4 results
Search Results
Now showing 1 - 4 of 4
Master Thesis Yeni Şişelerde Yıllanmış Şarap: Jeanette Winterson'ın Tutku ve Frankissstein: Bir Aşk Hikayesi Romanlarında Biyolojik Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet ve Kimlik(2022) Özen, Fadime Cansu Palamutçu; Tekin, KuğuBu tezin amacı, Jeanette Winterson'ın seçilen romanlarda yarattığı zaman çizelgesi ve karakterler aracılığıyla biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve kimlik kavramlarının nasıl evrildiğini göstermektir: İkinci romanı Tutku ve son yapıtlarından biri olan Frankissstein: Bir Aşk Hikayesi. Her iki romanda da Winterson, metinlerarasılık, parodi ve zamansal çarpıtma gibi çeşitli postmodern unsurları kullanır; böylece kurmaca yazınındaki geleneksel teknikleri altüst eder. Winterson, Tutku romanında, Henri ve Villanelle adlı iki adet hikaye anlatıcısı yaratır, atfedilen cinsiyet rollerini değiştirir ve biyolojik cinsiyet ile toplumsal cinsiyet arasındaki sınırları bulanıklaştırır. Dolayısıyla bu tez, toplumsal olarak kadınlardan ve erkeklerden beklenenlerin nasıl farklılaştığına odaklanmakta ve bu inşa edilmiş rollerin performatif doğasının altını çizmektedir. Frankissstein: Bir Aşk Hikayesi'nde iki anlatıcının yanı sıra iki farklı zaman dilimi de vardır. İlk hikaye, annesi feminist hareketin öncülerinden Mary Wollstonecraft olan Mary Shelley tarafından anlatılır. İkinci anlatıcı, varlığı, cinsiyet rolleri ve değişken kimlikler hakkında çok daha geniş bir perspektif sunan trans doktor Ry Shelley'dir. Dolayısıyla bu tez, ilgili teorilerin ve argümanların ışığında, biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve kimlik kavramlarının analizini Winterson'ın karakterleri aracılığıyla sunmayı amaçlamaktadır. Onların deneyimleri, 'yıllanmış bir şarabı yeni şişelere koymanın' hiçbir anlamı olmadığının altını çizer çünkü ikili sistemlerin her zaman 'Öteki' bir tarafı olmuştur. Bu sebeple, bu çalışma, bilindik eski ikili sistemler için üretilen yeni etiketlere rağmen, hetero-ataerkil sistemin kökünün aynı kaldığını da göstermektedir.Master Thesis Toplumsal Olarak Dezavantajlı Grupların Karşı Hegemonik Pratikleri: Cinsel Azınlıklar Örneği(2012) Kural, Kerem Cevdet; Özen, HayriyeYeni toplumsal hareketlerin, geçtiğimiz yüzyılın son yarısından başlayarak toplumsalın tamamı üzerindeki etkileri ve toplumu dönüştürmedeki önemleri büyüktür. Bu çalışmanın merkezinde de bu hareketlerden biri olan LGBT hareketi yer almaktadır. Hareketin ve içerisinde oluştuğu toplumsalın dinamiklerini incelemek amacı ile, hareketin önde gelen temsilcilerinden olan Ankara merkezli Kaos GL derneği örnek alınmış ve bu özelde, Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe'un kavramsallaştırması üzerinden Türkiye'deki LGBT mücadelesinin karşısına aldığı ve karşı hegemonik mücadelesinin merkezine yerleştirdiği kavramlar tartışılmıştır.Doctoral Thesis Cinsiyetin Ötesinde: Orlando, the Passion of New Eve Ve Written on the Body Eserlerindeki Cinsiyet Değiştiren Bedenler(2020) Haner, Sezgi Öztop; Elbir, Belgin20. yüzyıl kadın yazarlarının romanlarındaki 'transgender' anlatıcıların mevcudiyetleriyle yaratılmış olan toplumsal cinsiyet belirsizliğinin ve değişken cinsiyetin önemi bu tez çalışmasının geniş kapsamını oluşturmaktadır. Dolayısıyla, bu tez çalışması transgender anlatıcıların rolünü ve beden aracılığı ile ifade edilen sabit cinsel kimlik statüsünün eleştirisini irdelemek ve uygun bir bağlama yerleştirmek için Virginia Woolf'un Orlando, Angela Carter'ın The Passion of New Eve ve Jeanette Winterson'ın Written on the Body eserlerini inceler. Bu bakımdan, Virginia Woolf'un Orlando eseri toplumsal cinsiyet olgusunun nasıl tekrar şekillendiğini ve yeniden ifade edildiğini ve aynı zamanda bir bedenin nasıl sürekli dönüşüm içerisinde olduğunu gösterir. Sonrasında, Angela Carter'ın The Passion of New Eve eseri bireyin toplumsal kimliğinin nasıl sürekli değiştiğini ve nasıl dünyayı sürekli olarak tekrar şekillendirdiğini göstermektedir. Diğer taraftan, Jeanette Winterson'ın Written on the Body romanı anlatıcının cinsiyet ve cinsel kimliği belirtilmeden okuyucunun anlatıcının cinsiyetini tartışabilmesinin nasıl mümkün olduğunu ve metindeki cinsiyet kimliğinin eksikliği karşısında okuyucu anlatıcıya nasıl cinsel kimlik öngörebiliyor konularına dikkat çekmiştir. Böylelikle bu tez sınırlar ötesi transgender bir figürün varlığı ile toplumsal cinsiyet belirsizliğinin her bir romanda nasıl oluşturulduğunu ve bu oluşumun okuyucuların zihnindeki toplumsal cinsiyet olgusu dinamiklerini sorgulamalarını ve cinsiyet ve cinsel kimlik kategorileri üzerine tekrar düşünmelerini sağlamıştır. Ayrıca, bu tez her bir yazarın cinsiyet değiştiren bedenleri dilin belirsizliği ve zaman ve mekân algısının kopukluğu üzerinden nasıl metnin içine işlediğini göstermiştir. Aynı zamanda, bu tez her bir romandaki transgender figürün geleneksel cinsel kimlik ve toplumsal cinsiyet algısının yapılandırılması, sürdürülmesi ve yayılması hususunda etkin olan baskın söylemlerin yeniden yapılandırılmasını sağlamada gerekli bir araç olarak karşımıza çıkartıldığını göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Virginia Woolf, Angela Carter, Jeanette Winterson, transgender, toplumsal cinsiyet belirsizliğiMaster Thesis The Representation of Feminist Dystopia in Margaret Atwood's the Handmaid's Tale and Katharine Burdekin's Swastika Night(2015) Yurdakul, Selin; Tekin, KuğuBu tezin amacı, Margaret Atwood'un The Handmaid's Tale ve Katharine Burdekin'in Swastika Night başlıklı feminist distopyalarında, kadın kimliğinin yapılandırılmasını ve yansıtılmasını incelemektir. Tez konusu bu romanlar aracılığı ile teokratik devletlerin erkek egemen toplum yapısında kadın kimliğinin arka plana atıldığı ve hatta silindiği öne sürülmüştür. Kuram bölümünde, eleştirmenlerin görüşlerinden yola çıkılarak, ütopya ve distopya kavramları tanımlanmıştır. Bunların yanı sıra, iki feminist eleştirmen, Luce Irigaray ve Helene Cixous'nun ilgili çalışmaları analiz bölümündeki roman incelemelerine ışık tutması amacıyla ele alınmıştır. Analiz bölümünde ise, The Handmaid's Tale ve Swastika Night romanlarında teokratik ve baskıcı toplum düzeni ve bu düzende kadının yeri incelenmiştir. Sonuç olarak, Burdekin'in ve Atwood'un kaleme aldığı distopyalarda, kadınların birey olarak değer görmediği, sadece üreme amaçlı kullanılan objeler olduğu kanıtlanmaktadır. Anahtar Sözcükler: distopya, totalitarizm, teokrasi, kadının indirgenmesi
