Mohamed; Gokdogan, Bengisu Yalcinkaya; Coruk, Remziye Busra; Kara, AliMillimeter-wave (mm-Wave) spectrum is an essential enabler to the fifth generation (5G) wireless technology. Humans are one of the most noticeable blockers that cause temporal variation in indoor radio channels. This paper presents human blockage measurements at 28 GHz, with several humans of different sizes. The effect of the crossing orientations of the human bodies is investigated for three different transmitter heights. A human blockage model based on the Fresnel diffraction scheme is shown to be applicable in estimating the human blockage loss in indoor radio links considering various body sizes, different crossing orientations, and different transmitter heights. The findings reported in this paper could help improve indoor radio channel models at 28 GHz bands for 5G technologies considering the presence of human body blockages.
