22 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 22
Master Thesis İş Yerinde Oluşan Stresin Çalışanlar Üzerindeki Etkileri; Acil Servis Hizmetleri Kapsamında Bir Uygulama(2011) Çevik, Meral; Tengilimoğlu, DilaverStres, kaçınılmaz etkenlerin bireyin psişik dengesini bozması ile ortaya çıkan gerilim ve zorlanma halidir. Her ne kadar hayat şartları ve iş koşulları açısından, bireylerin hayatları farlılık gösterse de, herkes belli bir ölçüde stresten etkilenmektedir. İşe bağlı stres, performansı düşürür, iş kazalarına sebep olur, çalışanların ilişkilerini bozar, depresyon ve kaygı bozukluklarına yol açar, ayrıca çok derin psikolojik ve fizyolojik zararlar oluşturur. Ancak insanın amacına ulaşması ve motive olması için makul bir stres olumlu etki yaratmaktadır. Yani belli bir seviyeyi aşmadıkça stresin insanı çalışmaya teşvik ettiği ve başarısını arttırdığı söylenebilir.Araştırma, iş yerinde oluşan stresin, acil serviste çalışan doktor ve hemşireler üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve analitik bir araştırma olarak planlanmıştır.Araştırma, Ankara'da bulunan Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Özel Medicana ve Özel Bayındır Hastane'lerinden yazılı ve sözlü izinler alınarak, Şubat 2010 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma toplam 131 sağlık çalışanı ile anket tekniği gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın büyük bir kısmını 26-30 yaş grubundaki çalışanlar oluşturmaktadır. Katılımcıların büyük bir kısmı iş yükünün fazla olduğunu ifade etse de, mesai süresinde işlerini bitirememe kaygısı taşımadıkları, işlerini eve taşımadıklarını, yeni eklenen sorumlulukları başkasına devretmek yerine kendileri üstlendikleri belirlenmiştir. Hem mükemmel bir eş, hem mükemmel bir çalışan, hem mükemmel bir ebeveyn olmanın katılımcılar için önemli olduğu belirlenmiştir. İş yükünün çalışanlar üzerinde önemli bir stres faktörü olmadığı görülmüştür. Stresin çalışanlarda en fazla yorgunluk, gerginlik, baş ağrısı ve uykusuzluk şikayetlerine neden olduğu belirlenmiştir. Çalışanların sosyodemografik özellikleriyle stresin olumsuz etkileri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Stres ölçeğine göre toplam stres puanı 28,031±3,792 (minimum 18, maksimum 38)'dir. Bu da acil servis çalışanlarının stres düzeyinin yüksek olduğunun göstergesidir.Master Thesis Sağlık Kuruluşlarında Toplam Kalite Yönetimi Akreditasyon Uygulamaları ve Kalite Algısı Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi: Örnek Bir Uygulama(2016) Sarıduman, Müşerref; Şenalp, Mehmet GürsanSağlık çalışanlarının Akreditasyonun Faydaları, Akreditasyon Çalışmalarında Çalışanların Katılımı, Kalite Yönetimi ve Kalite Sonuçları konularındaki düşüncelerinin belirlenmesi ve söz konusu konuların birbiri ile ilişkisinin belirlenmesi amacıyla hazırlanan bu çalışma Ankara ili akredite sağlık kuruluşlarında gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında Akreditasyonun Faydaları; Akreditasyon Çalışmalarında Çalışanların Katılımı; Kalite Yönetimi; Kalite Sonuçları yaş, cinsiyet, eğitim, görev, görevde çalışma süresi, bu kurumda çalışma süresi gibi değişkenler dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Yapılan analizler neticesinde katılımcıların ankette yer alan sorulara ağırlıklı olan benzer cevaplar verdikleri ve değişkenler arasında anlamlı farklar olmadığı tespit edilmiştir. Ancak kalite sonuçları bakımından erkek katılımcıların katılım düzeyleri kadınlara oranla daha yüksektir. Ayrıca Bu kurumdaki çalışma süresi farklı olan gruplar arasında Kalite Sonuçları ölçeği açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır. Buna göre bu kurumdaki çalışma süresi 11-15 yıl arası olanların Kalite Sonuçları ölçeği sıra ortalaması puanı en yüksektir. Anahtar Kelimeler: Akreditasyon, Kalite Yönetimi, KaliteMaster Thesis Kronik Hastalığı Olan Kişilerin Covid-19 Pandemi Döneminde Sağlık Hizmeti Kullanım Düzeylerinin Belirlenmesi: Ankara İli Örneği(2022) Koca, Şeyma Nur; Tengilimoğlu, Dilaver2019 yılının sonlarında Çin'de ortaya çıkıp tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 enfeksiyonu 13 Ocak 2020 yılında tanımlanmıştır. 2021 yılının sonlarında hala devam etmektedir. Covid-19 ateş, nefes darlığı ve öksürük, tat ve koku kaybı gibi belirtiler göstermektedir. Türkiye'de ilk vaka 11 Mart 2020 tarihinde açıklanıştır. Pandemiden en fazla etkilenen grupların başında kronik hastalığı olan insanlar gelmektedir. Bu araştırma pandemi döneminde kronik hastalığı olan bireylerin hastane kullanım düzeylerini belirlemek, yine bu dönemde ilaçlarını almakta sıkıntı yaşayıp yaşamadıklarını ortaya koyma, alınan tedbirleri yeterli bulma düzeyleri, aldıkları tedavi maliyetinin uygun olup olmadığı, istediği zaman sağlık hizmetine ulaşıp ulaşamadığını, alınan sağlık hizmetinden memnun olma düzeylerini belirlemek gibi birçok konuyu ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma evrenini Ankara ilinde yaşayan ve kronik hastalığı bulunan 302 kişi oluşturmaktadır. Katılımcıların %22,2'si Covid hastalığını geçirmiştir. Büyük bir çoğunluğu (%80,8)'i pandemi döneminde devlet hastanesinden hizmet almıştır. Katılımcıların çoğu (%82,5), kronik hastalık için kullanılan ilaçlara erişimde sıkıntı yaşamadığını ifade etmiştir. Elde edilen bulgular ışığında sağlık yöneticileri için çeşitli öneriler geliştirilmiştir.Master Thesis Hemşirelik Hizmetlerinde Yönetsel ve Organizasyonel Sorunların İncelenmesi: Gata Hemşirelik Hizmetlerinde Bir Uygulama(2012) Bolat, Melahat; Törüner, A. MeteBu araştırmada, hemşirelik hizmetlerinde yönetsel ve organizasyonel sorunların incelenmesi, sorunların belirlenmesi ve çözüm önerileri getirilmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın evrenini, GATA hemşirelik hizmetlerinde görev yapan 592 hemşire ve yönetici hemşire oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş ve tüm evrene ulaşılmaya çalışılmıştır. Çeşitli sebeplerle ulaşılamayan hemşireler çalışma dışı bırakılmıştır. Sonuç olarak 460 hemşireye veri toplama formu ulaştırılmış ve 407 tanesi geri dönmüştür (geri dönüş oranı % 88,5).Araştırmada verilerin toplanması için ikişer bölümden oluşan hemşire ve yönetici hemşirelere yönelik anket formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, SPSS for Win. 18.0 programı kullanılmıştır. Verilerin dağılımlarını göstermek için sayı ve yüzdelikler, tanımlayıcı verilerin istatistiksel karşılaştırılması için Ki-Kare testi ve tanımlayıcı istatistikleri için aritmetik ortalama, standart sapma gösterimi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık için ?p? değeri 0,05 alınmıştır.Araştırmada, hemşirelik hizmetlerini yönetsel ve organizasyonel çalışmalarını kısıtlayan kurumsal faktörler ile yönetsel ve organizasyonel sorunlar değerlendirilmiştir. Yönetsel ve organizasyonel sorunlar yönetim süreci işlevleri olan planlama, organize etme, yöneltme, koordinasyon, kontrol ve eğitim-geliştirme faaliyetlerine göre incelenmiştir.Yönetici hemşirelerin çalışmalarını kısıtlayan sorunlardan yönetimi ilgilendiren konularda bağımsız kararlar alamama yüksek düzeyde yaşanan bir sorundur. Ayrıca yüksek düzeyde yaşanan bir sorun olan hemşire sayısının yetersizliği, yasa / yönetmelikler ve hemşirelerin kurumdan ayrılmalarından kaynaklanmaktadır.Hemşirelerin karşılaştıkları yönetsel ve organizasyonel sorunlardan, hemşire sayısı yetersizliği, ücret yetersizliği, görev, yetki ve sorumluluk belirsizliği, hemşirelik yönetimini ilgilendiren konularda diğer uzmanlık alanlarının müdahalesi, iletişim kopukluklarının yaşanması, kalite çalışmalarının ve hizmet içi eğitimin yetersizliği yüksek düzeyde yaşanan sorunlardır.Yönetim pozisyonlarına görevlendirilen hemşirelere yönetim ve organizasyon eğitiminin verilmesi, hemşirelerin görev, yetki ve sorumluluklarının belirlenebilmesi için iş tanımı ve iş gereklerinin oluşturulması, etkili motivasyon gereçleri kullanılarak hemşirelerin iş doyumunun sağlanması, performans değerleme kriterlerinin oluşturularak çalışanlarla paylaşılması, organizasyon içinde etkili iletişimin ve alınan kararlara katılımın sağlanması; sorunlara yönelik çözüm önerileri olarak değerlendirilmiştir.Anahtar kelimeler: Yönetsel ve organizasyonel sorunlar, hemşirelik yönetimi, sağlık hizmetleriMaster Thesis Sağlık Sektöründe Hizmet Konumlandırması: Ankara İlinde Kamu Hastanesi Uygulama Örneği(2012) Cantürk, Özlem; Seval, HalilDünyada sağlık hizmetlerinde pazarlama faaliyetleri 1970'li yıllarda önem kazanmaya başlamıştır. İlk kez Trout tarafından 1972 yılında ortaya atılan ve pazarlama stratejilerinin temelini oluşturan konumlandırma kavramı ürün yada hizmetin rakiplerine üstünlük sağlayacak şekilde farklı bir yönüyle tüketicilerin zihninde yer alması şeklinde tanımlanabilir.Bu çalışma; sağlık işletmelerinin konumlandırma faaliyetleri sonucunda, hastaların sağlık hizmeti alırken; sağlık kuruluşunu tercih etme kriterlerinin saptanması, hastaların sağlık kuruluşunu değiştirme kriterlerinin belirlenmesi ve sağlık kuruluşunun markalaşma süreçlerinin değerlendirilerek markanın önemi ile ilişkisinin tanımlamayı hedeflemektedir.Toplam 13 sorudan oluşan ankette ana soruların altında sıralanan alt soru sayıları ile toplam 48 soru mevcuttur. Sorular 5'li likert ve çoktan seçmeli sorulardan oluşmaktadır.Ankete katılan 100 denekten 48 tanesi kadın, 52 tanesi erkektir. Ankete katılan 100 deneğin 27 tanesi 20 yaş ve altı, 34 tanesi 21-40 yaş arası, 22 tanesi 41-60 yaş arası, 17 kişi ise 61 yaş ve üzeri insanlardır. Diğer bir deyişle deneklerin %27si 20 yaş ve altı gurupta,%34ü 21-40 yaş gurubunda,%22si 41-60 yaş gurubunda,%17si ise 61 ve üzeri yaş gurubunda yer almaktadır.Marka olmayı hedefleyen bir sağlık kuruluşu öncelikli olarak; kalite politikalarını, hastanenin amaçlarını, hedef kitlesini ve hastanenin vermek istediği mesajlarını belirlemek zorundadır.Sonuç olarak, hastaların markalaşma süreçleriyle ilgili ifadelere katılım düzeylerine baktığımızda; Hastanenin marka olması, Hastanenin iç dekorasyonu, genel fiziki görünümü, odaların konforu, Hastanenin temiz ve hijyenik olması, Uzman kadronun eğitim bilgi ve tecrübeleri, hastanede kullanılan cihazların ileri teknolojik donanıma sahip olması kriterlerinin önemli olduğu düşünülmektedir.Anahtar kelimeler: sağlık hizmetleri, hizmet konumlandırması, sağlık hizmetlerinde pazarlamaMaster Thesis Bireylerin Hastane Seçiminde Hastanenin Tanınırlığı ve Kurumsal Marka İmajı Tercihleri Analizi(2016) Sunal, İlknur; Bircan, İsmailÜlkemizde sağlık hizmetlerinin çeşitliliği, artan hastane sayısı ve hastanelerin birer işletme olduğundan yola çıkılarak, hastanelerin kurumsal marka imajı oluşturmak için gerçekleştirdiği faaliyetlerin, bireylerin hastane seçiminde ne kadar etkili olduğu, var olan ya da yeni kurulacak hastanelere fikir oluşturması, toplum sağlığının korunması amacıyla bu araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ilk bölümünde marka kavramına, marka değeri unsurlarına ve marka çeşitlerine yer verilmiş, teknolojinin kurumsal marka imajı üzerindeki etkisi anlatılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde Türkiye'deki sağlık sektörünün tarihçesi ve gelişimi anlatılmış, özel sağlık sektörünün önemi ve sağlık hizmeti pazarlaması konuları incelenmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde alan araştırması yapılmıştır. Alan araştırmasında Ankara ili Keçiören ilçesinde bulunan iki kamu iki özel hastanenin polikliniklerine başvuran bireyle anket uygulanmıştır. Uygulanan anketler SPPS 16.0 programı ileölçülebilir verilere dönüştürülerek, çalışmaya bilimsel dayanak sağlanmıştır. Çalışmanın sonucunda bireylerin demografik ve sosyal değişkenlerine göre; internet ve sosyal medyadan tedavi olacakları hastane ile ilgili bilgi alma durumu artmaktadır.hastanelere ulaşımın kolay olması tüm bireylerin hastane tercihlerini etkilemektedir. Hastanelerin fiziki şartlarının ve çevre düzenlemesinin doğru yapılandırılmış olması, doktorun alanında uzman olması, hastanenin randevu saatlerine uygun davranması, hastanenin tanınır olması, hastanenin yeni teknolojiyi takip etmesi, hastane isminin kolay söylenebilir olması, uluslararsı kalite belgelerinin olması, hastanenin SGK ile ve markalaşmış, marka değeri taşıyan kuruluşlarla anlaşmasının olması, hastanenin sponsorluk faliyetleri gerçekleştirmesi, çalışanların güler yüzlü olması hasta ve hasta yakınlarına tutarlı bilgiler vermesi bireylerin hastane tercihlerini etkilemektedir.Master Thesis Hastanelerde Hizmet Faaliyetlerine Dayalı Hekim Planlaması ve Tahsisi(2010) Kaçak, Hakan; Kavuncubaşı, ŞahinDünya sağlık sistemleri ciddi bir değişim baskısı altındadır. Gelişmekte olan ülkeler temel sağlık hizmetlerini sunmak ve enfeksiyon hastalıkları ile mücadele etmeye çalışmaktadır. Gelişmiş ülkeler ise genişleyen sağlık sektörünü kontrol altına alma çabası içerisindedir. Ayrıca gelişmiş ülkelerde yaşlanan nüfusun artması nedeni ile gelişmekte olan ülkelerin yaşadığı enfeksiyon hastalıkları probleminin yerini kronik hastalıklar almaktadır. Dünya üzerindeki bu hastalık yükü sağlık insangücü ihtiyacını da körüklemektedir (artırmaktadır). Ayrıca bütçe kısıtları ve sağlık hizmet harcamalarındaki sürekli artışlar sınırlı kaynakların akılcı kullanımını bir zorunluluk haline getirmiştir.Üretim faktörlerinden biri olan insan kaynağı, sağlık gibi emek yoğun faaliyet gösteren sektörlerde en önemli üretim faktörüdür. İnsan kaynağı olmaksızın sağlık kurumları açmanın, tıbbi ekipmanlar sağlamanın çok fazla anlamı olmayacaktır. Bunlar arasındaki en iyi hizmet karmasının sağlanması ve en etkili şekilde hizmet sunulması gerekmektedir. Bu sebeplerden dolayı insan kaynağı planlaması bir örgüt ya da sağlık sisteminin en önemli bileşenlerinden biridir. İnsan kaynağı planlaması dinamik bir süreçtir ve stratejik bir bakış açısıyla değerlendirilmelidir. İç ve dış çevre etkenleri izlenmeksizin sadece standart rakamlar yada oran analizleri ile insangücü dağılımını sağlamak kaynak kullanımındaki etkinliği azaltmaktadır.Bu araştırmada klasik sağlık insangücü planlama yöntemlerinin dışına çıkılmış ve kıyas (örnek edinme - benchmarking) yöntemi kullanılarak sağlık insangücü planlaması yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmada insangücü diğer hizmet girdileri ile birlikte değerlendirilmiş ve çıktıları üretmek için katlanılan işyükleri göz önünde bulundurularak insan kaynağı planlaması yapılmıştır.Master Thesis Yumuşak Güç Aracı Olarak Sağlık Diplomasisi: Türkiye'nin Sağlık Diplomasi Faaliyetlerinin İncelenmesi(2022) Çakmakcı, Tahir; Seyidov, IlgarKüresel olarak yayılma tehlikesi bulunan bulaşıcı hastalıklar, ilaç patentleri, fikri mülkiyet hakları, Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi gibi sorunlar sağlığın bir dış politikaya dönüşmesine olanak sağlamıştır. Sağlık diplomasi konusu çok yönlü olmakla birlikte, yumuşak güçle ilişki içerisindedir. Yumuşak güç, dış politika gibi manevi kaynaklar ile siyasi değerlerden beslenmektedir. Bu çalışma, Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarındaki az gelişmiş bazı ülkelerde, yumuşak güç aracı olarak sağlık diplomasisi faaliyetlerini incelemektedir. Türkiye'nin yumuşak güç kaynaklarının oluşmasında coğrafi konum, askeri güç, ekonomik kapasite, politika, tarih ve kültürel değerler oldukça önemli rol oynamaktadır. Araştırma'nın amacı, ülkelerarası ilişkilerde diplomasi ve kamu diplomasi kavramlarının literatür taramalarını ortaya koyarak, sağlık diplomasisinin Türk dış politikasında yumuşak güç aracı olarak kullanım durumunun önemi ve etkisi detaylı bir şekilde incelenecektir. Bu çalışma kapsamında nitel araştırma türlerinden betimsel analiz yapılmıştır. Bu kapsamda yumuşak güç aracı olarak sağlık diplomasisi çalışmalarının nasıl ve ne şekilde yürütüldüğünün irdelenmesinden yola çıkılarak, genel olarak AFAD, TİKA, Kızılay, Yunus Emre Kültür Merkezi, Türk Hava Yolları, STK'lar ve İnsani Yardım gibi kuruluşların örnek alınan dokuz ülkedeki kamu diplomasisi ile birlikte sağlıkta yumuşak güç politikalarının uygulama çalışmaları değerlendirilmiştir. Özellikle 2005 yılından sonra görünür hale gelen ve dış politikada hedeflere ulaşmayı sağlayan yumuşak güç aktörleri, Türkiye'nin uluslararası politikalarında sağlıkta ve diğer alanlarda geliştirdiği diyaloğa bir örnek olarak tarihi, kültürel, siyasi ve ekonomik alanları kapsayacak şekilde ele alınmaktadır. Araştırmada, Türkiye'nin sağlık diplomasi faaliyetlerinin uygulanmasında yumuşak gücün önemi ortaya konmaktadır. Bununla beraber Türkiye, dünyadaki diğer devletlerin yumuşak güç uygulama politikalarından farklı olarak, sadece kendi ülke menfaatlerini doğrultusunda yardım faaliyetlerini yürütmediği, yardım faaliyetlerinde bulunduğu ülkeye genel olarak, Türk kültür ve gelenekleri doğrultusunda insani yardım stratejileri biçiminde yaptığı görülmüştür.Master Thesis Sağlık hizmetlerinde kamu-özel ortaklığı modeli (Bursa ili örneği)(2016) Güler, Emrullah; Bircan, İsmailSağlık sektöründe kamu ve özel sektörün ortaklığına dayalı Kamu-Özel Ortaklığı (KÖO) yöntemi Türk sağlık sektöründe de uygulanmaya başlamıştır. Son yıllarda Türkiye sağlık sektörü büyük bir değişim göstermekte ve giderek artan şekilde KÖO'nı kullanmaktadır. Bu kapsamda çalışma Türkiye sağlık sektörü politikalarında yaşanan bu değişime odaklanmıştır. Çalışmada Türkiye sağlık altyapı yatırımlarında bir finansman yöntemi olarak KÖO politikasının politika haritalama yöntemi ile analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın evrenini Bursa ili kamu hastanelerinde çalışan personel oluşturmaktadır. Örneklem seçimine gidilmeden hastanelerdeki tüm çalışanlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Ancak 814 kişi çalışmaya katılmayı kabul etmiştir. Çalışmada veri toplama kaynağı olarak anket yönteminden faydalanılmıştır. Anket formunda yer alan sorular kaynak taraması ve uzmanların görüşleri doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre ise; Kamu Özel Ortaklığı Modeli (KÖOM), özel sektördeki atıl sermayelerin, hastane gibi topluma yararlı yatırımların yaratılması, daha hızlı sonuç getiren, etkili ve kaliteli kamu hizmeti sunumu açısından yarar sağlamasına, kamunun finansman sıkıntısından dolayı yapılamayan yatırımlar açısından fayda sağlayacağı ve sorun çözümünde etkili olabileceği düşünülmektedir.Master Thesis Sağlık Çalışanlarının İş Doyumlarına Etki Eden Faktörlerin Analizi: Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Çekirge Devlet Hastanesi Bursa Örneği(2015) Kökez, İsa; Bircan, İsmailİş doyumu, insan kaynaklarının etkin ve verimli bir çalışma sağlamasında önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Yüksek iş doyumuna sahip çalışanlar, işletmelerin belirledikleri amaçları gerçekleştirmede önemli derecede katkı sağlamaktadır. Karmaşık bir örgüt yapısı olan hastane ve sağlık kurumları farklı nitelik ve birikimi olan personelden oluştuğundan, personeli motive eden faktörler de kişilere göre değişebilmektedir. Bu araştırma ile sağlık işletmelerinde çalışan sağlık personelinin iş doyumunu etkileyen faktörler ile iş ortamında hangi iş doyumu faktörünün daha etkili olduğunu bulmak amaçlanmıştır. Sağlık hizmeti veren işletmeler, oldukça karma bir yapıya sahip çalışanlar tarafından kendisinden beklenilen hizmetleri yerine getirir. Karma yapının fazla olduğu bu örgütlerde iş doyumu açısından önemli bir sorun bulunmaktadır. Çünkü bu gruplar farklı ihtiyaçlara ve beklentilere sahip olacaklardır. Hastanenin amacına ulaşmasında, başarılı ya da başarısız kabul edilmesinde en büyük pay hiç şüphesiz hastane personeline aittir. Hastanenin başarısı bir anlamda personelin başarısı olduğu için bu noktada personelin iş doyumunun sağlanması ve personelin verimliliğini arttıracak etmenlerin belirlenmesi önem kazanmaktadır.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »
