Search Results

Now showing 1 - 5 of 5
  • Master Thesis
    The Portrayal of the 'turk in Tamburlaine the Great and a Christian Turned Turk
    (2022) Topçu, Esra Nur; İzmir, Sibel
    Tarihte Türkler güçlendikçe hem korku hem de merak uyandırmışlardır. Erken Modern Dönem İngiliz Dramasında yazılan pek çok oyunda 'Türklük' kavramının işlendiği görülmektedir. Türklere yönelik bu algı ve merak, birçok oyun yazarının oyunlarında Türkleri yanlış tanıtmasına yol açmıştır. Bu tez, 16. ve 17. yüzyıllarda İngiliz tiyatrosunda Türklerin nasıl tasvir edildiğini incelemektedir. Bu çalışmada seçilen iki eser, Christopher Marlowe'un Tamburlaine the Great ve Robert Daborne'nun A Christian Turn'd Turk oyunu, Erken Modern İngiliz oyunlarıdır ve her ikisi de Türk karakterlerini ve tarihi unsurları içerir. Söz konusu iki oyun, Türklerin ve genel olarak Türk tarihinin nasıl taraflı bir şekilde tasvir edildiğini göstermektedir. Çalışmanın birinci bölümünde, Erken Modern İngiliz Tiyatrosunda Türklük algısının yanı sıra Osmanlı ve İngiliz İmparatorluklarının tarihsel geçmişleri ve aralarındaki etkileşimleri, ikinci ve üçüncü bölümlerde; Tamburlaine the Great ve A Christian Turn'd Turk adlı iki oyunun olay örgüleri ve ardından oyunların Türklerin nasıl ve hangi açılardan önyargı ile temsil edildikleri ele alınmaktadır. Ayrıca, incelenen oyunlara esin kaynağı olan Osmanlı İmparatorluğu ve imparatorluğun fetih politikasının kültürel arka planı da ele alınmaktadır. Bunun yanı sıra bu tez, topraklarını ve vatandaşlarını başka bir imparatorluğa ve dine kaptırma korkusu yaşayan İngiltere'de söz konusu korkudan kaynaklanan çelişkilere de odaklanmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    İngiliz Tiyatrosunda Postdramatik Eğilimler: Mark Ravenhill Oyunları
    (2014) İzmir, Sibel; Canlı, Gülsen
    Kendine özgü sanat formları olan drama ve tiyatro biricik olma durumlarına bakılmaksızın sıkça birbirinin yerine kullanılan kavramlar arasındadır. Hiç şüphe yok ki bu durum her iki sanat dalının da anlamlı bir varoluşa sahip olabilmek için birbirlerine ihtiyaç duymalarından kaynaklanır. Diğer bir deyişle, oyun metinleri sahnelendikleri zaman daha değerli hale gelirken aynı şekilde metinsiz bir tiyatro düşünmek neredeyse imkânsızdır. Alman bilim adamı ve kuramcı Hans-Thies Lehmann, drama ve tiyatro arasındaki bu ilişkiyi bir bağlama oturtmak ve yeniden değerlendirmek amacıyla ses getiren çalışması Postdramatik Tiyatro adlı kitabında yeni bir yapılandırmaya gitmektedir. Lehmann kitabında 1960'lı yıllara kadar batı tiyatrosunun dramanın boyunduruğu altında kaldığını öne sürer. Bu durum da kaçınılmaz olarak dramatik metnin ve oyun yazarının en son ortaya çıkan üründe otoriter bir pozisyon edinmesiyle sonuçlanmıştır. Lehmann, bu kökleşmiş hiyerarşik düzeni bozmak için, 1960'lardan bu yana batı tiyatrosunun tiyatro metnine, oyun yazarına, oyunculara, kostümlere, dekora vb. eşit yaklaşan tiyatro ürünleri üretme çabası içinde olduğuna inanır. Lehmann, kitabının tarihsel avangartlardan 20. yüzyılın sonlarına kadarki dönemi ele aldığı kısmında oyun yazarlarının özellikle gerçekçi ve doğalcı tiyatronun estetik kurallarından nasıl uzaklaşıp postdramatik tiyatronun ortaya çıkmasını nasıl hızlandırdıklarını anlatmaktadır. Lehmann, İngiliz suratına tiyatro yazarlarının da sahnede olan olaylardan ve şok taktiklerden dolayı kendini adeta saldırıya uğramış gibi hisseden seyirciyi ele geçirme yöntemleriyle Alman asıllı postdramatik tiyatronun ortaya çıkmasında etkili olduklarını söyler. İngiliz oyun yazarı Mark Ravenhill bu tarz yazarlardan biridir. Oyunlarında aşırı boyutlarda kullandığı fiziksel ve sözel şiddetten dolayı Ravenhill suratına tiyatronun öncülerinden biri olarak görülmektedir ve oyunları sıkça bu sanatsal hareketin ışığı altında incelenmiştir. Bu tez Ravenhill'in oyunlarına sadece içerik açısından bakmaya engel olmak ve oyunlarda hem içeriğe hem de forma eşit yaklaşabilmek için Lehmann'ın postdramatik tiyatro teorisinin kullanmaktadır. Çalışma, Ravenhill'in oyunlarında suratına tiyatronun sınırlarını aşarak dramatik ve postdramatik tiyatronun özelliklerini sergilediğini iddia eder. Tez, analizini Ravenhill'in Shopping and Fucking, Faust is Dead ve Pool (No Water) isimli oyunları üzerinden yürütmektedir. Bu yaklaşım oyun yazarının yapıtlarına sadece metin açısından değil, seyirci/sahne, oyun yazarı/yönetmen ilişkilerinin yanı sıra oyunlarda kullanılan sözel ve fiziksel şiddet, olay örgüsü, reji vb. gibi kavramları düşünerek teatral açıdan bakmamızı da sağlamaktadır. Anahtar kelimeler: Dramatik tiyatro, postdramatik tiyatro, Hans-Thies Lehmann, suratına tiyatro, Mark Ravenhill, Shopping and Fucking, Faust is Dead, Pool (No Water).
  • Master Thesis
    Tom Stoppard'ın Dramasındaki Tiyatro Unsurlarını Yaratmada Kullandığı Yaklaşımların Farklılığı
    (2004) Biçici, Sevilay; Vale, Marcia
    ÖZET Bu tezin amacı, 20. yüzyılın önde gelen drama yazarlarından biri olan Tom Stoppard'ın oyunlarında kendi döneminden önce yazılan oyunların konusundan ve/veya tekniğinden yararlanmasının yanısıra kendi oyunlarında kullandığı materyallerden de birden çok kez yararlanıp, oyunlarında kullandığı her türlü gösteri biçimini tiyatral bir kavram haline getirip, tamamiyle 'Stoppard' tadı bırakan oyunlarla karşımıza çıktığını vurgulamaktır. 1954 ve sonrasında, İngiliz Tiyatrosu dikkate değer bir değişim süreci içerisine girdi. Bu süreç içerisinde, sonraki yazarları da etkileyecek bir çok eser Londra'da sahnelenmeye başlandı. Bunların başında hiç kuşkusuz John Osborne'nın öfke ve Samuel Beckett'm Godot 'yu Beklerken eserleri gelir. Bu dönem sadece İngiltere'yi etkilemekle kalmayıp, İngiltere dışındaki sahnelerde de etkisini hissettirdi. Her ne kadar Stoppard'ı daha çok etkileyen Beckett olmuşsa da - özellikle Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler'de - Stoppard'ın oyunu bir çok yönden Beckett tiyatrosundan farklılık göstermektedir. Bu tezde Stoppard'ın Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler, Akrobatlar ve Travestiler oyunlarında kullandığı her türlü gösteri biçimini nasıl bir araya getirdiği ve bunları belirtilen oyunlarda tiyatral öğeler olarak nasıl kullandığı incelenmektedir. Bu tez bir giriş, üç ana bölüm ve bir de sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde dört alt başlık yer almaktadır. Giriş bölümünün ilk kısmında, I. ve II. Dünya Savaşlann'dan sonraki siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel değişiklikler ve bu değişikliklerin insanlar ve dolayısıyla da yazılan eserler üzerindeki etkisi hakkında kısa bir bilgi veriliyor.Giriş bölümünün ikinci alt başlığında, 1945 sonrasındaki İngiliz Tiyatrosu'nun gelişimine değiniliyor. Üçüncü alt başlıkda ise, 20. yüzyılın popüler akımı olan ve Beckett'ın eserlerinden sonra Stoppard'ın eserleri için de kullanılan Absürd Tiyatro' ya değinilmektedir. Dördüncü bölümde ise yazarın yaşamı ve eserleri tanıtılmakta ve Stoppard'ın oyunlarında kullandığı tiyatro öğelerinden kısaca bahsedilmektedir. Gelişme bölümünde ise; tezde savunulan düşünce, yukarıda bahsedilen oyunların kronolojik sıralamasıyla verilmektedir. Tezin sonuç bölümünde giriş ve gelişme bölümlerinde tartışılan konuların kısa birer özeti yer almaktadır.
  • Master Thesis
    Arnold Wesker'in İlk Oyunlarındaki Temel Etkiler
    (2004) Selimoğlu, Zeynep Rana; Vale, Marcia
    ÖZET Bu tezin amacı Arnold Wesker'in oyunlarında özellikle yer, karakter ve diyalogda bazı temel etkilerin görüldüğünü vurgulamaktır. Savaş sonrası dönemi oyun yazarlarından olan Wesker oyunlarında toplumda görülen değişiklikleri yansıtır. Wesker, döneminin yeni teknikleriyle ilgilenirken kendi kişisel yaşam deneyimlerinde de etkilenir. Bu tezde Arnold Wesker'in ilk eserlerinde görülen temel etkiler oyunlarından dördünde - Mutfak ve Wesker Üçlemesi: 'Şehriyeli Tavuk Çorbası, Kökler ve Kudüs 'ten Sözediyorum ' - incelenmektedir. Bu tez, bir giriş, iki gelişme ve bir de sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde üç alt başlık yer almaktadır. Giriş bölümünün ilk iki kısmında Wesker'in tiyatrosu için İngiltere'de 20. yüzyılın ikinci yarısında yer alan sosyal ve tarihsel edebi gelişmeler ve yenilenen naturalizm hakkında bilgi verilir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra sınıflar arası farklılar ortaya çıkar ve bu yüzden toplumdaki denge değişir. Toplumdaki bu değişimler edebiyatı da etkiler. Bu sebeple bu dönem yazarları toplumdaki hiyerarşik düzeni yeniden yapılandıran endüstri ve ekonomideki çalkalanmalarla başlayan orta sınıf ve işçi sınıfı arasındaki farklılıkları eserlerinde anlatırlar. Toplumun en üst düzeyindekilerin sağladığı iş imkanlarına bağlı kaldıklarından zor kalan kesim işçi sınıfı olmuştur. İngiliz Tiyatrosu'nda bu sorunlar dönemin oyun yazarları tarafından da incelenir ve Wesker da bu yazarlardan biridir. Üçüncü kısımda ise Wesker'in hayatıyla ilgili bilgi verilmektedir. Gelişme bölümlerinde yukarıda adı geçen oyunlar - birinci bölümde Mutfak ve ikinci bölümde Wesker Üçlemesi 'Şehriyeli Tavuk Çorbası, Kökler ve Kudüs'ten Sözediyorum' - temel etkiler esas alınarak detaylı bir biçimde incelenmektedir. Tezin sonuç bölümünde giriş ve gelişme bölümlerinde tartışılan konular kısa özet olarak verilmektedir. u
  • Master Thesis
    John Arden'ın Çavuş Musgrave'in Dansı ve Edward Bond'un Kuzeye Giden İnce Yol'unda epik tiyatro unsurları
    (2022) Yılmaz, Selin; İzmir, Sibel
    Bu tezin amacı John Arden'ın Çavuş Musgrave'in Dansı ve Edward Bond'un Kuzeye Giden İnce Yol oyunlarındaki epik tiyatro unsurlarının nasıl ele alındığını ve epik tiyatro konseptinin iki yazarın oyunlarına nasıl uyarladığını incelemektir. Tezin teori bölümünde bu tiyatro türünün ortaya çıkışı, geleneksel tiyatrodan hangi yönleriyle ayrıldığı, ele aldığı konular ve Bertolt Brecht'in geliştirdiği epik tiyatro unsurları ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Çavuş Musgrave'in Dansı ve Kuzeye Giden İnce Yol adlı oyunlardaki epik tiyatro unsurları açıklanmış ve oyunlarda epik tiyatro kavramının bu yazarlar tarafından nasıl ele alındığı incelenmiştir. Sonuç olarak Britanya'da epik tiyatronun en önemli temsilcileri olarak kabul edilen John Arden ve Edward Bond oyunlarında epik tiyatronun unsurlarından faydalanmışlardır. İki yazar da sosyal ve politik konuları ele alarak yabancılaştırma yöntemi ile seyirci üzerinde eleştirel bir bakış açısı oluşturmaya çalışmıştır. Edward Bond Kuzeye Giden İnce Yol adlı oyununda John Arden'dan farklı olarak kendisinin Aggro-Effect olarak tanımladığı bir unsur kullanmıştır. Bu unsur ile sahnede gösterilen şiddetin yarattığı şok ve saldırganlık gibi duygular üzerinden epik tiyatronun da oluşturmak istediği sorgulama sürecine seyirciyi yönlendirmeyi hedeflemiştir.