62 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 62
Master Thesis Amin Borandan Hidrojen Üretilmesi için Üzerine Bimetalik Gümüş-bakır Nanoparçacıkları Eklenmiş Silika Kaplı Kobalt Ferrit Manyetik Nanoparçacıkların Hazırlanması(2016) Mohammed, Salma S. Abdalla; Kaya, MuratHidrojen en önemli temiz enerji kaynaklarından biri olarak bilinmektedir ve mobil uygulamalar için hidrojen taşıyıcı sistemler ve bu sistemlerden hidrojen eldesini sağlayacak metodların geliştirilmesi çok önemlidir. Literatürde olarak metal hidrürler, kimyasal hidrürler, organic moleküller, metal organic kafes yapıları ve karbon nanotüpler gibi hidrojen depolama malzemeleri ile ilgili bir çok yayın bulunmaktadır.Bunlar arasında kimyasal hidrürler yüksek hidrojen depolama kapasiteleri sebebi ile büyük ilgi görmektedir. Kararlılığı ve toksik olmaması yanında kütlece 19.6 % oranında hidrojene sahip olması sebebi ile amin boran önemli bir bidrojen depolama malzemesi olarak bilinmektedir. Uygun katalizör kullanımı ile normal şartlarda 1 mol amin borandan 3 mol hidrojen eldesi mümkündür. Amin borandan hidrojen eldesinde kinetic parametrelerin iyileştirilmesi için yüksek etkiye sahip katalizörlerin heliştirilmesi, hidrojen enerjisinin mobil uygulamaları için çok önemlidir. Bunun yanında katalizörün reaksiyon ortamından ayrılması ve tekrar kullanımı, üstesinden gelinmesi gereken diğer önemli konulardır. Bu çalışmada, amin borandan hidrolitik olarak hidrojen eldesin için katalizör olarak manyetik olarak ayrılabilen CoFe2O4@SiO2 destek malzemesine ıslak emdirme yöntemi ile ekelenmiş gümüş-bakır nanoparçacıklarının hazırlanması için kolay bir yöntem rapor edilmiştir. Hazırlanan katalizör oda sıcaklığında amin borandan hidrojen eldesi reaksiyonunda mükemmel katalitik aktivite göstermiştir. İlk çevrim frekansı 146 dk-1 olarak hesaplanmıştır. Buna ek olarak, CoFe2O4@SiO2 destek malzemesi üzerine eklenmiş AgCu nanoparçacıklar, kaydadeğer kararlılık ve tekrar kullanılabilme kabiliyeti göstermiştir ve amin borandan hidrojen eldesinde 10. kullanımda bile tam çevrimde hemen hemen ilk aktivitesini korumuştur.Doctoral Thesis Moleküler Modelleme Yaklaşımını Kullanarak Kanser Tümör Tedavisi için Piridil Tip Ligantları İçeren Platin ve Paladyum Komplekslerinin Tasarımı(2018) El-hag, Rabıa Hadı Mohamed; Kayı, Hakan; Yaman, Şeniz ÖzalpGeçen yüzyılın ortasında, bir cisplatin bileşiğinin keşfinden sonra, bu bileşik birkaç farklı kanser tipinin tedavisinde kullanılan en önemli kimyasal bileşiklerden biri haline gelmiştir. Ancak bu bileşiğin kanser hücrelerini öldürme ve yok etme yeteneğine rağmen, neden olduğu yan etkilere ek olarak birkaç kanser türünü tedavi edememekte, bu da bilim adamlarının daha etkili ve yan etkileri olmayan başka bileşikleri araştırmalarına yol açmaktadır. Keşfedilen ilaçların çoğunun, kanserlere karşı etkinliklerinin çok az olduğu gösterilmiştir. Elde ettiğimiz teknikler ve ilerlemelere ve kendini savaşmaya adamış sayısız doktor olmasına rağmen, kanser gerçek bir tehdit, çaresiz bir hastalıktır, ancak yine de umut vardır. Bilim adamları 50 yıl önce imkansız görünen tedavilerle ortaya çıktılar ve tedavi edilemez denen bazı kanserlerden kurtulmayı başardılar. Mükemmel sonuçlar elde etmek için tedavi araçlarını farklı şekillerde kullanmaya başladık. Kanser hala korkutucu olsa da ve her zaman öyle kalabilir olsa da, kansere karşı attığımız adımlar tedaviyi sadece mümkün kılmakla kalmayıp aynı zamanda erişilebilir hale de getirmiştir. Önceki çalışmalardan, platin ve paladyum bileşiklerinin, uygun ligand, iyi geometri ve aktif çıkış grubu gibi birçok parametreyi hesaba katarsak, kanser hücrelerine karşı en etkili bileşikler olduğu sonucuna varılabilir. Buradan, araştırmalarla alternatif kanser tedavisi bileşikleri olarak bazı platin ve paladyum bileşiklerini tasarlamaya ve geliştirmeye başlandı. Bu araştırmada, on altı platin ve paladyum bileşiği iki farklı tipte ligand ile tasarlandı. Yeni bileşikler, yoğunluk fonksiyonel teorisi, DFT, kullanılarak teorik olarak tasarlanmış ve test edilmiştir. FTIR, NMR ve UV-vis gibi bu komplekslerin spektroskopik özellikleri ve geometri optimizasyonları B3LYP/LANL2DZ teori seviyesinde ve Gaussian programı kullanılarak hesaplanmıştır. Bu bileşiklerin iki tip DNA ile etkileşim süreci daha sonra Docking programı kullanılarak simüle edilmiştir ve komplekslerimizin cisplatinden (kovalent, elektrostatik, oluk ve interkalasyon) farklı mekanizmalarla ve belkide cisplatinin yan etkilerinin üstesinden gelebileceğine yol açacak şekilde DNA ile etkileştiğini ortaya koymuştur. Bu bileşiklerin teorik sonuçları oldukça umut vericidir. Bu bileşiklerin bazıları canlı hücreler üzerinde deneysel olarak test edilmiş ve çeşitli kanser türlerine karşı etkili olduğu kanıtlanmıştır. Deneysel ve teorik sonuçlar arasında iyi derecede bir uyumluluk gözlenmiştir. Söz konusu yeni komplekslerin, bu kompleksler hakkında daha ileri çalışmalar için umut verici sonuçları vardır.Doctoral Thesis Organik Çözücülerle Karbonil Sülfit Yakalamanın Teorik Olarak İncelenmesi(2021) Abduesslam, Mahmoud; Yaman, Şeniz Özalp; Kayı, HakanKimya mühendisleri, endüstriyel gazlardaki karbonil sülfitin (COS) varlığına odaklanırlar ve ayrıca sıvılaştırılmış petrol gazında COS'nin doğal oluşumlarını dikkate alırlar. Çevresel düzenlemelere uymak ve gaz dağıtım endüstrilerinin katı çevresel gereksinimlerini karşılamak için gaz akışlarındaki zehirli ve aşındırıcı özelliklere sahip tüm safsızlıklar temizlenmelidir. Reaktif soğurma, asit gazlarını gidermenin en güvenilir yollarından biri olarak kabul edildiğinden, aminler ve alkol karışımları kullanılarak asitleri gidermek için tipik olarak kullanılan bir tekniktir. Bu çalışmada, organik sıvı karışımları kullanılarak ωB97X-D3/6-311++G(d,p) teori düzeyinde yoğunluk fonksiyonel teorisi (DFT) hesaplamaları kullanılarak COS'nin yakalanması araştırılmıştır. Bu karışımlar, aminlerden, 1,8-diazabisiklo[5.4.0]undek-7-en (DBU), 1,5-diazabisiklo[4.3.0]non-5-en (DBN) ve 2-tert-bütil-1,1,3,3-tetrametilguanidin (BTMG) and 1, 5, 7-triazabicyclo [4.4.0] dec-5-ene (TBD)'den oluşmakta ve ayrıca bir dizi lineer alkol, yani metanol, etanol, 1-propanol, 1-butanol, 1-pentanol ve 1-hekzanol içermektedir. Çalışma boyunca, COS'un yakalanmasında 4 tip amin ile 6 tip alkol için modifiye edilmiş tek basamaklı bir termoleküler tepkime mekanizması incelenmiştir. Toplamda on sekiz farklı sistem araştırılmış ve önerilen COS yakalama tepkimelerinin termodinamiği ve kinetiği ile birlikte yapısal özellikleri ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur. Sonuçlar, önerilen termoleküler tepkime mekanizmalarının test edilen 18 farklı sistem için termodinamik olarak uygulanabilir olduğunu ve BTMG ile metanolden oluşan organik sıvı kombinasyonunun, COS yakalamada en düşük enerji bariyeri ve en yüksek tepkime hızı ile sonuçlandığını gösterdi.Master Thesis Asetilkolin Esteraz İnhibitörleri Biyokimyasal Analizi Gibi Piyasada Bulunan Antihipertensif İlaçlar: Kaptopril And Lisinopril(2018) Elbanna, Ahmed Eıd Abdelbasset Abdallah Elbanna; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin GülgünAsetilkolin esteraz inhibitörleri kemoterapötik ilaç direnci veya kanser gelişimiyle ilişkisi merak edici bir konudur.Bunula ilgili belli bir kanıtlama yoktur. Bu çalışmada, ilk defa laboratuvarda seçilmiş ACE inhibitörlerin ilaçlarının şu enzimler üzerine etkisini incelemekteyiz: Super Oxide Dismutaz (SOD), Catalaz (CAT), Glutathione Peroxidaz (GPx) ve Glutathione-S- Transferaz (GST). Bunun yanında, ilaçların çözünürlüğü ve istikrarı belli koşullar altında muhaveze edilğinde uğradığı değişimler tespit edilmektedir Sodium phosphate tamponlar ve PH:6.5 ve 7 kullanılmıştır. İlaçlar ise +4 C ve -20C derecede muhavaze edimiştir. 30 gün boyunca ilaçlar hiç bir değişikliğe uğramamıştır ( enzim denemesini yapmak için gereken süredir). Kaptopril SOD enzimini 98% GST enzimi 85% orantıyla, CAT enzimi ise sadece 5% ve GPx enzimini 11% orantıyla engellemiştir. Ancak Lisinopril SOD enzymi 99% orantıyla, GST enzimi 98% orantıyla, CAT enzimi ise 70% ve GPx enzimini 53% orantyla engellemiştir.Master Thesis Poli (n- Metilanilin) Eklenmiş Gümüş Nanopartiküllerin Antibakteriyel Aktivitesinin Araştırılması(2022) Aldarajı, Mostafa Kamıl Maala; İşgör, Sultan Belgin; Kaya, Muratİnsanlar, hayvanlar ve mahsuller, belirli bakteri türlerinin neden olduğu birçok hastalıktan muzdarip olabilir. Bu bakterilerin, karşılaşabilecekleri en uygun araçları belirlemek için derinlemesine araştırılması gerekir. Bu bakteri türleri arasında (Escherichia coli) ve (Staphylococcus aureus) bulunur. Gümüş, bakterileri yok edebilecek bazı kimyasal ve fiziksel özelliklere sahip olduğu için bu bakterilerin yayılmasının tedavisinde kullanılan en önemli mineral elementlerden biridir. Etkinliği incelenen bu özelliklerden biri Nanoteknolojidir. Bunlar 1 ila 100 nanometre arasında değişen parçacıklardır. Bu parçacıkların dış zarlara nüfuz edebildiği ve hücreye girebileceği bulunmuştur. Bunu kullanarak, protein üretimini durdurmak için çalışır ve gümüş nanopartiküller ile bulunan yüksek toksisite nedeniyle canlı hücreyi öldürmeye başlar. Ek olarak, gümüş nanopartiküllere poli (n-metil anilin) ilave edildi. PNMA 0.025 M monomer çözeltisi ile hazırlandı. Elde edilen PNMA kürelerinin boyutu 200-550 nm arasındadır. Poli (N-metil anilin) gümüş nanopartikülleri (PNMA-AGNP'LER) başarıyla hazırlamak için oksidatif kimyasal polimerizasyon ve sıvı emprenye yöntemleri kullanıldı. Elde edilen partikülleri karakterize etmek için SEM, TEM, EDX ve ICP-Oe'ler kullanıldı. Bu bileşiklerin; PNMA ve Ag-Pnma'nın Escherichia coli ve Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel etkileri incelenmiş ve bu bileşiklerin penisilin/streptomisin ortak antibiyotiği ile etkileri karşılaştırılmıştır.Master Thesis Proton Değişim Membranlı Yakıt Hücresi için Yüksek Performanslı Bimetallik Katalizör Geliştirilmesi(2020) Al-tememy, Mogdam Gassy Husseın; Devrim, YılserArtan nüfus ve azalan fosil yakıtlar nedeniyle ciddi bir endişe kaynağı olan enerji ihtiyacındaki artış araştırmacıları alternatif bir kaynak olarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendirmiştir. Proton Değişim Membranlı Yakıt Hücresi (PEMFC) yüksek verimliliği, hafif olması, düşük emisyon, hızlı başlatma ve kapatma gibi özellikleri nedeniyle taşınabilir ve sabit uygulamalarda dünya çapında önemli ve alternatif bir teknolojidir. Yüksek sıcaklık PEMFC (HT-PEMFC), düşük sıcaklık PEMFCde (LT-PEMFC) yaşanan karbon monoksit (CO) zehirlenmesi, nemlendirme, ısı ve su yönetimi sorunlarını azalttığı için tercih edilmektedir. Bu tezde, HT-PEMFC için sentezlenen Pt:Pd bimetalik katalizörlerinin hazırlanmasında katalizör desteği olarak çok duvarlı karbon nanotüp yüklenmiş grafen nanoplaka (MWCNT-GNP), MWCNT ve GNP kullanılmıştır. Katalizör metallerin farklı desteklere dağılımı, mikrodalga yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Katalizörlerin metallerinin morfolojisi, kimyasal yapısı ve yüzde oranı, X-ışını kırınımı (XRD), termal gravimetrik analiz (TGA), transmisyon elektron mikroskobu (TEM) ve indüktif olarak eşleşmiş plazma kütle spektroskopisi (ICP-MS) kullanılarak tanımlanmıştır. TGA analizi katalizörlerin termal kararlılığının arttığı doğrulanmıştır. TEM ile dispersiyon ve katalizörlerin düzgün ve homojen dağılımı gösterilmiştir. Katalizörlerin elektrokimyasal yüzey alanı (ECSA), döngüsel voltametri (CV) yardımı ile hesaplanmıştır. Pt:Pd/MWCNT-GNP, Pt:Pd/GNP ve Pt:Pd/MWCNT katalizörleri için ECSA sırası ile 43.8 m2/g, 53.5 m2/g ve 71.7 m2/g'dır. En düşük ECSA kaybı % 48 olarak PtPd/MWCNT-GNP katalizöründe elde edilmiştir. Sonuçlar, Pt:Pd/MWCNT-GNP'nin daha iyi birikim, homojen dağılım ve diğer katalizörlere kıyasla daha yüksek ECSA sayesinde HT-PEMFC için daha uygun bir katalizör olduğunu göstermiştir. Bimetalik katalizörlerin performansı, bu MEA'ler ile hazırlanan tek hücreli HT-PEMFC'e 160 oC'de saf H2, reformat gaz ve kuru hava beslemelerinde test edilmiştir. Sonuçlar içerisinde en iyi sonuçları Pt-Pd/MWCNT-GNP katalizörü, 0.6 V'da saf H2/hava ve reformat gaz/hava beslemeleri için sırasıyla 0.3 A/cm2 ve 0.24 A/cm2 akım yoğunlukları ile göstermişlerdir.Master Thesis Yeni Ditiyenosilol Esaslı Kromik Polimerlerin Sentezi ve Karakterizasyonu(2015) Al-jumaılı, Mohammed; Cihaner, AtillaStille kenetlenme tepkimesi ile tiyofen (P1) ve bitiyofen (P2) içeren 2-etilhekzil sübstitüeli ditiyenosilol esaslı çözünür polimerler sentezlenmiştir. Polimerler nükleer magnetik rezonans (NMR), jel geçirgenlik kromotografisi (GPC), taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve termal gravimetrik analiz (TGA) teknikleri kullanılarak karakterize edilmiştir. Silol halkası üzerindeki 2-etilhekzil sübstitüentlerinin varlığı polimerlerin yaygın çözücülerde çözünmesini sağlamıştır. GPC ölçümlerine göre, polimerler P1 ve P2'nin ağırlık ortalama moleküler ağırlıkları sırasıyla 2.30 çok dağılımlılık belirtesi (PDI) ile 70977 ve 1.42 PDI ile 110439 bulunmuştur. Tolüen çözeltisi içeresindeki floresans polimerlerin maksimum ışıma bantları P1 için 634 nm ve P2 için 613 nm'dir. Polimerlerin çözelti ve film formlarındaki kimyasal ve elektrokimyasal katkılandırılmaları morötesi-görünür (UV-vis) spektroskopi tekniği ile görüntülenmiştir. Polimerler kromik (kemokromik ve elektrokromik) özellik göstermektedirler. Nötr polimer filmlerinin renkleri P1 için mor ve P2 için kızılımsı kahverengi iken her iki polimer yükseltgen hallerinde geçirgen gökyüzü mavisine sahiptirler. Polimerlerin film formunda band aralıkları P1 için 1.81 eV ve P2 için 1.92 eV olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, polimerlerin elektrokromik cihaz uygulamaları yapılmıştır. Polimerlerin elektrokimyasal ve optik özellikleri ilgili polimerlerin optoelektronik uygulamalar için iyi birer aday olabileceğini göstermiştir.Master Thesis Yapay Sinir Ağları ile Dizel Yakıtın Fiziksel Özelliklerden Kinematik Viskozite ve Yoğunluğunun Tahmini(2020) Obaıdı, Aymen Abdulqader Abbas Al; Kayı, HakanBu çalışmada, ilk amaç deneysel analizde harcanan zaman ve maliyeti azaltabilmek için yapay sinir ağı modeli kullanarak dizel yakıtın kinematic viskozitesini ve yoğunluğunu fiziksel özelliklerinden tahmin etmektir. Sonraki amaç ise, kinematic viskozite ve yoğunluğa basit bir formül atamaktır. Bu çalışmada kullanılan dizel yakıt için deneysel veriler doğrudan Irak'taki Kuzey Petrol Şirketi'nden elde edilmiştir, bu nedenle orijinal ve benzersiz bir veri kaynağı kullanılmıştır. Günlük rutinde, dizel taşıyan her tankerin izlenmesi, yoğunluk ve viskozite ölçümlerinin yapılması gerekmektedir. Kınematık viskozite ve yoğunluk tahmininde, harici girişli doğrusal olmayan otoregresif (NARX) ve tipik ileri beslemeli geri yayinimli (NN) sinir ağları kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, bu ağların iyi bir performans gösterdiği görülmüştür. Yoğunluk değerlerinin tahmininde, NARX tipi sinir ağı NN'den daha iyi bir performans göstermişken kinematik viskozite değerlerinin tahmini için NN, NARX'tan daha üstün bir performans göstermiştir. İlave olarak, çoklu lineer regresyon (MLR) metodolojisi kullanılmış, kinematic viskozite ve yoğunluk için birinci dereceden lineer denklemler için beş bağımsız değişkenin katsayıları elde edilmiştirMaster Thesis Akrilonitril-bütadien-stiren Barit Kompozitlerinin Mekanik ve Termal Özellikleri(2017) Madkour, Salma Alı; Tirkeş, Seha; Tayfun, ÜmitGeniş uygulama alanlarına sahip olması nedeni ile akrilonitril-bütadien-stiren polimeri ile ilgili gerek mekanik gerek ise termal vb. özelliklerini geliştirmek adına çalışmalar halen devam etmekte. Yürütülen bu çalışmada akrilonitril-bütadien-stiren polimerine barit karıştırılarak kompozitler hazırlanmıştır. Hazırlıma sürecinde çift vidalı (aynı yönde dönen) mikro-karıştırıcı ve laboratuvar tipi enjeksiyon cihazı kullanılmıştır. Kompozitler hazırlanırken baritin kütlece oranları %5, %10, %15 ve %20 olarak seçilmiştir. Üretilen kompoiztler uygun test metotları ile karakterize edilmiştir. Bu testler çekme testi, darbe testi, dinamik mekanik analiz, erime akış indisi ve taramalı elektron mikroskobudur.Master Thesis Alkali Yakıt Hücreleri için Yarı-iç İçe Geçen Polietersülfon Kuaternize Nişasta Polimer Ağına Dayalı Anyon Değişim Membranı(2021) Almurumudhe, Osamah Kadhım Hılal; Güler, EnverZehirli emisyonlar olmadan güç üretmeye yönelik birçok etkili cihaz ortaya çıkmış ve geliştirilmiştir. Proton değişim membranlı yakıt hücresi (PEMFC) bu etkili cihazlardan biridir. Elektrokatalizör olarak platine tamamen bağımlı olması son derece rekabetçi olan pazardaki uygulamasını sınırlandırmıştır. Değerli olmayan metal katalizörün potansiyel kullanımı, anyon değişim membranlı yakıt hücresinin (AEMFC) yeniden dikkati çekmesini sağlamıştır. Anyon değişim membranı (AEM), AEMFC'nin kalbi olarak kabul edilir ve aynı zamanda AEM´lerin hazırlanması, bu yakıt hücrelerin geliştirilmesindeki en büyük zorluk olarak kabul edilmiştir. Yüksek iletkenliğe ve yüksek alkali direncine sahip anyon değişim membranların üretimi, bu alanda aktif bir araştırma alanı haline gelmiştir. Bu çalışmada, alkali yakıt hücreleri için iki tür anyon değişim membranı, basit ve yeni bir stratejiye göre tek aşamalı kuaternizasyon yöntemi ile üretilmiştir, Nişastanin kolin klorür ve epiklorohidrin ile kuaternizasyonu ̸ çapraz bağlanması ve ardından polietersülfon (PES) ile karıştırılması, iç içe geçen bir polimer ağıyla (IPN) sonuçlanmıştır. Birinci tip, 133.33 μm kalınlığa sahip gözenekli polieter sülfon AEM, % 376.7 su alımı ve % 5.3 şişmevi oranı sergilemiştir. İkinci tip ise, 55.48 μm ile yoğun polieter sülfon AEM, % 69.9 su alımı ve % 7.5 şişme oranı sergilemiştir. Karakterizasyon sonuçları, üretim rotamızın çok başarılı olduğunu ve üretilen anyon değiştirici membranlarımızın alkali yakıt hücresi uygulamaları için umut verici olduğunu doğrulamıştır.
