23 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 23
Master Thesis Savunma Sanayii Ekonomisinde Finansal Süreklilik(2025) Ünlü, Türkünaz; Yanık, ZekiYazar ve veri bilimi uzmanı Piyanka Jain'in, MIT Sloan'da 'Kuruluşlar İçinde Veri Okuryazarlığı Oluşturmanın Önemi' hakkındaki konuşmasında yer alan bu cümlesi, giderek artan uluslararası güvensizlik ortamında yalnızca askerî donanım ürünlerinin değil; aynı zamanda büyük ölçekli veri toplama, analiz etme ve bu analizleri karar süreçlerine entegre etme yetkinliğinin de rekabet avantajına büyük katkı sunduğunu göstermektedir. Bu bağlamda veri okuryazarlığı hem bireysel uzmanlık hem de kurumsal kapasite açısından kritik bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır. Savunma sanayiinde Ar-Ge ve Ür-Ge harcamaları, yenilikçi ürün ve teknolojilerin geliştirilmesinin yanında firmaların küresel rekabet içindeki konumlarını belirleyen stratejik birer kaldıraç işlevi görmektedir. Bu tür yatırımlar, firmaların teknolojik kapasitesini artırmakta; faaliyet kârlılığı (FAVÖK), bilanço dengesi ve gelir tablosu gibi temel finansal göstergeler üzerinden değerlendirildiğinde de operasyonel verimliliğin ve uzun vadeli finansal sürdürülebilirliğin doğrudan belirleyicisi hâline gelmektedir. Bu tez çalışmasında, farklı ülkelere ait savunma sanayii firmaları üzerinden yapılan analizlerle veri okuryazarlığı süreçlerinin sektördeki rolü incelenmiştir. 'Savunma Sanayii Ekonomisinde Finansal Süreklilik' başlıklı bu çalışma, savunma sanayii firmalarının finansal dayanıklılığını, yapısal dönüşümünü ve veri temelli karar alma becerilerini çok boyutlu olarak incelemektedir. Farklı ülkelerde faaliyet gösteren firmalar karşılaştırmalı olarak ele alınmış; bu firmaların finansal performansları, ArGe politikaları ve kurumsal yapılarına dair veriler üzerinden yürütülen analizlerle veriyle desteklenen yönetim anlayışının sektörel başarıya etkisi somut biçimde ortaya konmuştur. ii Sonuç olarak, günümüzün jeopolitik belirsizlikler, teknolojik dönüşümler ve ekonomik dalgalanmalarla şekillenen güvenlik ortamında, savunma sanayiinde yalnızca ürün geliştirmek yeterli değildir. Bu teknolojik ilerlemelerin; finansal sürdürülebilirlik, veri temelli stratejik planlama ve ölçülebilir performans göstergeleriyle desteklenmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bu tez, söz konusu dönüşümün etkilerini yalnızca işletme düzeyinde değil, aynı zamanda ulusal savunma politikaları ve endüstriyel özerklik bağlamında da ele almakta ve bu yönüyle disiplinler arası bir katkı sunmaktadır.Master Thesis Proje Yönetiminde Matriks Organizasyon ve Bir Örnek İnceleme(2002) Turhan, Ahmet; Eke, Ali Erkan167 ÖZET Proje yönetimi; projenin ortaya koyduğu fayda ve zararlardan etkilenen kişi veya grupların projeye yönelik gereksinim ya da beklentilerini karşılamak veya bunların üzerine çıkmak için bilgi, beceri, araç ve tekniklerin proje etkinliklerine uygulanmasıdır. Diğer bir değişle proje yönetimi, ortak bir hedefe yönelmiş, örgütlenmiş etkinlikler kümesinin özel yönetim yapı ve teknikleri kullanılarak yönetilmesidir. Bu hedefe yönelik sistemli örgütlenmenin, içinde bulunduğu yönetim disiplinleri ile ilişkilerini sağlam zeminlere oturtarak, proje yönetim ortamının analizini yapması gerekmektedir. Proje yönetimi başlangıç, planlama, yürütme, kontrol ve bitiş süreçlerinden oluşmaktadır. Bu süreçlerin yürütülmesi esnasında proje elemanlarının uygun şekilde koordine edilmesi ve proje kapsamı tanımlaması doğru olarak belirlendikten sonra, projenin zamanlama, maliyet, kalite, insan kaynaklan, iletişim, risk ve tedarik yönetim politikalarının belirlenmesi gerekmektedir. Bilgi birikiminin hızla artığı günümüz yönetim sistemlerine farklı bir bakış açısı getiren matriks organizasyon yapısında dikey basamaklarda fonksiyonlara göre, yatay basamaklarda ise mamul bazında bir bölümlendirme bulunmaktadır. Projede uzmanlığına gerek duyulan personel, bağlı bulunduğu fonksiyon bölümünden alınarak, projede görevlendirilir. Bu görevlendirilmeler tamamlandığında oluşan ikili fonksiyonel bağımlı organizasyon yapısı içinde proje yaşam evresi gerçekleştirimi sağlanarak proje süreci tamamlanır. Projenin gerçekleşmesinden sonra, bu personel, proje yöneticisi tarafından ilgili fonksiyon bölümüne çalışmasına geri gönderilir.168 Matriks organizasyon, işletme içinde yatay ilişkilere yer verme, uzmanlaşma, merkezkaç yapı, esneklik ve düşük standartlaşma özelliklerine sahiptir. Esnek bir özelliğe sahip olmasından dolayı, içinde bulunduğu çevre koşullarına daha kolay uyabilme olanağı taşır. Bununla birlikte; tepe yönetimi, önderlik sağlamayı gerektirmesi, çatışmalara açık olması, karışıklık ve düzensizlik yaratabilmesi, kararların gecikmesi, haberleşme, maliyet, işletmenin ayrıntılarla ilgilenmesi gibi sorunlar taşıyabilmektedir. İnşaat sektörü proje organizasyon yapılarının uygulanmasında sürekli yenilenme içerisindedir ve bunun sonucu olarak son yıllarda belli bir gelişme süreci içinde, yurtiçi ve dışında iş hacmini arttırmış ve teknoloji gerektiren işleri de yapabilir duruma gelmiştir. Ancak bu tür işleri zamanında başarmak ve uluslararası piyasa koşulları altında rekabet edebilmek için firmaların farklı uzmanlık alanlarında elemanları bir araya getirmesi, etkin proje organizasyon yapısı kurması ve bu iki yapının işlevselliğini sağlayabilmek için gerekli proje yönetim sistemi geliştirmesi gerekmektedir. Proje organizasyon ve yönetim sistemleri geliştirilirken bu sistemleri uygulayacak kuruluşların yapısal özellikleri, organizasyon yapısına ve uygulamayı yapacak personelin niteliklerine uygunluk sistemin başarısı için en önemli faktörlerdendir.Master Thesis Değişime Açıklık, Örgütsel Bağlılık ve İş Tatmini İlişkisinin Belirlenmesi: Bir Kamu Kurumu Çalışanları Üzerinde Araştırma(2020) Gül, Burçin; Tengilimoğlu, DilaverGünümüz koşullarında örgütlerin rekabet sağlayabilmeleri ve varlıklarını sürdürebilmeleri için değişim en önemli faktörler arasında bulunmaktadır. Bu bağlamda örgütler için değişime açıklık ve değişime açıklığı etkileyen unsurlar ön planda yer almaktadır. Örgütlerin rakipleri ile mücadele edebilmesi ve faaliyetlerine devam edebilmeleri için değişime açık olmaları kadar örgütsel bağlılık ve iş tatmini gibi unsurlar da ön plana çıkmaktadır. Örgütler açısından son derece önemli olan örgütsel bağlılık ve iş tatmini ilgi çeken ve üzerinde araştırmalar yapılmış kavramlar arasında yer almaktadır. Ancak literatürde bu iki kavramın değişime açıklık kavramıyla olan ilişkisine yer veren çalışmaya az sayıda rastlanmıştır. Bu eksikliği giderebilmek için çalışmada, değişime açıklık, örgütsel bağlılık ve iş tatmini arasındaki ilişkinin incelemesi amaçlanmıştır. Çalışmanın diğer amacı ise çalışanların değişime açıklık, örgütsel bağlılık ve iş tatmini düzeylerinin cinsiyet, medeni durumu, yaş, kurumda toplam çalışma süresi, kıdem, eğitim düzeyi ve kadro durumu değişkenlerine göre incelenmesidir. Araştırmanın evrenini bir Kamu Kurumunun Genel Müdürlük çalışanları oluşturmaktadır. Tesadüfi örneklem ile seçilen 451 çalışan araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler anket aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada Meyer ve Allen (1991) tarafından geliştirilen ve 18 ifadeden oluşan örgütsel bağlılığın üç boyutlu ölçeği, Hockman ve Oldhman tarafından geliştirilen iş tatmininin iki boyutlu ölçeği kullanılmıştır. Örgütsel değişime açıklık için, Dunham ve arkadaşları(1989) tarafından geliştirilen üç boyutlu bir açıklık ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS programı aracılığıyla geçerlilik, güvenirlilik, frekans, varyans, regresyon, korelasyon, t-testi, ANOVA ve Mann Whithey U testlerinden faydalanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre değişime açıklık ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişki anlamlı, pozitif ancak zayıf (R2=0.102) bulunmuştur. Değişime açıklık ile iş tatmini arasındaki ilişki de yakın sonuçlarla anlamlı, pozitif ve zayıf (R2=0.098) bulunmuştur. Örgütsel bağlılık ile iş tatmini arasındaki ilişki ise anlamlı, pozitif ve güçlü (R2=0.626) bulunmuştur. Ayrıca elde edilen sonuçlar doğrultusunda, yöneticilere örgütsel bağlılık, iş tatmini, değişime açıklık düzeylerini arttırabilmek için öneriler sunulmuştur.Doctoral Thesis Applications of Machine Learning Procedures on Data Envelopment Analysis(2023) Kurt, Şenol; Dinçergök, BurcuVeri Zarflama Analizi (VZA) ve Makine Öğrenmesi (MÖ), veriden anlam çıkarmayı amaçlayan ve yaygın olarak kullanılan iki metodolojidir. İki metodolojinin birlikte kullanıldığı çalışmalara ilişkin literatür incelendiğinde, genellikle MÖ algoritmalarının VZA metodolojisinin kısıtlarını aşmak için kullanıldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, bir MÖ algoritmasının VZA modeli kullanılarak birim ünite etkinliğinin değerlendirmesini geliştirmek için kullanılabilirliğini araştırmaktır. Bu tez, VZA üzerindeki MÖ prosedürlerinin uygulamalarını inceleyerek mevcut literatüre katkı yapmaktadır. ML algoritmaları ile bir VZA modelinden elde edilen etkinlik skorlarını tahmin etmeye yönelik daha önce yapılmış çalışmalar olmasına rağmen, bu çalışma, bazıları daha önce kullanılmamış olan ML algoritmalarını da kullanarak bu konudaki çalışmayı genişletmektedir. Karar ağacı tabanlı MÖ modelleri, hedef değişkeni tahmin etmede daha büyük etkiye sahip olan özellikleri belirleyebilir. Önceki çalışmalar, Karar Verme Birimi (KVB) verimliliğini etkileyen önemli değişkenleri belirlemek ve açıklamak için özellik önem skorlarını kullanmıştır. Öte yandan, yeni bir yaklaşım olarak, bu çalışma bir VZA modeli için bir ağırlık kısıtlaması olarak özellik önem sıralamasının kullanılmasını önermektedir. Önerilen yaklaşım, VZA modelinin bazı girdilere çok fazla ağırlık veren ve diğer girdilere sıfır ağırlık atayarak göz ardı eden bir sınırlamasının üstesinden gelmek için kullanılabilir. Bu yaklaşım gerçek bir veri seti ile kullanılarak VZA modelinin kalitesinin arttırdığı kanıtlanmıştır.Master Thesis Türkiye'de Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Elektronik Ticarete Bakışı: Ostim Organize Sanayi Bölgesi Açısından Bir Değerlendirme(2005) Yalçın, Can; Tan, Ayhan; Law; Law; LawÖZET Günümüzde internet tüm dünyada ve Türkiye'de sadece bir bilgi bankası değil, aynı zamanda bir iletişim aracı, reklam ve üretim ortamı.son yıllarda ise yeni bir ticaret aracı olarak kendini kabul ettirmektedir.Özellikle internet ortamında gelişen elektronik ticaret,tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de gündeme oturmuş, ancak çok yeni bir konu olması nedeniyle toplum ve işletmeler tarafından tam olarak algılanamamış ve anlaşılamamıştır. Dünyada, özellikle A.B.D. 'de başlangıçta hükümet internetin finansmanını sağlamış, ancak esas büyüme ve gelişme özel sektörün çabalarıyla gerçekleşmiştir. Elektronik ticaretin geliştirilmesi için tüm dünyada benimsenen temel ilke, bu alana özel sektörün öncülük etmesi ve kamu kesiminin bu sürece gerekli desteği vermesidir. Bilgi paylaşımında ve üretiminde büyük imkanlar sunan internetin, tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlanması ile internet üzerinden ticaret yaygınlaşmış ve 'Elektronik Ticaret' terimi daha fazla duyulmaya başlamıştır. Elektronik ticaret.özellikle KOBİ'ler için hayatta kalma, dış ticaretten pay alma ve rekabet edebilme konularında önemlidir. Esnek yapılarından dolayı müşteri beklentilerine hızlı adapte olabilecek KOBİ'lerin, büyük firmalara oranla E-Ticaret'te avantajlı konumda bulundukları düşünülmektedir. Dinamik yapıları olan KOBİ'lerin büyük firmalar karşısındaki en büyük dezavantajı olan uzak coğrafyalardaki pazar ve müşteriye erişememe sorunuda, Internet ile ortadan kalkmaktadır. KOBİ'ler, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için ticaretin belkemiğidir. KOBİ'lerin önemi, Bilgi Teknolojilerinin ve internet'in yaygınlaşması ve gelişmesi ile artmıştır. Aşağıda sıralanan etmenler KOBİ'leri hayati olarak etkilemektedir: ? Küreselleşme ? Ar-Ge faaliyetlerinin artması iv? Yeniliklerin ve Bilgi Teknolojilerinin öneminin artması ? Piyasa faaliyetlerindeki esneklik ? Kalite öneminin artması ? Müşteriye hizmette rekabetin artması ? Çevre şartları ndaki değişim ? iş yaşamı ve yerindeki değişimler ? Yönetim ve etiklerdeki değişiklikler KOBİ'ler bu etmenlere gerekli uyumu sağlayamazlarsa, bunlar firmalar için bir tehdit unsuru haline gelmektedir. Internet ve e-ticaret bu dinamiklerin KOBİ'lerde uygulanmasında ve uyumunda önem kazanmaktadır. Avrupa Birliği'ne girmenin eşiğinde olduğumuz şu günlerde ülkemizdeki KOBİ'lerin elektronik ticaret alanında dünyadaki gelişmeleri çok yakından takip etmeleri gerekmektedir. Bu araştırma.Ankara OSTİM Organize Sanayi Bölgesi'ndeki KOBİ'lerin internet teknolojileri ve elektronik ticarete geçiş potansiyelinin ne ölçüde olduğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır.Master Thesis Haftada Dört Gün Çalışma Sistemini Türkiye’deki Kurumlara Uygulanabilirliği ve Çalışan Motivasyonu ve İş-Yaşam Dengesine Etkisi(2025) Turgut, Buket; Tengilimoğlu, Dilaverİş motivasyonu, bir çalışanın işine duyduğu ilgi, bağlılık ve çaba düzeyini belirleyen temel faktördür. Motivasyonu yüksek çalışanlar, daha verimli, yaratıcı ve proaktif olurlar. İş motivasyonu, sadece bireysel performansı değil, aynı zamanda organizasyonel başarıyı da doğrudan etkiler. Motivasyonu artırmak için çalışanların işe olan ilgilerini canlı tutmak, onları ödüllendirmek ve gelişim fırsatları sunmak kritik öneme sahiptir. Bir diğer önemli konu ise iş yaşam dengesidir. İş ve özel yaşam arasında denge kurabilmek, çalışanların hem işlerinde hem de kişisel hayatlarında daha tatmin edici bir yaşam sürmelerini sağlar. Bu denge, tükenmişlik sendromunu önler, stres seviyelerini azaltır ve genel iş tatmini ile mutluluğu artırır. İyi bir iş yaşam dengesi, çalışanların yalnızca daha sağlıklı olmasına değil, aynı zamanda işlerine daha fazla odaklanmalarına ve verimli olmalarına da olanak tanır. Günümüzde, iş yaşam dengesi sağlamak adına esnek çalışma saatleri, uzaktan çalışma gibi uygulamalar daha fazla önem kazanmaktadır. Ayrıca, haftada dört gün çalışma gibi yeni düzenlemeler, çalışanların motivasyonunu artırmak ve iş tatminini yükseltmek adına büyük bir potansiyele sahiptir. Sonuç olarak, haftada dört gün çalışma modelinin çalışanlar üzerindeki olumlu etkilerinin gözlemlenmesi beklenmektedir. Bu model, çalışanlara daha fazla dinlenme ve yenilenme fırsatı sunarak, işlerine daha yüksek bir motivasyonla dönmelerini sağlar. Ayrıca, iş ve özel yaşam dengesini iyileştirerek hem bireysel hem de kurumsal performansı artırma potansiyeline sahiptir. Bu çalışma özel ve kamu sektöründe çalışanlar arasında yapılacaktır. Türkiye'de hangi alanda daha faydalı olacağı araştırılmak istenmiştir. Bu özet, iş motivasyonunun ve iş yaşam dengesinin önemini vurgularken, haftada dört gün çalışmanın bu dengeyi sağlamak adına potansiyel bir çözüm olarak sunulmasına odaklanmaktadır.Master Thesis Sermaye Yapısı Açısından Türk Medya Sektörünün Mali Karakteristikleri, Almanya ve İngiltere Uygulamalarıyla Karşılaştırılması(2002) Kesmeci, Yılmaz; Arslan, Mehmet173 ÖZET Medya sektörü diğer sektörlerden daha yoğun düzeyde ürünleri, hizmetleri ve çevresiyle yaşayan ve büyüyen bir sektördür. Sektör, bir yandan globalleşmenin itici gücü olurken, diğer tarafında bu olgudan büyük oranda etkilenmiştir. İletişime bağlı olarak gelişen medya ortamı radyodan-televizyona, mobil telefondan-internete, gazeteden-elektronik medyaya kadar geniş bir alanda faaliyet göstermektedir. İletişim ve medyanın gelişmesi bilişim sektörünü ortaya çıkarmıştır. Bilişim sektörü, medya sektörünün alt yapışım oluşturduğundan bu iki sektörü birbirinden ayırmak mümkün değildir. Bu özellikler dikkate alınarak, ulusal bazda yayın yapan bir televizyon kuruluşunun fonksiyonlarım yerine getirmesi için sahip olması gereken mali gücünün ne olması gerektiği incelenmiştir. Bu aşamada şirket varlık ve yükümlülükleri detaylı şekilde incelenirken sermaye yapısının oluşturulmasında mali araçların ne oranda bu yapı içerisinde yer alması gerektiği üzerinde özellikle durulmuştur. Halen faaliyette bulunan ve ulusal bazda yayın yapan yabancı kuruluşların mali yapısı da ele alınmıştır. Bununla birlikte ülkemizde ulusal bazda televizyon yayım yapan televizyon kuruluşlarının mali yapısı ele alınmıştır. Mali oranlan anlamlı hale getirebilmek için uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak görsel medya sektöründeki kuruluşların finansal yapılan ile ilgili tespitlerde bulunulmuştur. Sonuç olarak; yabancı ve yerli medya kuruluşlarının mali tabloları göz önünde tutularak, ülkemizde bağımsız bir görsel medya kuruluşu olabilmek için kuruluşlara! sahip olması gereken mali yapı hacmi ve bileşimi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Medyalar, Medya Sektörü, Televizyon ŞirketleriMaster Thesis Tüketici Satın Alma Karar Aşamasında Marka Sadakati Etkisi ve Kola Tüketicileri Üzerine Bir Uygulama(2005) Alsulu, Kazım Onur; Alkibay, SanemÖZET Güçlü bir marka kazandırdığı avantajlar nedeniyle işletmenin sahip olduğu önemli bir değerdir ve tüketici, üretici ve ülke ekonomisi açısından pek çok yararı bulunmaktadır. Üretici firmalar açısından markanın sahip olduğu değer, markanın hedef kitle içerisindeki tüketicilerin çoğunluğu tarafından satın almayı etkileyen güçlü çağrışımlarla hatırlanması ve tanınması dolayısıyla oluşan kalite algısı ve marka sadakatinden kaynaklanmaktadır. Markanın tüketici zihnine sayılan nedenlerle yerleştirilmesi şüphesiz etkin bir marka yaratma yaklaşımını gerektirmektedir. Marka yaratma, mamulün bir marka olabilmesi öncelikle markayı değerli hale getirmekten geçer. Son yıllarda pazara giren yeni kola markasının da tüketicilerce benimsenmesi, marka sadakatinin ne yönde geliştiği, hangi faktörlerin tüketicilerce önemsendiği sorusunu gündeme getirmiştir. Bu noktadan hareketle, kola türü ürünleri kullanan tüketicilerin marka sadakatini belirlemek ve sadakate etki eden nedenleri ortaya koymak bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, en yüksek sadakatin Coca- Cola markasına olduğu belirlenmiştir. Tüketicilerin sadakate yönelten en önemli nedenlerin başında ise ürünün tadının güzel olması, reklamlarının çekiciliği gelmektedir.Master Thesis Verimlilik Kavramının Tarihçesi ve Günümüz Yönetim Model ve Uygulamalarındaki Yeri(2003) Alp, Meltem; Eke, Ali ErkanÖZET Hizmet ve üretimde rol alan kaynakların etken kullanımı olarak tanımlanan verimlilik günümüzde kalkınmanın temel ölçütlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Verimlilik ilk bakışta sadece işletmelerle ilgili gibi görünse de temelde bireyden topluma kadar uzanan bir süreç içinde her düzey hayati öneme sahiptir. Bu nedenle verimlilik olgusuna tüm insan kaynakları ülke ekonomileri, sektörler, işletmeler ve bireyler düzeyinde bir bakış açısıyla yaklaşmak daha sağlıklı olacaktır. Verimlilik kurumsal boyutlarda; işletme verimliliği olarak ortaya çıktığı durumlarda da yine temelde insan tutum ve davranışların bir sonucudur. Verimliliği arttırma konusundaki çalışmalara öncelikle bireyden başlanmalıdır. Verimliliğin esası, kaynakların etkin kullanımıdır. Bu kaynaklar üretim kaynakları veya beşeri kaynaklar olabilir. Beşeri kaynaklardan insanın, daha etkin kullanılması ile işletme karlılığı artmakta ve bu da verimliliği arttırmaktadır. İnsanın etkin kullanılması anlayışı klasik yaklaşımda formal bir yapı içinde insan unsurunun makinalara ek olarak nasıl verimli kullanılabileceği olarak karşımıza çıkmıştır. Maddi olarak tatmin edilen insanın mekanik organizasyon yapısı içinde öngörülen şekilde davranması gerekliliği varsayılmıştır. Neo klasik yaklaşım, klasik yaklaşımdan farklı olarak, insan davranışı, grup davranışları informal organizasyon yapıları, bu yapıların güdülenmesi ile bireyin davranış ve tutumlarının iyi değerlendirilmesi sonucu verimliliğin arttırabileceğini savunmuştur. Gelişmeci bir düşünce olan verimlilik, varolan tüm sistemlerde sürekli gelişimi hedeflemektedir. Teknolojik gelişmeler, yoğun rekabet, yönetim organizasyon IIalanında yeni yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yeni yaklaşımlar yönetim tarzlarını derinden etkilemektedir. Bunun yanı sıra bilgisayar teknolojisinin gelişmesi ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşması ile birlikte yepyeni stratejiler ve işletim sistemleri ile yeni işletme kaynak planlama sistemleri geliştirilmiştir. Bu sistemlerde de amaç karlılığın arttırılmasıyla gelen verimlilik artışıdır. Kısaca, klasik çağlarda başlayan verimliliği arttırma çabaları çok değişik model, strateji ve işletim sistemleri ile günümüzün en önemli konuları içinde yerini almıştır. Bu konular verimlilik bakış açısı altında incelemeye alınmıştır. IllMaster Thesis Bağımsız Denetimde Örnekleme Yöntemleri(2016) Kaderoğlu, Özgül; Yanık, ZekiBağımsız Denetimde Örnekleme yöntemi kullanan denetçinin amacı; örneği seçeceği evren hakkında bilgi edinip, sonuçlara ulaşabilmek için makul bir dayanak oluşturmaktır. İstenilen sonuçların daha hızlı, daha az maliyetli ve daha güvenilir olabilmesi için de BDS 530 standardını kullanacaktır. Denetçi, denetim prosedürlerinin uygulanmasında denetim örneklemesi yöntemi kullanmak istediği durumda 'Bağımsız Denetimde Örnekleme' standardını kullanır. Bu standart denetçinin, denetim örneklemesini tasarlarken ve seçerken, uygunluk testleri ve maddi doğruluk testlerini uygularken ve örneklem sonucu elde ettiği sonuçları değerlendirirken, istatistiksel örnekleme yöntemi ve istatistiksel olmayan örnekleme yöntemlerini kullanmasını düzenler. Araştırmamız da başta BDS 530 No'lu standart olmak üzere,ulusal ve uluslar arası literatür kaynaklarından faydalanılmıştır.Çalışmamızda ulaştığımız sonuç;Denetçinin görüş oluşturabilmesi için incelemeye alacağı kalemleri seçerken hem istatistiksel hem de istatistiksel olmayan örnekleme yöntemlerini beraber kullandığı yönünde olduğudur.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

